Ankara BAM 22. HD 2021/1716 E. 2024/267 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2021/1716
2024/267
18 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2021/1716 ( KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2024/267
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/09/2021
ESAS-KARAR NO : 2016/714 E 2021/614 K
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 18/03/2024
YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili: Müvekkili ile davalı arasında 24.07.2015 tarihinde 5 yıllık Otogaz (LPG) bayilik sözleşmesi ve eki niteliğinde Otogaz (LPG) istasyonu İşletme sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan LPG işletme sözleşmesinin satış taahhüdü başlıklı 12. Maddesine göre, davalı aylara bölünmüş olarak "her ay" 5 ton LPG olmak üzere yılda 60 Ton LPG'yi müvekkili şirketten satın alma taahhüdünde bulunduğunu, bu miktarda ürünün satın alınmaması durumunda da mahrum kalınan kara karşılık eksik alınan ton başına 150 USD cezai şart ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davalının müvekkili şirkete vermiş olduğu satış taahhüdünü yerine getirmediğini, sözleşmenin fesih edildiği tarihe kadar 7 ayda yalnızca 5 ton LPG satın aldığını, bu miktar alışa rağmen cari borçlarını süresinde ödemediğini ve temerrüde düştüğünü, ayrıca davalı, istasyonunda bulunan demirbaşlar hakkında müvekkili şirkete yanlış bilgi verdiğini, davalının kendisine ait olduğunu belirttiği demirbaşlar ile ilgili olarak müvekkili şirkete ... Tic. ve San. A.Ş. tarafından Ankara 33. Noterliğinin 13.01.2016 tarih ve 681 yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek, davalı istasyonunda bulunan ariyetlerin kendilerine ait olduğundan bahisle iadesinin talep edildiğini, Otogaz (LPG) Bayilik Sözleşmesinin "Fesih Sebepler" başlıklı 11. Maddesinin "e" bendine göre bayinin ödemelerini vadesinde yapmaması" ve "j" bendine göre "satış taahhütlerinin yerine getirilmemesi" müvekkili için sözleşmeyi haklı nedenle fesih sebebi olduğunu, davalının gerçeğe aykırı beyanda bulunarak müvekkili şirketi zor durumda bırakması, cari borcunu ödememesi ve sözleşme ile vermiş olduğu taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin çekilmez hal aldığını ve ihtarname ile müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14/a maddesine göre; "Bayi sözleşmenin veya sözleşmeye bağlı eklerin herhangi birini kısmen veya tamamen ihlal ederse hiçbir ihtar ve ihbara ve hüküm alınmasına gerek kalmaksızın ...'a cezai şart ödeyeceği" kararlaştırıldığını, bayinin söz konusu maddeden kaynaklı olan ve satış taahhüdünden kaynaklı ödemesi gereken cezai şart miktarının bilirkişi incelemesi ile belirleneceğinden kısmi olarak dava açıldığını, Ankara 18. Noterliğinin 26.02.2016 tarih ve 10873 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile satış taahhüdünden ve sözleşmenin süresinden önce feshinden kaynaklı cezai şart alacağının ve cari borcun ödenmesi için bayi ihtar edildiğini belirterek davalının taahhüdüne uymaması nedeniyle cezai şart olarak şimdilik 2.500 USD sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek devlet banlarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile ödenmesine, davalının sözleşmenin süresinden önce fesih edilmesine neden olmasından dolayı şimdilik 2.500 Amerikan Doları cezai şartın sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek devlet banlarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile ödenmesine, davalının cari hesap alacağından kaynaklı 2.405,69 TL'yi akdin feshi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davacı lehine hazırlanmış, sözleşmeyi ve sözleşmenin taahhüdüne ilişkin içeriğini kabul etmediklerini, davalının taahhüt vermediğini, sonradan elle yazıla taahhüt (aylık 5 ton) taraflarca mutabık kalınarak imza altına alınmadığını, sözleşme imza kalemlerinin farklı olduğunu, sözleşmenin esasına, müvekkilinin sorumluluğuna yol açacak mahiyette elle doldurulan bölümler taraflarca tekrar imza altına alınarak teyit edilmediğini ve/veya elle doldurulan bölümler paraflanmadığını, müvekkilinin söz konusu sözleşmeyi imzalamadan önce yaptığı satış miktarlarının belli olduğunu, davalı müvekkilinin muhasebe kayıtları aylık olarak ne kadar satış yaptığı sözleşmenin imzalanmasından önce dahi daha az satış yaptığı ortada iken ekonomik mahvına sebep olabilecek aylık 5 ton taahhüdü içerir böyle bir sözleşmenin altına imza altmış olmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin en başından geçerli olduğu kabul edilse bile sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, müvekkiline sözleşme hükümlerine göre verilmesi gereken ariyetlerin verilmediğini, Bayilik Sözleşmesinin "Reklam ve Tanıtım" başlıklı 5. maddesi ve eki işletme Sözleşmesinin 6. maddeleri gereğince müvekkile ariyet teslim edilmediğini, Ankara 18. Noterliği 25.01.2016 tarih ve 4423 no.lu ihtarnamesinde dava dışı ... Tic. ve San. A.Ş.'nin davacı müvekkilinden demirbaşlarını talep ettiği bu durumun davacıyı zor durumda bıraktığını ihtar edildiğini, oysa müvekkilinin davacıya, bu demirbaşların kendisine ait olduğunu beyan ettiğini, müvekkilinin böyle bir beyanı olmadığını, nitekim sözleşme hükümleri açıkça bu konuda davacıya sorumluluk yüklediğini, davacının ariyet teslim etmediği gibi bu sözleşmenin ilgili maddelerindeki sorumluluktan kurtulmak için müvekkilinin bu yönde beyanı olduğunu ileri sürdüğünü, oysa davacının müvekkiline reklam, afiş ve levhaları ariyet olarak teslim etmediğini, sözleşmenin kurulduğu andan davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, davacının cezai şart isteminin kabulü için ancak sözleşmenin halen yürürlükte olduğunun kabulünün gerektiğini, oysa sözleşme davacı yan tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacı tarafından müvekkiline itirazı kayıt koyulmadan mal gönderildiğini, bu yönüyle cezai şart isteminin haksız olduğunu, yine müvekkiline çekilen ihtara konu alacak kalemi ile dava konusu alacak kalemi farklı olduğundan kısmi dava açmanın davacı yönünden hukuki yararın bulunmadığını, davacının talebine konu cezai şartın müvekkilinin ekonomik yıkımına sebebiyet vereceğini, ceza-i şartın indirilmesinin müvekkilinin ekonomik geleceği için elzem olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; 24/07/2015 tarihinden sözleşmenin feshine kadar geçen sürede davacının her ay başında yeni ayın ilk mal tesliminde davalıya eksik alım nedeniyle ihtar çektiğini yahut faturaya ihtirazi kayıt koyduğunu ispat edemediği, 08/07/2021 tarihli dilekçesinde ihtirazi kaydın bulunmadığı ve sözleşmenin bir yıl dolmadan feshedildiği bildirildiği, davacı ihtirazi kaydın Yargıtay kararları gereği yıl dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmişse de sözleşmedeki taahhüdün aylık olarak belirlendiği davacının ihtirazi kayıtları aylık olarak bildirmesi gerektiği, zikredilen Yargıtay kararında da değinildiği üzere davacının davalıda haklı bir beklenti oluşturulduğu ve ihtirazi kayıtları bildirmediği, davacının fesih tarihine kadar olan cezai şart talebinin reddine, davacının fesih tarihinden sonraki döneme ilişkin asgari alım taahhüdü nedeniyle cezai şart talep edebilmesi ise feshedilen sözleşmeye dayalı olarak ifaya ekli cezai şart istenemeyeceği, sözleşmenin feshi nedeniyle istenilen tazminat yönünden ise ; davacı netice-i talebinin 3. bendinde sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle ceza-i şart talep ettiği, davacı sözleşmenin feshi nedeniyle talep ettiği cezai şartı dava dilekçesinin ikinci sayfasında yer alan 5 nolu bentte 24/07/2015 tarihli sözleşmenin 14/a maddesine dayandığı, 14/a maddesinde bayinin sözleşme ve eklerindeki hükümleri ihlal etmesi halinde ödeyeceği cezai şartın düzenlendiği, maddenin düzenleniş biçiminde ancak sözleşmenin ayakta olduğu bir durumda bu maddeye dayanılabileceği, sözleşmenin feshiyle birlikte 14/a maddesinin de feshedildiği, aynı zamanda sözleşmenin 14/b maddesi sözleşme feshedildikten sonra davalının ödeyeceği cezai şartı düzenlendiği, taraflar sözleşmenin feshedildiği durum için de ayrıca bir düzenleme yapmış iseler de 14/b maddesinde atıf yapılan 12/b maddesi sözleşme kapsamında bulunmadığı, taraflara HMK 31. maddesi kapsamında açıklamada bulunmaları için süre verildiği, davacı 08/07/2021 tarihli beyan dilekçesinde 14. maddede 12/a maddesine yapılan atıfların 12. maddeye yapıldığını beyan ettiği, 12. madde ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu, sözleşmenin feshiyle beraber bu madde de yürürlükten kalktığı, sözleşmenin 12. maddesinin 14/b maddesi uyarınca hayatta olduğunun düşünülmesi ihtimalinde dahi az yukarıda açıklandığı üzere davacı asgari alım taahhüdü nedeniyle talep edebileceği cezai şart koşullarını yerine getirmemiş olduğu bu durumda da davacının alacaklı olmadığı kabulü ile talebin reddine, c ari hesap alacağı talebi yönünden: Alacağın ihtarname masrafları ve EPDK lisans tadil bedeli olarak açıklandığı, davacı talebinin ise cari hesap alacağına ilişkin bulunduğu, davacının davalı tarafından ödenmesi gereken 2.100,00-TL lisans tadil bedelini ödemiş olmasının vekaletsiz iş görme niteliğinde olduğu, davacıya çekilen ihtarlarda yargılama gideri kapsamında olup davacı talebini cari hesap alacağı olarak nitelendirmiş olduğu, bilirkişi raporu ile de davacının cari hesap alacağı bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; mahkemece taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinin eksik ve hatalı yorumlandığını, asgari alım taahhüdü ve cezai şart alacağı ile cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; asgari alım taahhüdünü yerine getirmemesi ve süresinden önce feshi nedeniyle cezai şart alacağı ve cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava bayilik sözleşmesine dayanan asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle cezai şart ve cari hesap alacağına ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan Otogaz İstasyonu İşletme Sözleşmesi'nin "Satış Taahhüdü" başlıklı 12'nci maddesinde "Bayi, aylık bazda belirtilen takvime göre ve aylık taahhütlere aynen uymak kaydıyla Ocak 5 Ton, Şubat 5 Ton , Mart 5 Ton, Nisan 5 Ton, Mayıs 5 Ton, Haziran 5 Ton, Temmuz 5 Ton, Ağustos 5 Ton, Eylül 5 Ton, Ekim 5 Ton, Kasım 5 Ton, Aralık 5 Ton olmak üzere yılda 60 ton LPG satmayı, eksik sattığı her ton LPG için şirket'e 150 USD cezai şart ödemeyi taahhüt etmiştir... Bayinin taahhüdüne uymadığı tarihin üzerinden uzunca bir zaman geçmiş olması ve şirketin cezai şart talep etmemiş olması taahhüdün eksik kabul edildiği şeklinde yorumlanamayacağı gibi şirket, bayiden ceza şart alacağını süreye bağlı olmaksızın her zaman talep edebilir." ifadesi ile davalının her ay 5 ton olmak üzere yıllık 60 ton LPG almayı taahhüt ettiği, taahhüdünün hem aylık hem de yıllık bazda olduğu, düzenlenmiştir.
Taraflar arasında imzalanan Otogaz İstasyonu İşletme Sözleşmesinin 14/b maddesi "sözleşmenin ... tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi veya bayi tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi halinde bayi satış taahhüdünden kaynaklanan cezai şart borcundan ayrı olarak 12/a bendindeki kadar cezai şartı ...’ a ödemeyi kabul ve taahhüt eder.’’ İfadesiyle bayinin sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimlerini ihlal etmesi durumunda cezai şart ödemesi düzenlenmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 24/07/2015 tarihli sözleşmenin, 25/01/2016 tarihinde feshedildiği ,sözleşmenin satış taahhütnamesi başlıklı 12. Maddesinde davalının davacıdan her ay belli miktarda LPG almayı taahhüt ettiği, taahhüt ettiği kadar ürünü almaması hâlinde ise aylık ceza koşulunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin devam ettiği altı aylık süreçte davalının hiçbir zaman aylık taahhüdüne uygun alım yapmadığı, buna rağmen taraflarca sözleşmenin devam ettirildiği ve benimsendiği, bayilik sözleşmesinin feshi üzerine eksik alımdan kaynaklanan ceza koşulu için alacak, akde aykırılık nedeniyle cezai şart ve cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından ; davanın reddi talep edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 24/07/2015 tarihli sözleşmede öngörülen asgari alım taahhüdüne dair ceza koşulu, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Kural olarak, davacının yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalı tarafından ceza koşulu talep edilebilmesi için ceza koşulunun oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verilirken ihtirazi kayıt koyularak bu hakkın saklı tutulması gerekir. Ancak taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin satış taahhüdü başlıklı 12 Maddesinde aylık 5 ton olmak üzere 60 ton LPG alımı taahhüt edildiği, eksik satılan her ton için davacıya 150 USD cezai şart ödemeyi taahhüt etmiştir...'' şeklinde taahhütte bulunulmuştur. Öte yandan aynı taahhütnamede “… bayinin taahhüdüne uymaması halinde eksik kabul edildiği şeklinde yorumlanamayacağı, bayiden süreye bağlı kalınmadan cezai şart talep edilebileceği ” şeklinde düzenleme de yer almaktadır.
Bu durumda davalı ihtirazi kayıt koymadan her ay davalıya ürün vermişse de taahhütnamede yer alan ‘’…taahhüde uymama tarihinden uzunca bir süre geçmesi cezai şart talep edilmemesi taahhüdün eksik kabul edildiği şeklinde yorumlanamayacağı, cezai şart alacağının süreye bağlı kalınmamaksızın talep edilebileceği ” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında ihtirazi kayıt koymadan ceza koşulunu talep edebilecektir. Zira yukarıda da bahsedildiği üzere sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflar sözleşme ile ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığını kararlaştırmışsa veya taraflardan biri ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kaydı aramayacağını taahhüt etmişse sonradan yapılan teslimlerde ihtirazi kayıt konulmamış olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez. Dolayısıyla davalı tarafından davacıdan geriye dönük sözleşmenin fesih tarihinden önceki son ayına ait ceza koşulunu talep etme hakkı bulunmaktadır.
Önemle vurgulamak gerekir ki; her ne sebepten doğarsa doğsun ceza koşulunu talep hakkının ihtirazi kayıt ileri sürülmesine gerek olmaksızın sözleşme ile saklı tutulması veya ihtirazi kayıt aranmayacağı hususunda taahhütte bulunulması durumunda aylık dönemler sonunda ceza koşulu alacağının yazılı olarak talep edilmemesi zımnen feragat olarak kabul edilemez. Aksinin kabulü ise bayilik sözleşmesinin uygulanma olanağı olmadığı ve geçersizliği sonucunu doğurur. Ayrıca sözleşme serbestisi ilkesi gereğince tacir olan tarafların bilerek ve isteyerek imzaladığı sözleşmeyi veya sözleşme gereğince bir tarafça verilen taahhütnameyi geçersiz kılmak anlamını taşır.
O hâlde; davacı tarafından imzalanan yukarıda bahsedilen taahhütname karşısında sözleşme süresince davacının yıllık taahhüdüne uygun alım yapmamasına rağmen ihtirazi kayıt ileri sürülmeden davacıya ürün verilerek sözleşmenin devam ettirilmesinin artık ceza koşulunun talep edilemeyeceği hususunda davacıda haklı güven oluşturmayacağı aşikardır. Bu itibarla davacı şirketten asgari alım taahhüdüne uyulmamasından dolayı sözleşmenin dördüncü yılına ilişkin ceza koşulu talep edebileceğinden, mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
Öyle ise mahkemece taraflara ait ticari defter ve kayıtlar incelenerek davacının iddiaları kapsamında asgari alım taahhüdüne uygun davranılıp davranılmadığı belirlenerek, sözleşmenin 12. maddesi kapsamında cezai şart alacağının değerlendirilmesi gerekir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 14/b Maddesi hükmü gereğince sözleşmenin bayi tarafından ihlali nedeniyle feshi halinde cezai şart alacağına yönelik değerlendirme yapılması gerekir. Sözleşmenin haklı olarak feshi halinde tazminat isteyebileceği kabul edilip bu yönde bir inceleme yapılması, ayrıca cezai şart miktarı yönünden davalının ekonomik mahvına yol açmaması için davalı bilançolarının incelenmesi ve davacının cari hesap alacağına yönelik lisans tadil bedelinden kaynaklanan alacağın iadesine yönelik sözleşme hükümleri de değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/714 Esas, 2021/614 Karar ve 29/09/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
-
HMK.'nin 353/1. a. 6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,
-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 18/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18