SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1036

Karar No

2024/1143

Karar Tarihi

17 Eylül 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

23. H U K U K D A İ R E S İ

(K I S M E N K A B U L)

ESAS NO : 2024/1036

KARAR NO : 2024/1143

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA:

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

Dairemizin 11.10.2022 tarih., 2022/1386 E., 2022/1498 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.05.2024 tarih, 2023/6-256 E., 2024/237 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla HMK m. 373/3 uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :

İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :

Davacı vekili asıl davada, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 12.11.2006 tarihinde yapılan kura çekiminde kooperatif tarafından yapılan ... sayılı parselde bulunan A 1 villa tipi konutun adına isabet ettiğini, davalı kooperatif tarafından çok katlı ve villa şeklinde yapılan konutların 2007 yılında tahsis edilen üyelere teslim edildiğini, hatta bir kısmının iskan belgelerini dahi aldıklarını, buna karşın davalı kooperatifin kendisine ait villa tipi konutu teslim etmediğini ileri sürerek dava tarihi itibariyle halen teslim edilmemiş olan konutun getireceği kira şeklindeki kazanç kaybının şimdilik 1.000,00-TL'sinin konutun teslim edilmesi gereken 31.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen davada, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 12.11.2006 tarihinde yapılan kura çekimi ile müvekkiline ... parsel A 1 villa tipi konutun isabet ettiğini, diğer kooperatif üyelerine konutlarının teslim edilmesine rağmen müvekkiline konutunun teslim edilmediğini, bu nedenle kira kaybına uğradığını, teslimin yapılması gereken tarih olan 01.06.2009 tarihinden itibaren doğan kira kaybı alacağının tahsili için Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/818 E. sayılı dava dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu, davanın açıldığı 10.10.2014 tarihinden bu zamana kadar doğan kira alacağının tahsili için bu davanın açıldığını ve her iki dava arasında bu nedenle hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu savunarak açılan davanın Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin belirtilen dava dosyası ile birleştirilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 100,00-TL'nin 01.06.2009 tarihinden, temerrüt tarihinden itibaren her ay için ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 25.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini asıl davada 114.653,00-TL'ye; birleşen davada ise 39.162,00-TL'ye yükselterek bu miktarların 01.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili asıl davada, müvekkil kooperatifin villa tipi konutlar inşa ettiğini ve eşitlik ilkesine riayet ederek konutları peyderpey tahsis ve teslim ettiklerini, ancak yüklenici firmanın sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle, içinde davacıya tahsis edilen konutun da yer aldığı bir kısım konutların teslim edilemediğini, teslimde oluşan gecikmenin kendilerinden kaynaklanmadığını, bu nedenle geç teslimden sorumlu tutulamayacakları gibi tahsis işleminin genel kurul kararı ile yapıldığını, biten konutların teslim edileceği hakkındaki genel kurul kararına davacının itiraz etmediğini, bu nedenle eşitlikten söz edilerek kira alacağı talep edemeyeceğini, tahsise ilişkin genel kurul kararının davacıya bir hak vermeyeceği eşitlik ilkesi gereği davacının ancak kendi denkleri ile kendisini karşılaştırabileceğini, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının henüz kesinleşmediğini, kaldı ki bu konuda müvekkili kooperatifin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; birleşen davanın da reddini istemiştir.

İLK DERECE MAH. (ÖNCEKİ)KARARI ve AŞAMALARIN ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi'nce "...Dava, savunma, tarafların sunduğu belgeler ve kooperatif kayıtları ile bu kayıtların incelenmesine dayalı bilirkişi raporu ve özellikle davacı tarafça sunulan emsal kararların incelenmesiyle; emsal gösterilen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.02.2014 gün ve 2012/111- 123 sayılı kararında davanın ve savunmanın eldeki dava ile aynı nitelikte olduğu, bu kararda da değinildiği gibi Kooperatif tarafından davacıya gönderilen yazıda tüm dairelerin 31.07.2009 tarihinde teslim edileceğinin öngörüldüğü, bir kısım villa nitelikli bağımsız bölümün iskan ruhsatları da alınmak suretiyle 01.06.2009 tarihinde teslim edildiği, davacıya ait villa nitelikli bağımsız bölümün bitirilmediği ve davacıya teslim edilmediği, bu şekilde kooperatif üyeleri arasında Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesinin zedelendiği, davalı kooperatifin bu ilkenin zedelenmesini önlemeye yönelik, tedbir almadığı davacının konutuna kavuşamaması nedeniyle katlandığı kazanç kaybı şeklindeki zararını telafi etmeye yönelik herhangi bir işlem ve eylem yapmadığı, dava tarihine kadar durumun bu şekilde devam ettiği, davacının kira kaybı şeklindeki zararını istemekte haklı olduğu anlaşıldığı..." gerekçesiyle "...1- Asıl davada 01.06.2009 tarihinden dava tarihi olan 10.10.2014 tarihine kadar hesap edilen 114.653,00 TL kira alacağı ile bu kira alacağına dava tarihine kadar işlemiş olan 70.092,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 184.745,50 TL nin birleşen dosyadaki dava tarihi olan 24/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine; 2- Birleşen 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/264 esasına kayıtlı dava dosyasında, dava tarihi olan 10.10.2014 tarihinden birleşen davanın açıldığı 24.03.2016 tarihine kadar hesap edilen 39.162,00 TL kira alacağı ile bu alacağa birleşen dava tarihine kadar hesap edilen 2.539,01 TL faiz olmak üzere toplam 41.701,01 TL nin dava tarihi olan 24.03.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Dairemizce, 18.04.2019 tarihinde, "...davacının kooperatif ortağı olduğu, 12.11.2006 tarihinde yapılan kura çekiminde ... parselde bulunan A 1 villa tipi konutun isabet ettiği sabittir. Diğer yandan, kooperatifin yüklenici vasıtasıyla yaptırdığı konut inşaatlarının birden fazla parseli kapsadığı, bir kısım ortaklara çok katlı bloklarda daire tipinde, bir kısım ortaklara da villa tipinde konut verileceği, bu kapsamda çok katlı bloklardaki 87 daire ile 43589 ada 3 parseldeki 14 adet villanın ortaklara tesliminin yapıldığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu da değildir. Ancak yerinde inceleme yapan inşaat mühendisi tarafından ibraz edilen 15.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya tahsis edilen villanın da bulunduğu ... parseldeki hiçbir villanın bitmediği, parselin çevre düzenlemesinin yapılmadığı, villaların bulunduğu yere stabilize yol ile gidilebildiği, villaların tamamının kaba inşaat halinde, çatıları tamamlanmış ve kaba sıvalarının yapıldığı, inşaat halinde olduğu; diğer taraftaki çok katlı blokların ve 14 adet villanın (kastedilenin 43589 ada 3 parsel olduğu anlaşılmaktadır) teslim edildiği bildirilmiştir.

Kooperatifin, bütün ortaklarına teslim konusunda herhangi bir taahhüdü ve kararı bulunmamaktadır. Mahkemece emsal olarak gösterilen Ankara 3. ATM'nin 2012/111 E. sayılı davasında verilen kararda, teslimi yapılan ve yapılmayan parseller ve taşınmazların durumu, buna göre nispi eşitliğin değerlendirmesi yapılmamıştır. Söz konusu karara dayanak olarak gösterilen ve davalı tarafça davacıya gönderildiği belirtilen, eldeki davanın davacısına da gönderilmiş bulunan birtakım yazılar, kooperatif yönetim kurulu tarafından yüklenici vasıtası ile yaptırılan binaların yapım sürecinde, üyelerin bilgilendirilmesi amacını taşımakta olup herhangi bir taahhüt içerdiğinin kabulü mümkün değildir. Kaldı ki böyle bir konuda yönetim kurulunun karar alıp ortaklara bildirmesi de olanaksızdır.

Buna göre davacı ile aynı konumda bulunan üyelerin konutlarının teslim edilmediği anlaşıldığından davaların reddine karar verilmesi gerekirken anılan şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır." gerekçesi ile HMK m. 353/1,b,2 uyarınca kararı düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine ve asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir." karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Yargıtay 23. H.D., 17.11.2020 T., 2019/2199 E., 2020/3658 K. sayılı kararı ile "...Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi davacıya kur’ada isabet eden villanın yer aldığı ... parselde hiçbir villanın bitirilmediği, 3 parselde yer alan 14 adet villanın ise ortaklara tesliminin yapıldığı uyuşmazlık dışıdır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nce kooperatifin teslim tarihi konusunda bir taahhüdünün bulunmadığı, davacıya genel kurul kararlarına dayanmadan gönderilen yazıların bağlayıcı olmadığı, aynı durumda olan ortaklar arasında nisbi eşitliğin sağlandığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin eşitliğe ilişkin tesbitleri dışındaki tesbitlerinde isabet bulunmaktadır. Ancak kooperatifin tüm ortaklarına eşit davranması Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinin bir gereğidir. Kooperatif tarafından yapılacak inşaatların farklı parsellerde bulunması bu eşitliğin bozulmasına gerekçe olamaz, nisbi eşitliğin de somut olayda uygulanması mümkün değildir.

Hal böyle olunca aynı parselde olmasa bile davalı kooperatifin aynı statüdeki üyeleri arasında aynı kur’a da çekilen villaların bazı ortaklara teslim edildiği sabit olduğuna göre Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin nisbi eşitlik ilkesi gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvuran asıl ve birleşen davada davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması için kararın bozulmasına..." karar verilmiştir.

Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma ilamında belirtilen yönlerden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 22.06.2021 tarihinde, "...Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı uyarınca davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesi gerekmiş, bu amaçla kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişinin de katılımı ile beyan ve itirazların karşılanabilmesi açısından bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.

Bozma ilamına uyulduğundan davalı kooperatifin aynı statüdeki üyeleri arasında aynı kurada çekilen villaların bazı ortaklara teslim edildiği, ortağın aidat borcu bulunmasının kira kaybı tazminatı istenmesine engel olmadığı, aynı konumda bulunan bir kısım üyenin konutunun tamamlanıp teslim edilmesi halinde, eşitlik ilkesi uyarınca konutu teslim edilmeyen üyenin teslim tarihine kadar kira bedeli isteyebileceği, davacının kooperatif ortaklığını eşinden tüm hak ve borçları ile birlikte devraldığı, buna göre, önceki dönem için de kira kaybı tazminatı isteyebileceği kabul edilmiştir.

Diğer yandan, Yargıtay 23. H.D.'nin 17.02.2015 T., 2014/6991 E., 2015/923 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı davalarda olduğu üzere üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Somut olayda da talep, üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili olmayıp, tahsis hakkına dayalıdır. Dolayısıyla tahsis hakkına dayalı olarak talepte bulunulduğundan zaman aşımının işlemesi mümkün değildir. Davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Ancak, bilirkişi raporunda da belirtildiği şekilde davalı kooperatifin eşitsizliğin giderilmesi konusunda 31.05.2015 tarihli genel kurula kadar herhangi bir karar almadığı, bu genel kurulda bu doğrultuda kararlar alındığı, alınan kararların iptal edildiğine ilişkin herhangi bir iddia ve ispatın mevcut olmadığı, sonraki genel kurullarda da konutu teslim edilen/edilmeyen ortaklar için farklı aidat miktarları belirlendiği dikkate alındığında, davacının 31.05.2015 tarihli genel kurul tarihine kadar kira bedeli talep edebileceği, emsalde villanın teslim tarihi olarak 31.07.2009 tarihinin kabul edildiği anlaşılarak bu tarihten itibaren kira bedeli istenebileceği belirlenmiştir. Yapılan hesaplamaya göre:

Asıl davada 31.07.2009 tarihinden dava tarihi olan 10.10.2014 tarihine kadarki dönem için 111.653,00-TL tazminat istenebileceği; birleşen davada ise ilk dava tarihi olan 10.10.2014'den 31.05.2015 tarihine kadar olan dönem için 16.867,00 TL tazminat talep edebileceği anlaşılmakla dava ve birleşen davanın bu miktarlar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiş; talep de gözetilerek kira kaybı tazminatı için her ayın tahakkuk tarihlerinden itibaren yasal faiz istenebileceği değerlendirilmiş; ilk kararda müddeabihe dahil olmadığı halde dahilmiş gibi talep aşılarak işlemiş faiz miktarına hükmedilmiş olması nedeni ile davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği..." gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Yargıtay 6. H.D.'nce 27.06.2022 T. ve 2021/4934 E., 2022/3621 K. sayılı kararı ile, "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı kooperatifin aynı statüdeki üyeleri arasında aynı kurada çekilen villaların bazı ortaklara teslim edildiği, ortağın aidat borcunun bulunmasının kira kaybı istenmesine engel olmadığı, aynı konumda bulunan bir kısım üyenin konutunun tamamlanıp teslim edilmesi halinde eşitlik ilkesi uyarınca konutu teslim edilmeyen üyenin teslim tarihine kadar kira bedeli isteyebileceği, davacı hak ve borçları ile kooperatif hissesini devraldığından önceki dönem içinde kira isteyebileceği, somut olayda talep üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili olmayıp tahsis hakkına dayalı olduğundan zamanaşımı süresinin işlemeyeceği,davalı kooperatif 31.05.2015 tarihli genel kurulda eşitsizliğin giderilmesi konusunda karar aldığından bu tarihe kadar kira isteyebileceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili ile katılma yoluyla asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.

1. Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün olmamasına göre  asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm; asıl ve birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. Asıl ve birleşen dava, kooperatif üyesine tahsis edilen konutun teslim edilmemesine dayalı  kira kaybı bedelinin tahsili istemine  ilişkindir.

TBK’nın 149 maddesi “Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.

Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin doğurduğu günden işlemeye başlar “ hükmünü içermektedir. Asıl ve birleşen dava da davacı taraf kendisine kur’a da isabet eden konutun teslimini beklediğini bu süre zarfında oluşan kira kaybını istediğini ileri sürerek 2014 yılında asıl davayı açmakla teslim edilmeme nedeniyle isteyebileceği kira alacağını muaccel hale getirmiştir. Kira alacağı doğduğu aydan itibaren muaccel hale gelir, muacceliyetin başlangıç tarihi zamanaşımı süresinin de başlangıcıdır. Kooperatif ile üyesi arasındaki kira alacağı 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

Bu durumda, davalı vekilinin zamanaşımı def’inin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince tahsis hakkına dayalı olan davada zamanşımının işlemeyeceği gerekçesi doğru olmamış, kararın bozulmasına..." karar verilmiştir.

Dairemizin 11.10.2022 tarih ve 2022/1386 E., 2022/1498 K. sayılı kararı ile, "Dairemizce verilen 22.06.2021 tarihli kararda da belirtildiği şekilde; Yargıtay 23. H.D.'nin 17.02.2015 T., 2014/6991 E., 2015/923 K. sayılı ilamında yazılı olduğu üzere tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı davalarda olduğu üzere üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez.

Somut olayda da davacının kooperatif üyeliğine, diğer anlatımla tahsise sıkı sıkıya bağlı kazanç kaybı talebinin, parasal yükümlülükle ilgisi olmadığından, üyelik devam ettikçe zamanaşımına uğramayacağı (23. H.D. 05.11.2015 T., 2014/9679E., 2015/7099K.) değerlendirilmiş, davalı vekilinin zaman aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.

Buna göre, davalı kooperatifin aynı statüdeki üyeleri arasında aynı kurada çekilen villaların bazı ortaklara teslim edildiği, ortağın aidat borcu bulunmasının kira kaybı tazminatı istenmesine engel olmadığı, aynı konumda bulunan bir kısım üyenin konutunun tamamlanıp teslim edilmesi halinde, eşitlik ilkesi uyarınca konutu teslim edilmeyen üyenin teslim tarihine kadar kira bedeli isteyebileceği, davacının kooperatif ortaklığını eşinden tüm hak ve borçları ile birlikte devraldığı, buna göre, önceki dönem için de kira kaybı tazminatı isteyebileceği kabul edilmiş;

Asıl davada 31.07.2009 tarihinden dava tarihi olan 10.10.2014 tarihine kadarki dönem için 111.653,00-TL tazminat istenebileceği; birleşen davada ise ilk dava tarihi olan 10.10.2014'den 31.05.2015 tarihine kadar olan dönem için 16.867,00 TL tazminat talep edebileceği anlaşılmakla Dairemizin önceki kararında direnilmesine, dava ve birleşen davanın bu miktarlar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiş; talep de gözetilerek kira kaybı tazminatı için her ayın tahakkuk tarihlerinden itibaren yasal faiz istenebileceği değerlendirilmekle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.

Kararı temyiz eden davacı vekili temyiz dilekçesinde:

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2020 tarih ve 2019/2199 E., 2020/3658 K. sayılı kararı ile davalı tarafından aynı konumdaki bazı üyelere konutları teslim edilirken bazı üyelere konutlarının teslim edilmemiş olması sebebi ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinin sabit hale geldiğini, eşitliğin ancak davacıya tahsis edilen konutun teslimi veya konut teslim edilene kadar davacının mahrum kaldığı veya katlanmak zorunda olduğu kira bedelinin kendisine ödenmesi ile tesis edilebileceğini, mevcut durumda bugün dahil davacıya konutunun teslim edilmediğini;

Ayrıca, davalının ne dilekçelerin teatisi aşamasında ne de sonrasına eşitliğin sağlandığına dair bir iddiası bulunmadığını, davalının ileri sürmediği bir iddianın tabiatıyla ispatının da olmayacağını;

Bilirkişilerin kendi görevlendirme kapsamını aşarak hukuki değerlendirmede bulunduklarını, BAM kararında da bu hususa dayanarak taleplerinin kısmen reddedildiğini beyan ederek temyiz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Kararı temyiz eden davalı vekili temyiz dilekçesinde:

Temyiz konusu davada, davacı yanın kendisine kura ile isabet eden konutun teslimini beklediğini, bu süre zarfında oluşan kira kaybını istediğini ileri sürerek 2014 yılında davayı açmakla teslim edilmeme nedeniyle isteyebileceği kira alacağını muaccel hale getirdiğini, muacceliyet başlangıcının zamanaşımı süresinin de başlangıcı olduğunu;

Gecikmeden dolayı kira alacağı davalarında, alacaklı tarafın bu alacaklarını talep veya dava etmek için taşınmazın teslimini beklemek zorunda olmadığının, gecikme tazminatı alacağını her ay sonu itibariyle talep veya dava edebileceğinin ve zamanaşımının buna göre belirlenmesi gerektiğinin emsal kararlarda ortaya konulduğunu beyan ederek direnme kararının hukuka uygun olmadığının tespitine, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.05.2024 tarih ve 2023/6-256 E., 2024/237 K. sayılı kararı ile,

"A) Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede:

Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi, temyiz istemi için de gerekli bir şarttır. Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Özel Dairenin 27.06.2022 tarihli ve 2021/4934 Esas, 2022/3621 Karar sayılı bozma kararının birinci bendinde asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, bozma kararından sonra mahkemece yapılan yargılama aşamasında asıl ve birleşen davada davacı vekilinin direnme kararı verilmesini talep ettiği gözetildiğinde, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan değerlendirmede:

  1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır.

  2. Bilindiği üzere kooperatif, 1163 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” şeklinde tanımlanmıştır.

  3. Türk Hukuk Lûgatında da kooperatifin Kanun’da düzenlenen tanımı aynen muhafaza edilmiş; kooperatiflerin amaçlarına ve ortaklarının niteliklerine göre “tüketim kooperatifi”, “üretim kooperatifi”, “kredi kooperatifi”, “yapı kooperatifi” gibi çeşitli adlarla çalıştıkları belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 712).

  4. Gerçek ve tüzel kişiler, ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını sağlayıp korumak amacıyla kooperatiflere ortak olurlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi doğrultusunda ortaklara katılma hakları, koruyucu haklar, malî haklar ve belli sayıda ortağın kullanabileceği haklar şeklinde birtakım haklar tanınmış, yükümlülük ve sorumluluklar getirilmiştir. Her ortağın sermaye payı taahhüt etme ve ödeme, aidat borçlarını zamanında ve eksiksiz ödeme, kooperatif ana sözleşmesinde hüküm bulunması hâlinde bilanço açıklarının kapatılması için ek ödeme yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü vardır.

  5. Bu aşamada “zamanaşımı” konusuna kısaca değinecek olursak; Özel Hukukta teknik bir kavram olan “zamanaşımı” genel olarak alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden, dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Türk Hukuk Lûgatında da “Yasanın belirlediği koşullar altında bir sürenin geçmesi üzerine bir hak kazanma ya da bir yükümden kurtulma yolu” olarak tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1244).

  6. Zamanaşımının sonucu; alacak hakkına son verme değil, onu eksik borç hâline getirme olarak ortaya çıkmaktadır. Zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin temelinde iddia edilen alacağın aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen kullanılmaması karşısında borçlunun oldukça uzak geçmişte kalan bir borçtan doğabilecek ihtilâflara karşı korunması, kendi alacağına karşı uzun süre kayıtsız kalan kimsenin bu hakkının artık korunmaya layık olmadığını kabul etmiş sayılması yatmaktadır.

  7. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber artık doğal bir borç (Obligatio naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmayıp borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'i de bulunması gerekir. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır.

  8. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli ve 2020/(15)6-609 Esas, 2022/1424 Karar; 24.06.2021 tarihli ve 2017/(23)15-3136 Esas, 2021/842 Karar; 04.03.2021 tarihli ve 2020/(21)-10-196 Esas, 2021/195 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

  9. Kooperatifler Hukukundan kaynaklanan ve kooperatif ile üyesi arasındaki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklarda uygulanması gereken 6098 sayılı Kanun'un 147/4 üncü maddesi (mülga 818 sayılı Kanun md. 126/4) uyarınca bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi beş yıldır.

  10. Anılan madde ile ortakların kendi aralarındaki ya da ortak ile kooperatif arasındaki davalarda başka bir anlatımla ortaklıkların iç ilişkilerinden doğan alacaklardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda beş yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

  11. Türk Borçlar Kanunu'nun 149 uncu maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Aynı Kanun'un 90 ıncı maddesi uyarınca da ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Sözleşmeden doğan borçlarda zamanaşımının işlemeye başlaması için alacağın muaccel (istenebilir) olması yeterlidir. Alacaklı, alacağının varlığından haberdar olmasa dahi, alacağın muaccel olmasıyla birlikte zamanaşımı süresi işler. Borcun ifası bir süreye bağlanmışsa, alacak sürenin dolması ve ifa gününün gelmesiyle muaccel olur, o günden itibaren de zamanaşımı işler. Alacağın muacceliyeti alacaklının bir bildirimine (ihbarına) bağlı ise, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden itibaren işlemeye başlar (6098 sayılı Kanun md. 149/2).

  12. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen davada kooperatif üyesi olduğunu belirterek davalı tarafından 12.11.2006 tarihinde yapılan kura çekiminde kendisine isabet eden konutun teslim edilmemesi nedeniyle mahrum kaldığı kira kaybı bedelini isteyen davacının talebinin, tahsis hakkının özünün korunmasına ilişkin olmayıp, tahsis hakkının kullanılmasından kaynaklanan nispi nitelikteki parasal bir istemden doğduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla asıl ve birleşen davada davacı, kooperatif üyeliğine ve tahsise sıkı sıkıya bağlı herhangi bir talepte bulunmamaktadır, aksine kendisine kişisel bir hak sağlayan kira alacağını istemektedir.

  13. Bu durumda kooperatif ile üyesi arasındaki kira kaybı alacağına ilişkin eldeki davada uygulanması gereken zamanaşımı süresi 6098 sayılı Kanun'un 147/4 üncü maddesinde (mülga 818 sayılı Kanun md. 126/4) düzenlenen beş yıllık süreye göre değerlendirilmelidir. Asıl ve birleşen davada istenen kira kaybı alacağı için uygulanacak olan beş yıllık zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Davacı asıl davayı açtığı 2014 yılında konutun teslim edilmemesi nedeniyle isteyebileceği kira alacağını muaccel hâle getirmiştir.

  14. Şu hâlde; mahkemece asıl ve birleşen davada davalı kooperatif vekilinin ileri sürdüğü zamanaşımı def'i değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, talebin tahsis hakkına dayandığı ve tahsis hakkına dayalı talepte bulunulduğundan zamanaşımı süresinin işlemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin zamanaşımı def'inin yerinde görülmediği belirtilerek işin esasına yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.

  15. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; ıslahın yeni veya ek bir dava olmayıp, usulî bir hatanın düzeltilmesi veya eksikliğin tamamlanması mahiyetinde olduğu, nitekim 24.05.2019 tarihli ve 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da ıslah ile arttırılan kısmın ek dava olmadığının aynen kabul edildiği, ıslah edilen kısım bakımından zamanaşımının işleyeceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığını, ıslahla arttırılan kısma yönelik talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmesi hâlinde, hak arama hürriyeti engellenerek hak ihlâllerinin doğacağını, bu nedenle kısmi ıslahın yeni bir dava olmadığı da dikkate alınarak asıl davanın açılmasıyla zamanaşımının tüm alacak bakımından kesildiğinin kabul edilmesi suretiyle direnme kararının bu değişik gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

  16. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

  17. Bu nedenle direnme kararı bozulmasına..." karar verilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

Asıl ve birleşen dava, kooperatif ortağına tahsis edilen konutun teslim edilmemesi nedeni ile uğranılan gelir kaybının tazmini istemine ilişkindir.

Dairemizce yapılan değerlendirmede; HGK kararında belirtildiği üzere, kooperatif ile üyesi arasındaki kira kaybı alacağına ilişkin eldeki davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 6098 sayılı Kanun'un 147/4 üncü maddesi uyarınca 5 yıl olduğu, somut davada, davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı savunması kabul edilerek ıslah ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihi olan 25.01.2017 tarihinden önceki 5 yıllık süreye (25.01.2012) kadar olan istemin zamanaşımına uğradığı, buna göre:

Asıl davada, dava dilekçesi ile 1.000,00-TL, ıslah dilekçesi ile 113.653,00-TL olmak üzere toplam 114.653,00-TL istendiği, ancak istenebilecek tazminat tutarının Dairemizce 111.653,00-TL olarak belirlendiği; şu hale göre, başta istenen 1.000,00-TL hariç, 31.12.2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar olan 46.550,00-TL'lik kısmın zaman aşımına uğradığı saptanarak istemin bu kısım yönünden reddine; bakiye 65.103,00-TL lik kısım yönünden ise kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

Birleşen davada zamanaşımına uğrayan bir kısım bulunmadığı anlaşılarak Dairemizce saptanan 16.867,00-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

I-A-Asıl davada:

Davanın kısmen kabulü ile;

1.000,00-TL'nin 31.08.2009 tarihinden itibaren,

1.750,00-TL'nin 31.01.2012 tarihinden itibaren,

1.750,00-TL'nin 29.02.2012 tarihinden itibaren,

1.750,00-TL'nin 31.03.2012 tarihinden itibaren,

1.750,00-TL'nin 30.04.2012 tarihinden itibaren,

1.750,00-TL'nin 31.05.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 30.06.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 31.07.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 31.08.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 30.09.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 31.10.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 30.11.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 31.12.2012 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 31.01.2013 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 28.02.2013 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 31.03.2013 tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 30.04.2013tarihinden itibaren,

1.840,00-TL'nin 31.05.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 30.06.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 31.07.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 31.08.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 30.09.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 31.10.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 30.11.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 31.12.2013 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 31.01.2014 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 28.02.2014 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 31.03.2014 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 30.04.2014 tarihinden itibaren,

2.020,00-TL'nin 31.05.2014 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 30.06.2014 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 31.07.2014 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 31.08.2014 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 30.09.2014 tarihinden itibaren,

733,00-TL'nin 10.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine. Fazlaya ilişkin istemin reddine.

Karar ve ilam harcı:

Alınması gereken 4.447,00-TL harçtan peşin ve ıslahla alınan 1.922,00-TL harcın düşümü ile kalan 2.525,00-TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına.

Yargılama giderleri ve gider avansı:

Davacı tarafça sarf edilen 25,20-TL başvurma harcı, 25,20-TL peşin harç, 1.922,58-TL ıslah harcı toplamı 1.972,40-TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.

Davacının sarf ettiği toplam 2.926,80-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.706,00-TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak davacıya iadesine.

Davalının sarf ettiği 1.920,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 800,00-TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak davalıya iadesine.

Vekalet ücreti:

A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.

A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.

B-Birleşen davada:

Davanın kısmen kabulü ile;

2.200,00-TL'nin 31.10.2014 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 30.11.2014 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 31.12.2014 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 31.01.2015 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 28.02.2015 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 31.03.2015 tarihinden itibaren,

2.200,00-TL'nin 30.04.2015 tarihinden itibaren,

1.467,00-TL'nin 31.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine. Fazlaya ilişkin istemin reddine.

Karar ve ilam harcı:

Alınması gereken 1.152,18-TL harçtan peşin ve ıslahla alınan 687,02-TL harcın düşümü ile kalan 466,00-TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına.

Yargılama giderleri ve gider avansı:

Davacı tarafça sarf edilen 29,20-TL başvurma harcı, 29,20-TL peşin harç ve 687,00-TL ıslah harcı toplamı toplamı 754,40-TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.

Davacının sarf ettiği 5,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 3,00-TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak davacıya iadesine.

Vekalet ücreti:

A.A.Ü.T. uyarınca 16.867,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine.

A.A.Ü.T. uyarınca 16.867,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.

II-Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde iadesine.

III-Davacı tarafından yapılan 158,50-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 84,99-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya; Davalı tarafından yapılan 618,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 286,63-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.

IV-A.A.Ü.T. uyarınca 10.200,00-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.

V-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

17.09.2024 tarihinde, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'ün yüzüne karşı, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 17.09.2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kesinözetidereceıvaaütoybirliğiyleöncekikararıaşamaların

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim