Ankara BAM 22. HD 2021/1775 E. 2023/1786 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2021/1775
2023/1786
25 Aralık 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2021/1775 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
KARAR NO : 2023/1786 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2021
ESAS NO : 2018/694 E 2021/628 K
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : ALACAK
KARAR TARİHİ : 25/12/2023
YAZILDIĞI TARİH : 17/01/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ; müvekkilinin İthalatçı ve satıcı bayii olan davalılardan 145.399,10 TL ödemek sureti ile 14/07/2017 tarihinde araç satın aldığını, araçtaki 22/09/2017- 15/02/2018 - 31/03/2018 ve 16/08/2018 tarihlerinde ortaya çıkan çeşitli arızalar nedeni ile servis hizmeti almak zorunda kaldığını, bu sorunlar nedeni ile araçtan beklenen faydayı elde edemediklerini belirterek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu mümkün olmaz ise sözleşmenin feshi ile ödedikleri bedelin davalılardan tahsiline, o da olmaz ise bedelden indirim yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekili; davanın süresinde açılmadığını, müvekkillerinden ... şirketinin diğer davalının bölge bayisi olup, aracın üreticisi ve ithalatçısı olmadığı için davalı sıfatı olmadığını, araçta üretimden kaynaklanan ve gizli ayıp sayılacak durumların bulunmadığını, arızaların tamamının kullanım kaynaklı olduğunu, aracın olağan kullanımı aşan şekilde kullanıldığının kat ettiği kilometre ile sabit bulunduğunu, tüm sorunların yetkili servis tarafından bedelsiz olarak giderildiğini, bildirerek tüm taleplerin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda ; aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya bedelinin iadesine karar verilebilmesi için araçta üretimden kaynaklanan sorunların bulunması ve bu sorunların araçtan faydalanmayı ortadan kaldırması gerektiği, somut olayda arızaların bir kısmının üretim kaynaklı oldukları, durum böyle olmamla birlikte, tüm sorunların garanti süresi içerisinde ortaya çıktığı ve yine tüm sorunların ücret alınmaksızın giderilip aracın davacıya teslim edildiği, aracın halen kullanımda olduğu, bu durumda davacı talebinin kabul edilebilmesi için her iki tarafın çıkarlarının dengelenmesi gerektiği, özetlenen ilke dikkate alındığında, araç bedelinin iadesi yada ayıpsız misli ile değiştirilmesinin davalılar aleyhine katlanılamaz sonuç doğuracağı, BK. nun 227. Maddesi davacı araç sahibine ( alıcıya) dört seçimlik hak tanındığı, davacının aracı geri verip ödediği bedeli talep edebileceği, satılanı alıkoyup bedelden indirim yapılmasını isteyebileceği, masraflar aşırı değil ise ücretsiz onarın yapılmasını ve en son olarak ta imkanı var ise aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmek haklarından birini kullanabileceği, belirtilen haklar seçimlik olup, bu yasal haklardan biri kullanıldığında diğer hakları kullanmayacağı davacı her defa arızalar nedeni ile davalıların yetkili servisine başvurduğunda garanti kapsamında ücretsiz olarak arızalar giderilip aracın teslim edildiği, bu durumda davacının eylemli olarak BK nın 227. maddesinin kendisine tanıdığı seçeneklerden ücretsiz tamir hakkını kullandığının kabulü gerektiği, bu durumda yasada öngörülen diğer seçenekleri kullanmasının mümkün olmadığı, bir kısmı üretim kaynaklı olsa da tüm sorunların bedelsiz olarak davalıların yetkili servisi tarafından giderildiği, arızaların araçtan faydalanmayı ortadan kaldırmadığı yada aşırı güçleştirmediği, gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin sıfır olarak satın aldığı davaya konu aracın teslimden kısa bir süre sonra arızalandığını, birden fazla kere yetkili serviste tamir edildiğini, müvekkilinin kullanılmış bir araç satın almanın konforunu yaşayamadığını, arızaların motor aksamı, lastikler, multimedya sistemi, fren sistemi, tavan ve kaportanın diğer bölümleri, elektrik besleme sistemi, mesafe sensörleri, garanti yükümlülüğüyle araç arızalarının gidermesi ve ücretsiz tamirle yetinilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, araçtaki ayıpların hayati öneme sahip olduğunu, ayrıca araç tamiri nedeniyle uğradığı değer kaybının da hesaplandığını, bir aracın 11 kez servise gitmesi ve bu tamiratların ve bakımların çoğunun araçtaki imalat sebepli arızalardan kaynaklandığı tespit edilmişken davanın reddine karar verilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; satım sözleşmesine konu aracın ayıplı olup olmadığı ve ayıplı ise bundan davalı satıcı ve ithalatçı firmanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalardaki talepler, davalılardan satın alınan araçta kısa süre içerisinde ortaya çıkan ve üretimden kaynaklı sorunlar nedeni ile sözleşmenin feshi ile araç bedelinin davacıya iadesine veya aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine veya araç bedelinden uygun miktarda indirim yapılması istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı şirket davalılardan 145.399,10 TL ödemek sureti ile 14/07/2017 tarihinde araç satın aldığı, aracın 9.973 km de iken 22/09/2017 tarihinde her iki ön koltuk bel kısmı masajlarının çalışmadığı, orta konsol kapağı açılır iken sol koltuğa sürtüyor, arka ve ön sensörlerin mesafeyi doğru ölçemediği şikayeti ile, 15/02/2018 tarihinde seyir halinde iken 110 km den hızla düşüşe geçtiği şikayeti ile, 31/03/2018 tarihinde 140 km ve üzerinde iken açılır tavan ve arka kapıdan ses geldiği ve 16/08/2018 tarihinde ise akünün çalışmadığı şikayetleri üzerine servis başvurusu yapıldığı, davacı tüm bu arızaların aracın ayıplı olarak üretilmesinden kaynaklandığı, araçtan faydalanmalarının ortadan kalktığı iddiasıyla sözleşmenin feshi ile araç bedelinin davacıya iadesine veya aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine veya araç bedelinden uygun miktarda indirim yapılmasını istediği, davalıların ise, aracın beklenen kullanım miktarının çok üzerinde kullanıldığı, sorunların tamamının kullanım kaynaklı olduğu, üstelik davacının tüm arıza şikayetleri sonrası ücretsiz tamir hakkını kullandığı, her seferinde aracın ücretsiz tamir edilip davacıya çalışır şekilde teslim edildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini istediği, her iki dava için satış sözleşmesinin iptali istenildiği, davacı tarafından araç teslim alındıktan sonra birden fazla şikayet nedeni ile değişik tarihlerde yetkili servise başvuru yapıldığı, kimi sorunların üretim kaynaklı olduğu, bazı sorunların ise kullanımdan kaynaklandığı ve tüm sorunların yetkili servis tarafından ücretsiz tamir edilmek sureti ile aracın davacıya teslim edildiği tartışmasızdır.
Öncelikle uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır.
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenleme “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklindedir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 23’de malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi 231. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinden de yararlanamayacaktır.
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ise alıcı TBK’nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir.
Alıcının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması halinde TBK’nın 229. maddesi uyarınca, alıcı satıcıdan, ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği gibi ayrıca satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür.
Ayrıca alıcı TBK’nın 230. maddesi uyarınca birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir.
Sözleşmeye konu aracın ayıptan ari misli ile değişimi veya bedelinin iadesi için satış konusu araç üzerinde inceleme yapılarak ayıbın varlığının ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kanıtlanması gerekir.
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay ele alındığında, taraflar arasında özellikleri dosya kapsamından anlaşılan otomobili konu alan satış sözleşmesi yapıldığı, aracın 14/07/2017 tarihinde davacıya teslim edildiği ve bu satışa konu araçta oluşan arızaların davalı şirket yetkili servisinde giderilmesi istendiği noktalarında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı yan tarafından davaya konu araçta meydana geldiğini iddia ettiği arızalara ilişkin servis işlemlerine yönelik servis formları dosyaya delil olarak ibraz edilmiştir.
Öncelikle ayıp ihbarı bakımından Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmektedir (Y19HD., 11.05.2015 tarih, 2015/5501 Esas, 2015/6929 Karar).
Sözkonusu aracın tesliminden sonra dosyaya yansıyan servis formlarından on bir kez servise gittiği, özellikle aracın turbosu ile ilgili olarak davacı alıcının şikayetinin bulunduğu, sol sağ ön koltuk bel kısmı masajlarının çalışmaması, orta konsol kapağı açma kapamada sol koltuğa sürtmesi, ön ve araka sensörlerin çalışmaması, turbo kompresör değişimi, açılır tavandan kapılardan ses gelmesi, akü çalışmaması, tavan tokalarının üç kez düzenlenmesi, radyonun sürekli hafızayı sıfırlaması şikayetleri üzerine yetkili servis tarafından değiştirildiği, tamir edildiği servis kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında alınan ilk rapor 29/07/2019 tarihli olup, bilirkişi raporunda turbo komprosörü dışındaki arızaların genel olarak ikincil arızalar olduğunu ve aracın güvenli sürüşüne engel olmadığını, turbo komprosörü arızasının bir kez daha tekrar etmediği, iki kez gerçekleşen el freni arızası, kol dayama kolu arızası, radyo hafızası silinmesi şeklindeki sorunların yetkili servis tarafından kolayca giderildiği, bu nedenle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi yada aracın iadesi ve bedelinin davalılardan tahsili koşullarının oluşmadığını belirtmiştir. Davalıların itirazları üzerine aynı bilirkişiden alınan 02/12/2019 tarihli ek raporda, tüm arızalar yetkili servis tarafından ücretsiz giderilmekle birlikte, arızaların kullanım kaynaklı olmadıkları ve bu arızalar nedeni ile davacının araçtan beklenen faydayı elde edemediği şeklinde görüş bildirilmiştir.
İtiraz üzerine; 01/06/2020 tarihli rapor alınmış raporda; araçta üretimden kaynaklı arıza olmadığını, ortaya çıkan şikayetlerin kullanım kaynaklı olduklarını, tüm sorunların garanti kapsamında ücretsiz olarak giderildiği ve belirlenen arızaların araçtan yararlanmayı ortadan kaldırmadığı şeklinde görüş bildirilmiştir.
Her iki rapora yönelik itirazlar ve özellikle birinci raporun eki niteliğindeki rapor ile ikinci rapor arasındaki çelişki nedeni ile İTÜ den seçilen üç kişilik bilirkişi heyetinden 22/12/2020 tarihli üçüncü rapor alınmıştır. Bilirkişiler kimi şikayetlerin kullanım kaynaklı olup, garanti kapsamında tamir edildiği ve bir kez daha aynı şikayetlerin ortaya çıkmadığı, kimi sorunların ise kullanım kaynaklı olduğunun söylenemeyeceği, bu arızaların üretim kaynaklı olduğu, tüm şikayetlerin garanti kapsamında ücretsiz olarak yetkili servis tarafından giderildiği, sorunların araçtan beklenen faydanın elde edilememesi sonucunu doğurmadığı, sorunlar ve tamir nedeni ile araçta 7.710,00 TL değer kaybının ortaya çıktığı şeklinde görüş bildirilmiştir. Aynı bilirkişiler İtirazlar üzerine hazırladıkları 03/08/2021 tarihli ek raporlarında önceki görüşlerini tekrarlamıştır.
Davacı tarafından araç teslim alındıktan sonra birden fazla şikayet nedeni ile değişik tarihlerde on bir kez yetkili servise başvuru yapıldığı, kimi sorunların üretim kaynaklı olduğu, bazı sorunların ise kullanımdan kaynaklandığı ve tüm sorunların yetkili servis tarafından garanti kapsamında ücretsiz tamir edilmek sureti ile aracın davacıya teslim edildiği tartışmasızdır.
Davaya konu araç 14.07.2017 tarihinde davalı şirketten; model yılı 2016 olan ... plakalı ... motor numaralı sıfır otomobili satın alınmıştır.
Servis kayıtlarına göre ; aracın tesliminden kısa bir süre sonra:
*16.09.2017 tarihinde: Sol ve sağ ön koltuk bel kısmı masajlarının çalışmadığı, orta konsol kapağı açılıp kapanırken sol koltuğa sürtünme yaptığı, ön ve arka park sensörlerinin mesafeyi tanımadan düzensiz çalıştığı,
*22.09.2017 tarihinde : aynı şikayete ilave sensör arızası,
*27.09.2017 tarihinde :depo kapağı kapanmaması,
*09.11.2017 tarihinde: lastik aşınması,
*22.12.2017 tarihinde :ön lastikte aşınma,
*15.02.2018 tarihinde :turbo kompresör akü kablosu değişimi,
*31.03.2018 tarihinde :yağ kaçağı, 140/km/h üzerinde tavandan ses geliyor, kapılar gıcırdıyor, eksantrik karteri, sızdırmazlık contası, motor alt muhafaza değişimi, tavan giydirmesi, sökme/ takma yapıldığı,
*13.06.2018 tarihinde :fren hidroliği değişimi,
*16.08.2018 tarihinde: akü voltajı takviyesi, radyo otomatik tanıtma,
*14.09.2018 tarihinde : konsol kol dayama değişimi,
*18.09.2018 tarihinde: fren balataları ses yapıyor,
*01.10.2018 tarihinde :sağ ön kısımda hasar bulunduğu far tampon onarımı yapıldığı,
Davadan sonrada benzer sıkıntılar devam etmiştir.
*23.10.2018 tarihinde "el freni bırakmıyor" şikayeti,
*17.12.2018 tarihinde "el freni takılı kalıyor ve radyo kendini sıfırlıyor" şikayeti,
*16.01.2019 tarihinde "radyo geçiş yapmıyor" şikayeti,
*28.01.2019 tarihinde "orta kol dayama kolu ve kapılar kilitlenmiyor" şikayeti, ile servise başvurulmuştur.
Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına ve servis kayıtlarına göre ; dava konusu araca garanti süresi içinde yapılan işlemler yukarıda belirtildiği gibi olup araçta yapılan onarımların imalat ve montajdan kaynaklandığı, kullanımdan kaynaklanmadığı, ayıbın gizli ayıp olduğu tespiti yapılmıştır. Araçta önemli arızaların çok kısa sürede meydana çıktığı, garanti süresi içinde iken ücretsiz değiştirilmekle birlikte sık sık tekrarı halinde araçtan beklenen faydaya etkisi olmadığı tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce araçta meydana gelen arızaların sebebinin kullanıcıdan kaynaklanmadığı, yeni alınan bir araçta çok kısa süre içerisinde bu denli çok arızanın meydana gelmesinin araçtan beklenilen faydayı ve sürekli kullanımı engeller nitelikte bulunduğu anlaşılmış olup, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin aksine araçtaki arızaların tekrar ettiğini gösterir araca yapılan tamirlere ilişkin servis belgeleri ve tüm dosya kapsamı bilirkişi raporları ile bir bütün olarak değerlendirilerek, davacının araçtan beklediği faydayı sağlayamadığı, aracın ticari araç olması ve arızaların farklı farklı olsa da tekrarlamaya devam etmesi karşısında davacının ayıplı aracı kullanmaya zorlanmasının hak ve nesafet kurallarına aykırı olacağı gibi bunun dışında davacı yanın seçimlik haklarından olan onarım hakkının kullanımı konusunda da bilgilendirme yapılmadan, dosyaya sunulan servis formlarında davacının imzasının bulunmadığı, davacının araçtaki arızalarla ilgili olarak servise yaptığı başvuru neticesinde servis tarafından araçta bulunan arıza hususunda kendisine yeterli bilgilendirme yapılarak onamının alındığına dair de dosyada bilgi ve belge bulunmamasına göre aracın misli ile değişimine yönelik talebinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Asıl davada davalı ... İnş.Tur.Tic.Ltd.Şti aracın satıcısı, birleşen davada ... A.Ş ise aracın ithalatçısı ve garanti vereni sıfatı ile araçta mevcut imalat hatasından ötürü davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olup asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İİK.’nun 4949 sayılı yasa ile değişik 24/4 maddesindeki “… menkul malın değeri ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde icra müdürü tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur.” hükmünün uygulanma olanağının varlığı da gözetilerek kararın infazının güçlüğünden de söz edilemeyeceği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Açıklanan bu nedenlerle asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
-
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 2018/694 Esas, 2021/628 Karar sayılı ve 11/10/2021 tarihli kararın HMK 353/1. b. 2.maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-A)ASIL DAVADA
TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA
DAVANIN KABULÜ İle;
Davacı elinde bulunan, 14/07/2017 tarihli 170700031 nolu, 609245 sıra nolu, 145.399,10 TL bedelli faturaya konu ... plakalı ... marka aracın kaydı üzerinde herhangi bir kısıtlama ve fiziki bir kusur olmaksızın davalı tarafa iadesi koşulu ile aynen iadesiyle, ayıptan ari misli ile değiştirilmesine,
İnfaz sırasında 2004 sayılı İİK'nin 24.maddesinin gözetilmesine
a)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 9.932,21TL harçtan peşin ve ıslah ile alınan 2.483,05TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.449,16TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
b)Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 23.263,86TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 2.483,05TL peşin harç, 35,90TL başvuru harcı 5,20TL vekalet harcı olmak üzere 2.524,15TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafından yapılan posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi giderinden oluşan 5.409,10TL yargılama giderin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e)Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
f)HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
B)Birleşen Ankara 9. Asleye Ticaret Mahkemesinin 2020/178 ESAS 2020/ 218 KARAR SAYILI DOSYASINDA
TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA
DAVANIN KABULÜ İle;
Davacı elinde bulunan, 14/07/2017 tarihli 170700031 nolu, 609245 sıra nolu, 145.399,10 TL bedelli faturaya konu ... plakalı ... marka aracın davalı tarafa kaydı üzerinde herhangi bir kısıtlama ve fiziki bir kusur olmaksızın iadesi koşulu ile aynen iadesiyle, ayıptan ari misli ile değiştirilmesine,
İnfaz sırasında 2004 sayılı İİK'nin 24.maddesinin gözetilmesine
a)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 9.932,21TL harçtan peşin ve ıslah ile alınan 2.537,45TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.394,76TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
b)Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 23.263,86TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 2.537,45TL peşin harç, 54,40TL başvuru harcı 7,80TL vekalet harcı olmak üzere 2.599,55TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davacı tarafından yapılan posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi giderinden oluşan 5.409,10TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e)HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ;
-
İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya İADESİNE,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 25/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15