SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 22. HD 2021/1758 E. 2024/324 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1758

Karar No

2024/324

Karar Tarihi

25 Mart 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2021/1758 ( KABUL KALDIRMA)

KARAR NO : 2024/324

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : DR. ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 27/06/2019

ESAS-KARAR NO : 2017/350 E 2019/591 K

DAVACI :

VEKİLLERİ :

DAVALILAR

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 25/03/2024

YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2024

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkili distribütör ve davalılar arasında 05.03.2015 tarihinden geçerli olmak üzere “Açık Satış Noktası Sözleşmesinin imzalandığını, davalıların işyerinde ticari faaliyetlerini süresinden önce sonlandırdığını, sözleşme konusu ürünleri yetkili bölge distribütöründen almayarak ve TAPDK belgesini yenilemeyerek Temmuz 2015 tarihinden beri sözleşme konusu ürünleri hiç almamak sureti ile sözleşmenin birçok hükmüne aykırılıklarda bulunarak sözleşmeyi ihlal ettiklerinin, sözleşmenin 21. maddesi ile 230.000,00-TL cezai şart ile birlikte şirket ve/veya bayi/distribütörün kar kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ödemeyi, cezai şartın tenkisini talep etmemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, sözleşmenin 20 ve 21.maddelerinin uygulama koşullarının oluşması karşısında Ankara 15. Noterliği’nin 30.12.2016 tarih ve 23715 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshine neden olduklarından yine sözleşmenin 21. maddesi gereği cezai şart ve katkı tutarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı, kanundan ve sözleşmeden doğan başkaca bilcümle hakları saklı kalmak kaydıyla ihtar edildiğinin bildirildiğini, ihtarnamenin semeresiz kalması karşısında Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2016/23548 sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, icra takibinde ödeme emirlerinin tebliği üzerine davalılar tarafından sözleşmedeki imzanın kabul edilmesine rağmen hukuki ve gerçek olmayan biri kısım beyanla borca itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, icra takibine davalıların itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu beyanla; başkaca ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2016/23548 Esas sayılı takip dosyasından yapılan takipte borca itiraz eden davalılar/borçluların itirazlarının iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, itiraz konusu alacaklarının %20’sinden az olmamak üzere lehlerine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Davalı vekili; müvekkili ...’nun sözleşmede şahıs olarak imzasının bulunmadığını ve sözleşmenin taraf olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmede belirtilen adreste kiracı olarak bulunduklarını, kira sözleşmesinin 10 yılı aştığı için kiralayanın tahliye talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacı şirket temsilcisine bu durumu bildirdiğini, davacı şirket yetkilisinin de kafeyi devralacak üçüncü kişileri araştırdıysa da bulamadığını, davacı tarafın müvekkiline taahhüdünün 200.000,00-TL bedelsiz ürünün verilmesi ve bundan başka 30.000,00-TL de tanıtım bedeli ödenmesi olduğunu, söz konusu 30.000,00-TL tutarındaki tanıtım bedelinin tutarının sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte müvekkiline verilecek olmasına rağmen bu bedelin müvekkiline ödenmediğini, 200.000,00-TL bedelsiz ürünün de 100.000,00-TL bedelsiz ürün verileceğini ve daha sonra 100.000,00-TL para ile ürün verileceğini, bundan sonra ikinci kez 100.000,00-TL bedelsiz ürün ve bedelli ürün verilmesi şeklinde olduğunu, ancak son gruptaki ürünlerin satılırken işin sona erdiğini, davacı şirketin kotasının her zaman satış kotası olduğunu, müvekkilinin kotasının %60’ını bitirdiğini oysa davacı tarafın satış kotasını değil, alış kotasını hesap ederek kotayı %33 olarak belirlediğini ve bunun hatalı olduğunu, sözleşmedeki 5 yıllık sürenin 2.5 yılının bittiğini, bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, davacının tüm bunları göz ardı ederek müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, müvekkilinin uzlaşma taleplerinin de sonuçsuz kaldığını, davacı tarafın haksız yere zenginleşmek istediğini, davacı tarafın cezai şart ve ferileri taleplerinin, nakit-nakit bazlı katkı tutarları ve ferilerinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şarta ilişkin kısmının geçerli olmadığını, sözleşmenin nakit-nakit bazlı katkı tutarlarına ilişkin kısmının geçerli olmadığını, sözleşmede bulunan cezai şart ve nakit-nakit bazlı katkı tutarı ödemesinin haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu, kayıtların bu nedenle geçerli olmadığını, cezai şart ve nakit-nakit bazlı katkı tutarlarının müvekkilinin mahvına sebep olacak şekilde fahiş olduğunu ve kabulünün mümkün olmayacağını, bildirerek davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece; benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda :1- Davalı ... ... Ltd. Şti. için; (A) Nakit/nakit bazlı katkı tutarı yönünden yapılan değerlendirmede, 196.877,31-TL'lik asıl alacak için 28.11.2016 temerrüt tarihinden 13.12.2016 takip tarihine kadar avans faiz oranı üzerinden davacının katkı payı alacağı için 861,34-TL faiz isteminde bulunabileceği saptanmış, ayrıca likit olan alacak için İİK'nun 67. maddesi gereğince davacı yararına icra inkar tazminatına karar verildiği,

(B)Cezai şart alacağı yönünden yapılan değerlendirmede; davalı şirketin 489.629,80-TL borçlu olduğu, varlıkların yaklaşık %97'lik kısmını oluşturan stok ve duran varlıkların fiili olarak bulunduğu tespit edilemediği, 230.000,00-TL cezai şart alacağının davalı şirket yönünden ekonomik mahfına sebep olabileceği, cezai şarttan takdiren % 30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak neticeden davacının 161.000,00-TL cezai şart alacağı talep edebileceği,

161.000,00-TL'lik asıl alacak için 28.11.2016 temerrüt tarihinden 13.12.2016 takip tarihine kadar avans faiz oranı üzerinden davacının cezai şart alacağı için 704,38-TL faiz ve icra inkar tazminatı isteminde bulunabileceği,

(C) İhtarname masrafı ve tespit gideri yönünden yapılan değerlendirmede:

Davacının takip talebi ile ihtarname masrafı adı altında talep ettiği 413,92-TL'lik ücrete ilişkin dayanak belgeyi mahkememize ibraz etmediğinden ihtarname masrafı yönünden açılan davanın reddine, tespit giderinin yargılama gideri olarak hüküm altına alınması gerektiği, asıl alacak olarak talebin mümkün olmadığı nazara alınarak, tespit gideri olan 915,45-TL'nin yargılama giderlerinde değerlendirilmesi sebebi ile reddine,

Böylelikle davalı ... ... Ltd. Şti.'nin Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/23548 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 196.877,31-TL nakit/nakit bazlı kredi tutarı, 861,34-TL işlemiş faiz, 161.000,00-TL cezai şart alacağı, 704,38-TL işlemiş faiz ve 357.877,31-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte takibin devamına,

Davacının ihtarname ücreti yönünden açmış olduğu davanın reddine,

Davacının tespit ücreti yönünden açmış olduğu davanın alacağın yargılama giderlerinden sayılması sureti ile reddine,

İİK.'nun 67. maddesi gereğince hükmolan alacağın %20'si olan 71.888,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin istemin reddine,

Reddedilen miktar yönünden davacının takibe kötü niyetle giriştiği sabit olmadığından davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin İİK'nun 67.maddesi gereğince reddine hükmetmek gerekmiş ve ayrıca cezai şart alacağından yapılan hakkaniyet indirimi sebebi ile davanın reddedilen kısmı yönünden davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği,

  1. Davalı ... yönünden yapılan değerlendirme;

Her ne kadar sözleşmede ...'nun davalı şirket yetkili temsilcisi dışında ikinci bir imzası bulunsa dahi kefalet ilişkisi yönünden TBK 583-584 maddelerindeki şekli unsurları içermeyen ilişki sebebi ile anılı davalının kefil olarak alacaktan sorumlu tutulamayacağı gibi sözleşme içeriğinde borçlu yerine ifa, tazminat ödeme yükümlülüğü, para borcunun tekeffülü veya bir fiili tekeffülü gibi ibareler yer almadığından anılı davalının garantör olarak da kabul edilemeyeceği, böylelikle takip konusu alacaktan davalının sorumlu tutulamayacağı, ayrıca, davalı ... yönünden davacının takibe kötü niyetli giriştiği sabit olmadığı, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin İİK'nun 67.maddesi gereğince reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; sözleşmeden de görüleceği üzere davalının hem şirket kaşesi üzerinde, hem de ayrıca kendisi adına "okudum, anladım" ibareli el yazısı altına imza attığını, bu nedenle ...'nun sözleşmenin tarafı olduğuna şüphe olmayıp, sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini, mali yardım, katkılar ve her türlü sabit yatırım harcamaların tümünü ve uygulanan iskonto tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş faizi de dahil olmak üzere T.C. Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile nakden ve defaten itirazsız ödemeyi ve ayrıca Şirket’e 230.000,00 TL cezai şart ile birlikte şirket ve/veya bayi/distribütörün kar kaybı da dahil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin nakden ödemeyi, cezai şartın tenkisini talep etmemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, katkı payının ödeme tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerektiğini, cezai şarttan tenkis kararı verilemeyeceğini, kefil ... yönünden vekalet ücretinin de maktu takdir edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR

Uyuşmazlık; bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşme kapsamında katkı bedeline işletilecek faizin hangi tarihten başlatılacağı, cezai şartın tenkis edilip edilemeyeceği, sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanıp imzalanmadığı noktalarında toplanmaktadır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı ile katkı payı alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.

Ankara 14. İcra Müd. 2016/23548 Esas sayılı takip dosyasının tetkikinden; davacının, 230.000,00-TL cezai şart alacağı, 992,47-TL cezai şart alacağına işlemiş faiz, 199.641,92-TL nakit/nakit bazlı kredi alacağı, 66.164,89-TL işlemiş faiz, 413,92-TL ihtarname masrafı ile 915,45-TL tespit ücreti olmak üzere toplamda 498.128,65-TL üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalılara ayrı ayrı 20.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların süresi içerisinde (23.12.2016) tarihinde takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bu suretle davacının süresi içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.

Somut olayda, davacı ile davalı ... ... Ltd. Şti. arasında 05.03.2013 tarihli "Açık Satış Noktası Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme ile belirlenen süre dolmadan davalı şirketin ticari faaliyetine son verdiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmayıp, taraflar arasındaki ihtilafın, ticari faaliyetin sona erme sebebi, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı, yine davacının nakit/nakit bazlı katkı tutarı alacağının olup olmadığı, var ise miktarı, davalı ...'nun davaya dayanak olan sözleşme kapsamında davacıya karşı sorumlu olup olmadığı ve bu suretle takip tarihi itibari ile davacının alacak miktarı noktasında toplanmıştır.

Cezaî şartla ilgili BK’nın 182. maddesinin birinci fıkrası hükmü, (Taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin belirleyebilirler) prensibini kabul ettikten sonra, üçüncü fıkrası hükmü ile, hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tacir sıfatını haiz olan tarafların (cezaî şart) miktarını serbestçe tayin edebilecekleri ilkesini kabul ettikten sonra, bu tayin edilen cezanın indirilmesini yani tenkisini talep edemeyeceklerini, şart olarak benimsemiş bulunmaktadır (Doğanay, İ.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, C.I, s:233,234).

Mahkemenin bu hususta karar verirken, borçlu bir şirket ise, bu şirketin ticaret sicilindeki ana sözleşmesini celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğunu, mal varlığının neye baliğ olduğunu ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder, aynı incelemeyi gerçek kişi olan (tacir) için de yapması icap eder (Doğanay, 237).

6102 sayılı YTTK'nın 22 md uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin 2. fıkrasıyla 182. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525. maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.” Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şart ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir.

Somut olay değerlendirildiğinde;

Davacı taraf davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak süresinden önce sözleşmeyi feshettiğini belirterek cezai şart alacağını talep etmiş, mahkemece davacının taleplerinin kısmen yerinde görüldüğü, ancak sözleşmelerdeki cezai şartın davalının cezai şartın fahiş olduğu ekonomik yıkımına sebep olacağı yönündeki savunması üzerine alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir.

Cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkün ise de bir akdin, taraflardan biri için iktisadi yıkım teşkil ettiğinin tespit edilmesi gerekir.

Bu durumda mahkemece, cezai şart tutarının, ekonomik mahva yol açacak derecede ağır olup olmadığı, davalının ekonomik bütünlük ve büyüklük durumu yönünden, davalının tüm ticari defter ve kayıtları getirtilerek, geçmiş yıllara ait bilanço kayıtları, verilen son beş yıllık vergi beyannameleri, toplam cirosu karşılaştırılarak, mal varlığını oluşturan menkul, gayrimenkulleri, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bu suretle aktifini oluşturan tüm unsurlar,icra takip dosyaları, davalıya ait şirket sicil dosyası, vs. kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak anlaşılabilir.

Davalının tacir olduğu gözetilerek, tarafların aralarındaki kararlaştırmaya göre belirlenen cezai şartın ödenmesinin, davalının ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde ise hakkaniyete uygun miktara indirilerek ne miktar cezai şart ödeyebileceklerinin işletmeci, mali müşavirlerin bulunduğu uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.

Yine taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 21. maddesi uyarınca sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi halinde “…almış olduğu nakit veya nakit bazlı mali katkılar ile kredi ve diğer her türlü sabit yatırım harcamalarının tümü ile kendisine uygulanan ıskonto tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş ticari faizi de dahil olmak üzere…..ödemeyi kabul ve taahhüt eder” şeklinde alınmış olan nakit mali katkıların verildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile iadesinin kararlaştırılmış olduğu, davacının da dava dilekçesinde mali katkıların verildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamında davacı yanca davalıya yapılan katkı bedeli ödemelerine ilişkin ödeme tarihi tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde yanılgılı değerlendirme ile katı bedeline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de hatalı olmuştur.

Açıklanan nedenlerle; dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmeden tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesİ, 2017/350Esas, 2019/591Karar ve 27/06/2019 tarihli kararının KALDIRILMASINA,

  1. HMK.'nin 353/1. a. 6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

  2. İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,

  3. İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  4. Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

  5. Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 25/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan...

e-imzalıdır

Üye...

e-imzalıdır

Üye...

e-imzalıdır

Katip...

e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.

"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıntapdkdavalılarkaldırılmasınakonusuİtirazınİptalihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim