SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1076

Karar No

2024/932

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1076 Esas 2024/932 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1076

KARAR NO : 2024/932

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/05/2024 (Ara Karar)

NUMARASI : 2024/305 Esas

İHTİYATİ TEDBİR TALEP

EDEN DAVACILAR :

VEKİLİ

KARŞI TARAF DAVALI :

TALEP : İhtiyati Tedbir

TALEP TARİHİ : 28/05/2024

KARAR TARİHİ : 19/09/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 14/10/2024

Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının yokluğu veya butlanının tespiti, aksi halde iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TALEP

İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2014-2022 yıllarını ilişkin olağan genel kurulunun belirtilen gündem maddeleri ile 07/12/2023 tarihinde yapıldığını, 2014 ile 2022 mali yılları dahil bu yıllar arasındaki mali dönemlere ilişkin olarak hazırlanmış faaliyet raporları ile finansal tabloların 28/11/2023 tarihinde incelenmek üzere müvekkillerine teslim edildiğini, bahsi geçen genel kurulun yapılması sırasında sulh ortamı oluştuğunu, toplantının 22/12/2023 günü saat 12:00'a ertelendiğini, sulh görüşmelerine başlanmış olduğundan muhalefet şerhlerinin de sunulmaktan imtina edildiğini, yine o tarihte sulh görüşmelerinin devam etmesi nedeniyle toplantının 16/01/2024 tarihine ertelendiğini, bu tarihte de sulh görüşmelerinin sonuçlanmaması nedeniyle toplantının 26/01/2024 tarihine ertelendiğini, bu tarihe gelindiğinde davalı şirketin organsız kalmaması adına çağrısız olarak olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak toplantının yine yakın bir tarihe ertelenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin vekilinin tutanak taslağına muhalefet şerhini e-posta yoluyla şirket vekiline ilettiğini, bunun üzerine sözlü olarak taraflarına genel kurul toplantısının ileri bir tarihte çağrılı olarak yapılmasına karar verildiğinin bildirildiğini, müvekkilleri tarafından çağrı beklenirken bir süre sonra müvekkillerinin bilgisi dışında 09/02/2024 tarihli ticaret sicil gazetesinde davalı şirketin 26/01/2024 tarihli bir genel kurul kararı ile 01/02/2024 tarihli ve 1 sayılı bir yönetim kurul kararının tescil ve ilan edildiğini ve yönetim kurulu başkanlığına ...'in, başkan yardımcılığına ...'in ve üyeliğine ...'in seçildiğinin öğrenildiğini, müvekkilleri ile toplantıya katılım sağlayan ... arasındaki mirasın halen paylaşılmadığını, toplantıda alınmış kararların tamamının yok hükmünde olduğunu, bahsi geçen toplantının çağrı usullerine uyulmadan yapıldığını, toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunu belirterek davalı şirketin 26/01/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasını, davalı şirketin yönetim ve temsilinin gerçekleştirilebilmesi için müvekkillerine yetki verilmesini aksi takdirde mahkemece takdir edilecek yönetim ve temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacılar tarafından her ne kadar davalı şirkete tedbiren davacılara yönetim ve temsil yetkisi verilmesi, bu talebin mümkün görülmemesi halinde yönetim ve temsil kayyımı tayin edilmesi talep edilmiş ise de, davalı şirkette herhangi bir yönetim boşluğu bulunmadığı, TMK'nun 426 ve 427. maddesindeki şartların mevcut dosyada bulunmadığı, davacılar vekilinin dava konusu edilen genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması talebine ilişkin olarak ise TTK'nun 449 ve HMK'nun 393/3 hükümlerinde aranan yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantıya usulüne uygun şekilde çağrı yapılmadığını, bu hususun yaklaşık ispatın ötesinde tam olarak ispat edildiğini, bu usulsüzlüğün tek başına yürütmenin geri bırakılması sebebi oluşturduğunu, davalı şirketin genel kurulunun toplantıya çağrılmasına ilişkin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiş bir husus bulunmadığını, usulüne uygun bir çağrıdan bahsedilemeyeceğini, davalı şirket yönetim kurulunun da herhangi bir ilan yaptıklarına dair bir iddiada bulunmadığını, genel kurula tüm pay sahiplerinin katılmadığını, hatta toplantının gıyaplarında toplantı tarihi hususunda müvekkilleri yanıltılmak suretiyle kötü niyetli olarak yapıldığını, mirasçılar arasında mirasın paylaşıldığına dair bir belge bulunmadığını, ...’in miras paylaşılmış gibi ve pay sahibi olmuş gibi fiili olarak toplantıya katılıp oy kullandığının ispat edildiğini, bu ağır hukuk ihlalinin tek başına yürütmenin geri bırakılması sebebini oluşturduğunu, ... halihazırda kaldırılmış bir karara dayalı olarak şirketi yarattığı fiili durumla kontrolü altında tutmaya devam ettiğini, mirasın paylaşıldığı iddiasında bulunan davalının, bu iddiasını ispatlaması ve kanunen mahdut olarak sayılan elbirliğinin paylaşım hallerinden hangi türe ait paylaşımın gerçekleştiğine dair bir belgeyi mahkemeye sunması gerektiğini, üstüne üstlük tüm bu hukuksuzlukların, mirasçılardan ...’in gabin neticesi miras payını ...’e devri ve devrettiği mirasın gerçek değerinden haberdar olmadığının anlaşılması üzerine görülen yargılama neticesinde, Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesince ... hakkında verilen kısıtlama kararının gölgesinde gerçekleştiğini, vesayet makamı kısıtlı ...’in menfaatini korumak amacıyla ... adına kayıtlı şirket hisselerine vesayet şerhi işlenmesine karar verdiğini, ne var ki bu şerhe rağmen ...'in şirketi hukuksuz yönetmeye devam ettiğini, ...’in ancak mirasın paylaşılması halinde elde etme ihtimali olan şirket hisseleri dışında, yani miras dışı sahip olduğu herhangi bir hisse bulunmadığı da dikkate alındığında, mirasın paylaşıldığını tevsik edebilecek bir belge ve/veya mahkeme kararı bulunmaksızın, dava konusu genel kurul toplantısına ...’in katılamayacağını, ...’in oy kullanamayacağını, ne var ki dava konusu genel kurul toplantısına ...’in katıldığını, alınan kararlarda sadece ...’in oy kullandığını, ...’in oyları olmasa hiçbir kararın alınamayacağını, dolayısıyla genel kurul toplantısında alınan kararların ağır hukuk ihlali ile alındığının sabit olduğunu, 2014 ve 2015 mali yılı finansal tablolarının 6/11/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında onaylandığını, o dönemki yönetim kurulunun ibra edildiği sabit olup aksi yönde bir mahkeme kararı bulunmadığını, 26/01/2024 tarihli genel kurul toplantısı ile 2014 ve 2015 mali yılı finansal tablolarının yeni fiili ve hukuksuz yönetim tarafından yeniden düzenlenip bir de onayının reddedildiğini, o dönemki yönetimin ibra edilmediğini, özellikle 2014 ve 2015 mali yılı finansal tabloları ve ibraları bakımından bir yargılama yapılmasına dahi gerek olmaksızın davanın ispat edildiğini, 2016 ile 2022 mali yılları için hazırlanmış finansal tabloların ve raporların hakaretler de barındıran, gerçeği yansıtmayan ve dürüst resim ilkesine uymayan tablolar olduklarını, şirketin yönetim kurulunun ..., ... ve ...’den oluştuğunu, ...’in kendisi ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında 6102 sayılı TTK'nun 436. maddesinin ikinci fıkrasına göre oydan yoksun olmasına rağmen oy kullandığının sabit bulunduğunu, Kanunun emredici hükümlerine aykırı oylamayla alınmış yok hükmündeki ibra kararlarının derhal yürütmesinin geri bırakılması gerektiğini, 2017 yılından bu yana gayrifaal kar elde edemeyen şirketin yönetim kurulu üyelerine fahiş ücret ...’e başarısı olmadan fahiş prim ödenmesi kararları nedeniyle şirketin her ay zarara uğradığını, telafisi imkansız fırsatları kaçırdığını, şirket mirasçılar ve miras dışı hisse sahiplerine 2017 mali yılından bu yana hiçbir kar dağıtımı da yapmadığını, davalı şirket bu durumdayken şirketin herhangi bir faaliyette bulunmazken, yönetim kurulu üyelerinin de şirkete kar elde ettirecek hiçbir iş ve/veya işlemde bulunmayacağını, şirketin yönetimine dair önemli bir karar, girişim, yatırım, iş ve işleme dair bir karar dahi almazken, kısacası hiçbir iş yapmazken ve bu durumun şirket finansalları ile de sabit iken yönetim kurulu üyelerine aylık 150.000,00 TL gibi fahiş ücret ödenmesinin, ayrıca gerek henüz finansalları dahi hazırlanmamış olan 2023 mali yılı gerekse önceki mali yıllara ilişkin olarak ...’in ne gibi bir başarısı bulunduğu dahi belirsiz ve açıklanamaz bir durumdayken ...’e 975.000,00 TL gibi fahiş bir prim ödenmesi kararı alınmış olmasının ne iş yapma yöntemine uyduğunu ne de hukuki bir zemine dayandığını, kararın yürütmesinin geri bırakılmadığı her geçen ay şirketin kasasından geri dönüşü imkansız tutarların çıkmasına, bu paralar ile yapılabilecek telafisi imkansız yatırım fırsatlarının kaçırılmasına sebep olunduğunu, dava dilekçesi ekinde delillerin sunulduğunu, yaklaşık ispatın ötesinde tam ispat oluştuğunu, yönetim kurulu üyelerine şirket ile iş ve işlem yapma, şirkete borçlanma, şirket ile rekabet etme izinlerinin de sınırsız ve uçsuz bucaksız verildiğini, oylamanın TTK’nun 436/1. Maddesine aykırı olarak yapıldığının bizzat toplantı tutanağı ve hazır bulunanlar listeleri ile sabit olduğunu, şirketin birçok gayrimenkulü bulunmasına rağmen şirketin merkezini ...’in kendisine ait bir villaya taşıdığını, şimdi de hem geriye dönük, hem de ileriye sirayet eder şekilde tamamen kendi kendine belirleyip kendi kendine oyladığı rakamlarla, açıklamasız, sorgu suale imkan tanımaksızın kendisine kira ödenmesi kararı alınmasının da şirketi her geçen ay daha da zarara soktuğunu belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, davalı şirketin 26/01/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasını, davalı şirketin yönetiminin ve temsilinin gerçekleştirilebilmesi için müvekkillerine yetki verilmesi veya bu mümkün değilse yönetim ve temsil kayyımı/kayyımları atanmasına karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Talep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.

HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.

6102 sayılı TTK'nun Kararın Yürütülmesinin Geri Bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede HMK'nın 389/(1). maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstası göze alınacaktır.

Davalı şirketin 07/12/2023, 22/12/2023, 16/01/2023 tarihli genel kurul erteleme toplantı tutanakları, 26/01/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetvelleri, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, davalı şirket pay defter sureti dosyada yer almaktadır.

İhtiyati tedbir talep eden davacı yan davalı şirketin 26/01/2024 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu veya butlanının tespiti, aksi halde iptali talebiyle açtığı işbu davada anılan genel kurul kararların yürütülmesinin durdurulması, tedbiren davacılara davalı şirketi yönetim ve temsil yetkisi verilmesi, mümkün olmazsa mahkemece belirlenecek yönetim ve temsil kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda davacı yanın ihtiyati tedbir taleplerinin reddine hükmedilmiştir.

Somut olay incelendiğinde, ilk derece mahkemesince genel kurul kararlarının ifasının durdurulması gerekip gerekmediği hususunda yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınması için şirket yönetim kurulu üyelerine tebligat yapılmış olup, yönetim kurulu üyeleri 16/05/2024 tarihli beyan dilekçelerini dosyaya ibraz etmiştir. Bir başka anlatımla TTK'nun 449. Maddesinin gereği yerine getirilmiştir.

Dosyaya ibraz edilen genel kurul tutanakları, hazirun cetvelleri karşısında kanunun aradığı yaklaşık ispat koşulu bu aşamada gerçekleşmediğinden mahkemece dava konusu davalı şirketin 26/01/2024 tarihli genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan, gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.

Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.

TTK'nun 371/3. maddesi gereğince temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olur (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı).

Bu durumda, mahkemece yönetim kurulu görevde olup yönetim boşluğu bulunmadığı, yönetim kurulunun yetkisinin sınırlandırılmasının amacının yönetim kurulunun yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması olmadığı gözetilerek davacılar vekilinin davalı şirkete tedbiren yönetim ve temsil kayyımı atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1. İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 

2. İhtiyati tedbir talep eden davacılardan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 

3. İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 	

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.19/09/2024

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...

... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararvekilitarihiankaranumarasıİhtiyatiTedbirhükümtalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim