Ankara BAM 21. HD 2024/353 E. 2024/406 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2024/353
2024/406
13 Mart 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/353 Esas 2024/406 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/353
KARAR NO : 2024/406
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/06/2021
NUMARASI : 2019/331 Esas 2021/408 Karar
DAVACI :
DAVALI
İHBAR OLUNANLAR :
DAVA : Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/06/2019
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko kombine poliçesi ile teminat altına aldığı ... A.Ş'ye ait 4 adet vagonun tren raylarında seyri sırasında rayların kopması sonucu raydan çıkıp toprak zemine çakılarak hasara uğradığını, davalının görevleri arasında rayların bakım ve korunması bulunduğundan davalının sigortalı vagonlarda meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, sigortalının hasarın oluşumunda herhangi bir ihmal ve kusuru bulunmadığını, müvekkilinin sigortalısının zararını karşıladığını, sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu belirterek 305.610,56 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, rücu davasının şartlarının oluşmadığını, zarar görenin dava hakkı bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, müvekkilinin olayda kusurunun olmadığını, sigortalının kusurlu olduğunu, avans faizi talebini kabul etmediklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile sigortalı vagonların tekerlerinde oluşan hasar miktarının tespit edildiği, ek raporda vagonlara ait tekerlerin imalat yıllarından (1963-1984) anlaşılacağı üzere ilgili tekerlerin ekonomik ömürlerinin %55 oranında tamamladığı, bu durumun ilgili tamir fabrikasının ölçüm formlarından ve ayrıca dosyaya sunulan fotoğraflardan da anlaşıldığı, bu nedenle değişimi yapılan tekerlerin bedelinden %55 oranında amortisman tenzili yapılması gerektiği, amortisman tenzilinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 168.164,16 TL'in davalıdan tahsiline, alacağa 14.02.2019 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde belirttikleri usule ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın Sarayönü/Konya mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, 6461 Sayılı Türkiye Demiryollarının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun'un 24.04.2013 tarihinde kabul edildiğini, 01.05.2013 tarihinde resmi gazetede yayımlandığını, 17.06.2016 tarih ve 9099 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ... A.Ş.'nin kaydı yapıldığını ve tüzel kişilik kazandığını, yapılan düzenlmeler karşısında TCDD'nin hasar konusu vagonları çeken, lokomotifi kullanan makinistin de Tcdd personeli olduğu iddiasının yerinde olmadığını, 6461 Sayılı Kanun gereği çeken ve çekilen araçlar ile bu kapsamda istihdam edilen personelin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan ... A.Ş.'ye devredildiğini, müvekkilince yük ve yolcu taşımacılığı yapılmadığını, bu kapsamda davada husumetin müvekkiline değil, ... A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini, davanın müvekkili idare yönünden idari yargı yerinde açılması gerektiğini, cevap dilekçesinde açıklandığı üzere esasa ilişkin açıklamalarının da dikkate alınmadığını, rücu davasının şartlarının oluşmadığını, mahkemenin zararın sigorta teminatı kapsamında olup olmadığının tespit edilmediğini, sigorta şirketinin rücu hakkının doğabilmesi için öncelikle tazminat ödediği kişi ile sigortacı arasında zarar konusunu kapsayan bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması ve bu sözleşme kapsamında üçüncü kişiler tarafından zararın gerçekleştirilmiş olması gerektiğini, zarar görenin dava hakkının olup olmadığının tespitinin yapılmadığını, sigorta tazminatının ödenmiş olduğunun davacı tarafından ispat edilmediğini, hükme esas bilirkişi raporunda zarar hesabı yapıldığını, ancak kusur yönünden değerlendirmenin mahkemenin takdirine bırakıldığını, mahkemece kusur tespiti yapılmadan müvekkili %100 kusurluymuş gibi hüküm tesis edildiğini, dava konusu olayın kaçınılmazlık faktörü kapsamında gerçekleştiğini, olayda müvekkili idarenin kusurunun bulunmadığını, hükme esas bilirkişi raporunda davacı sigorta şirketi kapsamında hazırlanan eksper raporunun esas alındığını, bu hususu da kabul etmediklerini, hüküm fıkrasında arabuluculuk kanunu 18/a/13 gereği 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin tamamının müvekkiline yüklendiğini, davanın ise kısmen kabulüne karar verildiğini, dava açarken ödenen 5.219,07 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı, 6,40 TL vekalet harcının ve 6.268,22 TL harcın tamamının da müvekkiline yüklendiğini, davanın kabul ve ret oranlarının dikkate alınmadığını, dava konusu alacağa 14.02.2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; düzenlenen kök bilirkişi raporunda davalının %100 kusurlu olduğu ve tazminat bedelinin tamamından sorumlu olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, düzenlenen ek bilirkişi raporunda vagonlara ait tekerlek imalat yıllarından (1963-1984) anlaşılacağı üzere ilgili tekerlerin ekonomik ömürlerinin %55 oranında tamamlandığı, bu durumun ilgili tamir fabrikasının ölçüm formlarından ve ayrıca dosyaya sunulan fotoğraflardan da anlaşıldığı, bu nedenle değişimi yapılan tekerlerin bedelinden %55 oranında amortisman tenzili yapılması gerektiği belirtilerek toplam hasar bedelinin tespit edildiğini, mahkemece tazminat bedelinden %55 tenzil uygulanması hatalı olup, hasarın oluş şekline dosyadaki yazılı delillere ve mantığa aykırı bulunduğunu, hasarın davalıya ait barınma yolu raylarının, sigortalı vagonların geçişi esnasında kırılması ve kopması nedeniyle meydana geldiğini, bu durumda sigortalı vagon tekerlerinin yıpranmış olmasının hasarın meydana gelmesi ile herhangi bir alakası bulunmadığını, eksper raporunda sigortalı vagonlarının 2015 yılında lokomotif ve vagon imalatçısı ... tarafından komple revizyondan geçirilerek tekrar ülkemizde kullanıma sunulduğu, vagonların komple revizyon gördüğünün rapora eklenen etiket ve şase fotoğrafları ile sabit olduğunu, bilirkişi raporunda vagon tekerlerinin imalat yılı (1963-1984) göz önüne alınarak tekerlerin ekonomik ömürlerini %55 oranında tamamladıklarından bahisle, hasar miktarından tenzil yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, böyle bir yıpranma olmadığının yazılı delillerle sabit bulunduğunu, davaya dayanak olan eksper raporlarında yeni teker takım fiyatı en uygun olan 16.000,00 TL'nin hesaplamaya dahil edilirken zaten yeni teker takımı ömrünün 8-10 yılı arası olabildiğinden hareketle 4 adet teker takım bedeli olan 64.000,00 TL'den %12,5 ömür tenzili uygulanarak 4 adet yeni teker takımı bedeli 56.000-tl olarak hesaplandığını, toplam hasar bedelinden tekerlerin kullanım ömürleri ile ilgili tekrar tenzil uygulanmasının hukuken ve teknik olarak mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda hasar tarihi olan 2018 yılından tekerlerin üretim tarihi olan 1963 çıkartılarak tekerlerin 55 yıllık olduğu varsayılıp buna göre tenzil uygulanmasına rağmen, eksper raporunda belgelendirildiği üzere vagonların 2015 yılında tamamen revizyon görmesi sebebi ile hasar tarihinde vagonların teker takımlarının 3 yıllık olduğunu, bu nedenle bilirkişi raporunda uygulanan %55 tenzilin herhangi bir hukuksal dayanağının bulunmadığını, hasarın meydana gelme şekli incelendiğinde vagon tekerlerinin bakımsızlığı yada tekerlerden kaynaklı bir hatadan dolayı olmadığını, tam aksine davalıya ait rayların bakımsızlığı neticesinde rayların kopması nedeni ile hasarın meydana geldiğinin sabit olduğunu, müvekkilinin sigortalı vagonlarının tekerleri yeni takılmış dahi olsa rayların kopması neticesinde vagonların seyrine devam edemeyeceği ve vagonların yine de devrileceğini, raylarda kopma ve kırılma dışında bir sorun olsaydı ve sigortalı vagon tekerlerinin bakımsızlığı sebebi ile vagonlar devrilmiş olsa idi, bilirkişinin tekerlerin yıpranması ile tenzil uygulamasına anlam verilebileceğini, fakat somut olayda davalının bakımından sorumlu olduğu rayların bakımsızlığı nedeni ile rayların kopması sonucu hasarın meydana geldiği ve hasarın vagonların tekerlerinden kaynaklı olmadığının yazılı deliller ile sabit bulunduğunu, bu durumda sigortalı vagonların tekerlerinin kullanım ömrü ile hasarın meydana gelmesi arasında illiyet bağı bulunmadığını, tekerler yeni olsa dahi hasarın meydana gelmesinin engellenemeyeceğini, ibraz edilen evraklar üzerinden yapılan incelemede Afyon - Horozluhan arasındaki bütün istasyonların iç yollarının çok uzun süredir bakımının yapılmamış olması sebebiyle bakım, onarım hizmet alın ihalesi yapıldığını, sözleşmenin 04/10/2017 tarihinde imzalandığını, çalışmaların 02/05/2018 tarihinde başladığını, fakat olayın gerçekleştiği Sarayönü istasyonuna sıra gelmeden hasarın gerçekleştiğini, hasarın meydana gelmesinde davalının %100 kusurlu ve sorumlu olduğunun yazılı deliller ile ispatlandığını, davalının istasyonlardaki bakım-onarım için ihale yapıldığını ve Sarayönü istasyonuna bakım-onarım için sıra gelmeden hasarın gerçekleşmesinde kendilerinin bir kusuru olmadığını savunduğunu, davalının bu savunmasının herhangi bir hukuksal geçerliliği bulunmadığını, kaldı ki yol bakım şefi ve Sarayönü istasyon şefinin ifadelerinden, Sarayönü istasyonu'ndaki yolların çok eski ve bakımsız olduğu, ikazlara rağmen onarım yapılmadığı ve hasarın göz göre göre gerçekleştiğinin anlaşıldığını, bakım-onarım için ihale yapıldığı fakat Sarayönü istasyonu'na sıra gelmediği için davalı kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığı savunmasının davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağını, rücu edilebilecek miktarın kök ve ek bilirkişi raporunda net bir şekilde tespit edildiğini, ek bilirkişi raporundaki %55 tenzil uygulanmasının herhangi bir hukuki dayanağı ve hasar ile illiyet bağı bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Kasko sigorta poliçeleri, ekspertiz raporu, yargılama aşamasında madencilik-maden arama ve üretimi, taşımacılık-uluslararası taşımacılık ve lojistik, finans-bankacılık ve sigortacılık bölümü öğretim görevlisi bilirkişi heyetinden alınan 03/11/2020 tarihli kök, anılan heyete makine mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle alınan 11/03/2021 tarihli ek rapor, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün 18/08/2018 tarihli yol yenileme yazısı, vagonların yoldan çıkması üzerine düzenlenen 17/08/2018 tarihli tutanak, hasarlı vagon fotoğrafları, hasar faturaları, Acarlar Vagan hasar bildirim formu ve ekspertiz raporu, ibraname ve feragatname suretleri, davacının başvurusu üzerine davalının 19/06/2019 tarihli cevabı, davacı tarafından davalıya gönderilen 13/06/2019 tarihli ihtarname, istasyon şefi ve bakım şefi vekillerinin yazılı beyanları, yol olay inceleme raporu, olay bildirim formu, TCDD Teftiş Kurulu Kontrolörlüğünün 16/11/2018 tarihli raporu, ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında akdedilen sözleşme sureti dosya içerisinde yer almaktadır.
... A.Ş. Opr. Müdürü ve ... Şirketi imzalarını içeren 17/08/2018 tarihli tutanakta tren hareket ettiğinde rayların ek yerinden kopması nedeniyle şirkete ait vagonun yoldan çıktığı belirtilmiştir.
Davacı tarafından dava tarihinden önce, 13/06/2019 tarihinde davalıya gönderilen ihtarname ile hasar nedeniyle ödenen 305.610,56 TL'nin ödenmesi talep edilmiş, davalı tarafından ise idareye yüklenebilecek bir kusur bulunmaması nedeniyle ödeme yapılmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir.
T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün 18/08/2018 tarihli yazısında, Sarayönü istasyonunun yenileme çalışmaları kapsamında olduğu belirtilerek 27/08/2018 tarihinde yol yenileme çalışmalarına Sarayönü istasyonundan başlanacağı belirtilmiştir.
Davalı Teftiş Kurulu Kontrolörlüğünün 16/11/2018 tarihli yazısında, 50 metrelik bölümde yolun ve 50 adet ahşap traversin hasarlandığının görüldüğü, bunların normalde değiştirilme zamanı geçmiş malzemeler olduğu, Afyon Horozluhan arasındaki bütün istasyonların iç yollarının çok uzun süredir bakımının yapılamamış olması sebebiyle ahşap traverslerin çürüdüğü, diğerinin özelliğini kaybetmesinden dolayı ise bağlantı malzemelerinin düşerek noksanlaştığı, yerinde duranların ise iyice gevşeyerek malzemeyi tutamaz duruma geldiği, bu sebeple yol platformunun çökmesinden sonra ise çürüyen traverslerin altında boşluklar oluştuğu, düşüklükler meydana geldiği, yolların üzerinden lokomotif veya vagonlar geçerken rayların toprağa gömülmeye başladığı, bu aksaklık göz önüne alınarak bütün istasyon iç yollarının yenilenmesi için 04/10/2017 tarihinde hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, çalışmaların 02/05/2018 tarihinde başladığı, Sarayönü istasyon yollarının yenilenmesinin bu kapsamda beklenildiği, çürümüşlük derecesi tarif edilen malzemelerin yedeği de bulunmadığı için bakımlarının yapılamadığı, yolların tamamen yenilenmesinin beklendiği, ayrıca istasyon ikinci yolunun uzatılması da planlandığından bütün istasyonlar aynı durumda olduğundan başka bir çarede bulunamadığı, yol yenileme çalışmaları Sultandağı istasyonundan başladığı, sıra ile devam etmekte iken sıranın Sarayönü istasyonuna gelmesine bir hafta kala olayın gerçekleştiği, tren işletmecisi ... A.Ş. makinistlerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir.
... A.Ş. ile ... A.Ş. Arasında TCDD Genel Müdürlüğü hatlarında diğer şahıslara ait yük vagonlarının işletilmesine dair 01/01/2018 tarihli sözleşme akdedilmiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda; davalının meydana gelen kaza nedeniyle hasar tutarından sorumlu olacağı, kaza nedeniyle kdv dahil 305.610,56 TL hasar oluştuğu, bu tutarın dava dışı sigortalının prim borçlarına karşılıklı mahsup edildiği, banka, nakit, çek vb. Herhangi fiili, ayni, nakdi ödemenin yapılmadığı, ancak bu mahsup işlemi ile ödemenin vuku bulduğu, kusur konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, hasarın meydana geldiği mahalde alt yapı eksikliği ve bunun onarımının gecikmeye uğradığı hususunda bulgulara rastlanılmakta olduğu, davalıya rücu işleminin yerinde bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ek bilirkişi raporunda, kök rapordaki tespitler tekrar edildikten sonra hali hazırdaki prim borcunun 25.227,78 TL, kdv dahil ödenen 305.610,56 TL düşüldüğünde farkın 280.382,78 TL bulunduğu, bu farkında sigortalı ile davacı sigorta şirketi arasında akdedilen farklı sigorta işlemlerine ait sigorta sözleşmelerine ilişkin prim borçları olduğu düşünülmekle beraber bu durumun takdirinin mahkemede olduğu, vagonlara ait tekerleklerin 1963-1984 imalat yıllarından anlaşılacağı üzere ilgili tekerlerin ekonomik ömürlerini %55 oranında tamamlandığı, ilgili tamir fabrikasının ölçüm formlarından da anlaşıldığı gibi, dosya kapsamına sunulan fotoğraflardan da anlaşıldığı, bu nedenle değişim yapılan tekerlerin bedellerinden ortalama %55 oranında ömür (amortisman) tenzili gerektiği, tenzil yapıldığında oluşan hasarın 168.164,16 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalısına ödediği hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu, davalının kazada %100 kusurlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise kusurunun bulunmadığını, husumetin kendisine yöneltilemeyeceğini, davanın zaman aşımına uğradığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi ek raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu tren vagonlarının tren rayında seyir halinde iken rayların kopması sonucu raydan çıkıp, tekerlerinin toprağa çakılması ile hasara uğradığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, mahkemenin yetkili olup olmadığı, sigortalı tren vagonlarında oluşan hasar nedeniyle davacının sigortalıya ödeme yapıp yapmadığı, ödeme yapmış ise yaptığı ödemeden davalının sorumlu olup olmadığı, davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, davalının hasarın oluşmasında kusurunun bulunup bulunmadığı, sigortalı vagonlarda oluşan hasar miktarı, hasar miktarından amortisman tenzili yapılıp yapılamayacağı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalılar vekilinin husumet, zaman aşımı, yetki, yargı yoluna yönelik istinaf itirazları incelendiğinde, davalı yan aşamalarda kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, tren raylarında taşıma işinin ... A.Ş. tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürmüştür.
İşbu dava konusu kazada dava dışı ... A.Ş.'ye ait tren vagonları, bakım ve gözetimi davalıya ait tren raylarında seyri sırasında rayların kopması sonucu toprağa saplanarak hasara uğramıştır. Sigortalı vagonlarda meydana gelen hasar tren raylarının kopması sonucu oluştuğundan rayların bakım ve gözetiminden sorumlu bulunan davalıya husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyete dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu tren kazası 17/08/2018 tarihinde meydana gelmiş, işbu dava ise zaman aşımı süresi dolmadan 25/06/2019 tarihinde açılmıştır.
Bu durumda, mahkemece dava zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek esasa ilişkin diğer hususların değerlendirilmesi isabetlidir.
Davalı vekili yasal süresinde ibraz ettiği cevap dilekçesinde mahkemenin yetkisine itiraz ederek yetkili mahkemenin Sarayönü/Konya mahkemeleri olduğunu bildirmiştir.
Kasko sigorta sözleşmesi nedeniyle TTK'nun 1472. maddesi gereğince halefiyete dayalı olarak sigortacı tarafından kazaya karışan araç maliki ve sürücüsü aleyhinde açılan davada çıkan uyuşmazlıkta yetkili mahkeme, HMK'nun 6. ve 16. maddesi vd.'ndaki yetki kurallarına göre belirlenir.
HMK'nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
HMK'nun 16. maddesinde haksız fiilden doğan davalarda fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin/icra dairesinin de yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda, zarar gören dava dışı sigortalı vagon maliki ... A.Ş.'nin adresinin Üsküdar/İstanbul, kazanın Sarayönü/Konya sınırları içinde meydana geldiği anlaşılmış ise de, davalının yerleşim yeri Ankara'dır. Bu durumda davanın açıldığı Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi HMK'nun 6. maddesi gereğince yetkili mahkeme olduğundan ilk derece mahkemesince yetkili mahkeme olduğu gözetilerek işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davalı TCDD sigortalıya ait vagonların üzerinde hareket ettiği rayların bakım ve onarımından sorumlu olup, rayların kırılması sonucu vagonların raydan çıkıp tekerlerinin toprağa çakılması ile sigortalı vagonların tekerlerinde hasar oluşmuştur.
Davacı tarafından sigortalının zararının giderildiği iddiasına dayanılarak davalıya karşı işbu rücuen tazminat davası açılmıştır. Sigortalı vagonlarda meydana gelen hasar nedeniyle uyuşmazlık adli yargı yerinde çözümlenmelidir. Bir başka anlatımla, davalı vekilinin idari yargının görevli olduğuna ilişkin istinaf itirazı yerinde olmayıp, yargı yoluna ilişkin dava şartı olayda gerçekleşmiştir.
Davalı vekilinin diğer istinaf itirazları incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen hasara sebebiyet vermesi halinde mümkündür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile kusur konusunda takdir mahkemeye bırakılmış ise de, meydana gelen kazada vagonun tekerlerinde oluşan hasardan davalının sorumlu olduğu, davalıya rücu işleminin yerinde olduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu kazaya ilişkin olarak tutulan tutanakta, tren hareket ettiğinde rayların ek yerinden kopması nedeniyle sigortalıya ait vagonun yoldan çıktığı belirtilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünce dava konusu kazanın meydana geldiği Sarayönü İstasyonunda da, kaza tarihinden önce rayların yenileme çalışmasına başlanacağı yazılı olarak bildirilmiş ise de, davalı teftiş kurulu kontrolörlüğünün yazısından rayların yenileme çalışması Sarayönü istasyonunda başlamadan önce işbu dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır.
Tren raylarının bakım ve onarımından sorumlu davalı, sigortalı vagon tekerlerinden oluşan hasardan sorumlu olduğu gibi, hasar rayların kopması nedeniyle vagonun raydan çıkması sonucu oluştuğundan sigortalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı gibi, bu durum davalı teftiş kurulu kontrolörlüğünün yazısında da açıkça belirtilmiştir. Bir başka anlatımla, sigortalı vagonların tekerlerinde hasar oluşmasında sigortalı kusursuz, davalı ise tam kusurludur.
Bu durumda mahkemece, davalının meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğu, sigortalının kusurunun bulunmadığı gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile sigortalı vagonların tekerlerinde meydana gelen hasar miktarı tespit edilmiş olup, tespit edilen hasar miktarı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile de uyumludur. Anılan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Alınan bilirkişi raporları ile de hasar bedelinin dava dışı sigortalının davacıya olan prim borçlarının karşılıklı mahsup edilmesi suretiyle ödendiği, davacı tarafından sigortalısına nakit olarak ayrıca bir ödemenin yapılmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından sigortalının prim borçları mahsup edilmesi yoluyla sigortalıdan olan prim alacağı ödenmiş hale geleceğinden davacı tarafından prim borcu mahsup edilmek suretiyle ödenen bedelin davalıdan rücuen tazmini talep edilebilecektir.
Öte yandan davacının rücuen tazminat talebi başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğindedir. Davacının mal varlığındaki eksilme ise ödeme tarihinde gerçekleştiğinden mahsup yoluyla ödeme gününden itibaren faiz talep edebilecektir.
Hal böyle olunca mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının sigortalısının sigorta prim borçlarını mahsup etmek suretiyle hasar bedelinin ödendiği, ödenen bedelden amortisman tenzili sonucu bulunan miktardan davalının sorumlu olduğu, tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hüküm altına alınan yargılama giderleri, harç ve arabuluculuk ücreti dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi, harç ve arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili de usul ve yasaya uygundur.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, bilirkişi kök raporunda hasar miktarı belirlenmiş, davalıya rücu işleminin yerinde olduğu belirtilmiştir. Ek raporda da tekerlerin ekonomik ömürlerinin %55 oranında tamamlandığı belirtilerek amortisman tenzili uygulanmak suretiyle hasar miktarı tespit edilmiştir.
Alınan ek rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Vagon tekerleri üzerinde 2015 yılında revizyon işlemi yapılması vagon tekerlerinin sıfır olarak yenilenmesi sonucunu doğurmadığından ekonomik ömrünün tekerlerin imalat yılına göre belirlenmesi gerektiği bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3. Davalıdan alınması gerekli olan 11.487,29 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.871,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.615,47 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4. Tarafların istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 13/03/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39