Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2024/1071
2024/990
17 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/1071 (KABUL KALDIRMA YENİDEN ESAS
KARAR NO : 2024/990 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2019
ESAS NO : 2018/505 E 2019/692 K
DAVACI
VEKİLLERİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373.maddesi uyarınca, incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında pek çok sayıda çeşitli işlerin yapılması konu edilen sözleşmeler akdedildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde taraflar arasında akdedilen çeşitli hukuki ilişkilere dayalı olarak müvekkili şirketin davalı borçludan alacaklı olduğu kalemlere rastlanıldığını, davalı borçlu aleyhine faturalara dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; müvekkilinin icra takibinde ödeme emrinde belirtildiği şekilde böyle bir borcunun bulunmadığını, davacı şirketin borca batık olduğunu, piyasaya birçok borcunun olduğunun herkesçe bilindiğini, davacıya borçlarının olmadığının defterler incelendiğinde ortaya çıkacağını, müvekkili firmanın defterlerinde işli tüm faturaların bedelinin çek, banka havalesi ve kredi kartı ile ödendiğini, müvekkilinin defterlerinde olmayan hiçbir fatura irsaliye vs belgeyi kabul etmediklerini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda: dava konusu edilen takipten dolayı davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalının ticari defter kayıtlarına dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verdiğini, davalının ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DAİREMİZCE İSTİNAF İNCELEMESİ SONUCU VERİLEN KARAR
2020/112 esas, 2022/1816 karar 21/12/2022 tarihli ‘’… Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davaya konu takibin faturaya dayalı olup, takip dayanağı faturalarda teslim alanın isim ve imzasının bulunmadığı, davalının takibe yönelik itiraz dilekçesinde dayanak faturaları kabul etmediklerini, fatura içeriği malların teslim edilmediğini savunduğu, HMK 190/1 maddesi gereğince fatura içeriği malların teslim edildiğinin ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, faturanın tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, davacı yanca alacağın varlığının usulüne uygun delillerle ispat edilememiş olmasına yemin deliline de dayanılmadığına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir…’’
BOZMA İLAMI
Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesinin : 2023/1644 esas, 2024/5026 karar
13.06.2024 tarihli bozma kararı ile ‘’…; İlk Derece Mahkemesince dava dosyası içerisinde alınan bilirkişi raporlarına dayanılmak suretiyle davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesi yerinde bulunmasına rağmen davalının alacak konusu edilen faturaların tek başına alacağın varlığına ispata yeterli olmadığı, davacı yanca alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi kararında alacağın ödendiği gerekçesine Bölge Adliye Mahkemesinin ise alacağın ispatlanamadığı gerekçesine dayanmış olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden tamamen farklı bir gerekçe ortaya konulduğu anlaşılmıştır Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekir…’’ şeklinde Dairemiz kararı bozulmuş bozma kararı usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; takibe konu edilen faturalardan kaynaklanan alacağın ispat edilip edilmediği, varsa alacak miktarının tayini hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Eskişehir 7. İcra Müdürlüğünün 2018/2462 sayılı takip dosyasında; davacı tarafından davalı aleyhine faturalara dayalı olarak 352.525,53 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri davalıya tebliğ edilmiş,davalı süresi içinde itiraz etmiştir.
Mahkemece alınan 25/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda, tarafların ticarî defterlerinin incelenmesi sonucunda, davalı şirketin davacıdan 10.180,96 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporuna davacı tarafın itirazı üzerine alınan 09/09/2019 tarihli raporda ise, davalı tarafından dosyaya delil olarak sunulan ödeme belgeleri incelenerek tarafların ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıdan alacaklı olduğu ve takibe ve davaya konu faturaların bedelinin ödendiği tespit edilmiştir.
Davalının usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarına ve ödeme belgelerine göre; davalının davadan satın aldığı fatura muhteviyatı malların bedelini ödediği, davacının alacağının bulunmadığının anlaşılmasına göre davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
-
Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/505 ESas 2019/692 Karar sayılı 09/10/2019 tarihli kararın HMK 356/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
- a. Davanın REDDİNE,
b-Davacının kötü niyetli takip yaptığı anlaşılamadığından davalının tazminat isteminin reddine,
c-Alınması gereken 44,40.-TL harcın peşin alınan 4.257,63.-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 4.213,23.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince red edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 27.101,53.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
d-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
e-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden
-
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
-
İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında bozma sonrası yasal olarak duruşma açıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nin 356/2.maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1.maddesi gereğince kesin olmak üzere, 17/09/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32