Ankara BAM 23. HD 2019/659 E. 2024/71 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2019/659
2024/71
17 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2019/659
KARAR NO : 2024/71
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2018
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/315 E.-2018/909 K.
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA-DAVACI :
VEKİLİ :
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA-DAVALI :
Birleşen davada davacı mirasçıları vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Asıl davada davacı vekili 26.03.2010 tarihli dava dilekçesinde; davalı kooperatifin üyesi olan müvekkiline parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesi ile 1. ve 2. ihtarnamelerin gönderildiğini ancak ihtarnamelerde istenilen aidatın hangi aylara ait olduğunun açıkça gösterilmediğini, ihtarnamelerin 1163 sayılı yasanın 27. maddesine aykırı olduğunu, ihtarnamelerin usulüne uygun olarak müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davalı kooperatife aidat borcu olmadığını, kooperatifin 28.06.2009 tarihli genel kurulunda alınan kararlara itiraz ettiğini, Mahkemenin 2009/453 E. sayılı dosyası ile genel kurulun iptali için dava açıldığını, davalı kooperatifçe sadece genel kurul kararlarına itiraz edip mahkemeye başvuran üyeleri ihraç edildiğini, bunun Kooperatifler Kanununda belirtilen eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı kooperatif vekili; davacının ödenmeyen aidatları ve genel kurulda alınan karardan dolayı 6 eşit taksitte taksitlendirilen borcu olduğunu, 28.06.2009 tarihli genel kurulda alınan karara muhalefet şerhi bulunmadığını, Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmeye uygun olarak çıkarılan ve kendisine tebliğ edilen ihtarnamelere dayalı olarak ihraç edildiğini, ortaklar arasındaki eşitlik ilkesi gereği borcunu ödeme yükümlülüğünde olan davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili 27.10.2010 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin babasından devralmak suretiyle davalı kooperatifin üyesi olduğunu, davalı kooperatif yönetimi tarafından haksız olarak üyelikten ihraç edildiğini, müvekkilince açılan ihraç kararının iptali davasının devam ettiğini, müvekkilinin yıllardır oturduğu ve aidatlarını ödediği dairesinin kooperatif yönetimince ... isimli kişiye satıldığını, bu şahsın da yine muvazaalı olarak daireyi davalı ...'e sattığını, davalı ...'in müvekkilinin evinin tahliyesi için Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2010/1038 E. sayılı dosyası ile müvekkilinin babasına karşı tahliye ve ecrimisil davası açtığını, alıcıların daireyi görmediklerini ileri sürerek, davalı kooperatif yönetim kurulunun müvekkiline ait dairenin devrine ilişkin işlemlerin iptaliyle müvekkili adına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı ... ... süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde; dava konusu daireyi 03.03.2011 tarihinde tapuda satarak devrettiğini, bu davada taraf olmadığını belirterek, gereğinin yapılmasını istemiştir.
Birleşen davada dahili davalı ...; dava konusu taşınmazı emlakçı vasıtasıyla satın aldığını, sonradan evde kooperatif üyesi olan davacının oturduğunu öğrendiğini, daireyi tekrar emlakçıya iade ettiğini, tapuyu başka şahsa devrettiğini, tapu kayıtlarına güvenerek yaptığı satışta zararlı çıktığını, satış bedelinden bakiye alacağı olduğunu, davaya dahil edilmesine itiraz ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı kooperatif vekili ile dahili davalı ... Altıntay cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Öncelikle kooperatif genel kurulunun üyelerin ödemelerde gecikmesi halinde % 10 oranında faiz uygulanması gerektiği yönünde kararına göre 21/03/2011 tarihli ilk bilirkişi kurulunun raporunda ve 16/01/2018 tarihli bilirkişi kurulunun raporunda hesaplama yapılmıştır. Yargıtay 23. H.D.'nin yerleşik içtihatlarına göre, kooperatif ile üyeleri arasında sözleşme ilişkisi olduğu ve sözleşmede tarafların faiz oranını serbestçe belirleyebileceği ancak bunun TBK.'nun 120. maddesi kapsamında yasal faizin yüzde yüz fazlasını aşamayacağı belirtilmektedir. Bu çerçevede davacı için uygulanabilecek aylık gecikme faizi oranları, yasal faiz dikkate alınarak yıllar itibarı ile, faiz dönemleri ve yıllık faiz oranları ve yasal faizin yüzde yüz fazlası olarak oranlar ve aylık oranlar belirlenmiştir. Belirlenen faiz oranları cetveline göre, mahkememize açılan asıl dosyadaki davada uygulanması gereken yıllık yasal faiz oranının % 9, yasal faizin % 100 fazlasının % 18, aylık uygulanması gereken faiz oranın ise % 1,5 olduğu ve asıl dava dosyamızda dava uygulanması gereken faiz oranının aylık 1,5 olarak belirlendiği sonucuna varılmakla, uzman bilirkişi kurulundan bu konuda yeni bir rapor alınmıştır. 15/10/2018 tarihli bilirkişilerin ek raporlarında TBK.'nun 120. maddesi ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş uygulamalarına göre yapılan hesaplama uyarınca davacının davalı kooperatife olan gerçek borcunun 5.490,00 TL aidat borcu ile 158,95 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 5.648,95 TL olduğu bildirmişlerdir. Buna göre noter ihtarı ile davalı kooperatif tarafından davacıdan talep edilen 5.490,00 TL asıl alacağa 1.033,00 TL gecikme faizi uygulanmış olması, uygulanması gereken aylık %1,5 oranındaki gecikme faizinin üzerinde ve fahiş olması sebebiyle asıl dava dosyasında davacının davasının kabulü ile davalı kooperatifin davacının ihracına ilişkin kooperatif yönetim kurulunun almış olduğu 27/10/2010 tarih ve 223 karar sayılı ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Birleşen 2010/1155 Esas sayılı dava dosyasında dava, kooperatif üyelik hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Kooperatif tarafından yapılan konutların ortaklar adına tapuya tesciline karar verilebilmesi için, kooperatifte ferdileşmeye geçilmesi ve kooperatifin ferdileştirmeyi sağlamaması, ayrıca davacının hissesine yönelik tüm ödemelerini yapmış olduğunu, hiç bir edimi kalmadığını, aynı koşullarda bir üyenin yapması gereken tüm ödemelere eşit ödemede bulunduğunu kanıtlaması gerekir (Yargıtay 11. H.D. 12/10/2005 tarih ve 2004/12072 Esas 2005/9611 Karar sayılı emsal kararı). Yukarıda sözü edildiği bilirkişilerin benimsenen 15/10/2018 tarihli ek raporlarına göre davacının davalı kooperatife 5.490,00 TL aidat borcu ile 158,95 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 5.648,95 TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Davacının davalı kooperatife birleşen dosya dava tarihi itibarı ile ve halen borcu bulunduğuna göre bu durumda davacının adına tahsis edilen konutun tapusunun iptali ve adına tescilini isteme hakkı bulunmamaktadır.
Öte yandan davacı, davalı kooperatif ile ferdileştirme işlemi sonucu adına tapuya tescil edilen dava dışı ... arasında muvazaalı işlem yapıldığını ileri sürerek, eldeki davayı açmış; davalı ... ile dahili davalılar ... ve ... ise, taşınmazı tapu kaydına güvenerek ve iyiniyetle iktisap ettiğini savunmuştur.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988. ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke T.M.K.nun 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
Ne varki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim, bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı ilkeleri 08/11/1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Somut olayda; dava dışı ...'dan taşınmazı satın alan davalının ve davalıdan sonraki tesciller bakımından dahili davalıların koşullarının varlığı halinde TMK.nun 1023. maddesi koruyucuğundan yararlanacağı kuşkusuzdur. Dosya kapsamına göre davacı tarafından davalının ve dahili davalıların kötü niyetli olduğu da ispatlanamamıştır. Davalı ve dahili davalıların tapudan devir işlemi yapıldığı sırada davacının bu konutta oturuyor olması da başlı başına kötü niyeti ispata yetmez.
Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre davacını kooperatif üyelik hakkına dayalı tapu iptal ve tescil isteminde bulunabilmesi için hissesine yönelik tüm ödemelerini yapmış olduğunu, hiç bir edimi kalmadığını, aynı koşullarda bir üyenin yapması gereken tüm ödemelere eşit ödemede bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, ancak davacının halen davalı kooperatife borcunun bulunduğu gibi, davalının ve dahili davalıların dava konusu taşınmazı tapuda devir işlemleri sırasında iyi niyetli olmadıklarına ilişkin delil de bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla birleşen dava dosyasında davacının tapu iptali ve tescil talebine yönelik davasının reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin 27.10.2010 tarih ve 223 karar sayılı kararının iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Birleşen davada davacı mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. maddesinin son fıkrasında, "Haklarında üyelikten çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam eder." hükmünün yer aldığı, buna göre üyelikten ihraç kararı kesinleşmeyen üyenin yerine yeni ortak alınamayacağını, önceki ortağın ihraç kararı kesinleşmeden yerine yeni ortak alınmışsa bu ikinci karar yasa ve ivi niyet kurallarına aykırı bir karar olduğundan menfaat çatışması halinde önceki ortağın hakkının üstün tutulacağını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere ihraç kararının iptali davasının kesinleşmesi halinde kararın alındığı tarihten itibaren ortadan kalkacağını, davalı kooperatif yönetimi tarafindan henüz müvekkili hakkındaki ihraç kararı kesinleşmeden kur'ada müvekkiline isabet eden dairenin, usulsüz ve Kanuna aykırı şekilde kooperatife yeni üye kaydı yapılan ... adına ferdileştirme yapılarak devredildiğinin tapu kayıtları ile sabit olduğunu, dava konusu dairenin muvazaalı şekilde sürekli el değiştirdiğini, bu devirler satım gibi gösterilmiş olsa da muvazaalı olduklarının açık olduğunu, tapu siciline güven ilkesinden yararlanmanın amaçlandığını, 15.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili adına kur'a katılım listesine rastlanılmadığını ve bu hususta da iddiayı kanıtlayacak herhangi bir delil sunulmadığından bahsedildiğini, esasen dava konusu D2 blok 7 nolu dairenin müvekkiline çıktığını, müvekkili dava konusu evde oturmakta iken üyelikten ihraç edildiğini, kooperatif yönetimince ferdi tapuya geçilirken noter tarafından belirlenen kodlama sistemi değiştirilmiş olup kur'a çekiliş belgesinin tapuya verilmediğini, ilk malik ...'nın emsallerine göre çok az bir tutar 22.000,00 TL. ödeyerek müvekkili hakkındaki ihraç kararı kesinleşmeden, müvekkiline tahsis edilmiş taşınmazı hukuka aykırı olarak iktisap ettiğini, dava konusu taşınmazı alan maliklerin evi görmeksizin satın aldıklarını, müvekkilinin ödediği aidatların kooperatifçe hiçe sayılarak hukuka aykırı şekilde kur'a ile müvekkiline tahsis edilen dairenin 01.06.2010 tarihinde ferdileştirme sonucunda ... isimli kişi adına muvazaalı olarak tescil edildiğini, akabinde art arda 3-4 kişiye kötü niyetli olarak devirler yapıldığını, ...'nın ana sözleşmenin ortaklığa kabule ilişkin hükmündeki şartlar yerine getirilmeden üyeliğe alındığını, kooperatifçe ferdileşme için ana sözleşmenin 61 ve devamı maddelerine göre kesin hesap işlemlerinin yapılması gerekirken yapılmadığını, belli tutar ödeyenlere tapu verilmesi yolundaki genel kurul kararının da iptal edildiğini, bu durumda müvekkilinin kooperatife borcu olduğunun nasıl tespit edildiğinin meçhul olduğunu, iyiniyet konusunda son malike yemin teklif etme hakları hatırlatılmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesinin birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasına ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Birleşen dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesindeki hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşıldığından, davacı mirasçıları vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-
Asıl ve birleşen davada davacı ...'in 28.01.2018 tarihinde vefat ettiği anlaşılmış olup, gerekçeli karar başlığında davaya devam eden mirasçılarının yazılmamış olması HMK'nın 297/(2). maddesine aykırı olmuş ise de, aynı Kanunun 304. maddesi uyarınca bu yanlışlık Dairemizce düzeltilmiştir.
Somut olayda olduğu gibi, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak dava açan kişinin, şayet yargılama sırasında bu sıfatı sona erecek olursa artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Zira, bu husus dava koşulu olup, davacının bu sıfatının yargılama sonuna ve hükmün kesinleşmesine kadar devam etmesi zorunludur ve bu yön mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, birleşen tapu iptali ve tescil davası yönünden ayırma kararı verilerek asıl ihraç kararının iptali davasının bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre davacının üyelik durumu belirlenip buna göre birleşen tapu iptali ve tescil davasında davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken, tüm istemlerin birlikte incelenerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, asıl ihraç kararının iptali davasının kabulüne dair İlk derece Mahkemesi kararı istinaf edilmeksizin kesinleşmiş olduğundan bu yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir.
Kural olarak, kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilmesi için davaya konu edilen taşınmaza yönelik olarak davalı kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, hiçbir ediminin kalmadığını, diğer üyelerle eşit durumda olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik ilkesi gereğince, kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğundan, davacı ile aynı durumda olan birçok ortağa borca rağmen tapularının verilip verilmediğinin belirlenmesi gerekir.
Somut olayda İlk derece Mahkemesince, birleşen dava tarihi itibariyle davacının davalı kooperatife borcu olup olmadığı ve eşitlik ilkesi gereğince borcu olmasına rağmen diğer ortaklara tapularının verilip verilmediği araştırılmaksızın, bilirkişi raporunda davacının ihtarnamelerde belirtilen Ağustos 2009 tarihi itibariyle belirlenen borcundan bahisle, "Davacının davalı kooperatife birleşen dosya dava tarihi itibarı ile ve halen borcu bulunduğuna göre bu durumda davacının adına tahsis edilen konutun tapusunun iptali ve adına tescilini isteme hakkı bulunmamaktadır." gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davacı yönünden bu gerekçe eksik araştırmaya dayalıdır.
UYAP kayıtları kapsamından,
Davacı... tarafından aynı davalı kooperatif ve tapu malikleri aleyhine tapu iptali ve tescil talebiyle dava açıldığı, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2013 tarih ve 2011/336 E., 2013/171 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği,
Karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 28.01.2014 tarih ve 2013/7834 E., 2014/495 K. sayılı kararıyla diğer bozma nedenleri yanında "...davacının kooperatife borcu olup olmadığı, kooperatifin borçları bulunmasına rağmen, diğer ortaklara tapularını devredip devretmediği" hususunun da araştırılması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verildiği,
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.04.2016 tarih ve 2015/12 E., 2016/547 K. sayılı kararıyla, bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma sonucu "bilirkişilerce kooperatif kayıtları üzerinden yapılan incelemelerde borcu bulunmasına rağmen en az 39.000,00 TL - 42.000,00 TL civarında ödemesi bulunan kooperatif ortaklarına tapu devrinin yapıldığı, davacının ödediği miktar olan 29.367,00 TL civarında ödeme yapmış olan üyelere tapu devretmediği, kooperatifin genel uygulamasının bu yönde olduğu, dolayısı ile dava tarihi itibarı ile davacının davalı kooperatife borcu bulunduğundan, davacının bu dairenin tapusunun kendi adına tescilini talep edemeyeceği" gerekçesiyle davacının tapunun kendi adına tescili talebinin reddine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle kooperatif adına tesciline karar verildiği,
Karara karşı tapu maliki gerçek kişilerce temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 06.11.2018 tarih ve 2016/5721 E., 2018/5145 K. sayılı kararıyla hükmün onanmasına, 03.07.2019 tarih ve 2019/455 E., 2019/3218 K. sayılı kararıyla da karar düzeltme istemlerinin reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
Somut olayda 15.10.2018 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda; 1. ihtarname ile talep edilen Ağustos 2010 sonu itibariyle davacının davalı kooperatife 5.490,00 TL. asıl alacak, 158,95 TL. borcu olduğu belirlenmiş olup, bu ihtarnameye konu borcun büyük bir kısmını 28.06.2009 tarihli genel kurulda kararlaştırılan ara ödemeler oluşturmaktadır. Davacının da aralarında bulunduğu davacılarca açılan ve birleştirilen muhtelif davalarda 28.06.2009 tarihli genel kurulun ara ödemeye ilişkin kısmı da dahil olmak üzere genel kurul kararlarının iptali istenmiş, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2013 tarih ve 2011/62 E., 2013/52 K. sayılı kararıyla, bazı birleşen davaların HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davacı ...'in de aralarında bulunduğu davacılarca açılan birleşen davanın reddine, üyelik sıfatı kalmayan bazı davacılarca açılan davanın aktif husumet ehliyeti kalmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı bazı davacı ve birleşen davacılar vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 20.01.2015 tarih ve 2014/4933 E., 2015/322 K. sayılı kararıyla, davacıların temyiz itirazlarının reddine, üyelik sıfatı kalmayan davacılar yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı tarafça ihtarname ile talep edilen ve dayanağı olan genel kurulun iptali davasının reddine karar verilen borcun ödendiği ileri sürülüp buna ilişkin delil ve belge ileri sürülmemiştir. Davacının yaptığı ödemenin miktarı gözetildiğinde, emsal nitelikteki yukarıda özetlenen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.04.2016 tarih ve 2015/12 E., 2016/547 K. sayılı kararıyla tespit edilen, davalı kooperatifin en az 39.000,00 TL - 42.000,00 TL civarında ödemesi bulunan kooperatif ortaklarına tapu devrinin yapıldığı, daha az ödeme yapan üyelere tapu devrini yapmadığı yolundaki belirlemeye göre davacının adına tahsisli taşınmazın tapu devrini isteyemeyeceğinin kabulü gerekir.
Buna göre İlk derece Mahkemesince bu konuda araştırma yapılmamışsa da, emsal nitelikteki aynı kooperatif ile ilgili davalarda borcu olan ortaklara tapu devrinin yapılma koşulları ile ilgili belirlemeye göre davacının tapu devri isteyemeyeceğinin kabulü sonucu itibariyle doğru olmuştur.
Bu durumda Dairemizce, HMK'nın 353/(1)-b.2 ve 355. maddeleri uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesini düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı mirasçıları vekilinin istinaf sebeplerinin reddine,
II-Yukarıda (II)) nolu bentte açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/(1)-b.2 ve 355. maddeleri uyarınca, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.11.2018 tarih ve 2014/315 E., 2018/909 K. sayılı kararını gerekçesi yönünden DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-2014/315 esas sayılı asıl dava dosyasında verilen ihraç kararının iptaline dair karar kesinleşmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
- Birleşen 2010/1155 esas sayılı dava dosyasında davanın REDDİNE,
a-Birleşen dosyada alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 118,80 TL'nin mahsubu ile artan 308,80 TL'nin davacı mirasçılarından alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b-Birleşen dosyada davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
c-Birleşen dosyada davalılar ve dahili davalılar tarafından yapılan gider olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
d-Karar tarihindeki AAÜT'nin 2/(3). Maddesi uyarınca 17.900,00 TL.vekalet ücretinin davacı mirasçılarından alınarak davalı S.S. İğde Konut Yapı Kooperatifine ve dahili davalı ...'e ödenmesine,"
III-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubuyla kalan 383,20 TL.'nin davacı mirasçılarından alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
IV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
17/01/2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 18/01/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38