Ankara BAM 23. HD 2019/1732 E. 2023/1996 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2019/1732
2023/1996
13 Aralık 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2019/1732 - 2023/1996
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2019/1732
KARAR NO : 2023/1996
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/05/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/42 E.-2019/418 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde/duruşmalı yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında 14.01.2016 tarihinde 36 ay süre ile 21 şoförlü hizmet aracı kiralama işine ilişkin sözleşme imzalandığını, tekliflerin sunulduğu 25.11.2015 tarihinde asgari ücret brüt 1.273,50 TL., net 1.000,54 TL iken, taraflarca sunulan teklif doğrultusunda imzalanan sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte brüt 1.647,00 TL, net 1.300,99 TL’ye çıktığını, bu yüksek artış nedeniyle müvekkili şirketin sözleşmenin ifasında aşırı güçlüğe düştüğünü ve ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasına ilişkin taleplerinin davalı tarafça reddedildiğini, oysa başka işlerinde bu şekilde öngörülemeyen asgari ücret artışına ilişkin fiyat farkı vermeyi kabul edip sözleşmeyi yeni koşullara uyarladığını, asgari ücretteki fahiş artışın müvekkilince bilinebilir ve öngörülebilir olmadığını, müvekkili şirketten kaynaklanmayan sebeplerle ortaya çıkan bu olağanüstü değişimin edimler arasındaki dengeyi alt üst ettiğini ileri sürerek, davalı Kurum ile müvekkili şirket arasındaki muarazanın giderilmesine, sözleşme bedelinin 18.02.2016 tarihinden iş bitim tarihine kadar ortaya çıkan farkın eklenmesi suretiyle yeni koşullara uyarlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı şirketin 25.11.2015 tarihinde yapılan ihaleye katılarak en uygun teklifi vermesiyle davacı ile aralarında 14.01.2016 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının 2016 yılı asgari ücret artış oranının mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve bu oranın kendilerine yansıtılması taleplerinin müvekkili İdarece uygun bulunmayarak reddedildiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihte asgari ücretin 31.12.2015 tarih ve 29579 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığını, sözleşme imzalanırken davacının asgari ücretin ne kadar olduğunu bildiğini, bu durumun mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının basiretli tacir gibi davranmadığını, sözleşmenin 14.2 ve 14.3 maddelerinde fiyat farkı hesaplanamayacağı, sözleşmedeki fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde değişiklik yapılamayacağı hususlarının düzenlendiğini, sözleşme imzalandıktan sonra gelişen yeni bir durumun söz konusu olmadığını, edimler arası dengesizlik ve risk paylaşımının bozulması durumunun söz konusu olmadığını, davacının ihale şartlarını bilerek ihaleye iştirak ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi'nce; "Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Yani sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü" "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnaidir. Aşırı İfa Güçlüğü başlıklı TBK'nın 138. maddesinde, "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olduğundan yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durumun ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde borçlunun hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Somut olayda, davalının hizmet araçları kiralama işine ilişkin olarak 25.11.2015 tarihinde ihale yaptığı, davacının ihaleye teklif verdiği, taraflar arasında 14.01.2016 tarihinde 36 ay süreli sözleşme imzalandığı, davacının ihalenin açıldığı ve tekliflerin verildiği 25.11.2015 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan asgari ücretin artırılması nedeniyle artan maliyet sebebiyetiyle sözleşmenin uyarlanmasının talep ettiği, ancak asgari ücret artışının 31.12.2015 tarihinde yayınlanan Resmi Gazete ile ilan edildiği, taraflar arasında sözleşmenin ise asgari ücret artışından sonra 14.01.2016 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin imzalandığını tarih itibariyle davacının asgari ücret artışını bildiği, basiretli tacir gibi davranması gerektiği, TBK 138. maddesindeki şartların oluşmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin şartnameye ve verilen teklife kısmen veya tamamen riayet etmeyen bir sözleşme veya değişiklik talep etmesinin yahut sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesinin teminatının irat kaydedilmesine ve ihalelere katılmaktan men cezası almasına neden olacağını, ihale teklifini verdiği 25.11.2015 tarihinden sonra böyle bir bilgiye sahip olsa dahi verdiği teklifi değiştirme yahut yeni şartlara uygun bir sözleşme imzalama imkanı bulunmadığını, teklifini hazırladığı ve ihaleyi üstelendiği tarih itibari ile asgari ücret artışının 2016 yılı için olağanın üstünde olacağını bilmediğini ve bilemeyeceğini, basiretli bir tacir gibi asgari ücrette olacak olağan ve öngörülebilir artışı hesaplayıp teklifini hazırladığını ancak asgari ücret artışının işveren temsilcilerinin muhalefeti ile oy çokluğuyla kabul edildiğini, sözleşme kurulurken mevcut koşulların sonradan, öngörülemez ve müvekkili şirketten kaynaklanmayan şekilde müvekkili aleyhine değiştiğini, müvekkilinin ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak sözleşmeden doğan borcunu ifa ettiğini, Kamu İhale Kurulunun 28.01.2016 tarihli kararında, asgari ücret artışının ifa güçlüğüne neden olduğu ve Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde sözleşme uyarlanması davası açılması gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, İlk derece Mahkemesince bilirkişi raporuna neden itibar edilmediğine ilişkin bir hususa gerekçeli kararda yer verilmediğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki şoförlü hizmet araçları kiralama sözleşmesinin uyarlanması istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle uyarlama koşullarının bulunup bulunmadığının HMK'nın 266/(1). maddesi gereğince, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konulardan olmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
-
HMK.'nın 353/(1). b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubuyla kalan 225,45 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avans karar kesinleştiğinde gideri içerisinde karşılanarak iadesine,
-
Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
13.12.2023 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 13/12/2023
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38