Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2022/1485
2024/801
27 Haziran 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1485 Esas 2024/801 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1485
KARAR NO : 2024/801
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/03/2022
NUMARASI : 2021/233 Esas 2022/226 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/10/2020
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2024
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait rent a car olarak kullanılan aracın davalı şirket tarafından kasko sigorta poliçesiyle teminat altına alındığını, rent a car firmasına araç kiralamak için gelen şahsın kasko sigortalı aracı iki günlüğüne kiraladığını, ilgili prosedürlerin tamamlandığını, aracın iade zamanı geldiğinde kiralayan şahsa ulaşılamadığını, karakola gidilerek şikayetçi olunduğunu, bir gün sonra aracı kiralayan şahsın gerçek kimliğinin ortaya çıktığını, aracı kiralayan kişinin başka birinin kimliğini ve e-devletini kullanarak aracı kiralayıp ortadan kaybolduğunu, bu kişinin birden çok rent a car firmasına sahte kimlikle şebeke halinde dolandırdıklarının ortaya çıktığını, araca ilişkin hasar talebinin davalı tarafından teminat dışı olarak reddedildiğini, zararının giderilmediğini, olayın güveni kötüye kullanma suçu değil, dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, davalının zarardan sorumlu bulunduğunu belirterek kasko sigortalı aracın değerinin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, alacağın belirsiz olması sebebiyle şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 82.500,00 TL'ye artırarak araç rayiç bedelinin olay tarihi itibarıyla avans faiziyle birlikte tazminini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kiraya verilen kişi tarafından aracın emniyeti suistimal etmek suretiyle hırsızlanması sonucu meydana gelen hasarın teminat dışı olduğunu, davaya konu zararın oluşmasındaki suçun dolandırıcılık suçu olmadığını, aracın rayiç bedelinine ilişkin belirlemelerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına imkan bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının oğlunun iradesi fesada uğratılmak sureti ile davaya konu aracının teslimi sağlandığından eylemin, dolandırıcılık olarak değerlendirildiği, bu eylemin davalı sigorta şirketinin tanzim ettiği kasko sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alındığı. poliçede teminat altına alınmayan rizikonun, emniyeti suistimal teşkil eden eylemler olup, bu nitelikte bir eylemin söz konusu olmadığı, eylemin hiç bir şekilde emniyeti suistimal olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığından ceza dosyasının neticelenmesinin beklenmesine de gerek görülmediği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu aracın olay tarihindeki piyasa rayiç değerinin denetime uygun şekilde 82.500,00 TL olarak tespit edildiği, poliçede kısmi dahi olsa muafiyet öngörülmediği, davacının dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurduğu ve ödeme isteğinin 20/08/2020 tarihinde reddedildiği, davacının sigorta şirketine başvuru yaptığına dair tebliğ belgelerini dosyaya sunmadığından temerrüt tarihinin talebin reddi tarihi olan 20/08/2020 olarak belirlendiği, davaya konu aracın gerek sigorta poliçesinde, gerekse araç tescil belgesinde ticari maksatlı kullanım olarak kayıtlı olduğundan avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 82.500,00 TL'nin 20/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın emniyeti suistimal etmek suretiyle hırsızlanması sonucu meydana gelen hasarın teminat dışı olduğunu, mahkemece zararın teminat dahilinde değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.4.11 maddesinde ise araç anahtarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar denilerek işbu davaya konu olayın da bu madde gereği teminat kapsamına alınabileceğini, fakat araç kullanım amacının özel şartının işbu sigorta motorlu kara taşıt aracını kasko sigortası genel şartları çerçevesinde temin edeceği, ancak bu kiralık araç/sürücü kursu aracı olduğu için kiralayan ya da anahtar verilen kişi tarafından çalınması (emniyeti suistimal) hali ile emniyeti suistimal sayılabilecek hallerin işbu poliçe teminatı kapsamının dışında olduğunu taraflar kabul ederler diyerek söz konusu hasarın teminat kapsamında olmadığını vurgulandığını, kasko poliçesi özel şartları incelendiğinde hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kiralayan ya da anahtar verilen kişi tarafından çalınmasının işbu poliçe teminatı kapsamı dışında bırakıldığını, bu şart ile müvekkilinin aracın kiralık araç olması sebebi ile bu rizikonun mevcut olduğunun farkında olduğunu, bu rizikoyu üstlenmediğini açıkça beyan ettiğini, karşı yan ise ek teminat ile bu zararı teminat altına aldırabilecekken daha az prim ödemek adına bu rizikoyu poliçe kapsamına almadığını, dilekçe ile sunulan kararlardan da anlaşılacağı üzere davacının talepleri teminat kapsamında olmadığından huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece ceza dosyası bekletici mesele yapılmadan hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, eldeki uyuşmazlıkta suçun tanımı noktasında uyuşmazlık söz konusu olduğu da göz önünde bulundurularak mahkemece ceza dosyasının işbu yargılamada bekletici mesele yapması gerekirken hüküm kurulmasının isabetli olmadığını, sigortalı tarafından sigortalanan malı koruma yükümlülüğü yerine getirilmediğini, basiretli tacir gibi de hareket edilmediğini, mahkemece zararın teminat kapsamı altında olduğu kabul ediliyorsa kasko poliçesinde yer alan %20 muafiyetin uygulanması gerektiğini, poliçede aracın asıl anahtar ile çalınması halinde meydana gelecek zararların %20'si sigortalının üzerinde bırakılmak sureti ile teminat kapsamında olduğunun belirtildiğini, sigortacının ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü bulunduğunu, sigortacının ancak sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru gerçek zarar oranında sorumlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından belirlenen bedelin çok düşük olduğunu, olay tarihinden bugüne gelene kadar araç fiyatları Dolar ve Euro'nun artışı ile 4-5 katına ulaştığını, yargılamanın yavaşlığı, olay tarihinden bugüne geçen sürede yaşanan kaybın avans faizi ile giderilmesinin mümkün olmadığını, bu hususun vatandaşı mağdur ettiğini, müvekkilinin kaybettiği aracın yerine yenisinin davalı tarafından ödenecek para ile alabilmesinin mümkün olmadığını, aracın karar tarihine en yakın değerinin tespit edilmesi veya enflasyon oranlarının hesaplamalara yansıtılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava Ankara 7. Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2020/307 Esas 2021/51 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.
Kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 18/01/2022 tarihli rapor, davalı tarafından davacı başvurusuna verilen cevap, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/414 Esas 2021/1223 Karar sayılı karar sureti, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ve Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi müzekkere cevapları, kiralama faturası, araç kira sözleşmesi dosya içerisinde yer almaktadır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, kasko sigortalı aracın olay tarihindeki ikinci el rayiç değerinin 82.500,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafından davacının başvurusu üzerine verilen 20/08/2020 tarihli cevapta kiraya verilen kişi tarafından aracın emniyeti suistimal etmek suretiyle hırsızlanması sonucu meydana gelen hasar talebinin teminat dışı olduğu bildirilmiştir.
Davacı ile dava dışı (şeklen) kiracı ... arasında dava konusu araca ilişkin 13/07/2020 tarihli iki günlük süreli kira sözleşmesi akdedilmiştir.
Davacı tarafından dava dışı (şeklen) kiracı ... adına 13/07/2020 tarihli 400,00 TL bedelli dava konusu aracın iki günlük kira bedeline ilişkin kapalı fatura düzenlendiği görülmüştür.
Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/414 Esas 2021/1223 Karar sayılı dosyasında müştekinin (davacının oğlu) ..., sanıkların ..., ... ve (davacı aracını sahte kimlik ile kiralayan) ... olduğu, sanıklar hakkında dava konusu araç kiralama sözleşmesi nedeniyle özel belgede sahtecilik, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda her ne kadar sanıkların iştirak iradesi ile hareket etmek suretiyle "..." adına sahte sürücü belgesi ve kimlik düzenledikleri, bu belgelerde sanık ... fotoğrafının bulunduğu, düzenledikleri sahte kimliklerle Ptt'den e-devlet şifresi aldıkları, zira araç kullanırken kiralamak isteyen kişinin e-devletten sabıka kaydına bakılmasının yaygın bir uygulama olduğu, ... müştekinin iş yerine giderek araç kiraladığı, diğer sanıkların dışarda bekledikleri, sonrasında aracı kimliği belirlenemeyen bir kişiye sattıkları, böylece dolandırıcılık suçunu işledikleri, sanıkların sahte olarak düzenledikleri sürücü belgesinin fotokopisinin dosyada bulunduğu, bu belgenin aslı ele geçirilememiş ise de, müştekiyi ve Ptt görevlilerini aldattığı dikkate alındığında iğfal kabiliyetinin kabulü gerektiği, resmi belgede sahtecilik suçunu sübuta erdiği, sanık Serkan ile müşteki arasında imzalanan kira sözleşmesinin özel belge niteliğinde olduğu, sanık ... bu belgeyi "..." ismi ile akdettiğinden özel belgede sahtecilik suçunun sübuta erdiği, iştirak anlaşması içerisinde bu eylemin de bulunması nedeniyle tüm sanıkların cezalandırılmalarının gerektiği iddiasıyla kamu davası açılmışsa da somut olayda kamu kurumu niteliğindeki nüfus idaresine maddi varlığı olan nüfus cüzdanının araç olarak kullanıldığının iddia edilmesi nedeniyle sanıklara yükletilen eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirme görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın rent a car aracı olduğunu, sahte olduğu sonradan anlaşılan kimlik ile gerçek kimliğinin sonradan ... olduğu anlaşılan kişi tarafından ... ismi ile kiralandığını, bu kişinin ...'ın e-devletini de kullandığını, kira sözleşmesi sona ermesine rağmen sigortalı aracın iade edilmemesi üzerine kiracının arandığını, kiracıya ve araca ulaşılamadığını, kasko sigorta şirketi olan davalının emniyeti suistimal sureti ile aracın hırsızlandığı gerekçesiyle aracın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek zararını gidermediğini, zararın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise aracın emniyeti suistimal sureti ile hırsızlanması nedeniyle kasko sigorta poliçesinde yer alan düzenleme gereğince davacı zararının teminat kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409. maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir.
Taraflar arasında davacının rent a car aracına ilişkin kasko sigorta poliçesinin araç kullanım amacı özel şartı başlıklı klozu "İşbu sigorta motorlu kara taşıt aracını kasko sigortası genel şartları çerçevesinde temin eder. Ancak, bu kiralık araç/sürücü kursu aracı olduğu için kiralayan ya da anahtar verilen kişi tarafından çalınması (emniyeti suistimal) hali ile emniyeti suistimal sayılacak hallerin işbu poliçe teminatı kapsamının dışında olduğunu taraflar kabul ederler." hükmünü içermektedir.
Davalı yan aşamalarda anılan hüküm kapsamında kasko sigortalı aracın kiralayan tarafından emniyeti suistimal olacak şekilde çalınması nedeniyle davacı zararının kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını savunmuştur.
Somut olaya ilişkin kasko sigortalı aracı sahte kimlik ile davacıdan kiralayan ...'ın da arasında bulunduğu sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan davada Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/414 Esas 2021/1223 Karar sayılı kararıyla olaya ilişkin değerlendirme yapılarak eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimali gözetilerek eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Anılan ceza mahkemesi kararındaki maddi vakıa tespitinde sigortalı aracı sahte kimlik ile kiralayan kişinin eyleminin emniyeti suistimal değil, dolandırıcılık eyleminden de ağır nitelikte olan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu değerlendirilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece kasko sigortalı aracın emniyeti suistimal sureti ile hırsızlanmadığı, davacının iradesi sakatlanıp dolandırılması suretiyle kasko sigortalı aracın elinden alındığı, asliye ceza mahkemesince yapılan niteleme karşısında ceza yargılaması sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, kasko sigorta poliçesindeki araç kullanım amacı özel şartının somut olayda uygulanamayacağı, davacı zararının kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, taraflar arasında akdedilen kasko sigorta poliçesinin asıl anahtarla çalınma özel şartı başlıklı klozu, "Kanunen geçerli bir belge karşılığında gözetim, bakım ve onarım amacı ile aracın teslim edildiği otopark, oto yıkama, tamirhane vb. işletmelerden aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar, sigortalının yasal sorumlular hakkında yasal bir tahkikat başlatması ve hasarın %20'si sigortalının üzerinde kalmak suretiyle teminat kapsamına alınmıştır. Emniyet suistimal hasarları teminat kapsamı dışındadır." hükmünü içermektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere kasko sigortalı aracın davacı elinden dolandırılmak suretiyle çıktığı kabul edildiğinden anılan klozun somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı gibi, zararın %20'sinin sigortalı üzerinde bırakılması söz konusu olamayacaktır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının gerçek zararı tespit edilmiştir. Anılan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; davacı yan sahte kimlik belgesi ve bu belgeye dayalı olarak Ptt'den alınan e-devlet şifresi kullanılmak suretiyle rent a car olarak kullanılan sigortalı aracın kiralayan tarafından kira süresi sona erdikten sonra geri getirilmediğini, zarardan davalı kasko sigorta şirketinin sorumlu olduğunu iddia ederek işbu tazminat davasını açmıştır. Davacının rent a car olarak kullandığı araç kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan araçtır.
Davacı aracının sahte belgelerle kiralayan tarafından kira süresinin sona ermesi ve aracın iade edilmemesi ile davacı zararı oluşmuştur. Davalı kasko sigorta şirketi zararın oluştuğu tarihteki kasko sigortalı aracın ikinci el piyasa rayiç değeri olan zarar miktarıyla sorumlu olup, kasko sigortalı aracın daha sonraki bir tarihteki ikinci el piyasa rayiç değeri zarar miktarı olarak esas alınamayacaktır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile, olay tarihinde kasko sigortalı aracın ikinci el piyasa rayiç değeri 82.500,00 TL olarak tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının zararın oluştuğu tarihteki kasko sigortalı aracın ikinci el piyasa rayiç değeri olan zarar miktarıyla sorumlu olduğu, kasko sigortalı aracın daha sonraki bir tarihteki ikinci el piyasa rayiç değerinin zarar miktarı olarak esas alınamayacağı, bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3. Davalıdan alınması gerekli olan 5.635,58 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.410,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.225,58 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4. Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 27/06/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25