Ankara BAM 21. HD 2024/449 E. 2024/504 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2024/449
2024/504
2 Nisan 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/449 Esas 2024/504 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/449
KARAR NO : 2024/504
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/01/2024
NUMARASI : 2024/15 D.İş Esas 2024/15 D.İş Karar
İHTİYATİ HACİZ TALEP
EDEN :
VEKİLİ :
KARŞI TARAF :
TALEP : İhtiyati Haciz
TALEP TARİHİ : 08/01/2024
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2024
Taraflar arasındaki ihtiyati hacze ilişkin talebin dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda ilamda yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı ihtiyati haciz talep eden vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca firmaya krediler kullandırıldığını, karşı tarafın asıl borçlu şirketin yetkilisi ve tek ortağı olduğunu, kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun hesap kat ihtarına rağmen ödenmediğini belirterek şimdilik 10.503.386,46 TL alacak yönünden karşı tarafın menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ihtiyati hacizde öncelikli amacın talep edenin alacağının tahsilinin garanti altına alınması olduğu, bu düzenlemede asıl borçlu ve müteselsil kefil ayrımı yapılmadığı, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı para borcuna karşılık toplamda 57.500.0000,00 TL bedelli ipotek bulunduğu, bu şekilde ihtarnamede bildirilen alacağın rehinle teminat altına alındığı, talep eden tarafından aksini gösterir bir belge de sunulmadığı gerekçesiyle koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru esnasında sunulan sözleşmelere bakıldığında karşı tarafın müteselsil kefil olduğunun sabit bulunduğunu, ipotek resmi senetlerine bakıldığında da ipoteklerin firma lehine verildiğinin anlaşılacağını, ipotek belgelerine göre de kefilin borcuna ilişkin bir teminat bulunmadığından ihtiyati haciz başvurusunun reddinin doğru olmadığını, her ne kadar rehinle temin edilmiş bir alacağın tahsili için alacaklının öncelikle sadece rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği benimsenmiş ise de, anılan hükmün müşterek müteselsil kefiller hakkında uygulanamayacağını, TBK'nun 586. maddesi uyarınca asıl borçlu hakkında takip yapılmadan ve mevcut rehinleri paraya çevirmeden kefiller hakkında takip yapılabileceğini, ipoteklerin kefil lehine olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep, İİK’nun 257 vd. maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İhtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nun 257. maddesi, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağının varlığı ile haciz sebepleri hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterlidir. Bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacaktır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre ihtiyati haciz kararı verilmesinde mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmadığı, yaklaşık ispat ölçülerinde ispatın yeterli olacağı belirtilmiştir (26/02/2014 tarihli 2013/16354 esas 2014/3605 karar sayılı emsal içtihadı).
Dosya kapsamından ihtiyati haciz talep eden banka ile talep dışı ... ... Ltd. Şti. Arasında 12/10/2022 tarihli, 10.000.000,00 TL limitli, 22/02/2022 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, karşı tarafın anılan sözleşmelerde sözleşme limitleriyle aynı limitte olacak şekilde müteselsil kefil olarak imzasının yer aldığı görülmüş ise de, genel kredi sözleşmelerinin tüm sayfalarının tasdikli ve okunaklı bir suretinin dosyada bulunmadığı görülmüştür.
İhtiyati haciz talep eden banka tarafından kredi borcunun ödenmediği iddiasıyla kredi hesabı kat edilerek 01/06/2023 tarihli hesap kat ihtarnamesi ile talep dışı asıl borçlu ve karşı taraf kefile 10.503.386,46 TL nakit alacağın ödenmesi, 258.000,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesinin talep edildiği, borçlulara 1 gün atıfet süresinin verildiği, hesap kat ihtarnamesinin asıl borçluya 13/06/2023, karşı taraf kefile 05/06/2023 tarihinde tebliğ edildiği dosya içeriğiyle sabittir.
Banka tarafından 10.503.386,46 TL yönünden karşı tarafın menkul, gayrimenkul mal ile üçüncü kişilerdeki doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulması talep edilmiştir. Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda ihtiyati haciz talep edenin ihtarnamede bildirdiği alacağın rehinle teminat altına alındığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan ipotek resmi senetleri incelendiğinde, dava dışı asıl borçlu şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, ihtiyati haciz talep eden banka lehine asıl borçlunun taşınmazları üzerinde 09/11/2022 tarihli 25.000.000,00 TL limitli, 08/12/2022 tarihli 30.000.000,00 TL limitli üst sınır ipotekleri ile, talep dışı ...'ün taşınmazı üzerinde 04/03/2022 tarihli 2.500.000,00 TL limitli üst sınır ipoteği tesis edildiği görülmüştür.
İİK'nun 45/1. maddesi gereğince, "rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla talep yapabilir, ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir" madde hükmü alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin "rehni veren" hakkında doğrudan doğruya genel haciz yoluyla takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır.
Yukarıda anılan her 3 ipoteğin de sadece talep dışı asıl borçlunun borçlarının teminatı olduğu, karşı taraf kefilin borçlarının ise teminatını teşkil etmediği anlaşılmıştır. Bir başka anlatımla ihtiyati haciz talep eden bankanın karşı taraf kefilden alacağının teminatını teşkil eden herhangi bir ipotek bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece ihtiyati haciz talep edenin karşı taraf kefilden hesap kat ihtarnamesinde bildirdiği alacağın rehinle teminat altına alınmadığı, ipoteklerin talep dışı asıl borçlunun borçlarının teminatı olduğu, İİK'nun 45. maddesinin karşı taraf kefil yönünden somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı gözetilmeden karar verilmesinde gerekçe yönünden isabet görülmemiştir.
Öte yandan, karşı taraf müteselsil kefil yönünden genel kredi sözleşmesi tarihleri ve talep tarihi dikkate alındığında TBK'nun 586. maddesinin uygulanması gerekir. Anılan maddenin 1.fıkrası; "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih ve 2016/12120 Esas 2016/8556 Karar sayılı emsal içtihadında da "... borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir..." denilmiştir. Tüm bu hal, kuşkusuz ki kefil yönünden de alacağın muaccel olması durumunda geçerlidir. TBK'nun 590/3. maddesi "Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar" düzenlenmesini içermektedir.
İhtiyati haciz talep eden bankanın kredi hesabını kat ettikten sonra talep dışı asıl borçlu ve müteselsil kefil olan karşı tarafa tebliğden itibaren 1 gün süre vermek suretiyle alacağının ödenmesini/deposunu isteyen ihtar gönderdiği, bu ihtarın asıl borçluya 13/06/2023 tarihinde karşı taraf kefile ise asıl borçluya tebliğ tarihinden önce 05/06/2023 tarihinde tebliğ olduğu görülmüştür.
Bu durumda, asıl borçluya tebliğ tarihi kefile tebliğ tarihinden önce olduğundan, TBK'nun 586/1 maddesi uyarınca karşı taraf kefile başvurulabilmesi için TBK'nun 590/3. maddesindeki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Bir başka anlatımla, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde asıl borcun muaccel olmasının alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlayacağından ve kefile bildirim asıl borçluya bildirim tarihinden önce olamayacağından kefil yönünden borcun muaccel olmaması sonucunu doğuracaktır.
Dosya içerisinde yer alan genel kredi sözleşmesi sureti tüm sayfaları içermediğinden genel kredi sözleşmelerinde asıl borcun muaccel olmasının alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlı olup olmadığına ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde bu aşamada tespit edilememektedir.
Bu durumda mahkemece ihtiyati haciz talep edenin taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin tüm sayfaları tasdikli ve okunaklı bir suretini ibraz etmediği, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler kapsamında TBK'nun 590/3. maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep eden bankanın karşı taraf kefile başvuru koşullarının oluştuğunu ispatlayamadığı gözetilerek ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu nedenlerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne,
2. Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2024 tarih 2024/15 D. İş Esas 2024/15 D. İş Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/(1). b. 2.maddesi gereğince gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine,
3. İhtiyati haciz talebinin REDDİNE,
4. İhtiyati haciz talep eden bankadan alınması gereken 427,60 TL peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5. İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
B)1-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde ihtiyati haciz talep edene iadesine,
2. İhtiyati haciz talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talepteki haklılık durumu gözetilerek ihtiyati haciz talep eden üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.02/04/2024
Başkan - Üye - Üye Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01