Ankara BAM 22. HD 2024/514 E. 2024/852 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2024/514
2024/852
14 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : .... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/01/2024
ESAS NO :...
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 14/06/2024
YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin “... markası” adı altında faaliyet gösteren bir firmanın sahibi olduğunu, 2017 yılında “... ile ... ortaklığı” arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ile davalının müvekkilinden ... markasının ... bayiliğini aldığını, ancak şirket ortaklarından ..... sözleşme kurallarına aykırı hareket ettiğini ve ... markasına telafisi olmayan zararlara yol açabilecek hareketleri olduğundan bahisle davacı müvekkilinin bayilik sözleşmesini Ankara 17. Noterliği'nce 08.03.2021 tarihinde düzenlenen ihtarname ile haklı nedenlerle feshettiğini, bayilik sözleşmesinde yer alan hükümler gereği müvekkilinin zararının doğduğunu belirterek portföy tazminatı olarak 1.000,00 TL, bayilik sözleşmesinin 18. maddesi gereğince 1.000,00 TL, bayilik sözleşmesinin 32. maddesi gereğince 1.000,00 TL, bayilik sözleşmesinin 23. maddesi gereğince 1.000,00 TL, müvekkilinin maddi-manevi zararının değerinin tam olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 6.000,0 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın 08.03.2021 tarihli fesih ihtarının karşı tarafa ulaştığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, öncelikle talep edilen hak ve alacakların zamanaşımına uğradığını, 2017-2020 yılları arasında bayilik sözleşmesinin ... üzerinden yürüdüğünü ve sonrasındaki süreçte kendisi ile bir sözleşme bulunduğunu, ancak şimdiki durumda davacının işletmesi ile hiçbir bağının olmadığını, ... ... bayisinin yeri bile değişmeden dava dışı ... tarafından işletilmeye devam edildiğini, davacının feshe olanak sağlayan olayların olduğunu iddia ettiği süreçte “iç denetim” adı altında tutanaklar tutmasının hiçbir hukuki usule uygun olmadığı, SGK ve Vergi Dairesi kayıtlarının dosyayla alakasız olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ile sosyal medya hesaplarının talep edilmesi hükmünün sakat-geçersiz bir hüküm olduğunu, rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinden bahisle Fikrî Sınaî Haklar Mahkemesi'nde açılan davaya ilişkin olarak bayilik sözleşmesine 30 senelik bir rekabet yasağının koyulmasının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, davacının talep ettiği zarar kalemlerinin herhangi bir dayanağının olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, bayilik sözleşmesinin davalı ve davacı arasında imzalandığı hususunun tarafların kabulünde olduğu, davalının bilerek zarar gösterdiği ve bayilik sözleşmesi hükümlerine aykırı hareket ettiği iddiasının sözleşmede kullanılan “Senelik Net Ciro”, “Yıllık Ödeme” ifadelerinden hareketle henüz bir yıl bile dolmadığı anlaşıldığından ve bilirkişinin inceleyebileceği yeterli ve somut delil sunulmamasından ötürü dayanaksız kaldığı, davacının diğer iddiaları yönünden ise bilirkişi kurulu raporuna göre davacı tarafın haklı fesih ispat nedenlerini ispatlamaya yönelik heyetin inceleyebileceği yeterli ve somut belge sunulmamış olduğu belirtilmesi ve bilirkişi kurulu raporunun yeterli görüldüğü, davacının iddialarını ispat edemediği belirtilerek davanın reddine karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden- davacı vekili,
Sadece tek bilirkişi kurulu raporu ile hüküm verildiğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, bayilik sözleşmesinin tarihinin 05.05.2020 olarak kabul edilmesinin davalının sözleşmeye aykırı davrandığı sonucunu değiştirmediğini, işyeri çalışanların imzalarının olduğu denetim raporlarında davalı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığının görüldüğünü, davalının kendi yanına ortak aldığını kabul ettiğini ve bu durumun bayilik sözleşmesinin 30. maddesi gereğince haklı fesih sebebi olduğunu, ancak bilirkişi kurulunca incelenmediğini bildirerek istinaf talebinde bulunmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, görevli mahkeme noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLNEDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava bayilik sözleşmesinin haklı feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, haklı fesihten kaynaklı yoksun kalınan kâr, portföy tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK md. 355. Uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler re'sen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı incelenmiştir.
Uyuşmazlığın çözümünde tarafların tacir olup olmamasına göre, davaya bakma konusunda mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Zira tarafların tacir olup olmamasına göre görevli mahkeme ile birlikte uygulanacak hükümler farklılık göstermektedir. Somut uyuşmazlıkta her iki yanın gerçek kişi olduğu, tacir olup olmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmüştür.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da odaya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak tarafların tacir olmadıkları gözetilerek somut uyuşmazlıkta tarafların tacir sıfatının bulunmaması, uyuşmazlığın herhangi bir ticari işletmeyle bağının olmaması ve TTK md. 4/1’de belirtilen türde bir hukuk davası olmaması sebebiyle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde işin esasına girilmesi doğru değildir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, istinaf nedeni olarak dayanılmasa dahi HMK'nın 355.maddesi gereğince re'sen istinaf incelemesi yapılması gereken bir husus olduğundan, istinaf başvurusunun bu gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Kararın kaldırılma nedenine göre davacının sair istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/3 Esas 2024/29 Karar sayılı 23/01/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA
-
HMK.nın 353/1.a.3.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
-
İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,
-
İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/(1).c.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 14/06/2024 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25