SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1062

Karar No

2024/895

Karar Tarihi

11 Eylül 2024

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1062 Esas 2024/895 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1062

KARAR NO : 2024/895

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 17/05/2024 (Ara Karar)

NUMARASI : 2023/338 Esas

İHTİYATİ TEDBİR TALEP

EDEN DAVACI :

VEKİLİ :

KARŞI TARAF

DAVALILAR :

TALEP : İhtiyati Tedbir

TALEP TARİHİ : 16/05/2024

KARAR TARİHİ : 11/09/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 16/09/2024

Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün haklı nedenle azli istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TALEP

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Irak vatandaşı olduğunu, 2015 yılından itibaren Türkiye'de bulunduğunu, Irak'da eczacı olması nedeniyle hem Türkiye hem de uluslararası alanda ticaret yapmak fikrini edindiğini, davacının bu fikrini öğrenen davalı ...'in birlikte ortak olabileceklerini teklif etmesi üzerine birlikte davalı şirketi kurduklarını, şirketin kurulması sırasında davalıyla ortak haklara ve paylara sahip olacağının belirlendiğini, davalının hile ile lehine toplam %51 hisse tekabül edecek şekilde ortaklık sözleşmesi imzalattığını, sonrasında müvekkilinin bu durumu öğrenerek davalıya sorduğunda davalının kendisinin Türk vatandaşı olduğunu, işlemlerin daha hızlı yürümesi için bu şekilde olma zorunluluğu bulunduğunu söylediğini, şirketin kuruluş işlemlerinde dahi davalının hileli işlemler yaparak fazladan menfaat elde etmeye çalıştığını, aynı vaatler ile davalının kendisinin mesul müdür olarak tayin ettirdiğini, tüm yetkiyi kendisinde topladığını, müvekkilinin Türkçeyi iyi bilmediğini, ülkede iletişim kurabileceği insanların bulunmaması nedeniyle davalının bu durumu kullanarak haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, davalının şirketin imzaya ve temsile yetkili kişisi olduğunu, davalı şirketin üzerine kayıtlı tek bir taşınmazı bulunduğunu, davalının şirket adına müdür yetkisini elinde bulundurması nedeniyle mevcut taşınmazı satışa çıkardığını, davalının sorumluluklarını gereği gibi ifa etmediğini, şirket işlemleriyle ilgili müvekkiline bilgi vermediğini, uzun süredir müvekkili ile görüşmediğini, şirkete girmesine izin vermediğini, şirketin pekçok demirbaş ve varlığının yok olmasına sebebiyet verdiğini, davalının müvekkilinin fiilen şirketten uzaklaşmasını sağlayarak uzun süredir şirketi salt kendisine ait şahıs işletmesi gibi yönettiğini, şirkete ait ticari defter ve kayıtları usulüne uygun tutmadığını, şirketin zarar görmesine sebebiyet verdiğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirketin kuruluşundan bu yana ödemek zaruretinde kaldığı borç ve cezalara, vergi ve şirket masraflarına katlanmaktan imtina ettiğini, şirketin ticari faaliyetlerinin yürütülmesindeki görevlerini ifa etmediğini, şirketin demirbaşlarını müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında satarak haksız kazanç sağladığını, fiilen kar etmeyen davalı şirketten menfaat elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin TC vatandaşlığı edinme girişiminde bulunduğu sırada davalının para karşılığında vatandaşlık hakkını kazandıracağı, kendisine danışmanlık yapacağı yönünde vaatte bulunduğunu, müvekkilinin davalıya güvenerek 22.500,00 Usd elden para verdiğini, davalının hiçbir işlemde bulunmadığının öğrenildiğini, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek davalı ...'in davalı şirketteki yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalı ...'in yönetim ve temsil yetkisini kullanmaya devam etmesinin şirketin zararının artmasına neden olacağını belirterek tedbiren davalı şirkete kayyım atanmasına, davalı şirkete ait taşınmazın satış ve devir işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş, 16/05/2024 tarihli celsede de, tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini, taşınmaza yönelik tedbir taleplerini yinelediklerini bildirmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, aynı konuda 16/05/2023 ve 09/10/2023 tarihli ara kararlar ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, ihtiyati tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, dosyada bulunan deliller incelendiğinde, davacının haklılığının yaklaşık olarak da ispatı yargılamayı ve delil toplanmasını gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türkiye'de yaşamak arzusu içerisinde bulunan müvekkilinin, Irak ülkesinde eczacı olmasından dolayı hem Türkiye hem de uluslararası alanda ticaret yapmak fikrini edinmesi üzerine, müvekkilinin ticaret yapma fikrini öğrenen davalının birlikte ortak olabileceklerini teklif etmesi üzerine müvekkilinin davalıya duyduğu güven ile 27/01/2021 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, şirketin kuruluşunun ticaret sicilde yayınlandığını, şirketin kurulması esnasında davalı ile ortak haklara ve paylara sahip olacağının belirlenmesine rağmen, davalının hile ile lehine toplam %51 hisse tekabül edecek şekilde ortaklık sözleşmesi imzalattığını, sonrasında davalının %51 hisse sahibi olduğunu öğrenen müvekkilinin bu yönde davalıya soru yönelttiğinde davalının kendisinin Türk vatandaşı olduğunu ve işlemlerin daha hızlı yürümesi ve bu şekilde olma zorunluluğunun bulunduğuna dair yalan beyanlarda bulunarak şirketin kuruluş işlemlerin de dahi hileli işlemler yaparak fazladan menfaat elde etmeye çalıştığını, davalı aynı vaatler ile kendisini mesul müdür olarak tayin ettirdiğini, akabinde tüm yetkiyi kendisinde topladığını, müvekkilinin Türkçe dilini iyi bilmemesi ve ülkede iletişim kurabileceği insanların bulunmaması nedeniyle davalının da bu durumu kullanarak haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, davalının münferiden temsile yetkili olduğuna dair karar aldırdığını, şirketin imzaya ve temsile yetkilisinin davalının olduğunu, tarafların ortak oldukları şirket üzerine kayıtlı 1 adet taşınmaz bulunduğunu, bunun dışında herhangi bir menkul veya gayrimenkul bulunmadığını, davalının şirket adına müdür yetkisini elinde bulundurması nedeniyle mevcut taşınmazı satışa çıkardığını, mevcut taşınmazın müvekkilinin bilgisi ve icazeti olmaksızın davalı tarafından satışa sunulduğunu, taşınmazın davalı yan tarafından 3. kişilere satılması hususunun müvekkilinin haklarını haleldar edecek mahiyette olduğunu, telafisi güç ve imkansız zararların oluşabilme ihtimali oluştuğunu, müvekkilinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı edinmek için resmi araştırmalar yaptığı sırada, davalının kendisinin tanıdıkları olduğunu, bir miktar para karşılığında vatandaşlık hakkını kazandıracağı, bu hususta kendisine danışmanlık yapacağı yönünde vaatte bulunması üzerine, müvekkilinin de davalıya duyduğu güven ilişkisi kapsamında davalıya 2021 eylül ayında 22.500,00 Usd elden teslim ettiğini, daha sonrasında davalının hiç bir işlemde bulunmadığını öğrendiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, dinletilen tanıkların iddiaları pekiştirici mahiyette ve davalının yönetim yetkisini yanlış kullanarak müvekkiline yalan söylediği, müvekkilinin kendisine duyduğu güveni kötüye kullandığını, hileli davranışlarıyla müvekkilini kandırdığını, kendi hesabına ve şirketin zararına işler yaptığını, ortaklık işlerinde gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini, kendi özel menfaatlerini gözeterek hareket ettiğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirkete ait taşınmazı müvekkilinin bilgisi ve icazeti olmaksızın satışa çıkardığını, dava konusu tüm hususlarda bilgi sahibi olup, duyuma dayalı değil görgüye dayalı olarak tanıklık yaptığını belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, bu aşamada davalının yönetim ve temsil yetkisini kullanmaya devam etmesinin şirketin zararının artmasına neden olacağından ihtiyati tedbir kararı verilerek yerine kayyım atanmasına, davalı şirkete ait 1 adet gayrimenkule ilişkin satış ve devir işlemlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Talep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.

HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

HMK'nun 390/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir.

İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili müvekkilinin davalı ... ile birlikte davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin kuruluşu aşamasında davalının hileli işlemlerle şirkette %51 hisse kendisine, %49 hisse müvekkiline olacak şekilde ortaklık yapısını oluşturduğunu, hileli davranışlarla davalının kendisini şirketin münferit temsil yetkisine sahip müdür olarak belirlediğini, davalının müdürlük görevini gereği gibi ifa etmediğini, şirketin tek taşınmazını satışa çıkardığını, şirket işlemleriyle ilgili müvekkiline bilgi vermediğini ileri sürerek haklı nedenle limited şirket müdürünün azline ilişkin işbu davada davalı ...'in yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılarak davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, taşınmazın satış ve devir işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.

Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.

Limited şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 636. maddesi gereğince bu durum feshe sebep olabileceği ve bu durumda TTK'nun 636. maddesinin uygulanacağı gözetilmektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/2. ve 3. maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nun 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlere de uygulanması mümkün olan TTK'nun 371/3. maddesi gereğince ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nun 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı).

Bu durumda, mahkemece şirket müdürü görevde olup yönetim boşluğu bulunmadığı, müdürün yetkisinin sınırlandırılmasının amacının müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması olmadığı gözetilerek davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan, dava ve talep dilekçesinde yer alan iddialara ilişkin olarak şirket ana sözleşmesi, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/105416 sr. sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti bu aşamada delil olarak dosyada toplanmış, davacı tanığı ... 07/12/2023 tarihli celsede tanık ... 16/05/2024 tarihli celsede dinlenmiştir.

Bu aşamada toplanan deliller karşısında ihtiyati tedbir talep eden davacının davalı şirkete ait taşınmazın satış ve devir işlemlerinin tedbiren durdurulmasına ilişkin talebi hakkında ihtiyati tedbirin dava konusu hakkında verilebileceği gözetilerek bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin netice itibarıyla reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1. İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 

2. İhtiyati tedbir talep eden davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 

3. İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,	

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 11/09/2024

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartarihiankaranumarasıİhtiyatiTedbirhükümtalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim