Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2023/1716
2024/815
27 Haziran 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1716 Esas 2024/815 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1716
KARAR NO : 2024/815
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/09/2023
NUMARASI : 2018/756 Esas 2023/582 Karar
TEMLİK EDEN DAVACI :
VEKİLİ :
TEMLİK ALAN DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/10/2018
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekili ve davacı banka vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kefile başvuru koşullarının oluşmadığını, müvekkiline hiçbir ihtarda bulunulmadığını, borcun kefil yönünden muaccel hale gelmediğini, asıl borçlu tarafından banka lehine verilen ipotekler bulunduğunu, davacının rehnin paraya çevrilmesi yolunu ihmal ettiğini, asıl borçlu temerrüte düşmüş fakat henüz konkordato ilan edilmemişken bankanın rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurmamış olması halinde ipotekli taşınmazların güvencesi miktarınca alacaklının kefile rücu hakkını kaybedeceğini, kredi sözleşmesi üzerindeki tarihin sonradan farklı bir kalemle farklı bir kimse tarafından yazıldığını, kefalete ilişkin şekil koşullarının oluşmadığını, kefalet sözleşmesinin müvekkili adına imza atan kişinin imza yetkisi bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında 13/08/2012 tarih ve 10.000.000,00 TL miktarlı genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının kredi sözleşmesinin aynı limitle müşterek borçlu müteselsil kefili olduğu, davacı banka tarafından asıl borçlu şirkete kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek kredi borçlularına ihtarname keşide edildiği, ihtarnamenin davalı kefil şirkete tebliğ olunamadığından temerrüdün takip tarihi itibariyle oluştuğu, genel kredi sözleşmesinin 6.2 maddesi uyarınca ihtilaf halinde Ankara Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetki olacağı kararlaştırıldığında davalı yanın icra dairesinin yetkisine ve genel kredi sözleşmesinde kefalet tarihinin şirket temsilcisi tarafından yazılmadığına ilişkin itirazının 24/12/2021 tarihli kriminal raporuna göre yerinde olmadığı, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin teminatını oluşturmak üzere verilen ipoteklerin davalı kefilin kefaletinin güvencesi olarak değil dava dışı asıl borçlu şirketin borçlarının teminatı olarak verildiğinden kefil hakkında ilamsız icra takibi yapılmasının İİK 45 madde hükmüne aykırı olmadığı, sözleşmede gayri nakdi kredi riskinin depo talebinden kefilin sorumlu olacağına dair açık bir düzenleme bulunmadığından depo talebinden davalının sorumlu tutulamayacağı, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre davacı bankanın takip tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, yargılama aşamasında davacı banka tarafından yapılan tahsilatların infazda dikkate alınması gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin ... nolu ticari krediden kaynaklanan nakdi alacak yönünden 2.110.442,78 TL asıl alacak ve 2.296,94 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.112.739,72 TL'ye takip tarihinden itibaren %79,80 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle, ... nolu ticari krediden kaynaklanan nakdi alacak yönünden 912.376,46 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %79,80 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle, ... nolu nakde dönen gayrinakdi krediden kaynaklanan alacak yönünden 500.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %79,80 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle, ... nolu nakde dönen gayrinakdi krediden kaynaklanan alacak yönünden 250.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %79,80 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle, .... nolu taksitli ticari krediden kaynaklanan nakdi alacak yönünden 244.687,81 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,80 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan miktarın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının tazminat isteminin reddine, yargılama aşamasından davacı banka tarafından yapılan tahsilatların infazda dikkate alınmasına, gayrinakdi depo isteminin reddine, ... nolu 10/11/2016 tarihli teminat mektubu nakde dönüşmekle 1.000.000,00 TL'ye 27/09/2018 tarihinden itibaren %72 oranında faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda müvekkili aleyhine olan hususları kabul etmediklerini, gerekçeli kararın yeterince açık olmadığını, bilirkişi raporunda kefilin kefaletinin bulunduğu gks'de ticari kredi kartına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, Bizcard alacağının sunulan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi kapsamında bulunduğunu, Bizcard sözleşmesinin borç ilişkisinin kurulması için değil, kartın tanımlanması için düzenlendiğini, kefillerin sorumluğunun genel kredi sözleşmesinden doğduğunu, gayri nakdi alacak yönünden kefilin sorumlu bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefile başvurulabilmesi için bildirim şartının yerine getirilmediğini, öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmadan ilamsız icra takibi başlatılamayacağını, alacaklının mükerrer tahsilat yapma girişiminde olduğunu, aralarında gerçek kişilerde bulunan 8 adet şirketten müteşekkil bir teşebbüs tarafından yönetilen şirketler topluluğu bulunduğunu, dava dışı ...'nun her bir şirkette pay sahibi ve aynı zamanda bütün şirketlerin tek başına temsile ve ilzama yetkili müdürü olduğunu, hem kredi çeken şirketlerin hem de kefil olan şirketlerin hepsinde tek yetkili müdür olarak bu kişinin imzasının bulunduğunu, esasen hiçbir borcu olmayan, krediden yararlanmayan, kefil şirketi sonradan devralanların borç ile yüz yüze geldiğini, gerekçeli kararda bu hususa değinilmediğini, hakim şirketlerin güven sorumluluğu gereği yükümlülüğü bulunduğunu, esasında borçlu ve kefilin aynı kişi olduğunu, müvekkili adına kefalet sözleşmesine imza atan kişinin imza yetkisinin bulunmadığını, 100.000,00 TL esas sermayeye sahip bir bağlı şirketin 10.000.000,00 TL gibi orantısız bir kredi borcuna kefil gösterilmesinin kanuna aykırı olduğunu, risk grubu içerisinde yer alan bir şirkete kısa aralıklarla iki kez kredi kullandırılmasının bankanın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, temerrütün oluşmadığını, kefalet tarihinin el yazısı ile kefil tarafından yazılması gerektiğini, sözleşmenin kefiller hanesinde 3 farklı cins mavi mürekkepli kalem kullanıldığını, hukuken geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, çelişkili 2 bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden davacının lehine olan rapora göre karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davalı vekili Av. ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduktan sonra, 10/06/2024 tarihinde taraflar arasında akdedilen protokol kapsamında karşılıklı anlaşmaya varılarak işbu dava kapsamında doğmuş ve doğacak her türlü alacaktan karşılıklı olarak feragat edildiği, taraflarca sulh olunduğundan davanın konusuz kaldığı belirterek bila tarihli gayri kabili rücu sulh ve ibra protokolünü Dairemize sunmuştur.
Anılan dilekçe ekinde sunulan gayri kabili rücu sulh ve ibra protokolünün, davalı ile temlik alan davacı arasında akdedildiği, protokolde işbu istinaf incelemesine konu dava dosyası ve Dairemiz dosya numaraları belirtilmek suretiyle ... ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi sözleşmelerinde kefil olarak yer alması sebebiyle ... Ltd. Şti. aleyhine doğan/doğabilecek tüm alacak dosyalarından ... Ltd. Şti. lehine feragat ettiğini, herhangi bir yargılama masrafı ve vekalet ücreti talebinde bulunmadığını, icra dosyalarının kapatılmasıyla ilgili tüm harç, masraf vs. ödemelerin ...'a ait olacağı belirtilmiştir.
Hal böyle olunca, davalı vekili ve temlik eden davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, karar tarihinden sonra davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığı gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sulh nedeniyle konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekili ve temlik eden davacı banka vekilinin istinaf başvurularının KABULÜNE,
2. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/09/2023 tarih 2018/756 Esas 2023/582 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Sulh nedeniyle konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4. Alınması gereken 427,60 TL karar ilam harcının peşin alınan 64.052,31 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 63.624,71 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde temlik alan davacıya iadesine,
5. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6. Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7. Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
B)1-Temlik eden davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde temlik alan davacıya iadesine,
2. Temlik eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
3. Davalı tarafından yatırılan 85.726,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
4. Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5. İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/06/2024
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25