Ankara BAM 21. HD 2023/1870 E. 2024/73 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2023/1870
2024/73
17 Ocak 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1870 Esas 2024/73 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1870
KARAR NO : 2024/73
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/09/2023
NUMARASI : 2021/700 Esas 2023/510 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVA : Taşıtların Zilyetliğin İadesi - Tazminat - Ecrimisil
DAVA TARİHİ : 02/12/2021
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/02/2024
Taraflar arasındaki taşıtların zilyetliğin iadesi, tazminat, ecrimisil istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ile dava dışı ...'in müvekkili şirketin ortakları olduğunu, davalı ...'nın şirket müdürü, diğer davalının ise müdürler kurulu başkanı sıfatı bulunduğunu, 21 Haziran 2021 tarihinde alınan kararla, davalı ...'in müdürler kurulu başkanlığına son verildiğini ve dava dışı ...'in genel kurul başkanı olarak seçildiğini, şirketin kurucu ortakları arasında yakın akrabalık bağı bulunduğunu, davalıların zamanla ortaklar arasındaki güven ve saygı bağını kötüye kullanmaya başladıklarını, davalılar ile dava dışı ortak ...'in müvekkili şirkette mevcut ortaklığa son vermek maksadıyla görüşmeler yaptığını, görüşmelerin olumsuz geçmesi üzerine davalıların müvekkili aleyhine bir takım faaliyetler gösterdiklerini, mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan 3 adet aracın 14 Ağustos 2021 tarihinde götürülerek bir daha getirilmediğini, davalı müdür ...'nın ve davalı ortak ...'in 14 Ağustos 2021 tarihinden itibaren 12 Ağustos 2021 tarihinde kurulan ... İnş San. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde faaliyet gösterdiklerini, müvekkilinin maliki olduğu araçların anılan şirketin bünyesinde ve müvekkili menfaatlerine aykırı olarak kullanıldığını, davalıların müvekkilinin müşteri portföyünü yeni kurdukları ... şirketine aktardıklarını, müvekkilinin araçlarını götürdüklerini, müvekkili şirket gelirleriyle alınan taşınmazların müvekkilinden kaçırıldığnıı, davalıların müvekkili ile olan fiili irtibatlarını kestiğini, müvekkilinin ekonomik olarak zor duruma düştüğünü, bu sürede gerçek kişilerden 1.000.000,00 TL borç alınmak zorunda kalındığını, müvekkilinin araç açığını bir başka şirketten aldığı ödünç araba ile giderdiğini, davalıların araçları ilk kullandıkları anda yani müvekkili ile fiili olarak bağlarını koparmadan müdür/ortak/satış sorumlusu olarak çalıştıkları dönemde haklı ve iyi niyetli zilyetken 21/08/2021 tarihi itibarıyla haksız ve kötüniyet zilyet konumuna düştüklerini, zilyetliğinde bulundurdukları araçları iade etmeleri gerektiğini belirterek araçlar üzerindeki zilyetliğin müvekkili şirkete iadesine, tespit dosyasında yapılan masrafların davalılardan faiziyle birlikte alınarak müvekkiline ödenmesine, 21/08/2021 tarihinde araçlar üzerindeki zilyetliklerin sona erdiği tarihe kadar olan geçen sürede araç kiralama ücretinin ve araçlarının kullanılmasından doğabilecek diğer zararların tespit edilerek davalılardan faiziyle birlikte alınıp, müvekkiline ödenmesine, araçlar bilgileri haricinde satılmış ise değerlerinin tespit edilerek davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini, araçların şirkete teslimine, dava dilekçesinde belirtilen 3.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, kira bedeli olan 79.274,60 TL'nin davalılardan müteselsilen, 309.660,00 TL'nin davalı ...'dan, 306.560,00 TL'nin davalı ...'ten ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı ...'nın dava konusu araçların teslim edildiği belirtilen dönemde ve halen davacı şirketin yetkilisi olduğu, davalı ...'in ise dava konusu araçların teslim edildiği belirtilen tarihlerde şirket müdürü ve müdürler kurulu başkanı olup, davanın davalıların şirket yetkilisi ve temsilcisi oldukları dönemde kendilerine teslim edilen araçların iade edilmesi talebine yönelik olarak yöneticinin sorumluluğu kapsamında açılan dava niteliğinde bulunduğu, dava konusu taleplerin TTK'nun 553. maddesi kapsamında kalması ve anılan madde yönünden yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı bulunmasının dava şartı niteliğinde bulunduğu, davacı tarafından dava konusu ile ilgili olarak davalılar hakkında yönetici olmaları nedeniyle sorumluluk davası açılmasına yönelik alınan bir kararın dosyaya sunulmadığı, sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı alınması dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zilyetliğin iadesi ve tazminat talepli olup, sorumluluk davası olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın müvekkiline ait araçların davalıların kullanımına verilmesi, davalıların müvekkili ile fiili bağlarını kesmeleri sonucunda araçların zilyetliklerinin istenmesi olduğunu, zilyetliğin hukuki bir işlem olmadığını, zilyetliğin esasen sahibi olunsun veya olunmasın bir malı kullanmak ve elinde bulundurmak hali olup, zilyetliğin fiili hakimiyet hali olduğunu, durum tespiti olarak, eşyayı elinde bulundurma halini tanımladığını, davanın davalılara yöneltilmiş olmasının sebebinin araçların davalıların zilyetliğinde olması olduğunu, davalılardan ...'nın halen müdür olması ve ...'in dava açılmadan önce 21/06/2021 tarihine kadar müdürler kurulu başkanı olmasının dava ile bir bağı bulunmadığını, TTK'nun 553. maddesine göre açılacak olan davalarda genel kurul kararı alınma zorunluluğu bulunmadığını, TTK'nun 553. maddesi içerisinde genel kurul kelimesinin bile geçmediğini, sorumluluk düzenlemelerinde sorumluluk davası açılması kararının genel kurula özgülendiğini belirten açık bir hüküm olmadığı gibi davanın şirket tarafından açılacağının belirtildiğini, şirket adına hareket edecek organın yönetim kurulu olması karşısında, yönetim kurulunun dava açmasını engelleyen bir düzenleme de bulunmadığını, şirket haricinde pay sahipleri ve alacaklılara da dava hakkı tanınmış olsa bile bu kişilerin de zararın şirkete ödenmesini talep edebilecekleri göz önünde bulundurulduğunda, yine şirket davacı olarak öncelikli kaldığını, genel kurulda sorumluluk davası açılmasına yönelik alınacak kararların bir izinden ziyade dava açılması gerektiğine yönelik bir irade olarak değerlendirilmesi gerektiğini, genel kurulda sorumluluk davası açılması yönünde bir karar alınması üzerine yönetim kurulunun ya davayı açacağını, ya da alınan kararın iptalini talep edebileceğini, nitekim genel kurul kararlarını uygulamaya geçirmekle görevli organın yönetim kurulu olduğunu, bu kararların uygulanmamasından da ayrıca sorumluluğunun doğacağını, TTK'nun 375/1-f madde hükmünde yönetim kurulunun görevleri arasında genel kurul kararlarının yürütülmesinin de yer aldığını, sorumluluk davası açılmasına şirket karar vereceğinden, öncelikle bu yetkinin yönetim kurulunda olduğunu, davayı mevcut yönetim kurulunun açması gerektiğini, yönetim kurulunun ya bu davayı açacak ya da sorumlu olmadığını düşünüyor ve bu kararı uygulanmaması gereken bir karar olarak değerlendiriyorsa, genel kurulda alınan sorumluluk davası açılması kararına karşı iptal davası açacağını, Yargıtay kararlarının değişme ihtimalinin bulunduğunu, içtihatların kanunların elverdiği ölçüde yorum ve takdir yetkisi ile oluştuğunu, zaman içerisinde değişebileceğini, zaman içerisinde de pek çok Yargıtay içtihadının değiştiğinin unutulmaması gerektiğini, yüzde elli pay ile bölünmüş olan şirketlerde genel kurul kararının aranmaması gerektiğini, aksi halde, şirketler yönünden zararın giderilmesi için sorumluluk davası açma imkanının bulunmayacağını, kanunun sorumluluk davasında öncelikli dava açma hakkını şirkete tanıması ve her şartta (ortakların/alacaklıların açtığı davalarda) tazminatın şirkete ödenecek olması karşısında bu imkansızlık halinin, kanunun sistematiğine aykırı düşeceğini, ancak yüzde elli pay ile bölünmüş limited şirketlerde, sorumluluk davası için aranan haklı sebebin (zararın) gerçekleşip gerçekleşmediğini ya da adil olup olmadığını değerlendirecek bir genel kurul ortamı bulunmadığını, söz konusu uyuşmazlığın, en az bir ortağın müdür olma zorunluluğu sebebiyle ortaklar arasında cereyan ettiğini, dolayısıyla sorumluluk davasının karşılıklı taraflarının ortaklar olup, zararın gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdirini mahkemenin yapacağını, Kanunda açıkça düzenlenmemiş olan sorumluluk davasında genel kurul kararının dava şartının uyuşmazlıkların kilitlenmesine ve uyuşmazlığın çözümünün uzamasına sebep olduğunu, sorumluluk davası açılması isteyen ortağın, aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, müdürün alınan bu genel kurul kararına karşı iptal davası açabileceğini, müdür sorumluluk davası açmakta ihmalkar davranıyorsa diğer ortağın mahkemeye başvurup, söz konusu dava için kayyum atanmasını isteyebileceğini veya davayı kendisinin açıp takip edebileceğini, Yargıtay’ın genel kurul kararını dava şartı olarak gören bu zorlama görüşünün işleri daha da karışık hale getirdiğini, şirketi zarara uğratan müdür hakkında sorumluluk davası açılmasını imkansız kıldığını, davalıların tam olarak aynı müşteri çevresinde, aynı bölgede rekabet yasağına yönelik yükümlülüklerini ihlal ettiğini, dava dışı ...'in, 12/08/2021 tarihinde kurduğu ... Ltd.Şti.'nin tüm hisselerini şirketin kuruluşundan 20 gün sonra, 01/09/2021 tarihinde davalıların kuzeni olan dava dışı ...'e devrettiğini, müvekkili ile davalılar arasında haksız rekabet davasının halen derdest olduğunu, bu davanın dışında açılmış olan pek çok dava bulunduğunu, davalı ...'in ikamet ettiği taşınmazın, müvekkil şirket gelirleriyle alındığını, davalı ... adına kaydedildiğini, ancak davalı ...'in 03/06/2021 tarihinden bu yana bu taşınmazda ikamet ettiğini, yine davalıların müvekkili şirketin feshi için birlikte dava açıp, davada birlikte hareket ettiğini, hukuk davalarının yanında, davalıların hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanmak suçundan birlikte yargılandıkları ceza davası bulunduğunu, davalıların 21/08/2021 tarihinden bugüne kadar (ve halen devam etmektedir) haksız ve kötü niyetli zilyet konumunda olduklarını, mahkemenin kararına esas alması gereken tarihin 21/08/2021 olduğunu, bu tarihte davalı ...'in müdürler kurulu başkanı olmadığını, bu sebeple her ne olursa olsun davalı ... hakkında davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi kararının hatalı bulunduğunu, şeklen kararın gerekçesi varsa bile kararda uyuşmazlıkla ilgili sonuca varılmasında kullanılan takdir yetkisinin sebeplerinin makul bir şekilde gerekçelendirilmediğini, her ne olursa olsun davalı ... yönünden dava şartının aranmayarak işin esasına girilmesi ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kararda davalılar hakkında dava şartı ile ilgili vurgu ve değerlendirme araçların teslim edildiği tarih üzerinden yapıldığını, niçin araçların teslim edildiği tarihe vurgu yapıldığı niçin haksız ve kötü niyetli zilyet olunan 21/082021 tarihinin dava şartı olarak değerlendirilmediğinin açıklanmadığını, davalıların araçları teslim etmediklerini, haksız ve kötü niyetli zilyet oldukları 21/08/2021 tarihinin dava şartının incelenmesi gereken tarih olduğunu, öncesinin uyuşmazlık konusu olmadığını, mahkemenin dava şartı ile ilgili baz aldığı tarihin de hatalı bulunduğunu, davalıların 14/08/2021 tarihi itibarıyla müvekkili ile olan fiili bağlarını sonlandırdığını, o tarihten sonra gizli ortakları oldukları dava dışı ... bünyesinde ticari faaliyetlerini sürdürdüklerini, davalıların 14/08/2021 tarihinde araçları bir hafta daha kullandıktan sonra teslim etmek üzere yanlarında götürdüklerini, ancak müvekkili şirkete ait araçları müvekkilinin bilgisi dışında dava dışı ... bünyesinde kullanıldığını, araçların davalılardan defalarca istenildiğini, davalıların araçları müvekkiline teslim etmediğini, dava şartı yönünden bir değerlendirme yapılacak ise bu değerlendirmenin davalıların araçları teslim etmedikleri, haksız ve kötü niyetli zilyet oldukları 21/08/2021 tarihi baz alınarak bu tarihten sonrası için yapılması gerektiğini, öncesi uyuşmazlık konusu olmadığını, davalı ... yönünden genel kurul kararı hiçbir şart ve koşulda gerekmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, şirket müdürü olan davalı ... ve dava tarihinden önce müdürler kurulu başkanı olan ...'e teslim edilen 3 adet aracın zilyetliğinin iadesi, satılmış olması halinde araç bedellerinin tazmini, davalıların araçlardaki zilyetlik halinin haksız duruma geldiği tarihten itibaren her bir araç için ayrı ayrı kira bedellerinin tespiti ile davalılardan tahsili, araçların kullanımından doğabilecek zararların ve tespit dosya masraflarının tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı tarafından davalılara gönderilen ihtarname ile davalıların davacıya gönderdiği cevabi ihtarname, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/248 D. İş sayılı tespit dosyasında hasar uzmanı ve makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 24/11/2021 tarihli rapor, davacı şirket kuruluş ilanına ilişkin 22/03/2017 tarihli TTSG sureti ile 21/06/2021 tarihli TTSG sureti, yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 05/07/2022 tarihli kök, 19/02/2023 tarihli ek rapor, davacı şirket 18/06/2021 tarihli ortaklar kurulu kararı, dava konusu 3 adet araca ilişkin araç ruhsatları, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı dosya içerisinde yer almaktadır.
Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/248 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan tespit raporunda, işbu dava konusu ... marka aracın 240.000,00 TL, ... marka aracın 250.000,00 TL, ...marka aracın 87.500,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı şirket 18/06/2021 tarihli ortaklar kurulu kararında, davalı ...'in müdürlükten azline ve yetkilerinin iptaline, davalı ...'nın müdürlük süresinin devamına, ...'in müdürler kurulu başkanı olarak seçilmesine karar verildiği görülmüştür.
Davacı şirketin kuruluş ilanının yapıldığı 22/03/2017 tarihli TTSG'nden davacı şirkette davalı ...'in müdürler kurulu başkanı, davalı ...'nın müdür olduğu, davalıların münferiden davacı şirketi temsil ve ilzam yetkileri bulunduğu anlaşılmış, 21/06/2021 tarihli TTSG'nden ise müdür/müdürler kurulu başkanı ...'in görevinin sona erdiği, ...'in müdür/müdürler kurulu başkanı seçildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu 3 adet araca ait araç ruhsatlarından, araçların davacı şirket adına tescil kaydının bulunduğu görülmüştür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, 21/08/2021 tarihi ve sonrası dönem için araçların kira bedelleri tespit edilmiştir.
Yargılama aşamasında mahkemece 23/02/2023 tarihli celsede davacı vekiline halen davacı şirket müdürü olan davalı ... yönünden sorumluluk davası açılması hususunda alınmış genel kurul kararı varsa sunması için 2 haftalık süre verilmiş, davacı vekili 10/05/2023 tarihli dilekçesi ile ara karardan rücu edilmesini, aksi halde davalı ... hakkındaki davanın tefrik edilmesini, davalıların şirkette %50 hissedar olmalarının genel kurul kararının alınması sürecini yavaşlattığını, genel kurul kararının alınmasının temmuz 2024 tarihinden önce imkan bulunmadığını belirterek genel kurul kararının sunulması için 1 yıl süre verilmesi talep edilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden davalı ...'nın %25, davalı ...'in %25, dava dışı ...'in %50 oranında davacı şirketin ortakları olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalılara gönderilen 29/09/2021 tarihli ihtarname ile, ağustos 2021 öncesi yazılan çeklerin sorunsuz ödenmesi için müdürler kurulunca şirket envanterinde olan ve üzerinde kredi ipoteği bulunmayan ..., BMW 5.20 ve ...aracın satışına karar verildiği, bu kararın ikinci müdür olan ... tarafından kabul edilmeyerek imzalanmadığı belirtilerek 7 gün içerisinde araçların şirket adresine teslim edilmesi, şirket geliriyle alınan ve ... adına tescilli dairenin tescilinin şirket üzerine yapılması gerektiği ihtar edilmiştir. Anılan ihtarname 01/10/2021 tarihinde davalılar tebliğ edilmiştir.
Davalılar tarafından davacıya gönderilen 08/10/2021 tarihli cevabi ihtarnamede, alınan müdürler kurulu kararının hukuka uygun olmadığını, şirket ortaklarının şirketin faaliyet konusu alanında yaptıkları çalışmaları engellemek, çalışma düzenlerini bozarak müşterilerle kurulmuş olan iyi ilişkileri sabote etmek amacıyla haksız olarak araçların talep edildiği, daha önceki tarihlerde taraflarca yapılan anlaşmalar dışında ihtara konu araçların çalışmalarını engellemek amacıyla şirkete devrinin talep edilmesi, MK 2'ye aykırı davranıldığını gösterdiği, taşınmaza ilişkin olarak taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmadığı ihtaren bildirilmiştir.
Davacı yan davalı ...'nın şirket müdürü, diğer davalının ise 21/06/2021 tarihine kadar müdürler kurulu başkanı olduğunu, davalıların şirketle fiili irtibatlarını kestiğini, şirketle rekabet yasağına aykırı davrandıklarını, şirkete ait 3 adet aracın zilyedi olduklarını, araçları başka bir şirketin ticari faaliyetleri için kullandıklarını, şirketin araç ihtiyacının başka bir şirketten ödünç araç alarak giderildiğini, şirketin araçlarını götürmeleri, şirket gelirleriyle alınan taşınmazların şirketten kaçırmaları nedeniyle şirketin ekonomik olarak zor duruma düştüğünü, 21/08/2021 tarihi itibarıyla davalıların haksız zilyet durumuna düştüklerini, şirketin araçlar nedeniyle kira alacağı oluştuğunu, araçların kullanımından zarar doğabileceğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalıların %25'er hisse ile davacı şirketin ortağı oldukları, davalı ...'nın davacı şirket müdürü, davalı ...'in ise 21/06/2021 tarihine kadar davacı şirket müdürler kurulu başkanı sıfatı bulunduğu, davacı şirkete ait 3 adet aracın davalılarda bulunduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
İstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, davalılar hakkında işbu davanın açılması için sorumluluk davasına ilişkin genel kurul kararı bulunması gerekip gerekmediği, genel kurul kararının bulunmasının dava şartı olup olmadığı, genel kurul kararı bulunması gerekiyor ise davalı yana usulüne uygun olarak süre verilip verilmediği, dava şartının tamamlanabilir dava şartı olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 553/1 maddesi; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanunda ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.", aynı Yasanın 555/1 maddesi; "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." hükmünü içermektedir.
Davacı yan işbu davada 21/08/2021 tarihinden itibaren davalıların 3 adet araç yönünden haksız zilyet konumunda bulunduklarını iddia ederek işbu davayı açmıştır. 21/08/2021 tarihinden sonra ise davalı ... davacı şirket müdürü ise de, davalı ...'in şirket müdürü/müdürler kurulu başkanı sıfatı bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, 21/08/2021 tarihi itibarıyla davalı ... limited şirket yöneticisi değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi İçtihatlarına göre davalı yönetici ... hakkında TTK'nun 553 vd. maddeleri gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için TTK'nun 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması gerekmektedir. Şirket yöneticisi hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda bu konuda bir karar alınması Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin uygulaması olup bu husus dava şartıdır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/11/2019 tarih ve 2018/2242 Esas 2019/7531 Kararı). Davada alınmış böyle bir genel kurul kararı sunulmamış ise de bu eksiklik 6100 sayılı HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca tamamlanabilir dava şartı niteliğindedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/01/2019 tarih 2018/5751 Esas 2019/584 Karar sayılı ilamı)
.
Nitekim işbu dava açılırken davalı ... hakkında dava tarihinden önce sorumluluk davası açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararı bulunmamakta ise de, mahkemece 23/02/2023 tarihli celsede davacı vekiline davacı şirket müdürü olan davalı ... yönünden sorumluluk davası açılması hususunda alınmış genel kurul varsa sunulması için 2 haftalık süre verilmiştir. Verilen süre kesin süre olmayıp, sürenin sona ermesinden sonra davacı vekilince 10/05/2023 tarihli yazılı beyan dilekçesiyle ara karardan rücu, bu talep kabul görmezse davalıların şirkette %50 hisse sahibi olması nedeniyle bu durumun karar alınması sürecini yavaşlattığını, istenen genel kurul kararının temmuz 2024 tarihinden önce getirilmesine imkan bulunmadığını belirterek 1 yıllık süre verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin anılan talebi üzerine mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmamış, genel kurul kararının sunulmadığı gerekçesiyle davacı ... hakkındaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gelinen aşamada mahkemece davalı ... yönünden davacı vekiline genel kurul kararı ibrazı için verilen sürenin kesin süre olmadığı, davacı vekilinin ara karardan rücu, rücu olmazsa genel kurul kararının sunulması için 1 yıl süre talep ettiği gözetildiğinde mahkemece yapılması gereken iş, davada iddia edilen 21/08/2021 tarihinden sonra da davacı şirket müdürü olan davalı ... hakkında işbu davanın açılması için sorumluluk davası açılmasına dair genel kurul kararı bulunmasının dava şartı olduğu, bu eksikliğin yargılama sırasında tamamlanabileceği gözetilerek, genel kurul tarafından bu yönde bir karar alınması için davacı tarafa işin mahiyetine uygun yeterli süre ve gerektiğinde kesin süre verildikten sonra davalı ... yönünden sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, verilen kesin olmayan süre içerisinde davacı vekilinin yeniden süre talebi değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere işbu dava davalıların zilyetliklerinde bulunan davacı şirkete ait 3 adet araç yönünden 21/08/2021 tarihi itibarıyla haksız zilyet durumuna düştükleri ileri sürülerek açılmıştır. Davalı ... davacı şirketin kuruluşunda davacı şirket müdürler kurulu başkanı ise de, davacı şirket ortaklar kurulunca alınan kararın 21/06/2021 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi ile birlikte müdürler kurulu başkanı sıfatı sona ermiştir. Bir başka anlatımla, davalı ...'in 21/06/2021 tarihi ve sonrasında davacı şirket yöneticisi sıfatı bulunmamakta olup, tek sıfatı davacı şirket ortaklığıdır.
Mahkemece yargılama aşamasında 23/02/2023 tarihli celsede sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararının sunulması sadece şirket müdürü olan davalı ... yönünden istenilmiş, davalı ... hakkında ise genel kurul kararının sunulmasına yönelik bir ara karar tesis edilmemiştir.
Karar gerekçesinde ise, davalılar arasında farklı bir değerlendirme yapılmadan her iki davalı hakkında açılan davanın sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı bulunmasına dair dava şartının yerine getirilmediği belirtilerek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yargılamada davalı ... hakkında genel kurul kararının sunulmasına yönelik ara karar tesis edilmediği halde anılan davalı hakkında da dava şartı yokluğu nedeniyle mahkemece reddine karar verilmesi çelişkilidir.
Yukarıda açıklandığı üzere davacı yan işbu davada davalı ... gibi davalı ...'in de 21/08/2021 tarihinde davacı şirkete ait 3 adet araç yönünden haksız zilyet durumuna düştüğünü iddia ederek işbu davayı açmıştır. Davalı ... 21/08/2021 tarihinde davacı şirket yöneticisi olmayıp, davadaki tek sıfatı davacı şirket ortaklığıdır.
Şirket yöneticisi hakkında TTK'nun 553 vd. maddeleri gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için TTK'nun 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması tamamlanabilir dava şartı ise de, şirket ortağı hakkında şirketin uğradığı zararın tazmini için dava açılmasına dair böyle bir dava şartı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece davalı ...'in davacı yanın iddia ettiği 21/08/2021 tarihinde ve sonrasında davacı şirket yöneticisi sıfatı bulunmadığı, anılan tarihten sonra tek sıfatının davacı şirket ortaklığı olduğu, davacı şirket ortağı aleyhine açılan işbu davada dava açılmasına yönelik genel kurul kararı bulunmasının dava şartı olmadığı, anılan dava şartının sadece şirket yöneticileri hakkında aranacağı gözetilerek anılan davalı hakkında işin esasına girilip, taraf delilleri toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı ve ara karar ile çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). a.4 maddesi gereğince KABULÜNE,
2. Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2023 tarih ve 2021/700 Esas 2023/510 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3. Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
4. Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5. İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/01/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38