Ankara BAM 21. HD 2022/1147 E. 2024/352 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2022/1147
2024/352
6 Mart 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1147 Esas 2024/352 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1147
KARAR NO : 2024/352
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/07/2018
NUMARASI : 2015/297 Esas 2018/568 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/05/2015
KARAR TARİHİ : 03/07/2018
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptaline istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davada davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıya kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.
Birleşen davada davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı borca ilişkin mükerrer takip başlatıldığını, alacağın ipotekle teminat altına alınmasına rağmen genel haciz yoluyla takibe başvurulduğunu, davalı şirketin müvekkillerinin kefil olduğu krediyi ödediğini, müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcu kalmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı şirkete dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket birleşen davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, asıl dava konusu icra takibinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi olduğu, ipoteklerin mülkiyetinin birleşen davalı ...'e ait olduğu, taşınmazlar üzerinde davalı şirket borcu nedeniyle ipotek tesis edildiği, ipoteklerin birleşen davalılar ... ve ...'in borcunu teminat altına almadığı, İİK'nun 45. maddesi uyarınca anılan kişiler yönünden ilamsız icra takibi yoluyla haklarında takip yapılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede kefillerin gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olduklarını yönelik açık sözleşme hükmü bulunmadığı, kefiller yönünden gayrinakdi alacağın depo edilmesine yönelik talebin reddi gerektiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının takip tarihleri itibarıyla davalılardan asıl ve birleşen davada talep edebilecekleri alacak miktarının tespit edildiği, asıl ve birleşen davada alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davada davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasında 301.693,79 TL anapara, 1,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 301,695,47 TL alacak üzerinden itirazının iptaline, asıl alacağın 3.779,76 TL’lik kısmına yıllık %22,75 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i BSMV uygulanmak suretiyle ve 297.914,03 TL’lik kısmına ise yıllık %23,625 temerrüt faizi ve faizin %5’i BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, hükmolunan alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 60.339.10 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, toplam 48.420,00 TL’lik teminat mektubu tutarı ile toplam 5.900,00 TL çek garanti bedelinin bankada açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmek için davalıdan tahsilini teminen takibin devamına, birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/387 E., 2013/318 K. sayılı dosyasında davalı asıl borçlu şirket hakkında açılan davanın İİK'nun 45. maddesi uyarınca koşulları bulunmadığından reddine, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, anılan davalıların icra takip dosyasında 301.693,79 TL ana para, 1.871,43 TL işlemiş faiz, 93,57 TL BSMV olmak üzere toplam 303,658,79 TL'ye yönelik itirazlarının iptaline, asıl alacağın, 3.779,76 TL’lik yıllık %22,75 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i BSMV uygulanmak suretiyle ve 297.914,03 TL’lik kısmına ise yıllık %23,625 temerrüt faizi ve faizin %5’i BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, hükmolunan alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 60.731.76 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı kefillere yönelik gayri nakit alacağa ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hem asıl hem de birleşen davada temerrüt faizine ilişkin vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu, Türk Ticaret Kanunun 8/1. maddesi uyarınca ticari işlerde faizlerin serbestçe belirlenebileceğini, davalılar ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin gecikme faizi ve temerrüt faizi başlıklı 7.8. maddesi uyarınca müşterinin temerrütün doğduğu tarihten itibaren fiili ödemeyi gerçekleştirdiği güne kadar geçecek günler için, temerrüt tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için bankaca belirlenen en yüksek cari faiz oranının %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödeyeceğinin belirtildiğini, davalıların kullandığı kredinin muaccel olduğu tarihteki temerrüt faiz oranı, müvekkilinin Ticari Bankacılık Pazarlama Biriminin 25.12.2014 tarih ve 1175 sayılı duyurusunda belirtildiği üzere %35 olduğunu, yine aynı duyuruda en yüksek cari faiz oranının da %35 olarak belirlendiğini, sözleşme uyarınca banka temerrüt faizi olarak %52,5 uygulaması mümkün olsa da temerrüt faiz oranını %35 olarak belirlendiğini, bankalarca temerrüt faiz oranının serbestçe belirleneceğine dair emsal Yargıtay kararları bulunduğunu, 6098 sayılı BK'nun akdi faize ilişkin 88. maddesinin ve temerrüt faizine ilişkin 120 maddesindeki kısıtlamaların uygulanmayacağını, ilamda hatalı olan temerrüt faizi oranının %35 olarak düzeltilmesi gerektiğini, birleşen dava yönünden çek yaprağı yasal sorumluluk bedellerinin ve meri teminat mektubu bedellerinin kefillerden istenemeyeceğine dair kararın hatalı bulunduğunu, teminat mektubu yönünden davalılar ile imzalanan genel kredi sözleşmesinin 2. maddesinde işbu sözleşmede yer alan kredi türlerinin tek tek sayıldığını, teminat mektubu kredisinin de genel kredi sözleşmesinde yer aldığını, kefillerin genel kredi sözleşmesi ile müşteriye kullandırılan tüm kredilerden doğan borçlarından dolayı sorumlu olduklarını kabul ettiğini, genel kredi sözleşmesinin 30.12 maddesi uyarınca bankanın teminat mektubu bedellerinin her zaman blokesini isteyebileceğinin şart koşulduğunu, kefillerin de bu sözleşmeyi imzalayarak bu şartı aynen kabul ettiğini, çekler yönünden dava dilekçesi ekinde sunulan genel kredi sözleşmesinden ayrı olarak davalı şirket ve davalı ... tarafından imzalanan çek taahhütnamesinin 1. maddesi uyarınca davalı firmanın her bir çek yaprağı için 3167 sayılı Kanunun 10 maddesindeki banka sorumluluk miktarı kadar parayı bloke edeceğini taahhüt ettiğini, davalı ...’in de müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile bu taahhütnameyi imzaladığını, bu nedenle davalı ...'in çeklerin blokesinden kefil olarak sorumlu olduğunu, mahkemenin birleşen dava yönününden davalı şirket hakkında İİK'nun 45. maddesi uyarınca takip açılamayacağına dair kararının da hatalı olduğunu, bu hususun hukuki bir konu olup borçluların bu hususta bir itirazı veya icra hakimliğinde bir şikayetinin mevcut olmadığını, müvekkilinin ipotekli takip tarihinde talep ettiği alacak miktarının 375.416,81 TL olup, banka lehine borçlularca tesis edilen ipoteğin üst limit ipoteği olduğunu, ipotek bedelinin de 465.000,00 TL olduğunu, tüm masraflar, harçlar ve vekalet ücretinin ipotek limiti içinde bulunduğunu, takibin açılması ile birlikte devlete ödenmesi gereken harcın %11,38‘den 42.723,00 TL, icra vekalet ücreti ise 28.475,00 TL olacağını, tüm bunlar ipotek bedelinden düşüldüğünde müvekkilinin ipotekten alacağı miktarın 393.802,00 TL’ye düştüğünü, tüm bunlara icra masrafları ve satışa kadar işleyecek temerrüt faizinin de dahil olmadığını, ayrıca bankalar ipotekli gayrimenkullerin ekspertizlerini yaptırdıklarını, buna göre %50 fazla değerde ipotek tesis ettirdiklerini, ekspertiz raporu uyarınca satışa konu gayrimenkulün değerinin 310.000,00 TL olduğunu, gayrimenkulün değeri borçtan daha düşük olup, müvekkilinin alacağının tamamını ipotekten tahsil etmesinin takip tarihinde mümkün olmadığını, mahkemenin hem asıl davada hem de birleşen davada belirlemiş olduğu temerrüt faizi oranının hatalı olduğunu, birleşen davada çek yaprakları blokesi, teminat mektubunun blokesinin kefillerden istenemeyeceğini, davalı şirket hakkında İİK'nun 45. maddesi uyarınca takip açılamayacağına dair hatalı kararın istinaf edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinsı imzasını içeren kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tamamının ödenmiş olması sebebiyle yapılan haksız icra takibine müvekkilleri tarafından itiraz edildiğini, başlatılan takiplerin mükerrer ödemeye neden olacağını. her alacak kaleminin aynı olmasının yanı sıra, her kalemdeki asıl alacak miktarının da birbirine eşit bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de bu durumun açıkça belirtildiğini, genel haciz yoluyla takip başlatılabilmesi için alacağın para alacağı olması ve ipotekle temin edilmemiş olması gerektiğini, müvekkillerinin asıl borçlu şirketin çekmiş olduğu bazı kredilere kefil olduğunu ancak bu kredilerin ödenerek kapandığını, hatalı tanzim edilen bilirkişi raporları ve davacı beyanlarının dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, birleşen davada davacının aynı borca ilişkin mükerrer takip başlattığını, rapora itiraz edilmesine rağmen itirazlarının hükme esas alınmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl ve birleşen dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/7641 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, ipotek resmi senetleri, çek taahhütnamesi, davalı şirketin banka hesap ekstresi, davacı banka faiz duyurusu, birleşen davalılar ... ve ... tarafından davacıya gönderilen 12/02/2015 tarihli cevabi ihtarname, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/8522 sayılı takip dosyası, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 11/11/2017 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.
Asıl dava konusu Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/7641 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu şirket ve ... aleyhine 321.093,53 TL anapara, 1,68 TL işlemiş faize ilişkin nakit alacağın tahsili, çekten kaynaklanan 5.900,00 TL, teminat mektubundan kaynaklanan 48.421,60 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi istemi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 14/04/2015 tarihinde tebliğ olduğu, davalı şirketin 16/04/2015 tarihinde borca itiraz ettiği, davalı şirketin itirazının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde olduğu, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 20/05/2015 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Birleşen dava konusu Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/8522 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu şirket, ... ve ... aleyhine 321.093,53 TL anapara, 1.871,43 TL işlemiş faiz, 93,57 TL BSMV'ye ilişkin nakit alacağın tahsili, çekten kaynaklanan 5.900,00 TL, teminat mektubundan kaynaklanan 48.421,60 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde 5.900,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakit alacaktan yalnızca davalı borçlu ...'in sorumlu olduğunun şerh verildiği, ödeme emrinin birleşen davalı borçlular 24/04/2015tarihinde tebliğ olduğu, birleşen davalıların 28/04/2015 tarihinde borca itiraz ettikleri, birleşen davalıların itirazlarının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde olduğu, işbu birleşen itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 21/05/2015 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Davacı banka ile davalı şirket arasında 10/12/2012 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, birleşen davalılar ... ve ...'in anılan sözleşmede aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, eş rızasının alındığı, kefaletin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
Davacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 301.882,92 TL nakdi borcun 7 gün içinde ödenmesi, teminat mektubundan kaynaklanan 48.420,00 TL ile çekten kaynaklanan 20.220,00 TL gayri nakit alacağın 7 gün içinde depo edilmesi ihtarını içerir 05/02/2015 tarihli hesap kat ihtarnamesi asıl ve birleşen davalılara 09/02/2015 tarihinde tebliğ olmuştur.
Asıl dava konusu icra takibine dayanak ipotek resmi senetleri incelendiğinde, birleşen davalı ...'in taşınmazı üzerinde davalı şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davacı banka lehine 10/12/2012 tarihinde 355.000,00 TL limitli, 07/08/2002 tarihinde 110.000,00 TL limitli üst sınır ipoteği tesis edildiği görülmüştür.
Davacı ile davalı şirket arasında bila tarihli çek taahhütnamesi imzalanmıştır.
Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi raporunda, davacının davalı şirkete 10/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden krediler kullandırdığı, davalıların 17/02/2015 tarihinde temerrüte düştüğü, taksitli ticari kredi için uygulanan akdi kredi faiz oranı %15 olup, sözleşme gereğince %50 fazlası olan %22,50 oranının, BCH kredisi için uygulanan akdi kredi faiz oranı %15,75 olup, sözleşme gereğince %50 fazlası olan %23,625 oranının temerrüt faiz oranı olarak uygulanacağı, asıl davada takip tarihi itibarıyla taleple de bağlı kalınarak davacının davalı şirketten 301.693,79 TL asıl, 1,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 301,695,47 TL alacaklı olduğu, asıl alacağın 3.779,76 TL’lik kısmına yıllık %22,75 oranında, 297.914,03 TL’lik kısmına ise yıllık %23,625 temerrüt faizi uygulanacağı, davacının 48.420,00 TL teminat mektubu tutarı ile toplam 5.900,00 TL çek garanti bedelinin deposunu talep edebileceği, birleşen davada takip tarihi itibarıyla davacının taleple bağlı kalınarak toplam 303,658,79 TL nakit, 48.420,00 TL ve 5.900,00 TL gayri nakit alacaklı olduğu, alacağın miktarının 465.000,00 TL'lik ipotek limiti kapsamında kaldığı, davalı asıl borçlu şirket hakkında genel haciz yoluyla takibe konulabilecek bir alacak bulunmadığı, davacının davalı kefillerden toplam 303,658,79 TL nakit alacağı talep edebileceği, asıl alacağın, 3.779,76 TL’lik yıllık %22,75 oranında temerrüt faizi, 297.914,03 TL’lik kısmına ise yıllık %23,625 temerrüt faizi uygulanabileceği, çek ve teminat mektup deposundan davalı kefillerin sorumlu bulunduğuna ilişkin genel kredi sözleşmesinde bir hüküm bulunmadığı tespit edilmiştir.
Asıl davada davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine davalı şirketin itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece asıl davada bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Birleşen davada davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, ilamsız icra takibi yoluyla başlatılan icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan borcun bulunmadığını, alacağın ipotekle teminat altına alındığını savunmuştur. Mahkemece birleşen davada bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, davalılar vekilinin eksik istinaf harçlarını mahkemece çıkarılan muhtırada verilen kesin süre içerisinde yatırmaması üzerine ilk derece mahkemesince HMK'nun 344. maddesi uyarınca davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin 30/05/2022 tarihli ek karar verilmiştir. Anılan ek karara karşı davalılar vekilinin herhangi bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Dairemizce yapılacak istinaf incelemesi davacı vekilinin istinaf başvurusuna ilişkindir.
Taraflar arasında davacı ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalılar ... ve ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf itirazları kapsamında asıl davada uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalı asıl borçlu şirketten alacaklı olduğu miktar, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı, birleşen davada uyuşmazlık davacının davalı şirketten alacağının ipotek ile teminat altına alınıp alınmadığı, davacının davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatıp başlatamayacağı, çek ve teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacaktan davalı kefillerin sorumlu olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı, davacının davalılardan talep edebileceği alacak miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin asıl dava hakkında verilen karara yönelik istinaf itirazı ile birleşen dava hakkında verilen kararda yer alan temerrüt faiz oranına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2015 tarih 2014/14648 Esas 2015/137 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının temerrüt tarihinde davacı bankaca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Dosya kapsamından davacı bankanın asıl ve birleşen dava konusu taksitli ticari kredi alacağı için fiilen uyguladığı akdi faiz oranı yıllık %15, BCH kredisi için fiilen uyguladığı akdi faiz oranı ise yıllık %15,75'dir. İspat yükü kendisinde olan davacı banka tarafından asıl ve birleşen davada davalıların temerrüt tarihi olan 17/02/2015 tarihinde benzer krediler için fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belgede sunulmamıştır. Davacı banka halen Ticari Bankacılık Pazarlama Biriminin 25.12.2014 tarih ve 1175 sayılı duyurusunda belirtildiği üzere %35 akdi faiz oranının esas alınarak temerrüt faiz oranının tespit edilmesi gerektiğini, bu oran esas alındığında uygulanması gereken temerrüt faiz oranı %52,50 olacağını, buna rağmen bankanın daha düşük oran olan %35 temerrüt faiz oranını uyguladığını, uygulanan bu oranın esas alınması gerektiğini ileri sürmektedir.
Davacı davalının temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranının, işbu uyuşmazlığa konu taksitli ticari kredi akdi faiz oranı olan %15'den ve BCH kredi akdi faiz oranı olan %15,75'den daha yüksek olduğunu ispatlayamamıştır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda genel kredi sözleşmesindeki hükümler dikkate alınarak anılan oranın %50 ilavesiyle taksitli ticari kredi için temerrüt faiz oranının %22,50, BCH kredisi için temerrüt faiz oranının %23,625 olduğu tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda Yargıtay uygulamasına uygun nitelik taşıyan taksitli ticari kredi için %22,50, BCH kredisi için %23,625 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle asıl ve birleşen davada davacının takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Davacı vekilinin birleşen dava hakkında verilen karara yönelik diğer istinaf itirazı incelendiğinde, dava konusu icra takibinde teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın davalı borçlular, çekten kaynaklanan gayri nakit alacağın ise davalı ... tarafından depo edilmesi talep edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde çekten ve teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden kefillerin sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hükme yer verilmemiştir. Kefil 3. kişinin borcunu teminat altına alarak yükümlülük altına girdiğinden kefile yükümlülük getiren düzenlemelerin sözleşmede açıkça yer alması gerekir. Bu nedenle sözleşmede yer alan müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefil hakkında da uygulanacağına ilişkin hükmün varlığı halinde dahi kefilin çekten ve teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacaktan sorumlu olduğu sonucuna varılamayacaktır (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/03/2020 tarih ve 2017/11-36 Esas 2020/290 Karar sayılı ilamı).
Hal böyle olunca, mahkemece birleşen dosyada davalılar ... ve ...'in kefil olarak imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmesinde çekten ve teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi kredi borcunun deposundan sorumlu olduklarına yönelik açık bir hüküm bulunmadığı, anılan davalıların gayri nakdi alacak kalemine yönelik takibe itirazlarının haklı olduğu gözetilerek gayri nakdi kredi borcu yönünden davalılar ... ve ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, İİK'nun 45/1. maddesi "Rehinle temin edilmiş olan bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir." hükmünü içermektedir. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere davacı banka, rehinle temin edilmiş olan alacağı var ise sadece rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaparak alacağının tahsilini talep edebilecek, rehin tutarı borcu ödemeye yetmediği takdirde ise, rehin tutarını aşan alacak kısmı yönünden iflas veya haciz yoluyla takip yapabilecektir. Bir başka anlatımla alacak rehinle temin edilmiş ise, davacı banka davalı borçlu aleyhine rehin ile teminat altına alınan alacak miktarı yönünden ilamsız icra takibi yapamayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere davacı banka lehine, davalı kefil ...'in taşınmazları üzerinde, asıl borçlu davalı şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere toplam 465.000,00 TL limitli üst sınır ipoteği tesis edilmiş, işbu birleşen dava konusu icra takip tarihinden önce 10/04/2015 tarihinde davacı tarafından davalı şirket aleyhine asıl dava konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/7641 sayılı icra takibi başlatılmıştır. Anılan icra takip dosyası işbu birleşen dava konusu icra takip tarihi itibarıyla derdesttir. Birleşen dava konusu icra takip tarihi itibarıyla henüz ipotek tutarlarının borcu ödemeye yetmediği durumu ortaya çıkmadığı gibi, ipotek limitlerini aşan herhangi bir alacak miktarı da bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece ipotek limitinin, davacının takip tarihi itibarıyla davalı şirketten talep edebileceği alacak miktarının tamamını teminat altına aldığı, İİK'nun 45. maddesi uyarınca davacının davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatamayacağı gözetilerek birleşen davada davalı şirket hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davada davalı şirket hakkındaki davanın reddi, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Asıl davada alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın asıl davada davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3. Birleşen davada alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4. Asıl ve birleşen davada davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 06/03/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39