SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2308

Karar No

2024/1023

Karar Tarihi

9 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

23. H U K U K

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN:

MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye ... Mahkemesi

TARİHİ : 17/03/2021

ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/355E., 2021/206K.

DAVACI : ...

Taraf vekillerince, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :

İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :

Davacı vekili, davalı ... ... firması ile 23.12.2014 tarihinde ... I-II Regülatörü ve ... ... Santralinin İşletme ve Bakım Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme uyarınca davalıya 24.02.2016 tarihli 140.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubu verildiğini, söz konusu teminat mektubu süresinin 31.01.2020 tarihine kadar uzatıldığını, yapılan sözleşmede işin bedelinin 95.000 TL/Ay + KDV olarak belirlendiğini, sözleşme süresinin 1 yıl olduğunu, sözleşmenin taraflarca karşılıklı mutabakatla 1 yıl uzatılması halinde sözleşmenin yenileneceği, Ocak ayında TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE ve TÜFE matematik ortalaması oranında sözleşme bedeline ilave yapılacağı, ödemelerin aylık hakedişler halinde her ay düzenlenecek faturanın tarihini takip eden 15 gün içerisinde yapılacağı konusunda anlaşıldığını, davacı firmanın yüklendiği edimleri ifa ettiğini ve birinci yılın sonunda tarafların 01.01.2016 tarihli zeyilnameyi imzaladığını, zeyilnamenin sözleşme bitiş süresi ve sözleşme bedelindeki değişiklikleri konu ettiğini, zeyilnamede belirtilmeyen hususlarda sözleşme hükümlerinin geçerli olduğunun kararlaştırıldığını, sözleşme ve zeyilnamenin ayrılmaz bir bütün olduğunu, ... ile sözleşmenin bitiş süresinin 31.12.2016 ve sözleşme bedelinin ise 140.000,00 TL/Ay + KDV olarak değiştirildiğini, zeyilnamede belirlenen süreler içerisinde fiyat farkı ve eskalasyon yapılmayacağını, 23.12.2014 tarihli sözleşme ile taraflar arasında kurulan ilişkinin 01.03.2019 tarihli fesih protokolüne kadar devam ettiğini, bu süreçte 01.01.2016 tarihli ... hariç 2017, 2018 ve 2019 yılları için taraflar arasında sözleşmenin süresinin uzatıldığını ve bedeline ilişkin başkaca bir ... veya protokol imzalanmadığını, böylece sözleşmenin 5.2 ve 9. maddeleri uyarınca 2017 ve müteakip yıllarda sözleşmenin kendiliğinden birer yıl daha uzadığını, davacı firmaya ait muavin defter kaydından da anlaşılacağı üzere davalının neredeyse hiçbir ödemesini fatura tarihinden itibaren 15 gün içerisinde gerçekleştirmediğini, sözleşme 2017, 2018 ve 2019 yıllarında birer yıl uzamasına rağmen sözleşmenin 5.2 maddesinde hüküm altına alındığı üzere sözleşme bedelinde her yılın ocak ayında TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE ve TÜFE aritmetik ortalaması oranında artış yapılmadığını, bu nedenle sözleşme ilişkisinin katlanılmaz bir hale geldiğini, bu nedenle davalıya Bucak 1. Noterliğinin 15.02.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, taraflar arasında 01.03.2019 tarihli fesih protokolü ile 23.12.2014 tarihli sözleşmenin karşılıklı mutabakatla feshinin ve tasfiyesinin düzenlendiğini, Ankara 21. Noterliğinin 23.05.2019 tarih. 6312 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 'sözleşmenin feshine kadar gerçekleşmiş 401.296.33 TL bakiye hakediş alacağı ile sözleşme uyarınca 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait ÜFE-TÜFE farkından doğmuş 861.737,96 TL alacak ve bu alacaklar için işlemiş 138.926,26 TL faizin 3 iş günü içerisinde ödenmesi aksi halde yasal yollara müracaat edileceği' hususlarının belirtildiğini ihtarnamenin davalıya 24.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 27.05.2019 tarihli yazı ile davacının sözleşme hükümlerine göre taahhüdünü yerine getirmediğini beyanla teminat mektubunun tazmini için bankaya müracaat ederek 29.05.2019 tarihinde bedelini tahsil ettiğini, 23.12.2014 tarihli sözleşmede kesin teminat ve ek kesin teminat mektubunun geri verilmesi hususunun düzenlendiğini, ancak fesih protokolünde iadenin yeni şartlara bağlandığını böylece sözleşmenin ilgili maddesinin yürürlükten kalktığını, fesih protoklünde SGK ilişik kesme belgesinin ibrazı ve kurulacak komisyon tarafından düzenlenecek tespit tutanağında olumsuz bir tespitin ve/veya bir şerhin bulunmaması şartına bağlı olarak ödeme takvimindeki son ödeme tarihinden bir ay sonra teminat mektubunun iade edileceği hususunun düzenlendiğini, ilişiksiz belgesi ile ilgili sürecin SGK ile asıl işyeri sahibi (davalı)arasında yürüyen bir süreç olduğunu, ilişiksiz belgesinin davalının umursamaz tavrı nedeniyle davalıya henüz ulaşmadığını, teminat mektubunun nakte çevrilmesi için geçerli ve haklı hiçbir nedeninin olmadığını, davalının 23.12.2014 tarihinden 01.03.2019 tarihine kadar süren sözleşme ilişkisi boyunca davacı firmanın taahhütlerini gereği gibi yerine getirmediği yönünde bir iddiada bulunmadığını, 01.03.2019 tarihli fesih protokolünde de buna dair hiçbir kayıt ve şart bulunmadığını, davacı firmaya ait ticari defterler ve muavin defter kaydından davacı firmanın davalıdan 400.356.46 TL hakediş alacağı bulunduğunu, bu alacağa 2017, 2018 ve 2019 yıllarında yapılması gereken (ÜFE+TÜFE)/2 oranındaki artışlar ilave edildiğinde yapılacak faiz hesapları ile birlikte davacının çok daha fazla alacağının bulunduğunu ileri sürerek; hak ediş alacağı 400.356,46 TL'nin davalı tarafından geçmişte ödenmiş ve fakat vadesinde ödenmemiş tüm hak edişlerin, sözleşmenin (5.4.) maddesinde belirlenen kesin vadeye göre işlemiş/işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, sözleşmenin (5.2.) maddesine göre 2017,2018 ve 2019 yılları Ocak ayında, ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar sözleşme bedeline ilave edilmesi gereken hak ediş alacaklarının, yine sözleşmenin (5.4.) maddesinde belirlenen kesin vadeye göre işlemiş/işleyecek avans faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 TL'sinin tahsilini ve 24.02.2016 tarihli 140.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun 29 Mayıs 2019 günü muhatap bankadan nakde çevrilerek tazmin edilmiş olması nedeniyle, 140.000,00 TL bedelin tazmin tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş;

17/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; 10.000,00 TL olan talebini 847.670,41 TL'ye, teminat mektubu bedeline ilişkin talebini 142.700,83 TL'ye yükseltmiş ve birikmiş faiz talebini 145.154,98 TL olarak belirlemiş ve harç ikmal etmiştir.

Davalı vekili, Fesih Protokolü doğrultusunda her iki şirketin elemanlarından ortak oluşturulan Komisyon tarafından tutulan tutanaklara göre davacı şirketin tespit edilen eksiklikleri olduğunu, bu eksikliklerin parasal karşılıkları tespit edildiğinde davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığının anlaşılacağını, olabilecek en üst düzeyde elektrik üretilmesi konusunda davacı şirketin yetkili ve sorumlu olduğunu, davalı şirkete ait ... ... ... üretiminin ciddi şekilde olumsuz etkilendiğini, salt bu nedenle davalının 7.613.500,00 TL gelir kaybına uğradığını, davacı şirket ile imzalanan sözleşmelerin bir fesih protokolü ile sonlandırma ihtiyacının da bu olaydan kaynaklandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, geriye dönük olarak 3 yıllık enflasyon farkı talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin 2016 yılında ... ile gerçekleştirilen artıştan sonra bedelde artırım yapılmamasını kabul ettiğini, bu kabul üzerine de aynı bedel üzerinden sözleşmenin devam ettiğini, bu durumun davacı şirketin 3 yıl boyunca kesmiş olduğu faturalardan da anlaşılacağını, davacı şirketin bu süre zarfında aksi yönde bir talebinin olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince "...taraflar arasında 23.12.2014 tarihli bir sözleşmenin, daha sonra 01.01.2016 tarihinde “...” adlı bir sözleşmenin, en nihayetinde 01.03.2019 tarihli bir feshi protokolünün taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır.

A- Davacı, ilk talep olarak davalının sözleşmeden kaynaklanan hakediş alacaklarını ödemediğini bildirmiş, 400.356,46 TL hakediş alacağının dava tarihine kadar işlemiş avans faiziyle birlikte faizi ile ödenmesini talep etmiştir. Davalı taraf, fesih protokolü doğrultusunda bir komisyon kurulduğunu, bu komisyon tarafından tutulan tutanaklara göre davacı şirketin tespit edilen eksiklileri olduğunu, bu eksikliklerin parasal karşılıkları belirlendiğinde davacının alacağının olmadığının ortaya çıkacağını, ayrıca davalının bağlı olduğu ...’in bir diğer şirketi olan ... ’ye ait ... ...’in işletilmesi işinde de davacının yetkili olduğunu, davacı şirketin ... ...’in işletilmesine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmediğinden davalının zarara uğradığını, müvekkilinin bağlı olduğu ...’e ait üç farklı şirkete ait ... santrallerinin işletilmesine yönelik davacıyla üç farklı sözleşme yapıldığını, ancak bu sözleşmelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu santrallerle ilgili olarak üç ayrı dava açıldığını, bu davaların birleştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin başka bir projeden de olsa uğradığı zararların tazminine yönelik bedelin mahsubunu talep edebileceğini ileri sürmüştür.

Davacı ile ... ...ştiraki bulunduğu ... ..., ... ... ve huzurdaki davanın davalısı ... ... firmaları arasında 3 ayrı ... işletme sözleşmesi akdedildiği, her üç sözleşmede de uyuşmazlıklar yaşandığı ancak sözleşmedeki muhataplarının farklı olması nedeniyle ayrı ayrı dava süreçlerinin işletildiği tarafların kabulündedir. Davalının bahsettiği ... ve ... Barajlarının ve söz konusu barajların işletilmesi ile ilgili firmalar ile ... ... firması arasında imzalanmış sözleşmenin iş bu davayla, dava konusu sözleşme ile ilgisi bulunmadığı, her sözleşmenin ayrı bir firma ile akdedildiği, her sözleşmede işletilecek ... veya barajların farklı illerde olduğu, işverenleri ve konuları itibariyle birbirinden farklı sözleşmeler olduğu ve sözleşmelerin birbirleriylc hiçbir bağlantısının bulunmadığı, davalının bu sözleşmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki talebine dayanak herhangi bir delili dosyaya sunamadığı, sözleşmelerin birbiri ile bağlantısının bulunmadığı, davacının 3 ayrı sözleşme ile tüzel kişilikleri farklı 3 firma arasında hukuki ilişkibulunduğu, ... ...’in de tüzel kişiliğinin ayrı olduğu, bu 3 şirketin ... ...’in iştiraki olmasının birbirinden bağımsız sözleşmeler olduğu gerçeğini değiştirmediği anlaşılmakla davalı savunmalarına itibar edilmemiş, dava konusu sözleşme kapsamında hesaplama ve değerlendirmeler yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Taraflar arasında 23.12.2014 tarihinden itibaren yürürlükte olan sözleşme, tarafların karşılıklı mutabakatı ile 01.03.2019 tarihinde imzalanan “Fesih Protokolü ile sona ermiştir. Sözleşmenin imzalanmasından fesih tarihine kadar geçen 4 yıl 2 ay 8 günlük sürede davacının sorumluluğu kapsamında yer alan herhangi bir edimin yerine getirilmediğine ilişkin davalı tarafından davacıya yapılmış bir ihbar veya bildirim dosyada bulunmamaktadır. Ayrıca yüklenici (davacı) tarafından sözleşme hükümlerine riayet edilmeyen durumlarda işveren (davalı) tarafından yazılı uyarıda bulunulacağı ve her yazılı uyarı ile birlikte yüklenicinin aylık istihkakından %10 oranında ceza kesileceği sözleşmenin 15.2 maddesi ile belirlenmekle, dosyada davacının aylık istihkaklarına ceza veya kesinti uygulandığına dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı; ayrıca sözleşmenin 17. Maddesinde işin sözleşme ve eklerinde tespit edilen standartlara (kalite ve özelliklere) uygun yürütülüp yürütülmediğinin işveren (davalı) tarafından görevlendirilen Kontrol Teşkilatı aracılığıyla denetleneceği ve sözleşmenin 19. maddesinde ise işin yapılmasına ilişkin olarak hizmetin ifa edildiği dönemler itibariyle Kontrol Teşkilatı ile Yüklenicinin (davacı) birlikte tutacakları kayıtların işin o dönem içerisinde yapılan kısmının teslimi anlamına geldiği, yüklenicinin kayıt tutmaktan ve/veya tutulan kayıtları imzalamaktan imtina etmesi durumunda Kontrol Teşkilatı kayıtlarının esas alınacağı ve bu kayıtların doğruluğunun yüklenici tarafından kabul edilmiş sayılacağı hükmü uyarınca sözleşmenin yürürlük sürecinde Kontrol Teşkilatı taralından davacının edimi ile ilgili olumsuz bir kaydın tespit edilmediği bu nedenle davacının sözleşme çerçevesinde edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiği kanaatine varılmış, bilirkişilerin taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı firma kayıtları ile davalı firma kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, bakiye açısından da herhangi bir farklı durum bulunmadığı, ticari ilişki sonunda davacı firmanın defter kayıtlarına göre davalı firmadan 400.356,46 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.

Muavin defter kayıtlarına göre, davacı tarafından düzenlenen hizmet faturaları karşısında, sözleşme gereği yapılan ödemelerde gecikme bulunduğu anlaşılmakla birlikte sözleşmenin 5.4 maddesinde ; "Ödemeler, sözleşme bedellerinin sözleşme süresi aya bölünmesi sonucunda ortaya çıkacak rakamın aylık hakedişler düzenlenmesi ile yapılacak olup, yüklenici tarafından her ayın sonunda sözleşmenin 12.4 maddesindeki belgeleri eklenerek düzenlenecek faturanın tarihini takip eden 15 gün içerisinde yapılacaktır" düzenlemesini içerdiği, Sözleşmenin 12.2 maddesi son fıkrasında "... Sözleşmenin 15. Maddesinde belirtilen kesinti ve cezalar uygulanmak kaydıyla tutulacak puantaja göre, Yüklenicinin tanzim edeceği bir asıl, bir suret fatura mukabili hak edilen istihkak, İşverenin ödeme planına göre ve istenilen belgelerin tamamının ibrazı şartıyla ödenir." düzenlemesi bulunduğu, Sözleşmenin 5.4 maddesinde yapılan düzenleme alacağın muacceliyeti ile ilgili olup hak edişlerin ve faturaların tam olarak kesim tarihi belirtilmediğinden ve şarta bağlandığından kesin vade niteliğinde değildir. Kesin vadeden sözedebilmek için tarihin açıkça belirlenmiş veya belirlenebilir olması gerekir. Fatura düzenlenmesi borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığından fatura tarihi faize başlangıç yapılamaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre sözleşmenin ve şartnamenin belirtilen maddelerindeki düzenlemeler, alacağın istenebilir olması ile ilgili olup, kesin vade niteliğinde değildir. Dava öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçlunun alacak miktarını gösterir ve ödeme talebini içerir bir ihtarla temerrüde düşürülmesi (TBK. m. 117/1) ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) gerekir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/2176 e.- 2018/333 k., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/2438 e.- 2017/4549k.). Dava tarihinden önce usulüne uygun davalının temerrüde düşürüldüğü dosya içeriği ile kanıtlanamadığından faize yönelik fazlaya ilişkin talebin reddi kanaatine varılmıştır.

B- Davacının teminat mektubunun paraya çevrilmesinin haksız olduğu ve bedelinin iadesi gerektiği yönündeki iddiasına ilişkin yapılan yargılamada, uyuşmazlık konusu teminat mektubunun 23.12.2014 tarihinde .....işletilmesi işinde davacının yetkili olduğu, ancak davacı şirketin ... ...’in işletilmesine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmediğinden müvekkilinin zarara uğradığı, davalınınmüvekkilinin uğradığı bu zararın tazmini amacıyla teminat mektubunu nakde çevirdiği iddiasının teminat mektubunun veriliş amacını belirleyen sözleşmenin 11.1, 11.2, 11.4.1 maddelerindeki şartlarla ilgisi bulunmadığı, dolayısıyla teminat mektubunun paraya çevrilmesinin haksız olduğu, paraya çevrilme tarihinden itibaren hesaplanan faizi ile davalıdan tahsili gerektiği, davacı ıslah dilekçesi ile bilirkişi tarafından hesaplanan dava tarihine kadar olan temerrüd faizini de alacak olarak talep ettiğinden ve bu alacağa da faiz yürütülmesini istediğinden, feri nitelikteki faize faiz işletilmesi talebinin TBK 121/3 maddesi uyarınca mümkün olmamakla reddi gerektiği anlaşılmıştır.

C- Davacının sözleşme gereği üfe-tüfe aritmetik ortalaması üzerinden ilave hakediş alacağı bulunduğuna ilişkin iddia ve talebine yönelik yapılan yargılamada toplanan deliler ışığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.2. madddesi “işbu sözleşmenin süresi, işbu sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren I (bir) yıldır. Sözleşmenin taraflarca karşılıklı mutabakat halinde 1 (bir) yıl daha uzatılması halinde Sözleşme Bedeli sözleşmenin yenileneceği yılın Ocak ayında TÜİK tarafından yayınlanana ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar ana hizmet bedeline ilave yapılır.” düzenlemesi bulunduğu, sözleşmenin bu hükmü doğrultusunda, 1 (bir) yıl daha uzatılması taraflarca kararlaştırılan sözleşmenin bedelinin, sözleşmeye göre Ocak ayında TÜİK tarafından yayınlanan ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar artırılması gerekirken, 01.01.2016 tarihinde imzalanan ... ile 95.000 TL/Ay + KDV’den, 140.000 TL/Ay + KDV’ye yükseltildiği,

2016 yılı ocak ayında TÜİK tarafından yayınlanan ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması (%5.71 +%8.81) 1 2 ==%7.26 olduğu, taraflar arasında 23.12.2014 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre 2015 yılı sözleşme bedelinin %7.26 artırılması suretiyle 2016 yılı sözleşme bedelinin tespit edilmesi gerekirken, %47,36 oranında artırıldığı ve zeyilnamenin 3.2. Maddesi ile "Sözleşme bedeli, sözleşmede belirtilen iş kapsamı ile ilgili bütün şartların aynı kalması şartıyla 140.000TL /ay+ KDV olarak değiştirilmiştir. Bunun neticesinde sözleşmede ve iş bu zeyilnamede belirlenen birim fiyatlar işin sonuna kadar sabit kalacak ve hiçbir sebep ve nedenle sözleşme ve zeyilnamede belirlenen süreler içerisinde değişiklik yapılmayacak, fiyat farkı ve eskalasyon uygulanmayacaktır." düzenlemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla bir yıl sonraki sözleşme bedelindeki artışı belirleyen sözleşmenin 5.2.maddesi taraflar arasında imzalanan ... ile fiilen ortadan kaldırılmıştır.

Davacı taraf her ne kadar, sözleşme ve ... hükümlerinin açık olduğunu, uyuşmazlıklarda sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğine kuşku bulunmadığını, bu konuda sözleşmenin 5.2 ve 9. maddelerinin uygulanması gerektiğini, zeyilnamenin sözleşme bitiş süresini ve sözleşme bedelindeki değişiklikleri konu ettiğini, zeyilnamede belirtilmeyen hususlarda ana sözleşme hükümlerinin geçerli olacağı hususunun açıkça düzenlendiğini, buradan hareketle zeyilnamenin 3.1 inci maddesinde sözleşmenin bitiş süresinin sözleşmede belirtilen iş kapsamı ile ilgili bütün şartların kalması şartıyla 31.12.2016 olarak değiştirildiğini, ... ile artırılan bedelin ... ile uzatılan sözleşmenin bitiş tarihi olan 31.12.2016 tarihine kadar geçerli olduğunu, buna göre zeyilnamenin süresinin dolduğu 31.12.2016 tarihinden sonra herhangi bir protokol veya ... olmaksızın kendiliğinden 1’er yıl uzayan ana sözleşmede. 2017, 2018 ve 2019 yılı ocak aylarında ana sözleşmenin (5.2) ve (9)uncu maddeleri uyarınca bedel artışı yapılması zorunluluğu olduğunu, işyerlerinde çalışılacak personel sayısındaki artış da göz önüne alınarak sözleşme bedelinin ... ile artırıldığını iddia etmiş ise de; zeyilnamenin 3. maddesinde, 'koşulları bahsi geçen sözleşmeyle aynı kalmak kaydıyla zeyilnamenin sadece sözleşme bitiş süresi ve sözleşme bedelindeki değişiklikleri konu ettiğine' ilişkin hüküm, Zeyilnamede çalıştırılacak personel sayısı ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmaması, ... ile davacıya ilave iş verilmemesi, davacının sonraki yıllarda düzenlediği faturalarda fiyat artışı yapmadan zeyilnamede tesbit edilen bedel üzerinden fatura tanzim ettiği ve zeyilnamedeki artışın sözleşmede belirlenen oranın çok üstünde bir oran olması nedeniyle zeyilnamenin sözleşme hükmünü değiştirdiği, bu sebeple davacının ÜFE-TÜFE aritmetik ortalaması üzerinden ilave hakediş alacağına ilişkin talebinin yerinde olmadığı ve reddi gerektiği kanaati ile..." davanın kısmen kabulü ile, 400.356,46TL hak ediş alacağının dava tarihinden itibaren, 140.000,00TL teminat mektubu bedeli ile 2.700,83TL işlemiş faizinin, teminat mektubu bedeli olan 140.000,00TL'ye dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece, hakediş alacağına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava konusu sözleşmenin (5.4.) maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, maddede "ödemeler, sözleşme bedellerinin sözleşme süresi aya bölünmesi sonucu ortaya çıkacak rakamın aylık hak edişler şeklinde düzenlenmesi ile yapılacak olup, yüklenici tarafından her ayın sonunda sözleşmenin 12.4. maddesindeki belgeleri eklenerek düzenlenecek faturanın tarihini takip eden 15 (onbeş) gün içerisinde yapılacaktır." dendiğini, davacı tarafından kesilmiş faturaların tarihlerinin belli olduğunu ve faturaların davalı tarafından kabul edildiğini, taraflarca açıkça ödeme günün belirlendiğini ayrıca temerrüde düşürülmenin şart olmadığını, davacı tarafından ayrıca ihtar da çekildiğini, fatura tarihleri baz alınarak her bir fatura için ayrı ayrı faiz hesabı (her bir fatura tarihinden itibaren 15. günün sonu dikkate alınarak) yapılmadan veya ihtarname dikkate alınmaksızın faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmiş olmasının hatalı olduğunu, vadesinde ödenmemiş alacakların faizi talebinin karşılanmadığını, ... ile sözleşmenin artışa ilişkin hükümlerinin değiştirilmediğini, zeyilnamenin sadece sözleşme bitiş süresini ve sözleşme bedelindeki değişiklikleri konu ettiğini, ÜFE-TÜFE farklarından ötürü alacak talebi reddinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun aksine karar verildiğini beyan ederek, kararın kaldırılması ile yeniden inceleme yapılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: fesih protokolü doğrultusunda, her iki şirketin elemanlarından ortak şekilde oluşturulan komisyon tarafından tutulan tutanaklara göre davacı şirketin sunduğu hizmetin eksik olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin "enerjinin üretilmesi ve üretilen enerjinin iletim ve dağıtım şebekesine verilmesi için gerekli işletme, bakım ve revizyon işleri"ni üstlenmiş olduğunu, tutanaklarda yer alan eksikliklerin parasal karşılıkları tespit edildiğinde davalının alacaklı olduğunun anlaşılacağını, en üst düzeyde elektrik üretilmesi konusunda davacının yetkili ve sorumlu olduğunu, aylık ve yıllık faaliyet raporları düzenleme yükümlülüğü bulunduğunu, .. havzasında bulunan ve ... ... Müdürlüğü sınırlarında yer alan, ... ... ... ve ... A.Ş. tarafından işletilen ... ve .... su tutumunun tamamlanarak işletmeye alınmasının davacı yüzünden geciktiğini, zararın meydana gelmesinde ... ... firması ile birlikte davacının ortak kusuru olduğunu, davalı şirkete "kesin teminat mektubu" verilmesinin sebebinin de, şirketin zarara uğramasının engellenmesi olduğunu, uyuşmazlıkların çözümü için yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldığından teminat mektubunun nakde çevrilmesi yoluna gidilmesi gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında ödenmeyen hakedişlerin, ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar sözleşme bedeline ilavesinin birikmiş faizi ile birlikte tahsili ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.

  1. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

  2. Taraflar arasında düzenlenen 23.12.2014 tarihli sözleşmenin 5.4 maddesinde açık olarak; "ödemeler, sözleşme bedellerinin sözleşme süresi aya bölünmesi sonucu ortaya çıkacak rakamın aylık hakedişler şeklinde düzenlenmesi ile yapılacak olup, yüklenici tarafından her ayın sonunda sözleşmenin 12.4 maddesindeki belgeler eklenerek düzenlenecek faturanın tarihini takip eden 15 (onbeş) gün içerisinde yapılacaktır." denilmiştir. Zira öte yandan da; 6102 sayılı TTK'nın 1530/2. maddesi gereği, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı haller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Devamı 3. fıkrada da mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır denilmiştir.

Davacı tarafından davalıya gönderilen 23.05.2019 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin feshine kadar gerçekleşmiş olan alacak tutarı ile ÜFE ve TÜFE farkından doğan alacak tutarları ile birlikte her iki alacağa işlemiş bulunan yasal faiz alacaklarının da üç gün ödenmesi, "değişen miktar ve tarihlerden hesap edilecek faizler ile fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tuttuğumuzu" ihtarını da içerecek şekilde talepte bulunulmuştur.

İlk derece mahkemesince alınan 09/12/2020 tarihli bilirkişi raporu ile işlemiş faiz miktarı avans faizi cinsinden 145.154,98 TL olarak hesaplanmış, mahkemece fazlaya ilişkin taleplerin reddi ile bu talep reddedilmiştir.

Bu kapsamda davalı tarafından davacı faturaları ticari defter ve kayıtlara alınıp kabul edildiğinden davacının ödenmeyen faturalara dayalı hakediş alacakları için birikmiş faiz isteminde bulunabileceği kanaatiyle davacı yanın istinaf itirazları kapsamında Dairemizce alınan bilirkişi ek raporu ile davacının işlemiş faiz alacağının yasal faiz oranına göre 105.229,77 TL olduğu hesaplanmıştır.

Davacının göndermiş olduğu ihtarnamede faiz cinsini yasal faiz olarak açıkladığı görülmekle, davacının dava tarihine kadar yasal faiz talep edebileceği anlaşılmaktadır.

Bu açıklamalara göre davalı vekilinin bir kısım istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile dava tarihine kadar işlemiş yasal faizin tahsili, dava dilekçesi ile avans faiz istendiğinden dava tarihinden sonra alacağa avans faizi işletilmesine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM :

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf itirazlarının, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine,

II-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin eksik incelemeye yönelik istinaf başvurusunun kabulüne; HMK'nın 356/(2). maddesi uyarınca Ankara 12. Asliye ... Mahkemesi'nin 17.03.2021 gün, 2019/355 Esas, 2021/206 Karar sayılı hükmünün KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,

"Buna göre;

  1. Davanın KISMEN KABULÜ ile, 400.356,46 TL hakediş alacağının dava tarihine kadar işlemiş 105.229,77 TL yasal faizi ile birlikte tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,

  2. 140.000,00TL teminat mektubu bedeli ile 2.700,83TL işlemiş faizinin, teminat mektubu bedeli olan 140.000,00TL'ye dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,

  3. Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,

  4. Alınması gereken 44.284,69 TL harçtan peşin alınan 9.398,72 TL peşin harç ile 16.831,00TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 18.054,97 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

  5. Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 9.398,72 TL Peşin harç, 16.831,00TL ıslah harcının tamamının; 6.969.70 TL diğer masrafların kabul oranına göre 2.941,87 TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,

  6. a)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 96.760,19 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

b)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 127.635,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

  1. Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

  2. 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki saatlik ücret tutarı karşılığı ticari arabulucu ücreti olan 1.320,00. TL'nin kabul/red oranına göre 557,16 TL'sinin davalıdan, 762,84 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

10-HMK 333. maddesi gereğince yatırılan gider avansından kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,"

II-Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine.

Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 44.284,69 TL istinaf karar harcından peşin alınan (11.606,00+59,30+162.10=) 11.827,40 TL.'nin mahsubu ile kalan 32.457,29 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

III-AAÜT uyarınca 10.200,00-TL istinaf duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.

V-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına.

09/07/2024 tarihinde, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

MUHALEFET ŞERHİ;

Davacı tarafça davalıya gönderilen 23.05.2019 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin feshine kadar gerçekleşmiş olan alacak tutarı ile ÜFE ve TÜFE farkından doğan alacak tutarları ile birlikte her iki alacağa işlemiş bulunan yasal faiz alacaklarının da üç gün ödenmesi, "değişen miktar ve tarihlerden hesap edilecek faizler ile fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tuttuğumuzu" ihtarını da içerecek şekilde talep edilmiş, dava dilekçesinde ise her iki alacağın sözleşmenin 5.4. maddesinde belirlenen kesin vadeye göre işlemiş/işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.

Davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarnamede fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak yasal faiz oranından hesaplanan işlemiş faiz alacağı istendiğinden, işlemiş faiz oranı yönünden talebin sınırlandığından söz edilemez.

Buna göre, davacının ödenmemiş hak ediş alacakları ile ilgili işlemiş faiz alacağının, İlk derece Mahkemesi tarafından alınan ve avans faizi oranı üzerinden hesaplama yapılan 09.12.2020 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm altına alınması gerektiği düşüncesiyle, kararın, işlemiş faiz alacağının yasal faiz oranı üzerinden hesaplama yapılan ve Dairemizce alınan 09.95.2024 tarihli bilirkişi raporundaki belirlemenin esas alınması ile ilgili kısmına muhalifim.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

temyizoyçokluğuylaıııaaütyenidenkaldırılmasınamahkemesiüfetüfeüfe+tüfehükümkurulmasına...

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim