Ankara BAM 22. HD 2021/1287 E. 2023/1740 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
bam
2021/1287
2023/1740
18 Aralık 2023
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2021/1287 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
KARAR NO : 2023/1740 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2020
ESAS NO : 2015/187 E 2020/449 K
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 18/12/2023
YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2024
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; davacı müvekkillere ait olmayan ve kim tarafından tanzim edildiği bilinmeyen 19/09/2014 ödeme tarihli bonoya dayalı Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile Ankara 23. icra Müdürlüğü'nün 2014/19587 takip sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek müvekkilleri adına keşideci ve aval veren sıfatıyla atılı bulunana imzaların sahteliğinin tespiti ile borçlu bulunulmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı, davalının altınlarını borç olarak davacılara verdiğini, hatta eşine 01.11.2012 tarihinde ... tarafından "altınların sende dursaydı ne olacaktı, paranı ödeyeceğim." şeklinde mesaj gönderdiğini, davacılardan alacaklı olduğunu, dava konusu bononun davalının kardeşi ve eşi tarafından birlikte getirilerek kendisine teslim edildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; HMK 211/1-a maddesi gereğince davacılara ait imza örnekleri alınmış olup, dava konusu bonodaki imzaların ile karşılaştırıldığı, borçlular ... ve ...'nın sol el imzalarının bonodaki imzalarlar ile uyumluluk gösterdikleri mahkemece tespit edildiği, bu haliyle davacıların bonodaki imzalardan sorumlu oldukları, dosya bilirkişi incelemesine gönderilmiş ise de, bilirkişi tarafından davacıların sadece sağ el ile imzaları mukayese edildiğinden hatalı inceleme yapıldığı bu nedenle bilirkişi raporlarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili; 17.12.2015 tarihli duruşmada davacı müvekkiller ... ve ... hazır bulunmuş, huzurda sağ el; ayakta, çömelerek, oturarak ve sol el; ayakta, çömelerek, oturarak olmak üzere altışar imza örnekleri alındığını, Grafoloji uzmanından alınan 13.02.2017 tarihli raporda mukayese konusu belgeler liste halinde, ayrı ayrı ve açıklamalarıyla beraber gösterildiğini, bu belgeler arasında müvekkillerinin tatbike medar imza örneklerinin bulunduğu belgelerin yanısıra huzurda alınmış imza örnekleri de bulunduğunu, raporda bu örneklerin sol elle atılan imzaların da dahil olmak üzere değerlendirildiği ve bono üzerindeki imzaların davacı müvekkillerinin ellerinden çıkmadığının gösterildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık grafoloji uzmanı ve Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar Amirliğinden alınan raporlarda senet üzerindeki imzanın, baskı izleri, tersimi, tekrarları, motor hareketleri açısından davacıların eli ürünü olmadığı ” şeklinde düzenlenmiş olup, yargılama sırasında alınan raporlara aykırı hakimin kendi gözlemine dayanarak karar verip veremeyeceği noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; imza inkarına dayalı menfi tespit davasına ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir.
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında aynen; “İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu hükümle icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır.
İİK'nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'ya yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde 6100 sayılı HMK'nın 208., 211. ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;
“Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi;
“(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
(4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”
“Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi;“(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2)Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3)Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir”
“Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;
“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a)Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”.
Şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Buna göre, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 211.maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur.
Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.
Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Eldeki menfi tespit davasına esas Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2014/19597 E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacılar bulunduğu, icra takibinin 10.000TL asıl alacak, 76,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 10.076,38 TL alacağa ilişkin ve dayanağının davaya konu bono olduğu, ödeme emrinin borçlulara 16/10/2014 tarihinde tebliğ edildiği, icra takibinin geçici veya tamamen durdurulmasının veya iptalinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince düzenlettirilen Grafoloji ve Sahtecilik uzmanı tarafından hazırlanan 13/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu bono üzerindeki imzanın, baskı izleri, tersimi, tekrarları, motor hareketleri açısından davacıların elinden çıkmadığının tespit edildiği görülmüştür.
Davalının itirazı üzerine ; ikinci kez Jandarma Kriminal Laboratuvar aracı kılınarak alınan20/06/2019 tarihli rapordan özetle," İnci adına atfen atılı bulunan imzalar İle ...'nın mevcut mukayese imzalar arasında yapılan karşılaştırmada;
a.İmzaların kalem baskısı ve çizgi kalitesi,
b.İmzaların başlangıcındaki UM" harfinin tersimi,
c.imzalardaki buklese! hareketlerin yapılışı,
ç.İmzalardaki yatay çekiliş hareketlerinin yapılışı,
d.imzalardaki dönüş hareketlerinin yapılışı,
e.imzaların meyil ve istikamet pozisyonu,
f.İmzaların bitim hareketinin yapılışı,
g.Kaligraflk ve karakteristik özellikler yönünden farklılıklar görülmüş olup, inceleme konusu senet üzerinde ödeyecek ... adına atfen atılı bulunan söz konusu imzaların ... ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI " tespit edilmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında yargılama sırasında alınan iki bilirkişi raporunda: İmza incelemesinin 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesine göre yapılarak bonodaki imzanın davacıların aval veren ve keşideci sıfatıyla atılı bulunan borçluların eli ürünü olmadığının açık bir şekilde tespit edildiği ortadadır. Bu durumda mahkemece kanun hükümlerine uygun olarak alınan ve birbirini tamamlayan raporlarla bono altındaki imzanın davacıların eli ürünü olmadığı ortaya çıkmıştır.
Bu bağlamda alınan raporlarla uyuşmazlık konusunun irdelenerek sahtecilik iddiasının çözüme kavuşturulmuş olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Yargılama sırasında alınan ve birbirini doğrulayan raporlar doğrultusunda; imza inkarına dayalı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davanın kabulüne, kötüniyet tazminatına yönelik istemin ise senedin davalı lehtar huzurunda imzalanmadığı davalının senedin sahteliğini bilebilecek durumda olmadığı takibinde haksız ise de kötüniyetli sayılamayacağı kabul edilerek kötüniyet tazminatına yönelik istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353. 1/b.2 maddesi gereğince kaldırılarak aşağıdaki gibi yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir .
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE ;
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/ 187 Esas 2020/449 Karar sayılı 24.09.2020 tarihli kararının HMK'nun 353. 1/b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
- a)Davacıların menfi tespit davasının KABÜLÜ ile;
Davacıların 19/09/2013 tanzim tarihli 19/09/2014 vade tarihli keşidecisi ..., aval vereni ... lehtarı ... olan 10.000,00 TL meblağlı bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
b)Davacıların; şartları oluşmayan kötü niyet tazminat taleplerinin reddine,
c)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 683,10TL harçtan peşin alınan 170,78TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
d)Davacılar kendisini yargılamada vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 10.000,00TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
e)Davacılar tarafından yapılan posta müzekkere ve tebligat giderinden oluşan 323,25TL yargılama gideri ile 27,70TL başvuru harcı, 170,78TL peşin harç ve 4,10TL vekalet harcından oluşan 202,58TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f)Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden
-
İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Üye...
e-imzalıdır
Katip...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38