Ankara BAM 23. HD 2020/797 E. 2024/757 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2020/797
2024/757
15 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/797 - 2024/757
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2020/797
KARAR NO : 2024/757
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 13.01.2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/93 E., 2020/19 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından, dava dışı ... Mob. A.Ş.'ye ait işyerinin iş yeri paket poliçesi ile sigortalandığını, 04.08.2018 tarihinde şehir şebekesi temiz su hattının, sigortalı işyerine yakın bir noktadan patlaması üzerine, tazyikli suyun sigortalıya ait işyerini bastığını ve zarar meydana geldieğini, davalının şehir şebekesi temiz su hattının bakım ve onarımından sorumlu olduğunu, söz konusu hasarın davalıya ait su borusunun kopması/patlaması sonucu meydana geldiğini, bu durumun Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaye Daire Başkanlığı'nın tutanağı ile de sabit olduğunu, müvekkilinin poliçe muafiyeti ve sovtaj bedeli düşüldükten sonra 08.10.2018 tarihinde 23.450,00-TL ödemede bulunduğunu, bu nedenle ödeme miktarınca dava dışı zarar görene halef olduklarını, arabuluculuk için müracaat etmelerine rağmen anlaşamadıklarını belirterek 23.453,00-TL tazminatın 08.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müdürlüklerinin haber alma servisine 04.08.2018 tarihinde saat 06.03 sıralarında bina abone şube hattı arızası bildirdiğini ve ekiplerin müdahalesi sonrasında arızanın giderildiğini, kurumlarının Tarifler ve Abone Hizmetleri Yönetmeliğinin 20/4. maddesi gereğince "şube yollarının bakım ve onarımının idareye, korunmasının ise abonelere ait olduğunu, 20/7 maddesine göre ise şube yolunun bina parsel sınırının içerisinde kalan kısmında abonelerin ihmal veya kusurundan meydana gelebilecek hasarlardan idarenin sorumlu tutulamayacağını bu nedenle 3. kişilerin uğradığı zararları tazmin etmek zorunda kalır ise ihmal ve kusuru olan abonelere rücu edebileceğinin" düzenlendiğini, bu nedenle gerekli önlemlerin bina yönetimi tarafından alınması gerektiğini, söz konusu zarardan müvekkili idarenin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluklarını gereği gibi yerine getirdiğini, ayrıca söz konusu işyerinin iskan ruhsatının da araştırılması gerektiğini, müvekkilinin iskan ruhsatı olmayan yerlede meydana gelen zararlardan sorumlu tutulamayacağını, bölümlerin iskan ruhsatına uygun kullanılması gerektiğinin kanun gereği olduğunu, ayrıca su baskını olan yerin mimari projesinin dosyaya kazandırılması gerektiğini, zira ugulamada depo, kömürlük, sığınak vb. olan yerlerin bir şekilde mesken veya işyeri olarak kullanıldığının da gerçek olduğunu, böyle bir durumun bulunmasının işyeri sahibinin kusurunu oluşturacağını, bu durumda kendi kusuruna dayanarak tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...İtfaiye Daire başkanlığının raporuna, davalı tarafından yapılan arıza onarım tutanağına ve bilirkişiler tarafından yerinde incelemeye göre, dava dışı sigortalıya ait binanın önünde kaldırımda meydana gelen su patlaması neticesinde su baskını meydan gelmiş olup kaldırım üzerindeki su borusunda meydana gelen patlamada, meydana geldiği nokta itibariyle davalının sorumluluğunda olan kısımda kaldığı anlaşıldığı gibi, davalı tarafından su patlamasında kendisi dışında 3. Kişilerin kusuru bulunduğuna yahut patlamanın mücbir sebepten kaynaklandığına ilişkin delil sunmadığından, davalının sorumlu olduğu kısımda kaynaklanan arıza nedeniyle oluşan zararlardan davalının sorumluluğunun kabulü gerekmiştir. Davalı tarafından kazanın bina maliklerinin sorumlu olduğu kısımda meydana geldiği iddia edilmiş ise de, itfaye tutanağında su baskının bina önünde meydana geldiğinin belirlenmiş olması, arıza takip formunda arızanın "10" no'lu binanın önünde olduğunun ve yolda su arızası olduğunun belirtilmesi, çalışmanın kepçe, kırıcı vs kullanılarak yapılmış olmasına göre sayaç sonrası boru hattında olmadığı anlaşıldığından davalının bina maliklerinin sorumlu olduğuna ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Dava dışı iş yerinin iş yeri açma ruhsatının da bulunması karşısında, su basması nedeniyle oluşan zararlarını, sigorta poliçesi kapsamında ödeyen davacının halefiyet ilkesi çerçevesinde davalıdan talep edebileceğinin kabulü gerekmiştir. Alınan bilirkişi raporuna göre de dava dışı sigortalının zararları dosya içerisindeki fotoğraflara, ekspertiz raporuna ve dosyaya sunulan delillere göre uygun görüldüğünden davacının 08/10/2018 tarihinde yapmış olduğu 23.453,00 TL ödemenin rücuen davalından tahsiline..." karar verilmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Davacı şirketin sigortalısının işyerine suyun sızarak zarar gördüğü yerin bodrum katta bulunduğunu, gerekli önlem alınarak yatırımların yapılıp yapılmadığı hususunun kusurun değerlendirilmesi bakımından ödemli olduğunu;
Dava konusu yerin öncelikle iskan ruhsatının bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiğini, zira iskan ruhsatı olmadan ikamet edilen konutlarda veya dükkan olarak kullanılan yerlerde meydana gelen hasardan dairelerinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını;
Diğer taraftan ilgili belediyeden dava konusu yere ait tasdikli mimari projenin de istenmesi gerektiğini, zira planda depo, kömürlük, sığınak vb. olarak gösterilen yerlerin bir şekilde mesken veya işyeri olarak kullanıldığının gerçek olduğunu, böylesi bir durumun varlığı, konut veya işyeri sahibinin kusurunu oluşturacağından ve kimse kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini;
Baca bağlantısı çıkışına çekvalf denilen geri tepmeyi önleyici bir aletin takılmasının konut ve işyeri kullanıcılarına ait olduğunu;
Su baskınına ilişkin sadece davacı sigorta şirketinin ekspertiz raporunun bulunmasının zarar ile idari faaliyet arasında uygun illiyet bağının mevcudiyeti açısından kesinlikle yeterli olmadığını, bu rapora göre zararın varlığı ve miktarı ile sorumluluk hususlarının idare aleyhine yorumlanamayacağını;
Mahkeme kararına dayanak oluşturulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporun tamamının ekspertiz raporu kılavuz alınarak hazırlandığını, bu rapor doğrultusunda, bilirkişinin rapor tanzim etmesinin gerçeklikten yoksun olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, TTK m 1472 uyarınca, iş yeri paket sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, olay nedeni ile sorumlu olduğu belirtilen davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1. Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/93 E., 2020/19 K. sayılı dava dosyasında verdiği 13.01.2020 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
2. Alınması gereken 1.602,07. TL istinaf karar harcından, peşin alınan 400,50. TL harcın düşümü ile kalan 1.201,57. TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına.
3. Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.
4. HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.
15.05.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 16.05.2024
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19