Ankara BAM 23. HD 2019/2069 E. 2023/1997 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2019/2069
2023/1997
13 Aralık 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : 2019/2069
KARAR NO : 2023/1997
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : Doç. Dr. ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 29.05.2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/656 E., 2019/480 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davalı ... İnş. Ltd. Şti vekili ile birleşen dosyada davalı ... tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı vekili asıl davada müvekkilinin imar uygulaması ve arsa payı karşılığı inşaat yapan bir inşaat taahhüt şirketi olduğunu, davalının ise şehir planlamacılığı ve mühendislik faaliyetleri ile iştigal ettiğini,
Müvekkilinin dava dışı Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile bir anlaşma yaptığını ve bu çerçevede adı geçen kuruluşa ait taşınmazın imarının tamamlanmasından sonra burada şehir planlaması yapılmasından sonra arsa payı karşılığı inşaata başlayacağını,
Müvekkilinin davalı ile anılan arazideki imar ve şehir planlamasını yapmak üzere anlaştığını ve buna dair bir de protokol düzenlendiğini, protokol uyarınca davalı şirkete dört adet bono verildiğini,
İdarenin verdiği sürenin işlemeye başlamasından sonra davalı şirketin taahhüt ettiği işler konusunda yeterli olmadığının anlaşıldığını ve sözleşmeden doğan edimlerini yerine getiremeyeceği sonucuna varılarak 11/08/2014 günü gönderilen ihtarname ile bonoların iadesinin istendiğini,
İdare ile yapılan sözleşmenin müvekkiline yüklediği sorumluluklar nedeniyle yeni bir şirketle 26/09/2013 günlü mühendislik hizmet sözleşmesinin yapıldığını ileri sürerek 20/05/2014 vadeli 300.000,-TL, 20/06/2014 vadeli 300.000,-TL ve 20/07/2014 vadeli 50.000,-TL tutarındaki toplam 650.000,-TL bedelli bonolardan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen (Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1285 E, 2015/633 K sayılı) davada yukarıdaki iddiaları dile getirdikten sonra anılan şirkete teslim edilen 20/07/2014 vadeli 250.000,-TL tutarındaki bononun ciro yolu ile bu davanın davalısı ...’ın eline geçtiğini ve adı geçenin de bonoyu Ankara 6. İcra Dairesinin 2014/17339 sayılı dosyası üzerinden takibe koyduğunu, adı geçenin bononun bedelsiz olduğunu bilerek devraldığını ileri sürerek müvekkilinin sözü edilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... İnş. Ltd. vekili asıl dosyadaki cevabında protokolle üstlendikleri görevin şehir planlaması işlerini yürütmek ve onaylatmak olmadığını, bu görevin şehir plancılarına ait olduğunu; protokolle üstlendikleri görevin sadece danışman mühendislik hizmeti verilmesi olduğunu, davacının sözleşmenin imzalandığı anda bu durumu bildiğini,
Davacının faaliyet alanı dikkate alındığında hangi konuda kimden danışmanlık hizmeti alacağı konusunda yeterli öngörüye sahip olmasının bekleneceğini,
Davacının dava konusu ettiği edimleri istemesi halinde dahil olduğu grup şirketlerinin dava dışı şirketlerle düzenlediğine benzer protokoller düzenlemesinin gerektiğini,
Davacının imar planını 04/08/2014 günü ilgili belediyeden onaylattıktan beş gün sonra feshi ihbar ettiğini, sözleşmenin edimleri ifa edildikten sonra feshin hukuki sonuç doğurmayacağını, protokolde belirlenen borçla ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığını,
Davacının edimlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle başkası işletme ile anlaştıkları yönündeki iddiaların dayanaksız olduğunu, söz konusu senetlerin protokol kapsamında verildiği iddia ediliyor ise bunun usulüne uygun delillerle ispati gerektiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili birleşen davada asıl davadaki iddialarını tekrarlamış ve davayı, menfi tespit konusu edilen bonolardan bir tanesinin birleşen davada davalı ...’a ciro edilmesi nedeniyle ona karşı açtığını bildirmiştir.
Birleşen dosyada davalı ... İnş. Ltd. vekili asıl dosyadaki savunmasını tekrarlamış, müvekkiline protokole dayalı olarak teslim edilen bir senedin bulunmadığını, davacının bu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu'na göre senedin [bono demek istediği anlaşılıyor] illetten mücerret borç ikrarını içerdiğini, menfi tespit iddiasını ispat yükünün davacıda olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince: “…asıl ve birleşen dosyanın davacısı ile asıl ve birleşen dosyanın davalısı .... Şti. Arasında imzalanan 25/09/2013 tarihli protokole göre ... Şirketi' nin yürütülen şehir planlaması faaliyeti için danışmanlık ve mühendislik hizmetini vermeyi üstlendiği, yapılan işlerin belediyece onaylanmasından sonra protokol davacı tarafından feshedilmiş ise de; protokolde yazılı işlerin davalı tarafından yerine getirildiği ispat olunamadığından protokol hükümlerine göre verilen asıl ve birleşen davada davaya konu edilen senetlerin bedelsiz olduğu, 20/07/2014 vade tarihli 250.000,00TL bedelli senedin ciro yoluyla davalı ...' a geçtiği onun tarafından takibe konulduğu, bu davalının iyi niyetli hamil olduğundan bedelsizlik def' inin bu davalıya karşı ileri sürülemeyeceği gibi protokolde yapılacak hizmetin karşılığı olarak verilecek senetlerin üçüncü kişiye ciro edilemeyeceği yazılı ise de senette herhangi bir kaydın bulunmadığından bu def' inin de ...' a ileri sürülemeyeceği kanaatine varılmakla asıl davanın kabulüne, birleşen davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalı yönünden kabulüne, asıl davada senetler takibe konulmadığından birleşen davada ise senedi takibe koyan iyiniyetli hamil ... olduğundan davacının birleşen davaya yönelik olarak kötü niyet tazminatının şartları oluşmaması nedeniyle reddine…” karar verilmiştir.
Davalı ... İnş. Ltd. vekili istinaf dilekçesinde:
-
Usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanmadığını, birleşen dosya davalısı ...’ın yargılamaya katılmasının sağlanmadığını, bilirkişi raporlarının kendisine tebliğ edilmediğini,
-
Benzer şekilde bonolardan birinin hamili ...’in de elindeki bonoyu takibe koyduğunu fakat davanın ona yöneltilmediğini,
-
Bono asılları dosyaya sunulmadan menfi tespit kararı verilemeyeceğini,
-
Bonoların müvekkiline verildiğinin yazılı delille kanıtlanamadığını,
-
Hangi sebeple alınan iki bilirkişi raporundan ikincisinin hükme esas alındığının açıklanmadığını,
-
Hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu,
-
Davacı vekilinin ikinci bilirkişi kurulunda bulunan Prof. Dr. ...’dan para karşılığı uzman görüşü aldığını, bu bilirkişinin mahkeme huzurunda dinlenmesi istemlerinin mahkemece reddedilmesinin usule aykırı olduğunu,
-
Bilirkişilerin rapor hazırlarken, usule aykırı olarak davacının yeni deliller sunmasını sağladıklarını ve uyuşmazlığı bu şekilde genişlettiklerini,
-
İfanın tamamlanmasından sonra sözleşmenin feshedilemeyeceğini,
-
Davacı yanca sunulan ve dava dışı şirketle yapılan protokolün hükümlerinin, müvekkili ile yapılan protokol hükümlerinden farklı olduğunu; müvekkili tarafından ifa edilen edimlerin adı geçen şirket tarafından yapılmadığını,
-
Davacı tarafından müvekkili şirketin ortaklarının inşaatın yürütülmesinde görevlendirildiğini, bu davranışın müvekkili şirketin uzmanlığının davacı tarafından kabul edilmesi olarak yorumlanması gerektiğini ve protokolden doğan edimleri ifada yetersiz olunduğu şeklindeki iddianın dinlenemeyeceğini,
-
Bonoların nakit karşılığı düzenlendiğini, bonoların keşide tarihlerinin protokolden önce olduğunu,
-
Davacının müvekkilini hile ile kandırarak haksız kazanç elde etmek amacıyla, aynı vadede, aynı bedelde, keşidecisi ve lehdarı aynı olan birden fazla bonoya ilişkin birden fazla sözleşme imzalayarak, her bir sözleşmede ayrı bir işin ifasını sağladığını fakat iş ödemeye geldiğinde hem senetleri teslim etmediğini hem de müvekkili lehine keşide ettiği bonoların ödenmesini engellemek amacıyla ve kötü niyetle davalar açarak müvekkili şirketi zor durumda bıraktığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosyada davalı ... çeşitli gerekçelerle kararı istinaf etmiştir.
HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE :
Dava, kambiyo senedinin bedelsizliği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 645'inci maddesinin 1 numaralı fıkrasına göre kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez.
Birer kıymetli evrak olan kambiyo senetleri için de bu tanım geçerlidir.
Somut olayda davacı tarafından imzası inkar edilmeyen kambiyo senetlerinin davalının (ve bunun ciro yolu ile devrettiği kimselerin) elinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalının kambiyo senedinin verilmesine dayanak işi yapmadığını ve senedin bu nedenle bedelsiz kaldığını ispatlamalıdır.
Bonoların davalının (veya davalının ciro yolu ile devrettiği kimselerin) elinde bulunması edimin ifa edildiğine dair de karine teşkil eder.
Davacı davalının edimini ifa etmediğini doğrudan ve her türlü tartışmadan uzak delillerle ispatlayamamış; başka kimselerle yaptığı sözleşmelere ve bazı fiili durumlara dayanmıştır. Öte yandan sözleşmeyi fesih tarihi de edimin ifası ve planın belediyeden onaylanması tarihinden sonra olup davacının belirtilen ispatı gerçekleştiremediği anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle her iki davanın reddi gerekirken yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş; asıl dosyada davalı şirket vekili ile birleşen dosyada davalı asılın istinaf başvuru sebeplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve asıl ve birleşen davaların reddine karar vermek gerekmiştir (HMK m.353/1-b.2).
HÜKÜM :
I-HMK m.353/1-b.2 gereğince Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/656 E., 2019/480 K sayılı dava dosyasında verdiği 29.05.2019 tarihli karar yönelik olarak asıl davada davalı ... İnş. Ltd. vekili ile birleşen davada davalı asıl ...'ın istinaf başvuru sebeplerinin kabulü ile KARARIN KALDIRILMASINA VE YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre:
"1-Asıl davada;
a-Davanın REDDİNE,
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL'den peşin olarak yatırılan 11.100,40 TL'nin mahsubu ile kalan 10.830,55 TL'nin davacıya iadesine
c-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına
d-Davalı ... İnşaat Limited Şirketi tarafından yapılan 31,-TL tebligat gideri, 67,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 98,50 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... İnşaat Limited Şirketine verilmesine
e-Davalı ... İnşaat Limited Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 97.000,-TL'nin davacıdan alınarak davalı ... İnşaat Limited Şirketine verilmesine
- Birleşen davada;
a-Davanın REDDİNE
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL'den peşin olarak yatırılan 4.100,40 TL'nin mahsubu ile kalan 3.830,55 TL'nin davacıya iadesine
c-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına
d-Davalı ... İnşaat Limited Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 39.500,-TL'nin davacıdan alınarak davalı ... İnşaat Limited Şirketine verilmesine"
II-Peşin olarak alınan istinaf karar harcının iadesine
III-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara re'sen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına
13.12.2023 tarihinde dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m.361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Dairemize yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 14.12.2023)
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38