Ankara BAM 23. HD 2019/1812 E. 2024/316 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2019/1812
2024/316
21 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2019/1812
KARAR NO : 2024/316
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : Doç.Dr. ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/79 E.-2019/345 K.
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacılar; üyesi oldukları davalı kooperatifin 28.04.2013 tarihinde yapılan 2012 yılı olağan genel kurul gündeminin 10. maddesi ile kooperatifin kuruluşundan 31.12.2012 tarihine kadar kooperatif defter ve kayıtlarının ve hesaplarının incelenmesi amacıyla "Hesap Tetkik Komisyonu" kurulmasına, komisyon üyelerine mali ve kooperatifler hukukunda uzman bir kişiden yardım alınması ve bu konuda yönetim kuruluna harcama yetkisi de verilmesine karar verildiğini, Hesap Tetkik Komisyonunun bir mali müşavire "Özel Teknik Rapor" hazırlattığını,
16.02.2014 tarihli olağan genel kurulda, Özel Teknik Rapora ve eklerine esas olarak hazırlanan "Hesap Tetkik Komisyonu Raporu"nun kabul edildiğini, 12. maddede 15.02.1999-
31.12.2012 dönemlerinde alınan tüm kararlar ile ilgili yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında ceza ve tazminat davaları açılması için yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiğini, yönetim kurulunun bu konuda gereğini yerine getirmediğini, davacılardan ... tarafından yazılan muhtelif dilekçelere cevap verilmediğini,
16.02.2014 tarihli genel kurulda karar alınmasına rağmen, davalı kooperatif yönetim kurulunca, 02.11.2015 tarihinde Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/643 E. sayılı dosyası ile sadece 14 konuda dava açıldığını, mahkemece "6762 sayılı TTK'nun 341. maddesi
uyarınca, bu davanın açılması için genel kuruldan izin alınması ve davanın denetçilerce
açılması gerek"tiği belirtilerek eksikliklerin giderilmesi için davacı kooperatif vekiline mehil verildiğini, ara karar gereklerinin yerine getirilmemesi üzerine davanın usulden reddine karar verildiğini, yönetim ve denetim kurulunun mahkemeye 16.02.2014 ve 07.05.2016 tarihli genel kurul kararlarını sunmayarak davanın reddedilmesine neden olduklarını,
Kooperatifler Kanunun 62. ve TTK'nın 308. maddeleri uyarınca genel kurul kararlarının sebepsiz olarak yerine getirilmemesinin yönetim kurulu üyelerinin zincirleme sorumluluk hallerini meydana getirdiğini,
Davalı kooperatifin 20.05.2017 tarihli genel kurulunun 9. maddesinde, "Geçmiş yönetimlerin kooperatife vermiş olduğu zararlar konusunda yönetim ve denetim kurulu üyelerine dava açılması konusunun yeniden
görüşülüp karara bağlanması hususu görüşülmesi sonucu açılacak davaların kaybedilme riski ve maliyetlerinin yüksek olması
nedeni ile dava açılmamasına karar verilmiştir." şeklinde karar alındığını, ancak önceki davanın Mahkemece reddedildiği bilgisinin üyelerden gizlendiğini, gerçek dışı beyanlarla 96 ortaklı
kooperatifin vekillikle temsil edilenler dahil 28 ortağına aldırılan bu kararın müktesep haklarını yok etmeye yönelik olduğunu, bu kararı aldıran yönetim ve denetim kurulu üyelerinin eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına
ortak olduklarını, bu kararın kazanılmış haklarına tecavüz etmesi nedeniyle yok hükmünde olduğunu, halen bilirkişi incelemesi aşamasında bulunan Ankara Batı
Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/10764 Soruşturma numaralı soruşturma sonucunun beklenmeden genel kurulda yukarıda belirtilen kararları aldırdığını, diğer taraftan kooperatif yönetim kurulu üyelerinin ceza davası açılmadan veya sonuçlanmadan da hukuk davaları açabileceğini,
20.05.2017 tarihli Genel Kurul tutanağının 10. maddesinde, "Kooperatif kayıtlarına ve mahkeme kararına göre üye olmadığı
tespit edilen ve satış yoluyla daire almış kişilerin üyelik kayıtlarının silinerek muhasebe
kayıtlarının kapatılması, görüşmeler neticesinde...'nın dairelerini kooperatif üyesi olmayan 3. şahıslardan satın aldıkları,...'nın da mahkeme kararı ile üye olmadığı tespit edildiğinden bu kişilerin üye
olmadıklarının kabulüne bu kişiler adına tahakkuk ettirilmiş aidat borçlarının silinmesine
oy birliği ile karar verilmiştir. Üyemiz olan ...'nın 13 ve 14 nolu dairelerin tescili için
açtığı davada ...'nın üyelik aidatlarını ödemesi koşulu ile davanın kabul edilmesine
oy birliği ile karar verilmiştir." şeklindeki kararının gündem dışına çıkılarak alınan bir karar olduğunu, adı geçenlerin kooperatif ortağı oldukları bilindiği halde mevcut borçları tahsil ettirilemeden üye olmadıklarının kabulüne ve adlarına tahakkuk ettirilmiş aidat borçlarının silinmesine
oy birliği ile karar verildiğini, bu şahısların dairelerini kooperatif ortağı olan ... ve ... inşaatın sahibinden aldıklarını, bu kararın Kooperatifler Kanununun 23. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yine gündem dışına çıkılarak ...'nın 13 ve 14 nolu dairelerin
tescili için açtığı davanın üyelik aidatlarının ödenmesi koşuluyla kabul edilmesine karar verildiğini, içeriği ve süreci bilinmeyen bir davanın kabul edilmesi ile ilgili kararın doğuştan sakat olduğunu, bu kararın eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin korunmasına yönelik ve genel kurulda hazır bulunan ortaklara gerçek dışı beyanlarla aldırılan bir karar olduğunu,
Denetim Kurulu Faaliyet Raporunun Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ile uyuşmadığını, gerçek dışı beyanlara yer verildiğini, genel kurulda bulunan ortakların bilgilendirilmemeleri nedeniyle genel kurul kararlarının geçerliliğinin mümkün olmadığını,
Kooperatifin mali durumu ve zaman aşımı gibi gerekçelerle, genel kuruldan karar alınmaksızın davanın takipsiz bırakılmasının tüm üyelerin mağduriyetine neden olduğunu, kooperatif yönetiminin Kooperatifler Kanununun 63 ve TTK'nun 324. maddeler gereği,
kooperatifin aczi halinde gerekli işleri yapmak ve kooperatifin mali durumunun bozulması
halinde gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu,
İleri sürerek, 16.02.2014-20.05.2017 arasında görev yapan davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kusur, kasıt ve ihmalleri nedeniyle uğramış oldukları zararlardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000.- TL'sinin doğmuş olduğu tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan (?) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı yanın 2011 yılı öncesi dönemde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerine dava açılması talepleri ile muhtelif dilekçelerle kooperatife başvurduğunu, müvekkili kooperatifçe açılacak davanın zaman aşımına uğradığı, tek istisnasının ceza davası açılması olduğu, ceza davası açıldığında ve suçlu bulundukları taktirde tazminat zaman aşımının uzayacağı , bu durum gerçekleşir ise tazminat davası açılabileceğinin belirtildiğini, her ne kadar sorumluluk davası açılmış ise de davanın maddi yükü düşünülerek tekrar genel kurulda görüşülmesi yönünde karar alındığını ve 20.05.2017 tarihli genel kurulda dava açılmaması yönünde karar verildiğini,
Geçmiş dönem yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhinde Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/18001 Soruşturma 2015/ 11373 K. sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak yapılan suç duyurusunun davacının da içinde bulunduğu bir kısım kooperatif üyesinin aynı konuda daha önce suç duyurusunda bulunmuş oldukları gerekçe gösterilerek reddedildiğini, kooperatifçe karara itiraz edildiğini, Sulh Ceza Hakimliğince itirazın reddine kararı verildiğini, kooperatifçe kanun yararına bozma talepli olarak Adalet Bakanlığına başvuru yapıldığını, Adalet Bakanlığının başvuruyu ciddi görerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğini, savcılık mütalaasında sorumlular hakkında ceza davası açılması yönünde görüş bildirilerek dosyanın Yargıtay ilgili ceza dairesine gönderildiğini, dosyanın Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığında açık olduğunu, müvekkili kooperatif yönetici ve denetçilerinin suç duyurusunun akıbeti belli olmadan ağır bir hukuki sorumluluğa girmek istemediklerinden Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olan 2015/643 E. sayılı dosyayı ceza dosyasının akıbeti belli oluncaya kadar takipsiz bırakma yönünde karar aldıklarını,
20.05.2017 tarihinde yapılan genel kurulda ortaklar açılan davalarla ile ilgili bilgilendirilmiş olup, geçmiş yönetim ve denetim kurulu üyelerine karşı dava açılmaması yönünde karar aldıklarını, geçmiş dönem yöneticilerini korumak ya da aklamak veya eylemlerine ortak olmak gibi bir durumun olmadığını, öyle olsa idi Savcılıktaki şikayet ile ilgili olağanüstü kanun yolları dahil her türlü başvurunun yapılmayacağını,
20.05.2017 tarihli genel kurulun 9. ve 10. maddelerinin iptali talebiyle davacı tarafça Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/306 E. sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu,
Üye olmadıkları mahkeme kararları ve tapu kayıtları ile anlaşılan (... Mahkemenin 2014/42 E. sayılı dosyası, ... ise tapu kayıtları ile) kişilerin üye defterindeki kayıtlarının silinmesinden davacının ne gibi bir zararının doğduğunu, bunun yanında ...'nın kooperatif üyesi olduğunu, adına tahsis edilen 13 ve 14. Nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının adına tescili için Mahkemenin 2014/39 E. sayılı dosyasında açtığı davanın bu güne kadar ödemediği aidatları ödemesi koşulu ile davanın kabul edilmesi yönündeki karardan davacı yanın nasıl bir zararı olduğunu, tam tersine 2010 yılından bu yana ödenmeyen aidatlar tahsil edilerek kooperatife gelir sağlanacağını,
Dava dilekçesinde kooperatifin hukuka aykırı eylemlerinden nasıl zarar gördüğü, zarar kalemleri ve zarar miktarları konusunda açık bir izahat ve talep bulunmadığını,
Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Hesap Tetkik Komisyonu Raporu ve eki niteliğindeki Özel Teknik Rapordaki değerlendirmeler ve tespitler üzerinden mahkememizce yeniden yapılan incelemeler neticesinde; Davalı kooperatifin ...'tan aldığı arsa üzerine, bağımsız bölümler inşaa ettirdiği, yüklenicisinin ... Ltd. Şti. olduğu, aralarında inşaat sözleşmesi akdetdikleri yüklenici şirketin inşaatın finasmanını sağlamak için ...'ni kurduğu, bu kooperatifle 25.03.2003 tarihli inşaat sözleşmesi akdederek, mal sahibi kooperatifle yaptığı sözleşmeye istinaden kendisine düşen bir kısım bağımsız bölümleri bu kooperatife devretmeyi taahhüt ettiği tespit edilmiştir.
Her iki kooperatifin üyelik tahsisi, kura çekiliş işlemlerinde herhangi bir yasaya aykırılık tespit edilememiştir.
Diğer taraftan, dava dışı ... üyeleri davalı kooperatife devredilmiş, bu kooperatifin üyelerinin yaptıkları ödemeler davalı kooperatif hesabına aktarılmıştır.
Üyelerin aidat ödemelerini yaptıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacıların üyeliklerinin oluşumuna yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı ile yüklenici ve taşeronlar arasındaki sözleşmeler nedeniyle kooperatifin zarara uğratıldığı iddiaları yönünden ilgililer hakkında tazminat davaları açıldığından, buna yönelik iddialarda yerinde bulunmamıştır.
Kooperatifin 16.02.2014 tarihli genel kurulunda yüklenici ... Ltd. Şti. aleyhine dava açılması yönünde karar alınmış, mahkememizde dava açılmış, daha sonra dava takipsiz bırakıldığından açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Devamında 20.05.2017 tarihli genel kurulda da eski yöneticiler hakkında dava açılmamasına karar verilmiştir. Kooperatif genel kurulu en yetkili organ olduğundan, bu kararıyla eski yöneticilere yönelik talepten vazgeçtiğini kabul etmek gerekmiştir.
Şerefiye ödemelerinin de gerçeğe uygun şekilde kayıtlara yansıtıldığı tespit edilmiştir.
Neticesinde 16.02.2014 ve 20.05.2017 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kusurlu eylemleri ile davalı kooperatife ve dolayısıyla davacıları zarara uğrattıkları yönünden bir veriye ulaşılamamıştır. Bilirkişi kurulu tarafından tespit edilen bir kısım zararların da bu yöneticilerin döneminde değil, 2007-2009 döneminde gerçekleştiği tespit edilmekle, talep kapsamında değerlendirilmemiştir.
Davacılar, 16.02.2014 ve 20.05.2017 tarihlerinde görev yapan yöneticilerin eylemlerinden dolayı iş bu tazminat istemli davayı açmışlardır. Husumeti ise kooperatife yöneltmişlerdir. Burada husumetin anılan dönemdeki yöneticilere ve deneticile yöneltilmesi gerekli iken, varsa zararlardırıcı eylemlerin mağduru durumundaki (davalı) kooperatife husumet yöneltilmesi de doğru olmamıştır." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince, davacı tarafın iddialarında
belirtilen hesap tetkik komisyon raporu ile eklerinin dosyaya sunulması için davalı kooperatife müzekkere yazılmasına karar verildiğini, davalı tarafça gerekli bilgi ve belgelerin sunulmaması, dava sürecinin uzatılması, mahkemenin oyalanması, gerçek belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına imkân yaratılmaması şeklinde usule, yasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı bir tavır sergilediğini, bu nedenle bilirkişi raporunun eksik/ noksan belgeye dayandığını,
Davalı koperatif yönetim kurulunca 16.02.2014 tarihli genel kurul kararı doğrultusunda 02.11.2015 tarihinde 14 ana başlık halinde yaklaşık 3.000.000.- TL değerinde Mahkemenin 2015/643 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, Mahkemece davanın 6762 sayılı TTK'nun 341. maddesi
uyarınca, genel kuruldan izin alınması ve davanın denetçilerce açılması gerektiği belirtilerek anılan eksikliklerin giderilmesi için mehil verildiğini, davalı kooperatifçe ara karar gereğinin yerin getirilmemesi üzerine davanın usulden reddine karar verildiğini,
Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Faaliyet Raporlarının gerçeğe uygun olmayan açıklamalar içerdiğini,
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/10764 soruşturma numaralı soruşturma dosyasının sonucu beklenmeden, 20.05.2017 tarihli genel kurulda katılan üyelere yanıltıcı bilgiler sunularak kararlar aldırıldığını, davanın reddedilmesine neden olan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin üyelerin mağduriyetlerine neden olduklarını, müktesep haklarını yok etmeye ve eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarının ortadan kaldırılmasına yönelik kararlar olduğunu, bu kararı aldıran davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin eski yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ortak olduklarını,
1163 Sayılı Yasanın 62. maddesinde belirtildiği üzere, kooperatif yönetim kurulu üyeleri aleyhine ceza davası açılması veya açılan davaların beraatle sonuçlanması durumunda bile gerekli hukuk davalarının açılabileceğini,
İlk derece Mahkemesinin "
Hesap Tetkik Komisyonu Raporu ve eki niteliğindeki Özel Teknik Rapordaki
değerlendirmeler ve tespitler üzerinden mahkememizce yeniden yapıları incelemeler neticesinde" şeklindeki gerekçesinin, bu belgeler sunulmamış olması nedeniyle gerçekle uyumlu olmadığını, bilirkişi incelemesinin eksik incelemeye dayandığını, İlk derece Mahkemesince itirazlarının değerlendirilmediğini,
Özel Teknik Raporda ayrıntıları ile açıklanan (istinaf dilekçesinde de ayrıntıları ile belirtilen) önceki yönetim ve denetim kurulu üyelerinin eylem ve işlemleri ile ilgili 20.05.2017 tarihinde yapılan genel kurulda 9. maddede "dava/davalar
açılmaması", 10. maddede "4 ortağın üyelik kayıtlarının silinmesi" ve 11. maddede "yeni
dava açılmaması" şeklinde alınan bu kararların, 16.02.2014 tarihinde yapılan genel kurulun 12. maddesinde alınan, eski yönetim ve denetim kurulları hakkında
hukuki ve cezai dava/davalar açma kararının hilafına olup, ortakların zararına neden olduğunu,
İddialarının 1999-2014 dönemlerini içerdiğini belirtmelerine rağmen İlk derece Mahkemesince, "bilirkişi kurulu tarafından
tespit edilen bir kısım zararların da bu yöneticilerin döneminde değil, 2007-2009
döneminde gerçekleştiği tespit edilmekle, talep kapsamında değerlendirilmemiştir."
şeklinde gerekçe belirtildiğini, mahkemenin iddia ve itirazlarını gözetmemiş olduğunun anlaşıldığını,
İlk derece Mahkemesinin kooperatife husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı yolundaki gerekçesinin yasal dayanağının belirtilmediğini,
Davalısının aynı davalı kooperatif olduğu ve şahsı tarafından açılan benzer nitelikteki Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/272 E. sayılı davada 15.06.2017 tarih ve
2017/438 K. sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu (Davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.), yine kendisi tarafından damga vergisinin iadesi talebiyle açmış olduğu davada 10.07.2018 tarih ve 2017/476 E., 2018/468 K. sayılı kararla da davanın kabulüne karar verildiğini, gerek bilirkişi raporunda, gerekse de davalı kooperatifin savunmalarında davanın kooperatife yöneltilmesi ile ilgili herhangi bir görüş ve kanaat bulunmadığını, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 05.04.2013 tarih ve 3013/1042 E., 2013/2179 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası
açmasının yanı sıra ortakların kooperatife karşı maddi ve manevi tazminat davası
açma hakları bulunduğunu, ortakların yöneticilerin
veya denetçilerin eylemleri sonucunda gördüğü doğrudan zararlarını kendi adına hükmedilmesini isteyebileceklerini,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, İlk derece Mahkemesi kararının sonucu itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
II-Davacılar vekilinin istinaf itirazları yönünden;
Dava, ortağı olduğu kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin eylem ve işlemleri nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3 maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 98. maddesi yollaması ile uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi ise, "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." hükmünü içermektedir. 6098 sayılı TBK’nın 49, 61 ve 62. madde hükümleri ile yukarıda anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin ve temsile yetkili şahısların zarar doğuran eyleminden dolayı, yöneticiler ve kooperatifin müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Bu nedenle, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra ortakların, kooperatife karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır.
Buna göre davacı tarafça husumetin kooperatife yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından, İlk derece Mahkemesinin, "...husumetin anılan dönemdeki yöneticilere ve denetiçilere yöneltilmesi gerekli iken, varsa zararlardırıcı eylemlerin mağduru durumundaki (davalı) kooperatife husumet yöneltilmesi de doğru olmamıştır." gerekçesi isabetli olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesinden yukarıdaki ibarenin çıkarılması suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
III-Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen yapılan inceleme sonucunda;
Dava dilekçesinde, dava konusu tazminat taleplerinin dayanağı, "16.02.2014-20.05.2017 arasında görev yapan davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kusur, kasıt ve ihmalleri nedeniyle uğramış
olduğumuz zararlar" olarak sınırlanmış;
Bu dönemde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarara sebebiyet veren eylem ve işlemleri ise;
-
16.02.2014 tarihli genel kurulda 15.02.1999. 31.12.2012 tarihleri arasında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılmasına karar verilmesine rağmen kooperatifçe Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/643 E. sayılı dosyası ile önceki yöneticiler aleyhinde açılan sorumluluk davasında, eksik bilgi ve belgeleri sunmamaları nedeniyle davanın usulden reddine sebebiyet vermeleri,
-
20.05.2017 tarihli genel kurulda 9. maddede, geçmiş dönemde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılacak davaların kaybedilme riski ve maliyetlerin yüksek olması nedeniyle, 16.02.2014 tarihli genel kurul kararının aksine, dava açılmamasına karar verilmesine sebebiyet vermeleri,
-
Aynı genel kurulda 10. maddede ise, gündem dışına çıkılarak, bazı kooperatif üyelerinin üye olmadıklarının kabulüne ve adlarına tahakkuk ettirilmiş olan aidat borçlarının silinmesine, üyelerden ... tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının üyelik aidatlarının ödenmesi koşuluyla kabulüne karar verilmesine sebebiyet vermeleri,
Olarak açıklanmıştır.
UYAP kayıtları kapsamından; davacılardan ... tarafından, 20.05.2017 tarihli genel kurulun 9. ve 10. gündem maddeleri ile alınan kararların iptali talebiyle davalı kooperatif aleyhine dava açıldığı, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.12.2018 tarih ve 2017/306 E., 2018/800 K. sayılı kararıyla; davacının dava konusu genel kurula katılmadığı, kararlarda yokluk ve butlan sebeplerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 12.07.2023 tarih ve 2019/953 E., 2023/1234 K. sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Dairemiz kararına karşı davacı tarafça temyiz yoluna başvurulmaması üzerine kararın 09.09.2023 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince, davacılar tarafından tazminat istemine dayanak yönetim ve denetim kurulunun görev yaptığı dönem ile eylem ve işlemlerinin sınırlanmış olduğu gözetilerek 20.05.2015 tarihli genel kurulun iptali istemiyle açılan davanın sonuçlanmasının beklenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava, önceki dönemlerde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin eylem ve işlemlerine yönelik olarak açılmamış olmasına rağmen, önceki dönemlerle ilgili inceleme ve araştırma yapılması doğru olmamıştır. Ne var ki gelinen aşamada Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını gerekçe yönünden düzelterek, davalı kooperatifin önceki yöneticiler hakkında dava açılmamasına dair 20.05.2017 tarihli genel kurul kararının kesinleşmiş olduğu, davalı kooperatifin 16.02.2014-20.05.2017 arasında görev yapan davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin usulsüz eylem ve işleminin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine,
II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, (III) nolu bentte açıklanan nedenlerle; HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.05.2019 tarih ve 2018/79E., 2019/345 K. sayılı kararını HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-Davanın REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 170,78 TL'nin mahsubu ile kalan 256,82 TL'nin davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3). maddesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya ödenmesine,"
III-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
IV-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
V-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
21.02.2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 22/02/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59