Ankara BAM 21. HD 2024/318 E. 2024/388 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2024/318
2024/388
13 Mart 2024
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/318 Esas 2024/388 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/318
KARAR NO : 2024/388
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2023
NUMARASI : 2023/143 D.İş Esas 2023/143 Karar
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN :
VEKİLİ :
ALEYHİNE TEDBİR
TALEP EDİLEN : .
TALEP : İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ : 03/11/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2024
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ... Medikal Sanayi Ticaret A.Ş. ile karşı taraf ... Tıbbi Cihazlar Sanayi Ticaret A.Ş. Arasında uzun yıllardan beri süregelen, yaklaşık yirmi yıldır karşı tarafın İzmir ve İstanbul bölgesinde faaliyet göstermekte ve karşı tarafın bu bölgelerde acentelik ilişkisine dayanarak ortopedik tıbbi cihazların (ameliyat malzemeleri) satımını gerçekleştirdiğini, dosya ekinde sunmuş oldukları acentelik sözleşmesi (ek-1) ... Ürünler Dağıtım Pazarlama İthalat İhr. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. İle başlamış, daha sonra bu firmanın birleşimi ile şimdiki karşı taraf olan ... Tıbbi Cihazlar Sanayi Ticaret A.Ş. Arasında sözleşmeler 2023 Şubat tarihinde yenilenen sözleşmeler ile acentelik ilişkisi halen süregeldiğini, Acentelik sözleşmesi bayiilik sözleşmesi anlamında karşı tarafın belirlediği bölgede karşı taraf adına mallarını pazarlamak, ameliyatlarını organize etmek ve ameliyat sırasında teknik personel ve ekipman bulundurarak protezlerin hastalara naklini sağladığını, karşı tarafın satılan ürünler üzerinden fatura ettiği mal bedellerini her ayın sonunda müvekkili şirkete, şözleşmelerde de belirtildiği gibi çeşitli oranlarda komisyon ücreti ödendiğini, müvekkili şirkete kestiği komisyon faturalarını her ayın 12. Gününde yapılan hesap mutabakatına göre mail teyit mektupları da alınmak suretiyle karşı taraf, müvekkiline ödemeyi taahhüt ettiğini, 24.01.2023 tarihinde imzalanan süre uzatma protokolü ile acentelik sözleşmesinin tadili düzenlendiğini, her yıl yapılan süre uzatım sözleşmelerinde karşı taraf, çeşitli dayatmalarla teminat maddesi değişikliği ve komisyon ücreti düşürülmesi talepleri, birim fiyatlarının devletin belirlemiş olduğu fiyatların çok üzerinde zam belirlenerek müvekkilin rekabet ve mal satma kabiliyetini düşürmeye yönelik talepleri sonucunda sorunun giderek büyüdüğünü, müvekkili şirket bu durumu ülkede oluşan ekonomik koşulların kötüleşmesi ve ticari hayatını devam ettirebilmek için kabul etmek zorunda kaldığını, 24.01.2023 tarihli protokolde de karşı taraf ile şirketi arasındaki ödeme prosedürü teminatlar, mal bedellerine ilişkin verilecek çekler düzenlenmiş ve buna göre de müvekkilinin alacağı komisyon ücretlerinin ödenmesi belirlendiğini, tadil sözleşmenin imzalanmasından bugüne kadar her ay hesap mutabakatı üzerine karşı tarafa ekte sundukları temlikler ( hastanelere satılan malzemelerin alacak rakamlarının noterden alacağın temliği ile devredilmesi), blokeli çekler, garantör çek, ödeme çekleri ile her ay şirkete olan borca karşılık teslim edilmiş, her ay sonu borç-alacak ilişkisi bu şekilde sonlandırıldığını, nitekim bu durum mutabakat yazıları ve karşılıklı maillerden anlaşıldığını, müvekkili şirket acentelik sözleşmesine harfiyen riayet etmiş ve tadil sözleşmesinden bugüne kadar olan aralarındaki ticari teamüle uygun olarak satmış olduğu mal bedellerinin borcunun tamamen gerek çek gerekse temlik ile cari hesapları sonlandırıldığını, ancak, karşı taraf şirketin sözleşme devam ederken ek-3'de sunulan 26.09.2023 tarihli yine tadil protokolü şeklinde düzenlenen protokol ile müvekkili şirkete imzalatılmak istendiğini, müvekkili şirketin bu sözleşmede fiyatların aşırı arttığı ve komisyon ücretlerinin büyük oranda düşürüldüğünü görünce müvekkili, bu sözleşmeyi imzalamak istemediğini, karşı taraf derhal Ocak 2023'den beri gelen ticari teamüle aykırı olarak ve sözleşmeye uymaksızın teklif edilen her ay kapama ile ilgili ödeme tablosunu kabul etmeyerek sözleşmenin feshi yoluna gittiğini, bunun üzerine müvekkili şirkete 16.10.2023 tarihli 24833 Yevmiye nolu (ek-4) Beyoğlu 40. Noterliği İhtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiklerini müvekkili şirkete bildirdiklerini, bunun yanında müvekkilinin eylül ayına ait komisyon ücretini ödemediklerini, 6. Eylül 2023 tarihinde karşı taraf şirket nedensiz olarak birçok planlı ameliyatın siparişlerini karşılamaktan imtina ettiğini, bununla ilgili yazışmaların da ekte sunulduğunu, her fiyat artış ve sözleşme yenileme döneminde müvekkili şirkete yapılan bu baskı neticesinde müvekkili şirket hastalarına ve doktorlarına mağduriyet yaşatmak zorunda kaldığını, tamamen ek tadil protokolü olan ve ekte sunulan 26.09.2023 tarihli karşı taraf şirket tarafından gönderilen sözleşmenin imzalanmaması üzerine kötü niyetli baskılarına devam ettiğini, bununla kalmayan karşı taraf firmanın, 17.10.2023 tarihinde ÜTS (Ürün Takip Sistemi) bayilik kaydını kapatarak satış yapmasını engellediğini, müvekkili tarafından verilen çek ve teminat mektuplarının bulunduğunu, feshin haksız ve geçersiz olduğunu belirtmiş ve sözleşmenin feshi isteminin haksız olduğunun tespiti ile halen yürürlükte olan Ocak 2023 tarihli protokolün önceki acentelik sözleşmelerinin yürürlükte olduğuna dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, buna bağlı olarak ÜTS (ürün takip sistemi) sisteminin aktif hale getirilmesi ve sağlık bakanlığına müzekkere yazılmasını, karşı tarafın sözleşmede taahhüt ettiği ürünleri müvekkili şirketin ilk talebi üzerine malzeme ve ürün göndermesi konusunda (gerçekleşecek planlı ameliyatların yapılabilmesi için) ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ileride açacakları tazminat, menfi tespit davalarına esas olmak üzere telafisi güç zarârların doğmaması açısından haksız fesih nedeniyle yukarıda ödeme listesinde bulunan çekler hakkında ve yine listede verilen banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesi hakkında teminatsız ya da uygun teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirketin hali hazırda karşı taraftan komisyon, prim, masraf ve denkleştirmeden doğacak alacakları mevcut olması sebebiyle TBK Madde 458 vd. maddelerince mahkemenizce ihtiyati tedbir kararı ile müvekkil şirkette bulunan hali hazırda medikal mal ve malzemeler üzerinde hapis haklarının uygulanmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dilekçelere ekli belgelerin içeriğine göre ihtiyati tedbir talep edenin talebin esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği ve bu şeklide HMK 390/3 maddesindeki şartların oluşmadığı ayrıca sözleşme yapma serbestisi ilkesi gereğince kişilerin bir sözleşmeyi yapıp yapmamada serbest oldukları, kişilerin sözleşme yapmaya zorlanamayacağı, mahkeme kararı ile kişiler arasında sözleşme ilişkisinin kurulamayacağı, fesihle sona eren sözleşmenin devam etmesine karar verilemeyeceği, hapis hakkı kullanılması talebi yönünden de davanın esasını çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği bu şekilde ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olmadığı kanaatine varılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Müvekkili tarafından teminat mektupları verildiğini, çeklerin ileri tarihli olmasının müvekkilinin zarara uğrama ihtimalini ortadan kaldırmadığı gibi ihtiyati tedbirin çeklerin bedelsiz kalmasına sebebiyet verebileceğini, müvekkili şirketin teminatlarının davalının alacağı üzerinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından taahhüt edilen tüm edimlerin zamanında yerine getirildiğini, davalının ise haksız ve dayanıksız şekilde sözleşmeyi feshettiğini, taraflar arasında mahsuplaşma yapılması gerektiğini, müvekkilinin ödenmemiş prim alacakları bulunduğunu, haksız fesih nedeniyle tazminat taleplerinin söz konusu olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbirin kabulü gerektiğini, şu anda müvekkilinin bayisi olduğu bölgede bütün işlemlerin durdurulduğunu, ürün takip sisteminin kapatıldığını, müvekkilinin borçlarını ödeyebilmesi için bayiliğin devam etmesi gerektiğini, yine müvekkilinin elinde bulunan mallar üzerinde hapis hakkını kullanması gerektiğini, müvekkilinin karşı tarafa vermiş olduğu çek ve teminat mektuplarının elinde bulunan malların karşılığını fazlasıyla karşıladığını, teminat mektuplarının toplamının 5.250.000,00 TL olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin hukuka aykırı olduğunu, ...'e fesih yetkisi tanınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Aleyhine tedbir talep edilen vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,
HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.
Somut olayda, davacı yanca taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin fesih işleminin feshi nedeniyle halen sözleşmenin devam ettirilmesi, sözleşme kapsamında verilen çekler ile teminat mektupları hakkında tahsil ve icraya verilmesinin durdurulması ile ürün takip sisteminin açılması ve ellerinde bulunan mallar yönünden hapis hakkının kullanılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de, HMK'nın 390/3.maddesi gereğince davacı yanın yaklaşık olarak ispata elverişli deliller sunması gerektiği, dosyaya sunulan bilgi belgelere göre istemin yaklaşık olarak ispatlanamadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin gerekçesi de göz önünde bulundurularak yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3. Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/03/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39