SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 21. HD 2023/1918 E. 2024/91 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/1918

Karar No

2024/91

Karar Tarihi

24 Ocak 2024

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1918 Esas 2024/91 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1918

KARAR NO : 2024/91

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 24/10/2023

NUMARASI : 2023/753 Esas 2023/596 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)

VEKİLİ :

DAVA TARİHİ : 24/10/2023

KARAR TARİHİ : 24/01/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 25/01/2024

Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., dava dışı ... Ltd. Şti.'nin % 17,5 nispetinde hissedarı olduğunu, Davalı ... ise % 56,25 oranında şirket hissedarı olup aynı zamanda şirketi münferiden temsil etme konusunda yetkili şirket müdürü olduğunu, müvekkili tarafından yeni öğrenilen ve dilekçe devamında gerekçelendirileceği üzere davalının müdürlük yetkilerini kötüye kullanması, müdür olduğu şirketin faaliyet konusu ile aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurarak haksız rekabet oluşturacak davranışlar içerisine girmesi, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ederek şirket malvarlığı değerlerini doğrudan ya da dolaylı yollarla kurduğu yeni şirkete devretmesi, bu yeni şirket üzerinden faaliyet göstererek dava dışı ...’nın içini boşaltması gibi hususlar gibi birçok sebeple davalının, dava dışı ...’nın müdürlüğünü yapmaya devam etmesini mümkün olmadığını, kişisel unsuru öne çıkan limited şirketler açısından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 613. ve 626. maddelerinde ortaklar, müdürler ve yönetimle görevli kişiler açısından bir takım özel düzenlemelere yer verildiği, buna göre şirket sırlarını korumakla yükümlü olan ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacağını, özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamayacaklarını, müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabi olduklarını, bunun yanı sıra müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlü olduklarını, dava dışı ...’nın müdürü olan davalı ..., TTK’nın 626/2 fıkrası doğrultusunda ortaklar tarafından verilmiş yazılı bir izin yok iken aynı iş kolunda faaliyet gösterecek şekilde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ni kurduğunu ve % 73,20 nispetinde hissedarı olduğu anılan şirketi münferiden temsil etme noktasında Yönetim Kurulu Başkanı olarak yetkilendirildiğini, görüldüğü üzere dava dışı ...’ya karşı olan sadakat yükümlülüğünü ihlal eden ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket eden davalı ..., şirketin menfaatlerini gözetmemiş ve bu menfaatlere zarar verecek davranışlar içerisine girdiğini, salt işbu başlık altında anlatılan durum dahi tek başında davalının, şirket müdürü olarak özen borcuna aykırı iş ve işlemler yaptığını, davalının dava dışı ...’da sahip olduğu yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması için gerekli şartların oluştuğunu, nitekim benzer bir uyuşmazlıkla ilgili olarak konuyu detaylı şekilde ele alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04.06.2018 tarih ve2016/12585 E. 2018/4217 K. sayılı kararında yasal düzenlemeleri tetkik ettikten sonra aynen şu anlatımlara yer vererek, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasının mahkemeden talep edilebileceğini, somut olayda olduğu gibi aynı işle iştigal eden başka bir şirket kurarak işlerin bu yeni şirket üzerinden yürütülmesinin haklı neden olarak kabul görmesi gerektiğini, müvekkili hissedarı olduğu dava dışı ...’nın, ... Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan ve “Duran Varlıklar” olarak aktifinde yer alan üç adet taşınmazı olduğunu, bu taşınmazlardan birisi üzerinde fabrika sahası kurulu olduğunu, kalan iki taşınmaz ise kısa süre önce hileli yollarla ve gerçek değerinin onlarca kat altında bir bedelle yeni kurulan ...’ya nakledildiğini, 10.07.2023 tarihinde gerçekleştirilen 2022 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda sunulan ve ...’nın 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasını kapsayan Mizan’ı incelendiğinde; 329-01-0003 alt hesap kodunda “... Organize Sanayi Bölgesi” açıklamasıyla 9.648.965,00 TL, 329-01-T001 alt hesap kodunda ise “... San. ve Tic. A.Ş.” açıklamasıyla 3.500.500,00 TL bedelle işlem yapıldığının görüleceğini, ...’nın 2022 yılına ilişkin Faaliyet Raporu’nda hiç bahsedilmeyen bu durumla ilgili olarak haricen yapılan araştırmalarda, ... OSB nezdinde ...’ya tahsisli olan arsanın tahsisinin iade edildiği, kısa bir süre sonra bu arsanın yeni kurulan ... adına tahsis edildiğini, yine ...’nın sahibi olduğu bir taşınmazın, gerçek değerinin çok daha altındaki bir bedelle ...’ya devredildiği, bu devir sonrasında üzerinde fabrikanın bulunduğu arsa dışında şirketin... OSB’de başkaca bir gayrimenkulünün kalmadığının öğrenildiği, bulunduğu bölge itibariyle oldukça değerli olan bu arsaların m2 birim fiyatlarının 5.000,00 TL’den başladığı, konumuna göre bu fiyatların daha da artış gösterdiği bilinir iken davalının ilgili taşınmazları düşük bedellerle devretmesi kabul edilemeyeceğini, dava dışı ...’nın bu devirler sebebiyle yaklaşık olarak 150.000.000,00 TL tutarında bir zarara uğradığını, davalı şirket müdürünün, önemli miktarda şirket malvarlığı değerlerini ortakların rızası olmaksızın ve bu konuda alınmış bir karar yok iken yeni kurduğu şirkete doğrudan veya dolaylı yollarla devretmesinin, özen ve bağlılık yükümüyle ilişkilendirilebilir bir yönü olmadığını, davalı şirket müdürünün kötü niyetinin en açık şekilde gözler önüne serildiği işbu fiili gerçeklik karşısında davalı ...’nun tek bir gün daha şirket müdürlüğü görevine devam etmesini mümkün olmadığını, her geçen saniye şirket aleyhine iş ve işlemler yapmaya devam eden davalının şirket sözleşmesinden ve kanundan doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği şüpheden uzak bir şekilde ispatlandığını, davalı şirket müdürü, ...’nın tedarik ettiği ürünleri, satın alma bedellerinin çok daha altındaki tutarlarla yeni kurulan şirkete aktararak ve yine bu ürünlere ihtiyacı olan müşterilerini ...’ya yönlendirerek ...’yı zarara uğrattığını, her iki firmanın da ticaretin doğası gereği ihtiyaç duyduğu malzemeleri üçüncü kişi konumundaki firmalardan tedarik ettiklerinin bilindiğini, bu noktada devreye giren ..., ...’nın daha uygun bedellerle ürün tedarik edebilmesi ve yine ...’nın ürün satışlarından nemalanabilmesi için üstün bir çaba sarf ettiğini, davalı ilk olarak, ... üzerinden tedarik ettiği ürünleri, satın alma bedelinin daha altındaki bir bedel mukabilinde danışıklı hareket ettiği, bu gibi işlemlerin yapılması sırasında davalıya, dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... gibi şirketlerin yardım ettiği düşünüldüğünü, beyan ederek TTK 630/2 uyarınca davalının, dava dışı ... Ltd. Şti.'de sahip olduğu yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını, gecikmesinde tehlike bulunduğu nazara alınarak ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile bu yetkinin davanın devamı süresince bir kayyıma verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalıya tebligat yapılmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının ... Ltd. Şti'nin %17,5 nispeten hissedarı ve davalının ise %56,25'şer hisse oranında ortakları olduğu, davalının aynı zamanda şirketin müdürü olduğu, dava dışı şirketin merkez adresinin " ..." olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın üyelik sıfatlarından kaynaklandığı, bu nedenle mevcut davaya 6100 Sayılı HMK.nın 14/2 maddesi gereğince Ankara Batı Adliyesi Ticaret Mahkemesinin bakmakta kesin yetkili olduğu anlaşıldığından davanın kesin yetki nedeniyle usulden reddine yine davacının tedbir talebinin kesin yetkili mahkemece değerlendirilmesine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu dava konusu uyuşmazlığın çözümünde "Kesin Yetkili" mahkeme bulunmadığını, kesin yetki kuralına aykırılık halinde müvekkili davalıya cevap verme süresi tanındıktan sonra karar verilmesi gerektiğini, kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek ve savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak hakkına sahip olduğunu, ayrıca Anayasa madde 36'ya göre "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." HMK 27'ye göre ise de "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğunu, işbu davada husumet itirazlarının bulunduğunu, söz konusu dava müvekkiline karşı ... Ltd'nin müdürü sıfatıyla açılmış olup husumetin tüzel kişiliğin kendisine yöneltilmesi gerekirken müvekkili gerçek kişiye yöneltilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının dava dışı ... Ltd şirketine kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak bu aşamada, davacı iddialarının tamamının hukuki temelden yoksun, gerçeklikten ve iyi niyetten uzak olduğunu, bütün iddiaların soyut olduğunu, davacı yanca iddialarını destekler hiçbir somut delil sunulamadığını, dava dışı ... Ltd'nin yönetimsel herhangi sorununun bulunmadığını, şirketin kâr eden, bütün yatırımlarını genişleten bir yapı olduğunu, rekabet ihlali ya da muvazaalı bir işleminin bulunmadığını, dolayısıyla iyi niyetten uzak ihtiyati tedbir talebinin reddinin gerektiğini belirttiğini, davacının hakkında ihtiyati tedbir talep ettiği dava dışı ... Ltd'yi taraf olarak dahi göstermediğini, taraf olmayan ilgili şirket hakkında muhtemel bir ihtiyati tedbir kararının hukuka uygun olmayacağını ve telafisi imkansız zararlara yol açacağını bu nedenlerle, kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava, dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olan davalının yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemine ilişkindir.

Dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin ticaret sicil kayıtları dosya içerisinde yer almaktadır.

Davacı yan,davalının, dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu müdürlük yetkilerini kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığını iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda şirket merkezinin Sincan/Ankara olduğu, HMK'nun 14/2. maddesi uyarınca Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin kesin yetkili bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin ticaret sicil kayıtlarıyla şirket adresinin "... " olduğu sabittir.

HMK'nun 14/2. maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık ve üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak kaydıyla bir ortağın diğer ortaklara veya üyesine karşı açacağı davalarda tüzel kişinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu belirtilmiştir.

Kesin yetki ise HMK'nun 114/1.ç maddesinde dava şartı olarak sayıldığından, HMK'nun 115/1. maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir.

HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi benimsenmiş olup; uyuşmazlıkların en az giderle, en makul sürede ve en az emekle çözümü amaçlanmıştır. Dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak "dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren" kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki ilişkilere dayalı uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa ya da devir alan kişiye karşı dava açılması durumunda ilgili şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili sayılması; iddia ve savunmanın kanıtlanması, uyuşmazlığa ilişkin belgelerin şirketten ya da şirketin kayıtlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden celbi ya da gerektiğinde şirket merkezinde yerinde inceleme yetkisi verilmesi, gerektiğinde şirket temsilcisinin isticvabı gibi hususlar bakımından usul ekonomisi ilkesine daha uygun olacaktır. Şirket ortağı olan davalı müdürün haklı nedenle müdürlük görevinden azli nedeniyle açılan işbu davada HMK'nun 14/2. maddesi gözetildiğinde, kesin yetkili mahkeme Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'dir.

Hal böyle olunca, mahkemece dava dışı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı merkez adresinin Sincan/Ankara olduğu, işbu davada HMK'nun 14/2. maddesi uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu Ankara Batı Asliye Ticaret mahkemelerinin kesin yetkili olduğu, kesin yetkinin HMK'nun 114/1.ç maddesi uyarınca dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek davanın kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 11.Hukuk Darisenin 25.03.2022 tarih 2021/9104 Esas 2022/2412 Karar sayılı ilamı)

Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.04.2019 tarih ve 2017/15-2141 Esas 2019/442 Karar sayılı içtihatında; "...Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz (Kuru B., s 286).

Nitekim 6100 sayılı HMK’nın 138. madde gerekçesinde de, usule ilişkin hususların, şekli nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği ancak mahkemenin kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyması hâlinde bunu tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacağı, böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir.

6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür.

Açıklanan nedenlerle mahkemece verilen direnme kararı yerindedir." denilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatında da açıkça belirtildiği üzere ilk derece mahkemesince davalı yana dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme ile verilen kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararı usul ekonomisine uygun olduğu gibi verilen karar kesin yetkili mahkemede dava dilekçesinin davalı yana tebliği ile dilekçeler aşamasının tamamlanmasına engel teşkil etmeyeceğinden davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğine yönelik istinaf itirazı da yerinde değildir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Her ne kadar davacı vekili istinaf başvurusuna cevabında,davalının dava dışı şirkette sahip olduğu yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına ve şirkete kayyum atanmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, İlk derece mahkemesince verilmiş bir tedbir kararının bulunmadığı,istinaf başvurusunun münhasıran yetkiye ilişkin yapıldığı gözetilerek davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin usulden REDDİNE,

3. Davalıdan alınması gerekli olan  427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 

4. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,	 

5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu HMK'nun 362/(1)-c maddesi gereğince kesin olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi..24/01/2024

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...

... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karar(YöneticilerinreddineAzlineİlişkin)TicarihükümŞirketesastanankaranumarasıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim