SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/927

Karar No

2024/861

Karar Tarihi

18 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/927 Esas - 2024/861 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/927

KARAR NO : 2024/861

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/02/2024

NUMARASI : 2014/249 Esas (Ara Karar)

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLLERİ :

DAVA : Hisse Tespiti ve Fesih

TALEP TARİHİ : 12/01/2022

KARAR TARİHİ : 18/07/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2024

Taraflar arasındaki anonim şirket payının tespiti ve feshine yönelik açılan dava kapsamında ihtiyati tedbir isteminin yargılaması sonunda ara kararda yazılı gerekçelerle talebin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili 07/02/2024 tarihli dava dilekçesi ile özetle; davalı vekili Av. Prof. ...'un 1.02.2024 günlü oturumda, “ davacının davayı açarken ileri sürdüğü alternatif taleplerle de örtüşmemektedir, ne yargı içtihatlarında nede öğretide bu şekilde bir yöntem söz konusu değildir” kar payım ödensin diye bir dava anonim şirketi hukukunda yani TTK'nda kabul edilmemiştir..” iddiasında bulunduğunu, davalı şirket yönetimin hiç kar payı ödemediğini ve sürekli olarak hak ihlali yaptığını, ilişkili şirketle ticaretin 2019 yılında tesadüfen öğrenildiğini, bu ticaretle ilişkin raporların raporlarda yer almadığını, YMM, bağımsız denetim firmasının ortağı ve baş denetçisi ...'ın bağımsız denetim raporlarını hazırlayan kişi olduğunu, emsal fiyat araştırması yapılmadan örtülü kar transferi yapıldığını, davalı tarafın kendi verdiği belgelere göre özel raporlar hazırlattığını, özel denetçinin ... A.Ş.'nin personel çalıştırmayan, elektrik doğalgaz vs. ücret ödemeyen bir kira sözleşmesiyle .... A.Ş.'nin bir odasını kiralayan paravan bir şirket olduğunu, açtıkları bilgi alma, inceleme, gündeme madde ekleme davalarının Batı ATM tarafından reddedildiğini, Yargıtay 11. HD. Tarafından kanun yararına bozulduğunu, bunun üzerine genel kurulu düzenlemek üzere kayyım tayin edildiğini, 19 Şubat 2024 günü genel kurul düzenleneceğini, açtıkları davada yasanın zorunlu olmadıkça duruşma yapılmaksızın karar verilir hükmüne rağmen mahkemenin duruşma koyduğunu, o tarihe kadar genel kurul yapmayan davalının duruşma gününe kadar acele şekilde genel kurul yaptığını, genel kurul sonrasında iptal davası açtıklarını, ... A.Ş'nin aile şirketi olup 5 ortaklı olduğunu, %18 Kdv teşviki kazandırıyorsa bu şirketin ana şirket pay oranlarına göre kurulması gerektiğini, ancak sadece kendi adına tek kişilik anonim şirket kurduğunu, davalı yanın sunduğu tüm raporlarda özel denetçi dahil kararlarda emsal fiyat araştırmasının yapılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin aylık 500.000,00 TL'yi aşan huzur hakkı aldığını, yönetim kurulu başkanına şirket karına yakın kredi verildiğini, davacı azınlık pay sahibine kar payının bile sürekli olarak ödememenin özen borcuna da eşit işlem borcuna da aykırı olduğunu,yönetim kurulu başkanının %65 pay sahibi haklarını kullandığını, ... A.Ş.'nin %100'üne sahip olduğunu, TTK 202 anlamında hakim şirket bağlı şirket ilişkisi olduğunu, kabul edilmese de 3. Şirketin de olduğunu, ... Ldt. Şirketinin yetkilisinin web sayfasında ... olarak gözüktüğünü, kısa bir süre öncesine kadar ...'in .... A.Ş.'nin sigortalı işçisi olduğunu, ... A.Ş.'nin son yıllarda faaliyet zararı gösterdiğini, bu konuyla ilgili çabalarına rağmen ticari sır denilip bilgi verilmediğini, davalı ... A.Ş.'nin büyük kambiyo zararlarına uğratıldığını, dava tarihinde müvekkilinin %29 pay sahibi olduğunu, rüçhan hakkının kullanamayan müvekkilinin payının %14'e düşürüldüğünü, aynı yıl yeniden değerlendirme yapılması taleplerinin reddedildiğini, genel kurul izni olmadan sürdürülen ticaret ile şirket ve dolaylı olarak azınlık pay sahiplerinin zarara uğratıldığını, şirket sermayesinin 100.000 TL de kalmasının bilinçli olarak istenildiğini, sermaye artışı gerekiğine yönelik bağımsız denetçi, uzman görüşü almak suretiyle kar payı ödenmemesine gerekçe yaratmakta olduklarını, öz kaynakların 10.000.000 TL olduğunu, sermayeyinin 10.000.000 TL'ye çıkartılması durumunda itiraz etmeyeceklerini, buna rağmen sermayenin 13.800.000 TL'ye çıkartılması kararının alındığını, 2022 yılı genel kurulunda 316.000.000 kar açıklandığını, buna rağmen sermaye artışı yapmaksızın kar dağıtmama kararı alındığını, sermaye artışının iptaline ilişkin dava kesinleştiğinde ... ve ...’un vasiyet iptal davaları sonuçlandığında saklı paya hükmedileceği varsayıldığı durumda ... ile birlikte şirketteki payının %40'a ulaşacağını, şirketin 100.000.000 Dolar değerinde olduğunu, her yıl büyük miktarda yönetim kurul başkanının haksız kazanç sağladığını ancak müvekkilinin geçimini sağlayacak kadar bile kar payının ödenmediğini, müvekkilinin geçimini sağlayamadığını ve başka bir şirkette çalışmaya başladığını, şuanda işsiz olduğunu, taleple bağlılık ilkesinin istisnası olduğunu, her zaman ileri sürülebileceğini, ileri sürülmese bile tarafların çıkarına en uygun çözümün gözetilmesi mahkemenin görev ve yetkisi dahilinde olduğunu, uzun yıllardır kar payı ödememenin müktesep hak ihlali olduğunu, alternatif çözümler içerisinde kar payının tamamının veya bir kısmının ödenmesine karar verilmesinin de olduğunu, davalı şirketin 2021 ve 2022 yılının kar payının tamamını ödemediğini, sermaye artış kararı da almadığını, bu paranın büyük kısmının yönetim kurulu başkanına borç olarak verildiğini, bir kısmının da vadeli mevduatta bulunduğunu, bu durumlara rağmen azınlık pay sahiplerinin hakkını alamadığını, büyük ve telafisi zor zararlar doğacağını, süren mağduriyetlerinin giderilebilmesi için şirket yönetim kurulundan bir üyenin azliyle davacı tarafın göstereceği birinin yönetim kuruluna alınmasını, kar payı ödenmesi hakkında ihtiyati tedbir verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince 21/02/2024 tarihli ara karar ile davacı vekilinin dilekçesindeki talepleri irdelendiğinde, henüz kar payına ilişkin delillerin ibraz edilmediği, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/288 Esas sayılı dosyasının neticesinin beklenildiği, davacının davanın esası yönünden kendisinin haklılığını bu aşamada yaklaşık olarak ispat edemediği, bu nedenle HMK 389 vd. maddelerinde belirtilen şartların oluşmadığı gerekçeleriyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2003 yılından dava tarihi olan 2014 yılına kadar hiç kar payı dağıtmadığını, bununla yetinmeyerek sermaye artış kararlarıyla, müvekkilinin şirketteki payını düşürmeye çalıştığını, alınan kararların yargıdan döndüğünü; kesinleşmiş yargı kararlarına rağmen, kar paylarını dağıtmadığı gibi, dava tarihinden sonra da kar payı dağıtmamaya ve sermaye artış kararlarıyla müvekkili tasfiye çabalarını sürdürdüğü, bu durumun TTK 531. maddeye göre “fesih davası” açmaktaki haklılıklarını ortaya koyduğunu, 2014 esaslı davanın 10 yıldır sonuçlanmadığı gibi, bu davalar sonuçlansa bile, davalı şirket yönetiminin yeni sermaye artış kararları alacağının aşikar olması nedeniyle, “şirketin feshi” veya “müvekkilin payının ödenerek çıkarılması” yerine alternatif çözümlere karar verilmesi taleplerini iletmiş ve mağdur edilen müvekkilinin yıllardır süren davada kar payı alamadığı için dava masraflarını bile karşılayamaz hale gelmesi nedeniyle; müvekkilinin belirleyeceği birisinin yönetim kuruluna atanmasını, bir miktar kar payı ödenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, davalı şirket yönetiminin usulsüzlüklerinin, sadece kar dağıtmama ve sermaye artışından ibaret olmayıp, önce eşi ... sonra kendi adına kurduğu şirketlerle, TTK 395 hükmüne aykırı olarak genel kurul izni almak bir tarafa bilgi dahi vermeksizin, davalı şirketin ihracatının büyük kısmını kendi, firmaları üzerinden yürüttüğü, bu ticarete ilişkin bilgilerin ne faaliyet raporlarında ne finansal tablolarda ve ne de denetçi raporlarında belirtilmediğini; yasaya aykırı olarak büyük miktarlarda borç verildiğini, bunları öğrendikleri andan itibaren açtıkları davalarda, mahkemeye tahrif edilmiş ticari defter sundukları; vade farkı faturası, kur değerlemesi yapılmadığını, bu kanunsuz ticareti ancak 2019 yılında öğrendiklerini, 12.01.2021, 27.10.2021, 20.01.2022,21.01.2024, 9.01.2024, 6.02.2024 tarihli dilekçelerinde etraflıca açıklandığını ve belgelendiğini, 5 kişilik anonim şirket ortaklarından neden 4 kişinin dışlanarak tek kişilik A.Ş. ile ticaret yapıldığı sorusu karşısında karşılıksız kalan “%18 KDV teşviki sağlıyoruz” yutturmacası, müvekkili şirketten dışlama çabalarını bir kez daha sergilediğini, müvekkilinin mağduriyetini önlemek mahkemenin görev ve yetkisinde olduğunu, 2005 yılından bu yana kar payı ödenmeyerek sermaye artış kararı almak suretiyle, müvekkilinin payının %29’dan %14.12’ye düşürülmüş olması “gecikmesinde telafisi çok güç zarar” doğduğunun kanıtı olduğunu, yıllardır mağdur edilen müvekkilinin, yargılama masraflarını da cebinden ödemek zorunda bırakılmasını, davalı yanın her fırsatta teminat isteyerek, müvekkilinin mali güçlüğünden yararlanmak istemesi karşısında, dava masraflarını bile karşılayamayacak, şirketten tasfiyesinin önünü açacağı anlamına geldiğini, davalı şirket yönetim kurulu, tartışmalı olmakla birlikte fiilen %65 pay sahibi ... ile onun kayınvalidesi ve kayınbiraderinden ibaret olduğunu, kayınvalide ve kayınbirader şirkette pay sahibi olmadığını, YK Başkanı 160.000 TL/ay, diğer YK üyeleri de 100.000’er lira olmak üzere aylık 360.000 TL. net hakkı huzur aldığını, davalı, Yönetim Kuruluna azınlığın belirleyeceği bir kişinin alınmasının işleri yavaşlatacağını ileri sürdüğünü, azınlık pay sahiplerinin yönetimde temsil edilmesi işeri yavaşlattığını, hem şirketteki pay olarak hem de Yönetim Kurulunda kişi olarak azınlıkta olduğunu, azınlıktan esirgenen bilgi alma ve inceleme görevini yaparak şirketin usulsüz işlemlerini kısmen de olsa önlemek, böylece taraflar arasında her yıl açılmak zorunda bırakılan davaların da önüne geçilmiş olacağını, ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılarak, müvekkilin belirleyeceği birisinin yönetim kuruluna atanmasının, bir miktar kar payı ödenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı şirket yönetimine ödenen aylık 360.000 TL net hakkı huzur tutarı kadar, müvekkile de, ileride ödenecek kar payından mahsup edilmek üzere aylık ödeme yapılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Aleyhine ihtiyati tedbir istenilen davalı şirket vekili, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.

HMK'nun 389/1 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

HMK'nun 390/3.maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.

Somut olayda, HMK'nın 390/3.maddesi gereğince davacı yanın yaklaşık olarak ispata elverişli deliller sunması gerektiği, dosyaya sunulan bilgi belgelere göre istemin yaklaşık olarak ispatlanamadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin gerekçesi de göz önünde bulundurularak yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararı usul ve yasaya uygundur.

Tüm bu nedenlerle, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1. İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcı başlangıçta alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 

3. İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4. İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 18/07/2024

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karardairesivebölgeadliyeFesihankaraHissemahkemesinumarasıTespitihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim