Ankara BAM 23. HD 2021/1617 E. 2024/876 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2021/1617
2024/876
5 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2021/1617
KARAR NO : 2024/876
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/11/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/190 E.-2020/518 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müvekkilinin 2000 yılından bu yana davalı kooperatifte yönetim kurulu başkanı ve üyesi olarak görev yaptığını, 27.12.2015 tarihinde kooperatif bünyesinden ayrılan müvekkiline 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu m.56 /3-son fıkra 2 gereği ödenmesi gereken 01.01.2015-25.12.2015 tarihleri arasındaki huzur hakkının ödenmediğini, müvekkilince ödenmeyen huzur hakkı ve faizinin tahsili istemiyle Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2017/7080 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı kooperatif yetkililerince müvekkili ile ilgili Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinde 2016/796 E. sayılı dosyanın görülmekte olduğu, müvekkilinin eski yönetim kurulunda görevli olup yeni kurula eksik belge teslim ettiği gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, davalı kooperatif yönetim kurulu başkanınca huzur hakkı ödemesinin banka aracılığı ile yapıldığı dolayısıyla davacıya ödenmesi gereken huzur hakkı ödemesinin bulunmadığının kabul edildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili kooperatifin mevcut yönetiminin davacının kooperatif hesaplarından 2015 yılında 84.310,00 TL. para çektiklerini tespit ettiklerini, dolayısıyla huzur hakkı alacaklarını aldıkları kanaatine vardıklarını, eğer kooperatif defterinde huzur hakkı ödenmemiş gözüküyor ise zaten kooperatif defterini tutan veya muhasebeciye neyin nasıl işleneceği talimatını veren davacının bizzat kendisi olduğunu, davacının kendi tuttuğu ticari defterde kendisini alacaklı göstermesine ilişkin mücerret kaydın bir kıymetinin olmayacağını, davacının başkanı olduğu eski yönetim kurulunun mevcut yönetim kuruluna kooperatifin ticari defterleri ile muhasebe belgelerini tam olarak teslim etmediğini, davacı 2015 yılındaki huzur hakkını almamış ise kooperatif hesaplarından çektiği 84.310,00.TL'sını nerelere, hangi giderler için harcadığını yasal dayanak belgeleriyle ortaya koyması gerektiğini, davacının da içinde bulunduğu eski yönetim kurulunun 27.12.2015 tarihli genel kurulda ibra edilmediğini, davacının 2015 yılı huzur hakkı alacağını almadığının kabul edilmesi halinde davacının kooperatif başkanı olarak kooperatife verilen zararlardan diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olması hasebiyle davacının huzur hakkı alacağını, sorumlu olacağı kooperatif zararıyla takas ve mahsup ettiklerini savunarak, davanın reddine, davacının huzur hakkını almadığının belirlenmesi halinde ise ayrıntılarını açıkladıkları kooperatif zararlarının davacının huzur hakkı alacağından TBK'nın 139/11 maddesi hükmü uyarınca takası ve mahsubu talepleri dikkate alınarak davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere icra tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 01.01.2015- 25.12.2015 tarihleri arasındaki 12 aylık dönemde davalı kooperatifin yönetim kurulu üyesi olduğu, bu nedenle davaya konu icra takibinde talep ettiği huzur hakkı alacağının bulunduğu iddiası ile mahkememizde itirazın iptali davası açmış ise de mahkememizce yapılan yargılama sonunda mahkememiz tarafından da dosya kapsamına uygun bulunan, hüküm vermeye yeterli denetime elverişli ayrıntılı bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, davacı tarafın, davalı kooperatiften yönetim tasfiye kurulu üyeliği sıfatıyla alacağının bulunmadığı ve hatta tasfiye kurulunun diğer üyesi ... ile birlikte sadece 2015 yılında banka ve çek hesaplarından çektikleri kooperatif paralarından dolayı kooperatife 41.600,00-TL borçlu bulunduklarının tespit edildiği anlaşıldığından davacının davasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar davalı vekili de % 20 oranında icra inkar tazminatı talep etmiş ise de; davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davacının haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda kötü niyetli de olması gerekir. Davalı tarafından davacının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Koşulları oluşmadığından davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin huzur hakkı alacağının bulunduğunun tespit edildiğini ve mahkemece bu durumun kabul edildiğini, Ankara 23. Ceza Mahkemesinin 2016/796 E. sayılı dosyasında, davalı koooperatifin şikayeti üzerine içlerinde müvekkilinin de bulunduğu yönetime karşı "Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanmak" suçundan açılan davada defter ve belgeleri kasıtlı olarak yeni yönetime vermediklerinin sabit olmadığı belirtilerek beraatlerine karar verildiğini, beraat etmiş olan müvekkilinin muhasebe kayıtlarında intikali tespit edilemeyen bir miktar için haksızlığa uğradığını, müvekkilinin görevde bulunduğu döneme ait sadece bir yıllık huzur hakkını almadığını, davalı tarafından icra takibine itiraz dilekçesinde "yönetim kurulu başkanı tarafından kayıtlarımıza göre 6.000,00 TL değil 4.200,00 TL alacakları bulunmaktadır" diye beyanda bulunduğunu ve borcun bir kısmına itiraz ettiğini ve bu alacağın ise borçlara mahsup edildiğini beyan ettiğini, davalı tarafın müvekkilinin borcunu beyan edemediklerini ve müvekkili alacağını hangi borçlara mahsup ettiklerini belirtmediklerini, eğer müvekkilinin bir borcu var ise yönetimce bu borca yönelik yasal işlem başlatmak zorunda olduğunu, davalı kooperatif yönetim kurulu başkanının huzur hakkı ödemesinin banka aracılığı ile yapıldığını beyan ettiğini, dolayısıyla huzur hakkı ödemesi bulunmadığını kabul ettiğini, müvekkili tarafından kooperatif hesabından çekilen paraların kooperatif giderleri için harcandığını, müvekkilinin tasfiye kurulu üyeliğinden önceki ve sonraki dönemlerde kooperatife kesilen para cezaları ve borçlardan sorumlu olamayacağını, başka bir dava konusu olan borca yönelik bir alacağın mahsup edilemeyeceğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Dava, huzur hakkı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan 22.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda; "22.06.2014 günü yapılan genel kurul toplantısında ... ile birlikte tasfiye kurulu üyeliğine seçilen davacının, öncesinde yönetim kurulu üyesi olması bir yana, kendi döneminde tuttuğu yukarıda açıklanan 2014 yılı kayıtlarına göre, 2014 yılında hak ettiğinin üzerinde (3.600,00 /2=) 1.800,00 TL fazla huzur hakkı (aylık ücret) aldığı, 2015 yılında hak ettiği 500,00 x 12= 6.000,00 TL'den, fazla aldığı anılan miktarın mahsubu sonucu, 2015 yılı kapanış kayıtlarına göre 4.200,00 TL tutarında alacağının kaldığı anlaşılmaktadır.
Ancak, daha önce ilgili başlıklar altında incelenip tespit edildiği üzere, davacının 2015 yılında görevli olduğu süre içerisinde bankadan ve çek hesaplarından diğer üye ile birlikte toplam 78.590,00 TL tutarında para çektiği, bunlardan sadece 28.590,00 TL'yi kooperatif kayıtlarına intikal ettirdiği, kalan 50.000,00 TL'yi ise kooperatif kavıtlarına intikal ettirilmediği tespit edildiğinden, yine -Aralık 2015 ayı hariç- kendi tuttuğu kooperatif kayıtlarına göre almadığı görülen 4.200,00 TL'yi fazlasıyla almış olduğu, davalı kooperatiften alacağının bulunmadığı ve hatta tasfiye kurulunun diğer üyesi ... ile birlikte sadece 2015 yılında banka ve çek hesaplarından çektikleri kooperatif paralarından dolaylı kooperatife (16.160,00 + 22.110,00 + 11.730,00-4.200,00-diğer üye için de 4.200,00 =) 41.600,00 TL borçlu bulunduğu kanaati hasıl olmuştur." görüşü bildirilmiştir.
Buna göre bilirkişi tarafından davacı ...'ın ve dava dışı yönetim kurulu başkanı ...'ın 01.01.2015-25.12.2015 döneminde ayrı ayrı 4.200,00 TL. huzur hakkı alacağı olduğu belirlenmiş, adı geçenler tarafından banka ve çek hesaplarından çekildiği belirtilen tutardan huzur hakkı alacaklarının mahsubu ile kooperatife 41.400,00 TL borcu olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan; bilirkişi raporunda davacı ve dava dışı yönetim kurulu başkanı ...'ın dava konusu huzur hakkına konu dönemde hem davalı kooperatifin, hem de sitenin banka hesaplarından ve posta çeki hesaplarından paralar çektiği belirlenerek kooperatif ve site hesaplarından çekilen tutarlar hesaplanmış, kooperatifin hesabından çekilen 28.590,00 TL.'nin kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmesine karşın, kooperatifin posta çeki hesaplarından çekilen 22.110,00 TL.'nin ve sitenin banka ve posta çeki hesaplarından çekilen paraların kooperatifin kayıtlarına intikal ettirilmediği tespit ve görüşü bildirilmiştir.
Öte yandan; Dairemizin 2021/105 E. sayılı dosyası ile istinaf incelemesinde bulunan, davacı ile aynı dönemde yönetim kurulu üyeliği yapan ... tarafından, aynı taleplerle açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.09.2020 tarih ve 2018/192 E., 2020/483 K. sayılı kararında, davacının 6.000,00 TL. huzur hakkı alacağı olduğu ancak kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmeyen tutarlar yönünden davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle davalının takas def'inin kabulüyle davanın reddine karar verilmiş, davalı kooperatif vekilince huzur hakkı olarak belirlenen bu tutar yönünden istinaf yoluna başvurulmamıştır.
Buna göre İlk derece Mahkemesince, talep konusu dönem yönünden davacının 6.000,00 TL. huzur hakkı alacağı bulunduğunun kabulüyle, site yönetimi hesaplarından çekilen tutarın iş bu davanın tarafları yönünden konusu olamayacağı gözetilerek, sadece kooperatifin posta çeki hesabından çekilen ve kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmeyen tutarın 22.100,00 TL. olduğu, bu tutardan davacının da sorumlu olduğu gerekçesiyle davalının süresinde ileri sürdüğü takas def'inin kabulüne ve davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, "davacının davasını ispat edemediği" şeklindeki yanılgılı gerekçeye dayalı olarak aynı sonuca varılması doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını gerekçe yönünden düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine
II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.11.2020 tarih ve 2018/190 E., 2020/518 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 427,60 TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 80,75-TL harcın mahsubu ile fazladan yatan 346,85 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3). maddesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde İADESİNE,"
III-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
IV-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
V-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
05/06/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45