Ankara BAM 23. HD 2023/979 E. 2024/623 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2023/979
2024/623
24 Nisan 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/979 - 2024/623
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N
K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO : 2023/979
KARAR NO : 2024/623
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/04/2022
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/724 E.-2022/248 K.
ASIL VE BİR. DAVADA-
DAVACI :
VEKİLİ :
ASIL VE BİR. DAVADA-
DAVALI :
Taraf vekillerince; yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Asıl davada davacı vekili; müvekkili şirketin kimyevi gübre üretimi yaptığını, Tarım ve Orman Bakanlığı (Eski Unvanı: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) tarafından 6 Nisan 2017 tarihli Resmi Gazete'nin 30030 sayısında yayımlanan "Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ"in yürürlüğe girdiğini, Tebliğ'in 5. maddesi uyarınca düzenlenen 29.06.2018 tarihli Gübre Takip Sistemi Konulu Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü kararının müvekkili ile paylaşılarak gübre takip sistemi ile ilgili tüm işlemler bakımından davalı şirketin yetkilendirildiğinin bildirildiğini,
Bu Tebliğ ile gübrenin DNA Barkod ve karekod sistem ile takip edilmesinin kararlaştırıldığını, Gübre Takip Sistemi (GTS) ile gübrelerin paketleme aşamasında ürünün içerisine biyoteknolojik olarak uygulanan DNA Barkod ile kare kod/barkod etiketlerle eşleştirilmesinin yapılacağını, ürünlerin içerisine dahil edilecek olan DNA'ların ürünü organik olmaktan çıkardığı gibi insan sağlığını tehdit etme riski mevcut olup Anayasanın "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. ve "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini,
Tebliğ ve Kararın iptal edilmesi talebiyle kendilerince açılan davanın, Danıştay 10. Dairesinin 2019/10900 E.'na kayıtlı olarak görüldüğünü,
Tebliğ'in 5. maddesi uyarınca teknik düzenlemenin bizzat Bakanlık veya Bakanlıkça belirlenecek olan yetkililerce yapılacağının düzenlenmiş olmasına karşın, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından verilen Karar ile davalı .... A.Ş.'nin yetkilendirildiğini, davalının Karar tarihinden önceki ana sözleşmesinde tarım ve gıda sektörü ile ilgili doğrudan bir faaliyet alanı bulunmazken, Karar tarihi olan 29.06.2018 tarihinden sonra "gübre fabrikalarındaki üretilen ürünlerin barkodlama ve takip işlerini yapmak" olarak güncellendiğini, bu yetkilendirmenin Anayasa'nın "İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzel kişiliği" başlıklı 123. maddesi ile idarenin yetki ve görevlerinin düzenlendiği 124. maddesine aykırı olduğunu,
Tebliğ ile belirlenmiş faaliyetler bakımından tek bir şirketin belirlenmesinin Anayasa'nın "Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi" başlıklı 167. maddesine ve Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olan haksız rekabet ilkelerine de aykırılık teşkil ettiğini,
Davalının lisanslı yaklaşık 1272 adet şirkete makine ve otomasyon sistemleri kurması ve teknik servis hizmeti vermesinin zaman, ekip ve donanım olarak mümkün görünmediğini, binlerce şirket, mühendis ve çiftçinin tek bir şirkete mecbur bırakıldığını, dava konusu işlemle sınırları belirlenmemiş DNA barkod fiyat uygulamasının hakim durumun kötüye kullanılması sayılması gerektiğini,
Tebliğ'e konu edilen projenin çıkış noktası El Yapımı Patlayıcı (EYP) yapımında kullanılan nitrat bazlı gübrelerin takip edilmesi olmasına rağmen Tebliğin tüm gübreleri kapsayacak şekilde Resmi Gazete'de yayımlandığını, bunun başta çiftçiler olmak üzere tarım sektöründe aşılması yıllar alacak çok ciddi boyutta sorunlar oluşturduğunu,
Davalı tarafça taraflar arasında yapılmış bir sözleşme bulunmamasına rağmen düzenlenen 19 adet faturaya, 16.10.2019 tarihli 987.937,95 TL bedelli fatura hariç olmak üzere müvekkilince yasal süresi içinde itiraz edildiğini, davalının herhangi bir gerekçe göstermeksizin keyfi olarak uyguladığı program ortamında internet aracılığı ile uzaktan bağlantı yolu ile hem gübre üretici ve dağıtıcı şirketlerinin, hem de şirket bayilerinin bilgisayarlarına müdahale edebildiğini ve Sistem'i kapatabildiğini, müvekkilinin Sistem'in kapatılması tehdidi altında söz konusu faturayı kaydına almak zorunda kaldığını,
İleri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkilinin 16.10.2019 tarihli 987.937,95 TL bedelli fatura uyarınca borçlu olmadığının tespitine, bu faturaya istinaden yapılan 329.312,66 TL.'nin ödeme tarihlerinden itibaren değişken oranlarda avans faizi ile iadesine, müvekkili şirket sisteminde kurulu olan kare kod ve DNA barkod içeren işaretleyici takip sistemi ekranlarının müvekkili tarafından ödeme yapılmadığı gerekçesi ile davalı tarafça kapatılarak müvekkilinin ve bayilerinin gübre satışının engellenmesinin hukuka aykırı olduğunun tespitine, bu husustaki müdahalenin ve muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili; davacının dava konusu 987.937,95 TL tutarlı faturaya süresinde itiraz etmediğini, taraflar arasındaki mutabakata göre altı taksitte ödemeyi kabul ettiğini ve üç taksidini ödediğini, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını,
06.04.2017 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan "Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ" gereği T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ihale sonucunda, Bakanlık ile müvekkili arasında 07.07.2017 tarihinde DNA Barkod ile Gübre Takip Sistemi Kurulumu ve İşletilmesi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin imzalandığının Bakanlığın sitesinde yayınlandığı gibi tüm gübre üreticilerine de bildirildiğini, sözleşmede ve Bakanlık sitesi ve yazışmalarında müvekkilinin tek yetkili olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin 15. maddesindeki gizlilik koşulu nedeniyle bu sözleşmenin üretici firmalara verilemediğini,
Sözleşmenin 5. maddesi uyarınca belirlenen DNA Barkod ve karekod birim fiyatlarının ... tarafından kullanıcılara duyurulduğunu, Bakanlık sitesinde kullanıcıların ürettikleri gübrelere göre DNA Barkod fiyatlarının yayınlandığını,
Davacının ödediği ve ödemeye devam edeceği faturanın, kullandığı ve fiyatını tüketicilere yansıtıp bedelini tahsil ettiği, müvekkili tarafından davacının talebi üzerine üretilen ve davacıya teslim edilmiş olan DNABarkod/DNA Bandrollerinin ücreti olduğunu,
Davacının Tebliğ'in Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasının bu davanın konusu olmadığını, Tebliğ'in iptaline veya hukuka aykırılığına ilişkin karar verecek olanın Danıştay olduğunu, davacı tarafından tebliğin iptali için Danıştay 10. Dairesinin 2018/3935 esasında kayıtlı davanın açıldığını, anılan dairece davacının yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verildiğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12.06.2019 tarih 2019/662 sayılı kararı ile şartları oluşmadığı için davacının itirazının reddedildiğini, yasal düzenlemenin ayakta olduğunu,
Müvekkilinin verdiği hizmet karşılığı ücretini alamadığında sistemi kesmesi veya ürün vermeyi kesmesinin doğal olduğunu, T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile müvekkili arasında düzenlenen 07.07.2017 tarihli DNA Barkod ile Gübre Takip Sistemi Kurulumu ve İşletilmesi sözleşmesinin 11. 2. maddesinde, "Yüklenici ödeme yapmayan kullanıcılara DNA Barkod ve Karekod sağlamaz." denildiğini,
Davacının, ülkede gübrelerden yapılan patlayıcılarla yaratılan terörün, can ve mal kayıplarının önlenebilmesi için yapılan, yasal düzenleme ve yapılmış sözleşmeler ile kesinleşmiş düzenlemeye, Yargı kararları veya yasal yeni bir düzenleme ile iptal ettirilmediği sürece uyma zorunluluğunun bulunduğunu,
Davacı Bakanlık sitesinde yapılan ilanı görüp talepte bulunduğuna ve davalı tarafından bu talep kabul edilip DNA Barkod/DNA Bandrolleme işlemi yapıldığına ve davacı tarafından da kullanıldığına göre sözleşme ilişkisinin kurulmuş olduğunu, davacı tarafından inkâr edilmeyen mail yazışmalarının HMK 199 maddesine göre delil niteliğinde olduğunu, davacının müvekkil şirketten talep ettiği ve müvekkili şirket tarafından üretilmiş ürünleri teslim alıp, kullanıp, satış bedellerine yansıtarak tüketiciden tahsil ettiği bedeli müvekkiline ödemek istemediğini,
Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili; asıl dava dilekçesindeki açıklama ve iddialarını tekrar ederek; Tarım ve Orman Bakanlığı (Eski Unvanı: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) tarafından çıkarılan "Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ" ve bu kapsamda alınan Karar uyarınca gübre takip sistemi ile ilgili tüm işlemler bakımından davalı şirketin yetkilendirildiğini, davalının herhangi bir gerekçe göstermeksizin keyfi olarak, uyguladığı program ortamında internet aracılığı ile uzaktan bağlantı yolu ile hem gübre üretici ve dağıtıcı şirketlerin hem de şirket bayilerinin bilgisayarlarına müdahale edebildiğini ve Sistemi kapatabildiğini, davalı tarafından müvekkili şirketin ve bayilerinin ekranlarının yaratacağı milli riskler dikkate alınmaksızın 06.08.2019 tarihinde keyfi bir şekilde kapatıldığını, 09.08.2019 tarihinde açıldığını, müvekkilinin bu kısa sürede çok ciddi mali zarara uğradığını, ürün çıkışı yapamadığı gibi yeni sipariş de alamadığını, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu,
Davalının hukuka aykırı olarak sistemi kapatarak müvekkili şirketin saygınlığına ve ticari itibarına da ağır zarar verdiğini, bu nedenle müvekkilinin manevi zararlarını da tazminle yükümlü olduğunu,
İleri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000,00 TL. maddi, 100.000,00 TL. manevi tazminatın, sistemin kapatıldığı 06.08.2019 tarihinden itibaren değişken oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili; asıl davadaki cevap ve savunmalarını tekrar ederek, davacının müvekkili firmadan ürün almasına rağmen ürün karşılığı gönderilen faturalara itiraz ettiğini ve ödemelerini yapmadığını, asıl menfi tespit ve istirdat davasına konu 16.10.2019 tarihli faturanın davacı ile Kasım 2019 tarihinde varılan mutabakat neticesinde ödenmeye başlandığını, ilk ödemenin 08.11.2019 tarihinde yapıldığını, sistemin keyfi olarak kapatılmasının söz konusu olmadığını,
Müvekkili firmanın DNA püskürtmesi yapan makinasının, üreticinin dolum makinasına montajı yapılan bir makina olduğunu, ambalajlama aşamasında dolumu yapılan çuvala DNA püskürtüldüğünü, davacının sistemin kapatılmasından bahisle ileri sürdüğünün müvekkili merkezinden DNA Barkod Püskürtme eyleminin durdurulması olduğunu, davacının üretiminin durmadığını ancak DNA'sız üretilen gübrenin Tebliğ uyarınca satışının yasak olduğunu,
Bedelini tahsil edemedikleri hizmetin verilemeyecek olmasının olağan olduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen kimsenin karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyemeyeceğini,
Müvekkilince verilen hizmetin bir tekel hizmeti olduğunu, bu hizmetten yararlananların tarife uyarınca belirlenen ücretleri ödemelerinin gerektiğini, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile müvekkili arasında düzenlenen sözleşmenin 11.2. maddesinde, "Yüklenici ödeme yapmayan kullanıcılara DNA Barkod ve Karekod sağlamaz." dendiğini, iptal edilmediği ve yürürlükte olduğu sürece uygulanması gereken tebliğ ve sözleşme hükümlerine göre barkod bedelinden davacının sorumlu olduğunu,
Müvekkilinin Bakanlığa karşı projenin yürütülmesinde bir sorumluluğu olduğu kadar diğer gübre üreticilerine de haksız rekabet ortamı oluşturmamak gibi bir sorumluluğu olduğunu, ödemelerini düzenli yapan firmalar ile yapmayan firmalara aynı hizmetin verilmeye devam edilmesinin beklenemeyeceğini,
Davacının sistemin işleyişi ile ilgili eğitimlere katıldığını, bu eğitimlerde sistemin işleyişi, durdurulması halinde meydana gelecek sonuçların detaylıca anlatıldığını, sistemin kapatılmasına davacının kusurlu davranışının neden olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurlu davranışlarından kendisi lehine sonuçlar çıkartamayacağını,
Olayda BK'nın 58 maddesi koşullarının bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkide kusursuz sorumluluk esasının veya tehlike sorumluluğu kurallarının uygulanmasını gerektiren bir durum olmadığını, müvekkiline izafe edilebilecek kusurlu bir davranış olmadığını,
Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün 29.06.2018 tarihli duyurusu ile tebliğ uyarınca bütün gübrelerde ambalaj içinin DNA barkod, ambalaj dışının karekod ile etiketlendirileceği, bununla ilgili tüm iş ve işlemlerin ... San. Tic. AŞ tarafından yürütüleceği, gübre sektöründe faaliyet gösteren lisanslı gerçek ve tüzel kişilerin GTS'ye kayıt olmaları gerektiği bildirilmiştir. Davacıya kayıt zorunluluğu getiren uygulama idari işlem ile tesis edilmiştir. Duyurunun dayanağı olan Tebliğin iptaline yönelik açılan dava Danıştay 10. Dairesinin 2018/3874 E. 2020/3574 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dilekçesinde; tebliğ kapsamında sadece davalı ... San. Tic. AŞ'nin yetkilendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu, yetkilendirme işleminin haksız rekabet teşkil ettiği, konuya ilişkin teknik düzenlemelerin bakanlıkça yapılması gerektiği üçüncü kişinin yetkilendirilmesinin tebliğ hükmüne aykırı olduğu öne sürülmüştür. Yetkilendirmenin haksız rekabet teşkil ettiği iddiası bakımından; haksız rekabet TTK 54. maddesinde genel olarak tanımlanmış ve haksız rekabet teşkil eden eylemler TTK 55. maddesinde örnekseme yolu ile sayılmıştır. Haksız rekabet genel olarak; rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar olarak tanımlanmıştır. Somut uyuşmazlık bakımından; Gübre Takip Sisteminin kurulması ve işletilmesinde idari bir karar ile davalı şirketin yetkilendirilmesinin Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet teşkil etmediği kamu kurum ve kuruluşları eliyle yürütülmesi gereken bir hizmetin imtiyaz sözleşmesi ile özel teşebbüs eliyle yürütülmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
06.04.2017 tarihli RG’de yayımlanan 2017/7 sayılı "Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ’i" 5. maddesinde, DNA Barkot sisteminin kurulum ve işletilmesinin Bakanlık tarafından yapılacağı veya yaptırılacağı düzenlenmiştir. Kamu hizmetinin imtiyaz sözleşmesi ile tekel hakkı tanınan bir özel teşebbüse gördürülmesi mümkündür. Bu kapsamda davalı ... ile Bakanlık arasında imzalanan sözleşmenin imtiyaz sözleşmesi niteliğinde olduğu ve dayanağının Tebliğin 5. maddesi olduğu söylenebilir. İmtiyaz sahibinin ücret alma hakkı bulunmakta olup ancak söz konusu hizmetten alınacak ücret esas itibariyle idare tarafından belirlenmelidir. Nitekim idare ile davalı ... arasında imzalanan sözleşmenin 5. maddesinde birim fiyatlar belirlenmiş olup davalının fiyat belirleme yetkisinin olmadığı anlaşılmıştır.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün 29.06.2018 tarihli duyurusu ile yetkilendirilen davalı şirket tarafından gübre takip sisteminin kurulması ve işletilmesine ilişkin çalışmalar kapsamında sağlanan hizmetten davacının yararlandığı, davacı tarafından davalıya ürün siparişi verildiği, verilen siparişlerinin davalı tarafından yerine getirildiği, fatura içeriğindeki mal ve hizmetin davacıya teslim edildiği fatura bedelinin bir kısmının ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davacı Tebliğ uyarınca ürünlerine DNA markeri koymak ve bu DNA ile eşleştirilmiş etiketi de ürün ambalajına yapıştırmak zorunda olup, taraflar arasındaki ilişki davacının özgür iradesiyle girdiği bir sözleşme ilişkisi değildir. Bu çerçevede davalı tarafından kesilen 16.10.2019 tarih ve 987.937,95 TL bedelli faturanın tebliğ ve imtiyaz sözleşmesi hükümlerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.
Davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve dava konusu olan 16.10.2019 tarih ve 987.937,95 TL bedelli faturanın ürünlerin içine konulacak DNA ile eşleştirilecek ve ürünün ambalajına yapıştırılacak olan bandrollere ilişkin olduğu, davacı tarafça davalıya gönderilen e-postada 987.937,95 TL tutarındaki faturanın vade farksız olarak 6 taksitte ödeneceğinin belirtildiği, ilk iki taksitin davadan önce, üçüncü ve diğer taksitlerin davadan sonra ödenerek fatura borcunun kapatıldığı, ödemelerin ihtirazı kayıtla yapıldığı anlaşılmıştır.
Davalı ile idare arasında imzalanan sözleşmenin eki idari şartnamenin 1/c maddesinde sözleşme konusu hizmete dahil olan hususlar 8 madde halinde sayılmıştır. Yine idari şartnamenin 2. maddesinde sözleşme kapsamında yüklenicinin yerine getireceği tüm yükümlülüklerin maliyetinin satışı yapılacak olan DNA barkod bedelleri ile karşılanacağı, 5. maddesinde üreticilerin kendileri için üretilmiş DNA barkotları ve karekodları sözleşmenin tarafı olan yüklenici ile sözleşmede anlaşılan bedel üzerinden satın alacakları, karekod oluşturma ve kodlama için ayrı ücret ödenmeyeceği öngörülmüştür. Mahkememizce alınan 09.02.2021 tarihli bilirkişi raporu ve 25.10.2021 tarihli ek raporda; Davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve dava konusu olan 16.10.2019 tarihli "206.075 adet A tipi 60x60mm DNA Bandrol 25-50 kg, 129.695 adet A tipi 60x60mm DNA bandrol 25-50 kg, 96.397 adet B tipi katı 10-50 kg DNA bandrol" açıklamalı 987.937,95 TL bedelli 1 adet faturanın tebliğ ve imtiyaz sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu, fatura bedelinin ... tarafından duyurulan birim fiyatlara uygun olduğu, faturadaki ürünlerin idari şartnamede bedele tabi ürünler arasında sayıldığı, bu nedenle davacı vekilinin 987.937,95 TL bedelli fatura uyarıca borçlu olunmadığının tespiti, bu faturaya istinaden yapılan 329.312,66 TL'nin tahsili talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir.
Gübre Takip Sisteminin davalı tarafından kapatılarak davacının gübre satışının engellendiği, bu suretle davacının üretim kaybı yaşadığı iddiası bakımından yapılan değerlendirmede; davalı ... AŞ’nin Tarım ve Ormancılık Bakanlığı ile imzaladığı imtiyaz sözleşmesinin 11.2 maddesinde; bakanlıkça belirlenen birim fiyatlara uygun ödeme yapmayan kullanıcılara DNA Barkot ve Kare kod sağlanmayacağı düzenlenmiş olup bunun dışında davalının Gübre Takip Sistemini kapatma gibi bir yetkisinin bulunmadığı, oysa davalının (b.kişi raporundaki tespit ve değerlendirmeye göre) 05.08.2019 - 09.08.2019 tarihleri arasında davacının Gübre Takip Sisteminden yararlanmasını engellediği, bu nedenle davacının gübre ürünlerinin bayilere sevkiyatını ve satışını engellediği belirlenmiştir. Konuyla ilgili bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde sistemin satışa kapatılmasının sevkiyatları engellediği, davacı firmanın önceden aldığı barkodlar ile üretime devam etmesinin önünde bir engel bulunmadığı, ürünü depoya alarak sonradan satış yapma imkanının bulunduğu, sistemin kapalı olduğu tarihler arasında davacının üretim kaybı yaşamadığı, sistemin kapalı olduğu dönem ile bunun öncesi ve sonrası sipariş tonajlarında farklılık bulunmadığı, sistemin davalı tarafından kapatılması ile oluşan zararın sevk ve teslimatın gecikmeli olarak yapılması nedeniyle sistemin kapalı olduğu süre kadar paradan mahrum kalma zararı (paraya geç kavuşma zararı) olarak nitelendirileceği, paradan mahrum kalma zararının ise avans faiz oranına göre hesaplanacağı, sistemin kapalı kaldığı dönem içinde sevki planlanan ürünler ve bedelleri üzerinden yapılan hesaplamada davacının zararının 16.460,84 TL olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde davacının belirtilen dönemde üretim kaybı yaşamadığı, sistemin kapalı olduğu dönem öncesi ve sonrası sipariş tonajlarında farklılık bulunmadığı anlaşılmakla sistemin kapalı olduğu süreye ilişkin davacının zararının bu süreye ilişkin siparişlerin geç teslimi nedeniyle paraya geç kavuşma zararı olarak değerlendirilmesi gerektiği, belirtilen dönemlerde alınan sipariş tutarları üzerinden hesaplanan zararın 16.460,84 TL olduğu, davacının bunun dışında üretim kaybı adı ile talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır.
Manevi tazminat istemi bakımından davalı ... AŞ’nin idare ile imzaladığı imtiyaz sözleşmesi ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün 29.06.2018 tarihli duyurusu ile tebliğ uyarınca yetkilendirilen davalı ... San. Tic. AŞ tarafından tebliğ ve İmtiyaz Sözleşmesi hükümlerine aykırı olarak Gübre Takip Sisteminin davacı tarafından kullanımının engellenmesinin davacının üretim kaybına yol açmadığı, davalının bu eyleminin davacının ticari itibarını ve kişilik haklarını ne yönde zedelediğinin davacı tarafından somut olarak ortaya konulamadığı bu eylemin davacı yararına manevi tazminat ödenmesini gerektirir durum ve sonuç oluşturmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Çekişmenin giderilmesi istemine ilişkin uyuşmazlığın para ile ölçülebilir nitelikte olmadığı gözetilerek, (4.HD 2010/7623 E. 2010/8250 K.) davacı yararına nispi değil, maktu avukatlık ücreti takdir edilmiştir." denilerek, asıl davada; 16.10.2019 tarih, 987.937,95 TL bedelli fatura nedeniyle menfi tespit isteminin davadan sonra ödeme nedeniyle istirdata döndüğü nazara alınarak, ödenen fatura bedelinin davalıdan tahsili isteminin reddine, Gübre Takip Sistemi'nin davalı tarafından tek yanlı olarak kullanıma kapatılması eyleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile bu suretle oluşan çekişmenin davacı yararına giderilmesine, birleşen davada; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 16.460,84 TL'nin davalıdan tahsiline, alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteminin reddine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, beyanlarının ispatı yönünden tanık dinlenmesini ve müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, ancak tanıkları dinlenmeden ve oluşturulan ara karara rağmen ticari defterlerin incelenmeden karar verildiğini,
İlk derece Mahkemesince delilleri tam toplanmadan alınan bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli olmadığını, raporda esas dava ve maddi tazminat tutarı yönünden hatalı tespitlere yer verilmesinin dosyanın yeterince incelenmediği kanaatini oluşturduğunu, bilirkişilerce ödemesi yapılan fatura bedellerinin iadesi talepleri ile ilgili herhangi bir tespitte bulunulmadığını,
16.10.2019 tarih ve 987.937,95 TL bedelli faturanın kaynağı olan 2017/17 Sayılı Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ'in iptali talebiyle müvekkilince açılan davanın Danıştay 10. Dairesi'nde 2019/10900 E. sayı ile derdest olduğunu, dosya kapsamı ve bilirkişi raporunda yer alan tespitler gözetildiğinde işbu davada verilecek kararın, doğrudan Danıştay'daki davanın neticesine bağlı olduğunu, İlk derece Mahkemesince HMK'nın 165. maddesi uyarınca Danıştay'daki davanın bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini,
İlk derece Mahkemesinin gerekçeli kararında asıl davaya ilişkin olarak; "Davacı vekilinin davaya konu 16.10.2019 tarih, 987.937,95 TL bedelli fatura nedeniyle menfi tespit istemi davadan sonra ödeme nedeniyle istirdata döndüğü nazara alınarak ödenen fatura bedelinin davalıdan tahsili talebinin reddine" dair gerekçesinin hatalı olduğunu, ödemenin yapılmış olması durumunda davanın otomatik olarak istirdat davasına dönüşeceğini ve istirdat davası yönünden karar verilmesi gerektiğini,
Dava konusu edilen 16.10.2019 tarih ve 987.937,95 TL bedelli faturanın dayanağının bulunmadığını, taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını, hiçbir hükmü müvekkili tarafından müzakere edilmemiş olan bir uygulama neticesinde tarafların irade beyanlarının uyuştuğuna dair bir sözleşme dahi olmaksızın fatura düzenlenmiş olmasının yasal düzenlemelere aykırı olduğunu,
Ayrıca Bakanlık ile davalı şirket arasında yer alan sözleşme hükümlerinin müvekkili şirket bakımından bağlayıcı olmadığını, kaldı ki Bakanlık ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin dayanağı olan Tebliğ'in T.C. Anayasası ile koruma altına alınmış olan birçok hak ve hürriyete aykırı olduğunu, teknik düzenlemeleri yapacak olan kurumun davalı olarak belirlenmesi usulünün uygun olmadığını, yine Tebliğ ile belirlenmiş faaliyetler bakımından tek bir şirketin belirlenmesinin rekabet hukuku ilkelerine aykırı olduğunu ve haksız rekabet yarattığını, son olarak GTS'nin tüm gübre türleri kapsamasının sistemin amacını aştığını, tüm bu hususların Danıştay'daki davada tartışıldığını,
Bilirkişilerce, davalı yanca hizmetin kesildiği de tespit edilmişken nasıl olup da müvekkilinin 987.937,95 TL bedelli fatura yönünden borçlu olduğunun ifade edildiği, hizmet alamadığı dönem için ne gerekçe ile müvekkilin borçlu olduğu kanaatine varıldığı hususlarının anlaşılamadığını,
Bilirkişi raporunda müvekkilinin paradan mahrum kalma nedeniyle zararının hesaplandığını ancak müvekkilinin tek zarar kaleminin bu olmadığını, davalı tarafından sistemin kapatıldığı tarihler arasında müvekkili şirket tarafından, bayilerinden sipariş alınmaya devam edildiğini ancak bayilerin sevk tarihindeki belirsizlik sebebiyle sipariş vermekten imtina ettiklerini, müvekkilinin gelir kaybı olduğunun açık olduğunu,
Ayrıca müvekkili şirketin bu oranda gübrenin teslimatının gecikmesi nedeniyle depolama maliyetinin de söz konusu olduğunu,
Yine bu gübrelerin uygun şartlar altında bekletilmeleri için yapılması gereken bakımlar ve koruma giderlerinin de ayrı bir masraf kalemi olduğunu,
Son olarak nakliyenin zamanında yapılmamış olması nedeniyle müvekkilince gecikmeye bağlı olarak yeniden ilave nakliye masrafı yapması gerektiğini,
Bu hususların müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde açıkça görüleceğini, ticari defterler incelenmeksizin oluşturulan eksik incelemeye dayalı kararda müvekkilinin uğradığı zararın eksik hesaplandığını,
Davacının sistemi kapatmış olması nedeniyle sevkiyatların geciktiğini, müvekkili müşterilerinin ürünlerini geç aldıklarını, kusurlu olduğu ilk derece mahkemesi kararıyla sabit olan davac(?-l)ının eylemi nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelediğini, kaldı ki bilirkişilerin de davalının işlemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ifade ettiklerini, müvekkilinin ızdırabını giderecek ve hakkaniyete uygun şekilde manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneğine kayıtlı 250'nin üzerinde üretici firma bulunduğunu, müvekkili firmanın itibarinin zedelenmesinin bayiler üzerinde 50 yılı aşkın süre boyunca inşa ettiği güven ve itibarın hasar görmesine sebebiyet verdiğini ve bu sektördeki rekabet gücünü olumsuz etkilediğini,
Muarazanın giderilmesi talepleri yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının redde ilişkin kısımlar yönünden kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince, müvekkili şirketin Tarım ve Ormancılık Bakanlığı ile imzaladığı imtiyaz sözleşmesinin 11.2 maddesinde, bakanlıkça belirlenen birim fiyatlara uygun ödeme yapmayan kullanıcılara DNA Barkod ve Kare kod sağlanmayacağı düzenlenmiş olup bunun dışında davalının Gübre Takip Sistemini kapatma gibi bir yetkisinin bulunmadığı şeklindeki bilirkişi kanaati doğrultusunda GTS’nin kapatılmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığını,
Öncelikle bilirkişi kurulundaki bilgisayar mühendisinin kendisine verilen görev kapsamında GTS sistemini incelemediğini, kendilerince sunulan 11.11.2021 tarihli GTS Yazılım/Otomasyon uzman görüşünün mahkemece dikkate alınmadığını,
Uzman görüşünde özet olarak, "Sistem kapatılmadan, DNA barkod sağlanamaz" işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, uzman raporunda davacının fatura bedellerini ödememesi üzerine müvekkili firmanın "DNA Barkod sağlamama" yetkisini ancak sistemin kapatılması ile kullanabildiğini izah edildiğini, sistemin birbiri ile entegre halde olduğunu, müvekkilinin İdare ile yapılan sözleşmenin 11.2. maddesine göre DNA Barkod sağlamayı ilk olarak üretim aşamasında DNA püskürtme makinası sistemini kapatarak yaptığını, sistemin DNA püskürtülmeyen ürünü Tebliğ gereği satılamadığından bu sonucun kendiliğinden ortaya çıktığını, İlk derece Mahkemesinin sistemin kapatılması eyleminin hukuka aykırı olduğu şeklindeki tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ve uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmediğini,
Davacının müteaddit uyarılara rağmen fatura bedellerini ödememişken müvekkilinden edimlerini yerine getirmesinin beklenemeyeceğini,
Davacı kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden DNA Barkod sağlanmasının kesilmesinde müvekkili firmanın hiç bir kusuru olmadığını, bu sebeple tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
Davacının 2018 yılına ait talepleri ile üretilen ve kendilerine teslim edilen bandrol ve barkodların bedelinin ancak 01.11.2019 tarihli mutabakat ile taksit taksit ödendiğini, asıl davada davacının müvekkiline 16.10.2019 tarihli 987.937,95 TL bedelli fatura yönünden borçlu olması nedeniyle davacının bu fatura bedeli yönünden istirdat talebinde bulunamayacağı gerçeği ile müvekkilinin DNA Barkot/bandrol sağlamayı durdurma konusunda haklılığı ispatlanmışken tazminata hükmedilmesinin kendi içinde çelişkili olduğunu,
Kabul anlamına gelmemek üzere, aksinin kabulü halinde dahi mahkemece ortak kusurun tartışılmadığını, davacının paradan mahrum kalma zararına yönelik talebinin de olmadığını, hüküm altına alınan tazminatın bilirkişi raporunda hesaplanmasının ihtimal dahilinde gerçekleştirildiğini,
Davacının talebinin "Ağustos 2019 ayı içerisinde olası satış tonajı ve ortalama satış fiyatı tahminlerinin karşılaştırılmasının yapılması, akabinde aynı ay içerisindeki takip eden günlerin ortalama satış tonajları ve ortalama satış fiyatlarının dikkate alınarak oluşan zararın tazmini" şeklinde olduğunu, ancak bilirkişinin taleple bağlı kalmadığını, HMK'nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine bağlı kalınmadığını
İlk derece Mahkemesinin emsal olarak sunulan, benzer olayda verilen ve red ile sonuçlanan mahkeme kararlarından neden farklı düşündüğünü de açıklamadığını,
Belirterek, İlk derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kısmının kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
- Asıl dava, borçlu olmadığının tespiti ve istirdat, davalının Gübre Takip Sistemi ekranlarını kapatmasının hukuka aykırı olduğunun tespiti, bu konudaki muarazanın ve müdahalenin önlenmesi; birleşen dava, davalı tarafından ekranların kapatılması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde delil olarak müvekkili şirketin ticari defterleri ve tanık deliline dayanmış, İlk derece Mahkemesince 03.07.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında, 3 nolu ara kararı ile "...dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış olmak şartıyla var ise tanık isimlerini ve hangi konuda tanık dinletmek istediklerini bildirmeleri için iki haftalık kesin süre verilmesine, bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi halinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verileceğinin ihtarına" 4 nolu ara kararı ile de "2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri ibraz etmeleri, ibrazında güçlük var ve yerinde inceleme talep edilecek ise defteri zimmetinde bulunduran kişinin adı, adresi, iletişim bilgileri ve defterin kendi uhdesinde olup talep halinde derhal incelemeye sunacağı beyanını içeren mahkemeye yazılmış dilekçe örneğini sunmaları için taraf vekillerine iki hafta süre verilmesine" karar verilmiş olup, bu deliller ile ilgili açıklamaların sonuçları beklenmeksizin dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilince bu doğrultuda sunulan 17.07.2020 tarihli dilekçe ile; müvekkili şirketin ticari merkezi İstanbul'da bulunduğundan defterlerin hazır edilmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi incelemesi için talimat yazılmasını talep ettikleri, davaya konu barkod sisteminin müvekkili şirkete ait fabrika binasında ... adresinde kurulu olduğu, sistemin incelenmesi bakımından da talimat yazılması gerektiği belirtilerek tanıklarının isim ve adresleri bildirilmiş, tanıklarının dinlenmesi için de talimat yazılması talep edilmiştir.
Davacı vekilince 28.10.2020 tarihli duruşmada müvekkiline ait ticari defterler İstanbul'da bulunduğundan yerinde inceleme yapılması ve ...'te bulunan fabrikada inceleme yapılması talep edilmesine, 05.03.2021 tarihli dilekçesinde ve 28.04.2021 tarihli duruşmada müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi için talimat yazılması talebini yinelenmesine rağmen, 26.05.2021 tarihli duruşmada 3 nolu ara kararıyla "2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defter ve belgeleri belirlenecek ve taraflara tebliğ edilecek inceleme gün ve saatinde Mahkememiz duruşma salonunda hazır etmesi, aksi halde HMK 220/3 ve 222/3. maddelerinin uygulanacağının davacı vekiline ihtarına" şeklinde ihtarat yapılmış, bilirkişi kurulundan rapor ve ek rapor alınmıştır.
Davacı vekilince 30.11.2021 tarihli ve 12.04.2022 tarihli dilekçelerinde; diğer itirazları yanında müvekkiline ait ticari defterler incelenmeksizin ve tanıkları dinlenmeksizin alınan ek bilirkişi raporuna itirazları sunulmuştur.
Davacı vekilince 26.05.2021 tarihli duruşmanın 7 nolu ara kararı gereği sunulan 09.06.2021 tarihli dilekçede şimdilik keşif taleplerinin bulunmadığı yolundaki açıklaması da gözetilerek, davacı vekilinin tanıklarının dinlenmesi ve ticari defterlerinin incelenmesi için İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine talimat yazılmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan; davacı vekilince bilirkişi tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin sunulması ile ilgili 07.09.2021 tarihli dilekçesinde "4. Ağustos ayı içerisindeki, ilgili tarihler ile ilgili tarihler öncesi ve sonrası sipariş tonajları iş bu dilekçemiz ekinde sunulmaktadır." açıklaması yapılıp, ekleri sunulmasına rağmen, ek bilirkişi raporunun 6. sayfasında bu açıklamaya "Ağustos ayı içerisindeki ilgili tarihler ile ilgili tarihler öncesi ve sonrası sipariş tonajlarında farklılık yaşanmadığı..." şeklinde yer verilmesi dosya kapsamına uygun olmamıştır.
Davacı vekilince asıl davada; davalının uyguladığı program ortamında internet aracılığı ile uzaktan bağlantı yolu ile hem gübre üretici ve dağıtıcı şirketlerin hem de şirket bayilerinin bilgisayarlarına müdahale ettiği, gübre takip sistemi ekranlarını kapattığı belirtilerek muarazanın men'i, birleşen davada da ekranların kapatılmasından kaynaklanan maddi ve manevi zararının tazmini istenmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davalı ile Bakanlık arasındaki sözleşmenin 11.2. maddesinde, "Yüklenici ödeme yapmayan kullanıcılara DNA Barkod ve Karekod sağlamaz." hükmünün düzenlendiğini, müvekkilince yalnızca merkezden DNA Püskürtmesinin durdurulduğunu, sistem dışı üretim ve satışlarda kamu otoritesi devreye girdiğinden DNA Barkod ve Bandrol verilmesi durdurulduğunda satışının da durdurulduğunu, bunun sistemin özelliği gereği kendiliğinden meydana gelen sonuç olduğunu savunmuştur.
Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; Merkezden kontrol edilen robotların DNA püskürtme işleminin durdurulmasının yazılım sistemlerinin de durması anlamına geldiğini, sistemin en son paketleme aşamasına kadar entegre çalıştığını açıklamıştır.
Bilirkişi kurulu Ek Bilirkişi raporunda; yüklenici ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında yapılan 07.07.2017 tarihli sözleşmenin 11.2. maddesinde "Yüklenici, ödeme yapmayan kullanıcılara DNA Barkod (DNA Bandrol) ve Kare Kod sağlamaz." denildiği, "SİSTEMİ KAPATARAK SATIŞI ENGELLER" denilmediği görüşü bildirilerek davacının maddi zararı hesaplanmıştır.
Davalı Ek Bilirkişi Raporuna itiraz dilekçesinde; bilgisayar mühendisi bilirkişinin davacının üretim tesisinde inceleme yapmadığını, müvekkilinin DNA püskürtmeyi bırakması üzerine ürün Tebliğ gereği satılmayacağından bu sonucun kendiliğinden ortaya çıktığını, satışın gerçekleşmediğini belirtmiş, "Sistem kapatılmadan, DNA barkod sağlanamaz işleminin gerçekleştirilmesi mümkün değildir." şeklinde görüş bildiren uzman görüşünü sunmuştur.
Bilirkişi kurulunda bilgisayar mühendisi bilirkişi bulunmasına karşın, birleşen davadaki talebin dayanağı olan 06.08.2019-09.08.2019 tarihleri arasındaki davacının gübre takip sistemi ekranlarının davalı tarafından kapatılması iddiası ile ilgili teknik belirleme yapılmamış, davalı tarafça yapılan işlem tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş, davalının işlemi nedeniyle davacı tarafça yapılamayan sipariş ve satım faaliyetleri açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının esası incelemeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
- Kararın kaldırılması nedenine göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, HMK'nın 353/(1). a.6. maddesi uyarınca, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.04.2022 tarih ve 2019/724 E., 2022/248 K. sayılı kararının ESASI İNCELEMEDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2. Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
3. Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
4. Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk derece Mahkemesince esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
5. Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
24.04.2024 tarihinde, HMK'nın 353/(1)-a ve 362/(1)-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 24.04.2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41