SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 22. HD 2021/1261 E. 2024/265 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1261

Karar No

2024/265

Karar Tarihi

18 Mart 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2021/1261 ( KABUL KALDIRMA)

KARAR NO : 2024/265

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/06/2020

ESAS-KARAR NO : 2018/704 E 2020/212 K

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 18/03/2024

YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2024

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 29.12.2014 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi, aynı tarihli Bayilik Protokolü, ve 27.12.2016 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin beş yıl süreli ve 29.12.2019 tarihinde sona erecek olmasına rağmen davalı tarafından keşide edilen 09.02.2018 tarihli noter ihtarı ile bayilik sözleşmesinin tek yanlı olarak feshedildiğini, Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin "Asgari Ürün Alım Taahhüdü" başlıklı 8. maddesi ve "Cezai Şart" başlıklı 9. maddesine göre taahhüdün altındaki alımlar nedeniyle cezai şart ödenmesinin öngörüldüğünü, bu kapsamda davalının beyaz ürün taahhüdüne bağlı olarak 30.328,03 Usd, madeni yağ taahhüdüne bağlı olarak 8.052 Usd ceza borcu doğduğunu, yine protokolün Cezai Şart başlıklı 10. maddesi uyarınca davalının satış taahhüdü dışındaki sözleşme hükümlerini ihlal etmesi halinde bayie 54.800 Usd cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığını, LPG Bayilik Protokolünün 7.2 maddesinin de buna paralel bir hüküm içerdiğini, davalının sözleşmesi süresinden önce feshetmesi nedeniyle akaryakıt sözleşmesinden kaynaklanan 54.800 Usd, LPG sözleşmesinden kaynaklı 60.000 Usd cezai şart ödemesi gerektiğini, davalının sözleşmeye aykırı tutum ve davranışı nedeniyle ödemesi gereken cezai şart tutarının (30.328,03 Usd + 8.052 Usd + 54.800 Usd + 60.000 Usd)= 153.180 Usd olduğunu, 20.02.2018 tarihli ihtarında; LPG sözleşmesinden kaynaklı haklar saklı kalmak kaydı ile sadece Akaryakıt Sözleşmesinden kaynaklı 93.180 Usd cezai şartın ödenmesinin istendiğini, ihtara olumlu yanıt alınamaması üzerine alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve %20 oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Davalı vekili; tafralar arasında 29.12.2014 tarihli protokol, aynı tarihli Bayilik Sözleşmesi ve 27.12.2016 tarihli LPG sözleşmesi imzalandığını, davalının taraflar arasında akdedilen 29.12.2014 tarihli zeyilnameyi bilerek dosyaya ibraz etmediğini, söz konusu zeyilnameye göre davacının kar marjının %1 'den %0,5'e düşürüldüğünü ancak bu zeyilnamenin imzalı suretinin müvekkilde olmadığından davacıdan celbi gerektiğini, zeyilname uyarınca kar marjının %0,5 olarak belirlenmesine rağmen davacının sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline satış fiyatı uyguladığını, bu nedenle sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmeye aykırı bu tutumu nedeniyle davacının temerrüde düşürülmesine gerek olmadığını, devlet iştiraki iken özel sektöre satılan davacının sözleşmenin ifası konusunda müvekkili ile işbirliği yapmadığını, bayilik sözleşmesinin 25. maddesinde; asgari alım taahhüdünün sözleşmenin feshine kadar geçen süreye karşılık gelen kısım için uygulanacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin yürürlükte olduğu döneme isabet eden kısma ilişkin taahhüdün fazlası ile yerine getirildiğini, davacının dava konusu cezai şart faturasından önce müvekkiline 52.630 TL tutarlı bir cezai şart faturası düzenleyip bedelini DBS sisteminden tahsil ettiğini, tahsilatın müvekkilin rızası dışında olması bir yana davacının tekraren cezai şart talebinde bulunamayacağını, davacının taleplerini kabul etmemekle birlikte mahkemece aksine karar verilmesi halinde 100.000 TL bedelli teminat mektubu bedeli ile DBS sisteminden tahsil edilen 49.852,00 TL nin alacaktan mahsubunu talep ettiklerini, cezai şart talebinin fahiş olup tenkisi gerektiğini bildirerek davanın reddine ve %20 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

Mahkemece; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi 5 yıl süreli olmakla birlikte sözleşme ve ekleri davalı bayi tarafından süresinden önce (normal sözleşme süresinin 29.12.2019 olduğu nazara alındığında) 15.02.2018 tarihi itibariyle tek yanlı olarak feshedildiği, Akaryakıt ve LPG bayilik sözleşmeleri davalı tarafından keşide edilen 09.02.2018 tarihli noter ihtarı ile süresinden önce feshedildiği, noter ihtarında fesih gerekçesi olarak; muhatabın ticari şartlara ve sözleşme hükümlerine riayet etmediği, satış ve karlılığın arttırılması konusunda her hangi bir çaba gösterilmediği, satışların düşmesi nedeniyle zarar edildiğinin belirtildiği, fesih bildiriminde; sözleşmeye aykırılık iddiası ile ilgili her hangi bir somut açıklama yapılmadığı, davaya cevap dilekçesinde ise; davacının tedarik ettiği ürüne %0,5 kar marjı eklemesi gerekirken zeyilname hükümlerine aykırı şekilde %1 kar marjı eklediği, öte yandan düşen satış rakamlarının arttırılması konusunda hiçbir işbirliği içine girilmediği, davalının sözleşme hükümlerine riayet etmediği iddiası ile ilgili olarak davacıya yönelik fesih öncesi temerrüt ihtarı keşide edilmediği, sözleşmeyi borca aykırı şekilde ifa eden veya ifa talebinde bulunan kişiye karşı bildirimde bulunmaksızın sözleşmenin öylece ifasına ses çıkarmayan veya ifaya çekince koymadan kabul eden davalının bu durumu ilk kez aleyhine açılan davada öne sürmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, öte yandan TBK 112 ve devamı maddeleri uyarınca davalının fesih hakkını kullanabilmesi için öncesinde davacıyı temerrüde düşürücü bir ihtar keşide etmesi gerektiği, temerrüdün alacaklıya verdiği haklardan yararlanmak için öncesinde temerrüdün gerçekleşmiş olması gerekeceği, somut olayda bu koşulun da gerçekleştiğinin davalı tarafından kanıtlanmadığı, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği savunmasının dayanaksız kaldığı, düşen satış rakamlarının ve karlılığın arttırılması konusunda davacının işbirliğine yanaşmadığı iddiası ile ilgili olarak davacıya sözleşmede bu yönde yüklenilmiş bir borç olmadığı gibi sözleşme ilişkisinin devam ettiği sürede davalının davacıya bu yönde bir çağrı yaptığının da kanıtlanamadığı, bu nedenle sözleşmenin davalı tarafından tek yanlı ve süresinden önce feshedildiği feshin haklı bir nedene dayanmadığı, 29.12.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ile birlikte davalının ilk alımını 31.12.2014 tarihinde gerçekleştirdiği, feshe kadar ticari ilişkinin devam ettiği, alınan bilirkişi raporunda; seçenekli hesaplama yapılmış olup; 1.seçenekte 5 yıllık sözleşme süresinden kaynaklı cezai şart hesabı ve 2. seçenekte sözleşmenin yürürlükte kaldığı döneme ilişkin cezai şart hesabı yapıldığı, ancak taraflar arasındaki 29.12.2014 tarihli ana bayilik sözleşmesinin 22.4 maddesinde; fesih hallerinde bayiinin fesih tarihine kadarki faaliyeti sebebiyle asgari ürün alım taahhüdüne dayalı cezai şartı ödeyeceği düzenlenmiş olup bu halde asgari alım taahhüdünün sözleşmenin yürürlükte kaldığı döneme ilişkin olacağı ve cezai şartın 2. seçenekte belirtilen şekilde hesap edilmesi gerektiği, bu çerçevede bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada; davacının hak ettiği cezai şart alacağının protokolün 8 ve 9. maddeleri uyarınca 1.570,56 Usd , otogaz bayilik protokolünün 5.4 maddesi uyarınca 4.307,34 Usd, protokolün 10. maddesi uyarınca 54.800 Usd ve protokolün 5.5 maddesi uyarınca 60.000 Usd olmak üzere toplam 120.677,90 Usd olduğu, nakte çevrilen teminat mektubu bedeli 26.248,10 Usd mahsup edildiğinde kalan alacak tutarının 94.429,80 Usd olduğu, hal böyle olmakla birlikte davacı tarafından keşide edilen 20.02.2018 tarihli noter ihtarında; cezai şart kapsamında davalıdan talep edilen tutarlar ayrıntılı olarak gösterilmiş olup, talep edilen tutarlar içinde protokolün 5.5. Maddesinde belirtilen 60.000 Usd'lik cezai şart bulunmadığı, keşide edilen ihtarda fazlaya ilişkin haklar da saklı tutulmadığı, ihtarnamede alacak tutarları, alacak kalemleri detaylı bir şekilde belirtilmiş ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığı nazara alındığında 60.000 Usd'lik cezai şart talebinin düştüğü, bu çerçevede dava konusu yapılan 60.000 Usd'lik cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin işlemiş faiz talebi olduğu görülmekte olup, davalıyı temerrüde düşüren ihtarın 20.02.2018 tarihli ihtar olduğu, ihtarın davalıya 27.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 2 iş günü ödeme süresi verildiği dikkate alındığında, temerrüdün 02.03.2018 tarihinde oluştuğu, icra takibinin 07.03.2018 tarihinde yapıldığı dikkate alınarak 6 gün için davacının işlemiş faiz talep edebileceği, Usd cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiz oranının %4,50 olduğu, bu veriler üzerinden yapılan hesaplamada (34.429,80 Usd x 6 gün x %4,50 / 36.500) = 25,47 Usd işlemiş faiz talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2018/2700 sayılı takip dosyasında davalının itirazını 34.429,80 USD asıl alacak + 25.47 USD işlemiş faiz = 34.455,27 USD üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizin uygulanmasına, İtirazın iptaline karar verilen 34.455,27 USD'nin takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiş hükme karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

I-)Davacı vekili; davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup eksik inceleme sonucunda verilen kararın akaryakıt sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sözleşme ile belirlenen cezai şart alacağının tahsili için girişilen icra takibine konu alacak üzerinden itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesi gerekirken ihtarname ile alacağın sınırlandırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

II-)Davalı vekili; davacı yanın tek taraflı olarak sözleşmeye aykırı olarak satış fiyatı uygulayarak cezai şart talebinde bulunamayacağını, davacı tarafından tek taraflı olarak kar marjının değiştiğini, müvekkili tarafından haklı olarak sözleşmenin feshedildiğini, yargılama sırasında alınan rapor ile de sözleşmenin haklı olarak feshedildiği ve cezai şart alacağı talep edilemeyeceğinin tespit edildiğini, ayrıca hükmedilen cezai şartın da fahiş olduğunu tenkisi gerektiğini, alacağın likit olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR

Uyuşmazlık; bayilik sözleşmesi kapsamında tarafların alacak borç yükümlülüğünün belirlenmesi hususuna ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava cezai şart alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.

Davacı tarafından Ankara 17. İcra Müd.2018/2732 sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinde 126.931,90 Usd asıl alacak 219,09 Usd işlemiş faiz olmak üzere 127.150,99 Usd alacağın tahsili istenmiştir. Ödeme emrinde borcun dayanağı olarak (60.000 Usd + 93.180 Usd) bedelli iki adet fatura gösterilmiştir.

Taraflar arasında 29.12.2014 tarihli ve 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve 27.12.2016 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi bulunmaktadır. Dava asgari alım taahhüdünün ihlali nedeniyle oluşan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olmakla; davalı bayiinin asgari alım taahhüdü taraflar arasında ayrıca düzenlenmiş olan 29.12.2014 tarihli protokolün 8. maddesinde kaleme alınmıştır. Buna göre bayi perakende standart satış fiyatından olmak üzere protokol süresince 800 m3 beyaz ürün, 1.750 ton LPG ve 5 ton madeni yağı satın almayı taahhüt etmiştir. Bu taahhüdün ihlali halinde uygulanacak cezai şart aynı protokolün 9. maddesinde düzenlenmiş olup; bayi satın almadığı beher m3 beyaz ürün için 96 Usd, beher ton LPG için 27 Usd, beher ton madeni yağ için 2.000 Usd cezai şart bedelini ödemeyi taahhüt etmiştir.

Protokolün 10. maddesinde ayrıca; asgari alım taahhüdü dışında bayi sözleşmenin diğer hükümlerini ihlal etmesi halinde; bayiinin ...'ye 54.800 Usd cezai şart ödeyeceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin bayi tarafından haksız olarak feshi halinde bayiinin cezai şart olarak ...'ye 54.800 Usd ödeyeceği 25. maddede ayrıca düzenlenmiştir.

Yine davacı ... davalı arasındaki Otogaz Bayilik sözleşmesinin 5.4 maddesinde LPG ile ilgili olarak asgari alım taahhüdüne ilişkin cezai şart düzenlenmiş 5.4 maddesinde ise asgari alım taahhüdü dışındaki akde aykırılık halleri için 60.000 Usd'lik cezai şart öngörülmüştür.

Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere sözleşmenin davalı tarafından tek yanlı ve süresinden önce feshedildiği feshin haklı bir nedene dayanmadığı anlaşılmaktadır.

29.12.2014 tarihli bayilik sözleşmesi ile birlikte davalının ilk alımını 31.12.2014 tarihinde gerçekleştirdiği, feshe kadar ticari ilişkinin devam ettiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin 09/02/2018 tarihinde feshedildiği dosya kapsamı ile sabittir.

Mahkemece; davacının alacak kalemlerini keşide edilen ihtarnamede ayrıntılı olarak gösterildiği ancak talep edilen tutarlar içinde protokolün 5.5. Maddesinde belirtilen 60.000 Usd'lik cezai şart bulunmadığı gerekçesiyle rededilmiştir.

I-)Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi :

Davacı tarafından keşide edilen ihtarnamede 20/02/2018 tarihli ihtarnamede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ve taraflar arasındaki düzenlenen otogaz bayilik protokolünün 5.5 cezai şart başlıklı maddesinde ve 7.2 maddesi gereğince düzenlenen 60.000 USD cezai şart alacağını sözleşme hükümleri gereğince otogaz bayiliğin erken feshi sebebiyle ...'ye 60.000 USD tutarındaki cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

II-) Davalı yanın istinaf itirazlarının incelenmesine gelince :

Cezaî şartla ilgili BK’nın 182. maddesinin birinci fıkrası hükmü, (Taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin belirleyebilirler) prensibini kabul ettikten sonra, üçüncü fıkrası hükmü ile, hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tacir sıfatını haiz olan tarafların (cezaî şart) miktarını serbestçe tayin edebilecekleri ilkesini kabul ettikten sonra, bu tayin edilen cezanın indirilmesini yani tenkisini talep edemeyeceklerini, şart olarak benimsemiş bulunmaktadır (Doğanay, İ.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, C.I, s:233,234).

Mahkemenin bu hususta karar verirken, borçlu bir şirket ise, bu şirketin ticaret sicilindeki (ana sözleşmesi)'ni celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğunu, mal varlığının neye baliğ olduğunu ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder, aynı incelemeyi gerçek kişi olan (tacir) için de yapması icap eder (Doğanay, 237).

6102 sayılı YTTK'nın 22 md uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 121. maddesinin 2. fıkrasıyla 182. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525. maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.” Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şart ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir.

Somut olay değerlendirildiğinde;

Davacı taraf davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak süresinden önce feshettiğini, belirterek cezai şart alacağını talep etmiş, mahkemece davacının taleplerinin kısmen yerinde görüldüğü, ancak sözleşmelerdeki cezai şartın davalının cezai şartın fahiş olduğu ekonomik yıkımına sebep olacağı yönündeki savunması üzerinde durulmadan karar verilmiştir.

Cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkün ise de bir akdin, taraflardan biri için iktisadi yıkım teşkil ettiğinin tespit edilmesi gerekir.

Bu durumda mahkemece, cezai şart tutarının, ekonomik mahva yol açacak derecede ağır olup olmadığı, davalının ekonomik bütünlük ve büyüklük durumu yönünden, davalının tüm ticari defter ve kayıtları getirtilerek, geçmiş yıllara ait bilanço kayıtları, verilen son beş yıllık vergi beyannameleri, toplam cirosu karşılaştırılarak, mal varlığını oluşturan menkul, gayrimenkulleri, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları bu suretle aktifini oluşturan tüm unsurlar,icra takip dosyaları, davalıya ait şirket sicil dosyası, vs. kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak anlaşılabilir.

Davalının tacir olduğu gözetilerek, tarafların aralarındaki kararlaştırmaya göre belirlenen cezai şartın ödenmesinin, davalının ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde ise hakkaniyete uygun miktara indirilerek ne miktar cezai şart ödeyebileceklerinin işletmeci, mali müşavirlerin bulunduğu uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat noktasına yaklaşacak delillerin toplanmamış olması hiç toplanmamış sayılmasını gerektirir.

Açıklanan nedenlerle; dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmeden tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/704Esas, 2020/212Karar ve 19/06/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA,

  1. HMK.'nin 353/1. a. 6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

  2. İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,

  3. İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  4. Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

  5. Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 18/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan...

e-imzalıdır

Üye...

e-imzalıdır

Üye...

e-imzalıdır

Katip...

e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.

"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkaldırılmasınakonusuİtirazınİptalihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim