Ankara BAM 23. HD 2024/486 E. 2024/652 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2024/486
2024/652
30 Nisan 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/486 - 2024/652
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D İ R E N M E)
ESAS NO : 2024/486
KARAR NO : 2024/652
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Asıl ve birleşen davada:
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.02.2017 T., 2013/408 E., 2017/74 K. sayılı kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11.10.2022 T. ve 2018/516 E., 2022/1497 K. sayılı kararı ile hükmünün kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına dair verilen kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18.01.2024 T. ve 2022/5041 E., 2024/252 K. sayılı kararıyla bozulması üzerine HMK m. 373/3 uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Asıl davada davacı vekili, davacı şirketin ihale usulüyle çalışıp, temizlik hizmetiyle bir kısım sosyal hizmetler verdiğini, davalı ortaklıkla aralarında genel temizlik hizmeti sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin bitim tarihi 31.12.2012 olup, tekrar yenilenmediğini, ihaleyi başka firmanın aldığını, sözleşme gereği tüm yükümlülüklerin yerine getirilip, kesin kabul işlemlerinin yapılmasını hakedişleriyle teminat mektubunun iadesinin talep edildiğini, davalının sözleşmenin 36/1. maddesini öne sürerek halen aynı şekilde davalı kurum işyerinde çalışmasını sürdüren işçilerin kıdem ve ihbar tazminatları ödenmediği gerekçesiyle davacının borçlu gösterilmeye çalışılıp, sözleşme imzalanırken sunulan teminat mektubunun bozdurulacağını belirttiğini, davalının kötüniyetli davrandığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanma koşullarının belli olduğunu, temizlik işçilerinin kesintisiz aynı kurumda çalışmayı sürdürdüklerini, dolayısıyla iş akitleri sona ermediğinden kıdem ve ihbar tazminatına da hak kazanılamayacağını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ... Şubesi'nce düzenlenen 16.07.2012 tarih ve 7000129857 nolu 176.500,00-TL tutarlı kesin teminat mektubunun nakde çevrilmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına, davalıya işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarıyla, SGK primlerine ilişkin borçlu olunmadığının tespitine ve teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, teminat mektubunun nakde çevrilmesi sonucu elde edilen bedel ile işçilerin tazminatları ve hakediş miktarının ödendiğini, teminat mektubunun iadesi talep edilip, paraya çevrilmesiyle dava konusu teminat mektubunun hukuken mevcut olmadığını, dolayısıyla eda davası açılabileceğini, her iki tarafın tacir olup, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkta ticaret mahkemesinin görevli olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı ortaklık arasında genel temizlik hizmeti sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiği halde davalının hak edişlerinden haksız kesinti yapmış olması nedeniyle takip başlattıklarını ancak takibe davalının itiraz ettiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, müvekkili şirketin sözleşme gereğince davacı tarafça işçi alacaklarının ödenmemesi nedeniyle, müteselsil sorumluluk çerçevesinde hak edişlerinden kesinti yaparak işçi alacaklarını ödediğini, bu nedenle davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesi'nce "...Mahkemece yapılan yargılama sonunda, tarafların bildirmiş olduğu deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişiye ve sonrasında bilirkişi heyetinde tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya 18.11.2016 tarihli raporun hazırlandığı, söz konusu rapor mahkememizce değerlendirildiğinde her ne kadar davalı tarafından davacıya ait teminat mektubu ve son hakediş kesilerek 84 işçinin kıdem tazminatları ödenmişse de ihale bittikten sonra davacı şirket bünyesinde çalışan 84 işçinin yeni ihaleyi alan şirket bünyesinde de çalışmaya başladığı, Yargıtay'ın İş Dairelerinin yerleşik içtihadı gereği bu durumun iş yeri devri olarak yorumlandığı ve böyle bir durumda işe devam eden işçilerin kıdem tazminatı talep edemeyeceklerinin belirtildiği, zira bilirkişi heyetinin de bu yönde tespitte bulunduğu, bilirkişi heyetinin söz konusu tespitinin Yargıtay içtihatları ile uyumlu olması nedeniyle mahkememizce de kabul gördüğü ve bundan dolayı davalı tarafından kıdem tazminatına hak etmedikleri halde işçilere kıdem tazminatını ödemek amacıyla davacının 176.500,00-TL'lik teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksız olduğu anlaşılmış ve davacının teminat mektubuna yönelik talebinin teminat mektubunun paraya çevrilmesi nedeniyle istirdata döndüğünden 176.500,00-TL'nin paraya çevrildiği tarih olan 04.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davacıya iadesine, yine birleşen dosya yönünden değerlendirilme yapıldığında davacının hakediş miktarının 71.940,12-TL olduğu, söz konusu hakediş miktarından 16.275,00-TL tutarındaki yol ücretine ilişkin ödemenin düşülmesine, söz konusu bedel düşüldükten sonra geriye 55.665,12-TL kaldığı, söz konusu bedel yönünden davanın kabulüne, yine hakediş miktarı üzerinde uyuşmazlık olmadığından ve yine yol ücretleri hususunda da uyuşmazlık olmadığından birleşen dosyadaki alacağın likit bir alacak olduğu, bundan dolayı 55.665,12-TL'lik asıl alacak üzerinden davacı lehine inkar tazminatına..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Dava konusu kesintilerin davacı firma ile davalı kurum arasındaki sözleşme hükümleri çerçevesinde ilgili işçilerin alacak ve tazminatlarına istinaden yapıldığını, işçilerin bir kısmının yeni işveren altında çalışmaya devam ederken bir kısmının iş akitlerinin sona erdiğini, yani iş yeri devri teşkil edebilecek külliyen bir devrin söz konusu olmadığını;
Bilirkişi raporunda ... ve ...'nun işe iade davası açmış olduklarını, bu durumda dava henüz sonuçlanmadan davalı ... tarafından söz konusu işçilere kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmış olmasının doğru olmadığının belirtildiğini, bu sebeple de raporda hesaplama yapılırken söz konusu ödemelerin hesaba katılmadığını, söz konusu işçilerin işe iade davalarının ret şeklinde sonuçlandığını, dolayısıyla yeni bir hesaplama yapılması gerektiğini;
Müvekkili ile davacı şirket arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi çerçevesinde davacının işçisi olarak çalışan ve son işvereni davacı olan işçiler ... tarafından müvekkili ve davacı aleyhine kıdem-ihbar tazminatları ve işçilik ücretleri talebiyle davalar açıldığını, bu davalar kapsamında icra dosyalarına davacının muvafakatı ile halihazırda paraya çevrilmiş teminatından kesinti yapılarak ödeme yapıldığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda son alt işverenin işçi alacaklarından dolayı asıl işverene karşı tamamiyle sorumlu olduğunu, bu sebeple dosyalarına yapılan bu iki ödemenin de teminatın kalan miktarından mahsup edilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin hesaplanmasında da hata yapılmış olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B.A.M 23. HUKUK DAİRESİ KARARI :
Dairemizce 11.10.2022 tarihinde "...1-...davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine,
- ...Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği nedenlerin gerekçeli ve denetime elverişli olarak incelenebilmesi için dosya yeni bir bilirkişiye tevdi edilmiş, bu bilirkişi tarafından rapor dosyaya sunulmuştur.
Buna göre, asıl dava bakımından; teminat mektubunun iadesinin istendiği tarih ve dava tarihi itibariyle işçilerin iş akitlerinin feshedilmediği, aynı işyerinde çalışmaya devam ettikleri, işyeri devrinin ve kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığı, diğer yandan teminatın iadesi için işçilere kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği yolunda açık bir sözleşme hükmünün de bulunmadığı, dolayısıyla belirtilen tarihler itibariyle bu amaçla teminat mektubundan kesinti yapılmasının doğru olmadığı anlaşılmakla asıl davanın kabulüne karar vermek gerekmiş; birleşen davada da yol ücretleri düşüldükten sonra bakiye 55.665,12-TL yönünden talepte bulunulabileceği saptanmakla birleşen davanın da işbu miktar üzerinden kabulüne..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN TEMYİZ SEBEPLERİ :
Temyiz yoluna başvuran davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle:
Takibin dayanağının fatura alacağı olup, müvekkilinin hakediş şeklinde yüklenicinin ödemelerini yaptığını, faturaya konu alacaklar yargılamayı gerektirdiğinden ödemesinin yapılmadığını, nitekim yargılama sonunda ilk derece mahkemesi tarafından icraya konu olan alacağa yapılan itirazlarının kısmen iptal edildiğini, dolayısıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığını;
Öte yandan yükleniciden yapılan kesinti ve teminat mektubu tutarlarının işçilere kıdem tazminatı olarak ödendiğini, davacı yüklenici sözleşme ve mevzuat gereği alt işveren sıfatıyla çalıştırdıkları işçilerin çalışma dönemini kapsayacak şekilde kıdem tazminatından sorumlu olduğundan kurulan hükmün yerinde olmadığını;
Kaldı ki mahkeme hükmünün yerinde olduğu kabul edilse bile çalışmaya devam etmeyen ..., ... ve ...'a ortaklıkları tarafından kıdem tazminatlarının ödendiğini, bu ödenen tazminatların davacının teminat ve hakedişinden karşılanmasının yerinde olmadığının anlaşıldığını beyan ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARI :
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından 18.01.2024 tarih ve 2022/5041 E., 2024/252 K. sayılı ilamla "...1. Asıl dava, hizmet alım sözleşmesi için verilen teminat mektubu bedelinin istirdatı; birleşen dava aynı sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin kesin teminat ve ek teminatın geri verilmesine ilişkin 11.4.1. maddesinde taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Sigortalar Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından teminatların tamamının yükleniciye iade edileceği düzenlenmiştir.
-
Taraflar arasında işin yerine getirilmesine yönelik bir çekişme bulunmamakta, uyuşmazlık ihale döneminde çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatı alacaklarının doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
-
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşme ve şartnamede hüküm bulunmadığı takdirde işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
-
Dosya kapsamından, kıdem tazminatları davacı kurum tarafından ödenen 84 işçinin, yeni ihaleyi alan yüklenici şirkette çalışmaya devam ettiği ve dava dışı 87 işçinin kıdem tazminatlarının hesaplanarak davalı idarece işçilere ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı idare, işçilere bu kapsamda ödediği kıdem tazminatlarını davacı yüklenicinin çalıştırdığı süre ile sınırlı sorumlu olarak hak edişlerinden kesebilir; hak edişi söz konusu meblağı karşılamaya yetmezse teminat mektubunu iade etmeyebilir. Davacı yüklenici bu işçileri çalıştırdığı süre ile sınırlı olarak kıdem tazminatlarından sorumlu olup; bu kısımla ilgili hakedişlerinden yapılan kesintiler, hak edişi söz konusu meblağı karşılamaya yetmezse teminat mektubunun nakde çevrilerek dava dışı işçilere kıdem tazminatı ödemesi yapılması hukuka uygun olmakla birlikte bu kısım dışında kesintilerin yükleniciye iadesi gerekir.
-
Somut olayda dava konusu 176.500,00-TL teminat mektubunun nakte çevrildiği ve 71.940,12-TL'nin de davacının hak edişinden kesildiği böylelikle toplam 248.440,12-TL tutarında kesinti yapıldığı, yapılan bu kesintilerle dava dışı 93 işçiden, 87 işçiye kıdem tazminatı, yol ücreti; 6 işçiye sadece yol ücreti olmak üzere toplam 186.911,42-TL ödeme yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
-
Davacı yüklenici, dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olmak üzere kendi dönemine isabet eden kıdem tazminatı niteliğindeki işçilik alacaklarından sorumludur. İşçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli sebeplerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans niteliğindedir. İşçinin iş sözleşmesinin feshinde kıdem tazminatına hak kazanılması durumunda, iş yeri ya da iş yerlerinde geçen tüm hizmet sürelerine göre kıdem tazminatı hesaplanarak, daha önce avans olarak ödenen miktar kanuni faiziyle birlikte mahsup edileceğinden kıdem tazminatı ödenen dönemle ilgili yüklenicinin herhangi bir sorumluluğu kalmayacaktır. Bu kabulden hareketle, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde taraflar arasındaki sözleşmede açıkça işçilik alacaklarından davacı yüklenicinin sorumlu olduğu düzenlenmiş bulunduğundan, davalı kurumun iç ilişkide rücu hakkının bulunması nedeni ile kıdem tazminatını işçilere ödeyen davalı kurum tarafından davacı yüklenicinin hak edişinden kesinti yapılması ve teminat mektubunun nakde çevrilerek ödeme yapılmasının yerinde olduğunun kabulü gerekir.
-
Bu nedenle, davalı kurum tarafından işçilere ödenen kıdem tazminatı bedelleri de mahsup edilerek, bakiye bedel üzerinden karar verilmesi gerekirken; Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına.
.." karar verilmiştir.
HUKUKİ SEBEP VE DİRENME GEREKÇESİ :
-
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında menfi tespit. istirdat; birleşen dava ise aynı sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemlerine ilişkindir.
Dairemizce verilen karar Yargıtay 6. H.D. tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş ise de;
Yargıtay'ın işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklara bakan Dairelerinin, işçinin iş akdi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemelerin avans niteliğinde sayılması gerektiği yolundaki kararlarının, aralarında hizmet alım sözleşmesi bulunan ve aralarındaki uyuşmazlığın bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereken taraflar yönünden uygulanması mümkün değildir. Davalı üst işverenin; henüz hangi tarihte ve ne miktarda kıdem tazminatına hak kazanacakları belli olmayan işçilere kıdem tazminatı ödemesi yapması ve davacı üst işverenin kendi dönemine isabet eden kısmından sorumlu olduğu gerekçesiyle, hak edişlerinden kesinti yapıp teminat mektubunu nakde çevirmesi, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun düşmemektedir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiği tarihte, işçilerin iş akitleri feshedilmediği halde davacının davalı şirkete doğmuş bir borcu bulunmadığından kıdem tazminatı alacağının muaccel olmaması sebebiyle yapılan ödemenin haksız olduğu ve bu suretle bedelin davalı tarafından davacıya iadesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla önceki kararımızda direnilmesi gerekmektedir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Dairemizin 11.10.2022 tarih, 2018/516 E, 2022/1497 K. sayılı kararında DİRENİLMESİNE.
I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf başvurusunun esastan reddine.
II-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin eksik incelemeye yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile:
Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/408 E., 2017/74 K. sayılı dava dosyasında verdiği 07.02.2017 tarihli hükmünün kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına.
Buna göre:
"1-Asıl davada:
Davanın kabulü ile 176.500,00-TL'nin 04.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine.
Alınması gerekli 12.056,71-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 3.014,20-TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.042,51-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına.
Davacı tarafça yapılan 3.042,25-TL harç, 209,70-TL tebligat ve posta masrafı, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.251,95-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 28.240,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
2. Birleşen davada:
Davanın kısmen kabulü ile:
Davalı borçlunun Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2013/2709 E. sayılı takip dosyasında 55.665,12-TL'ye ilişkin itirazının iptaline. İşbu alacağa icra takip tarihi olan 18.02.2013 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, takibin bu koşullarla devamına.
Fazlaya ilişkin istemin reddine.
İ.İ.K. m. 67 uyarınca kabul edilen 55.665,12-TL üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminat tutarı olan 11.133,02-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine.
Davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine.
Alınması gereken 3.802,48-TL karar harcından peşin alınan 868,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.933,58-TL harcın davalı davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T uyarınca 16.275,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
Davacı tarafından sarf edilen 896,95-TL peşin harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine.
Davacı tarafça sarf edilen 938,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.200,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.138,00-TL yargılama giderinin 1.655,00-TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine. Kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına.
Davalı tarafça yapılan 18,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine.
Taraflarca yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine."
III-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine.
IV-Davalı tarafça sarf edilen 5.000,00-TL bilirkişi ücreti ile 943,50-TL tebligat gideri toplamı 5.943,50-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine.
V-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.
30.04.2024 tarihinde, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin yokluğunda, davacı vekili Av. ...'in yüzüne karşı, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 07.05.2024
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41