SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 21. HD 2024/774 E. 2024/790 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/774

Karar No

2024/790

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/774 Esas 2024/790 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/774

KARAR NO : 2024/790

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 06/05/2024

NUMARASI : 2024/279 Esas (Ara Karar)

İHTİYATİ HACİZ

TALEP EDEN DAVACI :

KARŞI TARAF

DAVALILAR :

VEKİLİ :

TALEP : İhtiyati Haciz

TALEP TARİHİ : 04/03/2024

KARAR TARİHİ : 12/06/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2024

İhtiyati haciz isteminin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı ihtiyati haciz talep eden vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA VE TALEP

Davacı dava dilekçesinde özetle; dava dışı müflis ... A.Ş.'nin hissedarı olduğunu, davalıların ise şirketin hakim ortağı pozisyonunda bulunan ve yönetimini fiilen gasp eden müflis ... ve aile efradı olduğunu, davalıların ... A.Ş.'nin de iflasına sebebiyet verdiklerini, davalı ..., ... ve kendisi hakkında iflas kararı verildiğini, iflas kararından sonra müflislere iflas idare memurları atandığını, ikinci alacaklılar toplantısında alınan karar gereğince iflas idare müdürlüğünün müflisleri kendileri arasında açtıkları davaların menfaat çatışması olduğu gerekçesiyle davanın takip edilmeyeceğini bildirdiğini, taraflar arasında menfaat çatışması bulunduğundan davanın zorunlu olarak tarafından açıldığını, müflis ... A.Ş.'nin yöneticisi olan davalıların gerçekleştirdiği hukuksuz işlemlerle şirketin için boşalttıklarını, bazı alacaklıların talebi üzerine şirket hakkında iflas kararı verildiğini, şirketin uğradığı zararın tazmini amacıyla sorumluluk davası açılması için iflas idaresine başvurulduğunu, iflas idaresinin alacaklılara durumu bildirdiğini, alınan kararda sorumluluk davası açılmamasına karar verilerek bunun kendisine bildirildiğini, iflas idaresinin bu kararı nedeniyle pay sahibi sıfatıyla davanın açıldığını, hukuken geçersiz bir belge ile kendisini yönetim kurul başkanı seçtiren ve şirketi tek başına temsil yetkisi olan davalı ...'ın ilk işinin şirketin tek maddi varlığı olan inşa edilen iş merkezinin %25 payına tekabül eden hissesini, hisselerinin %95'i kendisine, %5 hissesi de diğer şüphelilere ait olan ... A.Ş.ne belediyenin asgari değeri üzerinden 3.279.797,90 TL'ye satmak olduğunu, bu satış karşılığında şirketin kasasına nakit para sokulmadığını, satış karşılığında ... A.Ş. tarafından düzenlenen 3.279.797.60 TL tutarında bir çek alındığını, bu çekin alındığı gün davalı ...'ın kızı ve yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'ya ciro edilerek, ...'nın şirkete 3.279.797.90 TL borçlandırıldığını, şirket kasasında bulunması gereken 3.279.797.90 TL'lik tutar, davalı ...'in borçlandırılması suretiyle şirket kasasından çıkarıldığını, ancak davalı ...'in şirket kayıtları uyarınca halen borçlu göründüğünden, davalıların bir şekilde bu borcu nasıl sileceklerini düşünerek patent devri adı altında bir kurgu ile şirkete borçlu olan davalı ...'in borcunu da sıfırladıklarını, şirketin elinde kıymetsiz bir patent hissesi kaldığını, davalı ... tarafından rüzgar türbini kulesi ile ilgili incelemesiz bir patent başvurusu yapıldığını, bu başvuru sonrasında davalı ...'a 17/01/2018 tarihinde incelemesiz patent verildiğini, tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğini, mevzuat uyarınca patent devirlerinin noterde yapılması gerektiğini, noterde yapılan patent devir sözleşmesi ile davalı ...'a ait patentin %27.06 oranındaki kısmının o tarihte müflis olan davalı ... tarafından 1.000,00 TL karşılığında kızı davalı ...'ya devredildiğini, aynı gün patentin %27.06 oranındaki kısmının sahibi olan davalı ...'nın sahip olduğu patent hissesinin %12.96 oranındaki kısmını (yani patentin takriben %3,5'ini) 129,60 TL bedelle davalıların yönetiminde bulunduğu ... A.Ş.'ye devrettiklerini, devir tarihinde SPK mevzuatı uyarınca tasfiye halinde bulunan yani mal varlığını tasfiye etmek dışında bir işlem yapmaması gereken ... A.Ş.'nin nasıl patent satın alarak, hem de faaliyet alanıyla alakası olmayan bir patenti satını alarak mal varlığı tasfiyesi yaptığını anlamanın mümkün olmadığını, ... A.Ş.'ne 129.60 TL bedel ile devredilen patentin, haricen değerlendirmesinin yapılarak 3.279.797.90 TL bedelle muhasebeleştirildiğini, şirket yasal olarak noterde yapılması zorunlu olan bir işlemde 129 TL'ye satın aldığını kabul ve ikrar ettiği bir mal varlığı için, daha sonra uydurma bir değerleme yaptırarak 3.279.797.90 TL ödediğini, davalı ...'nın, ... Ticaret ve Hizmetleri A.Ş.'ye patent devri yapması karşılığında şirkete olan 3.279.797.90 TL tutarındaki borcunun kapatıldığı bilgisine ulaşıldığını, bedeli noter satış sözleşmesinde kayıt altına alınmasına rağmen, şirket yönetimini gasp eden ve bu eylemlere iştirak eden davalıların kendilerinin bulduğu uydurma bir değerleme şirketinden güya patent değerlenmesi yaptırıp, şirketin 3.279.797.90 TL'sinin davalı ...'e aktarımına karar verdiğini, şirketin resmen 129,60 TL'ye satın aldığı patent payı için, her nedense 3.279.797.90 TL ödenmesi gibi bir usul izlenerek şirketin içi boşaltıldığını, geçersiz sözleşme ile şirket mal varlığını beraberce azaltan şahısların bu neticeden sorumlu olduklarını, gayri maddi bir hak alan patentlerin maliyet bedeli üzerinden muhasebeleştirileceğini ve yeniden değerlendirme yapılamayacağını, patentin devredildiği tarihte söz konusu patent ile ilgili bir değerlendirme raporu ortaya çıktığını, raporda söz konusu patentin değerinin 93.523.850,00 TL olduğu iddia edildiğini, esas olanın devir sözleşmesine yazılan rakam olduğunu, ... A.Ş.'ye devir edilen patent ile ilgili devir sözleşmesinde patent bedelinin 129,60 TL olarak yazıldığını, yasal durum böyle iken ... A.Ş.'nin yöneticilerinin rapordaki 93.523.850,00 TL değeri esas alarak ve şirketir patentteki payını oranlayarak 129,60 TL'ye devir alınan patenti, şirketin muhasebe kayıtlarına 3.279.797.90 TL olarak işlediklerini, davalı ...'nın şirkete olan 3.279.797.90 TL borcunu sildiklerini, patent devir sözleşmesi ile muhasebe kayıtları arasındaki çelişkiyi gidermek amacı ile İflas İdaresinin patentlerin muhasebeleştirilmesine ilişkin olarak Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığından özelge talebinde bulunduğunu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının açıklamasının gereği olarak, ... A.Ş.'de maliyet bedeli 129.60 TL olan patentin 129,60 TL olarak muhasebeleştirilmesi ve hiçbir şekilde yeniden değerlendirme yapılmaması gerektiğinin belirtildiğini, şeklen davalılardan oluşan şirket yönetiminin, mevzuata aykırı olarak 129,60 TL bedel ile devir aldıkları bir patenti, yeniden değerlendirme yaptırarak, gerçek değerinir 3.279.797.90 TL olduğu iddiasıyla, bu tutar üzerinden muhasebeleştirmeleri ve yönetim kurulu üyesi davalı ...'nın şirkete olan 3.279.797.90 TL tutardaki borcunun, şirkete sattığı patentin bedeli olarak silinmesinin yasalara olduğunu, davalı ... ...'a yapılan ödemeden tüm davalıların beraberce sorumlu olduklarını belirterek şirketin (3.279,797.90 - 129,60) 3.279.668,30 TL zarar etmesine sebebiyet veren davalılardan bu zararın avans faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline, öncelikle şirketteki sermaye payı oranındaki kısmının tarafına ödenmesine, bakiyenin mevzuata göre masaya tevdine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İhtiyati haciz isteyen talep dilekçesinde özetle; davalıların işbirliği içerisinde şirketin yönetim kurulu üyesi ...'dan 129.60 TL bedel ile satın aldıkları bir patenti, mevzuata aykırı olarak değerlendirip, işlem geçerli olarak değerlendirildiğinde yasal olarak sadece 129,60 TL şirket borcu bulunmasına rağmen, 3,279.797.90 TL olarak muhasebeleştirdiklerini ve bu bedeli, ... ...'ın şirkete olan borcuna mahsup ederek, şirketi 3.279.797.90 TL zarara soktuklarını, gerçekleştirdikleri hukuka aykırılık seviyesi nazara alındığında, davalıların hiçbir şeyden sakınmadan, ilgili tüm hukuk kurallarını ihlal ederek işlemleri gerçekleştirdiklerini, Şirketin zararına sebebiyet veren davalıların varlıklarını üçüncü kişilere devir etmeleri halinde huzurdaki davanın kazanılabilse bile alacağın tahsil imkanı kalmayacağını, bu sebeple davalıların mal varlıkları üzerine ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece 06/05/2024 tarihli ara kararı ile davacının, davalıların kanuna aykırı hareket ederek şirketi zarara uğrattıkları iddiası ile oluşan tazminat alacağının varlığı ve muacceliyetinin yargılamayı gerektirdiği, dosya kapsamında tazminat koşullarının yaklaşık olarak ispat eder mahiyette delil sunulmadığı, bu itibarla İİK'nın 257 ve devamı maddeleri kapsamında ihtiyati haczin koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati haciz talep eden davacı istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Müflis ... A.Ş nin aktifinde bulunan “... adresindeki ... parselde inşa edilen iş merkezinin %25 payı, 20.09.2018 tarihinde hisselerinin tamamı davalılara ait olan “... A.Ş” ne 3.279.797,90 TL bedel ile satıldığını, satış bedelinin, 28.09.2018 günü saat 11.36.18 de 3.279.797,90 TL tutarında bloke çek olarak ödendiğni, ancak bu çekin, aynı gün ve saatte ciro edilerek (beyaz ciro) kullanım hakkının ... A.Ş ve .....A.Ş de aynı anda yönetim kurulu üyesi olan ...’ya verildiğini, ...'nın ise, 28.09.2018 günü saat 11:42:23 de çeki nakde çevirip parayı hisselerinin tamamı davalılara ait olan ... Holding A.Ş'ne (... ve ailesinin kuruduğu yeni şirket) ödeyerek taşınmaz satışından elde edilmesi gereken parayı kendi şirketlerine aktardığını, şirket resmi defterlerinde, binanın satış bedeli için ...….A.Ş'den alınan 3.279.797.90 TL tutarında Z1013903 no'lu çekin, ...’ya ciro edildiğinden 29.09.2018 tarih 00011 nolu yevmiye kaydında 136.03 ... hesabına borç olarak kaydedildiğini, ...'nın, babası ...’tan 129,60 TL bedel ile satın aldığı patenti, Ankara 9. Noterliğinin 31.12.2018 tarih 29171 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile 129.60 TL bedelle ... …..A.Ş'ne sattığını, ancak bu patent ile ilgi harici bir değerlendirme yaptırılarak şirket resmi defterlerine 3.2799.797,90 TL olarak kaydedildığını ve ...’nın şirkete olan 3.279.797,90 TL borcunun kapatıldığını, böylelikle gayrimenkul satışından elde edilmesi gereken gelirin, şirket hesabına girilmediğini, davalıların sahibi olduğu şirkete aktarıldığını, İflas İdaresinin konu ile ilgili özelge talebi üzerine, Maliye Bakanlığı Ankara Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının şirket nezdinde yaptığı denetim sonucu düzenlenen 23.10.2023 tarihli raporun 4.3 maddesinde bu husus değerlendirildiğini ve sonuç olarak; “……6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında iktisap edilen söz konusu patent hakkının ,iktisabını müteakiben gayri maddi hak olarak maliyet bedeli üzerinden aktifleştirilerek yukarıda yer alan hükümler uyarınca ifa edilmesi gerekir…” hükmü esas alınarak 129,60 TL bedel ile iktisap edilen ancak 3.279.797,90 TL olarak muhasebeleştirilen kayıt iptal edilmiş, patent devir sözleşmesine dayanarak haklar hesabına alınan patent için 2018 yılında ayrılan 218.653,19 TL amortisman giderinin Genel Yönetim Giderleri içerisinde çıkarılarak dönem kazancına eklenmesine…” karar verildiğini, Ankara Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının raporu kesinleşmiş olup, bu karar doğrultusunda işlem yapılarak, patent satış bedelinin 129,60 TL olarak tashih edildiğini, huzurdaki davada kanuna aykırılığın, Noterden devir edilen bir patentin değerinin resmi defterlere nasıl kaydedileceğine ilişkin olup, davalıların savunmalarında, devir alınan bir patentin haricen yeniden değerlendirilebileceğini ve bu yeni değer üzerinden resmi kayıtlara işlenebileceğini savunduklarını, bu nedenle 129.60 TL bedel ile devir alınan patentin, haricen bir firmaya 3.279.797.90 TL olarak değerlendirildiğini, şirket kayıtlarına 3.279.797.90 TL olarak işlendiğini ve davalı ...’nın şirkete olan 3.279.797.90 TL borcunun kapatılarak, şirketin zararına sebebiyet verildiğini, Vergi Denetim raporu ile, gayrimenkul satışında elde edilen 3.279.797,90 TL gelirin muhasebe hileleri ile ...’nın hesabına aktarıldığı ispatlandığını ve kesinleşen şirket zararının ...’dan tahsili için huzurdaki davanın açıldığını, ihtiyati haczin koşullarının oluştuğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Aleyhine haciz talep edilen vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ihtiyati haciz talep eden tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Talep; İİK'nın 257. maddesine dayalı ihtiyati haciz kararı istemine ilişkindir.

İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nın 257. maddesi, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemeden olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır.

Somut olaya gelince, davacı yanca anonim şirket yöneticilerinin şirketi uğrattıkları zararın tazmini istemine yönelik olarak açılan işbu davada ihtiyati haciz talep edilmiş ise de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacı yanın tazminatı yaklaşık olarak ispata yönelik delil sunması gerektiği, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre İİK'nun 257 ve devamı maddeleri kapsamında ihtiyati haczin koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla

ilk derece mahkemesinin gerekçesi de gözetilerek ihtiyati haciz talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygundur.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından ihtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1. İhtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. İstinafa başvuran ihtiyati haciz talep eden davacının adli yardım istemi ilk derece mahkemesinin 21/10/2021 tarih ve 2021/678 Esas kararıyla kabul edilmiş olduğundan, adli yardımdan yararlanan ihtiyati tedbir isteyen davacıdan HMK'nın 335/3. maddesi uyarınca istinaf başvuru ve karar harcı alınmasına yer olmadığına, 

3. İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/06/2024

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararHacizankaranumarasıİhtiyatihükümtalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim