Ankara BAM 23. HD 2019/1262 E. 2024/67 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2019/1262
2024/67
17 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2019/1262
KARAR NO : 2024/67
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/03/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/450 E.-2019/320 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, 16.12.2012 tarihli "... Teslim Taahhütnamesi"ni imzaladığını ve bu taahhütname gereği kendisine G blok 23 nolu dairenin teslim edildiğini, davalının teslim taahhütnamesinde belirtilen borcunun 25.500,00 TL.'sini ödemediğini, davalı aleyhine Kayseri 3. İcra Müdürlüğünün 2013/8420 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve mesnetsiz itirazı üzerine icra takibinin durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin imzalamış olduğu taahhütname ile G blok 12. Kat 23 nolu daireyi toplamda 190.000,00 TL bedelle almayı taahhüt ettiğini, Kooperatifler Kanununun 23. maddesi gereğince yönetimin ortaklar arasında eşit davranmak zorunda olduğunu, aynı nitelikli dairenin bedelinin ve ortakların mali yükümlülüklerinin aynı olmak zorunda olduğunu, dairenin kesin maliyet raporu çıkarılmadan, ortağa usulüne göre tebliğ edilmeden borcun belirlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, ayrıca 16.12.2012 tarihli taahhütname gereği kooperatifin müvekkiline daireyi 30.08.2012 tarihinde teslim etmesi gerekirken 30.06.2013 tarihinde müvekkilinin eşine teslim ettiğini ve tapu kaydını da müvekkilinin eşine devrettiğini, kooperatifin taahhütname gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkilinin kooperatife 180.700,00 TL ödeme yaptığını, ayrıca geç teslimden dolayı taahhütnamenin 3.5 maddesi gereği bir yıllık gecikme için 7.500,00 TL kira alacağı bulunduğunu, müvekkilinin eşine teslim edilen dairenin abonelikleri yapılmadığı gibi yapı kullanım izin belgesinin de alınmadığını, tahhütnamenin 3.9 maddesinin son cümlesinin kooperatif ruhuna aykırı olduğunu, zira Kayseri'de bir dairenin elektrik, su ve doğalgaz aboneliği ve tapu masraflarının 8.500,00 TL tutmasının mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin kooperatif ortağı olduğu dikkate alındığında bu masrafların tamamının davacı kooperatif tarafından karşılanması gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin yersiz olduğunu, aksine davacının haksız takip yaptığını savunarak, davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, HMK 329/1 maddesi gereği müvekkili ile yapmış oldukları ücret sözleşmesi gereği 3.000,00 TL' nin davacıdan tahsiline, HMK 329/2 maddesi gereğince kötüniyetli davacının 5.000,00 TL'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Davalının, davacı kooperatifin ortağı (üyesi) olduğu açıktır. Mahkememizce bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın kooperatif ile üyesi arasındaki üyelik ödemelerin tamamlanıp tamamlanmalığına yönelik olduğu kabul edilmiştir. Taraflar arasında yapılan sözleşmede davalıya verilecek dairenin bedeli belirlenmiştir. Ancak davalının «peşin ve sabit» bedelle üye olduğuna yönelik bir genel kurul kararı alınmamıştır. Yargılamanın safahatı itibarı ile kooperatif ile ortak arasındaki alacak-borç ilişkisinin «Hak ve vecibelerde eşitlik» ilkesi çerçevesinde davalının, aynı projeye dahil olan diğer kooperatif ortakları kadar üyelik ödemesi yapması mı yoksa davalının imzaladığı taahhütnamede ödemeyi yüklendiği miktar kadar ödeme yapması gerektiği konusu üzerinde durulması gerekmektedir.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Taraflar arasındaki 16/12/2012 tarihli "... Teslim Taahhütnamesi" başlıklı sözleşmeye göre ... nolu dairenin davacı kooperatif tarafından üyeliği nedeniyle davalıya tesliminin, davalının da karşılığında davacı kooperatife 190.000,00 TL daire bedeli ile elektrik, su, doğalgaz, tapu vs. masrafları için 8.500,00 TL olmak üzere toplam 198.500 TL'yi ödemeyi taahhüt ettiği görülmektedir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme "sözleşmeye bağlılık" (ahde vefa) ilkesi uyarınca tarafları bağlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda da iradeyi sakatlayan haller konusunda yasal düzenlemelere gidilmiştir. Davalı bu sözleşmeyi imzalarken iradesini bozan hallerin olduğuna dair bir savunmada bulunmamıştır. Sözleşme serbestisi, sözleşmeye bağlılık ve ahde vefa ilkeleri nazara alındığında davacının elektrik, su, doğalgaz, tapu vs. masrafları için 8.500,00 TL alınmasının fahiş olduğu, Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi gereği ortaklar arasında eşit işlem yapma ilkesine aykırı davranıldığı ve kesin maliyet raporu çıkarılmadan borcun belirlenmesinin mümkün olmadığı savunmaları iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, karşılıklı olarak sözleşme ile hak ve yükümlülükler belli edildikten sonra taraflar arasında iradeyi fesata düşüren herhangi bir iddia bulunmadığı, davalının da sonradan kabul ettiği üzere davacı kooperatifin daireyi teslim edimini ifa ettiği de nazara alındığında sözleşmedeki miktar olan 198.500 TL'yi davacının davalıdan talep edebileceğini, davalı tarafından cevap dilekçesinde davacı kooperatife 180.700,00 TL ödeme yapıldığı iddia edilmesine rağmen bunun yasal delillerle ispat edilemediği, davacının 173.000,00 TL. davalı ödemesini kabul ettiği, buna göre davalının 25.500,00 TL borçlu olduğu, davalının davacıya cevap dilekçesinde ve yargılamanın diğer aşamalarında yönelttiği bir takas def'i bulunmadığından taahhütnamenin 3.5. maddesi gereği dairenin teslimi geciktiğinden bahisle 1 yıllık kira alacağı olduğuna ilişkin davalının iddialarının da bu dava kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yargılama sonunda dosya kapsamı ve toplanan tüm delillere göre; davalının davacı kooperatifin üyesi olduğu, taraflar arasında imzalanan taahhütname ile davalının davacı kooperatife 198.500 TL'yi ödemeyi taahhüt ettiği, karşılığında davacı kooperatifin daire teslimi edimini ifa ettiği davalı ortağın kooperatife toplamda 173.000,00 TL yatırmış olduğunu, kooperatif tarafından davalı ortağa ait daire için kesin hesap maliyeti çıkarılmadığı, davacı kooperatifin üyelere çıkartılan hesin maliyet hesabının içinde elektrik, su ve mesken masrafı dahil olmak üzere hesap çıkartıldığı, söz konusu giderler için ayrıca para talep edilmediği, davalı ortağın da aynı durumda olduğu, davalının davacı kooperatife ödenmeyen 25.000,00 TL daire bedeli borcunun bulunduğu....taahhütname ile kararlaştırılan takibe konu borcun likit olması..."gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının 25.500,00 TL asıl alacağa vaki itirazının iptaline, asıl alacak üzerinden yasal faiz işletilmek suretiyle icra takibinin devamına, %20 oranında icra inkâr tazminatına, koşulları bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı ve HMK'nun 329/2. maddesi gereğince tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece davacı tarafa tapu iptali ve tescil davası açması için süre verildiğini ancak Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/637 E. sayılı davanın sonuçlanmasının beklenmediğini, davanın sonucuna gerek yoksa niçin dava açtırılarak masraf yaptırıldığını, kooperatif yönetiminin ortaklar arasındaki eşitliğe riayet etmesi gerektiğini, aynı binada bulunan diğer üyeler aynı daireyi 150.000,00 TL'ye almışken müvekkilinden 198.500,00 TL istenilmesinin Kooperatifler Kanununa aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarında müvekkilinin davacı kooperatife herhangi bir borcu olmadığının tespit edildiğini, İlk derece Mahkemesinin sözleşme hükümlerini esas almasının hukuka aykırı olduğunu, kooperatif ortağı olan bir kişinin Borçlar Kanunu hükümleriyle yargılanarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına da aykırı olduğunu, zira genel kurul kararı olmadan ortağa ek mali yükler dahi yüklenmesine müsaade etmeyen kanunun devredışı bırakıldığını belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki taahhütname hükümlerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
HMK.'nın 353/(1). b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.741,90 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 426,93 TL'nin mahsubuyla kalan 1.314,97 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine,
-
Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
17/01/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, HMK'nın 353/(1)-a ve 362/(1)-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 18/01/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38