Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2022/958
2024/995
18 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/958 - 2024/995
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2022/958 (ESASTAN RET )
KARAR NO : 2024/995
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/03/2022
ESAS-KARAR NO : 2021/567 E - 2022/161 K
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 18/09/2024
YAZILDIĞI TARİH : 07/10/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin ... ticaret ünvanı altında kırtasiye işi ile iştigal ettiğini, davalı şirketin ise kitap ve okul neşriyatı, basım, yayınlar vb işler ile iştigal ettiğini, davalı şirketin ürünlerinin satışı hususunda 17.06.2021 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanması ile birlikte davalıya avans evrakı olarak 31.10.2021 tarihli ve 25.000,00 TL, 30.11.2021 tarihli ve 25.000,00 TL, 31.12.2021 tarihli 25.000,00 TL, 31.01.2022 tarihli 25.000,00 TL meblağlı olmak üzere 4 adet toplam 100.000,00 TL tutarındaki çekleri keşide ederek teslim ettiğini bu durumun bayilik sözleşmesinde yazılı olduğunu, ayının son yarısı ve Eylül ayında davalıdan ürün beklerken, davalının ürün akabinde ortada haklı ve geçerli bir sebep yok iken, bayilik sözleşmesini Ankara 57. Noterliğinden keşide etmiş olduğu 06 Eylül 2021 tarih ve 25185 yevmiye numaralı ihtarname ile fesih ettiğini, müvekkilinin işyerinde satış ortamını, standını ve personelini buna göre hazırladığını, başka ürünlerin satışı için sözleşme imzalamadığını ve tüm ticaret işlerini bu bayilik sözleşmesine göre yönlendirdiğini, müvekkilinin fesih nedeniyle kar mahrumiyetine uğradığı davalıya sözleşme ile birlikte sıra vadeli 100.000,00 TL tutarında çek keşide ederek teslim ederken, yine aynı sözleşme de cironun 150.000,00 TL olmasının kabul edildiğini, sözleşmenin haksız feshi ile bu sözleşmeden elde edeceği kardan mahrum kaldığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00TL nin reeskont faiziyle ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacı firma ile 17.06.2021 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacının gerekli performans kriterlerinin bugüne kadar sağlayamadığını, bayilik sözleşmesinin "Diğer Hususlar" başlıklı 8-b maddesinde müvekkili firmanın tek taraflı fesih hakkının olduğunun açıkça belirtildiğini, davacı firmanın bu hususu bilerek sözleşmeyi yapma yoluna gittiğini, nitekim her iki tarafın da tacir olduğundan aralarında düzenlenen sözleşme maddelerinin geçerli olduğunu, davacı firma tarafından hiçbir haklı ve geçerli bir sebep olmadan sözleşmenin feshedildiği iddia edilmişse de sözleşme içerisinde belirlenen ciro hedeflerini tutturamamaları bile başlı başına sözleşmeyi fesih nedeni olduğunu, ancak bahse konu sözleşme gereği herhangi bir fesih nedeni olmaksızın da sözleşmeyi fesih hakkının müvekkili firmaya tanındığını, bu nedenle somut uyuşmazlıkta herhangi bir fesih nedeni aranmasında herhangi bir hukuki yararın bulunmadığını, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin "Bayilik ve Bölge İhlali" başlıklı 6-b maddesinde "açı yayınları ürünlerini bölgesel veya genel dağıtımcılara, zincir mağazalara verebilir. Web üzerinden satış yapabilir. açı yayınları ürünlerinin talep edilmesi durumunda doğrudan farklı kurum, kuruluş ve tacirlere satışını yapabilir.” denildiği üzere müvekkili firmanın istediği zaman başka firmalara bayilikler verebileceği, başka kurum, kuruluş ve tacirlerle satış için anlaşabileceğinin de açık olduğunu, kaldı ki, sözleşme maddeleri incelendiğinde davacıya tek satıcılık, tekel hakkı veya münhasır satış yetkisinin de verilmediğini, davacı firmanın, dava dilekçesinde müvekkili firmadan kar mahrumiyeti talep etmişse de bu taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kar kaybının müspet zararlar bahsinden olup, sözleşmenin feshi halinde sadece sözleşmede bu yönde açıkça hüküm olması halinde istenebildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede, açıkça kar mahrumiyeti istenebileceğine dair bir düzenlemenin de mevcut olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede kar mahrumiyetine ilişkin bir düzenleme olmadığı için davacı tarafından kar kaybının istenebilmesinin mümkün olmadığını, nitekim Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2016/7973 E., 2019/6774 K. Sayılı 10/10/2017 tarihli kararında, benzer bir olayda yerel mahkemece verilen kar mahrumiyetinin kabulüne ilişkin kararı sözleşme maddelerinde yer almadığı gerekçesiyle isabetsiz bulduğunu, kararda; "...Taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi ve eki protokolde sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde kar mahrumiyeti isteyebileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kar mahrumiyeti müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde akdin feshinden sonra talep edilemez. Aktin feshinden sonra talep edilebilecek husus menfi zarardır. Mahkemece bu yönün değerlendirilmemiş olması kabul şekliyle isabetsizdir..." denildiğini, somut olayda bir haksız fesih olmadığı gibi müvekkili firmanın sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin fesih hakkının bulunduğunu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede de kar mahrumiyetine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığını, dolayısıyla davacının kar mahrumiyetine ilişkin isteminin hukuki dayanaktan yoksun ve kabul edilemez olduğunu, usule ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece, tarafların özgür iradelerini ürünü olan sözleşmede açıkca davalı yayınevine sözleşmeyi tek taraflı fesih etme hakkı tanınmış olmasına göre, sözleşmenin haksız feshedildiğinden bahsetmenin mümkün olmayacağı, sözleşmenin feshi halinde davacı bayi lehine herhangi bir kar kaybı hakkı düzenlenmemiş olduğu bu itibarla davacının özgür iradesi ile imzalamış olduğu sözleşme ile bağlı bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından; Fesih nedeniyle kar mahrumiyetine uğradığı, davanın kabulü gerektiği bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Sözleşmenin haksız feshedilip edilmediği, yoksun kalının kar talep edilip edilmeyeceği hususu uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız fesih iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraflar arasında 17.06.2021 tarihli bayilik sözleşmesi düzenlenmiş olup,sözleşmenin 8. maddesinin (b) bendinde yayınevinin sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Davalı yayınevi Ankara 57. Noterliğinin 06.09.2021 tarih ve 25185 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshetmiştir.
Buna göre Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalının sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkının bulunmasına, kar kaybının müspet zararlardan olup sözleşmede aksine hüküm bulunmaması halinde aktin feshinden sonra talep edilememesine göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1. b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
-
İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 18/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Üye
¸e-imza
Katip
¸e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32