Ankara BAM 21. HD 2023/1388 E. 2024/679 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2023/1388
2024/679
16 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1388 Esas - 2024/679 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1388
KARAR NO : 2024/679
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2022
NUMARASI : 2018/641 Esas 2022/957 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : 17/09/2018
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/05/2024
Taraflar arasındaki yöneticinin azline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, inşaat alanında faaliyet gösteren ... Grup İnş. Tic. Ltd. Şti'nin 23.10.2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı ve davalının eşi ...'in paylarını iktisap ederek şirketin hissedarı olduğunu ve 10 yıl süre ile şirket müdürü olarak atandığını, böylece yeni ortaklık yapısı ile şirketin inşaat faaliyetlerine başladığını, davacının müdür olarak şirketin temsil yetkisini alsa da, aynı zamanda mali müşavir olan davalı tarafından şirketin faaliyetlerinin yürütüldüğünü ve davalının yönlendirmesi ile davacının hareket ettiğini, müvekkilinin inşaat alanında faaliyet gösteren bir şirket faaliyetini yürütebilecek bir deneyime sahip olmamasının yanı sıra davalının da uyandırdığı güven ile 2014 yılında görevinden istifa ettiğini, 15.12.2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalının 10 yıl süre ile müdürlük görevine atandığını, davalının, kendisine duyulan güveni ve müdürlük yetkisini kötüye kullanarak, özen ve bağlılık yükümlülüğüne, şirket ana sözleşmesi, ortaklar kurulu kararları ve kanunların kendisine yüklediği yükümlülüklere aykırı hareket ederek, şirketin, müvekkilinin ve üçüncü kişilerin zararına sebebiyet verdiğini, üçüncü kişilerle kat karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalandığını ve inşaatların yapımına başlandığını, müvekkili tarafından inşaatların tamamlanabilmesi için şirkete verildiği düşünülerek yüklü miktarda borç paraların davalıya zaman zaman elden, zaman zaman da banka hesaplarına yatırılmak suretiyle verildiğini, 2014 yılında davalının teklifi üzerine ... Kapı Pencere Sistemleri İnş. Ltd. Şti adında başka bir şirket daha kurulduğunu, bu şirketin temsil yetkisinin de davalıya verildiğini, 2016 yılında davalı tarafından piyasadaki durgunluk nedeni ile satış yapılamadığı ve inşaatların devam etmesi için nakit ihtiyacı doğduğunun müvekkiline bildirilmesi üzerine müvekkilinin anne ve babasının sahibi olduğu şirket üzerinden ve müvekkilinin ve davalının ortak olduğu şirket üzerinden bankalardan toplamda 950.000 TL kredi çekilerek şirkete borç olarak verildiğini, aynı yıl davalı tarafından davalının müşavirliğini de yaptığı ikinci şirketin iyi durumda olduğu belirtilerek, şirketin müvekkilinin babası ...'e devredildiğini, onun tarafından söz konusu şirketin mali müşavirliğinin 2017 yılında üçüncü bir kişiye verilmesinden sonra, ticari defterlerin ve muhasebe kayıtlarının gereği gibi tutulmadığı, şirket adına çıkartılan kredi kartlarından yüklü miktarlarda kişisel harcamalar yaparak şirketi borçlandırıldığı, şirketi kendine haksız menfaat sağlayarak zarara uğrattığının tespit edildiğini, bu durumdan haberdar olan müvekkilinin güveninin sarsıldığını ve davaya konu şirketin ticari defter ve kayıtlarının davalıdan defalarca yazılı ve sözlü olarak talep edilmesine rağmen davalı tarafından müvekkilinin telefonlarının açılmadığını, kendisine hiçbir konu hakkında bilgi ve belge verilmediğini, müvekkilinin haricen yaptığı araştırmalarda bugüne kadar ... Caddesinde tamamlanmamış binalar olduğunu, söz konusu bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satıldığını, üçüncü kişilerden paraların tahsil edildiğini öğrendiğini, ancak söz konusu tahsil edilen bedellere ilişkin müvekkiline bilgi verilmediği gibi bu bedellerin tahsil edilmesine rağmen şirket borçlarının ödenmeyerek şirket aleyhine icra takiplerinin başlatılmasına sebebiyet verdiğini, şirketin faaliyeti ile orantısız şekilde borçlandırıldığını, şirket adına keşide edilen çeklerin karşılıksız çıkması neticesinde hakkında açılmış çok sayıda ceza yargılamasının mevcut olduğunu, davalı tarafından şirketin kasıt veya ağır ihmalle zarara uğratılmış olmasının yanında, davalının yakınlarına ve dolaylı olarak kendine menfaat sağlamak amacıyla şirket tarafından müvekkilinden tahsil edilen ve geri ödemesi yapılmayan finansmanla yapılmış dairelerin davalı tarafça bila bedel yakınlarına devredildiğini, söz konusu karşılıksız kazandırma niteliğindeki muvazaalı satışlar tapu kayıtlarının ve şirket banka hesap dökümlerinin ilgili yerlerden celbi ve incelenmesi neticesinde açıkça anlaşılacağını, üçüncü kişilere tapuda devredilen ve üzerinde söz konusu kişiler lehine kat irtifakı kurulan bağımsız bölümlerin iskan ruhsatlarının alınmadığını, bu yolla iyi niyetli üçüncü kişilerin mağdur edildiğini, şirketin itibarının onarılamaz derecede zedelendiğini, davalı şirket müdürü tarafından işçilerin SGK primleri ve şirketin kamu borçlarının ödenmediğini, ilgili kurumlar tarafından söz konusu borçların tahsili için yasal süreçlerin başlatıldığını, davalı tarafından SGK prim borçlarının ödenmediği müvekkiline beyan edildiğini ve müvekkilinden yine para istediğini, müvekkilinin şirket kayıtlarına bakmadan ödeme yapılamayacağı belirtildiğini, ancak davalı tarafından şirketin gelir ve giderlerine ve kamuya olan borçlarının ödenip ödenmediğini gösteren herhangi bir belge sunulamadığını, davalı tarafından müdürlük görevinin yürütüldüğü süre boyunca olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığını, buna ilişkin bir çağrıda bulunulmadığını, buna bağlı olarak senelerce ortak olan müvekkili tarafından şirketin bilançosunun, finansal tablolarının inceleme olanağının ortadan kaldırıldığını, müvekkili adına noter kanalıyla keşide edilen ihtarnamede şirketin faaliyetleri ve içinde bulunduğu finansal ve ekonomik durumdan haber olma ihtiyaçları, yönetimin karar ve işlemleri ile şirket hesaplarının denetlenmesine ilişkin hususlar ve faaliyet konularına giren verilerin, ticari defterlerin ibraz edilmesinin istenildiğini, davalı tarafından en kısa sürede bir toplantının organize edileceği söylenmesine rağmen kendilerinden bu yönde bilgi ve belge temininin mümkün olmadığını, söz konusu ticari kayıtların ve şirket ticari defterlerinin ibraz edilmesinden sürekli imtina edilmesinden çıkarılacak doğal sonucun, ya kayıtlarda yolsuzluk yapılmış olması veya söz konusu kayıtların hiç tutulmamış olduğu kanaatinde olduklarını, şirket müdürünün kötü yönetimi neticesinde finansal durumunun son derece kötü olduğunu, yapılan inşaatların hemen hemen hiç birinin iskânının alınmadığını, davalının şirketi kasten zarara uğrattığını, vergi borçlarının ödenmediğini, yürütülen kötü yönetim sonucu 3. kişilerin ve devletin de zarara uğratıldığını, şirketin ticari itibarının ve bu yolla dolaylı olarak müvekkilinin itibarının ayaklar altına alınmış olduğunu, tutulması zorunlu ticari defterlerin tutulmadığını, şirket genel kurullarının yapılmadığının açık olduğunu, davalının hukuka aykırı eylemleri ile şirket faaliyetlerine devam edemez hale geldiğini iddia ederek davalının TTK.'nun 630 maddesi kapsamında terditli olarak haklı sebeple yönetim yetkisinin alınmasına ya da yetkilerinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, yıllarca davacının anne ve babasının mali müşavirliğini yaptığını, taraflar arasında güvene dayalı bir ilişki kurulduğunu, müvekkilinin müteahhitlikle uğraşmaya başlayınca, davacının babası ... tarafından oğlunun hayatını düzene sokabilmek maksadıyla müvekkilinden oğluna işi öğretmesi ve birlikte çalışılması talep edildiğini, davacı ile müvekkilinin bir süre işleri birlikte yürüttüklerini, daha sonra davacının müdürlük yetkilerini devrederek İstanbul'a gittiğini, dava açılmadan birkaç ay öncesine kadar davacının şirketin mali durumu ile ilgilenmediğini, müvekkil tarafından şirketle ilgili yaşanan gelişmeleri düzenli olarak şirketin gizli ortağı olan davacının babası ile konuşulduğunu, şirketin yılsonunda kâra geçeceği ve bu karın nasıl bölüşüleceği konuşulurken ortada hiçbir talep veya huzursuzluk yokken 2016 yılı sonunda neredeyse her sektörde, bilhassa inşaat sektöründe yaşanan krizin müvekkilinin temsilcisi olduğu şirketi de vurduğunda, davacı ve ailesinin üsluplarının sertleşmeye başladığını, şirketin malvarlığından talepte bulunduklarını, dayanağı olmayan ve şirketin karşılamayacağı yüksek tutarda nakit paraları istediklerini, davacının kâr ve mal paylaşımı odaklı yaklaştığı şirketin ekonomik problemleriyle bir gün olsun ilgilenmediğini, müvekkilinin bu süreçte yalnızlaştırıldığını, tüm problemlerle tek başına göğüs germek zorunda bırakıldığını, tüm bu sürecin sonunda şirketin malvarlıklarından, bir kısmı şirketin banka borçlarını ödeme hususunda yapılan anlaşma sonucu, bir kısmı da davacının baskıları sonucu bir kısım taşınmazların tamamının davacının annesi ... adına tescil edildiğini, davacının anne ve babasının sahip olduğu şirket üzerinden 950.000 TL kredi çekilerek şirkete borç aktarıldığı iddiasını asla kabul etmediklerini, çekilen bu kredinin mülkiyeti ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ne ait olan “...'de” bulunan natamam binanın kullanılabilir hale getirilmesi için harcandığını, bu binada faaliyet gösterecek olan ... Kapı Pencere Ltd. Şti.'nin bir dönem ortağı ve yetkilisi olan ... tarafından eksik tamirat bedelleri ve fabrika araç ve gereçleri ile makine bedellerinin bizzat karşılandığını, müvekkilinin dava dışı bu şirkete harcamış olduğu emek, mesai ve parasının karşılığında önce formalite icabı ortaklıktan çıkarıldığını, davacının babasının talebi üzerine tüm hisse ve yetkilerini aralarındaki güven ilişkisine istinaden bedeli sonradan alınmak üzere ...'e devrettiğini, iş karşılığında şirket mülkiyetine geçen/geçecek olan minimum 2.800.000 TL değerindeki gayrimenkul ile beraber şirketin haricen öğrenildiği üzere 6.500.000 TL' ye devredilmesine rağmen müvekkiline para verilmediğini, müvekkilinin tüm mal varlığının, kredi kartları, banka hesaplarının ... Grup ve ... Kapı Pencere isimli firmalara aktarıldığını, müvekkilinin bunca yıllık çabasının karşılığında da ekonomik kriz nedeniyle şirketin düştüğü durumdan ötürü evine gelen hacizler, hakkında açılan davalar ve çekle ilgili şikayetler sebebiyle özgürlüğünden bile mahrum olma ihtimali olduğunu, şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhit sıfatıyla yer aldığı binaların iskan alımı haricinde tamamlanmış vaziyette olduğunu, şirket hakkında açılan davaların neredeyse tamamının iskan alınmayışı sebebiyle istenilen kira bedellerine ilişkin olduğunu, şirketin müteahhidi olduğu Keçiören İlçesinde 2 adet daire bulunduğunu, ... parselde yapılan 17 dairelik inşaatın müteahhidinin şirket ortağı ... olduğunu, burada yapılan inşaatta bulunan 12 hakedişten elde edilen gelirlerin de şirkete borç olarak aktarıldığını, şahsı adına tescil edilen tüm gayrimenkullerin bugün itibariyle davacının annesi ... adına kayıtlı olduğunu, davacının babası ...' in yapılan tüm bu devirlerden ve devir sebeplerinden ilk günden beri haberi olduğunu, müvekkilinin de şirketin vergi ve SGK borçlarından şahsen sorumlu olduğunu, çek şikayetleri nedeniyle sanık sıfatıyla yargılandığını, evine hacizler için gelindiğini, taraflar arasındaki husumetin bu seviyeye gelmesinin sebebinin ... aracılığı ile satışı yapılan ... Mahallesinde bulunan taşınmaz olduğunu, tarafların defalarca bu daireden elde edilecek gelirin ne yapılacağını tartıştıklarını, müvekkilinin çek dosyalarının ve şirket sebebiyle yakınlarından aldığı borçların öncelikli olarak talep ettiğini, ancak para ile ne yapılacağı hususunda anlaşamadıklarından ... tarafından dairenin alıcısına ihtarname gönderilerek müvekkilinin dolandırıcı olduğunu ve yetkilerinin bu davanın açılmadan önce kısıtlandığı izlemi yaratılarak satışın engellenmeye çalışıldığını, davacının iddialarının doğru olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; şirket müdürü olan davalı ortağın, 15.03.2015'ten sonra şirketin olağan genel kurul toplantılarını yapmayarak, şirket öz varlığını (-)639.513,49 TL'ye düşürerek, toplamda 121.783,79 TL vergi ve 272.185,33 TL SGK borcunu ödemeyerek, faaliyet alanı inşaat olan şirketi taşınmaz satışı sebebi ile satış tarihine göre 5.760.508,50 TL zarara uğratarak, şirketi borca batık hale getirerek, TTK.'da ve şirket esas sözleşmesine göre, görevini bağlılık yükümlülüğüne uygun şekilde, özen göstererek yerine getirme, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetme ve şirketi zarara uğratacak eylem ve işlemlerden kaçınma yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile, dava dışı ... Grup İnşaat...Ltd. Şti. müdürü olan davalı ...'in yönetim hakkı ve temsil yetkisinin TTK 630/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, karar kesinleştiğinde dava dışı ... Grup İnşaat...Ltd. Şti. Yönetim organı seçilmesi gündemi ile şirket genel kurulunu toplantıya çağırmak üzere Mali Müşavir ...'ün görevlendirilmesine, 3.000 TL ücretin şirket kasasından ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararına göre müvekkilinin yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılmasına gerekçe gösterilen ilk hususun, şirketin olağan genel kurullarının yapılmaması olarak gösterildiğini, dosya kapsamında da mevcut olduğu üzere bu husus gerçekliği yansıtmadığını, müvekkili tarafından ... genel kurul toplantısına davet edildiğini ancak davacı yan toplantıya iştirak etmediğini, hükme esas alınan bir diğer gerekçe ise şirket taşınmazlarının uygun olmayan bedellerle satıldığına dair kabul edildiğini, bu kabul, somut olaya uygun düşmediğini, müvekkili, şirkete ait bütün taşınmazları şirket ortaklarının bilgileri dahilinde, onları yazılı yahut sözlü olarak bilgilendirerek sattığını, bu satışlar esnasında bedellerin uygun olmadığı ile ilgili bir karşıt görüşle de karşılaşmadığını, ayrıca müvekkilin vazifesi olmamasına, yalnızca şirket yetkilisi olmasına rağmen bahse konu satışlar için çok ciddi emek ve mesai de sarf ettiğini, hatta bir dönem satış konusunda profesyonel bir çalışanı da şirket bünyesine katarak satışların değerinde yapılması için uğraştığını, maalesef o dönemde, bilhassa 15/07/2016 tarihinden sonra ülkede oluşan ekonomik güvensizlik ortamında, inşaat sektöründe ciddi bir durağanlık yaşandığını, ülkede art arda 2 tane seçim yapıldığını, seçim öncesi ve sonrası 5-6 ay ekonomi ciddi anlamda durağanlaştığını, müvekkilinin bu ortamda dahi şirketin mevcut döngüsünü devam ettirmesi, çeklerinin yazılmaması, senetlerinin protesto edilmemesi, bilhassa işçilerin maaşlarının ödenmesi ve kimsenin mağdur olmaması, taşeronlara ödemelerin yapılması için yoğun çaba sarf ettiğini, bu durağan dönemde 6 ay hiç satış yapılmadığında dahi şirketin şantiyelerinin devamını gerek şahsi geliri ile gerek krediler ile sağladığını, müvekkil, bu dönemde ciddi anlamda stresli günleri "yalnız başına" geçirdiğini, bu dönemde Ankara'da dahi olmayan (halen daha Ankara'da ikamet etmediğini bildikleri) şirket ortağı ...’in babası ...’le zaman zaman toplantılar yapıldığını, bu toplantılarda şirketin satış konusunda çok ciddi sıkıntılar çektiğini, mevcut inşaatların bitirilmesi gerektiğini, şayet şirket herhangi bir icrai takibat ile karşılaşırsa taşınmazlara haciz konulabileceğini, bu durumda satış da yapılamayacağından şirketin ekonomik olarak tıkanacağı, şirketin ciddi zararlara gireceği izah edilmiş ve tüm bu sebeplerle satış konusunda yardımcı olunması istendiğini, ancak ne var ki; ..., çevresi geniş biri olmasına rağmen tıp doktoru olduğu için bu dönemde çevresinden müteahhitlik işi ile de iştigal ettiğini sakladığını, bu yüzden halihazırda ortada olmayan şirket ortağı ... ve onun ailesi taşınmaz satışı konusunda müvekkiline hiçbir suretle yardımcı olmadığını, müvekkili, son çare olarak bu durumdan kurtulmak için şirketin hak edişi olan taşınmazların tamamının gerçek değerinin altında da olsa şirket ortağı ...’in babası ...’e verilmesini, onların da şirketin giderlerini karşılamasını, mevcut borçları ödemesini teklif ettiğini, bu teklifin, o dönemde maddi olarak ... ailesi lehine sonuç doğuruyor olmasına rağmen kabul edilmediğini, netice itibariyle aslında "emlakçı" da olmayan müvekkil, bir şekilde şirketi ayakta tutabilmek adına mevcut koşullara uygun bir şekilde taşınmaz satışlarını gerçekleştirdiğini, bilhassa şirketle ticari ilişkiye giren 3. kişileri yahut şirketten maaş alan işçileri mağdur etmemek adına maddi ve manevi olarak elinden geleni yaptığını, kaldı ki taşınmazların satışı ile ilgilenmek sırf şirket yetkilisi olduğu için müvekkilin görevi olmadığını, olmayan imkanlarla da olsa, bu iş için çalıştırılan işçinin dahi taşınmazlara müşteri bulamadığını, şirkette ekstra işçi çalıştırılacak maddi gücün de olmadığı bu dönemde makul olan şirketin diğer ortaklarının da bu ekonomik kararlara katkı sağlamadığını, ancak ne yazık ki davacı yan ve ailesi müvekkilin çaresizliğini uzaktan izlemeyi tercih ettiğini, mahkemece yukarıda aksi izah edilen bu kanaate varılmış olmasının sebebinin dosya kapsamında mevcut bulunan 14/09/2022 tanzim tarihli bilirkişi ek raporu olduğunu, ancak ne var ki anılan raporda yer alan, günün ekonomik koşullarını (darbe teşebbüsü, seçimler, patlayan bombalar) ve halkın piyasaya güvensizliğini hiçe sayan taşınmaz rayiç bedeli belirlemelerinin hatalı olduğunu, taşınmazların satışa arzının çok olduğu, ekonomik belirsizlik ortamında dairelere talep olmadığı ve dairelerin arzu edilen kar olmaksızın değerinin altında alıcı bulduğu ortam göz ardı edilerek tanzim edilen bilirkişi raporuna itibar edilmesi yerinde olmadığını, kaldı ki bilirkişilerce belirlenen rayiç bedel ne olursa olsun taşınmaz satış bedelleri düşük olsa dahi bu durumun müvekkilin kusurundan kaynaklandığının düşünülmesi de ayrıca mümkün olmadığını, yine mahkemece 30/09/2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin göz ardı edilmesi, mevcut maddi hataların ve diğer hesaplama hatalarının giderilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, yine şirketin vergi ve SGK borçlarının bulunuyor olmasının da müvekkilin temsil yetkisinin kaldırılmasına gerekçe gösterilmiş ise de; şirketin ana faaliyet alanı olan taşınmaz satışlarını gerçekleştiremediği bir ortamda vergi ve SGK borçlarını ödeyememiş olması da hayatın olağan akışına uygun oludğunu, zira müvekkilinin, şirketin devamlılığını sağlayabilmek ve diğer borçlarını ödeyebilmek için kendi bütçesinden tüm malvarlığını yok etmek suretiyle yeterince harcama yaptığını, müvekkilin salt şirket yetkilisi olması nedeniyle tüm borçlara müşterek müteselsil kefil gibi hareket etmesini beklemenin olağan dışı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi karanının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; TTK.'nun 630/2 maddesine dayalı olarak, haklı sebeple limited şirket yöneticisinin yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılması, sınırlandırılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı vekilince sunulan 20/03/2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettikleri bildirilmiştir.
Davacı vekili Av. ...'ün Beyoğlu 28. Noterliğinin 27/03/2020 tarih 03090 yevmiye no'lu vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili Av. ... tarafından sunulan 20/03/2024 tarihli dilekçede davacı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını bildirilmiştir.
HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir.
HMK'nun 310/2. "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.
" hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davalı vekili davadan feragat ettiklerini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiğinden bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur. Bu durumda davacı vekilinin istinaf başvurusunun davacı tarafın davadan feragati nedeniyle kabulüne, davacı vekilinin davaya ilişkin usul ve yasaya uygun feragat talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesince davada verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin talebi bulunmadığından lehlerine istinaf yargılama giderine hükmedilmemesine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı vekilinin istinaf isteminin davacının davadan feragati nedeniyle KABULÜNE,
2. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarih ve 2018/641 Esas 2022/957 Karar
sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
B) 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının 2/3'ü olan 285,06 TL'den başlangıçta peşin alınan 35,90 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 249,16 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3. Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5. Davalı masraf ve vekalet ücreti istemediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6. HMK'nın 333. Maddesi gereği taraflarca yatırılan ve kullanılmayan varsa gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara iadesine,
B)1-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin istemleri nedeniyle üzerilerinde bırakılmasına,
2. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3. İstinafa başvuran yatıran tarafından varsa yatırılan ancak kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin istemleri nedeniyle üzerilerinde bırakılmasına,
2. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3. İstinafa başvuran davalı tarafından varsa yatırılan ancak kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/05/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...
... ... ... ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19