Ankara BAM 23. HD 2023/1458 E. 2023/1692 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
bam
2023/1458
2023/1692
31 Ekim 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1458 - 2023/1692
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/1458
KARAR NO : 2023/1692
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
KONKORDATO TALEP EDEN :
VEKİLİ :
ALACAKLI :
Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373'üncü maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca duruşma açılmakla taraflarca sunulan beyan ve dilekçeler ile tüm dosya kapsamı incelendi;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İSTEMİN ÖZETİ
Konkordato isteyen ... AŞ vekili müvekkili şirketin 22.10.1985 tarihinden bu yana inşaat taahhüt işleri ile iştigal ettiğini;
30.09.2018 günü itibariyle varlıklar toplamının 77.772.930,18 TL olduğunu;
Ülke genelinde inşaat sektöründe yaşanan mali ve finansal kriz sebebiyle, alınan bir kısım siparişlerin iptal edildiğini, yeni siparişlerin alınamadığını, hak ediş ödemelerinde gecikmeler yaşandığını, mali kaynak yaratmak üzere şirket ortaklarının adına kayıtlı taşınmazları satışa çıkardığını, bunların satışının zaman alacağının anlaşılması nedeniyle konkordato teklif etme zorunda kaldıklarını bildirerek mühlet verilmesini istemiştir.
YARGILAMANIN SEYRİ VE SONUCU
İlk derece Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince: İstemci şirketin gerek konkordato teklifi öncesi gerek konkordato mühleti içinde alacaklıları zarara sokacak işlem ve eylemlerde bulunmadığı,
Şirketin iflası halinde imtiyazsız alacaklıların alacaklarını hiç tahsil edemeyeceği, imtiyazlı alacaklıların da alacaklarının tamamına kavuşamayacağının kuvvetle muhtemel olduğu,
Konkordato teklifinin İcra ve İflas Kanunu'nun 302’nci maddesinde gösterilen nisapla kabul edildiği, tasdike ilişkin diğer koşulların da sağlandığı gerekçesiyle
“Davacının konkordato projesinin TASDİK TALEBİNİN ADİ ALACAKLAR YÖNÜNDEN KABULÜ İLE; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 56044 ticaret sicil numarasında kayıtlı, davacı ... Anonim Şirketi'nin konkordato revize projesine göre, adi alacaklıların alacaklarından öncelikle %30 oranında tenzilat yapılması, sonrasında ödemelerin şirket aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin devri veya ayni teslimi suretiyle yapılması, kalan bakiyelerin ise konkordato tasdik kararının kesinleşmesinden sonra ilk 3 ay ödemesiz, 48 ay vade ile(her ayın 25 ile 30'u arasında) eşit taksitler halinde ödenmesine, davacının rehinli alacaklılara ilişkin konkordato projesinin tasdik talebinin reddine…” ve bir kısım araç ve taşınmazların icraen satışının karar tarihinden itibaren bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Hükme karşı bir kısım alacaklılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 23/02/2022 gün ve 2022/120 E., 2022/296 K. sayılı kararıyla bir kısım alacaklılar vekillerinin istinaf dilekçelerinin, istemlerinin ve istinaf sebeplerinin reddinden sonra re'sen yapılan incelemeye göre ilk derece mahkemesi kararının İcra ve İflas Kanunu'nun 304'üncü maddesinin birinci fıkrası ihlal edilerek mühletten sonra verildiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış ve konkordato tasdik talebi reddedilmiştir.
Dairemiz kararına istemci vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19/10/2022 gün ve 2022/1882 E., 2022/4839 K sayılı kararıyla
"...İİK'nın 304/1. maddesi mahkemenin konkordato hakkındaki kararını herhalde kesin mühlet içinde verilmesi hükmünü getirmiştir. İkinci fıkrası ise "Konkordato hakkında yapılan yargılamada kesin mühlet içinde bir karar verilemeyeceği anlaşılırsa; mahkeme, gerekli görürse komiserden gerekçeli bir rapor da alarak, karar verilinceye kadar mühlet hükümlerinin devamına karar verebilir" hükmünü içermektedir.
Anılan maddenin birinci fıkrasında bir yıllık süre öngörülmesine rağmen mahkemenin yapacağı incelemeye bağlı olarak yargılamanın gidişatına göre bu süre içerisinde bir karar verilemeyecek olması incelemenin tamamlanamaması ve özel güçlük arz eden durumların ortaya çıkması ihtimaline karşı mahkemenin mühlet hükümlerinin devamı ile altı aylık ek bir süre verilebileceğini düzenlemiştir. Bunun amacı mühletin kalkması halinde konkordato tedbirleri de kalkacak ve konkordatonun temel amaçlarından olan borçlunun malvarlığının korunması suretiyle alacaklıların tatmin ilkesi ihlal edilmiş olacaktır.
İİK'nın 304. maddesinin 1. maddesi düzenleyici bir hüküm içermekte olup, bu hükme bir sonuç bağlanmamıştır. Kaldı ki ikinci fıkrada kesin mühlet içinde bir karar verilemeyeceğinin anlaşılması halinde hakime altı aylık, ek bir mühlet tanınmıştır. Kanun koyucu belirlenen sürede konkordato işlemlerinin özel güçlük arzeden incelemeler nedeniyle tamamlanamaması ihtimalini gözeterek ek mühlet verilme olanağı tanımıştır.
Somut olayda, komiser heyetince nihai rapor 03.11.2020 günü ibraz edilmiş olup araya Covid-19 tedbirleri kapsamında uzatma süresi girmiş ve nihayet mahkemece kesin mühlet içinde bir karar verilemeyeceği anlaşıldığından kesin mühletin hitamından sonra İcra ve İflâs Kanunu'nun kesin mühletin uzatılmasına olanak sağlayan 289/5 ve diğer maddeleri gereğince önce üç ay, sonra iki ay, sonra yirmi gün ve sonra da bir ay süre ile kesin mühletin uzatılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin incelemenin tamamlanamaması nedeniyle verdiği toplam sürenin hesabında hataya düşerek 20 günlük süre aşılması taraflara (borçlu-alacaklı) yüklenebilecek bir kusur değildir.
Yargılama sürecine etkisi bulunmayan, hiçbir kusuru olmayan, talep edenlerin ve konkordatoya kabul oyu kullananların makul süre olarak kabul edilebilecek 20 günlük gecikme nedeniyle, cezalandırılması doğru görülmemiştir. Böyle bir durum, sadece borçlunun değil; alacaklıların da zarara uğramasına neden olabilecektir. Zira, üçte iki ya da daha fazla bir çoğunlukla kabul edilen ve alacaklıların kendilerine iflasa nazaran daha avantajlı bir durum yaratacağı inancıyla muvafakat verdikleri konkordato projesinin salt geç tayin edilmiş duruşma günü nedeniyle usulden reddedilmesi, onların da daha az oranda tatmin edilmesi sonucunu doğurabilir. Oysa, böyle ağır sonuçlar doğuran işlemin sorumlusu, ne alacaklılar ne de borçludur.
Açıklanan nedenlerle; istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince, işin esasına girilerek, tasdik şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerekirken, yanılgılı gerekçelerle istemin usulden reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür. " gerekçesiyle Dairemiz kararı bozulmuştur.
Bozma kararı üzerine Dairemiz 31.01.2023 gün ve 2022/2369 E., 2023/152 K sayılı kararıyla bir kısım alacaklılar vekillerinin istinaf dilekçelerinin, istemlerinin ve istinaf sebeplerinin reddinden sonra önceki kararda direnilmiştir.
Dairemiz kararına karşı istemci vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2023 gün ve 2023-6/576 E., 2023/707 K sayılı kararında;
"...34. Komiserler kurulunca 02.11.2020 tarihinde nihai rapor sunulduktan sonra, İlk Derece Mahkemesince kesin mühlet içerisinde karar verilemeyeceğinin anlaşılması üzerine İİK'nın 289/5 inci maddesi uyarınca önce üç ay, sonra iki ay, ardından yirmi gün ve son olarak bir ay süre ile kesin mühletin uzatılmasına karar verilerek uzatma sürelerinin hesabında hata yapılmak suretiyle kesin mühlet yirmi gün aşılarak karar verilmiş ise de, bu durum taraflara yüklenebilecek kusur olarak değerlendirilmemelidir.
-
Yargılama sürecine etkisi bulunmayan ve kusuru olmayan konkordato talep eden ile projeye kabul oyu veren alacaklıların aleyhine olacak şekilde yirmi günlük gecikme nedeniyle bu kişilerin cezalandırılması doğru değildir.
-
Mahkemece geç yapılan tasdik duruşması nedeniyle talebin usulden reddedilmesi, alacaklıların ileride verilebilecek muhtemel bir iflâs kararına göre daha avantajlı durumda bulunacakları düşüncesiyle kabul ettikleri projeye oranla daha az tatmin edilmesi sonucunu doğurabileceğinden böyle bir sonuçtan alacaklılar ve konkordato talep edeni sorumlu tutmak doğru değildir.
-
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince mühlet içerisinde karar verilmediği gerekçesiyle konkordato tasdik talebinin usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir." şeklinde gerekçe gösterilerek Dairemiz direnme kararı bozulmuştur.
BOZMA ÜZERİNE DAİREMİZCE YAPILAN İŞLEM VE İNCELEMELER, HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373'üncü maddesinin 7 numaralı fıkrasına göre Hukuk Genel Kurulu kararlarına uymak zorunludur.
Hukuk Genel Kurulu'nun gerekçesi yukarıya alınan kararının sonuç bölümünde "...Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken..." şeklinde bir saptama olduğundan, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin anılan kararı çerçevesinde "...işin esasına girilerek, tasdik şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılması..." aşamasına geçilmiştir.
Öncelikle Dairemizin ilk kararı ile direnme kararında ifade edildiği üzere ... vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine ve ... AŞ ile ... vekillerinin istinaf dilekçelerinin reddine karar verilmiştir.
Konkordatonun tasdik koşulları İcra ve İflas Kanunu'nun 302'nci maddesinde gösterilmiştir. Bu kapsamda konkordato komiserleri ... tarafından 03.11.2020 günlü nihai rapor çerçevesinde yapılan değerlendirmeye göre:
İstemci şirketin 30.09.2020 itibariyle rayiç değer bilançosuna göre varlıklarının 15.242.606,-TL, borçlarının 28.445.976,81 TL ve aradaki olumsuz farkın 13.203.370,-TL olduğu, şirketin borca batık durumda bulunduğu ve varlıklarının borçlarının sadece yüzde 54'ünü karşılayabildiği,
Yapılan oylamada 11.849.036,53 TL'yi temsil eden 81 alacaklının kabul, 8.174.846,-TL'yi temsil eden 47 alacaklının red oyu verdiği ve yasanın aradığı çoğunluğun sağlandığı,
(İnandırıcı biçimde gerekçelendirilmemekle birlikte) Devam eden projelerden elde edeceği kâr; taşıt, taşınmaz ve stokların satımı suretiyle elde edilecek hasılat ve bankadaki mevduat ile teklif edilen tutarı ödeyebileceği, bu haliyle teklifin kaynaklarla orantılı olduğu,
Teklif edilen tutarın iflas halinde alacaklıların eline geçecek muhtemel miktardan fazla olacağı belirtilmiştir.
İstemcinin konkordato teklifinin bu kez esastan incelenmesi sonucunda şu gerekçe ile tasdik talebi reddedilmiştir:
İlk olarak hukuk uygulaması belirliliği ve bu bağlamda kavramların yerli yerinde kullanılmasını zorunlu kılar. Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297'nci maddesinde de kararın bu şekilde kaleme alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu çerçevede özellikle konkordato projesi açık, anlaşılır, farklı yorumlanma ve dolayısıyla şüphe yaratmaya izin vermeyecek netlikte olmalıdır. Bu gerek borçlunun sorumluluğunu ve gerek alacaklıların hukuk güvenliği ilkesi çerçevesinde kendi mali durumlarını ve diğer alacaklılar karşısındaki konumlarını belirlemeleri bakımından zorunludur. Konkordatonun feshi isteminin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için de bu olmazsa olmaz (condictio sine qua non) bir koşuldur.
Öte yandan tasdik için aranan koşulların dışında mahkemenin Yasa'nın öngördüğü birtakım ilkeleri de gözetmesi gerekir. Bunlardan ilki borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır (İİK m.308/d). Bu düzenleme "alacaklılar arası eşitlik ilkesi"nin dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (Postacıoğlu, İ. E.: Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009. s.261; Budak, A.C.: Öztek Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; Pekcanıtez, H./Erdönmez, G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; Akdeniz, M./Kayıhan, Ş.: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21).
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde mahkemece tasdik edilen konkordato projesi şu şekildedir:
"...adi alacaklıların alacaklarından öncelikle %30 oranında tenzilat yapılması, sonrasında ödemelerin şirket aktifinde kayıtlı gayrimenkullerin devri veya ayni teslimi suretiyle yapılması, kalan bakiyelerin ise konkordato tasdik kararının kesinleşmesinden sonra ilk 3 ay ödemesiz, 48 ay vade ile(her ayın 25 ile 30'u arasında) eşit taksitler halinde ödenmesine...".
Adi alacaklardan yüzde otuz (%30) oranında tenzilat yapılması herkes için anlaşılır ve objektif bir husustur. Ancak varlıkları borçlarının sadece yüzde elli dördünü (%54) karşılayan bir şirketin bunların yüzde yetmişini (%70) ne şekilde ödeyeceği komiserler kurulu raporundan net biçimde anlaşılamamaktadır. Özellikle taşıt ve taşınmaz satımından elde edilecek hasılat kaynak olarak getirilmiş ancak taşınmazların ayrıca devir ve kullanıma terk edileceği de belirtilmiş olması karşısında bu teklif gerçekçi bulunmamıştır. Komiserler kurulu raporunda "yazdırılan" bütün alacakların tek tek yüzde yetmişlik kısımları hesaplanmıştır. Ancak yazdırılmamış alacakların da konkordato hükmüne tâbi olduğu (İİK m.308/c, birinci fıkra) düşünüldüğünde bu tablonun sağlıklı olmadığı anlaşılmıştır.
Yüzde otuz (%30) tenzilattan sonra ödemelerin şirket aktifinde kayıtlı taşınmazların devri veya ayni teslimi suretiyle yapılacağı belirtilmiştir. Bu husus yukarıda açıklanan belirlilik ve alacaklılar arası eşitlik ilkelerine uygun değildir. Her şeyden önce taşınmazların satılarak paraya çevrileceği ve borç ödemede kullanılacağı belirtilmiştir. Hangi taşınmazın satılacağı, hangi taşınmazın projede gösterildiği şekilde devredileceği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Öte yandan taşınmazın devrinin kime ve hangi koşullarda yapılacağı konusunda hiçbir belirlilik bulunmamaktadır. Diğer yandan "ayni teslim" şeklinde bir kavramın hukuki karşılığı da belirsizdir. Anlaşılan odur ki borçlu taşınmazının mülkiyetini devretmeksizin sadece alacaklının kullanımına bırakacaktır. Bunun da kime ve hangi koşullarda olduğu konusu belirsizdir. Belli bir zaman dilimine göre mi kullandırılacağı, üzerinde üst ya da intifa hakkı benzeri bir hak mı verileceği açık değildir. Olası bu tür kullandırmaların ne miktar alacağa karşılık geleceği de belirtilmemiştir.
Tasdik edilen projede taşınmaz devri ve ayni teslimden kalan bakiyeden söz edilmiştir. Bu koşulda bütün alacaklılara mı taşınmaz devri ya da kullandırılması söz konusu olacaktır, bu husus da belli değildir.
Ödeme takvimi de "...tasdik kararının kesinleşmesinden sonra ilk 3 ay ödemesiz, 48 ay vade ile..." şeklinde gösterilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı 24.12.2020 günü verilmiş ve aradan yaklaşık üç yıl geçmesine karşın karar henüz kesinleşmemiştir. Dosyanın bir kez daha Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gideceği ve belki bozma suretiyle kararın kesinleşmesinin beklenenden daha uzun sürece yayılacağı düşünülmelidir.
Yine ödeme takvimine göre borçların ödenmesi 48 aya uzatılmıştır. Alacaklılar geçici mühletin verildiği 10.10.2018 gününden bu yana (Dairemiz karar tarihi itibariyle 5 yıl 20 gün) alacağını alamamaktadır. Ödemeler bugün itibariyle başlasa dahi ödeme takviminin sona ermesi 2027 yılı sonunu bulacaktır. Faiz de önerilmediğine göre bu kadar uzun bir ödeme takviminin kabul edilmesine olanak yoktur. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de böyle uzun vadeye yayılan konkordato takvimleri bakımından tasdik kararı verilmesini doğru bulmamaktadır.
Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde istemci şirketin konkordatosunun gerçekçi ve belirli olmadığı, alacaklılar arasındaki eşitliği sağlamaktan uzak bulunduğu, teklifin kaynaklar ile orantılı olmadığı ve alacaklıların zararına olacak şekilde çok uzun bir sürece yayıldığı gözetilerek tasdik talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :
I- a) ... vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine,
b) ... AŞ ile ... vekillerinin istinaf dilekçelerinin reddine,
c) ... AŞ vekilinin geçici mühletin verilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündeki istinaf isteminin reddine,
d) ... AŞ, ... AŞ, T. ... AŞ ve ... AŞ vekillerinin alacaklarının nisapta eksik hesaplandığına ilişkin istinaf nedenlerinin reddine,
e) ... AŞ, ... AŞ, T. ... AŞ ve ... AŞ vekillerinin hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığı ve teklifin kaynaklarla orantılı olmadığı yönündeki istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde (HMK m. 355 ve 356):
"1. ... AŞ'nin konkordato tasdik talebinin esastan reddine,
-
Mühletin yasal sonuçlarının 24.12.2020 günü itibariyle sona erdiğinin tespitine,
-
Komiserler kurulunun görevine 24.12.2020 günü itibariyle son verildiğinin tespitine,
-
Mahkemece verilen ve yasa ile öngörülen tedbirlerin 24.12.2020 günü itibariyle kalktığının tespitine,
-
Yargılama giderlerinin istemci şirket üzerinde bırakılmasına,
-
İstemci tarafından yatırılan konkordato tasdik harcının iadesine,
-
Yatırılan avansın karar kesinleştiğinde ve istek halinde, masrafı içinden karşılanarak istemciye iadesine,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 35,90 TL'nin düşümü ile kalan 233,95 TL'nin istemin mahiyeti gereği istemciden alınarak hazineye gelir kaydına,"
İİK m. 308/a gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 31.10.2023 )
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56