SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/490

Karar No

2024/797

Karar Tarihi

25 Haziran 2024

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 16/06/2021

NUMARASI : .....

DAVA TARİHİ : 29/12/2018

KARAR TARİHİ : 12/06/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2024

Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan genel kredi sözleşmesine istinaden Kredi ... Fonunun kefaleti ile kredi kullandığını, bu kredi nedeniyle davalı bankaya senet verildiğini, davalının senede dayanarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takipte talep edilen mahrum kalınan kar payı adı altındaki miktara karşı icra hukuk mahkemesinde açılan davanın kabul edildiğini, davalının KGF kefaleti ile kullandırılan kredileri KGF'den tazmin talep etmeksizin takibe koyup, sonrasında KGF'den tahsil ettiği miktarı ve müvekkili tarafından teminat olarak verilen senedin tahsil edilmesine rağmen takip dosyasına bildirmediğini, takibin haksız başlatıldığını, davalının müvekkilinden talep ettiği gayri nakdi krediler içerisinde yer alan 15/09/2015 ve 02/09/2015 tarihli teminat mektuplarını davalıya iade edildiğini, davalının bu miktarları borçtan mahsup etmediğini belirterek davalının müvekkili aleyhine başlattığı takibin takip tarihi itibarıyla haksız olduğuna karar verilmesini, mümkün olmaması halinde davalının takip sonrasında tahsil ettiği meblağlar dikkate alınarak müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tazmin edilen kefalet miktarının takibinin de kredi veren tarafça yürütülecek olup, tahsil edilen miktardan kefalet oranınca KGF'ye aktarılacağını, müvekkilinin iki ödeme alması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkiline ve icra dosyasına davacı borçlu tarafından yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı banka tarafından davacı şirkete kredi ... fonunun kefaleti ile kredi kullandırıldığı, davacı tarafından 4.000.000,00 TL bedelli senet verildiği, banka tarafından Ankara 26. İcra müdürlüğünün 2017/6769 esas sayılı dosyasında toplam 1.159.602,54 TL alacağın tahsili için 29/04/2016 tarihli senede istinaden takip başlatıldığı, bilirkişi raporuna göre davacının dava tarihi itibariyle KGF tahsilatı mahsup edilmeden toplam 948.901,01 TL borcunun bulunduğu, davalı banka ile kredi ... fonu arasında imzalanan protokolün 8/4. maddesine göre kurumun kefaleti ile kullandırılan kredilerin temerrüdü halinde kurumun alacağı dahil kanun takip işlemlerinin kredi veren tarafından yürütüleceği, buna göre kredi ... fonu tarafından yapılan ödeme miktarı kadar davalı bankanın davacı kredi alana takip etme hakkının bulunduğu, bu nedenle kredi ... fonu tarafından yapılan ödemelerin davacının alacağından mahsup edilemeyeceği, dava tarihi itibariyle davalı bankanın dava konusu miktarın üzerinde alacağının bulunduğu, açılan davanın haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkili tarafından takipten sonra davalı bankaya yapılan ödeme kadar borçsuz olduğuna ve ödemelerin takip dosyasından mahsubuna karar verilmediğini, müvekkilinin KGF kefaleti ile kredi kullanma isteğinin davalı banka tarafından kabul edilmesi üzere, davalının müvekkilinden 29/04/2016 tanzim tarihli 4.000.000,00 TL bedelli munzam senedi aldığını, davalının müvekkilden aldığı munzam senede 27/12/2016 tarihinde vadesini sonradan koymak suretiyle icra takibine konu ettiğini, davalının takipte 896.103,13 TL asıl alacak, 2.688,31 TL %0.30 komisyon, 260.811,10 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 1.159.602,54 TL talep ettiğini, davalı bankanın mahrum kalınan karpayı adı altında talep ettiği 260.811,10 TL'ye karşı dava açıldığını, mahkemece bu miktar yönünden davanın kabul edildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/336 Esas 2017/576 Karar sayılı kararı sonrasında takip talebinin 896.103,13 TL asıl alacak, 2.688,31 TL % 0.30 komisyon olmak üzere 898.791,44 TL olduğunu, ayrıca davalının yıllık %9,75 avans faiz talep ettiğini, bilirkişinin genel kredi sözleşmesine dayalı bir takip varmış gibi rapor tanzim ettiğini, mahkemece rapora itirazları dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/336 Esas sayılı dosyası ve dava konusu icra dosyasının kambiyo evrakına dayalı olduğu dikkate alınmaksızın akdi ve temerrüt faizi hesaplaması yapıldığını, oysa dava konusu takip kambiyo takip olup, icra takibinden sonra davalı tarafından yapılan tahsilatların tespiti tahsilat miktarı kadar müvekkilinin borcundan kurtulduğuna karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bankanın 896.103,13 TL asıl alacak üzerinden takibe geçtiği dikkate alınmaksızın ... adı altında 4.776,02 TL borca ilave edilmiş olmasının da hukuki bir dayanağı bulunmadığını, bir an için KGF tarafından ödenen paraların borçtan mahsup edilemeyeceği kabul edilse dahi bu durumda dahi belirtilen tarih ve miktarlarda müvekkili tarafından yapılan ödemelerin dava konusu takibe mahsup edilmesi gerektiğini, dökümü yapılan ödemelerin takipten mahsup edilmemesini gerektiren haklı bir sebep olmadığı gibi mahkeme kararında buna ilişkin gerekçe de bulunmadığını, KGF tarafından yapılan ödemenin borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, KGF tarafından 12/03/2018 tarihinde 608.262,58 TL'yi davalı bankaya ödendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kredi ... fonundan davalı bankaya kefaleten yapılan ödemelerin niteliği hususunda bilirkişinin görüşünü belirtmesinin HMK'ya aykırı olduğunu, KGF tarafından yapılan ödemenin niteliği hakkında da gerekçeli kararda bir değerlendirme yapılmadığını, bu hali ile müvekkilinin gerekçeli karar hakkının da ihlal edildiğini, banka ile kredi ... fonu arasında yapılan protokolün TBK'nun 127. maddesini bertaraf edebilecek hukuki güçte olmadığını, ayrıca protokolünde sadece imzalayanları bağlayacağını, hukukun esas kaynakları kendi içinde yazılı kaynaklar ve yazısız kaynaklar olmak üzere ikiye ayrıldığını, yazılı kaynakların Anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik olup, yazısız kaynakların ise örf ve adet olduğunu, hukukun kaynakları içerisinde davalı banka ile KGF arasındaki protokol olmadığının açık bulunduğunu, bu sebeple, değerlendirmelerin TBK'nun 127. maddesi kapsamında yapılması ve alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hallerde ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur düzenleme gereği hareket edilmesi gerektiğini, davalı bankanın KGF'nin kefaleti nedeniyle müvekkilinin borcuna karşılık ödeme almasının diğer yandan bu ödemenin müvekkili ile KGF arasındaki bir durum şeklinde değerlendirme yapılmasının TBK hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, KGF'nin müvekkili adına kefaleten ödeme yaptıktan sonra koşulları var ise davalı bankaya yaptığı ödeme nispetinde davalı bankaya halef olacağını, ancak bu halefiyetin davalı bankanın KGF adına tahsilat yapması anlamına gelmeyeceğini, bu sebeple davalı bankanın KGF'den müvekkiline kefaleti nedeniyle tahsil ettiği miktarın icra dosyasından mahsup edilmesi gerektiğini, davada iki hususun ileri sürüldüğünü, birincisinin davalı bankanın KGF kefaleti ile kullanılan kredileri KGF'den tazmin talebinde bulunmaksızın takibe konu etmesi ve akabinde KGF'den tahsil ettiği miktarı takip dosyasına bildirilmemesi nedeniyle müvekkili firmanın tahsilat kadar borçlu olmadığının tespiti için dava açıldığını, ikincisi ise müvekkili tarafından teminat olarak davalı bankaya verilen çek ve senetlerin tahsil edilmesine rağmen takip dosyasına bildirilmemesi nedeniyle müvekkili firmanın borçlu olmadığının tespiti için dava açıldığını, bir an için KGF tarafından yapılan ödemenin borçtan mahsup edilemeyeceği kabul edilse dahi bu halde müvekkilinin davalı bankaya teminat olarak verdiği çek ve senetlerin tahsil edilmesi suretiyle yapılan tahsilatın hangi gerekçe takip dosyasından mahsup edilmediğinin belirsiz olduğunu, bu yönüyle de müvekkilinin gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava; genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Yargılama aşamasında banka bilirkişiden alınan 26/02/2019 tarihli kök, 27/10/2020 tarihli ek rapor, Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2017/6769 sayılı takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmesi sureti, hesap kat ihtarı, KGF kefalet protokolü, KGF müzekerre cevabı, Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/336 Esas 2017/576 Karar sayılı kararı, dava dışı ... tarafından davalı bankaya gönderilen 16/02/2018 tarihli yazı sureti, davacı tarafından davalıya gönderilen 04/01/2017 tarihli cevabi ihtarname dosya içerisinde yer almaktadır.

Dava konusu Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2017/6769 sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı ve dava dışı borçlular aleyhine toplam 1.159.602,54 TL alacağın 896.103,13 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 avans faizi işletilmek suretiyle alacağın tahsili talebi ile kambiyo senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığı görülmüştür.

Dava konusu icra takip dayanağı senet incelendiğinde, 29/04/2016 tanzim tarihli, 27/12/2016 vade tarihli 4.000.000,00 TL bedelli senedin keşidecisinin davacı ... ... .... ... .... olduğu anlaşılmıştır.

Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/336 Esas 2017/576 Karar sayılı kararıyla, davacı ... ... ... Ltd. Şti. tarafından davalı T. ... ... Bankası A.Ş. Aleyhine borca itiraz talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2017/6769 sayılı takip dosyasında istenen 260.811,10 TL mahrum kalınan kar payına yönelik takibin durdurulmasına, asıl alacağa işleyecek faiz oranının %9,75 ve değişen oranlarda yürütülmesine hükmedilmiştir.

Dosya içerisinde yer alan genel kredi sözleşmesinin davalı banka ile davacı şirket arasında akdedildiği, 29/04/2016 tarihli sözleşmenin 4.000.000,00 TL limitli olduğu görülmüştür.

Davalı tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek 27/12/2016 tarihli hesap kat ihtarnamesi davacıya gönderilerek toplam 1.407.029,18 TL nakit alacağın ödenmesi, 138.420,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesinin istendiği, davacıya 2 gün atıfet süresi tanındığı, ihtarnamenin davacıya 29/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı şirketin 01/01/2017 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmıştır.

Anılan hesap kat ihtarnamesi üzerine davacı tarafından davalıya gönderilen cevabi ihtarname ile ihtarnamedeki borç miktarı, kar payı oranlarına itiraz edildiği belirtilerek ihtarnamede verilen 2 günlük süre içerisinde ödeme yapılmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir.

Dava dışı ... tarafından davalı bankaya gönderilen 16/02/2018 tarihli yazı ile davacı lehine düzenlenen 27.000,00 TL teminat mektubu iade edilerek bu teminat mektubu nedeniyle alacağın kalmadığı belirtilmiştir.

Davalı banka ile dava dışı KGF arasında akdedilen protokolün 8.1 maddesinde kredi verenin kredi borçlusu hakkında icra takibi başlattıktan sonra fondan tazmin talebinde bulunabileceği, 8.6 maddelerinde fonun kredi verene karşı kefaletinin tazmininden doğan alacağı tamamen tahsil edilinceye kadar yararlanıcı ve kefilleri aleyhine başlatılmış bulunan kanuni takibi sürdürmenin kredi verenin yükümlülüğünde olduğu hükme bağlanmıştır.

KGF'ye yazılan müzekkereye verilen 25/07/2019 tarihli cevapta davacının kullandığı kredinin %75'ine tekabül eden 1.125.000,00 TL kadarına KGF'nin kefil olduğu, davalı bankanın tazmin talebi üzerine 12/03/2018 tarihinde 608.262,58 TL ödendiği, protokol gereğince tazminden sonra dahi takip işlemlerinin kredi veren banka tarafından yürütüleceği, KGF ödemesinin tahsilat niteliği taşımadığı bildirilmiştir.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve itiraz üzerine alınan ek raporda, davacının 01/01/2017 tarihinde temerrüte düştüğü, takip tarihi itibarıyla davalının davacıdan 896.103,13 TL asıl alacak, 4.776,02 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 900.879,15 TL alacaklı olduğu, dava tarihi itibarıyla KGF tahsilatı mahsup edilmezse davalının davacıdan 823.615,93 TL asıl alacak, 125.285,08 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 948.901,01 TL alacaklı olduğu, KGF tahsilatı mahsup edilirse davalının davacıdan dava tarihi itibarıyla 276.857,72 TL asıl alacak, 21.519,92 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 295.377,64 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

KGF tarafından dava tarihinden önce, dava konusu icra takip tarihinden sonra 12/03/2018 tarihinde KGF tarafından davalı bankaya 608.262,58 TL ödeme yapıldığı dosya içeriğiyle sabittir.

Davacı yan KGF kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı bankadan kredi kullandığını, davalının KGF'ye başvurmadan kredi alacağına binaen kredi sözleşmesi sırasında verilen senede dayalı olarak icra takibi başlattığını, takip tarihinden sonra KGF tarafından yapılan ödemenin alacaktan mahsup edilmediğini, yapılan ödemelerin icra dosyasına bildirilmediğini, alacaktan mahsup edilmediğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasında davacı ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı tarafından kredi hesapları kat edilerek verilen atıfet süresi geçtikten sonra davacı aleyhine senede dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, takip tarihinden sonra KGF tarafından bir kısım ödeme yapıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davalının davacıdan talep edebileceği alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davacının KGF kefaleti nedeniyle KGF'ye başvurmadan davacı aleyhine icra takibi başlatıp başlatamayacağı, başlatabilecek ise KGF tarafından takip tarihinden sonra yapılan ödemenin gözetilmesinin gerekip gerekmediği, davacı tarafından yapılan ve icra dosyasına bildirilmeyen bir alacak bulunup bulunmadığı, davacının dava tarihi itibarıyla davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı ile davalı arasında 29/04/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, davacı tarafından davalıya ayrıca davalının lehtar, kendisinin borçlu olarak imzasının yer aldığı 29/04/2016 tanzim tarihli kambiyo senedi verilmiştir. Davacının genel kredi sözleşmesi ve senetteki imzalarına yönelik bir inkarı bulunmamaktadır.

Davacı tarafından davalı bankadan kullanılan kredi dava dışı KGF'nin kefaleti ile kullanılmıştır. Davalı banka ile dava dışı KGF arasında akdedilen protokol dosya içerisinde yer almakta olup, anılan protokolün 8.1 maddesinde kredi verenin ancak icra takibi başlattıktan sonra fondan tazmin talebinde bulunabileceği açıkça hükme bağlanmıştır.

Bu durumda, KGF ile davalı arasında akdedilen protokol hükmü gereğince davalı banka tarafından genel kredi sözleşmesi ile aynı tarihte tanzim edilerek davacı tarafından verilen senede dayalı olarak icra takibi başlatmadan önce KGF'den tazmin talebinde bulunamayacağı, KGF'den tazmin talebinde bulunmasının ön koşulunun borçlu davacı hakkında icra takibi başlatılması olduğu, takip tarihinden önce davalının KGF'den tazmin talep etmeden davacı hakkında icra takibi başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Burada tartışılması gereken bir diğer husus, davacı aleyhine icra takibi başlatan davalı bankanın takip tarihinden sonra KGF'den tazmin talep etmesi üzerine dava tarihinden önce, takip tarihinden sonra KGF tarafından davalı bankaya 12/03/2018 tarihinde yapılan 608.262,58 TL ödemenin borçtan mahsup edilmesi gerekip gerekmediğidir.

Kural olarak takip tarihinden sonra, dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen alacağa yönelik yapılan ödemelerin borçtan mahsup edilmesi gerekir.

Dava dışı KGF ile davacı banka arasında akdedilen bila tarihli protokolün 8. maddesinde KGF tarafından ödenen miktarın kredi veren tarafından takip edileceği açıkça hükme bağlanmıştır. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere KGF tarafından ödeme yapıldıktan sonra da, kredi veren davalı banka tarafından başlatılan icra takibinin sürdürülmesi bankanın yükümlülüğüdür. Bu durumda KGF tarafından takip tarihinden sonra ödeme yapılmış ise de, bu ödeme davacı kredi borçlusu lehine yapılan bir ödeme vasfı taşımayıp banka ile KGF arasında akdedilen protokol kapsamında davalı banka KGF ödemesine ilişkin de alacağın tahsili için icra takibine devam etmekle yükümlü bulunduğundan takip tarihinden sonra yapılan KGF ödemesinin borçtan mahsup edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile istinaf dilekçesinde dava tarihinden önce, takip tarihinden sonra yapıldığı ileri sürülen 10.04.2017 tarih 21.364,37 TL, 10.04.2017 tarih 1.336,15 TL, 10.04.2017 tarih 21.363,00 TL, 10.04.2017 tarih 6.199,08 TL, 19.04.2017 tarih 5.313,46 TL, 19.04.2017 tarih 3.812,97 TL, 09.05.2017 tarih 22.700,52 TL, 11.05.2017 tarih 3.133,33 TL, 11.05.2017 tarih 2.180,13 TL, 22.05.2017 tarih 3.812,97 TL, 09.06.2017 tarih 3.422,07 TL ödemelerin tamamı gözetilerek davalı bankanın takip ve dava tarihi itibarıyla davacıdan alacaklı olduğu miktar tespit edilmiş olup, dava tarihi itibarıyla davalının dava konusu miktarın üzerinde alacağı bulunduğu anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, mahkemece ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu anlaşılan bilirkişi kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 

2. Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 

3. Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   	

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/06/2024

.....

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevap29/12/2018ankaraTARİHİhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim