Ankara BAM 21. HD 2022/1217 E. 2024/575 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2022/1217
2024/575
30 Nisan 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1217 Esas 2024/575 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1217
KARAR NO : 2024/575
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/04/2022
NUMARASI : 2021/469 Esas 2022/218 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Sözleşmenin Feshi - Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 22/08/2021
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle sözleşmenin feshi talebinin hukuki yarar ve aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, maddi ve manevi tazminat talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesinin yeniden yapılandırılması amacıyla taşıt rehin sözleşmesi imzalandığını, taşıt rehin sözleşmesiyle beraber müvekkilinin yeni bir borç taahhüt ettiğini, imzalanan genel kredi sözleşmesinin mevcut hükmünün kalmadığını, davalının müvekkili aleyhine hükmü kalmayan sözleşmeler üzerinden haksız takip başlattığını, davalıyla dürüstlük kuralına aykırı biçimde imzalanan sözleşmelerin feshi, sözleşme neticesinde müvekkili aleyhine başlatılan takipler nedeniyle doğan maddi ve manevi zararların tespiti ve bu zararların giderilmesi için dava açıldığını belirterek 17/11/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 26/09/2019 tarihli taşıt rehin sözleşmesinin feshine, fazlaya ilişkin hakları ve faiz hakkı saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın ve 900,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; devam eden itirazın iptali davası bulunduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, maddi ve manevi tazminat talebinin açıklattırılması gerektiğini, davacının sözleşmelerden kaynaklanan kredi borcunu ödemediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, dava konusu sözleşmeler nedeniyle, Ankara 11. İcra Dairesinin 2020/5614 ve 2020/2729 sayılı dosyaları ile takip başlatıldığı, itirazlar üzerine Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/325 Esas ve Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/449 Esas sayılı dosyalarında görülen itirazın iptali davalarının açıldığı, sözleşmelerin ve kefaletlerin geçerliliğinin bu dosyalarda incelenip değerlendirileceğinden davacının işbu davayı açmada hukuki yararı bulunmadığı gibi, taşıt rehni sözleşmesinde taraf olmadığından bu sözleşmenin iptalini talep etme yönünden taraf ehliyeti (aktif husumet) de bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin kat edilmesi sonrasında, davalının yasal hakkını kullanarak icra takipleri başlatmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı alacaklı bankanın takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesi halinde Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/325 Esas sayılı ve Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/449 Esas sayılı itirazın iptali davalarında tazminata mahkum edilebileceği, ayrıca davacı taraf maddi ve manevi zararını somutlaştırmadığı gibi, kötü niyet tazminatını aşan zararın bu aşamada değerlendirilemediği gerekçesiyle sözleşmelerin feshi talebinin taraf ehliyeti (aktif husumet) ve hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 17/11/2015 tarihinde davalıdan müvekkilinin şirketi adına kredi kullandığını, müvekkilinin bu krediyi kefil olarak imzaladığını, müvekkilinin kefil olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında mücbir sebebin varlığı nedeniyle ifa güçlüğü yaşandığını, sözleşmede taahhüt edilen borcun yerine getirilemediğini, bunun akabinde 26/09/2019 tarihli taşıt rehni sözleşmesi ile beraber yeni bir borç taahhüdünde bulunulduğundan bahisle, 17/11/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin hükmünün kalmadığını, TBK'nun 133. maddesine göre yeni bir borç taahhüt edilmesinin tarafların açık rızalarına bağlı tutularak geçerli hale getirildiğini, aşırı ifa güçlüğüne düşen müvekkilin hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme haklarına sahip olduğunu, buna karşın davalının müvekkilinin kanuni haklarını göz ardı ederek sözleşmenin ifa edilmediği gerekçesiyle haksız icra takipleri başlattığını, 26/09/2019 tarihli taşıt rehni sözleşmesi, genel kredi sözleşmesi yerine geçen ayrı bir sözleşme niteliğinde olduğunu, daha önceden imzalanan genel kredi sözleşmesinin işlem temelinin çökmesi sonucunda müvekkilinin taahhüt ettiği borcu yerine getirememesinden ötürü düzenlendiğini, yapılandırmanın amacının sektörde yaşanan finansal zorlukların ve kredi ödemelerinde yaşanan sıkıntılar sebebiyle bankalar tarafından kredi müşterilerinin kullandıkları krediler yapılandırılarak yeni bir sözleşme icra edilmesi olup, yapılandırmanın TBK'nun 133. vd maddelerinde yenileme olarak düzenlendiğini, tarafların açık iradesinin arandığını, bu yenileme sonucunda eski borcun ortadan kalktığını, yerine yeni bir borç doğduğunu, yenileme ile asıl alacakların yanı sıra feri alacaklardan olan defi, rehin, kefalet gibi alacakların da sona erdiğini, bu sebeple önceki kredi sözleşmesine bağlı kefalet ve ipotek gibi feri hakların sona ereceğini, yeni yapılandırma sözleşmesine ayrıca kefilin imzası arandığını, buna karşın yeni yapılandırma sözleşmesinde müvekkilinin kefil olacağına ilişkin imzası ve açık beyanı bulunmadığından davalı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan takiplerin hukuka aykırı olduğu bir kez daha anlaşıldığını, müvekkilinin 17/11/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerine kefil sıfatıyla dahil olduğunu, 26/09/2019 tarihli yeni yapılandırma sözleşmesine kefil olmadığı halde kefil olarak sayılmaya devam ettiğini, bunun devamında aleyhine icra takibi başlatıldığını, 26/09/2019 tarihli sözleşmeye ayrıca imza atmadığı için müvekkilinin kefil konumunda sayılmayacağını, TTK'nun 555. maddesi gereğince şirket pay sahibi olarak da şirketin zararının tazminini talep etme hakkı bulunduğunu, mahkemece kefil sıfatının devam ettiği ve borçtan sorumlu olduğu dikkate alındığında müvekkilinin işbu davayı ikame etmesi ve sözleşmelerin feshini istemesi talebinin haklı bir sebep teşkil ettiğini, hukuki yararının bulunduğunu, kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada asıl borcun doğduğu sözleşme geçersiz ise, kefalet sözleşmesinin de geçersiz olacağını, müvekkilinin sahip olduğu şirket ile davalı banka arasında 17/11/2015 tarihli iki ayrı genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmelere kefil olduğundan da bahsedildiğini, ancak daha sonrasında 26/09/2019 tarihli taşıt rehin sözleşmesi imzalanarak sözleşmede yapılandırma yapıldığını, mevcut bir genel kredi sözleşmesinin olmadığı ve bu sebeple de müvekkilin fer'i hakka sahip sıfatından da söz edilemeyeceğini, ortada asıl borç mevcut değilken kefalet sözleşmesinin devam etmesinin TBK 582. maddesi uyarınca hem de Yargıtay içtihatları çerçevesinde kabul edilebilir olmadığını, bu nedenle de mahkemede görülmekte olan davada müvekkilinin hukuki yararı olduğunu, müvekkilinsı sahip olduğu şirket ile davalı banka arasındaki genel kredi sözleşmelerine kefil olan müvekkilinin daha sonrasında yapılandırma sözleşmesine kefil olmadığını, buna rağmen davalı tarafından ödenmeyen borç nedeniyle müvekkiline karşı icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin maddi manevi zarara uğradığını, bu sebeple sözleşmelerin iptalini isteyen müvekkilinin ortada doğrudan ve kişisel bir hukuki yararı mevcut olup, bu yararın korunması için mahkemeye başvurduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; 17/11/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 26/09/2019 tarihli taşıt rehin sözleşmesinin feshi, anılan sözleşmelere dayalı olarak başlatılan icra takipleri nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2020/5614 ve 2020/2729 sayılı icra takip dosyası suretleri, Ankara 22 icra Müdürlüğünün 2020/5748 sayılı takip dosyası sureti, taşıt rehni sözleşmesi, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnameleri, cevabi ihtarname, davalı ile ...... Ltd. Şti. arasında akdedilen bankacılık hizmetleri sözleşmesi, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/325 Esas, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/499 Esas sayılı dosyalarının Uyap suretleri dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava dilekçesinde ..., ... ... Ltd. Şti. ve ... ... Ltd. Şti. davacı olarak yer almakta ise de, mahkemece yapılan yargılama sırasında 20/01/2022 tarihli celsede davacı şirketler yönünden peşin harç yatırılmadığından işlemden kaldırılmak üzere dosyanın tefrikine karar verildiği görülmüştür.
Yargılama aşamasında davacı ...'in adli yardım talebi 25/11/2021 tarihli ara kararla reddedilmiş ise de, itiraz üzerine Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/209 D. İş Esas 2021/209 Karar sayılı kararıyla itiraz kabul edilerek davacı hakkında adli yardım kararı verilmiştir.
Davalı banka ile tefrik kararı verilen davacı ... ... Ltd. Şti. arasında 17/11/2015 tarihli 500.000,00 TL ve 100.000,00 Usd limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı ...'in anılan sözleşmede 500.000,00 TL ve 100.000,00 Usd limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı görülmüştür.
Dava konusu taşıt rehni sözleşmesi davalı banka ile tefrik kararı verilen davacı ... ... Ltd. Şti. arasında 26/09/2019 tarihli olarak imzalandığı, anılan şirketin kendisinin ve ... ... Ltd. Şti. Borçlarının teminatını teşkil etmek üzere akdedildiği anlaşılmıştır.
Davalı banka tarafından tefrik kararı verilen davacılar ... ... Ltd. Şti. ve ... ... Ltd. Şti.'nin kredi hesapları kat edilerek 05/03/2020 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile davacı ile ... ... Ltd. Şti.'nden 157.438,08 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi, 19/02/2020 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile davacı ile ... ... Ltd. Şti.'nden 21.556,14 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesi istenilmiştir.
Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2020/5614 sayılı takip dosyası ile davalı banka tarafından davacı ve tefrik kararı verilen davacı ... ... Ltd. Şti. aleyhine toplam 187.438,45 TL'nin tahsili talebiyle 17/07/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, anılan takipte ödeme emrinin davacının da arasında bulunduğu borçlulara tebliği üzerine borçluların borca itiraz ettiği, davalı banka tarafından itirazın iptali talebiyle davacı ve tefrik kararı verilen davacı şirketler aleyhine Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/449 Esas sayılı dosyası ile 21/10/2020 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2020/2729 sayılı takip dosyası ile davalı banka tarafından davacı ve tefrik kararı verilen davacı ... ... Ltd. Şti. aleyhine toplam 22.640,66 TL'nin tahsili talebiyle 03/03/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, anılan takipte ödeme emrinin davacının da arasında bulunduğu borçlulara tebliği üzerine borçluların borca itiraz ettiği, davalı banka tarafından itirazın iptali talebiyle davacı ve tefrik kararı verilen davacı şirket aleyhine Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/325 Esas sayılı dosyası ile 21/10/2020 tarihinde itirazın iptali davası açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2020/5748 sayılı takip dosyası ile davalı banka tarafından tefrik kararı verilen davacı ... ... Ltd. Şti. aleyhine toplam 56.016,00 TL'nin tahsili talebiyle 22/07/2020 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, davacının takip dosyasında borçlu sıfatı bulunmadığı görülmüştür.
Davacı yan davalı banka ile genel kredi sözleşmesi ve anılan sözleşmeden kaynaklanan borcun yapılandırılması amacıyla taşıt rehin sözleşmesi imzalandığını, genel kredi sözleşmesinin hükmünün kalmadığını, her iki sözleşmenin feshi gerektiğini, davalının her iki sözleşmeye dayanarak aleyhine icra takibi başlattığını, takipler nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmiş, davalı yan ise davacının icra takibine itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda sözleşmelerin feshi talebinin hukuki yarar ve aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, işbu menfi tespit davasının konusu olan genel kredi sözleşmesi, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/449 Esas sayılı dava dosyası ve Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/325 Esas sayılı dava dosyası konusu icra takiplerinin dayanağıdır. Bir başka anlatımla anılan davalara konu icra takipleri ile tahsili talep edilen alacak işbu dava konusu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaktır.
İtirazın iptali davaları 21/10/2020 tarihinde, işbu menfi tespit davası ise itirazın iptali dava tarihinden sonra, 22/08/2021 tarihinde açılmıştır. Bu durumda menfi tespit davasından önce açılan itirazın iptali davalarında davacı borçlunun genel kredi sözleşmesine ilişkin menfi tespit davasındaki iddialarını itirazın iptali davasında savunma olarak ileri sürebilecektir. Bu nedenle itirazın iptali davaları açıldıktan sonra borçlunun aynı genel kredi sözleşmesi sebebiyle menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih ve 2016/4359 Esas 2016/15093 Karar sayılı ilamı). HMK'nun 114/1-h maddesi uyarınca ise hukuki yarar dava şartı olup, davanın her aşamasında hukuki yarar dava şartının mevcut olup olmadığı mahkemece kendiliğinden araştırılır.
Hal böyle olunca mahkemece itirazın iptali davaları açıldıktan sonra aynı genel kredi sözleşmesine ilişkin olarak davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere davacı yan genel kredi sözleşmesinin yanı sıra taşıt kredisi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek taşıt kredi sözleşmesinin de feshini talep etmiştir. İşbu menfi tespit davasına konu taşıt rehni sözleşmesi davalı banka ile tefrik kararı verilen davacı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilmiş olup, davacının anılan sözleşmede herhangi bir sıfatla imzası bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, davacı menfi tespit davasına konu taşıt kredi sözleşmesinin tarafı değildir.
Bu durumda mahkemece, davacının tarafı olmadığı taşıt kredisi sözleşmesinin feshini talep etmekte aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygundur.
Davacı yan dava dilekçesinde menfi tespit taleplerinin yanı sıra davalının menfi tespit davasına konu sözleşmelere dayanarak aleyhine icra takibi başlatması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere menfi tespit davasına konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile davalı tarafından davacı aleyhine icra takipleri başlatılmış, davacı borçlunun takiplere itirazı üzerine davalı tarafından davacı aleyhine bu kez itirazın iptali davaları açılmıştır. Esasa ilişkin olarak itirazın iptali davalarında yapılacak yargılama sonunda davacı aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olup olmadığı, haksız ise davalının kötüniyetli olarak icra takibi başlatıp başlatmadığı hususları değerlendirilecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece itirazın iptali davalarında esasa ilişkin yargılama sona ermeden davacı aleyhine başlatılan icra takiplerinin haksız ve kötüniyetli olup olmadığının anlaşılamayacağı, davacının maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığının bilinemeyeceği, anılan zararın bu aşamada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin sözleşmenin feshi talebinin hukuki yarar ve aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi, maddi ve manevi tazminat talebinin reddi yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3. Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/04/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41