SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 21. HD 2024/599 E. 2024/582 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/599

Karar No

2024/582

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

...

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

.....

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE ... MAHKEMESİ

TARİHİ : 18/03/2024 (Karar)

NUMARASI : .....

TALEP TARİHİ : 08/03/2024

KARAR TARİHİ : 02/05/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2024

Taraflar arasındaki genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının iptali davasının yargılaması sırasında karşı taraf davalı vekilinin yüzüne karşı ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne yönelik olarak duruşmada verilen ara karara karşı karşı taraf davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TALEP

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 15/02/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında dürüstlük kuralına aykırı olarak, gereklilik bulunmamasına ve bir sene önce sermaye artırımı yapılmış olmasına rağmen sermaye artırım kararı alındığını, çoğunluk hissedarın müvekkilinin rüçhan hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla sermaye artırım bedelinin acilen ödenmesi için herhangi bir gereklilik yokken dürüstlük kuralına ve ticari teamüllere aykırı şekilde sermaye artırımı katılımı ve rüçhan hakkı kullanımını kısıtladığını, müvekkilinin şirketten herhangi bir kar alamadığı gibi şirketten alacaklı olduğunu, sermaye artırımına iç kaynaklardan yapılmamasının nedeninin müvekkilinin rüçhan hakkını kullanmasının engellenmesi olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu kararında şirketin borca batık olması nedeniyle sermaye artırımının zorunlu olduğunun belirtildiğini, şirketin borca batık olmasına ilişkin gerekli usullere uygun hareket edilmediğini, sermaye ödemesi için hissedarlara makul süre verilmediğini, hazırlanan bir ara bilanço bulunmadığını, şirket denetçisinin raporuyla sermayenin 2/3 oranında kaybedilmiş olduğuna dair emareler bulunmasına rağmen sermaye artırımına karar verilmesinin doğru görülmediğini, yönetim kurulunun davalı şirkete zarara uğratması ve davalı şirket aleyhine işlem yapmış olması nedeniyle haklarını saklı tuttuklarını, şirketin borca batık olup olmadığıyla ilgili bir araştırma yapılmadığı gibi, borca batıklığa ilişkin şirket yönetim kurulunca bir uyarıda bulunulmadığını, önlem alınmadığını, genel kurulda şirketin borca batıklığı üzerinde konuşulmadığını, yasanın aradığı koşulların gerçekleşmediğini, yönetim kurulunca rüçhan hakkının yerine getirilmesi için hissedarlara en az 15 gün süre verilmesi gerektiğini, bu sürenin hiçbir şekilde kısıtlanamayacağını, yönetim kurulunun yetki aşımı yaparak sermaye artırımına nasıl karar verdiğinin anlaşılamadığını, yönetim kurulu üyesi olan hissedarların kendi ibralarında oy kullandığını belirterek 15/02/2024 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 6. maddelerinin iptaline, 24/01/2024 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline/butlanına, 05/03/2024 tarihli ilan edilen yönetim kurulu kararının iptaline/butlanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca 15/02/2024 tarihli genel kurulda 3, 4, 5 ve 6. maddeleriyle alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, müvekkilinin paylarının devrinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verilmesine, paylarına davalıdır şerhi düşülmesine karar verilmesi yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının paylarının dava konusu olmadığı, paylara ilişkin tedbir istemi koşullarının oluşmadığı, genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması istemine gelince genel kurulda alınan sermayenin artırılmasına ilişkin olan 6. maddenin hemen icrasının davacı bakımından ciddi bir zarar doğabileceği yönünde kanaat oluştuğu, bu yönde yeterli kanıt sunulduğundan anılan kararın icrasının teminat karşılığında yürütülmesinin geri bırakılması gerektiği, diğer genel kurul kararlar bakımından ise tedbir kararı verilmesinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne, davalının 15/02/2024 tarihinde yaptığı genel kurulda sermayenin arttırılmasına dair 6. maddesinin HMK'nun 389 ve devamı maddeleri ile TTK'nun 449. maddesi uyarınca tedbir yolu ile yürütülmesinin geri bırakılmasına, davacının 2.000.000,00 TL nakit veya kesin ve süresiz teminat mektubu şeklinde teminatı yatırması halinde tedbirin icrasına, teminat yatırıldığında şirkete tedbir kararının bildirilmesine, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Karşı taraf davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantıda alınan tüm kararlarda hukuka aykırı herhangi bir husus bulunmadığını, sermaye artırımı kararının müvekkili şirketin devamlılığı için zorunluluk arz eden bir karar olup, davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin kurulduğu günden bu yana yüksek yatırımlar yapan ve bu yatırımlarını banka kredileri ile finanse ettiğini, müvekkilinin sermaye artırımı yoluna gidememesi halinde, müvekkili şirket ve müvekkili tarafından istihdam edilen 100’e yakın çalışan ile çalışanların aileleri ve ülke ekonomisinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğrayacağını, davacı tarafından tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme nedeniyle ciddi bir zararın doğacağının da ispat edilmediğini, davacının tedbir talebine dayanak hiçbir delil sunmadığını, müvekkili tarafından 23/05/2023 tarihinde herhangi bir genel kurul toplantısı yapılmadığını, müvekkilinin bir önceki sermaye artırımını 28/04/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar neticesinde yapıldığını, müvekkilinin faaliyetlerinin devamlılığının sağlanabilmesi için 1 sene sonra yeniden sermaye artırımı yoluna gidilmesinin zorunluluk arz ettiğini, müvekkilinin bankalardan kullandığı kredi sözleşmelerinde şart olarak konulan öz sermaye miktarını karşılamak amacıyla sermaye artırımı zorunluluğu doğduğunu, her ne kadar 28/04/2023 tarihinde sermaye artırımı yapılmış olsa da, 28/04/2023 tarihinde sermayenin 15.780.000,00 TL’ye çıkarıldığını, 28/04/2023 tarihinde dahi artırılan tutarın müvekkili için yeterli olmadığını, normal şartlarda 28/04/2023 tarihinde sermayenin en az 50.000.000,00 TL’ye çıkarılmasının planlandığını, ancak davacı ile yapılan görüşmeler neticesinde davacının müvekkiline yeni kaynak sağlayamayacağını, şirketten olan alacaklarına göre sermaye artışı talebinde bulunması neticesinde müvekkilinin sermayesinin 15.780.000,00 TL’ye çıkarıldığını, bu tutarın müvekkilinin iç kaynaklarından karşılandığını, müvekkilinin 28/11/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6. maddesinde şirket sermayesinin 25.000.000,00 TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini, ancak 28/11/2022 tarihli genel kurul toplantısının 6. maddesi ile sermaye artırımına ilişkin olarak alınan kararın sermaye taahhüdünün davacı tarafından ödenmemesi sebebiyle ... sicilde tescil edilemediğini, müvekkilinin şirket sermayesinin 28/11/2022 tarihinde dahi 25.000.000,00 TL’ye çıkarılmasına karar verilmiş olması dahi, 28/04/2023 tarihindeki sermaye artırımının yetersiz olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından 30/11/2022, 30/09/2023 ve 31/12/2023 tarihlerinde ara bilanço çıkarılarak, şirketin borca batık olduğu hususunun tespit edildiğini, bu nedenle de müvekkili tarafından 15/02/2024 tarihli sermaye artırımı kararı alındığını, müvekkili tarafından alınan 29/02/2024 tarihli sermayenin ödendiği ve özvarlığın tespitine ilişkin yeminli mali müşavirlik tasdik raporunda da, 30/09/2023 tarihli ara bilanço dikkate alınarak inceleme yapıldığını, şirketin özvarlığını kaybettiğini, borca batık olduğu hususu raporda açıkça belirtildiğini, müvekkilinin borca batıklıktan kurtulabilmesi için gidilebilecek en doğru yolun sermaye artırımı olduğunu, davacının yönetim kurulu üyesi olarak kendisi tarafından alınması gereken önlemlerin müvekkilinin almadığını iddia ettiğini, davacının bu anlamda dahi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sermaye artırımı kararı müvekkili için alınabilecek tek etkili önlem iken, davacının 2022 yılından bugüne kadar müvekkili şirketin almaya çalıştığı sermaye artırımı kararlarına karşı çıkarak şirketin önlem almasına kendisinin engel olduğunu, davacının gerekli araştırma yapılmadan sermaye artırımı yapıldığı yönündeki iddialarının hiçbir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, bağımsız denetim raporlarında kredilerle ve yapılan harcamalarla ilgili tüm bilgilerin ayrıntılı şekilde açıklandığını, ayrıca müvekkilinin faaliyet raporlarında da davacının bilgi sahibi olmadığını iddia ettiği tüm bilgilerin yer aldığını, bu hususun davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan raporlarda da açıkça göründüğünü, sermaye artırımı kararı ve bu kararın derhal uygulanmasının, müvekkili şirketin ve yatırımlarının devamlılığı ile şirketin bankalarla yaşadığı finansal problemlerin çözümü için bir zaruret niteliğinde olduğunu, müvekkilinin mevcut durumu sermaye artışını acilen gerektirdiği için 15/02/2024 tarihli kararın alındığını, müvekkili tarafından alınan genel kurul kararı doğrultusunda şirket esas sözleşmesinin sermaye başlıklı maddesinde yapılan değişiklikte herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, TTK'nun 344. maddesinde nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmibeşi tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödeneceğini, payların çıkarma primlerinin tamamı tescilden önce ödeneceğinin hükme bağlandığını, müvekkili tarafından alınan sermaye tutarının yüzde yüzünün tescilden önce ödenmesi yönündeki kararda herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin TTK'nun 376. maddesi kapsamında iyileştirici önlemler olarak sermayenin 15 gün içinde ödenmesi yoluna gitmek zorunda kaldığını, müvekkilinin yatırımının acilen tamamlanabilmesi için ivedilikle nakit paraya ihtiyaç duyulduğunu, davacı tarafından sermayenin 1/4'ü de yatırılmadığını, müvekkilinin diğer ortağı ... ... A.Ş. tarafından ise yatırılması gereken tutarının tamamı olan 30.962.400,00 TL tutarı müvekkilinin banka hesabına yatırıldığını, tedbir kararının kaldırılmaması halinde müvekkilinin diğer ortağının ağır zarara uğraması söz konusu olacağını, davacının önceki dönemlerde müvekkilinin vermiş olduğu borç tutarlarının şirkette alınan kararlar uyarınca şirketin önceki dönemler sermaye artışında kullanıldığını, davacının işbu dilekçe tarihi itibariyle müvekkili şirketten sermaye artışında kullanılabilecek herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten sermaye artırımı için kullanılabilecek hiçbir alacağı olmamasına rağmen müvekkili şirketin diğer ortağının şirketten 44.000.000,00 TL civarında alacağı bulunduğunu, ancak sermaye artırımının nakdi olarak yapılması müvekkili için zorunlu hale geldiğini, sermaye artırımı yolu ile davacının hissesini düşürmek amacında olunsaydı, müvekkilinin diğer ortağı ... ...’ın yatırmış olduğunu, mevcut bloke edilen 30.962.400,00 TL tutarı ile beraber diğer ortağın şirketten alacağı olan 44.000.000,00 TL toplamı 75.000.000,00 TL civarında alacak kullanılarak %25 sermaye blokesi hesabı ile sermayenin 300.000.000,00 TL’ye artırılabileceğini, ancak müvekkili tarafından bu yolun tercih edilmediğini, bu durumun müvekkilinin şirketin kötü niyetli olduğu şeklindeki iddialarının tamamen hakikat hale aykırı olduğunu, davacının iddialarının aksine müvekkili şirket tarafından iyi niyetli şekilde kararlar alındığını ortaya koyduğunu, davacının rüçhan hakkının engellenmesi hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, davacının ihtarnamesinde yer alan rüçhan hakkının kullanılacağına ve ödeme yapılacağına dair beyanının sermaye artışı kararının davacı tarafından da benimsendiğini, sermaye artışının gerekliliğinin davacı tarafından da kabul edildiğini ve tedbir talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koyduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olan ...’ün tek pay sahibi olduğu ... şirketinin müvekkili ile yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma yasağına aykırı olarak işlem yaptığını, bu kapsamda şirketler arasında gerçekliği yansıtmayan faturalaşma ilişkisi kurulduğunu, bu ilişki neticesinde müvekkilinin ... tarafından borçlandırılarak zarara uğratıldığını, sermaye artırımının yapılması halinde yönetim kurulu üyelerinin kendi şirketlerine ödeme yapacağının iddia edildiğini, davacı tarafından ileri sürülen bu iddiaların gerçeğe tamamen aykırı olduğunu, müvekkilinin sahip olduğu santralin yapımı ise yukarıda belirttiğimiz üzere davacının sahibi ve yetkilisi olduğu dava dışı ... ... ... ve ... A.Ş. tarafından üstlenildiğini, davacının sahibi ve yetkilisi olduğu ...’nun müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmelerin bulunduğunu, bu durum davacının iddialarının tam aksine kendisinin yönetim kurulu üyesi olarak şirketle işlem yapma yasağına aykırı davrandığını gösterdiğini, yönetim kurulu üyelerinden ...'ün ise 28.11.2022 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyesi seçildiğini, bu tarihten sonra sahibi olduğu herhangi bir şirket ile müvekkili arasında hiçbir ilişki kurulmadığını, kaldı ki ...'ün müvekkili şirkette yönetim kurulu üyesi seçilmeden önce de, ...’ün sahibi olduğu şirketle müvekkilinin bir borç ilişkisi mevcut olmadığını, davacının hiçbir dayanağı bulunmayan tamamen soyut iddialarla tedbir kararının kaldırılmamasına ilişkin beyanda bulunduğunu, ...’ün sahibi olduğu şirket ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmayıp, sermaye artırımı kararının uygulanması halinde yönetim kurulu üyelerinin kendi şirketlerine ödeme yapması gibi bir durumun oluşmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin şirket bağımsız denetime tabi bir şirket olup, hiçbir şekilde usule aykırı bir uygulaması bulunmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde hiçbir somut delil ileri sürülmediğini, yalnızca müvekkili şirketin devamlılığı için zorunluluk arz eden sermaye artırımı kararının alınması gerekçe gösterilerek ihtiyati tedbir talep edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.

HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.

6102 sayılı TTK'nun Kararın Yürütülmesinin Geri Bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede HMK'nun 389/1. maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstası göze alınacaktır.

Anılan hükümler karşısında somut olaya gelindiğinde, ilk derece mahkemesince davalı şirketin 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, ve 6. maddelerin iptali talebiyle açılan davada anılan maddelere ilişkin kararların ifasının durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebi üzerine TTK'nun 449. maddesine uygun olarak yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra dava konusu 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında sermayesinin artırılmasına ilişkin alınan 6. maddesinin yürütülmesinin teminat karşılığında geri bırakılmasına, diğer tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Dava konusu 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı sureti, davacı tarafından davalıya gönderilen 01/03/2024 tarihli ihtarname sureti, ... suretleri, davalı şirket yönetim kurulu kararları, faaliyet raporları, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporuna ilişkin bağımsız denetçi raporları, bilançolar, finansal tablolar, ihtarname ve cevabi ihtarnameler, Ankara 1. Asliye ... Mahkemesinin 2023/153 Esas 2023/256 Karar sayılı karar sureti, dava dışı ... ... ... A.Ş. ile ... ... ... A.Ş. arasında akdedilen 06/11/2020 tarihli sözleşme sureti dosya içerisinde yer almaktadır.

Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilen ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulan dava konusu 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında sermayenin artırılmasına ilişkin 6. madde ile şirketin borca batık olması nedeniyle 15.768.000,00 TL olan sermayesinin tescil tarihinden önce nakit olarak 44.232.000,00 TL artırılmak suretiyle 60.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiştir.

Dosya içerisinde ibraz edilen deliller kapsamında davalı şirketin dava konusu 15/02/2024 tarihli genel kurul toplantısında sermayenin artırılmasına ilişkin alınan 6. maddesinin hemen icrasının davacı yönünden ciddi bir zarara sebebiyet verebileceği kanaatinin oluştuğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin 6. maddenin yürütülmesine geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden karşı taraf davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1. Karşı taraf davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince  ESASTAN REDDİNE,

2. Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 

3. Karşı taraf davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4. İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024

....

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartarihi08/03/2024ankaraTARİHİhükümtalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim