SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 21. HD 2021/1770 E. 2024/23 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1770

Karar No

2024/23

Karar Tarihi

9 Ocak 2024

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1770 Esas 2024/23 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1770

KARAR NO : 2024/23

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/07/2021

NUMARASI : 2016/930 Esas 2021/568 Karar

ASIL DAVADA

DAVACI :

VEKİLLERİ :

DAVALI

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 16/04/2018

KARAR TARİHİ : 09/01/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 10/01/2024

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

ASIL DAVADA DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %10 hissedarı olduğunu, şirket kuruluşu sonrasında şirketin sermayesinin kısıtlı olması ve amaçlarını gerçekleştirme hususunda yetersiz kalınması sebebi ile gerek müvekkili gerekse diğer ortakların şirkete borç nakit para verdiklerini, müvekkilinin şirkete banka aracılığı ile 739.590,00 TL nakit para verdiğini, bu bedelin 10.000,00 TL’lik kısmının şirket sermayesinin ödenmesi adına yatırıldığını, 579.590,00 TL olan kısmın müvekkilin eşi ... adına kayıtlı ... Şubesinin ... no.lu müşteri hesabından muhtelif tarihlerde gönderildiğini, 30.000,00 TL'nin ... adına kayıtlı banka hesabından 04.09.2012 tarihinde, 110.000,00 TL tutarın ... tarafından ... Şubesi ... no.lu hesabından 21.04.2015 tarihinde, 10.000,00 TL tutarın 10.07.2013 tarihinde yatırıldığını ve "pelit ev satışından” notu ile davalı şirket kasa hesabında görüleceğini, müvekkili tarafından şirkete yatırılan paraların müvekkil ve diğer ortaklara yapılan daireler satıldığında ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkiline satılan ve eşi ... adına tescil edilen dairenin bedelinin 450.000,00 TL olarak belirlendiğini %18 KDV uygulanarak 531.000,00 TL tutarla 01.07.2016 tarihinde fatura edildiğini, faturalandırma işlemi sonrasında kalan alacağın tespiti için talep edilen kayıtlarda 01.01.2015-31.12.2015 tarihli ve 01.01.2016-31.03.2016 tarihli mizanların incelendiğini, "ortaklara borçlar" başlıklı 431.03 kodu ile düzenlenen kayıtta müvekkilin 165.000,00 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, müvekkilin şirkete ödediği bedelin 729.590,00 TL olduğunu, taşınmaz bedeli olan 531.000,00 TL mahsup edildiğinde kalan bakiye farkın 198.590,00 TL olacağını, müvekkili adına şirket tarafından yapılan bir harcama olmadığını, müvekkilin şirkete her hangi bir borcunun bulunmadığını, bu farkın müvekkiline iade edildiği ya da müvekkili adına ne şekilde harcandığı hususunun ispatının davalı şirketin yükümlülüğünde olduğunu, davalı şirket kayıtlarında ortaklara borçlar adı altında müvekkilinin alacağının 165.000,00 TL görülmesi nedeni ile bu bedelle dava açıldığını fazlaya ilişkin haklarının ve dava haklarının saklı tutulduğunu, Ankara 40. Noterliğinin 28.10.2016 tarih ve 35956 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı yandan 165.000,00 TL' nin ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının Ankara 38. Noterliğinden 33981 yevmiye numaralı ihtara cevapta alacağın bulunmadığını iddia ettiğini, tüm bu nedenlerle iş bu davanın açıldığından bahisle; davalarının kabulü ile müvekkilin davalı şirketten olan alacağının tespitini, şimdilik 165.000,00 TL kısmının ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kabul beyanı içermemek kaydıyla davacının şirketten bir alacağının mevcut olduğunun kabulü halinde dahi talep edilen alacağın belirlenebilir ve muaccel bir alacak olmadığını, davacıya devredilen taşınmazın 450.000.00 TL+ KDV tutarındaki değerin avans niteliğindeki satış miktarını içermekte olup, tapuda yapılan işlemin bu miktar esas alınarak yapıldığını, taşınmazların emsal değerinin yapı kullanma izni alınmasından sonraki hesaplamalara göre tespitinin mümkün olduğunu, davalı şirketin tapuda ‘‘... Parselde" kayıtlı bulunan taşınmazı, 10.04.2013 tarihinde T.C. Özelleştirme İdaresi' nden 2.832.000,00 TL bedelle satın aldığını, sözü edilen arsa üzerinde tasdikli projesinde çoğunluğu villa tipi yapıdan oluşan ve 32 adet bağımsız bölümü içeren inşaatın yapımına ise 15.07.2013 tarihinde yapı ruhsatı alınarak başlandığını, şirketin yüklenimi altındaki imalatların bağımsız bölümler ile ortak alanlardaki bir kısım eksiklikler dışında 31.12.2016 tarihinde tamamlandığını, mevcut eksiklikler nedeniyle henüz yapı kullanma izni alınamadığını, site yönetim kurulu ve genel kurulda ele alınarak bildirilen eksikliklerin tamamlanmak üzere olduğunu, yapı kullanım izin belgesinin bu eksiklikler giderildiğinde alınacağını, şirket ortaklarının inşa edilen yapıdan bağımsız bölüm alması durumunda belirlenecek fiyatın tespitinin dava nedeniyle değerlendirilmesi gereken bir sorun olduğunu, şirket ortaklarının inşa edilen ... Sitesi’nden bağımsız bölüm alması durumunda belirlenecek fiyatın yürürlükteki mevzuat uyarınca emsal bedel esasına göre olması gerektiğini, müvekkili şirketin aktifindeki arsa üzerine inşa ettiği otuz iki bağımsız bölüm ve site ortak alanlarından oluşan yapıdan sattıkları bağımsız bölümlerin imal ettikleri emtia niteliğinde olduğunu, inşaatın bitiminden önce özel sözleşme veya satış vaadi ile veya arsa payı üzerinden kat irtifakı kurularak yapılan satışlarda bir teslim veya hizmet mevcut olmadığından alınan bedellerin de avans niteliğinde olduğunu, bağımsız bölüm ve site ortak alanlarında bulunan eksikliklerin tamamlanıp yapı kullanım izin belgesinin alınması ile birlikte maliyet bedelinin ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin zorunluluk olmamasına rağmen avans hükmünde olmak üzere 450.000,00 TL+KDV tutarında fatura düzenlediğini, inşaat tamamlanarak yapı kullanma izin belgesinin alınmasını müteakip çıkarılacak maliyete istinaden emsal bedelin tespit edileceğini, bu bedele istinaden fark faturası düzenlenerek tapu harcı hesaplanarak ortaklarıyla o tarih itibariyle cari hesap mutabakatı yapılacağını, vekil eden şirketin sermayesinin 100.000,00 TL olduğunu, yukarıda bahsi geçen imalatları bu sermaye ile yapmasının mümkün olmadığını, sermaye yetersizliğinden dolayı şirket ortaklarınca şirkete yapılan imalat ve giderler için ödemeler yapıldığını, ortaklar tarafından şirkete yatırılan paraların sermayeye ilavesi veya nakden artırılması suretiyle şirket sermayesinin artırılması zorunluluğu ortaya çıktığını, davacının her seferinde bu işlemi engellediğini, en son hükümet komiserinin katılımıyla yapılmasının karar altına alındığı genel kurul toplantılarına da katılmadığını, davacının şirketten olan mevcut bir alacağının varlığının kabulü halinde dahi inşaatın maliyet ve emsal bedelleri tespit edilmeksizin, tespit edilen emsal bedelin davacının cari hesabına kaydı yapılmaksızın belirlenebilir ve talep edilebilir olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVADA DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirketin ortağı olduğunu, ... parselde kayıtlı bulunan taşınmaz, 10/04/2013 tarihinde T.C. Özelleştirme İdaresi'nden 2.832.000,00 TL bedelle müvekkilince satın alındığını, arsa üzerinde Belediye İmar Müdürlüğü'nün tasdikli projesine göre çoğunluğu villa tipi yapıdan oluşan ve 32 adet bağımsız bölümden oluşan inşaatın yapımına başlandığını, yapı kullanma izninin ise 15/02/2018 tarihinde alındığını, taşınmazın 1 nolu bağımsız bölümünün davalıya 20/04/2015 tarihinde satıldığını, tapu devrinin davalının eşi adına yapıldığını, avans niteliğinde olmak üzere 531.000,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, davalının bağımsız bölümüne isabet eden maliyet bedelinin daha sonra 699.600,47 TL olarak belirlendiğini, bağımsız bölüme isabet eden maliyet bedeline %5 yüklenici karı ve %18 KDV oranı uygulandığında satış bedelinin 866.804,95 TL olduğunu, oluşan fark bedel için davalıya ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmediğini, 335.804,95 TL tutarındaki alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası tarafından belirlenen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, asıl davadaki beyanlarını tekrarla, dava konusu gayrimenkul bedelinin davacıya ödendiğini, tapunun eşi adına çıkartıldığını, taşınmaz satışının böylelikle sona erdiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını, kendilerinin açtıkları dava üzerine bu davanın açıldığını, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, taşınmazın 450.000,00 TL bedel karşılığı dava dışı ... adına 20/04/2015 tarihinde tapuda satışı yapıldığı, 01/07/2016 tarihinde 450.000,00 TL + %18 KDV 81.000,00 TL olmak üzere toplam 531.000,00 TL bedel üzerinden ... adına fatura düzenlendiği, davalara konu taşınmazın, inşaatın tamamlanma tarihindeki değerinin bilirkişi raporuna göre 579.620,00 TL olduğu, bilirkişi heyetinin 18/12/2020 tarihli ek raporunda bu değeri farklı bulmuşsa da bunun sebebinin, kök raporda yapı kullanma izin belgesinde belirtilen inşaat toplam alanı 450 m2 belirtildiğinden, bu miktar üzerinden değerin hesaplandığı, ek raporda ise havuz çıkartılarak taşınmazın 401,09 m2 olduğu belirlenerek, taşınmazın değerinin 545.580,00 TL olduğu belirtilmişse de, yapı kullanma izin belgesindeki miktar asıl olduğundan, mahkemece kök raporda belirtilen 579.620,00 TL esas alındığı, davacının 20.000,00 TL sermaye payı olduğu, davalı şirketin ise davacı ortağa 70.000,00 TL iade ettiği gözetildiğinde, davacı tarafından ödenen bedel olan 739.590,00 TL'den, davacının sermaye pay olan 20.000,00 TL, davalının iade ettiği 70.000,00 TL ve davacıya satılan taşınmazın tamamlanma tarihindeki değer olan 579.620,00 TL düşüldüğünde, davacının 69,970,00 TL alacağının olduğu görülmekle, asıl dava yönünden bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, 69.970,00 TL'nin 04/11/2016 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dava yönünden ise davacı şirketin taşınmaz satışından alacağının olmadığı, bilakis şirket ortağı olan davacıya borcu olduğundan birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl davada davacı ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin asıl dava yönünden verilen kısmen kabul kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Taşınmaz bedelinin açıkça belirlenmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından yeniden bedel belirlenmesi için tahkikat yapılmasının kabul edilemeyeceğini, dairenin bedelinin 450.000,00 TL + %18 KDV olmak üzere toplam 531.000,00 TL olduğunu, davalı şirket tarafından bu miktar üzerinden fatura kesildiğini ve bu miktar üzerinden tapuda tescil işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin taşınmazı satın aldığını, taşınmaza geçtiğini, oturmaya başladığını, davalı tarafından bir süre sonra eksik ödeme ihtarı gönderilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, bilirkişi raporunda davalı pay ve defterlerinde müvekkilinin alacağının 165.000,00 TL olarak tespit edildiğini, ancak davalı tarafın savunmasında yer almayan davalının iade ettiği bedel olarak belirtilen 70.000,00 TL'nin HMK'ya aykırı şekilde re'sen düşüldüğünü, taraflarca iddia edilmeyen bir hususun mahkemece dikkate alınmasının hatalı olduğunu, davalı tarafça ödeme iddiasında bulunulmadığını, ayrıca müvekkilinin davalı şirkete 739.590,00 TL ödeme yaptığının tespit edilmesine rağmen yerel mahkemece toplam ödemenin 729.590,00 TL olarak belirtildiğini, 10.000,00 TL'lik fark için yemin teklifi yapıldığını, davalı yetkilisinin yemin için hazır bulunmamak suretiyle müvekkilinin iddiasını

kabul ettiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, ayrıca mahkemenin taşınmazın bedelini belirleme ve hesaplama metodunun da açıkça usule aykırı olduğunu, alacak miktarı olarak inşaatın %100 tamamlanma tarihinin baz alınmasının kabul edilemeyeceğini, hesaplamanın tapu tarihine göre yapılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Asıl davada davalı ve birleşen davada davacı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen dava yönünden verilen kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Asıl davanın açıldığı tarih itibariyle henüz inşaatın tamamlanmadığını, iskan ruhsatının alınmadığını, davacının satın aldığı taşınmazın değeri kesin olarak belirlenemeyeceğinden davacı alacağının muaccel olmadığını, mahkemece dava açıldığı tarihteki duruma göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlarının Vergi Usul Kanunundan anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, mahkemenin aldığı raporun yetersiz olduğunu, taraflar arasındaki şirketin yüklenimi altındaki inşaatın taşınmaz alım satımından kaynaklanan bir alacak borç ilişkisi mevcut olup, şirkete ait kayıtlarda ortaklar cari hesap üzerinden yürütüldüğünü, davalıya yapılan satış sonucunda iskan ruhsatının alınması şartına bağlı ve şartın tahakkuku ile birlikte davacının ortaklar cari hesabına kaydedilmesi gereken bir borç söz konusu olduğunu, bu nedenle fiyatın emsal bedel esasına göre tespiti gerektiğini, taraflar arasındaki satışta gayrimenkulün karsız olarak satılacağına yönelik bir anlaşma bulunmadığını, bağımsız bölüme isabet eden maliyet bedelini %5 yüklenici karı ve %18 KDV oranı uygulanacağını, taşınmazın inşaatın yapı kullanım izni olan 15/02/2018 tarihi itibariyle maliyet bedelinin 699.600,47 TL olup, %5 kar ve %18 KDV eklendiğinde miktarın 866.804,95 TL olacağını, bu bedelden daha önce kesilen avans fatura bedeli olan 531.000,00 TL mahsup edildiğinde müvekkili alacağının 335.804,95 TL olacağını, mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini, mahkeme gerekçesinde dava konusu taşınmazın inşaatın tamamlanma tarihindeki değerinin 579.620,00 TL olduğunu, yapı kullanma izin belgesindeki miktar asıl olduğundan kök raporda belirtilen bu miktarın esas alındığının belirtildiğini, aslında taşınmazın gerçek değerinin yapı kullanma izin belgesinin alındığı tarihte belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi ek raporunda taşınmazın değerinin kar ve KDV hariç 731.309,50 TL tespit edildiğini, bu miktara kar ve KDV eklendiğinde müvekkilinin asıl davada borçlu olmadığını, birleşen dava açısından alacaklı olduğunun görüleceğini, yapı kullanma izin belgesinin 15/08/2018 tarihi itibariyle alındığını, buna ilişkin bilgi belgelerin dosyaya sunulduğunu, 15/08/2018 tarihine kadar yapılan harcamaların da dikkate alınması gerekirken dikkate alınmadığını, ayrıca 10.000,00 TL'nin alıcının ödemesi gereken tapu harç ve masrafı olup, bu miktarın alacak kalemine dahil edilmesinin de hatalı olduğunu, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Asıl dava, ortağı olduğu şirkete verilen borç sebebi ile alacak istemine, birleşen dava ise, taşınmaz satışı sebebiyle bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Ankara 41. Noterliğinden 28/10/2016 tarihinde çekilen ihtarnamede; ihtar eden ... tarafından muhatap ...'nden şirket defter ve kayıtlarında 165.000,00 TL alacaklı bulunması nedeniyle 165.000,00 TL'nin 5 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği,

Ankara 28. Noterliğinden 04/11/2016 tarihli karşı ihtarnamede; keşidecisinin ... , muhatabının ... olup, şirketin ticari defter ve kayıtlarında bulunduğu belirtilen ve talep edilen 165.000,00 TL'nin şirketin herhangi bir borcu bulunmadığından talep edilen bedelin ödenmeyeceğinin belirtildiği görülmüştür.

... Parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; 20/04/2015 tarihinde 450.000,00 TL bedelle ...'a satıldığı, satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının belirtildiği anlaşılmıştır.

Muhasebeci bilirkişi ...'den alınan rapor ve ek raporda özetle; davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, davacı eşi tarafından davalı şirkete ödemeler yapıldığını, davalı şirketin ortaklara olan borçlarının 43199 kodlu ortaklara borçlar hesabında toptan takip edildiğini, davacı ve eşi tarafından davalı şirketin nam ve hesabına toplam 739.500,00 TL ödeme yapıldığını, 20/04/2015 tarihinde 149 ada 1 parseldeki taşınmazın 450.000,00 TL bedel karşılığında davacının eşi olan ... adına tapuda devrinin yapıldığını, davalı şirket tarafından 07/01/2016 tarihli faturayla taşınmazın devir bedelinin 450.000,00 TL + %18 KDV'si 81.000,00 TL olmak üzere toplam 531.000,00 TL üzerinden fatura kesildiğini, davacının davalı şirkete koyması gereken sermaye bedelinin 20.000,00 TL olduğunu, davalı şirketin davacıya 70.000,00 TL iade yaptığını, taşınmaz bedeli olan 531.000,00 TL ile sermaye payı olan 20.000,00 TL ile davacıya yapılan 70.000,00 TL düşüldükten sonra davacının davalı şirketten 118.590,00 TL alacağının olduğu belirtilmiştir.

Bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek raporda özetle; davacının davalı şirkette hissedar olduğunu, davalı şirketin ... parselde 8 adet dubleks konut ve 8 adet konut nitelikli olmak üzere taşınmazla birlikte 34 adet bağımsız bölüm inşa ettiğini, taşınmazın 10/04/2013 tarihinde Özelleştirme İdaresinden satın alındığını, 10/07/2013 tarihinde yapı ruhsatı alındığını, davacının eşi ...'a 20/04/2015 tarihinde 450.000,00 TL bedelle 1 no'lu bağımsız bölümün satıldığını, davalı şirketin bu taşınmaz için 01/07/2016 tarihinde taşınmazın 456.000,00 TL bedel ile %18 KDV'si 81.000,00 TL olmak üzere 531.000,00 TL'lik fatura kesildiğini, dosya kapsamında yer alan iş bitirme tutanağına göre dairelerin 10/02/2016 tarihinde bitirildiğini, yapı kullanım izin belgesinin ise 15/02/2018 tarihinde alındığını, taşınmazın tapudaki devir tarihi itibariyle değerinin 545.210,00 TL, inşaatın %100 bitirildiği tarih olan 10/02/2016 tarihi itibariyle değerinin 579.620,00 TL, yapı kullanım izin belgesi olan 15/02/2018 tarihi itibariyle 731.309,50 TL olduğunu, davacının yaptığı toplam ödemenin 739.590,00 TL olup, sermaye payı karşılığının 20.000,00 TL, davalı tarafından da davacıya 70.000,00 TL iade edildiği gözetilerek tapudaki devir tarihi itibariyle davacının kalan bakiye alacağının 104.380,00 TL olacağını, inşaatın %100 bitirildiği tarih olan 10/02/2016 tarihi itibariyle 69.970,00 TL, dava tarihine göre de alacağının 57.970,00 TL olduğu belirtilmiştir.

Somut olaya gelince, asıl davada davacıya ortağı olduğu davalı şirkete vermiş olduğu borç sebebiyle kalan bakiye alacağının tahsilini dava etmiş, birleşen davada ise, taşınmaz satışından kaynaklı olarak davalıdan bakiye alacağın tahsili talep edilmiştir.

Davacı ...'un ortağı olduğu davalı şirketin 10/04/2013 tarihinde Özelleştirme İdaresinden satın aldığı 34 adet taşınmaz üzerine 34 adet bağımsız bölümün yapımı konusunda 10/07/2013 tarihinde yapı ruhsatı alındığı, taşınmazın inşaatına başlandığı, dosya kapsamında yer alan mali müşavir bilirkişi ... ile bilirkişi heyetinden alınan rapora göre davacı ve eşi tarafından davalı şirkete 2012 yılından itibaren ödemeler yapıldığı, davalı şirketin 43199 kodlu ortaklara borçlar hesabında ortaklara olan borcun toptan takip edildiği, davacı ve eşi tarafından davalı şirketin nam ve hesabına toplam 739.500,00 TL ödeme yapıldığı, davalı şirket tarafından davacının eşi ...'a 20/04/2015 tarihinde 450.000,00 TL bedelle 1 no'lu bağımsız bölümün satılarak devrinin yapıldığı, davalı şirket tarafından satış bedelinin 01/07/2016 tarihli faturada 456.000,00 TL + %18 KDV'si 81.000,00 TL olmak üzere toplam 531.000,00 TL olarak satış bedelinin yansıtıldığı, bu hale göre dava konusu taşınmazın inşaat aşamasındayken bedelinin davacı yanca davalı şirkete ödendiği, satış bedelinin bu nedenle 450.000,00 TL + KDV olmak üzere davalı şirketin fatura kestiği 531.000,00 TL olacağı, davacı yanca davalı şirkete bilirkişi raporundaki tespitlere göre 739.590,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeden taşınmaz bedeli olan 531.000,00 TL, davacının davalı şirketteki sermaye payı olan 20.000,00 TL ve davalı şirket tarafından davacıya yapılan 70.000,00 TL düşüldüğünde davacının davalıdan 118.590,00 TL talep ve dava hakkı bulunduğu anlaşılmakla asıl davanın bu miktar üzerinden kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.

Öte yandan, davalı karşı davacı şirketçe taşınmaz satışından kalan bakiye alacağın tahsiline yönelik açılan davada yukarıda da izah edildiği üzere taşınmazın tapudaki devir tarihi itibariyle 450.000,00 TL + KDV olmak üzere değerinin 531.000,00 TL olduğu, davalı karşı davacı yanca da bu miktar üzerinden fatura kesildiği, her ne kadar bilirkişi heyetince taşınmazın tapudaki satış tarihi itibariyle değerinin 545.580,00 TL olduğu tespit edilmiş ise de, davalı karşı davacı ... ve eşi tarafından 2012 yılından itibaren inşaat başlamadan önce taşınmaz için ödemeler yapıldığı, taşınmazın satış bedeli olarak şirket tarafından kesilen KDV dahil 531.000,00 TL'lik bedelin pazarlık payı da gözetildiğinde dairenin bedeli yönünden makul olduğu, davalı yanca yapılan ödemelerin daha fazla olduğu davacı şirketin birleşen dosya yönünden davacıdan taşınmaz için talep edebileceği fark bedel bulunmadığı anlaşılmakla birleşen davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur.

Diğer yandan, asıl davada davalı şirket tarafından 10.000,00 TL'nin tapudaki satış bedeli olup, davacı yanın üstlenmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, davalı şirket tarafından bu iddiaya yönelik somut bilgi belge sunulmadığı gibi davacı yanca teklif edilen yeminden de davalı şirketin kaçınmış olması da gözetildiğinde buna yönelik davalı karşı davacı şirketin iddiasına itibar edilmemiştir.

Tüm bu nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

A)1-Davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2. Davalı karşı davacıdan alınması gerekli olan 4.779,65 TL harçtan peşin alınan 1.195,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.584,65 TL harcın davalı karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 

3. Davalı karşı davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

B)-Davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/07/2021 tarih ve 2016/930 Esas 2021/568 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

B)1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile,

118.590,00 TL'nin 04/112016 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya ödenmesine,

2. Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 

3. Alınması gereken 8.100,88 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 2.817,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.283,09‬ TL  harcın davalı karşı davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 

4. Davacı karşı davalı tarafça başlangıçta yatırılan 2.817,79 nispi harç, ile 29,20 TL başvuru harcı  olmak üzere toplam 2.846,99‬ TL harcının davalı karşı davacıdan  tahsili ile davacı karşı davalıya verilmesine, 

5. Davacı karşı davalı tarafından yapılan tebligat, posta ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 776,00 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 557,73 TL'lik kısmının davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı karşı davalı üzerinde bırakılmasına, 

6. Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 18.974,40 TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,

7. Davanın reddedilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan  17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine,

8. Taraflar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar istekleri halinde yatırana iadesine,

C)Karşı davanın REDDİNE,

2. Harçlar Kanunu gereğince  alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcının dava dosyasında peşin alınan 5.734,71 TL harçtan mahsubu  ile artan  5.464,86‬ TL nin karar kesinleştiğinde  talep  halinde davacı tarafa iadesine,

3. Davacı tarafça yapılan yargılama  giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4. Dava sırasında  kendisini vekille  temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 31.956,35 TL vekalet ücretinin  davacıdan alınıp davalıya  ödenmesine,

5. HMK 333. Maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine,

D)1-Davacı karşı davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 1.623,00 TL harcın talep halinde davacı karşı davalıya iadesine,

2. Davacı karşı davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim gideri 44,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 206,10 TL'nin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davacıya verilmesine, 

3. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   

4. Davacı tarafça Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 28/09/2021 tarih ve  2021/11542 Esas  sayılı takip dosyasına sunulan teminatın iadesine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.09/01/2024

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...

... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karardavalıreddinekabulükaldırılmasınaAlacakhükümesastanankaranumarasıkısmencevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim