Ankara BAM 23. HD 2019/2583 E. 2024/210 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2019/2583
2024/210
31 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2019/2583 - 2024/210
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2019/2583
KARAR NO : 2024/210
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 14.02.2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/386 E., 2019/126 K.
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI
Davacılar vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacılar vekili, davacıların adi iş ortaklığı kurduklarını ve davalının açtığı ... Bor ve Asit Fabrikaları İşletme Müdürlüğü'nün ürettiği +- %20 toleranslı 625.000 ton ürünün torbalanması, etiketlenmesi, stoka taşınmazı, istiflenmesi, satış durumuna göre jütlenmesi, paletlenmesi, shrinklenmesi, çemberlenmesi ve sevk araçlarına yüklenmesi konulu iki yılda bir düzenlenen ihaleye katıldığını, 31.12.2012-31.12.2014 arasında yapılacak işler için ihaleyi kazandıklarını, ihaleyi kazanmaları üzerine halihazırda önceki şirket işçisi olan ve davacıya ait işyerinde çalışmakta olan işçilerin sigorta kayıtlarını yaparak işverenliklerini aldıklarını, işçilerden ...'in ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 2013/263 E. sayılı dosyasında dava açtığını, iş mahkemesince müteselsil sorumluluğa hükmedildiğini ve davalı ... A.Ş.'nin işçiye ödeme yaptığını, fakat yaptığı ödemeyi davacının hak edişlerinden %10'luk teminat kesintisinden gerçekleştirdiğini, bu kesintinin kesin kabulden sonra aslında davacıya ödenecek olmasına rağmen davalının ödemeyi bu kesintiden yaptığını, ayrıca davalının ödediği tutarın tamamından davacının sorumlu olmadığını, davacının sorumluluğunun kendi alt işverenlik dönemi ile sınırlı olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalarak 100,00-TL haksız yapılan kesintinin tahsilat tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 08.12.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, talebini 8.379,49-TL'ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, dava açan işçi ...'e 12.731,23-TL ödeme yaptıklarını, davacı ile olan sözleşmeleri gereği bu ödemeden davacı yüklenici sorumlu olduğu için ödenen tutarı davacının hakedişinden kestiklerini, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacak bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince "...Bilirkişiden alınan kök raporda özetle, davacı tarafın mahkemenin hüküm altına almış olduğu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram, genel tatil ücreti alacaklarından ve faizi ile birlikte yargılama giderlerinden dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre oranında sorumlu olacağı, dava dışı işçinin davacı şirkette 175 gün süre ile çalıştığı, davacının sorumlu olduğu tutarın 4.351,74 TL olduğu, davacı adi ortaklığın bu miktarın üzerinde yaptığı kesin tutarı olan 8.379,49 TL'yi davalıdan talep edibileceği görüşü bildirilmiştir.
Ek raporda, kök rapora göre herhangi bir değişikliğin olmadığı bildirilmiştir.
....
Davalı tarafça sözleşmenin 23 ve Teknik Şartnamenin 30. maddesi hükmüne uygun ibranamelerin, davalı üst işverene sunulduğu savunulmamaktadır.
Bu durumda taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 23 ve Teknik Şartnamenin 30. maddeleri uyarınca, davalı yüklenicinin işçilerden aldığı, sözleşmenin anılan maddesine uygun ibranameleri davalı işverene vermesi üzerine kesin kabul işleminin yapılacağı, somut uyuşmazlıkta bu koşulun yerine getirilmediği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı işverene henüz bu ibranameler sunulmadığından, davacı yüklenicinin davalı idare tarafından hakedişlerinden ya da teminattan haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla alacak talep edemeyeceği kanaatine varıldığından davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Yerel mahkemenin, hukuken uzmanlık gerektiren bilirkişi raporunu nazara almadan karar verdiğini, uyuşmazlık konusunu tam olarak değerlendiremediğini, uyuşmazlık konusunun dava dışı işçiler ile ilgili ibranamelerinin davalı kuruma verilmesi ya da verilmemesi ile hiç bir ilgisinin bulunmadığını;
Davalının, sözleşmenin 23.1.a maddesine göre işçinin müvekkilinde çalıştığı dönemle sorumluluğa göre kesinti yapmak yerine müvekkilinde çalışmadığı dönemleri de hesaba katarak kesinti yaptığını;
Taraflarınca, tarafları ve konusu aynı olan dört adet daha dava açıldığını, davaların lehlerine sonuçlandığını;
Yine yerel mahkemenin gerekçeli kararının son iki paragrafında belirtilen ve davanın reddine ilişkin dayanak olarak gösterilen teknik şartnamenin 30. maddesinin de işbu davanın konusuyla hiçbir ilgisi bulunmadığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak hak edişten yapılan fazla kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İşveren ile yüklenici, İş Kanunu’na göre işçiye karşı müşterek ve müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınıp hizmetin devamı sağlanmaktadır. Bu halde İş Hukuku prensiplerine göre; işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından da son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır( Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1763 E, 2021/2455 K sayılı 21.12.2021 tarihli ilamı)
Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşmenin 23. maddesi ile idari şartnamenin 30. maddesine göre; yüklenicinin, işin bitiminde, çalıştırdığı tüm işçilerin iş sözleşmelerini tasfiye ederek işçilerin bu sözleşme kapsamında yüklenicide çalıştıkları döneme ilişkin hak etmiş olduğu ihbar, kıdem, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ve diğer her her türlü alacaklarını ödeyecektir ve yüklenicinin hakedişlerinden %10 oranında kesinti yapılacaktır. Yani iç ilişkide, ihale sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilerin iş mevzuatından doğan alacaklarından sorumluluk tamamen davacı iş ortaklığına aittir. Ancak uyuşmazlık iç ilişkideki rücu ile ilgili olduğundan ve taraflar arasındaki sözleşme sadece davacının dönemi ile ilgili bulunduğundan diğer işverenlerin dönemi ile davacının sorumlu tutulması mümkün değildir.
İlk derece mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporda bu belirlemelere göre hesaplama yapılarak, davalı tarafça yapılan 12.731,23-TL kesintinin, işçinin davacıda çalıştığı döneme denk gelen kısmının 4.351,74-TL olduğu, kalan 8.379,49-TL'den davacının sorumluluğunun bulunmadığı belirlenmiştir. Mahkemece bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlık konusu ile ilgisi bulunmadığı halde "davacı tarafça işçilerden alınacak ibranamelerin sunulmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, HMK m. 353/1,b,2 gereğince kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/386 E., 2019/126 K. sayılı dava dosyasında verdiği 14.02.2019 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"1-Davanın kabulü ile, 8.379,49-TL'nin 25.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine.
2. Alınması gereken 572,40. TL karar harcından, peşin alınan 29,20. TL harcın düşümü ile kalan 543,20. TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına.
3. Davacı tarafça sarf edilen 29,20. TL başvurma harcı, 29,20. TL peşin harç, 105,00. TL posta. davetiye gideri, 500,00. TL bilirkişi gideri ve 41,70. TL istinaf posta gideri toplamı olan 705,10. TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, gider/delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak ilgili tarafa iadesine.
4. A.A.Ü.T. uyarınca 8.379,49. TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine."
II-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine.
III-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.
31.01.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 01.02.2024
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20