SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 23. HD 2023/1463 E. 2023/1690 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1463

Karar No

2023/1690

Karar Tarihi

31 Ekim 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1463 - 2023/1690

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

23. H U K U K D A İ R E S İ

(K A R A R- K A B U L)

ESAS NO : 2023/1463

KARAR NO : 2023/1690

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN:

MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 18/09/2020

ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/39E., 2020/441K.

KONKORDATO İSTEYEN :

VEKİLİ :

ALACAKLILAR :

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2023 tarih ve 2023/6-487 E. 2023/708 K. sayılı kararıyla, Dairemizin 14.02.2023 tarih ve 2022/2342 E. 2023/255 K. sayılı kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :

İSTEMİN ÖZETİ :

Konkordato isteyen vekili; müvekkili şirketin inşaat sektöründe havalandırma, ısıtma, soğutma, yangın sistemleri gibi genellikle üstyapı projelerinde üstlenici ve taşeron olarak faaliyetlerine devam ettiğini, çeşitli nedenlerle borçlarını ödeyemez hale geldiğini, işlerinin devam etmesini güvence altına almak ve şirket varlıklarının yanı sıra şirket paydaşlarının çıkarlarını korumak amacıyla şirket ortağının çabalarının yeterli kalmaması ve imkânlarının daralması sebebiyle konkordato talep etme zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, konkordato tasdik taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

YARGILAMANIN SEYRİ VE SONUCU :

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.09.2020 tarih ve 2019/39 E., 2020/441 K. sayılı kararıyla; İİK 302/3 maddesinde aranan çoğunlukla konkordato projesinin kabul edilmiş olduğunun anlaşıldığı, İİK'nın 305. maddesindeki diğer koşulların da gerçekleştiğinin tespit edildiği gerekçesiyle, istemci şirketin konkordatosunun tasdiki ile konkordatoya tâbi alacakların tasdik tarihinden itibaren 6 ay ödemesiz dönemden sonra 42 ay eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilmiştir.

Karara karşı bir kısım alacaklılar vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 30.11.2021 tarih ve 2020/1793 E., 2021/1800 K. sayılı kararıyla; Alacaklı .... vekilinin istinaf dilekçesinin geçici ve kesin mühlet verilmesine yönelik kısımlarının reddine,

Alacaklılar ...., . ... ... A.Ş.'nin duruşma aşamasında itirazları bulunmadığı ve alacaklı ... tarafından alacaklılar toplantısında kabul oyu verildiği anlaşıldığından, HMK'nın 346/(1) ve 352/(1)-b maddeleri uyarınca, adı geçen alacaklılar vekillerinin istinaf dilekçelerinin reddine,

Alacaklı ....'nın alacağı tahsil edilmiş olmakla konkordatodan etkilenmeyeceği ve istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının kalmaması nedeniyle HMK'nın 352/(1)-ç maddesi uyarınca istinaf başvurusunun usulden reddine,

Alacaklı SGK Başkanlığının prim ve idari para cezası alacakları kamu alacağı niteliğinde olduğundan bu alacaklarının borçlu tarafından vadesinde ve tam olarak ödenmesi nedeniyle kararı istinaf etmekte hukuki yararı bulunmadığı belirtilerek HMK'nın 352/(1)-ç maddesi uyarınca istinaf başvurusunun usulden reddine,

Alacaklılar .... .... A.Ş., ... Sigorta A.Ş. vekillerinin diğer hususlara ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine,

"... İlk derece Mahkemesine Komiserler Kurulu tarafından sunulan nihai raporda 17.03.2020 tarihli rayiç değer bilançosuna göre istemci şirketin aktif varlıkları toplamının 18.358.589,50 TL., borçları toplamının 22.024.506,15 TL., borca batıklık tutarının -3.689.911,26 TL., borca batıklık oranının %83,4 olduğu tespit ve görüşü bildirilmiştir. Dairemizce alınan bilirkişi raporunda ise; "Ortaklara Borçların" ortakların süreçte zımni irade beyanları olduğu kabul edilerek dikkate alınmamasının doğru olduğu ancak "Personele Borçlar"ın dikkate alınmamasının hatalı olduğu, Yıllara Yaygın İnşaat Onarım Maliyetleri ile Yıllara Yaygın İnşaat Hakedişlerinin dikkate alınmış olmasının doğru olmadığı görüşü bildirilerek istemci şirketin varlıkları toplamının 8.607.570,65 TL., borçlar toplamının 17.970.917,21 TL., özvarlığının -9.363.346,56, varlıkların borçları karşılama oranının %48 olduğu hesaplanmıştır.

Rayiç değer bilançosunda paraya çevrildiğinde nakde dönüşebilen kalemlerin yer alması gerektiğinden, komiserler kurulunca düzenlenen raporda ihtimale dayalı Yıllara Yaygın İnşaat Onarım Maliyetleri ile Yıllara Yaygın İnşaat Hakedişleri kalemlerine istemci şirketin rayiç değer bilançosunda yer verilmesi doğru olmamıştır. Buna göre istemci şirketin aktiflerinin borçlarını karşılama oranı %48 olmaktadır. İstemci şirketin ortakları tarafından, gelinen aşamada dahi, 1.187.967,13 TL. alacakları ile ilgili feragate ilişkin yazılı ya da sözlü beyan sunulmamıştır. Bu borçların eklenmesi durumunda istemci şirketin aktiflerinin borçlarını karşılama oranı daha da düşecektir.

Son kayyım raporlarında, istemci şirketin bazı banka borçlarını ve cari borçlarını ödemediği de tespit edilmiştir.

Bu durumda Dairemizce, duruşmada dinlenen bilirkişinin hem %83,4 oranında hem de %48 oranında kaynak girişinin düzenli biçimde gerçekleşmesi halinde istemci şirketçe konkordato takvimi çerçevesinde borçların ödenmesinin mümkün olduğu görüşünün çelişkili olduğu, istemci şirketin İİK'nın 305/1-b bendindeki "Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleşmediği..." gerekçesiyle alacaklılar ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle, HMK.'nın 356/(2). maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve istemci şirketin konkordato isteminin reddi ile iflasına dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Konkordato isteyen vekilince Dairemiz kararına karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.10.2022 tarih, 2022/213 E., 2022/4875 K. sayılı kararıyla, "...Dosyada; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan komiser heyeti raporlarında, talep eden şirketin rayiç değer bilançosu uyarınca (-) 3.648.149,10 TL borca batık durumda olduğu, borçlarının varlıklarını karşılama oranının %83,4 seviyesinde kaldığı, projesinin gerçekleştirilebilir ve makul olarak değerlendirildiği, şirketin faaliyetlerine devam etmekte olduğu, kalan işlerden beklenen ve öngörülen gelirin 17.500.423 TL olduğu buna göre teklif edilen konkordatonun borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu tespitleri yapılmış ve ilk derece mahkemesince de konkordatonun tasdikine karar verilmiştir.

Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince re'sen bilirkişi raporu alınmış bilirkişi asıl raporunda yeniden borca batıklık değerlendirmesi yapmış ve şirketin rayiç değer bilanço bilgilerine göre aktiflerinin pasiflerini karşılama oranının %48 olduğunu şirketin (-) 9.363.346,56 TL borca batık durumda olduğu, iflas halinde adi alacaklıların alacağına kavuşma oranının muhtemelen %38.25 olacağı dolayısıyla konkordatoda iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda olduğu, adi alacaklılar yönünden projenin olumlu olduğu talep eden şirketin 6 aylık ödemesizlik döneminden sonra 48 eşit taksitle borcunu ödemeyi kabul ve taaahüt ettiği komiserler kurulu nihai raporu ve revize proje kapsamında yer verilen net nakit akışlarının sağlanması ve işletmenin sürekliliği ile olanaklı olabileceği dolayısıyla iflas halinde alacaklıların daha fazla bir alacağa kavuşmasının söz konusu olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.

Rapor veren bilirkişi duruşmaya davet edilmiş duruşmada raporundaki görüşleri tekrarla borçlu şirketin nakit girişi olması halinde projenin gerçekleşmesi ihtimalinin bulunduğunu ortaklar alacaklarından feragat etmeseler dahi kaynak girişinin düzenli bir biçimde gerçekleşmesi halinde konkordato takvimi çerçevesinde borçlarının ödenmesinin mümkün olduğu görüşü bildirilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından alınan komiserler kurulu nihai raporunda şirketin aktif varlıkları toplamının 18.358.589,50 TL borçları toplamının 22.024.506,15 TL buna göre borca batıklık tutarının -3.689.911,26 TL olduğu borca batıklık oranın ise %83.4 olduğu, dairece alınan mali müşavir raporunda ise şirketin aktif varlıkları toplamının 8.607.570,65 TL borçları toplamının 17.970.917,21 TL buna göre borca batıklık tutarının -9.363.346,56 TL ve aktifin pasifi karşılama oranının ise %48 olduğunun tespit edildiği yıllara yaygın inşaat onarım maliyetleri ile yıllara yaygın inşaat hakediş kalemlerinin şirketin rayiç değer bilançosunda yer almasının doğru olmadığı buna göre aktiflerin borçları karşılama oranının %48 olduğu ortakların alacaklarından feragat etmediği, dairede dinlenen bilirkişinin borçlarının ödenmesinin mümkün olduğu görüşünün çelişkili olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak konkordato talep eden şirketin iflasına karar verilmiştir.

Yukarıda belirtildiği üzere mahkemenin HMK’nun 266. maddesi kapsamında bir hususun çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği gerekçesiyle bilirkişiye başvurulduktan sonra hakimin bilirkişi tarafından yer verilen özel ve teknik bilgileri yok sayarak ve kendisini bilirkişi yerine koyarak bilirkişi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeleri yerinde görmeyerek bir sonuca gitmesi hukuka uygun değildir. Nitekim Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre borca batıklık incelemesi bir borçlunun aktif ve pasif malvarlığı değerlerinin tespiti konusunun çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmekte olup, bu hususta uzman bilirkişi veya bilirkişilere başvurulması zorunludur.

Bilirkişi raporları arasında çelişki oluşması halinde ise HMK’nun 281. maddesi gereğince raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu kapsamda somut uyuşmazlıkta yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere konkordato talep eden şirketin aktif ve pasif malvarlığı ile borca batıklık oranı bakımından ilk derece mahkemesince hükme esas alınan komiserler kurulunun verdiği raporla bölge adliye mahkemesince alınan rapor arasında iki kata yakın fark ve çok açık bir biçimde yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından farkılılıklar bulunmaktadır.

Bu çelişkilerin varlığı Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edilmesine rağmen çelişkileri giderecek yeni bir rapor alınmadan bilirkişi raporundaki özel ve teknik bilgilerin mahkeme tarafından değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesi kabulüne göre de; alacaklıların iflas halinde alacaklarına kavuşma oranının %38.25 olduğu, halbuki alınan en son raporda ve dairenin kabulüne göre konkordato talep eden şirketin konkordato projesindeki alacakların borçları karşılama oranını %48 olduğu bu durumda dahi iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda olacağının gözetilmemesi, şirketin ticari faaliyetine devam ettiği dikkate alındığında bilirkişi tarafından da doğrulanan ve komiserler kurulu raporunda belirtilen hakedişlerden kaynaklanan alacak tutarının 17.500.423 TL olduğunun bu tutarın alacaklıların alacaklarına kavuşmasını sağlayacak nitelikte devam eden işler nedeniyle şirket malvarlığına girmesi mümkün ve muhtemel bir alacak kalemi olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer yandan İİK’nun 305. maddesi gereğince teklif edilen konkordatonun borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu, iflasa nazaran alacaklıların daha yüksek oranda tatmin edileceği ve konkordatonun %78.30 oranında alacaklı ve %56.06 oranında alacak tutarı bakımından kabul edilmiş olduğu kısmen çelişkili olmakla birlikte sonuç olarak raporların konkordato tasdik koşullarının bulunduğu bakımından birbirini doğruladığı dikkate alınmaksızın borçlu şirketin iflasına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Kabule göre de; İcra İflas Kanunun 292. son maddesi gereğince "Mahkeme bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder..." hükmüne göre borçlunun duruşmaya davet edilmeden iflasına karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı görülmüştür." gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizin 14.02.2023 tarih ve 2022/2342 Esas 2023/255 sayılı kararıyla; "...Dairemizce Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirtildiği şekilde; HMK’nun 266. maddesi kapsamında bir hususun çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği gerekçesiyle bilirkişiye başvurulduktan sonra bilirkişi tarafından yer verilen özel ve teknik bilgileri yok sayarak ve kendisini bilirkişi yerine koyarak bilirkişi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeleri yerinde görmeyerek bir sonuca gidilmemiş; bu konuda uzman bilirkişinin "Personele Borçların dikkate alınmamasının hatalı olduğu, Yıllara Yaygın İnşaat Onarım Maliyetleri ile Yıllara Yaygın İnşaat Hakedişlerinin dikkate alınmış olmasının doğru olmadığı" görüşü doğrultusunda, rayiç değer bilançosunda paraya çevrildiğinde nakde dönüşebilen kalemlerin yer alması gerektiği halde komiserlerler kurulunca düzenlenen raporda ihtimale dayalı kalemler esas alınarak borca batıklık oranının hesaplandığının kabulüyle sonuca gidilmiştir.

Bilirkişinin istemci şirketin hem %83,4 borca batıklık oranında, hem de %48 borca batıklık oranında borçlarını ödemesinin mümkün olduğu görüşünün çelişkili ve imkân dışı olduğu sonucuna ulaşabilmek için, özel ve teknik bilgi gerekmemekte olup bu konunun HMK'nın 266/(1). maddesi uyarınca, hakimlerce genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konulardan olduğu açıktır. Bu nedenlerle Dairemizce istemci şirketin İİK'nın 305/1-b bendindeki "Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleşmediği kabul edilmiştir.

İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan komiserler kurulu raporunda, Dairemize rapor sunan bilirkişi tarafından belirtildiği üzere, hatalı olarak personele borçlar dikkate alınmamış, ihtimale dayalı Yıllara Yaygın İnşaat Onarım Maliyetleri ile Yıllara Yaygın İnşaat Hakedişlerine istemci şirketin rayiç değer bilançosunda yer verilmiştir. Hatalı düzenlendiği belirlenen Komiserler Kurulu raporu ile Dairemizce alınan bilirkişi raporu arasında borca batıklık oranları yönünden oluşan farklılığın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki "bilirkişi raporları arasında çelişki" olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, bozma kararının aksine HMK'nın 281/(2). maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmediği düşünülmüş...

Somut olayda komiserler mühlet içinde işlemlerini tamamlamış ve dosya ile raporu mahkemeye tevdi etmiş, artık tasdik yargılaması aşamasına geçilmiştir.

Bu aşamada uygulanacak yasal düzenleme İcra ve İflas Kanunu'nun mühlet içinde iflasın açılmasına ilişkin 292. maddesi değil tasdik yargılaması sonucunda iflasın açılmasına ilişkin 308. maddesidir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 292. maddesinde öngörülen "borçlunun çağrılması" usulü, 308. maddede düzenlenmemiştir....Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sırasında ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp onun yerine geçerek yaptığı yargılama da tasdik yargılaması aşaması niteliğindedir ve 304 ve izleyen maddeler uygulanır. Kaldı ki Dairemizin inceleme yaptığı tarih itibariyle kesin mühlet de çoktan sona ermiştir....Açıklanan nedenlerle Yüksek 6. Hukuk Dairesinin konkordatoda komiser işlemlerinin sürdürüldüğü aşamada uygulanması gereken İcra İflas Kanunu'nun 292. maddesinden bahisle "Kabule göre" açıklamasıyla verdiği karar da (bozma kapsamında olmasa dahi), somut olayda 308. maddenin uygulanması gereken aşamada iflas kararı verilmiş olması nedeniyle hukuka uygun bulunmamıştır." gerekçesiyle, Dairemiz kararında direnilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2023 tarih ve 2023/6-487 E. 2023/708 K. sayılı kararıyla;

  1. 18 nolu bentlerinde konkordato kurumu hakkında bilgilere yer verilmiş,

19-30 nolu bentlerinde bilirkişi incelemesi ve bilirkişi raporunun değerlendirilmesi ile ilgili HMK hükümleri, Bilirkişilik Kanununun 3. maddesi, konu ile ilgili Hukuk Genel Kurulu kararları ve akademik görüşler açıklanmış,

Devamında;

"31. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; teklif edilen konkordato talebi üzerine, komiserler kurulunca düzenlenen 01.07.2020 tarihli nihai raporda, talep eden şirketin rayiç değer bilançosu uyarınca 3.648.149,10 TL borca batık durumda olduğu, varlıklarının borçlarını karşılama oranının %83,4 seviyesinde kaldığı, şirketin iflas etmesi hâlinde varlıkların borçları karşılama oranının %40 düzeyinde olacağı, ancak iflas ve tasfiye sürecindeki öngörülemeyecek maliyetler nedeniyle bu oranın daha da düşebileceği, projenin makul ve gerçekleştirilebilir olarak değerlendirildiği, şirketin faaliyetlerine devam ettiği, sözleşmeler devam ettiği müddetçe 88.160.000,00 TL tutarında kalan iş ve bu işlerden beklenen ve öngörülen gelirin 17.500.423,00 TL olduğu, buna göre teklif edilen konkordatonun borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu, projenin onaylanmasının, talep eden şirketin, şirket çalışanlarının, şirket alacaklılarının ve kamunun yararına olacağı tespitleri yapılmış ve İlk Derece Mahkemesince de konkordatonun tasdikine karar verilmiştir.

  1. Bölge Adliye Mahkemesince alınan 11.03.2021 tarihli raporda ise; ortakların süreçte zımni irade beyanları olduğu kabul edilerek rayiç değer bilançosunun tanziminde "Ortaklara Borçlar"ın dikkate alınmamasının doğru olduğu ancak "Personele Borçlar"ın dikkate alınması gerektiği, komiserler kurulu raporunda banka borçları ile ilgili verilerin uyumlu olduğu, konkordato talep eden şirketin rayiç değer bilançosu bilgilerine göre varlıklarının borçlarını karşılama oranının 0,48 olduğu, adi alacaklılar yönünden projenin olumlu bulunduğu, projedeki ödeme taahhüdünün komiserler kurulu raporu ve revize proje kapsamında yer verilen nakit akışlarının sağlanması ve işletmenin sürekliliği ile olanaklı olabileceği, nihai rapora esas rayiç değer bilançosunun oluşturulmasında yıllara yaygın inşaat ve onarım maliyetleri ile yıllara yaygın inşaat ve onarım hakedişlerinin dikkate alınmasının varlık/borç oranında önemli ölçüde değişiklik oluşturduğu, finansal tabloların oluşumu ile bağlantılı olarak bunun dışında bir olumsuzluk bulunmadığı belirtilmiştir.

  2. Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişiden alınan 24.06.2021 tarihli ek raporda ise; şirketin iflası hâlinde adi alacaklıların alacaklarına kavuşması muhtemel oranın %38,25 seviyesinde bulunduğu, borçlunun komiserler kurulunun nihai raporunda yer aldığı şekli ile net nakit akışının sağlanması durumunda alacaklıların alacaklarına kavuşmalarının kuvvetle muhtemel olduğu, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların daha fazla miktarda alacaklarına kavuşacakları yönünde bir kanaatin oluşmadığı belirtilmiştir.

  3. Asıl ve ek raporu düzenleyen bilirkişi duruşmaya davet edilerek dinlenmiş olup beyanında; "11.03.2021 tarihli raporumun 1. sayfasında 'ortaklara borçların ortakların süreçte zımni irade beyanlarının olduğu kabul edilerek' diye dikkate alınmaması gerektiğini belirtmiştim, bu ifademi şöyle açıklıyorum; gerek Yargıtay kararlarında gerekse doktrinde genellikle şirket ortaklarının şirketten olan alacaklarını talep etmedikleri genel kabul görmüştür, ben de bu doğrultuda raporumu hazırladım. raporumun 4. sayfasında şirketin varlıklar borçlar toplamı ile varlıkların borçları karşılama oranını belirtmiştim, borçlu konkordato talep eden şirketin gerek asıl proje ve gerekse revize projede öngörü şeklinde hazırlanmıştır, şirketin varlıkları borçları karşılama oranı raporda belirttiğim gibi 0.48'dir. Şayet borçlu şirketin nakit girişi olması hâlinde projenin gerçekleşme ihtimali vardır, aksi takdirde gerçekleşme ihtimali yoktur, devamla zaten raporumun 5. sayfasının sonuç ve kanaat kısmının son bölümlerinde bu hususlarına vurgu yapmıştım, daha önceki raporlarda yıllara yaygın inşaat maliyetleri ve hakedişleri muhasabe ilkelerine uygun olmayacak biçimde varlık ve borç kalemleri arasına alınmıştır, ortaklar alacaklarından feragat etmeseler dahi kaynak girişinin düzenli biçimde gerçekleşmesi hâlinde konkordato takvimi çerçevesinde borçların ödenmesi mümkündür" şeklinde açıklamada bulunmuştur.

  4. Az yukarıda da ifade edildiği üzere, HMK’nun 266 ncı maddesi uyarınca bir hususun çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği hâllerde bilirkişiye başvurulduktan sonra hâkimin bilirkişi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeleri yerinde görmeyerek kendiliğinden sonuca gitmesi yerinde değildir. Bir şirketin borca batıklık incelemesi bir başka anlatımla borçlunun aktif ve pasif malvarlığı değerlerinin tespiti konusu, çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmekte olup, bu hususta uzman bilirkişi veya bilirkişilere başvurulması zorunludur.

  5. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması durumunda da HMK’nın 281/2 nci maddesi uyarınca raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekir.

  6. Konkordato talep eden şirketin aktif ve pasif malvarlığı ile borca batıklık oranı bakımından İlk Derece Mahkemesince verilen tasdik kararına dayanak olan komiserler kurulunun verdiği nihai raporla Bölge Adliye Mahkemesince alınan asıl ve ek bilirkişi raporları arasında farklılıklar bulunduğu ve bu çelişkilerin varlığı Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edilmesine rağmen çelişkileri giderecek yeni bir rapor alınmadan bilirkişi raporundaki özel ve teknik bilgilerin mahkeme tarafından değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.

  7. Bölge Adliye Mahkemesince alınan bilirkişinin 24.06.2021 tarihli ek raporunda, talep eden şirketin iflası hâlinde alacaklıların alacaklarına kavuşma oranının %38,25 olduğu, ancak şirketin mevcut durumda varlıklarının borçlarını karşılama oranının %48 olduğu belirtilmiş olup, bu durumda konkordatonun tasdiki hâlinde iflasa nazaran alacaklıların daha iyi durumda olacağı anlaşılmaktadır.

  8. Şirketin ticari faaliyetine devam ettiği, devam eden işlerden beklenen ve öngörülen gelirin 17.500.423,00 TL olduğu ve bu miktarın da alacaklıların alacaklarına kavuşmasını sağlayacak nitelikte şirketin malvarlığına girmesi mümkün ve muhtemel bir alacak kalemi olduğu görülmektedir.

  9. Komiserler kurulunca düzenlenen nihai raporda da, projenin onaylanmasının, talep eden şirketin, şirket çalışanlarının, şirket alacaklılarının ve kamunun yararına olacağı, konkordatonun tasdiki hâlinde alacaklıların iflasa göre daha yüksek oranda tatmin edileceği, konkordatonun %78,30 oranında alacaklı ve %56,06 oranında alacak tutarı bakımından kabul edilmiş olduğu belirtilmekle, kısmen çelişkili olmakla birlikte alınan raporlar konkordato tasdik koşullarının bulunduğu yönünde birbirini doğrulamaktadır.

  10. Bu durumda talep eden şirket açısından, konkordatonun tasdiki şartlarını düzenleyen İİK'nın 305/1-b bendindeki "Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleştiği dikkate alınmadan talep eden şirketin iflasına karar verilmesi yerinde değildir.

  11. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır." denilerek, konkordato talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

I-İstem; konkordatonun tasdikine ilişkindir.

Hukuk Genel Kurulunca, "...Bu durumda talep eden şirket açısından, konkordatonun tasdiki şartlarını düzenleyen İİK'nın 305/1-b bendindeki "Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleştiği dikkate alınmadan talep eden şirketin iflasına karar verilmesi..."nin yerinde olmadığı ve Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiği belirtilerek Dairemizin direnme kararı bozulmuştur.

HMK'nın 372/(7) maddesi uyarınca; "Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur."

Ancak şu hususlara işaret etmek gerekmektedir. Alacaklılar 17.03.2020 tarihli alacaklılar toplantısında, istemci şirketin ve kendilerinin mali ve ekonomik durumunu gözeterek kabul oyu vermişlerdir. Ülkenin ekonomik durumundaki değişiklikler, oluşan kur farkları gözetildiğinde alacaklıların aynı projeye kabul oyu vereceklerini varsaymak hatalıdır.

İkinci olarak Hukuk Genel Kurulunca "...Bu durumda talep eden şirket açısından, konkordatonun tasdiki şartlarını düzenleyen İİK'nın 305/1-b bendindeki "Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartının gerçekleştiği dikkate alınmadan talep eden şirketin iflasına karar verilmesi"nin doğru olmadığı şeklindeki net ifade ile Dairemizin direnme kararı bozulmuştur. Bu noktada iki hususun Dairemizce göz ardı edilmesi gerekmiştir.

Bunlardan birincisi İcra ve İflas Kanunu'nun 304. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesine göre "Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır." İstemci hakkında verilen kesin mühlet (uzatması ile birlikte) 24.09.2020 günü dolmuştur. Hukuk Genel Kurulu bozması üzerine Dairemizce bu mühletin dolmasından sonra karar verilmesi gerekmiştir.

Nihayet, proje "...konkordatoya tabi alacakların tasdik tarihinden (18.09.2020) itibaren 6 ay ödemesiz dönemden sonra 42 ay eşit taksit halinde" ödenmesi şeklindedir. Dairemizin iş bu karar tarihi itibariyle ödemesiz dönemden sonraki 42 aylık ödeme takviminin 31 aylık kısmı dolmuştur. Oylama bu şekilde yapıldığından ödeme takvimine müdahale de edilememektedir.

Açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulu kararına uyularak konkordatonun projesinin tasdikine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İstemci ... ŞİRKETİ(VKN 845 030 3365)'nin talebinin kabulüne, KONKORDATOSUNUN TASDİKİ ile konkordatoya tabi alacakların 18.09.2020 tasdik tarihinden itibaren 6 ay ödemesiz dönemden sonra 42 ay eşit taksit halinde ÖDENMESİNE,

  2. Kesin mühletin sona ermesi ile kesin mühlet kararı ile doğan ve İİK'nun 294, 295, 296 ve 297. maddesinde düzenlenen sonuçların kalkmış olduğunun tespitine,

  3. İlk derece mahkemesince verilen tüm tedbir kararlarının ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle kalkmış olduğunun tespitine,

  4. İİK 308/B maddesi gereğince depo kararı verilmesine YER OLMADIĞINA,

  5. İcra ve İflas Kanunu'nun 306/son maddesi gereğince, hüküm fıkrasının aynı Yasa'nın 288. maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine,

  6. İstemin mahiyeti gereği yargılama giderlerinin istemci üzerinde bırakılmasına,

  7. Alınması gerekli 54,40 TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 44,40 TL' nin mahsubu ile bakiye kalan 10,00 TL'nin istemciden alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

    1. İstemci tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine,

31.10.2023 tarihinde, hazır olan tarafların yüzüne karşı, İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 31/10/2023

Başkan Üye Üye Katip

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bölgeadliyeankaradairesimahkemesihukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim