Ankara BAM 21. HD 2021/1929 E. 2024/129 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2021/1929
2024/129
29 Ocak 2024
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1929 Esas 2024/129 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1929
KARAR NO : 2024/129
...
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/09/2021
NUMARASI :2021/151 Esas 2021/703 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : İtirazın iptali
DAVA TARİHİ : 14/11/2019
KARAR TARİHİ : 29/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024
Taraflar arasındaki bankacılık işlemlerinden kaynaklı itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 0480061802 vergi numaralı müvekkili şirkete ait Ocak 2017 dönemi Gelir Stopaj Vergisi (Muhtasar) ödeme emri faks yoluyla 07/02/2017 tarihinde davalı bankanın ... şubesine iletildiğini, müvekkilinin hesabında yeterli bakiyenin bulunmasına rağmen davalı bankadan kaynaklı bir hata nedeniyle ödeme belirtilen günde yapılmadığını 28/02/2017 tarihinde gecikme cezası ile birlikte tahsil edildiğini bunun neticesinde müvekkili şirketin kurumlar vergisini ait %5 vergi indirimini kaybettiğini, bu nedenle davalı aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğünde kaybedilen vergi indirimi tutarı kadar takip başlatıldığını, takibin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu iddia ederek itirazın iptali ile %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bahse konu sözleşmelerden kaynaklı uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, müvekkili bankanın iyi niyetle 2017/1 dönemine ilişkin gelir stopaj beyannamesine ait tahakkuk eden vergiye ilişkin %5 oranında indirim tutarını davacıya ödediğini, 2018 yılına ait indirimin yapılmamasının idarenin kararı olup müvekkili bankanın geçmiş yıla ait işlemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, yine aynı nedenle müvekkiline akdedilebilecek bir kusur bulunmadığını, 301 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği 01/01/2018 tarihden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir veya korunma vergisi beyannamelerinden uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinden dava konusu işlem nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığını, mahkemece davacının mezkur tebliğ kapsamında vergi indiriminden yararlanma hakkı bulunup bulunmadığına ve diğer şartları gerçekleştirip gerçekleşmediğine ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, gönderilen ödeme emrine faiz işletilmesinin haksız ve dayanıksız olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddi ile %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı bankanın cevabi yazısında davacıya ait 01/2017 dönemi Muhtasar tahakkukunun 27/02/2017 tarihinde (Ödeme İçin Son gündür) faks ile bankalarına ulaşmasına karşın bankalarından doğan hata nedeniyle ilgili verginin belirtilen günde yapılamaması sonucu davalı banka tarafından davacı şirkete, 2017 yılında kaybedilen %5 indirim tutarına istinaden 95.002,00TL ödeme yapıldığının görüldüğü, bu durumda davacı şirketin 2018 yılı kurumlar vergisi üzerinden doğan %5 lik indirimden doğan hakkının davalı bankanın kusurundan dolayı kaybedildiği hususunun davalının da kabulünde olduğu, Başkent Vergi Dairesinin davacı şirkete gönderdiği 16/04/2019 tarihli yazısında ‘"..2017/1 döneminde ilişkin Gelir Stopaj beyannamesine ait tahakkuk eden verginin banka yoluyla kanuni süresinden sonra 28/02/2017 tarihinde ödendiği..’' gösterilerek % 5 indirimden fayda lan ilam amasının tek gerekçesinin davalının zamanında ödemediği 01/2017 dönemi muhtasar tahakkuku olduğunun belirtildiği, davacıya ait 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine göre davalı bankanın kusuru nedeniyle davacı şirketin kaybettiği %5 vergi indirimi ( 134.411,46TL ) ile bu indirimden doğan maliyetler (6720,57TL BSMV) sonucu davacının Brüt (Vergiler Dahil) 141.132,04 TL maliyete katlanacağının hesap edildiği, davacı tarafından 2019 yılında 2018 yılı için Kurumlar vergisi Beyannamesi verildiği ve %5 vergi indiriminden yararlandırılmaması üzerine vergi dairesine başvuru yapıldığı, Vergi Dairesinin 16.04.2018 tarihli cevabi yazısı ile "2017/01 dönemine ilişkin Gelir Stopaj Beyannamenize ait tahakkuk eden verginin banka yolu ile kanuni süresinden sonra 28.02.2017 tarihinde ödendiği tespit edildiğinden 2018 yılı kurumlar vergi beyannamesinde %5 lik vergi indiriminden faydalanmanız mümkün bulunmamaktadır" bildiriminde bulunulduğu, bunun üzerine davacı tarafından davalı bankaya 17.04.2019 tarihinde başvuru yapılarak 2018 yılı vergi indirimine konu 134.411,46TL nin KDV si ile birlikte taraflarına ödenmesini talep ettiği, banka tarafından ödeme yapılmaması üzerine Ankara 35. Noterliğinin 11.09.2019 tarih 20729 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 134.411,46TL 'lik indirim tutarının KDV'si ile birlikte 5 gün içinde ödenmesi için bankaya ihtar çekildiği ve ihtarın 12.09.2019 tarihinde davalı bankaya tebliğ edildiği, davacı tarafından icra takibinde 7.170,48TL işlemiş faiz talep edildiği ancak bilirkişiler tarafından faiz hesabının yapılmadığı anlaşılmış olup bu konuda ek rapor alınmasına gerek görülmediği, BK 117. maddesi gereğince davalı bankanın tebliğden sonra 18.09.2019 tarihinde temerrüte düştüğü, takibin 01.10.2019 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki 12 gün için davacının 904.79TL (141.132,03/100x19.5= 27.520,74TL, 27.520,74 / 365 x12=904,79TL) faiz alacağı bulunduğu , davalı bankanın kusuru ile 2017/01 dönemine ilişkin Gelir Stopaj Beyannamesine ait tahakkuk eden verginin banka yolu ile kanuni süresinden sonra 28.02.2017 tarihinde ödendiği, geç ödeme nedeni ile davacı şirketin 2018 yılı kurumlar vergi beyannamesinde %5 lik vergi indiriminden faydalanmadığı ve bu nedenle %5 vergi indirimi (134.411,46TL) ile bu indirimden doğan maliyetler ( 6720,57TL BSMV) olmak üzere toplam 141.132,04 TL zarara uğradığı, bu zararla birlikte zararın 904,79TL faizini talep edebileceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2019/13108 sayılı takip dosyasında davalının itirazın kısmen iptali ile 141.132,03TL asıl alacak ve 904,79TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 142.036, 82TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak olan 141.132,03TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %11,50 yi geçmeyecek şekilde avans faiz uygulanmasına, kabul edilen toplam 142.036,82TL üzerinden İİK 'nun 67/2. ve 4 . maddesi hükmü gereğince % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; temerrüt tarihinin 18/09/2019 olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu davalının 17/04/2019 tarihinde temerrüde düştüğünü, arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararında "..." ibareleri yer almadığından HMK.nun 297.maddesinde belirtilen unsurları taşımadığını, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının zararının Gelir İdaresi Başkanlığına yapılan başvuruya olumsuz cevap verilmesinden kaynaklanmakta olup davacının öncelikli olarak söz konusu idari kararın iptalini talep etmesi gerekirken davalı aleyhine dava açılması nedeniyle davanın pasif husumet nedeniyle reddi gerektiğini, bilirkişi heyetinin usule aykırı olarak 2 kişiden teşekkül ettirildiğini, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirilmeler bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme elverişli olmadığını, bilirkişi heyetinde vergi alanında uzman bir bilirkişinin de bulunması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkiline akdedilebilecek bir kusur bulunmadığını, 301 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği 01/01/2018 tarihden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir veya korunma vergisi beyannamelerinden uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinden dava konusu işlem nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığını, mahkemece davacının mezkur tebliğ kapsamında vergi indiriminden yararlanma hakkı bulunup bulunmadığına ve diğer şartları gerçekleştirip gerçekleşmediğine ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, gönderilen ödeme emrine faiz işletilmesinin haksız ve dayanıksız olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davacı tarafından verilen talimata rağmen vergi ödemesinin süresinde yapılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
11/09/2019 tarihli ihtarname, davacının davalı bankaya başvurusu ve davalı bankanın davacıya hitaplı cevabi yazıları, ödeme dekontları, Gelir İdaresi Başkanlığı yazıları, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 7.İcra Dairesinin 2019/ 13108sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 134.411.46TL asıl alacak 6.720,57TL asıl alacak ve 7.170,48TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 148.302,51TL üzerinden üzerinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin davalının ödeme emrine süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
İlk derece mahkemesince icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen 15.09.2020 tarih 2019/611-2020/506 sayılı karar Dairemizin 10.12.2020 tarih 2020/1278-1299 sayılı kararı ile, DBS ödeme talimatı sadece davacının bayisi olduğu şirkete yapılacak fatura ödemelerine ilişkin olup uyuşmazlık anılan talimattan kaynaklanmadığı, kaldı ki anılan talimatta yer alan yetki hükmü genel mahkemelerin ve icra müdürlüklerinin yetkisini de ortadan kaldırmadığı , taraflar arasındaki uyuşmazlık genel kredi sözleşmesinden de kaynaklanmamakta olup anılan sözleşmedeki yetki hükmü de somut olayda uygulanamayacağı, davacının ödeme talimatını gönderdiği ve süresinde talimat gereğini yerine getirmediğini ileri sürdüğü banka şubesi ... Şubesi olduğu ve bu durumda HMK'nun 14. maddesi uyarınca şubenin işleminden doğan davalarda şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu gerekçesiyle kaldırılmış, Dairemiz kararı üzerine ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf 22.07.2014 tarihinde taraflar arasında imzalanan Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) Ödeme Talimatı ve Taahhütnamesi gereğince davalı bankanın vergi borcu ödemesini zamanında yapmamasının davacının bir sonraki vergi döneminde vergi indiriminden yararlanamamasına neden olup olmadığı , neden olmuş ise bu nedenle davacının uğradığı zarar miktarının ne kadar olduğu konularında toplanmakta olup, davacının davalı bankaya ödeme talimatı gönderdiği, davalı bankanın ödeme talimatını süresinde yerine getirmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasında imzalanan 16.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki olan ve ayni tarihte imzalan kefaletnameler ve 22.07.2014 tarihinde imzalanan " Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) Ödeme Talimatı ve Taahhütnamesi " bulunduğu görülmüştür.
Davacı banka tarafından Gelirler İdaresi başkanlığına yazılan 20.04.2018 tarihli yazıda özetle; davacı şirketin Ocak 2017 Dönemi Muhtasar Vergi ödeme emrinin faks ile 27.02.2017 tarihinde ... şubesine ulaştığı, şirket hesabında yeterli bakiye olmasına rağmen bankadan kaynaklanan hata nedeni ile ödemenin belirtilen günde yapılmadığı, 28 Şubat 2017 tarihinde gecikme cezası ile birlikte tahsil edildiği, bankadan kaynaklanan bu hata sebebiyle geç ödemeden şirketin sorumlu olmadığını bildirdiği ve davalı banka tarafından 2017 yılına ilişkin % 5 oranında indirim tutarı olan 95.002,65 TL'nin 11.09.2018 tarihinde davacıya ödendiği dosyada mevcut dekont örneğinden anlaşılmıştır.
26/07/2021 UYAP tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı bankanın cevabi yazısında davacıya ait 01/2017 dönemi Muhtasar tahakkukunun 27/02/2017 tarihinde (Ödeme İçin Son gündür) faks ile bankalarına ulaşmasına karşın bankalarından doğan hata nedeniyle ilgili verginin belirtilen günde yapılamaması sonucu davalı banka tarafından davacı şirkete, 2017 yılında kaybedilen % 5 indirim tutarına istinaden 95.002,00 TL ödeme yapıldığının görüldüğü bu durumda davacı şirketin 2018 yılı kurumlar vergisi üzerinden doğan % 5 lik indirimden doğan hakkının davalı bankanın kusurundan dolayı kaybedildiği hususunun davalının da kabulünde olduğu, Başkent Vergi Dairesinin davacı şirkete gönderdiği 16/04/2019 tarihli yazısında ‘"..2017/1 döneminde ilişkin Gelir Stopaj beyannamesine ait tahakkuk eden verginin banka yoluyla kanuni süresinden sonra 28/02/2017 tarihinde ödendiği..’' gösterilerek % 5 indirimden fayda lan ilam amasının tek gerekçesinin davalının zamanında ödemediği 01/2017 dönemi muhtasar tahakkuku olduğunun belirtildiği, davacıya ait 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine göre davalı bankanın kusuru nedeniyle davacı şirketin kaybettiği % 5 vergi indirimi ( 134.411,46TL ) ile bu indirimden doğan maliyetler ( 6720,57TL BSMV ) sonucu davacının Brüt (Vergiler Dahil) 141.132,04 TL maliyete katlanacağının hesap edildiği bildirilmiştir.
Dosya kapsamından, taraflar arasında 16.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı bankaya 22.07.2014 tarihinde " Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) Ödeme Talimatı ve Taahhütnamesi " ile davacı şirketin tahakkuk eden borçlarının ödenmesi hususunda yetki verildiği, söz konusu yetki kapsamında davacının 01/2017 dönemi Gelir Stopaj Vergisi'nin ödenmesinin 27/02/2017 tarihinde davalı bankaya bildirilmesine rağmen davalı tarafından ödemenin vergi dairesine 28/02/2017 tarihinde yapıldığı, söz konusu geç ödeme nedeniyle davacının kurumlar vergisine ait %5 indirimden faydalanamadığı, davacının 01/2017 dönemi ödemesinin geç yapılması nedeniyle yararlanmadığı %5 indirimden kaynaklı 95.002,65 TL'nin davalı tarafından 11/09/2018 tarihinde davacı şirkete iade edildiği, davacı tarafından 2019 yılında 2018 yılı için Kurumlar Vergisi Beyannamesi verildiği ve %5 vergi indiriminden yararlandırılmaması üzerine vergi dairesine başvuru yapıldığı, Vergi Dairesinin 16.04.2018 tarihli cevabi yazısı ile " 2017/01 dönemine ilişkin Gelir Stopaj Beyannamenize ait tahakkuk eden verginin banka yolu ile kanuni süresinden sonra 28.02.2017 tarihinde ödendiği tespit edildiğinden 2018 yılı kurumlar vergi beyannamesinde %5 lik vergi indiriminden faydalanmanız mümkün bulunmamaktadır" bildiriminde bulunulduğu, bunun üzerine davacı tarafından davalı bankaya 17.04.2019 tarihinde başvuru yapılarak 2018 yılı vergi indirimine konu 134.411,46TL nin KDV si ile birlikte taraflarına ödenmesinin talep edildiği, banka tarafından ödeme yapılmaması üzerine Ankara 35. Noterliğinin 11 09.2019 tarih 20729 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 134.411,46TL 'lik indirim tutarının KDV 'si ile birlikte 5 gün içinde ödenmesi için bankaya ihtar çekildiği ve ihtarın 12.09.2019 tarihinde davalı bankaya tebliğ edildiği, söz konusu ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının konusu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır.
Taraf vekillerinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesine gelince;
Somut olayda, davalı bankanın kusuru ile davacı şirkete ait 2017/01 dönemine ilişkin Gelir Stopaj Beyannamesine ait tahakkuk eden verginin banka yolu ile kanuni süresinden sonra 28.02.2017 tarihinde ödendiği, geç ödeme nedeni ile davacı şirketin 2018 yılı kurumlar vergi beyannamesinde %5 lik vergi indiriminden faydalanamadığı ve bu nedenle % 5 vergi indirimi ( 134.411,46TL ) ile bu indirimden doğan maliyetler ( 6.720,57TL BSMV ) olmak üzere toplam 141.132,04 TL zarara uğradığı , bu zararla birlikte zararın 904,79TL faizini talep edebileceği, Gelir İdaresi Başkanlığının 16/04/2019 tarihli yazısında açıkça belirtildiği üzere davacının 2018 yılı kurumlar vergi beyannamesinde %5'lik vergi indiriminden faydalanamamasının sebebinin 2017/01 dönemine ait ödemenin geç yapılmasından kaynaklandığı, bu nedenle davacının vergi indiriminden faydalanmasına ilişkin başkaca koşulları yerine getirip getirmemesinin sonuca etkili olmadığı, davacı tarafından davalıya hitaplı 11/09/2019 tarihli ihtarnamenin davalıya 12/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 5 günlük atıfet süresi ile davalı bankanın 18.09.2019 tarihinde temerrüde düştüğü, bu nedenle ilk derece mahkeemesince temerrüt tarihinin 18/09/2019 olarak kabulünde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ilk derece mahkemesince yargılama giderlerinin tayininde bir hatanın olmadığı, dava konusu zararın davalının geç ödemesinden kaynaklı olarak doğduğu dosya içeriğiyle sabit olduğundan davalıya husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, alacağın likit olduğu, karar başlığında "..." ibaresinin yer almamasının her zaman giderilebilecek maddi hata niteliğinde olduğu, bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya içeriğiyle uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 113,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 313,9 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Davalıdan alınması gerekli olan 9.702,54 TL harçtan peşin alınan 2.484,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.217,6 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Yargılama giderlerinin yatıran üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 29/01/2024
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38