SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/713

Karar No

2024/825

Karar Tarihi

2 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/713 Esas - 2024/825 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/713

KARAR NO : 2024/825

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/10/2019

NUMARASI : 2019/136 Esas 2019/743 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

DAVA TARİHİ : 29/03/2019

KARAR TARİHİ : 02/07/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2024

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, duruşma açıldı.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 05.02.2019 tarihinde yapılan 2017 yılına ait genel kurul toplantısının 3.maddesi gereğince 2017 yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması, tartışılması ve onaylanması olduğunu, faaliyet raporunun çağrı belgesiyle kendisine gönderilmediğini, yasal zorunluluğun yerine getirilmediğini tarihsiz bir faaliyet raporunun toplantı esnasında okunup geçildiğini, bu yüzden iptalinin gerektiğini, toplantıya gerçeği yansıtmayan tarihsiz faaliyet raporunun getirildiğini, 80 yaşındaki yönetim kurulu başkanı nedeniyle iç kontrol sisteminin olmadığını, yönetim kurulu faaliyet raporunda yönetim kurul üyeleri, yönetim kurul başkanı ve yönetim kurul başkan yardımcısı dahi isimlerinin yazılmadığını, şirketin personel sayısı hakkında bilgi olmadığını, sağlanan huzur hakkı, kar payı gibi mali menfaatlerin toplam net tutarının dahi belirtilmediğini, hesap dönemi içerisinde yapılan özel denetime ve kamu denetimine ilişkin açıklamalar bölümünün şirket davalarıyla doldurulduğunu, alakasız cevapla göz boyama yoluna gidildiğini, denetimsiz, kontrolsüz bir şirketin hızla uçuruma götürüldüğünü, şirketin 1.096.499,57 TL tutarında sabit kıymetlerinin olduğunun doğru olmadığını, bilançoda da bu rakamın görülmediğini, arazi ve tarlalarının tutarının mahkemece 2018 yılında yaptırılan değerinin 10.000.000 TL olduğunu, şirket yöneticilerinin gelir oluşturma kapasite ve niyetlerinin olmadığını, şirketin borçlarının olduğunu ancak finansal durumda karşılaştırılmalı bilgi verilmediğini, yasal mevzuatta belirlenen standartlarda uygun bir faaliyet raporunun sunulamadığını, şirketin faaliyet raporunun 6102 sayılı kanunun 516.maddesine 518.maddesine 565.maddesine 610.maddesine ve şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmeliğe aykırı olduğunu, davalı şirketin sürekli zarar etmesi ve genel kurulların sürekli sorunlu geçmesine karşın herhangi bir tedbir alınmadığını, şirketin yönetiminin tüm ortaklarının doğru bilgilendirecek iç denetim birimini oluşturmadığını, mali tablolarını yasal mevzuata uygun bağımsız denetimini yaptırmadığını, şirketin kötü gidişi hakkında ne gibi önlemler alındığı ve ne düşünüldüğü faaliyet raporunda yer verilmediğini,toplantının 4.maddesinin 2017 yılına ait bilanço ve gelir tablosu ve mizanın okunması, açıklanması ve onaylanması olduğunu, mizanın olmadığını, yöneticilerin bu hususta açıklama ve itirazlarının da olmadığını, duran varlıkların gerçeği yansıtmadığını, çünkü güncellenmediğini, faaliyet raporundaki bilgilerin farklı olduğunu, şirket ortaklarına borçların doğru olmadığını, hangi ortağa ne kadar borç olduğunun belli olmadığını, yöneticilere cari dönemde sağlanan ücret vb menfaatlerin toplamının 43.790,48.-TL göründüğünü, 3000x12=36.000 ettiğini, başka ne ödeme yapıldığının belli olmadığını, pasif dipnotlarda 150.000.-TL sermayenin 42.000.-TL ...'nin, 39.000 TL ...'ın 30.000TL ...'nin, 30.000TL ...'ın olarak göründüğünü, bu hesaba göre hisseler toplamının 141.000 edeceğinin, 9.000 hissenin nerede ve kimin olduğunun belli olmadığını, davalı şirket defterlerinin TTK ve VUK'nun ilgili maddelerine uygun tasdik ettirilmiş olsa bile muhasebe kayıtlarının tekdüzen muhasebe sistemi uygulama tebliğine ve muhasebe standartlarına uygun yapılmadığını, sürekli zarar eden bir şirketten yönetim kurulu üyelerine ısrarla ücret ödenmesinin doğru olmadığını, toplantının 5.maddesinin yönetimin 2017 yılı faaliyet dönemi için ibrasına geçildi şeklinde olduğunu, 2015 yılında şirketin hisse dağılımı dava dilekçesi ekinde sundukları bilirkişi raporuna göre ... 18 pay sahibi, yönetim kurul başkan yardımcısı ...'ın 1662 pay sahibi olarak görünmesine rağmen 05.02.2019 şirket genel kuruluna kadar hisse devri yapılarak ...'ın paylarının toplam değerinin 43.500 TL'ye çıkarıldığını, şirketteki usulsüzlüklerin gizlenmesi, yöneticilerin ibrasının sağlanabilmesi için yönetim kurul başkan yardımcısı ...'ın ibra olabilmek ve her yıl yönetimde kalabilmek için eşi ...'a muvazaalı (danışıklı) hisse deviri yaparak yıllardır ibranın böyle sağlandığını, gerçek dışı belgeler hazırlayan , şirketi kasten zarara uğratan bir yönetimin ibrasının mümkün olmadığını, borçların ödenmeyip katlandığını, kamu borç yapılandırmaya hiç müracaat bile yapılmadığını, bilanço ve gelir tablosunun gerçekçi olmadığı gibi fiili durumu da yansıtmadığını, bilanço fiktif rakamlar içerdiğinden usulüne uygun olmayan bilançoya dayalı olarak yönetim kurulu üyelerinin ibrasının yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, toplantının 6.maddesinin devlet tarafından 3 kez borç yapılandırılması hakkı verildiği halde hiçbirisine müracaat etmeyerek Belediyeye, vergi dairesine şirketin borçlarının katlanmasına kasten sebep olan yöneticiler hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılması olduğunu, yönetimin her ay 3.000-TLmaaş aldığını, ancak yönetim kurul faaliyet raporunun 1. sayfasında bu durumu açıklamaktan yazmaktan kaçındığını, borçlar ödenmeyerek zararın kasıtlı yaratıldığını, toplantıda madde içeriğinin tartışılmayıp oylama yapıldığını, ...'ın eşi olan ...'ın oylarıyla maddenin reddedildiğini, menfaat çatışması nedeniyle oyların geçersiz olduğunu, toplantının 7.maddesinin şirketimizi sürekli zarar sokmak için var olan şirket yöneticilerinin azledilerek yerine yenilerinin seçilmesine ve haklarında suç duyurusunda bulunarak dava açılması olduğunu, kötü niyetli bu yöneticilerin azledilmesinin zorunlu olduğunu, muvazaalı hisse devriyle oy çokluğunun sağlandığını, hiç ücret almadan yönetime talip ortak varken aylık 3.000TL uğruna eşinin seçilmesini sağlayan eş ... nedeniyle menfaat çatışması söz konusu olduğunu, şirketin 2017 yılı zararının 74.000.-TL civarında olduğunu bunun 43.790,48.TL'sinin yöneticilere verilen paralar olduğunu, oylamada art niyetin bariz olduğunu, oylamanın iptalinin gerektiğini, toplantıda madde içeriğinin tartışılmadığını, ...'ın beyanlarından anlaşılacağı üzere konu hiç konuşulmadan oylama yapıldığını, toplantının 8.maddesinde 80 yaşındaki yönetim kurul başkanının Avukat ...'ı şirkete avukat tayin ettiğini, ne kendisinin ne de avukatın haberinin olmadığını, yönetim kurulu başkanının genel kurul toplantısında şirkete sadece l avukatının bulunduğunu beyan ettiğini oysa davada ...'ın da şirket avukatı olarak isminin yazıldığını, ne yaptığını bilmeyen bu yönetimin yetkilerinin sınırlandırılmasını istediğini, şirket adına bir çok vekaletname verildiğini, bunun çok tehlikeli bir durum olduğunu, şirket avukatının ise yöneticilerin özel avukatı gibi davrandığını, sorumluluk davasıyla şirkete girecek paralara engel olduğunu, tüm şirket ortaklarının aleyhine olan ana sözleşme değişikliğinde Yargıtay'a dahi yetki belgesiyle bir avukat arkadaşını gönderdiğini, kendisini şirket avukatı olarak kabul etmediğini belirttiğini, şirkete zarar veren bir avukatın şirketlerinde yerinin olmadığını, şirkete zaten avukat gerekli olmadığını, oylamanın bu yüzden iptali gerektiğini iddia ederek davalı şirketin 05.02.2019 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 3,4,5,6,7,8 maddelerinin hukuka, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin 2018/932 Esas -913 Karar sayılı genel kurul istemli dosyasında kayyım olarak atanan ... riyasetinde yapılan genel kurul kararlarına ilişkin açılmış davada müvekkili şirketin genel kurul istemine uyduğunu ve kabul ettiğini, kayyım ... tarafından gerekli gündemlerin hazırlandığını ve usule uygun biçimde şirket hissedarlarının adreslerine gönderildiğini, genel kurulun 05.02.2019 tarihinde saat 15.00'de usule uygun toplandığını, kayyım tarafından yerinde ve zamanında başlatılan genel kurulun oluşturulan gündem maddelerinin tek tek okutularak oylama yapıldığını ve hepsinin usule uygun tutanak altına alınarak kayyım tarafından işlendiğini, bu aşamada davacı tarafın Av....'ın gündemlerin yazılması, toplantı gündemlerinin oylanması ve tüm yazılı ve şifahi açıklamaların işlenmesi aşamasında bizzat kendisinin de kayyım ...'nın bilgisayarın başında bekleyerek sürece eşlik ettiğini, toplantı tutanağının 12.maddesi incelendiğinde şirket yönetim kurulu başkanı tarafından beyan yazısının toplantıda sunulduğunu, bu beyan ile şirket yönetim kurulu başkanının dava konusu olan hususlar hakkında açıklık getirdiğini, genel kurulun 3. ve 4. maddelerinin %20 muhalefet oyuna rağmen %60 oyla, 5. maddesinin %20 muhalefet oyuna rağmen %58 oyla kabul edildiğini, 6.maddesinin ise %20 olumlu oyuna rağmen %58 oyla reddedildiğini, 7.maddesinin %20 olumlu oyuna rağmen %58 oyla reddedildiğini, 8.maddesinin %20 olumlu oyuna rağmen %60 oyla reddedildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının, davalı şirkette %20 oranında pay sahibi olduğu, dava konusu genel kurulun mahkeme kararına istinaden atanan kayyım aracılığıyla gerçekleştirildiği, dava konusu yapılan genel kurul kararlarına davacının karşı oy kullandığı gibi muhalefette de bulunduğu, bu kapsamda davacının dava açma hakkının mevcut olduğu, içerik olarak yapılan incelemede, dava konusu 3 no'lu genel kurul kararının yönetim kurulunun faaliyet raporunun okunması, tartışılması ve oylanmasına ilişkin olduğu, söz konusu faaliyet raporunda genel bilgiler bölümünün yer almadığı, imtiyazlı paylara ilişkin bilgiler, şirket yönetim kurulu üyelerine sağlanan mali haklar, şirketin araştırma , geliştirme çalışmaları, riskler ve yönetim kurulunun değerlendirilmesi vb başlıkların bulunmadığı, bu eksiklikler nedeniyle söz konusu 3 no'lu kararın iptali koşullarının oluştuğu, dava konusu edilen 4 nolu gündem maddesi gereğince 2017 yılına ait bilanço , gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığı ve fiktif kayıtların bulunduğuna yönelik herhangi bir somut bulgu bulunmadığı, hazirun listesindeki ortaklık yapısı ile davalı şirketin verdiği kurumlar vergisi beyannamesindeki ortaklık yapısının birbiriyle uyumlu olduğu, şirketin yönetim kurulu faaliyet raporu ile 2017 yılı finansal tabloların şirket merkezinde incelenmesinin davalıca engellendiğinin kanıtlanamadığı, dava konusu 5 nolu kararla ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin mevcut şirket ortaklık payları itibarıyla yeterli çoğunlukla 2017 yılı faaliyet dönemi için ibra edildiği, şirket yöneticilerinin şirket borçlarının yapılandırılmasına gitmemesi nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin dava konusu 6 no'lu kararın yine yeterli çoğunlukla alındığı, şirket yöneticilerinin azli ile yenilerinin seçilmesi ve haklarında suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin 7 no'lu kararın da yeterli oy çoğunluğuyla alındığı gibi davalı şirket avukatlarının azledilerek şirket için avukat görevlendirilmemesi ve avukatlar hakkında dava açılmasına ilişkin 8 no'lu kararın da yine yeterli oy çoğunluğuyla alındığı, şirketin avukatla temsilin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle dava konusu edilen 3 nolu karar yönünden bu genel kurul kararının iptali koşulları oluştuğundan davanın 3 no'lu genel kurul kararı yönünden kabulüne, diğer kararlar yönünden ise bilirkişi raporunda ve yukarıda ayrıntılı belirtilen gerekçelerle iptal koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle 4,5,6,7 ve 8 no'lu kararlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, celbi talep edilen dosyaların incelenmediğini, şirket yönetiminin yetkilerinin sınırlandırılmasına ilişkin bir karar verilmemesinin usule aykırı olduğunu, alanında uzman olmayan bilirkişi görevlendirilerek alınan raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketçe kabul edilen bilanço ve gelir gider tablosu arasındaki çelişki ve açıklanamayan gider artışları hususunun bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini ve böyle bir bilanço gelir gider tablosunun TTK'nun 514 ve 515.maddelerine uygun olmadığını, finansal tabloların müzakeresi ile 2017 yılına ait yönetim kurulunun ibrası, yönetim kurulu faaliyet raporunun görüşülmesi ve gelir gider tablosu hususları birbirleriyle bağlantılı konular olmasına rağmen mahkemece bu konuda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, salt mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle ibraya konu hesap yılına dair şüphelilik arz eden hususlarda hesap vermeyen ve ayrıca görevini kötüye kullanan yönetim kurulu üyelerinin ibra etmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirket yönetiminde profesyonelliğin değil kan bağının öne geçmesi nedeniyle alınan kararların sağlıklı olmadığını ve menfaat çatışması yarattığını, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacağından yönetim kurulu başkan yardımcısının ev hanımı eşi ...'a hileli ve muvazaalı hisse devri ile ibra kararının alındığını, bu nedenle ibranın hileli olup, iyiniyet kuralı ile de bağdaşmadığından iptali gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini gereği gibi yerine getirmediklerini, şirket yöneticilerinin özel avukatı şeklinde çalışan avukatların azli gerektiğini, duran varlıkların aktif ve pasifleri yönünden finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, şirket kayıtlarında masraf makbuzu ile ödeme yapılan ... isimli şahsın şirket çalışanı olup olmadığını araştırılmadığını, şirket kayıtlarında ortakların şirkete borç verdiğine dair kayıtlar bulunmakta ise de bu borcun sebebi ve tahsilatlara dair bilgi ve belge sunulmadığını bu hususunda gerçeği yansıtmadığını, bu gerçek ışığında 2017 yılı bilanço ve gelir tablolarının açıklık ilkesini ihlal ettiğini ve gerçeği yansıtmadığını, davanın tamamen kabulü gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; davalı şirketin 05.02.2019 tarihli genel kurulunda alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarının iptali istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/04/2022 tarih 2020/84 Esas 2022/409 Karar sayılı karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2024 tarih ve 2022/4862 Esas 2024/1748 Karar sayılı bozma ilamı ile; "Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesince, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere genel kurul kararının iptalini isteyen ortağın bu sıfatının iptal davasının kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekmektedir. Somut olayda, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.04.2022 tarih, 2021/237 E., 2022/335 K. Sayılı kararıyla davacının davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz incelemesine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararınından sonra 20.02.2023 tarihinde kesinleştiği ve davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının aktif husumet ehliyetini yitirdiği gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. " gerekçesiyle bozulmuş, Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.

Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, ana sözleşmesi, dava konusu genel kurulun yapılmasına ilişkin çağrı belgeleri, hazirun cetveli, genel kurul toplantı tutanak ve belgeleri, defter kayıtları, harcama belgeleri vs.deliller dosya arasında mevcuttur.

Dosya kapsamından, davalı şirketin 14/08/1986 tarihinde Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 8220 sicil no'su ile kurulduğu, dava konusu 05/02/2019 tarihli genel kurul tarihi itibariyle şirket sermayesinin 150.000,00 TL olup, davacının davalı şirkette % 20 oranında (1200 hisse ve 30.000,00 TL sermaye tutarı) pay sahibi olduğu, diğer hissedarlarının ... ( % 1 sermaye oranı ve 60 hisse), ... ( % 1 sermaye oranı ve 60 hisse), ... ( % 29 sermaye oranı ve 1740 hisse), ... ( % 29 sermaye oranı ve 1740 hisse) ve ... ( % 20 sermaye oranı ve 1200 hisse) oldukları, dosyada mevcut hazirun cetveline göre ... dışındaki pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunduğu, 3 ve 4. maddelerinin davacının ret oyu ve oy çokluğu ile kabul edildiği, 8.maddenin yine davacının ret oyu ve oy çokluğu ile reddedildiği, 5, 6 ve 7.maddelerinde yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığı, 5.maddenin davacının ret oyu ve oy çokluğu ile kabul edildiği, 6 ve 7.maddelerin ise davacının ret oyu ve oy çokluğu ile reddedildiği, davacının tüm gündem maddeleri yönünden usulüne uygun muhalefet şerhinin tutanağa yazdırdığı, ilk derece mahkemesince yönetim kurulunun faaliyet raporunun okunması, tartışılması ve oylanmasına ilişkin 3 no'lu genel kurul kararının, söz konusu faaliyet raporunda genel bilgiler bölümünün yer almadığı, imtiyazlı paylara ilişkin bilgiler, şirket yönetim kurulu üyelerine sağlanan mali haklar, şirketin araştırma geliştirme çalışmaları, riskler ve yönetim kurulunun değerlendirilmesi vb, başlıklarının bulunmaması nedeniyle iptal koşulları oluştuğu gerekçesiyle 3 no'lu kararının iptaline, dava konusu diğer gündem maddeleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının istinaf isteminin kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesinde; davada taraf sıfatı (husumet), dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.

Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.

Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet ehliyeti).

Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddi hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, bir itirazdır. Bu nedenle mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu re'sen gözetmesi gerekir.

İlk derece mahkemesi ve Dairemiz karar tarihinden sonra, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2022 tarih 2021/237 Esas 2022/335 Karar sayılı kararıyla davacı ...'ın davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmiş, anılan karar 20/02/2023 tarihinde kesinleşmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde; anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davası şirket ortağı tarafından açılabilecek olup, ortağın bu sıfatının iptal davasının kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir.

Davacının 20/02/2023 tarihinde kesinleşen Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2022 tarih 2021/237 Esas 2022/335 Karar sayılı kararıyla davalı şirket ortaklığı sıfatı sona ermiştir.

Bu durumda davacının davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına ilişkin verilen kararın kesinleşmesi ile davalı şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği, aktif husumet ehliyetinin kalmadığı gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

A)1-Davacının aktif husumet ehliyeti kalmadığından DAVANIN AKTİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,

						2. Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 

3. Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, 

4. Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 

5. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kararın kaldırma gerekçesi ve davacı yanın istinafa geldiği gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümlerine göre taktir ve tayin olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 

6. Artan avansın karar kesinleştiğinde ve istem halinde taraflara iadesine, 

B)1-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

2. İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek üzerinde bırakılmasına,

3. İstinaf incelemesi sırasında açılan  duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2. 96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek taraflar  yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dair, tarafların yokluğunda karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

02/07/2024

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...

... ... ... ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanındairesibölgeŞirketankaraKararınınİptali(Genelyokluğundankararİstemli)reddineaktifKurulTicarihusumetadliyehükümnumarasımahkemesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim