Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2024/538
2024/875
2 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2024/538 (KABUL KALDIRMA YENİDEN ESAS
KARAR NO : 2024/875 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2019
ESAS-KARAR NO : 2019/595 E - 2019/1058 K
YARGILAMANIN YENİLENMESİ DAVASININ
DAVACISI :
(İADEYE KONU DAVANIN DAVALISI)
VEKİLLERİ :
DAVANIN KONUSU : Yargılamanın İadesi
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
YAZILDIĞI TARİH : 26/07/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373.maddesi uyarınca, incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/367 E. 2008/191 sayılı kararına karşı, temyiz yoluna başvurduğunu, ancak mahkemece temyiz harcı adli yardım talebinin kapsamında değerlendirilmediğinden verilen ek kararla temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu karar sebebiyle AİHM’ne yaptığı başvurusunun dostane çözüm kararıyla sonuçlandığını, AİHM kararında adil yargılanma hakkının ihlalinin tespit edildiğini, devletin kendisine karar kapsamında tazminat ödediğini, ilgili AİHM kararı gereği yargılamanın yenilenmesi şartları oluştuğundan bahisle yargılamanın yenilenmesini, dosyanın temyiz incelemesi yapılmasını, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.05.2008 tarih, 2007/367Esas, 2008/191Karar sayılı kararının kaldırılmasını, dava boyunca ödenecek harçlar için adli yardımdan yararlanmayı talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı yan vekili, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN BİRİNCİ KARAR ÖZETİ
Yerel Mahkemece, ilgili AİHM kararında davacının temyiz harcını yatıramaması sebebiyle temyiz hakkının elinden alındığından bahisle dostane çözüm yolu ile hüküm tesis edildiğini, kararın davanın esasına dair ihlal kararı niteliği teşkil etmediği, yargılamanın yenilenmesi sebebinin var olduğu kabul edilse bile 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu HMK m.379/1-a gereği de davanın reddedilmesi gerekeceği kanaatiyle HMK m. 379/1-a, c ye dayanarak davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BİRİNCİ KARAR ÖZETİ
Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairece karar; Mahkemece her ne kadar yargılamanın yenilenmesi yoluna süresinde başvurulmadığından bahisle talebin bu nedenle reddine karar verilmiş ise de yapılan bu tespitin doğru olmadığı, şöyle ki AİHM kararının (.../Türkiye-54601/09) 22.02.2019 tarihinde verildiği ve 20.06.2019 tarihinde İngilizce yazılarak bildirildiğinin karardan açıkça anlaşıldığı, eldeki davanın ise 10.10.2019 tarihinde açıldığı, kararın kesinleştiğine dair ise dosyada bilgi bulunmadığı, bu durumda AYM’nin 2014/2831 B.NO, 12/01/2017 Tarihli kararında da belirtildiği gibi gerekçeli kararın tebliğ edildiğine dair bir evrakın bulunmamasının davacı aleyhine yorumlanmaması ve yapılacak yorumun davacıyı yargılamanın iadesi yoluna başvurmasını imkansız hale getirmemesi gerektiğinden kanuni süresinin içinde yapıldığının kabulü gerektiği; karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesinin de yargılamanın iadesi sebebi olduğu, davacı lehine Mahkemece 24.07.2008 tarihli adli yardım talebinin kabul edildiği, davacı tarafça bu karara ilişkin temyiz talebinin Yargıtay 19.HD.nin 2008/10399 E., 2009/2923 K. ve 09.04.2009 T. sayılı kararı ile reddedildiği, adli yardım kararının temyiz başvuru harçlarını da kapsadığının kabulü AİHM’nin belirtilen kararı ile artık kaçınılmaz hale geldiği belirtilerek yargılamanın iadesi sebebinin kabulü ile temyiz incelemesi için dosyanın Yargıtaya gönderilmesine karar verilmiştir.
BOZMA İLAMI
İstinaf kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/3249 E, 2022/1462 K sayılı kararı ile; davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine; Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiği üzere 6100 sayılı HMK’nın 374/1-i bendi uyarınca karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hali de yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayıldığı, bu halde yargılamanın iadesini talep etme süresi, 6100 sayılı HMK’nın 377/1-e bendinde, 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl olarak düzenlendiği, bu haller için belirtilen bu 3 aylık sürenin, hükmün kesinleşmesinden itibaren en geç 10 yıl içinde kullanılması gerektiği, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.05.2008 tarihli asıl kararı ve 24.09.2008 tarihli müteferrik kararın kesinleştiği 22.06.2009 tarihinden yargılamanın iadesi davasının açıldığı 10.10.2019 tarihine kadar 6100 sayılı HMK’nın 377/1-e bendinde düzenlenen 10 yıllık sürenin geçtiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yargılamanın iadesi davasının süresinde açıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
İSTİNAFIN BOZMA SONRASI İKİNCİ KARAR ÖZETİ
Dairece, her ne kadar bozma ilamında belirtildiği üzere 6100 sayılı HMK’nın 377/1-e bendinde, 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl olarak düzenlendiği, bu haller için belirtilen bu 3 aylık sürenin, hükmün kesinleşmesinden itibaren en geç 10 yıl içinde kullanılması gerektiğinden karar tarihi itibariyle bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de bozma kararı sonrası Anayasa Mahkemesinin 21.06.2022 Tarih, 2022/7 Esas, 2022/79Karar sayılı olan ve 01.07.2022 tarihi Resmi Gazetede yayımlanan kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 377.maddesinin 1 numaralı fıkrasının bentlerini bağlayan hükmünün "...her halde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır." bölümünün Anayasanın 36.maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile iptal edildiği, bu yeni durum nedeniyle bozma ilamının kapsamı da gözetildiğinde yargılamanın iadesi koşulu ve 6100 sayılı HMK’nın 377/1-e bendinde, 375 inci maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yazılı sebepten dolayı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç aylık sürede yapıldığı benimsenerek, eldeki davanın derdest olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi Kararı somut olayda da uygulanacak olup, 10 yıllık genel sürenin artık uygulanamayacağı, yine bozma ilamının 2.bendi gözetilerek AİHM kararına konu Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24.09.2008 tarih ve 2007/367 esas, 2008/191 müteferrik sayılı kararı yönünden yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek, müteferrik kararın kaldırılmasına, 2007/367 E., 2008/191 K. ve 29.05.2008 T. sayılı kararına ilişkin olarak ... tarafından yapılan temyiz başvurusu yönünden gereği yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
BOZMA İLAMI
İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın yargılamanın iadesi talebinin kabulü nedeniyle ilk derece mahkemesinin 29.05.2008 tarihli kararının temyiz incelemesi yapılması gerektiği belirtilerek dosyanın gönderildiği Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından 2023/1360Esas, 2023/6787 karar 23.11.2023 tarihli kararı ile resen geri çevirme kararı kaldırılarak;
"Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2020 tarih, 2020/1125 E., 2020/1515 K. sayılı kararı Dairemizin 03.03.2022 tarih, 2021/3249 E., 2022/1462 K. sayılı kararı ile bozulmuş, dava dosyası Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmuşsa da Dairemizin bozma kararında sözü edilen 6100 sayılı Kanun’un 377 nci maddesinin birinci fıkrasının bentlerini bağlayan hükmünün "....her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır." bölümünün Anayasa Mahkemesince iptali üzerine on yıllık sürenin artık uygulanmayacağı, davanın derdestliği sebebiyle Anayasa Mahkemesi kararının somut olayda uygulanma yeri bulunduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verildikten sonra ...'in temyiz başvurusu yönünden gereği yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi de dava dosyasını Dairemize göndermiştir. Dairemizin bozma ilamının 2 numaralı bendinde sözü edilen 6100 sayılı Kanun'un ilgili bölümü Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bozma ilamının bu yönüyle hukuki bir sonucu kalmamıştır. Eldeki yargılanmanın iadesi davası ilk menfi tespit davasından bağımsız yeni bir dava olup yürürlükteki yargılama usullerine tabidir. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2020 tarih, 2020/1125 E., 2020/1515 K. sayılı kararı Dairemizin 03.03.2022 tarih, 2021/3249 E., 2022/1462 K. sayılı kararı ile bozularak dava dosyası Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiğinden artık Bölge Adliye Mahkemesince yargılamanın iadesi davasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, esastan incelenmesi ve davacının talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken 29.05.2008 tarihli karara yönelik menfi tespit davası davalısının temyiz başvurusu hakkında gereği yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesinin yerinde olmadığı" gerekçesi ile istinaf kararı bozulmuştur.
BOZMA ÜZERİNE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı yan senet iptaline yönelik aleyhine açılan ve Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.05.2008 tarih, 2007/367 Esas, 2008/191 Karar sayılı kararının yargılamanın iadesi yolu ile kanun yolu incelemesi yapılması için aynı mahkemenin ek kararla verdiği temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasını hükümsüz kılan ve dostane çözümle elde edilen AİHM kararı uyarınca yargılamanın iadesi sebep ve koşulları bulunduğundan mahkemece verilen senet iptali hakkındaki kararın usul ekonomisi ve davaların süratle sonuçlandırılması ilkeleri de gözetilerek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından verilen 2023/1360Esas, 2023/6787 karar 23.11.2023 tarihli karar uyarınca iadeye konu davada davalı ... tarafından verilen 10.07.2008 tarihli temyiz dilekçesindeki sebepler kapsamında istinaf incelemesine geçilmiştir.
Eldeki davada davacı-yargılamanın iadesi istenen davada davalı ...'in sunduğu temyiz sebepleri; "Adli yardımdan yararlanması gerektiğini belirterek temyiz nedenleri olarak onuncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen karar ile silah soruyla alındığı iddiasının dayanaksız kaldığı Hukuk Genel Kurulu bozma kararından sonra yerel mahkemece 19.10 2006 tarihinde davanın reddine karar verilmiş olmakla ve bu kararın davacılar tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği ve bu hususun tarafı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu mahkemenin 19.10.2006 tarihli bu kararının gerekçesi yönünden müvekkili tarafından temyizi üzerine yüksek dairece 2./02. 2007 tarihli ilamı ile dava konusu senedin 15 milyon USD miktarı senet olduğu kabul edilerek Red kararının bu gerekçeye göre yazılması belirtilerek davalı lehine kararın bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, Mahkemece başkanın muhalefetine rağmen senedin iptaline karar verildiği davanın Reddine dair verilen kararın altında da hakim ...'nun imzası olduğu Kabule dair kararın altında da aynı hakimin imzası olduğu mahkemece verilen kararın hatalı olduğu bildirilmiştir.
Yargılamanın iadesi istenen Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 29.05.2008 T, 2007/367 Esas, 2008/191 sayılı kararda mahkemece; "Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı ile dava konusu senedin 11.01.2002 tanzim tarihli 15 milyon USD'lik senet olduğu hususunun netleştiği davacı tarafın senedin nakten düzenlendiğini davalının senetteki hisse ve kıdem tazminatı gibi alacaklarına karşılık verildiğini iddia ettiği şekilde davalı tarafından senedin talil edildiği, ispat yükünün senet bedelini talil eden tarafa düştüğü, davalının da senet bedelini doğrulayıcı nitelikte delil öne süremediği davalıya borçlu olmadıklarının sabit olduğunu ileri sürerek davanın kabulünü istediği, davalı tarafın ise davanın senedin silah zoruyla alındığı iddiasıyla açıldığını bu yöndeki ceza davasının beraat ile sonuçlandığını bundan sonra iddianın genişletilmesinin mümkün olmadığını berat kararının Hukuk Mahkemesini bağlayacağını, senedin sebepten soyut olduğunu imzasının ikrar edildiğini davanın reddi gerektiğini bildirdiği; Borçlar Kanunu 53. madde gereğince hukuk hakiminin ceza mahkemesince verilen beraat kararıyla bağlı olmadığı, bozma ilamı doğrultusunda taraflara delillerine sunmaları için süre verildiği başkaca delili olmadığını bildirdikleri; menfi tespit davalarında hukuki ilişkinin hiç doğmadığının iddia edildiği durumlarda kural olarak ispat külfetinin davalı da olduğu davacı tarafın arada senet düzenlenmesi gerektirecek hukuki bir ilişkinin olmadığını öne sürdüğü, bonoların para alacağı için düzenlendiği mal alacağı için düzenlenmişse bunun bono olmadığı, karinenin davalının şirkete bu miktar para verdiği karşılığında da senet aldığı şeklinde olduğu, oysa davalının para alışverişinin olduğunu iddia etmemekle şirketteki hisse ve kıdem tazminatı alacağına karşılık bononun kendisine verildiğini ileri sürmek suretiyle nakten yazılı bulunan ihdas nedenini değiştirdiği, bu şekilde kambiyo senedinin sebepten mücerret olma durumunu ortadan kaldırdı artık nakten düzenlenen senedin mal ve hizmet karşılığı verildiğini ileri sürerek senet metnini talil eden davalının temel ilişkiyi dolayısıyla şirkete ortak olduğunu hissesini devrettiğini devrettiği payının değerini bunun dışındaki başka delillerle ispatlaması gerektiği, davacının senedin zorla imzalattırıldığı yolundaki iddiası sabit olmadığı gibi davacılar bu beyanıyla senetle kendilerini hiç bağlı saymadıklarına göre iki taraflı talilden söz edilemeyeceği, davalının hisse ve kıdem tazminatından kaynaklanan alacağı konusunda delil göstermediği gibi yemin deliline de dayanmadığı; davalı tarafından davanın ispatlanamaması bir yana davacı tarafça dosyaya sunulan 12.05.1991 tarihli ibraname ile davalı, ... Anonim Şirketi ile diğer bağlı şirketlerdeki maaş, kıdem tazminatı, kar payı, devredilen paylar ile devredilecek olan tüm payların karşılığında 45.000 USD'yi peşin ve nakten aldığını bu şirketler ile şirket ortaklarından hiçbir hak alacağının kalmadığına dair ibra ettiğini beyan edip imzaladığı belgede bu tarih itibarıyla şirketten ayrıldığının da belirtildiği, belgedeki imzanın inkar edilmediği, davalının bu tarihten sonra davacı şirketle ortaklık ilişkisine girdiği konusunda hiçbir bilgi ve belge sunamadığı, kıdem tazminatı alacağı iddiasının zaten iş mahkemesinde açılacak davada her türlü delille ispatlanabileceği senet keşidecisi olan ... Şirketinin davalıya dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği;
Davacı ... tarafından senedin şirketi temsilen imzalandığı, isminin senette yer almadığı şahsi sorumluluğunu gösterir isim ve imza bulunmadığından bu davacının dava açma sıfatı ve hukuki yararının bulunmadığı belirtilerek;
-
Davacı ...'ın davacılık sıfatı olmadığından davasının reddine,
-
Davacı ...Ş tarafından açılan davanın kabulüne, 11.01.2002 tanzim tarihli 15.000.000,00 USD miktarlı dava konusu senet nedeniyle davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ile toplanan delillerden; davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu senedin bedelsiz olduğunu, silah zoru ile imzalatıldığını ileri sürerek senedin iptalini istediği; davalı tarafın ise savunmasında davacı şirkette uzun yıllar hizmet verdiğini, diğer davacının kardeşi olduğunu, bu çalışması karşılığında kıdem tazminatı ve şirketteki payına karşılık dava konusu senedin verildiğini bildirmiştir.
Dava konusu senedin incelenmesinde 11.01.2002 tarihinde düzenlendiği, davacı şirketin kaşe ve imzası ile keşideci olduğu davalının da lehtar olduğu görülmektedir.
Davacı taraf senet gaspı iddiası ile ilgili davalı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve yargılama sonucunda Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2003/356 esas 2003/65 karar, 14.03.2003 tarihli karar ile sanık ... ... hakkında “ sanık ... ...'ın kardeşi olan müşteki ...'tan zorla boş senet aldığı ve meblağ kısmını 15 milyon dolar olarak doldurduğu ve senet gaspı suçunu işlediği iddiası ile dava açılmışsa da müştekinin yakınları olan tanıkların tarafsız olamayacakları gibi görgüye dayalı bir bilgilerinin de olmaması ve özellikle tanıklardan ... ...'ın tanığın müştekinin sırtına tabanca dayanmış olduğunu gördüğünü belirttiği ancak hazırlık aşamasında bu şekilde bir beyanının bulunmadığı anlaşıldığından bu tanığın beyanına da itibar edilmeyerek mahkumiyete yeterli delil elde edilemediğinden sanık hakkında beraat kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Öte yandan 12.05.1991 tarihli ibranamenin davacı iddiaları ile çeliştiği gibi dava konusu senedin 11.01.2002 tarihinde düzenlendiği gözetildiğinde senedin bedelsiz olduğunu kanıtlayacak nitelikte bir belge olmadığı da anlaşılmaktadır.
Buna göre davacı keşideci şirket senedin bedelsiz olduğunu ispatlayacak şekilde yazılı bir delil sunmadığı gibi dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır. Öte yandan senedin zorla imzalatıldığı yönünde gerek ağır ceza mahkemesinde belirlenen maddi fiil sonucu beraat kararı verilmesi, gerekse eldeki davada herhangi bir delil sunulmuş değildir.
Diğer davacı ... yönünden ise mahkeme kararında da belirtildiği üzere dava konusu senedi şirket temsilcisi olarak imzaladığı, şahsen sorumlu olmadığının anlaşılmasına göre davacının aktif husumeti bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle her iki davacı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı ... vekilinin yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek, yargılamanın iadesine konu kararın iptaline yönelik HMK'nin 356/2.maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/595 Esas, 2019/1058 Karar, 12.12.2019 tarihli kararının HMK'nın 356/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
- Davacı ... vekilinin YARGILAMANIN İADESİ TALEBİNİN KABULÜ İLE,
Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/367 Esas, 2008/191 Karar, 29.05.2008 tarihli önceki kararının İPTALİNE,
- a.Davacı ... tarafından açılan davanın AKTİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
b.Davacı ... Anonim Şirketi tarafından açılan DAVANIN REDDİNE,
-
Karar kesinleştiğinde önceki hükmün iptal edildiğinin ve yeni hükmün de önceki kararın bütün nüshalarına şerh verilmesine,
-
a. Yargılamanın iadesine konu edilen davada davacı ...Ş ve ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
b-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcın peşin alınan 4,96 TL maktu harç ile, yargılama sırasında alınan 276.312,00TL nispi harç toplamı olan 276.316,96 TL'den mahsubu ile 275.889,36 TL fazla alınan kısmın talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran davacı yana iadesine,
c-Yargılamanın iadesini talep eden davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 504.010,00TL vekalet ücretinin davalı ...Ş.'den; 17.900,00TL vekalet ücretinin de davalı ...'tan alınarak davacı ...'e verilmesine,
-
Yargılamanın iadesi davasında yapılan yargılama giderleri yönünden yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı ... tarafından yapılan 445,00TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı ... tarafından adli yardımdan yararlanması nedeniyle harç yatırılmadığından bu konuda karar vermeye yer olmadığına,
-
Bozma üzerine resen duruşma açıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK 333. maddesi gereğince talep halinde kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
10-Karar tebliğinin Dairece yapılmasına,
Taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nin 356.maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 02/07/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09