Ankara BAM 23. HD 2019/2093 E. 2024/356 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2019/2093
2024/356
28 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2019/2093
KARAR NO : 2024/356
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : Doç.Dr. ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/01/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/859 Esas-2019/7 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı arasında temizlik işlerinin yürütülmesi için hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, dava dışı bir işçinin işten çıkarılması nedeniyle müvekkili banka ile davalının hasım gösterilerek işçilik alacaklarının tahsilini teminen Bakırköy İş Mahkemesinde dava açıldığını, davanın kabul edilip Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kararın icraya konması sonucu müvekkilinin icra borcunu ödediğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca çalışan işçilerin kıdem ve ihbar tazminatının müvekkili tarafından ödeneceğini, icra dosyasına ödenen bedelden kıdem ve ihbar tazminatının tenkisi ile bakiye 55.439,00 TL'nın davalıdan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu ileri sürerek, dava konusu bedelin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı işçinin müvekkili şirket bünyesinde sadece 10 ay çalıştığını, oysa bu kişinin toplam çalışma süresinin diğer taşeron firmalarla birlikte 18 yıl olduğunu, davacının tüm bu süreye ilişkin olarak talepte bulunduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sadece kendi dönemi ile sınırlı olduğunu, davacının ihbar tazminatını son işverenden talep etmesi gerektiğini, bu konuda Yargıtay içtihatları olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesi'nce "Dava dilekçesi, davacı tarafından ibraz edilen taraflar arasındaki sözleşmeler ve teknik şartnameler, getirtilen Bakırköy 11. İş Mahkemesi ve İstanbul İcra Müdürlüğüne ait dosyalar, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davacı banka ile davalı şirket arasında hizmet alımına ait sözleşme akdediliği, bu sözleşmeler gereğince ... Bankasının 3. Bölge Koordinatörlüğü ve bağlı şubelerin hizmet binalarının temizlik ve günlük işlerinin yürütülmesinin davalı şirket tarafından temin edildiği, alt işveren davalı tarafından çalıştırılan işçinin davacı banka ve davalı şirket aleyhlerine işçilik alacağının tahsili yönünde Bakırköy 11. İş Mahkemesine dava açtığı ve yapılan yargılama sonucunda 2013/3 esas, 2014/418 karar sayılı ilâm ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın kesinleşmesi üzerine yapılan İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2014/22405 esas sayılı ilâmlı icra takibi sırasında davacı banka tarafından18/03/2016 tarihinde alacağın 84.394,95 Türk lirası olarak ödendiği, davacının ise eldeki dava ile Yargıtay uygulamaları ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de dikkate alınarak ödenen bedellerden davalı alt işverenin sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin rücûen tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında; hizmet alımına ilişkin sözleşme bulunduğu, davalı tarafın işçisine ait işçi alacağının davacı banka tarafından ödendiği konularında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki anlaşmazlık; davacı tarafından ödenen işçi alacağı nedeni ile davalı firmanın sorumluluğunun olup olmadığı ve davacı banka tarafından rücuen tahsilinin talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Mahkememizce ikinci olarak alınan bilirkişi raporunun usûl ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır.
Alınan bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/11-254 e. 2004/295 K. sayılı ilâmında da belirtildiği gibi, asıl işverenle alt işverenin işçiye karşı müteselsilen sorumluluğunu düzenleyen 1475 sayılı iş Kanunun 1/son maddesine göre (yeni düzenleme 4857 s.ys. 2/6. md.) bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu kanundan veya hizmet akdinden doğan yükümlülüklerinden asıl işveren de birlikte sorumludur. Anılan yasa maddesinde yazılı asıl işveren sorumluluğu, işçilere karşı olan bir sorumluluk olup dava dışı işçinin işçilik alacaklarından her iki işveren (davacı ve davalılar) işçiye karşı müteselsilen sorumludur.
Rücuen alacak hesabında, alacaklıya karşı müteselsil sorumlu olan borçluların kendi aralarındaki iç hukuk gözetilerek ve alacaklı her birinden ne talep etmekte haklı ise o miktarla sınırlı olarak hesaplama yapılması gerekmekte olup, alacaklıya karşı müteselsil borçlu olanlar, kendi kusurlarına dayanarak birbirlerinin durumunu da ağırlaştıramazlar. Bu nedenle, davalı alt işverene rücu edilebilecek miktar, davacı asıl işverenin ödediği miktar olmayıp, davalı alt işverenin gerçekte işçiye karşı sorumlu olduğu borç miktarıdır.
Yargıtayca da benimsendiği şekilde; ilâmda hüküm altına alınan alacakların, dava dışı işçinin toplam hizmet süresi üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücreti izin alacağı olduğu belirlenmiştir. Bu alacakların tamamı feshe bağlı alacak olduklarından fesihle birlikte muaccel hale gelirler. İhbar tazminatı dışındaki bu alacaklardan her bir alt işveren, kendi işverenliği dönemine isabet eden kısımlarından sorumludur. İhbar tazminatından ise feshi gerçekleştiren son alt işveren sorumludur. Bu durumda; davacının davalı alt işverenlere alt işverenlik süreleri ile orantılı olarak dönemsel şekilde kıdem tazminatını ve yıllık ücretli izin alacağını ve bunlara isabet eden ilam ve icra ferilerini rücu edebileceği; ihbar tazminatı ve isabet eden ferilerini ise sadece son alt işverene rücu edebileceği anlaşılmıştır.
İşyerini 01/02/2012 tarihinde devralan alt işveren davalı ... Ticaret Limited Şirketinin kıdem tazminat ve ihbar tazminatı dışında kalan işveneler arasında devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden kaynaklı işçilik alacakları ile ilgili sorumluluğunun Yargıtayın yerleşik içtihatları ile 4875 sayılı İş Kanununun 6. maddesi uyarınca işyerine devraldığı 01/02/2012 tarihi ile dava dışı işçinin iş akdine son verildiği tarih olan 10/12/2012 tarihleri ile sınırlı olduğu, bakiye 2.683,76 Türk lirası mahkeme harcının 1/2 oranında davalıların sorumluluğunda olduğu, dava dışı işçi kendisini vekille temsil ettirdiğinden bahisle kabul edilen avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 5.894,00 Türk lirası avukatlık ücretinin 1/2 oranında davalıların sorumluluğunda olduğu, sonuç olarak ilâma bağlı ana alacaklardan davalının sorumlu olduğu 19.573,63 Türk lirası ile birlikte söz konusu ilâm sonrası başlatılan icra takibi giderlerindeki davalının sorumlu olduğu kısım 5.312,40 Türk lirası ile birlikte toplam 24.886,03 Türk liralık kısımdan davalının sorumlu olduğu ve bu miktar üzerinden davacı tarafından davalıya rücû edilebileceği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulü ile; 19.573,63 Türk lirası ve 5.312,40 Türk lirası icra takip gideri olmak üzere toplam 24.886,03 Türk lirasının ödeme tarihi olan 18/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı arasında temizlik hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin dava dışı işçi ile davalı arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığını, kıdem ve ihbar tazminatından müvekkilinin sorumlu olduğunu, diğer işçilik alacaklarından sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin tüm işleri davalı firmaya ihale ettiğini ve bizzat işçi çalıştırmadığını, dava dışı işçinin davalının elemanı olduğunu, mahkeme kararının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIK :
Uyuşmazlık; taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi nedeniyle davalı tarafından istihdam edilen işçinin işçilik alacaklarını teminen iş mahkemesine açtığı dava sonucu kesinleşen mahkeme ilamının icraya konması sonucu davacı işveren tarafından icra dosyasına ödenen bedelden dolayı davacı işveren ile davalı yüklenicinin sorumluluk paylarının ne olduğu, mahkemece hükmedilen miktarın yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi nedeniyle davalı tarafından istihdam edilen işçinin işçilik alacaklarını teminen iş mahkemesine açtığı dava sonucu kesinleşen mahkeme ilamının icraya konması sonucu davacı işveren tarafından icra dosyasına ödenen bedelden dolayı alacak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9/e.maddesi dikkate alındığında kurulan hükmün yerinde bulunmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/859E., 2019/7K. sayılı dava dosyasında verdiği 15/01/2019 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından peşin alınan 44,40 TL'nın mahsubu ile bakiye 383,20 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
-
HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
29/02/2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 29/02/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59