Ankara BAM 23. HD 2021/990 E. 2024/520 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2021/990
2024/520
27 Mart 2024
T.C... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2021/990
KARAR NO : 2024/520
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ ... 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/02/2021
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/37 Esas-2021/109 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı muris ... vekili; müvekkilinin davalı kooperatif nezdinde 16 ayrı üyeliği bulunduğunu, ancak müvekkilinin yaşının çok ileri olması ve sağlık durumunun da iyi olmaması nedeniyle zamanının çoğunu hastanede geçirdiğini, müvekkilinin davalı kooperatife olan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ödemelerini fazlasıyla yaptığını ancak davalı kooperatifin müvekkilinin 2011 yılı Mart ve Kasım aylarını kapsayan toplam 900,00 TL borcunun olduğu iddiası ile 06.12.2011 tarihinde müvekkiline iadeli taahhütlü mektup gönderdiğini, bu ihtarın Konut Yapı Kooperatifi Ana Sözleşmesinin 14. maddesine aykırı olduğunu, zira ilk ihtarın parasal yükümlülüklerin 30 gün gecikmesi halinde bu tarihten sonra yapılması gerektiğini, davalı kooperatifin Ankara 17. Noterliği'nin 17.02.2012 tarihli ihtarnamesini gönderdiğini, bu ihtarın ... adresinde kimsenin olması nedeniyle 23.02.2012 tarihinde muhtara bırakıldığını, bu adresin müvekkili ile bir ilgisi bulunmadığını, bu tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21.maddesine aykırı olduğunu, davalının yine Ankara 17. Noterliği kanalıyla 13.03.2012 tarihinde yine aynı adrese yapılan tebligatın yöneticiye tebliğ edildiğini, aynı ihtarın 19.03.2012 tarihinde ... adresinde eşine tebliğ edildiğinin iddia edildiğini, oysa müvekkilinin bu ihtarlardan haberi olmadığını, ihtarların yasal koşulları sağlamadığını, davalı kooperatifin Ankara 17. Noterliği'nin 16.04.2012 tarihinde yeni bir ihtarname daha keşide ettiğini, bu ihtarın ... adresinde yöneticinin annesi olduğu anlaşılan kişiye 19.04.2012 tarihinde ve 17.04.2012 tarihinde ise ... adresinde işçisi dava dışı şahsa tebliğ edildiğinin belirtildiğini, müvekkilinin işçisi olduğu belirtilen kişinin müvekkili ile bir ilgisinin olmadığını, durumun SGK kayıtları ile anlaşılabileceğini, davalı kooperatifin bundan sonra Ankara 56. Noterliği kanalıyla 24.04.2012 tarihli müvekkilinin üyelikten ihraç edildiğine ilişkin ihtarının gönderildiğini, bu ihtarın 26.04.2012 tarihinde ... ... adresinde yöneticiye, 30.04.2012 tarihinde ise ... adresinde bizzat müvekkiline tebliğ edildiğinin iddia edildiğini, oysa bu adresin de müvekkiline ait olmadığını, imzanın da müvekkiline ait olmadığını, adreste müvekkilinin birlikte yaşamadığı eşine ait olduğunu, davalının Ankara 56. Noterliği'nin 07.05.2012 tarihinde yeni bir ödeme ihtarı çıkardığını, bu ihtarın da yukarıda belirtilen adreslerde müvekkili ile ilgisi olmayan apartman görevlisi ve birlikte yaşamadığı eşine 09.05.2012 ve 10.05.2012 tarihlerinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin ödemediği iddia edilen aidatların 02.05.2012 tarihinde ilgili banka şubesine ödendiğini, davalının buna rağmen ihtar gönderdiğini, davalının bu ödemeleri müvekkilinin oğlu ... ile ayrı yaşadığı eşi ...'ın aidatı olarak kullandığını, oysa müvekkilinin bu ödemeleri kendi üyeliği için yaptığını, müvekkilinin 16 adet hissesi olduğunu, oğlu ... ile eşi ...'ın ise ayrı hisseleri olduğunu, davalı kooperatifin amacının müvekkilinin dairelerine el koymak olduğunu öne sürerek müvekkilinin ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendisine birinci ve ikinci ihtarnamelerin çekildiğini ve 24.04.2012 tarihinde yönetim kurulu kararı ile 1163 sayılı Kanun'un 16. ve 27. maddeleri ile Ana Sözleşmenin 14. maddesi uyarınca birinci defa ortaklıktan çıkarıldığını, davacının kura sonucu kendisine isabet eden taşınmazlarda imara ve projeye aykırı olarak tadilat ve ilaveler yaptırdığını, bu durumun düzeltilmesi için kendisine alınan genel kurul kararının bildirildiğini ve noter kanalıyla ihtarnameler keşide edildiğini ancak davacının bu karara riayet etmemesi üzerine yönetim kurulunun 05.06.2012 tarihli kararı ile ikinci defa ortaklıktan ihraç edildiğini, her iki kararın da hak düşürücü süreler geçtiği için kesinleştiğini, her iki ortaklıktan çıkarılma kararının da davacının birinci ve ikinci MERNIS adresine tebliğ edildiğini, hak düşürücü süreler geçtiği için davanın bu sebeple reddi gerektiğini, ayrıca davacının dört ayrı adres kullandığını, bunlardan ...-... adresinin aile konutu olduğunu, MERNIS'te kayıtlı adresinin burası bulunduğunu ve davacının bu adreste resmi nikahlı eşi ile birlikte oturduğunu, davacının ... adresinde ise birlikte yaşadığı ... ile birlikte kaldığını, davacının bu adresini kooperatife yazılı olarak bildirdiğini, davacının ayrıca ... ... adreslerini de kullandığını, ... adresinin şu andaki MERNIS adresi olduğunu, davacının ilk çıkarılma kararının parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı, ikinci çıkarılma kararının ise kendisinin kullandığı üç ayrı bağımsız bölümde yaptığı tahribat, tadilat ve ilave inşaatları genel kurul kararına rağmen projeye uygun hale getirmediğini, yapılan ihtarların da sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine 05.06.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarıldığını, bu kararın hem ... adresine hem de ... ... adresine tebliğe çıkarıldığını, ilk adreste muhtara, ikinci adreste ise bizzat kendisine tebliğ edildiğini, davacının yasal süre olan (3) ay içinde dava açmadığı için kararın kesinleşiğini, davacının müvekkili kooperatif nezdinde 1996-2011 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını ve muhasip üye olduğunu, hesapları bizzat kendisinin kontrol ettiğini, davacının borcuna mahsuben 02.05.2012 ve 03.09.2012 tarihlerinde ödeme yaptığını, bu paranın da aidat borcu için değil elektrik borcu için olduğunu, davanın haksız açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesi'nce "Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen 15.04.2014 tarihli raporda; parasal yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması bakımından alınan 24.04.2012 tarihli, 63 sayılı yönetim kurulu ihraç kararının, davacı tarafa 30.04.2012 tarihinde bizzat tebliğ edilmiş olduğu, bu haliyle davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, bununla birlikte, davacı yanın "Bizzat" tebliğe ilişkin imzanın kendisine ait olmadığı hususunun belirlenmesi halinde davanın süresine açılmış olduğunun kabulü ile ihraç kararının yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı konusunun incelendiği, ihraca konu olan 10 günlük sürenin verildiği 23.02.2012 tarihli birinci ihtarnamenin tebligat yasasına uygun yapılmadığı, usule uygun olmayan ihtara dayalı ihraç kararının da yasa ve ana sözleşmeye aykırı olduğu, iptalinin gerektiği, konutlarda yapılan tadilat ve imara aykırılıklıkların giderilmemiş olması nedeniyle davalı kooperatif yönetim kurulunun 05.06.2012 tarihli ve 65 sayılı yönetim kurulu ihraç kararının tebligat yasasına uygun tebliğ edilmediği, bu haliyle davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, mahallinde yapılan inceleme sonunda, kooperatif tarafından gönderilen ihtarda belirtilen bağımsız bölümler olan A-13,14,15 nolu bağımsız bölümlerde aykırı imalatların tespit edilemediği, ihtarda belirtilmeyen bölümlerde aykırılıklar tespit edildiği, bu haliyle ana sözleşmenin 14/4 maddesi gereği ihraç kararına dayanak teşkil edecek ihtarname gönderme koşulunun yerine getirilmemiş olduğu ve ihraç kararının iptalinin gerektiği belirtilmiştir.
Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/156 Esas sayılı dosyasında görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen 22.02.2016 tarihli raporda; parasal yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması bakımından, davalı kooperatif yönetim kurulunun birinci ihraç kararının 30.04.2012 tarihinde bizzat tebliğ belgesindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilmesi halinde, davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu, imzanın davacıya ait olmadığının tespiti halinde ise davanın süresinde açılmış olduğu, davacıya gönderilen 10 günlük süre verildiği birinci ihtarnamenin tebligat kanunun 21. maddesine uygun olmadığı, bu ihtara dayalı ihraç kararının kanun ve kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğu, iptalinin gerektiği, konutlarda yapılan tadilat ve imara aykırılıklarının giderilmemiş olmaması nedeniyle kooperatif yönetim kurulunca verilen 05.06.2012 tarihli ve 65 sayılı ihraç kararının yasaya ve ana sözleşmeye uygun olmadığı, iptalinin gerektiği açıklanmıştır.
Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 13.04.2017 tarihli raporda; 30.04.2012 tarihli tebliğ mazbatasında ...'a atfen atılı imza ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir.
Mahkememizce Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat üzerine mahalinde yapılan keşif sonucu bilirkişiler tarafından düzenlenen 08.01.2021 tarihli raporda; fiili durumda blokların kaba inşaat halinde olup, ikamet edilmediği, gerçekleşme seviyesinin %70 olarak değerlendirildiği, A-13 ve A-14 katların projeye uygun olduğu, A-15 bina giriş cephesinde proje dışı pencere boşluğu açılarak PVC pencere imalatı yapıldığı, bu hususun projeye aykırı imalat olarak değerlendirildiği, site içinde davacının proje dışı imalatlar olarak belirtilen kamelya, barbekü, amerikan bar, ateş kuyusu imalatların görülmediği, önceki raporlarda da bu imalatların dava dışı başka parsellerde bulunduğunun belirtildiği, dava konusu blokların dışındaki diğer bloklarda da bina dışından gözle görülen fazla sayıda projeye aykırı tadilatların yapıldığı, parasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle ihraç ihtarnamesinin 30.04.2012 tarihinde bizzat davacı imzasına tebliğ edildiğinin yazılı olduğu, ancak yapılan yazı incelemesinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 13.04.2017 tarihli raporuyla imzanın davacıya ait olmadığının belirlenmiş olduğu, dolayısıyla ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle davanın süresinde açıldığı, usulüne uygun düzenlenmeyen geçersiz ihtarlara dayalı olarak alınan davacının ortaklıktan ihracına ilişkin davalı kooperatif yönetim kurulunun 24.04.2012 tarih ve 63 sayılı kararının 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 27. maddesi ve Ana Sözleşme'nin 14. maddesi hükümlerine aykırı olduğunun belirlendiği, projeye aykırılıkların giderilmemesi nedeniyle alınan ihraç kararı yönünden gönderilen ihtarnamenin tebliğinin usulüne uygun olmadığı, ancak ihraç ihtarnamesinin ikinci adres olarak gönderildiği ve 06.06.2012 tarihinde bizzat davacı imzasına tebliğ edildiğinin yazılı olduğu, davacı tarafça imzaya itiraz edildiği, tebligat parçasındaki imza yönünden imza incelemesi yapılarak, imzanın davacıya ait olmadığının belirlenmesi veyahut davacıya ait olduğunun kabul edilmesi ve dolayısıyla davanın süresi içerisinde açıldığının kabul edilmesi halinde, geçersiz ihtarnameye dayalı olarak alınan davacının ortaklıktan ihracına ilişkin davalı kooperatif yönetim kurulunun 05.06.2012 tarihli ve 65 sayılı ihraç kararının Ana Sözleşme'nin 14. maddesi hükmüne aykırı olduğunun belirlendiği, mahkemece davanın süresinde açılmadığının ve dolayısıyla ihraç kararının kesinleştiğinin düşünülmesi ihtimalinde ise projeye aykırılık nedeniyle alınan ihraç kararının yalnızca dayanak ihtarda yazılı A-13,14 ve 15 nolu olmak üzere 3 adet hissesi yönünden sonuç doğurabileceği, diğer hisselerine sirayet etmeyeceği düşünülmekle birlikte, projeye aykırılık nedeniyle gönderilen ihtarnamede sadece A-13,14 ve 15 olmak üzere 3 konutta projeye aykırılığın giderilmesi uyarısının yapılması, ancak ihraç kararında hangi hisseden dolayı ihraç kararı alındığının belirtilmemesi nedeniyle ihraç kararının tümden geçersizliği veya ihtarda belirtilen konutlardan sadece A-15 nolu konutta projeye aykırılık olması nedeniyle A-15 nolu konut hissesi yönünden ihraç, yahut ihtarda yazılı sadece A-13,14 ve 15 nolu konut hisselerinden ihraç sonucu doğurup doğuramayacağı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; parasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle davacının ortaklıktan ihracına ilişkin davalı kooperatif yönetim kurulunun 24.04.2012 tarihli ve 63 sayılı kararına dayanak ilk ihtarnamede, istenilen borcun davacının tüm hisselerini kapsayıp kapsamadığının yazılmadığı, usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu nedenle 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 27. maddesi ve Ana Sözleşme'nin 14. maddesi hükümlerine aykırı olduğu, projeye aykırılıklıkların giderilmemesi nedeniyle davacının ortaklıktan ihracına ilişkin 05.06.2012 tarihli ihtarda, hangi hisseden dolayı ihraç kararı alındığının belirtilmemesi, 22.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda ihraç kararına konu A-13,14 ve 15 nolu dairelerde aykırı bir imalatın yapılmadığının tespit edilmesi, 08.01.2021 tarihli bilirkişi raporunun ise daha sonra gerçekleştirilen keşif sonucu düzenlenmesi ve A-15 nolu dairedeki PVC pencere imalatının daha sonra yapılmış olabileceği ihtimali nedenleriyle bu ihraç kararının tümden geçersiz olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne" karar verilmiştir."
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının talepleri dışındaki konularda rapor alındığını, davanın genişletilmesinin kabul edilemeyeceğini, konusunda uzman bir başka bilirkişiden rapor alınması aleplerinin dikkate alınmadığını, davacının iki eşi olduğunu, her ikisiyle de birlikte yaşadığını, iki adres kullandığını, davacının müvekkili kooperatife borcu bulunduğunu, üyelikten çıkarılma kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, tebligatların da usulüne uygun olarak çıkarılarak davacının bizzat bildirdiği adreslere tebliğ edildiğini, davacı ...'ın kooperatif yönetim kurulu üyesi ve denetçisi olduğunu, borç durumunu bilecek durumda olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, ortaklıktan çıkarılma kararının kesinleştiğini, davacının hisselerini başkalarına devrettiğini, davanın konusuz kaldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIK :
Uyuşmazlık; davalı kooperatif üyesi olan davacı (muris) ...'ın kooperatife olan aidat borcunun ödenmemesi ve kendisine ait taşınmazlarda projeye aykırı olarak yaptığı iddia olunan tadilat ve değişikliklerin yapılan ihtarlara rağmen düzeltilmediği gerekçesiyle davalı kooperatifçe iki ayrı ihraç kararlarına ilişkin ihtarname tebligatlarının Kooperatifler Kanunu ile Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olup olmadığı ve bu ihtarnamelere dayalı olarak davalı kooperatifçe alınan kooperatif üyeliğinden ihraç kararlarının yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, davalı kooperatif üyesi olan davacı (muris) ...'ın kooperatife olan aidat borcunun ödenmemesi ve kendisine ait taşınmazlarda projeye aykırı olarak yaptığı iddia olunan tadilat ve değişikliklerin yapılan ihtarlara rağmen düzeltilmediği gerekçesiyle davalı kooperatifçe iki ayrı ihraç kararlarına ilişkin ihtarname tebligatlarının Kooperatifler Kanunu ile Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olmadığı iddiasına dayalı olarak davalı kooperatifçe alınan kooperatif üyeliğinden ihraç kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/37E., 2021/109K. sayılı dava dosyasında verdiği 18/02/2021 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından peşin alınan 59,30 TL'nın mahsubu ile bakiye 368,30 TL'nın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
-
HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
27/03/2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18