SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 21. HD 2022/1981 E. 2023/1880 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1981

Karar No

2023/1880

Karar Tarihi

27 Aralık 2023

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1981 Esas 2023/1880 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1981

KARAR NO : 2023/1880

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/06/2022 (Karar) - 09/09/2022 (Ek Karar)

NUMARASI : 2009/171 Esas 2022/543 Karar

DAVACILAR

VEKİLLERİ :

DAVALILAR :

DAVA : Tazminat

DAVA TARİHİ : 21/07/2015

KARAR TARİHİ : 27/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2023

Taraflar arasındaki tespit ve alacak istemine ilişkin asıl davanın ve tazminat istemine ilişkin birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada davacılar ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, diğer davacılar tarafından açılan dava dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, diğer davacılar tarafından açılan davada davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince, davacılar vekilinin birleşen davada davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinin düzeltilmesi talebinin reddine ilişkin 09/09/2022 tarihli ek kararına karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

DAVA

Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Hidroelektrik Santrali Projesini inşa etmek ve 49 yıllığına işletmek üzere kurulmuş olan ... A.Ş.'nin %100 hissedarı olan müvekkillerinin projenin gerçekleştirilmesi amacıyla sermaye, finansman ve krediye ihtiyaç duyduklarını, 30/11/2004 tarihinde davalılarla hisse devir sözleşmesi imzalayarak şirketin %50 oranındaki hissesini, hisselerin nominal bedelleri yanında sermaye, finansman ve kredi sağlama taahhüdünün davalılarca yerine getirilmesi karşılığında davalılara devir ve temlik etmek üzere aralarında bir adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, bu ortaklığın gayesinin ... HES Projesi ile daha sonra lisansa bağlanacak olan ... HES ve ... HES projelerini inşa etmek ve 49 yıllığına işletmek olduğunu, ... Hes ve ... Hes projelerini de mevcut sözleşmeye dahil etmek amacıyla 30/11/2004 tarihli sözleşmenin ayrılmaz parçası olmak koşuluyla 30/04/2005 tarihli ek sözleşme imzalandığını, anılan projelerinin her türlü tasarruf hakkının müvekkillerine ait olduğunu, sözleşme ve ek sözleşme gereğince davalıların müvekkillerinden devir ve temlik aldıkları %50 oranındaki hisse karşılığında devraldıkları hisselerin nominal bedelleri yanında, finansman ve kredi sağlama ve de B grubu hissedarların payına düşecek olan öz sermayenin tamamlanması yükümlülüğü altına girdiklerini, müvekkillerinin sözleşmeler gereğince projelerin gerçekleştirilmesi için gereken, sözleşmelerde yazılı olan öz sermayeye katılım miktarı dışında finansman ve kredi temini yönünden herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, hisseleri devralan davalıların ... Hes projesinin yanında ... HES ve ... HES projeleri için de sermaye koyma borcuyla birlikte finansman ve kredi temin etme taahhüdü altında olduğunu, davalıların sözleşme hükümleri uyarınca ... HES Projesi için taahhüt ettikleri finansman ve kredi yükümlülüklerini tamamen kendi imkan, teminat ve kefaletleriyle yerine getirdiklerini, projenin inşaatının tamamlanarak enerji üretimine başladığını, ancak davalıların sözleşmeler kapsamında olan ... HES ve ... HES için finansman ve kredi temini yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalıların sadece ... Hes projesi için finansman ve kredi temini yükümlülüklerini yerine getirmekle kısmi ifada bulunduklarını, davalıların edimlerini ifa etmediklerini, çekilen ihtarnameler üzerine temerrüte düştüklerini, soyut ihtarnamelere verdikleri cevaplarla soyut ve subjektif sebeplerle ifadan kaçındıklarını, davalıların güvenlik sorunu iddiasıyla ilgili valiliğe sorulduğunu, valilik tarafından verilen cevapta inşaat alanında güvenlik sorununun bulunmadığının açıkça belirtildiğini, davalıların dayandığı diğer gerekçe olan küresel ekonomik krizin ise 2008 yılının ortalarından itibaren çıkmaya başladığını, sözleşme tarihlerinin ise 2004 ve 2005 olup, davalıların finansman ve kredi temin etme yükümlülüğünün sözleşmeler uyarınca belirli süreye bağlandığını, bu sürenin küresel ekonomik kriz çıkmadan çok önce sona erdiğini, bu konularda mücbir sebep kavramına dayanılamayacağını, taraflar arasında imzalanan ek sözleşmede açık hüküm bulunduğunu, ... HES ve ... HES projeleri için finansman ve kredi temin etme yükümlülüğünün davalılarca yerine getirilmediğini, sözleşmelerde vade belirlenmesine rağmen ayrıca müvekkilleri tarafından ihtarname keşide edilerek davalıların temerrüte düşürüldüğünü, davalıların finansman ve kredi temini yükümlülüğünün taraflar arasında yapılan hisse devir sözleşmeleri hükümleri gereği olduğunu, imtiyazlı paydaşlık kavramıyla hiçbir hukuki bağlantısı bulunmadığını, davalıların temin ettikleri banka kredi niyet mektuplarının hukuken davalıların finansman ve kredi sağlama yükümlülüklerini yerine getirdikleri anlamına gelmeyeceğini, ... Hes için davalılarca bizzat finansman temin edilerek fiilen yerine getirilmiş olan bu yükümlülüğün ... HES ve ... HES projelerinin tamamlanması için yerine getirilmediğini, bankaların ... HES ve ... HES projeleri için verdikleri kredi niyet mektuplarının kredi tahsisi olmadığını, hisse devir sözleşmesi ve ek sözleşmede yer alan finansman ve kredi temin yükümlülüğünün finansman ve kredinin davalılarca fiilen bulunması, bunun ... HES, ... HES ve ... HES projelerinin tamamlanması amacıyla borç olarak verilmesi olduğunu, ... HES projesi için bu yolun takip edildiğini, davalılarca bulunan finansmanın taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmeleri hükümlerinde belirlenmiş olan şartlara uygun olarak ... HES projesinin tamamlanması için borç olarak verildiğini, davalıların ... HES ve ... HES projeleri için 450.000.000,00 Usd finansman ve kredi temin etme yükümlülüğü altında bulunduklarını, davalıların bu yükümlüklerini yerine getirmemeleri halinde ... HES ve ... HES projelerinin tamamlanamayacağını, lisans iptallerinin söz konusu olacağını belirterek 30/11/2004 ve 30/04/2005 tarihli hisse devir sözleşmeleri uyarınca davalıların müvekkillerinden devir ve temlik aldıkları hisse karşılığında finansman ve kredi temin etme yükümlülüğüne ilişkin ifa borcunun yerine getirmemeleri nedeniyle öncelikle davalıların bu taahhütlerinin tespitine, ... HES ve ... HES projelerinin finansman ve kredi ihtiyaçlarının her bir proje için ayrı ayrı tespit edilmesine, her türlü dava, doğmuş ve doğacak zararları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 05/11/2008 tarihinden itibaren işleyecek olan temerrüt faizi ile birlikte şimdilik 100.00,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini 400.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.

Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/545 Esas sayılı dosyada dava dilekçesinde özetle; asıl dava dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkillerinin davalılardan 400.000,00 Usd alacaklı olduğunun tespit edildiğini, asıl davadaki taleplerine ek olarak bu davanın açıldığını, asıl davada talep edilen 400.000,00 TL'lik kısım haricinde bakiye 340.000.000 Usd alacakları bulunduğunu belirterek 340.000.000 Usd'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında birleşen davayı tamamen ıslah ederek taraflar arasında imzalanan hisse devri protokolü ve ek protokole konu HES projelerinin belirli süre zarfında bitirilmesi gereken projeler olduğunu, davalılar tarafından ... Hes ve ... Hes projeleri için bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, davanın konusunun davalıların ... Hes ve ... Hes projelerinin ihtiyacı olan öz sermaye ve finansman sağlama yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemeleri ile ... Hes ve ... Hes projelerine başlanılmaması sonucu temerrüte düşüldüğünü, projelerin yaklaşık 6 yıldan fazla bir süre geç işletmeye alındığını, taraflar arasında yapılan hisse devir işleminin iptaline karar verilerek davalı A Grubu hissedarlara ait hisselerin nominal bedeli depo ettirilerek hisselerin müvekkillerine iadesi talebine şirketin üretim kayıplarından doğan zararın ve dolayısıyla da müvekkillerinin zararının giderimine ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki protokol ve ek protokolün üçüncü kişi yararına sözleşme niteliği bulunduğunu belirterek talebini öncelikle taraflar arasında imzalanan 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolünün 7. maddesi uyarınca davalı A grubu hissedarlar ile müvekkilleri arasında gerçekleştirilen hisse devir işleminin iptaline, davalı A grubu hissedarlara ait hisselerin nominal bedeli depo ettirilerek hisselerin müvekkillerine iadesine, bu talep doğrultusunda karar verilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik hesap bilirkişi raporu doğrultusunda 340.000.000,00 Usd'lik kısmının temerrüt tarihi olan 30/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesine göre kamu bankaları tarafından Usd'ye verilen en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, tazminatın müvekkillerine ödenmemesine karar verilmesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla ... Elektrik Üretim A.Ş yararına talep edilen şimdilik 340.000.000,00 Usd'lik kısmının temerrüt tarihi olan 30/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesine göre kamu bankaları tarafından Usd'ye verilen en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesi olarak ıslah etmiştir.

CEVAP

Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ...'in davacılık sıfatı bulunmadığını, davacılar ... ve ...'nın ... Elektrik Üretim A.Ş.'deki hisselerini müvekkillerine devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, davacılar ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş.'nin ise ... Elektrik Üretim A.Ş.'deki hisselerini diğer davacılara devrettiğini, müvekkillerinin kredi ve finans temin yükümlülüğünün bulunmadığını, hisse devir protokolü ve ek protokol sonrasında düzenlenen hisse devir ve kabul beyannamesi ve devre ilişkin çerçeve anlaşmaları gereğince ... A.Ş.'nin %50 hissesinin müvekkillerine devri için 100.000,00 TL nominal bedel yerine 100.000,00 TL + 4.500.000,00 Usd + 18.000.000,00 TL hisse devir bedeli kararlaştırıldığını, müvekkillerinin bu bedelleri eksiksiz olarak davacılara ödediğini, sonradan yapılan hisse devir ve kabul beyannamesi ve devre ilişkin çerçeve anlaşma gereğince müvekkilleri tarafından nominal bedelin dışında 4.500.000,00 Usd + 18.000.000,00 TL devir bedelinin ödenmek durumunda kalınmış olması nedeniyle çerçeve anlaşmalarında finansman teminine ilişkin hükümlerin tamamen kaldırıldığını, müvekkillerinin hisselerin nominal bedeli dışında büyük bir hisse devir bedeli ödemek durumunda kaldığını, belirtilen hisse devir bedelleri dışında 27/04/2005 tarihli genel kurul kararı doğrultusunda toplam 34.900.000,00 TL sermaye artırım bedeli ödediğini, ... A.Ş.'de hisse, pay ve hissedarlar açısından herhangi bir imtiyaz söz konusu olmadığını, (A) ve (B) grubu hissedarların eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğunu, tüm hissedarlar arasında eşit işlem ilkesinin uygulanması gerektiğini, hisse devri yapan davacılara şirket ana sözleşmesi ve işleyişiyle ilgili herhangi bir imtiyaz tanınmadığını, davacılara müvekkillerinden farklı bir hak ve alacak verilmek istenseydi bu hususun şirket ana sözleşmesinde belirtilmesi gerektiğini, müvekkillerinin kredi ve finans temin etme yükümlülüğü bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan hisse devir protokolü ve ek protokol sonrasında hisse devir ve kabul beyannamesi ve devre ilişkin çerçeve anlaşması gereğince müvekkillerinin kredi temin yükümlülüğü bulunmadığını, aksi durumun kabulü halinde ise, kredi temininin faiz oranları, komisyon oranları, ana para ve faiz ödeme tarihleri, nihai vadeye ilişkin asli unsurlarının bulunmadığını, bu durumun sözleşmenin objektif esaslı noktalarında boşluk niteliğinde olduğunu, müvekkillerinin asli unsurlara ilişkin bir garantisi veya vade bulunmadığını, bir an için müvekkillerinin kredi bulma ve finans sağlama yükümlülüğü bulunduğu kabul edildiğinde, kredi ve finans sağlamaya ilişkin hazırlıkların müvekkilleri tarafından yapıldığını, kredi bulma hazırlıklarının davacı tarafça engellendiğini, reddedildiğini, bu nedenle müvekkillerinin temerrütünden söz edilemeyeceğini, müvekkillerinin ... HES için girişimlerini, kredibilitesini kullanarak ... Bankası ve ...'dan krediler sağladığını, bununla kalmayarak davacının eksik fizibilite çalışmalarından kaynaklanan sebeplerle ek krediler temin ettiğini, tamamen iyi niyetli olarak şirket menfaatlerini düşünüp, ... A.Ş.'ye borç vererek ... HES'in bitirilmesinin sağlandığını, ... HES ve ... HES projesi için kredi niyet mektupları alındığını, davacının kredi niyet mektuplarını kabul etmediğini, kredi teminini engellediğini, müvekkillerince yeniden başka bir bankayla ... HES ve ... HES projeleri için yeni bir banka kredi niyet mektubu aldığını, davacı tarafa ulaştırdığını, davacının kredi niyet mektubunu kabul etmediğini, bir kez daha müvekkilinin kredi ve finans sağlamasının davacı tarafça engellendiğini, daha sonra müvekkillerinin 17/03/2009 tarihli kredi niyet mektubunu faks yoluyla davacı tarafa bildirdiğini, asıllarını davacıya ulaştırdığını, davacıların bu kredi niyet mektubuna ilişkin kabul edildiği yönünde beyanda bulunulmadığından dolaylı olarak kabul edilmeyip reddedildiğini, finansın kesin projelerin çizilmesi, gerçek maliyetlerin belirlenmesi sonrasında doğru bir şekilde temin edilebileceğini, ... HES'e ilişkin gerçek maliyetlerin 2008 yılı içerisinde belirlendiğini, ... HES için ise bu hususların tam ve eksiksiz olarak tamamlanması nedeniyle kredi niyet mektuplarının sunulduğu tarih itibarıyla herhangi bir gecikmeden söz edilemeyeceğini, müvekkillerinin tek başına yükümlülüğü olmasına rağmen ortaklık ve yöneticilik bilinciyle hareket edip, ... A.Ş.'nin, dolayısıyla hissedar olarak kendilerinin zarara uğramaması için kredi temin etme yönünde çaba gösterdiğini, davacının kendisine düşen hazırlık ve iş birliği yükümlülüğünü yerine getirmeyerek temerrüte düştüğünü, ifayı reddettiklerini, alacaklının temerrütünün bulunduğu yerde borçlunun temerrütünün gerçekleşmeyeceğini, müvekkilleri tarafından sunulan banka kredi niyet mektuplarında kredi temininin sağlanmasında bölünme ön şartının bulunduğunu, davacıların ise taraflar arasında imzalanan protokollerde bölünme şartı olmadığını, banka kredi niyet mektuplarında belirtilen bölünme şartının kabul edilemeyeceğini bildirdiklerini, davacıların ön şart olan bölünme işlemini yerine getirmeyerek kredi ve finansman sağlanmasını kendi hareketleriyle engellediklerini, kredi kuruluşlarınca kredi niyet mektubuyla kredi teklifinin yapılmasının teklifin kabulü, kredi sözleşmesinin tamamlanması, banka yönetim kurulu tarafından kabulü, kredi sözleşmesinin akdedilmesi ve bu doğrultuda kredinin kullandırılması olduğunu, bu kuralların kredi temini konusunda standart hale geldiğini, bu nedenle tüm mektuplarda teklifin kredinin kullandırılması açısından herhangi bir taahhüt anlamına gelmediği ibaresinin bulunduğunu, ... HES için alınan bir kararın ... HES ve ... HES için herhangi bir borç verme veya kabulü veya kredi asli unsurları konusunda anlaşma anlamına gelmediğini, ... HES projesinin yapımında önceden öngörülemeyen fiili durumların ortaya çıkması, bankalardan kullanılan kredilerin yetmemesi karşısında müvekkillerinin tamamen projenin bitirilebilmesini sağlamak amacıyla iyiniyetli olarak ... A.Ş.'ye borç verdiğini, müvekkilleri tarafından gönderilen ihtarnamede güvenlik sorununun inşaata başlanabilmesiyle ilgili olup aynı şekilde küresel kriz deyiminin de davacılarının davranışının projelerin gerçekleştirilmesinin güçleştirme sonucunu doğurduğunu vurgulamak için kullanıldığını, dava konusu olayda müvekkillerinin hissedarı olduğu şirkete kendi kredibilitelerini kullanarak kredi kullandırmaya çalıştıklarını, bu imkanın davacılar tarafından engellendiğini, borcun ifa edilmediği iddiasının gerçeğe uygun olmadığını, davacının kötüniyetli davranışları sebebiyle BK'nun 154. maddesindeki şartın gerçekleştiğini, ... HES projesinin güvenlik sorunları nedeniyle başlanılamadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacıların taraf sıfatının bulunmadığını, seçim hakkının asıl davada TL olarak kullanıldığını, birleşen davada yabancı para cinsinden alacak talep edilemeyeceğini, müvekkillerinin temerrüte düşmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, hisse devir sözleşmesi, ek protokol ile çerçeve anlaşma hükümleri karşısında davacılar ..., ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. Tic. A.Ş.) ve ... A.Ş.'nin aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, asıl ve birleşen dava konusu istemin asıl dayanağının ek protokol olduğu, ek protokolde anılan davacıların imzalarının bulunmadığı, şirket ortağı sıfatlarının varlığından bahisle aktif husumet ehliyetlerinin kabulünün mümkün olmadığı, asıl davada davacıların kredi ve finansman temini yükümlülüğünün geç ifa edilmesinden kaynaklanan maddi tazminat talebi bulunmadığı, asıl davadaki talebin birleşen davadaki gibi müspet zarara yönelik bir maddi tazminat talebi değil, kredi ve finansman alacağının tahsiline yönelik bir talep olarak değerlendirilmesi gerektiği, asıl davada söz konusu kredi ve finansman yükümlülüğü asıl davanın açıldığı 19/03/2009 tarihinden sonra ... ve ... HES Projeleri için davalılar tarafından temin edilen 01/04/2010 tarihli kredi niyet mektubunun davacılar tarafından da imzalanması ve kredi tahsisinin ön koşulu olarak ileri sürülen ... HES projesinin ... A.Ş.'den kısmi bölünme yoluyla ayrılması sonrasında borçlu ... A.Ş. ile kredi veren bankalar arasında imzalanan ve davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin de kefil ve garantör olarak imzaladığı 08.06.2011 tarihli kredi sözleşmesi ile ifa edildiği, davalıların ek protokoldeki taahhüdüne konu kredi ve finansmanın asıl davada yargılama sürecinde temin edildiği, aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı tespit edilenler haricindeki davacılar yönünden asıl davanın konusuz kaldığı, birleşen dava dosyasında kredi ve finansman temini yükümlülüğünün süresinde ifa edilmediğinden bahisle ek protokole konu ... ve ... HES projelerinin üretime geç başlaması nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen üretim kaybı (müspet) zararının tazmininin talep edildiği, hisse devir sözleşmesinin 7. maddesinde davalının hisse devir işlemlerinin tamamlanmasından itibaren en geç 3 ay içinde proje için ihtiyaç duyulan krediyi bularak, kredi anlaşmasının yürürlüğe girmesini sağlama yükümlülüğü bulunduğunun hükme bağlandığını, davalıların kredi ve finansman temini yükümlülüklerini protokol tarihinden sonraki 3 aylık sürenin bitim tarihi olan 30/07/2005 tarihi itibariyle ifa etmedikleri, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, muacceliyet olgusunun alacağın talep edilebilir olmasını ifade ettiği, sözleşmedeki en geç üç ay içerisinde olarak kararlaştırılan vadenin sürenin geçmesi ile kendiliğinden ifa yükümlüsü davalılar yönünden temerrüt olgusunu gerçekleştiren kesin vade olarak değil, temerrüt için ayrıca ihtarname keşidesi aranılan nitelikte belirli vade olarak kabul edildiği, davacıların farklı tarihlerde ihtarnameler ile davalılardan edimin ifasını ihtaren talep ettikleri, ek protokolde davalıların ek protokole konu projeler yönünden ne miktarda kredi ve finansman temin etmekle yükümlü olduğu yönünde somut bir parasal miktar içeren açık bir hükme yer verilmediği, davacıların davalılara keşide ettikleri ihtarname içeriklerinde de bu konuda somut bir miktar belirtilemediği, davacıların asıl davayı açmadan önce davalılara en son 10/02/2009 tarihli ihtarnameyi keşide ederek edimlerini ifa için son kez 3 ay ek süre verdiklerini ihtaren bildirdikleri, ihtarın davalılara 12/02/2009 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların söz konusu 3 aylık sürenin bitimini beklemeksizin davacılara gönderdiği 20/02/2009 tarihli cevabi ihtarnamesi sonrasında asıl davanın açıldığı, asıl dava açıldıktan sonra davalılar tarafından farklı bankalardan temin edilen kredi niyet mektubu davacılara gönderilmiş ise de, kredi niyet mektuplarında ... Hes projesinin ... projesinden kısmi bölünme yoluyla ayrılması koşulunun tarafların aralarında anlaşarak şirket yönetim kurulunda bölünme yönünde karar alamamaları nedeni ile ve karşılıklı olarak şirket ortaklığının gerektirdiği işbirliğinden uzak, olumsuz tutum ve davranışları sonucunda dava açıldıktan sonra bir süre daha gerçekleştirilemediği, davalıların kredi ve finansman temini borcunun davalılara keşide edilen bahse konu son ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığı gözetildiğinde en geç asıl dava tarihi itibariyle muaccel hale geldiğinin kabul edileceği, asıl dava açıldıktan sonra yargılama sürecinde davalıların kredi niyet mektuplarını temin ederek edimi ifaya yönelik çabasını sergilediği, davacılar nezdinde edimin kendilerinin davalılar aleyhine dava açmalarına rağmen davalılar tarafından ifa edileceği yönünde hukuken korunmaya değer nitelikte haklı bir beklenti ve güven duygusu oluşturdukları. karşılıklı çaba ve beklenti sonrasında davacıların da davalılar tarafından gönderilen kredi niyet mektubunu imzalamaları ve şirket yönetim kurulunda kısmi bölünmeye ilişkin olarak davalılar ile müştereken karar almak suretiyle gerçekleştirdikleri ifayı kabulleri üzerine 08/06/2011 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesi ile davalıların şirkete 450.000.000 Usd kredi ve finansman temin ederek edimlerini ifa ettiklerini, taraflar arasında 30/04/2004 tarihindeki ek protokole konu edimin ifa olanağının bu aşamada da devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, ifa olanağının mevcut olduğu dönemde sözleşme konusu edimini dava açılmasına rağmen ifa edeceği yönünde akidi konumundaki davacılarda haklı beklenti oluşturan davalıların davacılara karşı sözleşme konusu finansman edimini ifa ettikten sonra ifa olanağının bulunduğu dönem yönünden muacceliyet olgusunun gerçekleştiğini ve buna bağlı olarak da zamanaşımı süresinin dolduğu savunmasını ileri sürmesinin, TMK'nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, birleşen davada müspet zarar kalemi yönünden muacceliyetin kredi sözleşmesinin imzalandığı 08/06/2011 tarihinden sonra 09/06/2011 tarihi itibariyle gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, birleşen dava tarihi itibarıyla 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı, davalıların temin etmekle yükümlü olduğu kredi ve finansman miktarının ve bu miktarın hangi para cinsinden temin edileceği konusunda gerek hisse devir sözleşmesi gerekse de ek protokolde bir açıklık bulunmadığı, davalıların özsermaye taahhüdünün Usd cinsinden ifa edileceğinin düzenlendiği, 2011 yılında imzalanan kredi anlaşması ile dava dışı bankalar ile imzalanan kredi anlaşması ile fiilen temin edilen kredi ve finansman miktarının 450.000.000 Usd olduğu, davalıların ifa ile yükümlü oldukları edimlerinin kendileri yönünden yabancı para cinsinden para ile ödenmesi gereken bir borç olarak kabulünün, finanse edilen projelerin niteliği, halin icabı ve taraflar arasındaki menfaat dengesi ile dürüstlük kurallarının da kaçınılmaz bir gereği olduğu, konusu para olan borcun ülke parası ile ödeneceği, ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini talep etmekte seçimlik hakka sahip olduğu, bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan tarafın bu kararından geri dönmesinin hukuken mümkün olmadığı, ancak seçimlik hakkın TL para birimi cinsinden seçildiği takdirde bu seçimden dönülerek yabancı para cinsinden ek dava ile veya aynı davada ıslahen talepte bulunulmuş ise, bu durumun başlı başına davanın veya birleşen davanın reddini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilemeyeceği, aksine seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekeceği, birleşen davada dava konusu talebin değerlendirilmesi sonrasında hüküm kurulurken birleşen dava konusu yabancı para alacağı üzerinden değil, asıl davada seçim hakkına konu TL para birimi üzerinden hüküm kurulacağı, birleşen davanın tamamen ıslahına yönelik dilekçede dava konusu talepler yönünden terditli talepler ileri sürüldüğü, davacılar vekilinin birleşen davada öncelikle dava konusu 30.11.2004 tarihli hisse devir sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca, davalı (A) grubu hissedarlar ile davacı B grubu hissedarlar arasında gerçekleştirilen hisse devir işleminin iptaline karar verilerek davalı A grubu hissedarlara ait hisselerin nominal bedeli depo ettirilerek hisselerin davacılara iadesini, kabul edilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 340.000.000,00 Usd'nin temerrüt tarihi olan 30.07.2005 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre kamu bankaları tarafından ABD dolarına verilen en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, bu talepleri de kabul edilmediği takdirde aynı miktarda tazminatın belirttiği temerrüt tarihi ve temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, davacılar vekilinin gerek asıl gerekse de birleşen dava konusu talepleri arasında yer almamasına rağmen davanın tam ıslahı talepli dilekçesinde terditli taleplerinden ilk talebi olarak taraflar arasındaki hisse devir işleminin iptaline karar verilerek davalı (A) grubu hissedarlara ait hisselerin nominal bedeli depo ettirilerek hisselerin davacılara iadesini talep ettiği, bahse konu terditli talebinin tam ıslah yoluyla da olsa davaya ithaline veya davaya dahiline hukuken olanak bulunmadığı, anılan terditli talebe hukuki bir değer atfedilemeyeceği, davacılar vekilinin dava konusu hisse devir sözleşmesi ve sonrasında imzalanan ek protokol kapsamında asıl ve birleşen davalılar ile müvekkilleri arasında adi ortaklık ilişkisi meydana geldiğini, bu nedenle de uyuşmazlıkta hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan hükümler değil, adi ortaklık sözleşmesi hükümleri gereğince değerlendirme yapılmasını talep ettiği, taraflar arasında imzalanan 30/11/2004 tarihli hisse devir sözleşmesi ve 30/04/2005 tarihli ek protokol gereğince uyuşmazlığın hisseleri devralan davalılara sözleşmelere konu projeler yönünden hisselerin devir bedeli ile birlikte öz sermaye ile kredi ve finansman temini yükümlülüğünü de karma nitelikte karşı edim olarak yükleyen şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık niteliğinde olduğu, adi ortaklığın yasal unsurlarının bulunmadığı, asıl ve birleşen davalılar vekili tarafından dava konusu kredi ve finasman temini yükümlülüklerinin mevcut olmadığı, davalıların kredi ve finansman temini yükümlülüğünün 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolüne istinaden tanzim edilen 30/04/2005 tarihli ek protokolden kaynaklandığı, ek protokolde açıkça ek protokolün hisse devir protokolünün eki ve ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulandığı, her iki protokol arasında uyumsuzluk olması halinde ek protokolün 3/1 maddesi gereğince ek protokol hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği, sözleşme ve ek protokol arasında davalıların kredi ve finansman temini yükümlülüğün varlığı yönünden çelişki oluşturan bir hüküm bulunmadığı,

birleşen davada talebin kredi ve finasman temini ediminin gecikmesinden ve bu nedenle üretim kaybından kaynaklandığı ileri sürülen müspet zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, sözleşme ve ek protokolde kredi ve finasman temini ediminin ifasının çekincesiz olarak kabulü halinde edimin ifasındaki temerrüt nedeni ile müspet zarar talep edilemeyeceğine yönelik bir düzenleme yer almadığı, davacıların asıl ve birleşen dava öncesinde davalılara keşide ettikleri 05/11/2008 tarihli ihtarnamesinde de açıkça ... ve ... Hes projeleri yönünden kredinin temin edilmemesi nedeni ile EPDK tarafından verilen lisansların sürelerinin sona erme ve lisans iptali ihtimalinden bahisle edimin aynen ifasının talep edildiği ve edimin ifa edilmemesinden üretim kaybı dahil kaynaklanan tüm zararları talep haklarının saklı tutulduğunun bildirildiği, somut uyuşmazlıkta ek protokolde kredi ve finansman temini ediminin ifasını ek protokol kapsamında 3. şahıs ve temin edilecek kredinin lehdarı konumundaki ... A.Ş. ifa yükümlüleri olan davalılardan bizzat talep edebileceği yönünde açık bir hükme yer verilmediği, kredinin ve finansmanın temininin ... ve ... Hes projelerinin gerçekleştirilmesine yönelik olup, projeleri de anılan şirket gerçekleştireceğine göre bu projelerin gerçekleştirilmesi ve santrallerin üretime geçişi ile elde edilecek kar ve gelir ile kredi ve finansmanın geç temin edilmesinden kaynaklanan üretim kaybı zararının da aynı şirket yönünden doğrudan kar ve zarar kalemi olarak ortaya çıkacağı, belirtilen zararın, asıl ve birleşen dosyanın tarafları ve şirketin ortakları yönünden ise ancak dolaylı zarar kalemi olarak değerlendirilebileceği, bu nedenle de, işin niteliği ve halin icabı gereği borcun ifasını bizzat anılan şirketin talep edebileceğinin kabulü gerektiği, asıl ve birleşen dosyamızda anılan şirketin açtığı bir dava mevcut olmayıp birleşen davacıların davanın tamamen ıslahı ile sözleşme konusu edimin ifa edilmemesinden kaynaklanan müspet zararlarının tazminini talep ve terdiden öncelikle kendilerine aksi takdirde şirkete ödenmesini talep ettikleri, imzalanan hisse devir ve ek protokolün niteliği gereğince birleşen davacı ortakların müspet zarar tazminatının kendilerine ödenmesini talep etmeleri, üçüncü şahıs lehine sözleşmenin değinilen niteliği ile ek protokole yansıtılan taraf iradeleri ve protokollerin düzenleniş amacına açıkça aykırı olduğu, bu nedenle birleşen davacıların birleşen dava konusu maddi tazminatın kendilerine ödenmesi yönündeki terditli taleplerinin yerinde görülmediği, aynı konuda tazminatın davalılardan talep edilebilirlik koşulları mevcut ise 3. şahıs konumundaki ... A.Ş.’ye ödenmesinin terdiden talep edilmesinin hukuken olanaklı olduğu, taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinde devralanın hisse devir işlemlerinin tamamlanmasından itibaren proje için ihtiyaç duyulan krediyi bularak, kredi anlaşmasının yürürlüğe girmesini sağlamayı ve işbu protokolde tanımlanan yükümlülüklerini en geç 3 ay içinde ifa etmeyi şimdiden kabul ve taahhüt ettiğinin hükme bağlandığı, her ne kadar hisse devir sözleşmesi asıl ve birleşen dava konusu olan 2 proje haricindeki ... HES projesi ile ilgili ise de; hisse devir protokolünün ek protokol ile çelişmeyen bu hükmünün, hisse devir sözleşmesinin 10.3 maddesi de gözetilerek ek protokolü tamamlayıcı nitelikte olup amaçsal yorum ilkesi çerçevesinde taraf iradeleri esas alınarak davalıların kredi ve finansman taahhütleri yönünden de uygulanması gerektiği, davalıların belirtilen edimlerini davacılara karşı tam ve gereği gibi ifa etmiş kabul edilebilmeleri için kredi bulmaları ile birlikte kredi anlaşmasının ilgili banka ile kredi lehtarı konumundaki ... A.Ş. ile imzalanmasını fiilen temin etmiş olmalarının da zorunlu bulunduğu, davalıların salt kredi ve niyet mektubu temin etmiş ve davacılara imzalanmak üzere göndermiş olmalarının, kredi anlaşması fiilen imzalanmadıkça ve kredi temin edilmediği sürece davalıların bu konudaki edimlerini ifa ettikleri ve sorumluluktan kurtuldukları şeklinde yorumlanamayacağı, asıl dava açıldıktan sonra davalılar tarafından temin edilerek davacılara imzalanmak üzere 01/04/2010 tarihli kredi niyet mektubunun gönderildiği. içeriğinde kredi tahsisinde ön koşul olarak belirtilen ... HES pojesinin kredi lehtarı ... A.Ş.’den kısmi bölünme yoluyla ayrılmasının gerçekleşmesinden sonra 08/06/2011 tarihinde ilgili bankalar ile 450.000.000 Usd bedelli kredi anlaşması imzalandığı ve davalıların da bu suretle davacılara karşı ifasını üstlendikleri kredi ve finansman temini edimini ifa ettikleri, edimin yargılama sürecinde ifa edilmesi ile asıl dava konusu kredi ve finansman temini yönünden dava konusuz kaldığından, asıl davada yargılama giderlerinin takdiri ve ayrıca birleşen dava konusu müspet zarara ilişkin tazminat talebi yönünden de davalıların mevcut ise; sorumluluk miktarının ve kapsamının saptanmasında tarafların kusurunun belirlenmesi gerektiği, davalıların temin ederek dosyaya sundukları farklı bankalara ait 12.06.2008,12.09.2008 ve 17.03.2009 tarihli banka kredi niyet mektupları incelendiğinde; ilgili bankalar tarafından kredinin tahsisi için ön koşulun gerçekleştirilmesinin talep edildiği, bu hususun kredi niyet mektuplarında da açıkça yer verildiği, taraflar arasında birden fazla ihtarname keşide edildiği, davalılar tarafından davacı ortaklara gönderilen kredi niyet mektuplarının farklı gerekçeler ileri sürülerek imzalanmadığı, davacıların davalılara muhatap olarak keşide ettikleri ihtarnamelerinde davalıların gönderdiği kredi niyet mektuplarının bir kısmının süresinin geçtiğini ve bir kısmının ise kendilerine ulaşmadığını, bu nedenle imzalanamadığını, davalıların edimlerini ifa etmediklerini ileri sürdükleri, davalıların ise kredi ve finansman temini yükümlülüklerini ifa ettiklerini, davacılar tarafından kredi niyet mektuplarının iyiniyetten uzak bir yaklaşımla imzalanmaması sonucunda kredinin fiilen temin edilemediğini iddia ettikleri, taraflar arasında tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme ve ek protokol mevcut olup tarafların karşı tarafın edimini ifa etmesini talep edebilmesi için kendilerine düşen bir karşı edim mevcut ise işbirliği ve hazırlık yükümlülüğü bağlamında bunu yerine getirmelerinin zorunlu olduğu, kredi niyet mektuplarının sözleşme imzalamaya dair bir tarafın niyetini gösteren fakat bu mektubu gönderen tarafa sözleşme imzalama yükümlülüğü oluşturmayan mektuplar olduğu, niyet mektuplarının hukuken bağlayıcı nitelik taşımadığı, sadece gönderenin niyetini ifade ettiği, hukuki niteliği itibariyla bir icap olarak icaba davet olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu, dava dışı ... A.Ş.’nin ortağı olan taraflar yönünden davalılar tarafından ilgili bankalardan temin edilen 3 adet kredi niyet mektubunun imzalanması ve mektuplarda öngörülen kısmi bölünme koşulunun gerçekleştirilmesine ilişkin işlemlerin ifası yönünden çekişme ve anlaşmazlık bulunduğu, şirketin ihtiyaç duyduğu kredinin temini ve ... ve ... projelerinin finansmanı ile projelerin realize edilmesi, şirketin ortakları arasında uyum ve işbirliğini zorunlu olarak gerektirdiği, kredinin tahsisi için kısmi bölünme gerektiğine göre tarafların bu konuda şirket yönetim kurulunda biraraya gelerek bölünme iş ve işlemleri konusunda gerektiği takdirde herbir hisse grubunu temsilen işlemleri yapmak üzere temsilcilerini belirlemek ve yetkilendirmek ve ayrıca bu konuda şirket genel kurulunda aynı doğrultuda kısmi bölünmenin kabulü konusunda karar almak durumunda olduğu, davacıların davalılar tarafından kendilerine gönderilen kredi niyet mektuplarını imzalamadığı, işbirliği ve katkı sunma yükümlülüklerine aykırı davrandıkları, şirkete kredi tahsisine dayanak 01/04/2010 tarihli kredi niyet mektubundan önceki kredi niyet mektuplarını imzalamış olsalardı, kredi niyet mektubundaki ön koşulun gerçekleşmesinde kendilerine düşen öncelikli edimi ifa etmiş kabul edilebilecekleri, kredinin tahsisi için kredi niyet mektubunun gerek davacı gerekse de davalılar tarafından imzalanması ve sonrasında kısmi bölünme koşulunun yerine getirilmesi gerekmekte olup, akabinde ise kredi sözleşmesi imzalanarak şirkete kredi ve finansman temin edilebileceği, davacılar tarafından ihtarnamelerdeki kısmi bölünme işleminin ancak kredi tahsisinden sonra gerçekleşebileceği ileri sürülerek bu aşamada bölünme işlemine onay verilmediğinin davalılara bildirildiği, bu durumun kredi tahsisi yönünden bankalar tarafından belirlenen prosedürün ilerlemesini engelleyici nitelikte ve işbirliği yükümlülüğüne açıkça aykırı bir tutum ve davranış olduğu, kredi temin sürecinin ilerletilememesinde davacıların kusurlu bulundukları, davalı ortakların aynı kredi ve finansman temini ediminin yükümlüsü olduğundan, bu konudaki edimlerini tam ve gereği gibi ifa ettiklerini veya ifa etmelerine rağmen herhangi bir kusurları bulunmadığı halde kredinin temin edilemediğini usulüne uygun deliller ile kanıtlamaları gerektiği, davalıların da bu konuda karşılıklı işbirliği ve iyiniyet ilkeleri ile bağdaşmayan ve kredi tahsisi sürecinin tamamlanmasını engelleyici nitelikteki tutum ve davranışlarının sabit olduğu, kredi niyet mektuplarında kısmi bölünme koşulunun gerçekleşmesi için şirket yönetim kurulunda bu yönde toplantı yapılarak yapılacak iş ve işlemler konusunda karar alınması ve ayrıca genel kurul toplantı gündemi oluşturularak kısmi bölünme yönünde karar alınması gerektiği, davalıların bu konuda yapılacak olan şirket yönetim kurulu toplantılarına kendilerine davacılar tarafından yapılan çağrıya rağmen katılmadıkları veya katıldıkları farklı tarihlerdeki toplantılarda alınan kararları da imzalamadıkları, bu nedenlerle davalıların da kredinin tahsis prosedürünün tamamlanmasını engelleyici nitelikte davrandıkları, davalıların kusurlarının davacılar ile eşit yoğunlukta ve ağırlıkta olduğu, dava konusu üretim kaybı zararının da projelerin zamanında gerçekleştirilememesi ve bölgedeki terör ve güvenlik riskinin de eklenmesi sonucunda oluştuğu, taraflar aralarında oluşan karşılıklı güvensizlik ve eşgüdüm eksikliği sonucunda müşterek ve eşit kusurlu davranışları ile ortağı oldukları ... A.Ş.’ye ... ve ... Hes projelerinin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan 450.000.000 Usd krediyi ancak kısmi bölünme koşulunun gerçekleştirilmesinden ve asıl dava açıldıktan sonra temin edebildiklerine göre her iki tarafın kusurları bulunmadığına ilişkin iddialarına itibar edilmediği, tarafların müterafik ve eşit kusurlu oldukları, dosyaya sunulan ilerleme raporları ve Elazığ Valiliğinin yazısı ile dava konusu her iki projenin bulunduğu bölgede terör ve güvenlik riski nedeni ile baraj inşaatı alanında karakol yapımı sonrasında inşaat çalışmalarının tamamlanması sonrasında her iki projeye ait HES santrallerinin üretime geçebildiği ve üretimin fiilen gerçekleştiği, santrallerin geç üretime başlamasından doğan şirket zararının varlığının usulen kanıtlandığı, ek protokolün birleşen dava konusu talep, ifaya olan menfaatin gecikmesinden kaynaklandığı ileri sürülen üretim kaybı zararı olduğuna göre dava konusu ... ve ... HES projelerinde belirtilen gecikme faktörleri gözardı edilmeksizin üretime fiilen geçilebilen tarihler ve EPDK tarafından süre uzatımı verilen lisanslarındaki süreler ile bölgedeki terörden kaynaklanan güvenlik riskinin ortadan kalktığı tarih de birlikte dikkate alınarak zarar hesaplamasının yapılması gerektiği, dava konusu projelerin yer aldığı bölgede ortaya çıkan ve ek raporda da ayrıntılı olarak ve denetime elverişli şekilde değinilmesi ile birlikte ayrıca dosyaya sunulan ilerleme raporları ve resmi kurum yazışmaları ile de sabit olan terör ve güvenlik riskinin davalıların edimlerinin ifasında borcu ortadan kaldırmamakla birlikte geçiçi ifa engeli teşkil ettiği, 4. bilirkişi heyeti 2. ek rapordaki alternatifli değerlendirmelerden kredi temininin gecikmesinin ... HES ve ... HES Projelerinin gecikmesinde etkili olmadığı yönündeki görüşün benimsenmediği, her iki proje yönünden güvenlik, kamulaştırma, etüt, orman izinleri, projelendirme, ÇED raporları gibi geçiçi ifa engeli olarak değerlendirilebilecek nedenler yanında davalıların kredi temini edimindeki temerrütlerinin projelerin işletmeye alınması ve üretim kaybı zararının oluşmasında birlikte etkili olduğu yönündeki değerlendirmenin benimsendiği, 2. ek rapor doğrultusunda dava konusu ... HES projesi yönünden 15.08.2008 tarihinde çalışmalara başlanılması ve 64 aylık yapım süresinin bu tarihten itibaren başlaması, ... HES için ise 15.12.2008 tarihinde (Güvenlik birimlerince bildirilen) güvenliğin sağlandığı kabul edilerek 15.12.2008 tarihinden itibaren 72 ay yapım süresinin işletilmesi ile ... HES yapım süresinin 15.12.2013 tarihinde, ... HES'in yapım süresinin ise 15.12.2014 tarihinde tamamlanmış olmasının gerekeceği, ... HES projesinin 14.11.2013 tarihinde ve ... HES 08.02.2015 tarihinde fiilen işletmeye alındığından, ... HES yönünden üretime geçiş tarihinde herhangi bir gecikmenin olmadığı, ... HES yönünden ise üretime geçiş sürecinde (15.12.2014 - 18.02.2015 dönemi ile sınırlı olarak ) 2 ay 4 günlük bir gecikmenin bulunduğu, bu gecikme sebebiyle uğranılan kar kaybı tutarının 3.145.082,00 TL olduğu kanaatine varıldığı, tarafların dava konusu ... HES projesindeki üretim kaybı zararının gerçekleşmesinde eşit kusurlu bulundukları, birleşen davada hesaplanan kar kaybı tutarı olan 3.145.082,00 TL’nin ancak yarısı olan 1.572.541,00 TL’lik kısmının davacılar lehine hüküm altına alınabileceği, asıl davanın kredi ve finansman temini ile bu nedenle alacak talebi yönünden konusuz kaldığı, tarafların konusuz kalan davanın açılmasına dava tarihi itibariyle birlikte sebebiyet verdikleri, asıl davada vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden karşılıklı olarak ve eşit oranda sorumlu oldukları, asıl davada kendisini vekil ile temsil ettiren taraflar lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücreti de takdir edildiği, davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin takdiren 1/2'sinin davalılardan tahsili yönünde hüküm kurulduğu, 6098 sayılı TBK’nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmeyeceği gibi bu gerekçe ile yargılama giderlerinin de kabul ve red oranına göre belirlenemeyeceği, mahkemece sabit kabul edilen üretim kaybı zararının oluşmasında tarafların takdiren ortak ve eşit kusurlu kabul edildikleri, birleşen dava dosyasında müterafik kusur indirimi nedeniyle reddedilen kısım yönünden vekil ile temsil edilen davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmediği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, diğer davacılar tarafından açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, 1.572.541,00 TL maddi tazminatın birleşen dava tarihi olan 21/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile dava dışı ... A.Ş.’ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve davacıların terditli diğer taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

Mahkemece 09/09/2022 tarihli ek kararla talepte bulunan davacılar vekilinin gerekçeli kararın hüküm fıkrasında asıl dava yönünden alacak ek dava yönünden ise tazminat olarak yargılama yapıldığının belirtildiğini, gerekçeli kararın hüküm kısmında birleşen dava yönünden AAÜT 13/3-4 maddelerine aykırı şekilde maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin davacı vekili lehine hükmedilen ücreti geçemeyeceği kuralına aykırı olarak hatalı şekilde fazla vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek hüküm fıkrasının tashihine karar verilmesini talep ettiği, talepte bulunan davacılar vekilinin isteminin taraflara hüküm fıkrasında yüklenen ve reddine karar verilen alacak miktarı yönünden davalılar lehine ve davacılar aleyhine takdir edilen vekalet ücreti yönünden taraflara yüklenen borçlarında hakların değiştirilmesi sonucunu doğurduğu, tarafların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik yapılmasına sebebiyet vereceğinden hükmün tashihi ve tavzihe ilişkin yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; isimleri öncelikle gizli tutulan son bilirkişi heyetinin, isimleri kök rapor ile belli olduktan sonra uyuşmazlık unsurları olan şirket bölünmesi ve güvenlik riski konularında görüşlerini şaibeli bir şekilde tam tersi yönde değiştirerek mahkeme ara kararlarına aykırı şekilde hesaplar yaptığını, tazminat tutarlarını düşürmeye çalıştıklarını, mahkemesi'nce bir kısım Müvekkiller yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle tesis edilen usulden red kararının hukuken hatalı olduğunu, müvekkillerinin ... HES projesinin inşa etmek ve 49 yıllığına işletmek üzere kurulmuş olan şirketin %100 hissedarı konumunda iken projenin gerçekleştirilmesi amacıyla sermaye, finansman ve krediye ihtiyaç duyulması üzerine 30.11.2004 tarihinde davalılar ile hisse devir sözleşmesi imzalayarak şirketin %50 oranındaki hissesini, hisselerin nominal bedelleri yanında sermaye, finansman ve kredi sağlama taahhüdünün davalılar tarafından sağlanması karşılığında davalılara devir ve temlik edilmesi üzerine aralarında ortaklık ilişkisi kurulduğunu, ortaklığın gayesinin, o tarihte EPDK tarafından lisansa bağlanımış olan ... HES Projesi ile daha sonra lisansa bağlanacak olan ... HES ve ... HES projelerini iaşa etmek ve 49 yıllığına işletmek olduğunu, 30.11.2004 tarihli protokolde imzaları bulunan ve hisse devri yapan müvekkilleri ..., ..., ... San. Tic A.Ş, ve ... A.Ş'nin davanın tarafı olduğu, müvekkilleri ..., ..., ... San. Tic A.Ş.'nin 30.04.2005 tarihli ek protokolün tarafı olan ... A.Ş.'nin ortakları olup bu nedenle de davacı sıfatına haiz bulunduklarını, davalıların gerek asıl dava kapsamındaki ifa yükümlülüklerini davanın ikame edildiği tarih itibarıyla yerine getirdiklerinin kabulü halinde, müvekkilleri ..., ..., ... San. Tic. A.Ş. ve ... A.Ş.'nin dava açma ehliyeti olduğunu, davada 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı yönündeki tespitin hatalı bulunduğunu, davanın TBK'nun 112. maddesi hükümleri çerçevesinde borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle doğan zararın tazmini talebine ilişkin bulunduğunu, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın taraflarca 30.11.2004 tarihinde imzalanan, on yıllık zaman aşımına ve Borçlar Hukuku nazarında satım bükümlerine tabi hisse devir protokolünden kaynaklandığını, davada 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını, ilk derece mahkemesi'nin birleşen dava kapsamında taleplerinin aksine Türk Lirası üzerinden hüküm tesis etmesinin hukuken hatalı bulunduğunu, mahkeme tarafından asıl dava ile birleşen davanın talepleri ve nitelikleri bakımından birbirlerinde farklı davalar olduğunun kabul edildiğini, o halde, asıl dava ve birleşen davadaki talepler birbirlerinin bakiye talebi olmadığının kabulü ile işbu dosya kapsamındaki asıl ve birleşen davanın birbirlerinden bağımsız olduğunun kabulü gerektiğini, bu nedenle zararın yabancı para cinsinden oluştuğunun ispatı halinde zararın da yabancı para cinsinden karşılanmasının tazminat hukukunun en temel ilkelerinden olduğunu, zarar hangi para cinsinden oluşmuş ise giderime (tazminata) da o para cinsinden hükmedileceğini, EPİAŞ tarafından verilen 31.08.2016 tarihli cevap yazısı uyarınca, enerji fiyatlarının ABD doları üzerinden belirlenmesi ve yapılan sözleşmeler ile enerji satışının ABD doları bazında olması nedeniyle hesaplamaların ABD doları üzerinden yapılması gerektiğinin belirtildiğini, projelerin fizibilite hesapları, kredi ve finansmanlarının yine ABD Doları cinsinden fiilen yapıldığını ve sağlandığını, bu tip büyük yatırımlarda borçlar ve gelirlerin ABD doları cinsinden hesaplandığını, birleşen dava kapsamına konu edilen müspet zararın Amerikan Doları cinsinden olduğunu, EPİAŞ'ın dosyada yer alan cevabi yazısında da dava konusu ... HES ve ... HES'in YEKDEM kapsamında olduğunu, her iki santralin elektrik üretimlerinin 7.3 cent/kWh birim fiyatı üzerinden satıldığını, her iki projenin de 5346 sayılı kanunun EK-1 sayılı cetvelinde belirtilen 7,3 centikWh birim fiyatından 10 yıl süre ile yararlanma hakkı olduğunu, her iki santralin üretmiş olduğu elektriğin 7.3 centi/kWh üzerinden satış gününde kur ile çarpılması sonucunda TL cinsinden ödeme yapıldığının belirtildiğini, müspet zararın yabancı para cinsinden oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda Türk Lirası cinsinden tazminata hükmedilmesinin dava dışı şirketin zararının giderilmesi sonucunu doğurmayacağını, müvekkillerinin birleşen dava bakımından yenilik doğuran haklarını TBK'nun 99. maddesi uyarınca yabancı para cinsinden yana kullandıklarını, asıl ve birleşen davada talep konuları ve nitelikleri birbirinden farklı olup, birbirinin bakiyesi talepler olmadığını, ilk derece mahkemesi'nce birleşen dava yönünden davalılar tehine hükmolunan nispi vekalet ücretinin AAÜT'ye aykırılık teşkil ettiğini, üretim kaybından doğan zararın tazmini talepli birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilerek müvekkilleri lehine 1.572.342,00 TL bedelin maddi tazminat olarak tahsiline karar verildiğini, AAÜT'nin 13/3-4 maddesinde maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinin düzenlendiğini, gerekçeli kararda yapılan hesaplama hatasının düzeltilmesi talepli dilekçelerinin mahkemece 09.09.2022 tarihli ek kararla reddedildiğini, ek kararın HMK'nun 304 ve devamı maddeleri uyarınca hukuka uyarlı olmadığını, davalılar lehine en fazla birleşen dava yönünden müvekkilleri lehine hükmedilen vekalet ücreti olan 87.838.94 TL hükmedilmesi gerekirken; karar gerekçesi ile çelişen ve AAÜT'ye açıkça aykırı bir şekilde reddedilen tutar üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, asıl davanın açıldığı dava tarihi itibariyle davalıların şirkete finansman sağlama yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, davalıların bu yükümlülüklerini 08.06.2011 tarihinde yerine getirdiklerinden davanın konusuz kaldığına hükmedildiğini, HMK'nun 331/1 maddesi uyarınca konusuz kalan davanın açılmasında münhasır sorumluluğun davalılara ait olduğunu, gerekçeli kararda da davalıların finansman yükümlülüğünü asıl dava tarihinden önce yerine getirmediğinin açık bir şekilde belirtildiğini, hukuken birlikte sebebiyet vermenin söz konusu olmasının mümkün olmadığını, davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de açıkça kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan dördüncü bilirkişi heyeti ek raporunun, Bilirkişi Heyeti'nin Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından uyarma cezası aldığını, ek raporun fahiş hesap hataları içerdiğini, aynı içerikte olduğu Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından tespit edilen dördüncü bilirkişi heyeti ikinci ek raporunun hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasına akdedilen 30.04.2004 tarihli protokol'de borcun ifası için en geç 3 aylık süre verilerek kesin vade belirlendiğini, ... ve ... HES'lerine ilişkin olan 30.04.2005 tarihli ek protokolün ise 30.11.2004 tarihli esas protokolün ayrılmaz bir parçası ve eki olduğunu, kesin vade bakımından da sürenin 30.07.2005 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasındaki 30.11.2004 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde de borçluya (davalıya) borcunu ödemesi için en geç 3 aylık süre verildiğini, bu sürenin hesaplanabilir süre olup, TBK'nun 117 maddesi anlamında kesin vade niteliği bulunduğunu, davalı bu sürenin dolmasından önce ve her halükarda bu sürenin en son günü borcunu ifa etmekle yükümlü olduğun, davalıların 31.07.2005 tarihinde ihtara veya süre verilmesine gerek olmaksızın temerrüte düştüğünü, tazminat ve zararların bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, kesin vade söz konusu olması nedeniyle davacı müvekkilleri tarafından davalıya çekilmiş olan ihtarların davalıyı temerrüte düşürme ihtarları olarak kabul edilmeyeceğini, kesin vade halinde borçlunun temerrüte düşmesi için ne ihtara ne de süre verilmesine gerek bulunmadığını, davalıların 31.07.2005 tarihinde ihtara veya süre verilmesine gerek olmaksızın temerrüte düştüklerini, davalının borcunu ifa etmeyeceğinin anlaşılması üzerine, halihazırda mütemerrit duruma düşmüş davalıya karşı davanın açıldığını, 05.11.2008 tarihli ihtara müteakip 04.12.2008 tarihinde yeniden ihtar çekerek, aynen ifa haklarının kullanılacağının davalılara ihtaren bildirildiğini, sözü edilen ihtarların davalıları temerrüde düşürmek için çekilen ihtarlar olmadığını, karşılıklı borç doğuran sözleşmeler yönünden seçimlik hakların kullanılması bakımından, herhangi bir belirsizliğe sebebiyet vermemek adına çekilen ihtarlar olduğunu, dolayısıyla bu ihtarların, kesin vade nedeniyle zaten 31.07.2005 tarihinden itibaren temerrüte düşmüş bulunan davalıları, temerrüde düşürme tarihi olarak göz önünde tutulmasına hukuken imkân bulunmadığını, müvekkillerinin iyi niyet göstererek davalılara finansman sağlamaları ve oluşabilecek zararları önlemek adına süre vermesinin kesin vadenin niteliğini değiştirmeyeceğini, müvekkillerinin bölünme işlemini yerine getirmediğinden bahisle işbirliği ve katkı sunma yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, bu sebeple de müvekkillerinin de kusurlu olduğu yönündeki gerekçeye itibar edilmeyeceğini, müvekkiller tarafından ihlal edilen bir sözleşme hükmü bulunmadığını, ihlal edilen herhangi bir hukuk kuralı da olmadığını, protokol ve ek protokol kapsamında finansman sağlanmasına ilişkin tek yükümlülüğün EPDK izinlerinin alınması noktasında bulunduğunu, bunun haricinde kısmi bölünmeye gereksinim duyulması halinde davacıların bu bölünmeye izin vermesi veya işlemi gerçekleştirmesinin sözleşme hükümleri kapsamında müvekkillerine yüklenen bir borç, edim, sorumluluk veya yükümlülük olmadığını, dolayısıyla burada kusur nitelendirmesinin hatalı olduğunu, kusur için bir aykırılığın söz konusu olması gerektiğini, müvekkillerinin gerek protokol ve ek protokol hükümlerine, gerekse de hukuka bir aykırılığının söz konusu olmadığını, davalıların öncelikle kısmi bölünme talep eden banka haricinde başka bir finans kuruluşundan kredi aramaları gerektiğini, mahkeme hükmünde veya yargılama esnasında mahkemece davalıların edimi herhangi bir hukuki veya sözleşmesel dayanak olmaksızın sınırlandırılırken mahkemence, müvekkillerine protokollerde yer almayan kısmi bölünmeye onay verme ve bu yönde işlem yapma edimi yüklendiğini, müvekkillerinin kusurlu olduğu sonucuna varılmasının açıkça taraflar arasındaki protokol hükümlerine ve hukuka aykırı olduğunu, 01/05/2008 tarihinde EPDK lisans yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile şirketlerin kısmi bölünmesinin önünün açıldığını, bu değişiklik nedeniyle bankalar tarafından bu tarihten itibaren enerji sektöründeki şirketlerin bölünmesinin talep edilmeye başlanıldığını, bu gelişme çerçevesinde şirketin 08.09.2008 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden müvekkillerce üzerine düşen tüm sorumlulukların yerine getirildiğini, bölünme işleminin yürütülmesi için avukata ve mali müşavire gerekli olan vekaletnamelerin verildiğini, ... HES A.Ş.'nin 50.000 TL sermaye ile 17.09.2008 tarihinde kurulduğunu, bu hususun da müvekkillerinin sorumluluktan imtina etmediklerinin açık göstergesi olduğunu, belirtilen yönetim kurulu kararının uygulanmamasının tamamen davalıların eylemlerinden kaynaklandığını, ... HES Projesi'nin şirketten ayrılması hususunun karara bağlanması için 10.09.2008 ve 23.10.2008 tarihli yönetim kurulu toplantılarına A grubu hissedarların temsilcilerinin katılmadığını, dolayısıyla bu yönde bilirkişi kanaatine dayanak müvekkillerine atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, bölünme işlemindeki gecikmelerin hiçbir şekilde davalıların finansman sağlama

yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını, bölünme işlemi krediyi verecek bankanın kredi komitesi tarafından kredi tahsisi onaylandıktan sonra gündeme gelecek bir husus olduğunu, kredi sözleşmesinin 08/06/2011 tarihinde imzalandığını, bölünme işleminin ise 07/07/2011 tarihinde gerçekleştiğini, ilk kredi diliminin de 28/11/2011 tarihinde kullanıldığını, bankalar tarafından bölünme hususunun kredi bulunması ve imzalanması için hiçbir zaman şart koşulmadığını, kısmi bölünme husununu kredi sözleşmesinin imzalanmasına engel bir şart olmadığının ispatlandığını, taraflar arasında akdedilen 30.11.2004 tarihli Protokolde de açıkça dava konusu şirket hissesinin %50'sinin devri karşılığında davalılar tarafından öz sermaye ve finansmanı fiilen sağlama yükümlülüğü bulunmadığını, davalıların bu finansman sağlama yükümlülüklerini sadece kredi niyet mektupları vasıtasıyla bankalardan değil kendi özkaynaklarından da yerine getirebileceklerini, davalıların bu finansman sağlama yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina ederek, sadece bankalardan bağlayıcılığı olmayan kredi niyet mektuplarını sunduklarını, taraflar arasında akdedilen protokollerde davalıların projelerin gerçekleştirilmesi için kredi ve finansman bulma yükümlülüklerini yerine getirmesinde ... HES projesinin kısmi bölünmesine ilişkin herhangi bir ön şartın bulunmadığının tespit edildiğini, ilgili bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan ek rapor'da söz konusu tespitlerin aksine görüş ve kanaat bildirildiğini, ilk derece mahkemesinin bu kapsamda gerekçe tesis ettiğini, protokoller gereği davalıların sorumluluğunda olan ve vermeleri gereken güvencelerin ve garantilerin bankalara verilmemesi, bu amaçla yapılması gereken yönetim kurulu toplantılarına davalıların katılmaması, katıldıkları toplantıların tutanaklarını da imzalamamaları, davalıların sorumluluğunda olan finansmanı temin etme niyetlerinin olmadığının ve müvekkillerini oyalamaya yönelik davranışlar içinde olduklarının açık göstergesi olduğunu, hiçbir makul gerekçe gözetmeksizin müvekkillerinin yarı yarıya kusurlu olduğu yönünde varılan haksız ve hukuki mesnetten yoksun gerekçeye hukuken itibar edilmeyeceğini, ilerleme raporları ve resmi kurum yazışmaları kapsamında davalıların yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından geçici ifa engelinin bulunduğu yönündeki gerekçenin hukuken kabulünün mümkün olmadığını, protokol ve ek protokol kapsamında, yükümlülüklerin yerine getirilmesi noktasında mücbir sebep halinin ortaya çıkması halinde tarafların birbirlerine yazılı olarak ihbarda bulunacağının düzenlendiğini, davalılar tarafından ancak işbu dava kapsamında ileri sürülen güvenlik problemleri nedeniyle mücbir sebebin var olduğuna yönelik iddialarına dair müvekkillerine karşı hiçbir ihbarda bulunulmadığını, davalılar tarafından, mücbir sebep nedeniyle kredi veya finansman bulunmanamadığı hiçbir zaman iddia edilmediği gibi, dosyada böyle bir delil dahi bulunmadığını, mahkemece davalıların finansman bulma borcuna proje sahasında sözde terör nedeniyle mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve bu hususun ifa engeli olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalılar tarafından taahhüt edilen ifanın, projeler için finansman ve öz kaynak bulma yükümlülüğü olduğunu, finansman sağlanmaması halinde dahi davalıların projeler için kendi öz kaynaklarından finansman sağlamayı taahhüt ettiklerini, nitekim davalıların grup şirketi olan ... A.Ş. tarafından dış kaynaklardan finansman bulunmadan ve HES projesine finansman sağlanmasına engel olduğunu iddia ettikleri terör varken, ... HES Proje inşaatının %24'ünün bitirildiğini, EPDK'nın kurulduğu 2002 yılından günümüze kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapılan santrallerde, terör olgusunun hiçbir zaman mücbir sebep olarak kabul edilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından bu yöndeki hususların esaslı bir biçimde irdelenmediğini, muhakeme yapılmadan kesin bir kabulle davalıların yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından geçici ifa imkansızlığı varmış gibi kabul edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla güvenlik sorununun finansman temini ile ilgisi olmadığını, bu hususun özellikle davalılar tarafından çarpıtıldığını, zira ... HES Projesinde süresinde finansman bulunduğunu, ... HES ve ... HES arasında kalan ... HES projesinin hiçbir güvenlik problemi yaşanmadan bitirildiğini, ... ve ... Barajlarının yine kredilerinin sağlanmasından sonra hiçbir sorun çıkmadan süresi içinde yapılarak işletmeye alınmış olduğunu, 24/08/2005 (İşe Başlama) ile 25/09/2008 (Geçici Kabul) tarihleri arasında aynı bölgede ... HES Projesinin 8 km mansabında bulunan ... HES Projesi'nde özel güvenlik birimi kurularak inşaat çalışmalarının tamamlandığını, şirket tarafından yazılan 03.12.2008 tarihli dilekçe ile ... HES Projesi'nin inşaat çalışmalarına başlanabilmesi için güvenlik açısından herhangi bir engel olup olmadığının sorulması üzerine vali imzalı 22.12.2008 tarihli cevabi yazıda ... Projesinin bulunduğu bölgenin emniyetinin jandarma komutanlığı tarafından sağlandığı, emniyet yönünden herhangi bir sorun bulunmadığının belirtildiğini, EPDK'nın ilerleme raporlarında yer alan güvenlik hususlarına istinaden hiçbir zaman süre uzatımı vermediğini, ayrıca güvenlik hususunu da mücbir sebep olarak kabul etmediğini, davalılar tarafından sunulan hiçbir kredi niyet mektubunda da güvenlik sorunu bir ön şart veya engel olarak tanımlanmadığını, bankalarca böyle bir talepte veya şerhte bulunulmadığını, EPDK tarafından süre uzatımları, kamulaştırma ihtiyacı, tesis kurulması planlanan yerin mevcut imar durumu, imar tadilatı yapılıp yapılamayacağı, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde taşınmazın statüsünde tadilat yapılıp yapılamayacağı gibi hususlar göz önünde bulundurularak veya ilgisine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veya Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen çalışılamayan günler çizelgesi göz önünde bulundurularak süre uzatımları verildiğini, gecikmelerdeki önemli hususların başında gelen kamulaştırmalara en büyük engel finansmanın temin edilememiş olması olduğunu, ... HES Projesi için 30.04.2005 tarihinde imzalanan ek protokolde bizzat kredi ve finansman bulma yükümlülüğü altında olan ve davalıların yükümlülüklerini yerine getirmemelerinden dolayı işin aksamasına sebebiyet verdiklerini, yine ilgili ihtarnamenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere, yapılan inşaat süresince işin aksamasında herhangi bir güvenlik riskinin bulunmadığının belli olduğunu, işin durmasının tek sebebinin A grubu hissedarların kredi ve finansman temin etme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemelerinden kaynaklandığını, bu durumun davalı ... Santral Yatırımları A.Ş. ile aynı grup şirket bünyesi içerisinde yer alan ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından şirkete keşide edilen ihtarname ile de ortaya konulduğunu, güvenlik sorununun edimin ifasına engel olmadığını, davalıların halihazırda güvenlik sorunu olduğunu iddia ettikleri zaman aralığında 12.06.2008 tarihinde ilk kredi niyet mektubununu müvekkillerine sunduklarını, bu durumun ise güvenlik sorunu meselesinin edimin ifasına engel olmadığının eylemsel bir kanıtı olduğunu, hükme esas alınan 4. bilirkişi heyetinin 2. ek raporu kapsamında yaptıkları itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetine tevdi olunan görev kapsamını aşarak sonuca etkili olacak şekilde hüküki yorum yapmalarından sebeple Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından uyarma cezası verildiğini, buna rağmen ilgili heyet tarafından tanzim edilen raporun hükme esas alındığını, sistematik olarak sonraki raporlarda müvekkilleri aleyhine tespit ve değerlendirmelere yer verildiğini, bu hususun dahi başlı basına hükme esas alınan raporu tanzim eden bilirkişi heyeti'nin objektif tarafsız ve denetime elverişli bir rapor tanzım edemeyeceğini gösterdiğini, mahkemece kök rapor ile ek rapordaki çelişkileri giderecek ve diğer bilirkişi raporlarına katıldıkları ve katılmadıkları hususları gerekçesi ile belirterek gerekirse alternatifli hesaplamalar yapılarak ek rapor düzenlenmesine karar verildiğini, son bilirkişi heyetinin mahkemece kendilerine verilen görev doğrultusunda değerlendirmede bulunmadıkları gibi dosyada daha önce verilen ara kararlar gereği alternatifli hesaplama yapması gerekirken kasıtlı olarak davalıların talepleri doğrultusunda hesaplamalar yaparak hukuka uygun olmayan nitelikte rapor düzenlediklerini, bilirkişi heyetinin tazminat hesaplaması noktasında 3. bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamaların yerinde olduğunu kabul ettiğini, kök rapor ile bilirkişi heyetinin isimleri taraflarca öğrenildiğini, ek rapor aşamasında hukuki değerlendirmeler ağırlıklı olarak giderek davalılar lehine değiştirildiğini, hesaplamalarda değişikliğe gidilerek tazminat hesabının kök rapora göre yaklaşık yüzde birine kadar indirildiğini, bilirkişi kurulu tarafından verilen uyarma cezasına rağmen halen ısrarla aynı yanlı hukuki değerlendirmeler tekrarlanarak 2. ek rapor tanzim edildiğini, bu defa hesap yüzde birinden binde birine kadar düşürüldüğünü, bilirkişi kurulunun hukuki değerlendirmeler bakımından kanuna aykırı davranışla yetinmediğini, tazminat hesabında da önceki bilirkişi heyetlerinin dikkate aldığı gibi mahkemenin 15.05.2015 tarihli ara kararında da açıkça belirtilen tarihleri dikkate almadığını, bu noktada da hukuki değerlendirmeler yaparak davalıları neredeyse alacaklı çıkarmaya çalıştığını, uyarma cezası verilmiş olup, aynı içeri ve tespitleri içerdiği Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından değerlendirilen ikinci ek raporun hükme esas alınmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, mahkemece 4. bilirkişi kurulu'nun 2. ek raporunun yok hükmünde sayılarak dikkate alınmaması gerekirken, söz konusu raporun hükme esas alınmasının alenen hukuka hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ikinci bilirkişi heyeti hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan ve sonraki bilirkişi heyetlerinde yapılan hesaplamalarda da esas alınarak kabul edilen gelir hesabından söz konusu işletme maliyetleri çıkarıldığında ortaya çıkan tutarın 359.386.116 Usd olup, mahkemece sadece bilirkişi heyetlerince hesaplanıp kabul edilmiş gelir hesabından işletme maliyetleri düşülerek yapılan işbu hesaplamanın karara esas alınması gerektiğini, 15.09.2014 tarihli bilirkişi raporunun ekinde yer alan ve sabit olan gelir hesabı ile EÜAŞ'tan celp edilen işletme giderlerine ait veriler dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davalıların taraflar arasında akdedilen protokoller kapsamındaki edimini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle şirketin uğradığı üretim kaybı hesabının davalıların mütemerrit olduğu 30.07.2005 tarihinden, mahkemece kredi sözleşmesinin imzalanması ile ifa gerçekleştiği kabul edilen 08.06.2011 tarihine kadarki dönem aralığında yapılan hesaplamaya göre hüküm tesis edilmesi gerektiğini, 4. bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan denetime elverişli olmayan ve kök rapor ile tamamen çelişen, ayrıca fahiş hatalar barındıran 2. ek rapor karşısında bilirkişi heyeti'nin tarafsızlığını yitirdiği, işin tekniğine ve fennine aykırı hesaplama yaptığını, mahkemece ... HES için 15.12.2014-18.02.2015 tarihleri arasındaki dönemi baz alan bilirkişi heyeti hesaplamalarının da açıkça işin tekniğine aykırılık içerdiğini, belirtilen tarihlerde ... HES'in henüz işletmede olmadığını, üretim değerleri bulunmamasına rağmen, Şubat 2015- Aralık 2015 dönemindeki üretimlerinin ortalaması alınarak günlük üretimlerin bulunduğunu, 2 ay 4 günlük süreyle çarpılarak üretim kaybının hesaplandığını, oysaki hesabın yapıldığı 2021 tarihine kadar ki üretim değerleri dikkate alınarak kapsamlı ve denetime elverişli bir hesaplama yapılması gerekirken bilirkişi heyeti tarafından bu noktada üretim değeri bulunmayan dönemin esas almasının hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken hesap tarihinde ... HES'in kurulu gücü 127,34 MW olmasına rağmen bilirkişi heyeti tarafından 108 MW güce indirgenerek hesaplama yapıldığını, oysaki kurulu güç tadili kredi bulunduktan sonra, 17/11/2011 tarihinde revize edildiğini, ... HES işletmeye geçtiği günden bu zamana kadar ürettiği enerjiyi 7,3 cent/k Wh üzerinde satmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi heyeti ek raporu'nda hesaplamanın piyasada gün öncesinden oluşan piyasa takas fiyatı üzerinden yapıldığını, emsal işletme giderlerinde ise hesaplama dönemi olarak 01/2010-05/2011 arasındaki 17 aylık döneme ait giderlerin ortalamasını alarak 2 ay 4 güne indirgenerek hesaplama yapıldığını, Özlüce HES'in ... Barajının hemen membasında olup enerji üretimi için harcamış olduğu suyun, direk ... barajında ve akabinde de ... Barajlarında enerjiye dönüştüğünü, bilirkişi heyetinin hükme esas alınan ek raporunda bir tarafta lisansta öngörülen tesis tamamlama sürelerini olmayan güvenlik riskini bahane ederek ... HES için 15.08.2008, ... HES için 15.12.2008 tarihlerinden başlattığını, 11.01.2021 tarihli ek raporlarında bitiş tarihi kabul ettikleri kredi sözleşmesi imza tarihi olan 08.06.2011 tarihini ise yok saydıklarını, santrallerin fiili tamamlama tarihlerini bitiş süreleri olarak esas aldıklarını, bu hesaplama metodunun tamamen elma ile armudun karşılaştırılmasından ibaret olduğunu, bilirkişi heyetinin isimleri ifşa olduktan sonra aldıkları uyarma cezasına müteakip söz konusu 2. ek raporu tanzim etmelerinin de oldukça düşündürücü olup, adalet duygusunu da zedelediğini, hükme esas alınan raporu tanzim eden bilirkişi heyetinin tüm hesaplama metotlarına aykırı olarak iki tane birbiri ile illiyet bağı bulunmayan tarihleri esas alarak tamamen yanlış, davalıların lehine olacak şekilde art niyetli bir hesaplama yaptığını, 20.02.2017 tarihli EPİAŞ'ın mahkemeye sunduğu 2014-2015 yıllarına ait üretim miktarlarının bilirkişi heyeti tarafından hesaplamaya esas alınmasının da mümkün olmadığını, 30.07.2005-08.06.2011 tarihlerinde meydana gelen zararın hesabının, ikinci bilirkişi heyeti hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan ve mahkemenin ondan sonra görev verdiği bilirkişi heyetlerinde üye olan mali müşavir, enerji uzmanı ve hesap uzmanı tarafından yapılan hesaplamalarda da esas alınarak kabul edilen bu tarihler arasındaki fiili yağışlar neticesinde oluşan su verilerine göre yapıldığını, sonraki herhangi bir yıldaki yağış miktarı çok farklı olabileceğinden bunları emsal olarak esas almanın yanıltıcı olacağını, müvekkillerinin yargılama sürecinde mali müşavirden tazminat hesaplaması için yol gösterici nitelikte 26.01.2021 tarihli uzman görüşü'nü mahkemeye sunduklarını, son bilirkişi heyeti tek bir değerlendirmede dahi bulunmadığını, gerekçeli kararda uzman görüşünden bahsedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, gelir hesabı esas alınarak yapılan net zararın 30/07/2005 tarihinden kredi sözleşmesinin imza tarihi olan 08/06/2011 tarihine kadar olan süre için (70 ay 10 gün) gecikmeden doğan gelir hesabının ... HES için satış bedelinin TL cinsinden 287.131.898,00 TL, satış bedelinin Usd cinsinden 200.943.757 Usd, ... HES için satış bedelinin TL cinsinden 284.888.368,00 TL, satış bedelinin Usd cinsinden 199.373.665,00 Usd olmak üzere toplam satış bedelinin TL cinsinden 572.020.266,00 TL, satış bedelinin Usd cinsinden 400.317.423,00 Usd olduğunu, 30/07/2005 tarihinden, kredi sözleşmesinin imza tarihi olan 08/06/2011 tarihine kadar olan süre için (70 ay 10 gün) gecikmeden doğan gider hesabının ... HES için işletme giderinin TL cinsinden 29.249.591,00 TL, işletme giderinin Usd cinsinden 20.465.653,00 Usd olduğunu, ... HES için işletme giderinin TL cinsinden 29.249.591 TL, işletme giderinin Usd cinsinden 20.465.653 Usd olmak üzere toplam işletme giderinin TL cinsinden 58.499.182,00 TL, işletme giderinin Usd cinsinden 40.931.306 Usd olduğunu, EÜAŞ'a ait ... Santrallerine ait işletme giderlerine ilişkin yazılardaki verilen ortalaması (EÜAŞ tarafından söz konusu tarihlerdeki kurlar esas alınarak hesaplamalar yapıldığını), 30/07/2005 tarihinden, kredi sözleşmesinin imza tarihi olan 08/06/2011 tarihine kadar olan süre için (70 ay 10 gün) gecikmeden doğan net gelir hesabının ... HES için net gelirin TL cinsinden 257.882.307,00 TL, net gelirin Usd cinsinden 180.478.104,00 Usd, ... HES için net gelirin TL cinsinden 255.638.777,00 TL, net gelirin Usd cinsinden 178.908.012,00 Usd olmak üzere toplam net gelirin TL cinsinden 513.521.084,00 TL, net gelirin Usd cinsinden 359.386.116 Usd olduğunu, 30.11.2004 tarihli hisse devir protokolünde imzaları bulunan ve hisse devri yapan müvekkilleri ..., .... ... San. Tic A.Ş. ve ... A.Ş.'nin aktif dava ehliyeti bulunduğunu, anılan müvekkillerine ilişkin asıl ve birleşen davada verilen aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden red kararının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, hisse devir sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve tazminat taleplerinin genel zamanaşımı süresine (on yıllık süreye) tabi bulunduğunu, asıl ve birleşen davada birbirinin bakiyesi talepler bulunmadığından asıl davada seçim hakkına konu Türk Lirası para birimi üzerinden birleşen dava kapsamında hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, davalılar lehine birleşen dava yönünden AAÜT'ye göre en fazla müvekkilleri lehine hükmedilen vekalet ücreti olan 87.838.94 TL'ye hükmedilmesi gerekken, karar gerekçesi ile çelişen ve AAÜT'ye açıkça aykırı bir şekilde birleşen davada reddedilen tutar üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, davalıların protokol ve ek Protokol kapsamında, 31.07.2005 tarihinden itibaren ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğünü, protokollerde belirtilen vadenin kesin vade olduğunu, müvekkilleri tarafından keşide edilen ihtarnamelerin davalılara karşı yükümlülüklerini aynen ifa etmeleri için tanzim edildiğini, taraflar arasında akdedilen protokollerde davalıların projelerin gerçekleştirilmesi için kredi ve finansman bulma yükümlülüklerini yerine getirmesinde ... HES projesinin kısmi bölünmesine ilişkin herhangi bir ön şartın veya davalılara yüklenen bir yükümlülüğün bulunmadığını, mahkemenin kabulünün aksine güvenlik sorununun edimin ifasına hiçbir zaman engel olmadığını, davalılar tarafından edimin ifasından kaçınmak için bir mazeret olarak kullanılmaya çalışıldığını, mahkemenin ... HES ve ... HES'in işletmeye alınmasında yaşanan gecikmenin en önemli sebebinin güvenlik sorunu olduğu yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, hükme esasalınan bilirkişi ek raporu'nu tanzim eden heyetin, işbu dosya kapsamında tanzim ettikleri önceki raporu dolayısıyla Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından uyarma cezası aldıklarını, söz konusu cezanın tesis edilmesinden sonra sistematik olarak bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan raporlarda müvekkillerinin aleyhine tespit ve değerlendirmelere yer verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporu'nun kendi içerisinde çelişir ve aynı zamanda işin tekniğine aykırı bir şekilde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğunu, bu yöne ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, birleşen dava kapsamında, terditli taleplerimizden olan davalıların mütemerrit olduğu 30.07.2005 tarihinden mahkemece ifanın gerçekleştiği kabul edilen kredi sözleşmesi'nin imzalandığı 08.06.2011 tarihi arasındaki dönemi kapsayan üretim kaybı tutarının ikinci bilirkişi heyeti hesap bilirkişisi tarafından hesaplanan ve ondan sonraki bilirkişi heyetlerinde üye olan mali müşavir tarafından yapılan hesaplamalarda da esas alınarak kabul edilen gelir hesabından söz konusu işletme maliyetleri çıkarıldığında ortaya çıkan tutarın 359.386.116,00 Usd üzerinden karar verilmesi gerektiğini belirterek 09.09.2022 tarihli ek kararın kaldırılarak vekalet ücretine ilişkin hesaplama hatasının düzeltilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, birleşen dava kapsamında terditli talepleri doğrultusunda birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm davacılar açısından aktif husumet ehliyeti yokluğundan asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, üçüncü kişi yararına yapılan sözleşmelerden kaynaklı olarak ifa ve gecikme nedeniyle uğranılan zararın tazmini için talep ve dava hakkı varsa dahi bu hakkın 09.11.2015 tarihli birleşen ek davada replik dilekçesinde davacı tarafça da kabul ve beyan olunduğu üzere, dava dışı şirkete ait olduğunu, davacıların kendilerine ait olmayan bir hakkı kullandıklarını ve davacılık sıfatlarının bulunmadığını dilekçeleriyle dolaylı olarak ikrar ettiklerini, 2. bilirkişi heyeti kök ve ek raporda kredi bulma ve finansman ile ilgili yükümlüklerin ifa edildiği, müvekkillerinin ifa yükümlülüğünü ihlalinin ve temerrüte düşmesinin söz konusu olmadığı belirtildikten sonra, davanın ifa ve gecikme tazminatı istemli bir dava ise, ifanın yapılması gereken şirket tarafından istenebileceğinin tespit edildiğini, dava açma hakkının dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait olduğunu, davacılardan ..., ... ve ... A.Ş. açısından davanın esasına girilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm davacılar açısından asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı def'i doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, davada beş yıllık zaman aşımı uygulanması gerektiğini, süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de, mahkemece TMK'nun 2. maddesi çerçevesinde dürüstlük kuralından hareketle yorum yapılarak zamanaşımı def'inin hakkaniyet ve adalet ilkeleri bağlamında dayanaktan yoksun olduğuna kanaat getirdiğini, müvekkillerinin kredi niyet mektupları temin ederek edimi ifaya yönelik çabalarının, tamamıyla ortağı olunan şirketin uğradığı zararı minimize etmeye yönelik bir çabanın ürünü olduğunu, mahkeme tarafından davacılara yönelik sergilenen bir uğraş olarak değerlendirilmiş ise de, kredinin ... Elektrik Üretim A.Ş. tarafından kullanılacağı ve müvekkillerinin adı geçen şirketin %50 oranında ortağı olmaları sebebiyle kredinin bir an evvel temininde şahsi menfaatlerinin bulunduğunu, bu derece yüklü bir tazminat istemiyle karşı karşıya kalan müvekkillerinin her türlü tedbiri alarak hukuki risklerini minimize etmeye yönelik çalışmalarının hiçbir şekilde dava konusu kılınan tazminat isteminin beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresi içerisinde bir dava açılmadığını, asıl davanın açıldığı tarihin üzerinden beş yıldan fazla bir süre geçtikten sonra birleşen davayla tazminat isteminde bulunulduğunu, mahkemece zamanaşımı def'i değerlendirme dışı bırakılması ve zamanaşımına uğradığı tespit edilmesine rağmen davacılar yararına tazminata hükmedildiğini, gerekçeli kararda kredi niyet mektuplarının kredi temini noktasında bir bağlayıcılığının olmadığına dair anlatımlar. davacıların 01.04.2010 tarihli kredi niyet mektubunu imzalamaları sonucunda şirket tarafından kredinin kullanıldığı fiili gerçekliği karşısında kabul edilemeyeceğini, kredi niyet mektuplarının bankacılık uygulamaları gereği finansal analiz ve istihbarat gibi oldukça kapsamlı bir çalışma sonrası uzun uğraşlar neticesinde alındığını, kredi niyet mektuplarının, kredi açılma sürecinin çok önemli bir aşamasını oluşturduğunu, birinci bilirkişi kurulunun kredi niyet mektuplarının güven kuruluşları olan bankalar tarafından verildiğine dikkat çekildiğini, bunların alelade bir belge olarak nitelendirilemeyeceklerini, oldukça kapsamlı çalışmalar sonrası hazırlanabildiklerini, bankaların başlangıçta yaptığı irade açıklamalarıyla tamamen çelişen sonraki iş ve işlemleri sebebiyle culpa in contrahendo sorumluluklarının doğabileceğini, keza davacıların da kabul edilen 01.04.2010 tarihli kredi niyet mektubunun bazı unsurlarının sonradan değişmesine rağmen ilgili bankanın kredi şartlarında veya iş düzeyinde değişiklik yaşanması sebebiyle kredi vermekten içtinap edebilecekken risk almayıp krediyi temin ettiğini, bunun dahi bankanın verdiği belge bakımından bir ölçüde kendisini bağlı hissettiğinin teyidi niteliğinde olduğunun belirtildiğini, kredi niyet mektupları ister icap, ister icaba davet, isterse de başlangıç işlemleri olarak kabul edilsin, şirket açısından davacıların katılımı ve işbirliği olmaksızın başlangıç işlemlerinin dahi gerçekleştirilemeyeceğini, sonraki aşamalara geçilemeyeceğini ve kredinin temin edilemeyeceğini, herhangi bir haklı neden olmamasına rağmen davacıların 12.06.2008, 12.09.2008 ve 17.03.2009 tarihli kredi niyet mektuplarını kabul etmemelerinin, daha sonra 01.04.2010 tarihli kredi niyet mektubunu kabul ederek imzalamalarının ve kredinin ancak bu aşamadan sonra kullanılabilmesinin gerek davacı yanın hazırlık ve işbirliği yükümlülüğünün ehemmiyetini gerekse de kredi niyet mektuplarının kredi açılma sürecinin çok önemli bir aşamasını oluşturduğunu gösterdiğini, davacıların katılımı olmadan şirket adına kredi temin etmenin mümkün olmadığını, kredi sözleşmesi imzalanmadan ifadan bahsedilmeyeceğini varsaymanın müvekkillerine ifası imkansız bir sorumluluk yüklediğini, A grubu hissedarlar olarak müvekkillerinin yapabileceği tek şeyin kredi niyet mektubu alabilmek olduğunu, bunun da defalarca kez yerine getirildiğini, mahkeme tarafından yapılan değerlendirmelerin ... A.Ş.'nin davacıların katılımı olmadan, tek başına A grubu hissedarlar olarak müvekkilleri tarafından temsil ve ilzam edilememesi karşısında bütün anlamını yitirdiğini, davacıların iş birliği olmaksızın şirket adına hiçbir işlem yapılamayacağını, sadece müvekkillerinin girişimleriyle şirket adına kredi temin etmenin mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarında da ifade edildiği üzere ... A.Ş. tarafından resmi şekilde bir müracaat yapılmadıkça kredi sürecinin başlamasının imkansız olduğunu, kredi bulma yükümlülüğü ile kastedilenin kredi niyet mektubu temin etmek olduğunun rahatlıkla anlaşılabildiğini, mahkemenin kabul ettiği gibi ifa için şirketin kredi sözleşmesini imzalaması şartı aranırsa, hisse devir sözleşmesi ve ek protokolle müvekkillere ifası imkansız bir sorumluluk yüklenmiş olacağını, böyle bir durumda sözleşme hükümlerinin geçersiz hale geleceğini, davacı tarafından kredi niyet mektuplarının kabul edilerek imzalanmaması halinde sonraki aşamalara geçmenin fiilen ve hukuken mümkün olmadığını, krediyi verecek olan kuruluşun talebinin ilk aşamada reddedilmesinin, kredi görüşmelerinin de sonlandırılması anlamına geldiğini, bu somut gerçeklik karşısında müvekkilleri tarafından temin edilen kredi niyet mektupları ile birlikte müvekkillerin üzerlerine düşen edim yükümlülüğünün gereğini yerine getirdiğinin kabul olunması gerektiğini, birinci bilirkişi kurulu kök raporunda davalıların kredi niyet mektuplarını temin etmek suretiyle krediyi temin etme yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucuna varıldığını, aynı bilirkişi kurulu tarafından verilen ek raporlarda da müvekkillerinin ifa yükümlülüğünü ihlalinin söz konusu olmadığının tespit edildiğini, kök raporra kredi teminin ancak sözleşmenin imzalanmasıyla mümkün olduğunun kabulü halinde, kredi sözleşmesinin şirket tarafından imzalanacağı gerçeği karşısında ifanın imkansız olacağının belirtildiğini, ikinci bilirkişi kurulu çoğunluk raporunda davalı yanın asıl protokol, ek protokol ve çerçeve anlaşmasında belirtilen kredi bulma ve finansman yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının ifa yükümlülüğünü ihlalinin ve temerrüte düşmesinin söz konusu olmadığı sonucuna varıldığını, çoğunluk ek raporunda da aynı görüşün muhafaza edildiğini, kredi niyet mektuplarının teminiyle birlikte üzerlerine düşen yükümlülüklerin gereğini eksiksiz bir şekilde ifa eden müvekkillerinin henüz asıl dava açılmadan evvel 12.06.2008 ve 12.09.2008 tarihli kredi niyet mektubunu temin ettiğini, sonrasında davacılar tarafından keşide edilen 10.02.2009 tarihli ihtarname ile verilen 3 aylık süre içinde 17.03.2009 tarihli banka kredi niyet mektubunu getirdiklerini, davacıların haklı herhangi bir neden olmaksızın işbu kredi niyet mektuplarını onaylamaktan imtina ettiklerini, izleyen süreçte davacıların hazırlık ve işbirliği yükümlülüklerinin gereğini yerine getirerek, asıl dava devam ederken temin olunan 01.04.2010 tarihli kredi niyet mektubunu imzalamaları üzerine şirket tarafından kredi kullanıldığını, müvekkillerinin kredi niyet mektubu alarak üzerlerine düşen edim yükümlülüğünü ifa ettiklerinin kabulü gerektiğini, asıl davanın konusuz kaldığına dair yapılan değerlendirmeler sırasında 08.06.2011 tarihli kredi sözleşmesiyle söz konusu kredi ve finansman yükümlülüğünün ifa edildiği şeklinde yer verilen gerekçenin dosya kapsamıyla örtüşmediğini, asıl ve birleşen davayla ilgili tesis edilen hükümde buna dair yer verilen anlatımlara katılmadıklarını, kararın gerekçe yönünden düzeltilmesi gerektiğini, öncelikli ifa yükümlülüğünü ihlal eden davacıların 12.06.2008, 12.09.2008 ve 17.03.2009 tarihli banka kredi niyet mektuplarını hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin kabul edip imzalamamaları karşısında temerrüde düştüklerini, alacaklının temerrüdünün olduğu yerde borçlunun temerrüdünden söz edilemeyeceğini, gerekçeli kararda davacıların kredi niyet mektuplarını imzalamamaları sebebiyle işbirliği ve katkı sunma yükümlülüklerine aykırı şekilde ve kusurlu davrandıklarının kabul edildiğini, davacıların önceden olduğu gibi 01/04/2010 tarihli kredi niyet mektubu sonrası kredi sözleşmesinin düzenlenerek imzalanması aşamasında da haksız gerekçelerle direnç gösterdiğini, kredinin teminini geciktirdiklerini, bankalar tarafından hemen kısa süre içerisinde 01.06.2010 tarihli kredi sözleşmesinin hazırlandığını, imzalanmak üzere ... A.Ş.'ye gönderilmişse de davacıların standart şartlar içeren işbu sözleşmeyi de imzadan imtina ettiklerini, 17.01.2011 tarihli dilekçeyle de delillendirilerek ortaya konulduğu üzere kredi sözleşmesi görüşmeleri aşamasında davacılar tarafından çıkartılan problem ve zorlukların davacıların yersiz itirazları ve müzakere talepleri nedeniyle sürecin uzadığını, kredi sözleşmesinin yaklaşık bir yıl sonra 08.06.2011 tarihinde imzalanabildiğini, hiç kimsenin kendi kusurundan menfaat elde edemeyeceğini, davacıların tam kusurlu olduklarını, kredi niyet mektuplarının imzalanmasından sonra gerçekleşmesi gereken bölünme ön şartının, davacıların işbirliğinden uzak, olumsuz tutum ve davranışları nedeniyle geciktiğini, 12.06.2008, 12.09.2008 ve 17.03.2009 tarihli banka kredi niyet mektuplarında olduğu gibi davacı yanca kabul edilen 01.04.2010 tarihli kredi niyet mektubunda da kredinin temin edilebilmesi için bölünme ön şartının gerçekleşmesinin istenildiğini, mahkemece gerekçeli kararda kredinin tahsisi için kredi niyet mektubunun gerek davacı gerekse de davalı ortaklar tarafından imzalanması ve sonrasında kısmi bölünme koşulunun yerine getirilmesinin gerektiğine vurgu yapıldığını, tarafların müterafik kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de dava dosyasında bu kanaati destekleyecek nitelikte bir delil bulunmadığını, dördüncü bilirkişi kurulunun kök raporunda bölünmeye yönelik atılan adımlar özetlenirken tamamı 2006-2008 yıllarına ilişkin bulunan şirket yönetim kurulu kararlarına değinildiğini, bunların hiçbirisinin 01.04.2010 tarihli kredi niyet mektubunun davacı tarafça imzalanmasından sonraya ilişkin olmadığını, bir an için müvekkillerin bu konuda yapılacak olan şirket yönetim kurulu toplantılarına kendilerine davacılar tarafından yapılan çağrıya rağmen katılmadıkları veya katıldıkları farklı tarihlerdeki toplantılarda alınan kararları da imzalamadıkları varsayımından hareket edilecekse bile, davacıların ilgili tarihlerde henüz kendi üzerlerine düşen ve kredi niyet mektubunu imzalamak şeklinde somutlaşan edim yükümlülüğünün gereğini yerine getirmemiş olmaları karşısında, bu durumdan hareketle müvekkillerine kusur izafe edilemeyeceğini, davacıların önce ... A.Ş.'nin 22.12.2006, 08.09.2008 tarihli yönetim kurulu kararlarıyla bölünme kararının alınmasına katıldığını, 21.11.2008 ve 04.12.2008 tarihyi ihtarnamelerinde bölünmeyi kabul ettiklerini yinelediklerini, daha sonra da tamamen kötü niyetli olarak bölünme işleminden vazgeçdiklerini, bölünme işleminin davacılarca engellendiği hususunun, davacı yanca keşide edilen 05.01.2009 tarihli ihtarnamede açıkça ortaya konulduğunu, kredi ve finansman temin edilmedikçe bölünmeye muvafakat etmeyeceklerini belirten davacıların, bölünmeye yönelik adımı zamanında atmadıklarını, bu konuda ciddi bir direnç gösterdiklerini, yönetim kurulu kararlarının yanı sıra karşılıklı keşide edilen ihtarnamelerde yer alan anlatımları da değerlendirmeye alan bilirkişilerin, bölünme işlemine karşı çıkan tarafın davacılar olduğunu tayin ve tespit ettiğini, bölünmenin 14.07.2011 tarihinde gerçekleştirilmesi sebebiyle kredinin gecikmesinde bizzat davacıların kusurlarının bulunduğuna dikkat çekildiğini, işbu fiili ve hukuki gerçeklikler karşısında müvekkillerine kusur izafe edilmesini gerektirir bir durum olmadığını, ifanın gerçekleşmesi için kendilerine düşen hazırlık ve işbirliği yükümlülüğünün gereğini yerine getirmeyen ve ifayı kötü niyetle reddeden davacıların tam kusurlu olduğunu, kredinin geç temin edilmesi sebebiyle uğranılmış bir zarar varsa dahi bunun davacı kusurundan ileri geldiğini, kredi ve finansman borcunun yabancı para cinsinden olmasının, üretim yapılamaması sebebiyle uğranılan zararın yabancı para cinsinden doğduğunu göstermediğini, dava konusu proje, ihtiyaç duyulan kredinin büyüklüğü ve kullanılan kredinin vadesinin uzunluğu sebebiyle bankacılık uygulamaları doğrultusunda yabancı para birimiyle kredilendirildiğini, yabancı para cinsinden finansman sağlanmasının, TL cinsinden yapılan elektrik satışları nedeniyle uğranılan zararın cinsini değiştirmeyeceğini, asıl davada seçimlik hakkın TL olarak kullanıldığı ve birleşen davada yabancı para cinsinden alacak talebinde bulunulamayacağı tespit edildikten sonra birleşen davada TL cinsinden ileri sürülmüş bir talep olmamasına rağmen, taleple bağlılık ilkesine aykırı bir şekilde seçimlik hakkın kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi cihetine gidilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, yabancı para cinsinden doğan bir zarar söz konusu olmadığını, yabancı para cinsinden doğan bir zarar yok iken yabancı para cinsinden zarar talep edilmesinin mümkün olmadığından, mahkemece gerekçeli kararında aksi yönde yer alan anlatımlara itiraz ettiklerini, davacının yabancı para cinsinden zarar talep etmesine imkân tanıyacak şekilde bir seçimlik hakka sahip olmadığını, müvekkillerin tazmin sorumluğunun doğabilmesi için kredi temin edilmemesinden kaynaklı bir zararın olması gerektiğini, 12.06.2008, 12.09.2008, 17.03.2009 tarihli kredi niyet mektuplarının tamamen kötüniyetli olarak kabul edilmemiş olmasına rağmen, kredi sözleşmesi imzalanıncaya ve kredi çekilinceye kadar gerekli olan finansmanın, müvekkillerinin ya da grup şirketleri tarafından ... A.Ş.'ye borç olarak verildiği veya gerek kendi adlarına gerekse de davalılar adına sermaye konulduğunu, yine kredi çekilinceye kadar hak ediş yapılmayarak finansman temini sağlandığı hususunun hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, ilerleme raporlarında gecikmenin, kredi finansmanından değil, genel hatlarıyla güvenlik, kamulaştırma, orman izinleri, projeler, ÇED raporları gibi inşaat öncesi hazırlık dönemine ilişkin işlemlerinden kaynaklandığının ortaya konulduğunu, bu durumların varlığının mahkeme tarafından da kabul edilmesine rağmen yapılan zarar hesabını anlamanın mümkün olmadığını, davacıların da imzasını taşıyacak şekilde bizzat şirket tarafından düzenlenen ve EPDK'ya 31.01.2009 tarihinde sunulan Ocak 2009 tarihli ilerleme raporlarında güvenlik sorununun hala çözüme kavuşturulmamış olduğu kabul, beyan ve ikrar olunduğunu, bu haliyle ifa imkansızlığı hali gözetilmeden henüz güvenlik sorununun devam ettiği bir tarih baz alınarak yapılan zarar hesabı üzerinden varılan sonuca katılmanın mümkün olmadığını, mücbir sebepler ile geçici ifa imkânsızlığı hallerinin sona erdiği tarih dikkate alındığında, şirket'n herhangi bir zararı söz konusu olmadığından birleşen davanın reddi gerekirken hatalı bir şekilde fiili gerçekliklere aykırı olacak biçimde yüksek olarak hesaplanan 3.145.082,00 TL'nin yarısının müvekkilleri aleyhine hüküm altına alınmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, birleşen davanın ifanın çekincesiz kabulünden sonra ikame olunduğundan dinlenilemeyeceğini, dördüncü bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında davacıların kredi temin borcunun ifa edilmesinden, davacıların ifayı çekincesiz olarak kabul etmelerinden sonra birleşen davayı açtıkları gözetildiğinde, davacıların tazminat talep etmelerinin koşullarının oluşmadığı, davacıların zarar talebinde bulunamayacakları kanaatine varıldığının belirtildiğini, birinci, ikinci ve dördüncü bilirkişi kurulu raporlarında da kredi sözleşmesinin temelinde yatan 01.04.2010 tarihli kredi niyet mektubunun imzalanmasıyla birlikte davacının ifayı kabul ettiğine dikkat çekildiğini, davacı asıl davayla ifa talep ettiğine göre müspet zarar istemine konu edilen birleşen davanın bu yönüyle de redde mahkum olduğunu, gerek ifadan sonra açılmış olması, gerek hakkın kötüye kullanılması yasağı ve dürüstlük kuralları çerçevesinde birleşen davanın reddi gerektiğini, kararın gerekçe yönünden düzeltilmesini, bir kısım davacılar açısından verilen karar verilmesine yer olmadığı şeklindeki 2 no'lu hüküm fıkrası ve bununla ilintili hüküm fıkraları ile birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/545 Esas sayılı dava dosyasında, bir kısım davacılar yönünden davanın kısmen kabulü şeklinde kurulan 2 no'lu hüküm fıkrası ve bununla ilintili hüküm fıkraları yönünden istinaf itirazları bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların hukuki yarar yokluğu, husumet yokluğu, zaman aşımı def'i doğrultusunda öncelikle usulden reddine, aksi halde davaların esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Asıl dava, ek protokol gereğince ... HES ve ... HES projelerine kredi finansman sağlamaya yönelik taahhütün tespiti, ... HES ve ... HES projelerinin finansman ve kredi ihtiyaçlarının her bir proje için ayrı ayrı tespiti, anılan projelerin finansman ve kredi ihtiyacının tahsili istemine, birleşen dava, ... HES ve ... HES projelerine kredi ve finansman temini yükümlülüğünün süresi içerisinde yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan müspet zararın tazmini istemine ilişkindir.

6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

01.04.2010, 12.06.2008, 12.09.2008 ve 17.03.2009 tarihli kredi niyet mektup suretleri, ... Bankası A.Ş. müzekkere cevabı, dava dışı ... A.Ş. Yönetim kurulu toplantı tutanakları, yönetim kurulu toplantı davetleri, noter tespit tutanakları, Elazığ Valiliği tarafından ... A.Ş.'ye gönderilen 22/12/2008 tarihli yazı sureti, ... A.Ş. Genel kurulunda alınan ... A.Ş. ile aralarındaki devir alma sureti ile kısmi bölünme şeklinde akdedilen sözleşme sureti, kısmi bölünmenin ilan edildiği Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından davalılara gönderilen ihtarname sureti, EPDK'nın ... A.Ş.'ye gönderdiği tesis tamamlama süre ve tadilat yazıları, ... ve ... baraj inşaatının güvenliğinin sağlanmasında gerekli ihtiyaçların karşılanmasına dair Elazığ Valiliği ile ... A.Ş. Arasında imzalanan 30/06/2008 tarihli protokol, dava dışı ... A.Ş ve ... A.Ş. Arasında akdedilen 25/02/2008 tarihli ... HES inşaat işleri sözleşmesi, davalı ... tarafından davacı ...'e gönderilen 18/02/2009 tarihli ihtarname sureti ve yazı suretleri, ... A.Ş. hisse devir senetleri, davalılar tarafından davacılara gönderilen ihtarname suretleri, ... A.Ş. tarafından EPDK'ya gönderilen 05/04/2007 ve 05/10/2006 tarihli süre uzatım talepleri, ... HES'e ilişkin belge suretleri, ... ile ... A.Ş. arasında imzalanan kredi sözleşmesi sureti, ... A.Ş. tarafından ... HES ve ... HES'e ilişkin düzenlenen ilerleme raporları, davacılar tarafından ... HES ve ... HES projelerine ilişkin davalılara gönderilen ihtarname suretleri ile davalıların cevabi ihtarnameleri, davalı ... Santralleri Yat. A.Ş. tarafından ... A.Ş. hisselerinin devralınması nedeniyle hisse bedellerinin ödendiğine dair bankaya verdiği talimat ve dekont suretleri, ... A.Ş. Ticaret sicil dosyası, EPDK tarafından süre uzatımına ilişkin ... A.Ş'ye gönderilen yazı suretleri, ... HES için imzalanan genel kredi sözleşmesi suretleri, 30/04/2005 tarihli ek protokol, 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolü, Elazığ İl Jandarma Komutanlığı tarafından ... A.Ş.'ye gönderilen 25/07/2007 tarihli güvenlik yazısı, ... HES yönetim kurulu kararı, ... A.Ş. kısmı bölünmeye ilişkin 08/09/2008 tarihli yönetim kurulu kararı, davacı hisse devredenler ile davalı hisse devralanlar arasında akdedilen 18/01/2005 tarihli hisse devir çerçeve sözleşmesi, ... A.Ş. ile ... A.Ş. / ... A.Ş./... Bankası A.Ş. arasında akdedilen dava dışı ... A.Ş.'nin müteselsil kefil olduğu 08/06/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi, EPDK tarafından ... A.Ş.'ye gönderilen 17/09/2010 tarihli yazı sureti ... A.Ş. tarafından davacı ... ile davalı ...'e gönderilen yönetim kurulu toplantısı davet yazıları, davacı vekilince sunulan ... tarafından hazırlanan 10/02/2010 tarihli hukuki mütalaa, EPDK'nın 29/06/2016 tarihli müzekkere cevabı, EPİAŞ'ın 31/08/2016 tarihli müzekkere cevabı, yargılama aşamasında enerji uzmanı bilirkişiden alınan 15/09/2014 tarihli rapor, bankacı, hukukçu, mali müşavir ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 06/03/2012 tarihli birinci kök, bankacı bilirkişi heyete ilave edilmek suretiyle, bankacı bilirkişiden alınan 05/03/2013 tarihli ek, ilave edilen bankacı dışındaki bilirkişi heyetinden alınan 15/03/2013 havale tarihli ek rapor, mali müşavir, hukukçu, enerji uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 14/10/2014 tarihli ikinci kök, 25/09/2017 tarihli birinci ek, 30/10/2017 tarihli ikinci ek rapor, elektrik mühendisi bankacı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 06/03/2012 tarihli üçüncü kök, heyete hukukçu ilavesiyle alınan 15/04/2019 tarama tarihli ek rapor, hukukçu, enerji uzmanı ve muhasebeci bilirkişi heyetinden alınan 09/03/2020 tarihli dördüncü kök, 11/01/2021 tarihli birinci ek, 17/05/2021 tarihli ikinci ek rapor, üretim lisansları, ÇED olumlu belgeleri, ... A.Ş. ortaklarını gösterir pay cetveli, davalılar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 3 kişilik hukukçu heyeti tarafından düzenlenen bila tarihli uzman görüşü, ... HES A.Ş. ana sözleşmesi ile ticaret sicil kayıtları, davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan mali müşavir tarafından hazırlanan 26/01/2021 tarihli uzman görüşü, Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulunun 02/04/2021 tarihli karar sureti dosya içerisinde yer almaktadır.

Davacılar ..., ..., ..., ..., ... San. ve Tic. A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.), ... A.Ş. ile davalılar ... A.Ş. arasında akdedilen 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolünde davalılar devralan, davacılar ..., ..., ..., ...'nın devreden sıfatı bulunduğu, protokolün münhasıran ... HES projesinin gerçekleştirilmesi için yapıldığı, ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin ... HES'i inşa etmek ve 49 yıllığına işletmek üzere kurulmuş bir şirket olduğu, şirketin hisse senetlerinin nama yazılı bulunduğu, anılan şirkette %50 oranındaki A grubu hissedarların davacılar ..., ..., ..., ..., %50 oranınndaki B grubu hissedarların davacılar ..., ... San. ve Tic. A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.), ... A.Ş. olduğu, devralanın şirketin %50 oranındaki hissesini devredenden finansman ve bir kısım sermaye sağlama yükümlülüğüne mukabil devralmayı istediği, devredenin de projeye finansman ve sermaye sağlaması karşılığında şirket hisselerinin %50'sine tekabül eden yalnızca A grubu hisselerini devralana devretmeyi istediği, tarafların hisse devri ve proje için dışarıdan sağlanacak finansman ve devralan tarafından sağlanacak bir kısım sermaye ve kredi kaynağını temin şartlarını düzenlemek üzere protokoldeki şartlarda anlaştıklarının belirtildiği,

-Şirket hisselerinin devri başlıklı 2. maddesinde devredenin devralana şirketin %50 oranındaki A grubu hisselerini üzerindeki tüm haklarıyla beraber protokolün yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla nominal bedelin üzerinden devir ve teslim edeceği, devralanın işbu protokol şartlarının gerçekleştirilmesi amacıyla yerine getirmeyi taahhüt ettiği kredi bulma yükümlülüğü sebebiyle kredi sağlayacak banka ve/veya bankalardan temin ettiği banka kredisi özel yetki belgesini alıp, bu belgeyi devredene kendi taahhüdü olarak yazılı bildirmesiyle devreden ve B grubu hissedarlarında bunu onaylamasına müteakip devreden ve B grubu hissedarların enerji piyasası kanunu lisans yönetmeliği gereği %10'u aşan hisse devirlerinde EPDK izni gerektiğinden hisse devri için EPDK'dan izin alınarak devir işleminin tamamlanması amacıyla gerekli her türlü işlemin hemen ve usulüne uygun olarak yerine getireceği, getirdiklerini yazılı olarak devralana bildirecekleri,

-Finansman temini kenar başlıklı 4.1. maddesinde protokol konusu projenin gerçekleştirilmesi amacıyla gereken kredi ihtiyacının sağlanması için gerekli teminatların protokol şartlarına göre öncelikle (kredi veren bankaya verilecek taahhütname hükümlerine halel gelmeksizin) şirketin her türlü mal varlığının ipoteği ve gelirlerinin kredi taksiti kadarki kısmının rehin ya da temlik edilmesi de dahil şirkete ait mal varlığı üzerinde kurulabilecek her türlü teminat suretiyle sağlanacağı, şirkete ait bu mal varlıkların alınacak kredi için gerekli teminatı karşılamaması halinde söz konusu kredi için gereken teminatın devralan tarafından verileceği, protokol konusu projenin gerçekleştirilmesi amacıyla gereken kredi ihtiyacının temininde devredenin ve B grubu hissedarların hiçbir kredi bulma ve teminat gösterme yükümlülüğü bulunmadığı,

-Protokolün yürürlüğe girmesi başlıklı 6. maddesinde protokolün devralanın protokol şartlarının gerçekleştirilmesi amacıyla yerine getirmeyi taahhüt ettiği kredi bulma yükümlülüğü sebebiyle kredi sağlayacak banka ve/veya bankalardan temin ettiği banka kredisi özel yetki belgesini alıp, bu belgeyi devredene kendi taahhüdü olarak yazılı bildirmesi ve B grubu hissedarların bu kredi şartlarını onaylaması, EPDK'nın hisse devrini onaylaması, bu iznin devralana yazılı olarak bildirilmesi, protokolde sayılı bir kısım işlerle ilgili hisse devrinden önce şirket ile müteahhit arasında müteahhitlik sözleşmesinin imzalanması koşulları sağlanırsa yürürlüğe gireceği,

-Devralanın işe başlamaması hali ve hisselerin iadesi başlıklı 7. maddesinde devralanın hisse devir işlemlerinin tamamlanmasından itibaren proje için ihtiyaç duyulan krediyi bularak kredi anlaşmasının yürürlüğe girmesini sağlamayı, işbu protokolde tanımlanan yükümlülüklerinin en geç 3 ay içinde ifa etmeyi taahhüt ettiği, bu sürenin devralanın talebi ve B grubu hissedarların da onayıyla uzatılabileceği, bu süre içerisinde protokolde tanımlanan mücbir sebep halleri ve devredenden kaynaklanan sebepler dışında protokolün yürürlüğe girmemiş olması, devralan tarafından yükümlülüklerinin yerine getirilmemiş olması halinde devralanın rüçhan hakkı da dahil olmak üzere hiçbir hak talep etmeden devraldıkları tüm hisseleri en geç 20 gün içinde devreden ve/veya B grubu hissedarlara ve/veya onların göstereceği üçüncü kişilere aynı bedel üzerinden devretmeyi kabul ve taahhüt ettiği,

-Mücbir sebep halleri başlıklı 8. maddesinde protokolde tanımlanan yükümlülüklerin taraflardan kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş ve bu protokolün yerine getirilmesine engel nitelikte olan savaş, kısmi veya genel seferberlik ilanı, deprem ve etkisi bunlarla ölçülebilecek düzeyde olan diğer doğal afetler gibi bir mücbir sebeple yerine getirilememesi halinde tarafların birbirlerine en kısa süre içerisinde yazılı olarak bildirimde bulanacakları, mücbir sebep hallerinin durumun yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi kaydıyla devam ettiği sürenin mücbir sebep hali ortadan kalkıncaya kadar 7. maddede belirtilen süreye ekleneceği, tarafların yükümlülüklerini mücbir sebep halinin ortaya çıkmasından önce kaldıkları aşamadan aynı şekilde ifaya devam edeceği,

-Geliştirilmekte olan projeler yan başlıklı 10.3. maddesinde bu protokolün münhasıran ... HES projesinin gerçekleştirilmesi için yapıldığı, bunun dışında ... HES, ... HES'e vb. gibi projelere şirketçe lisans alındığında bu projelerle ilgili her türlü tasarruf hakkının sadece B grubu hissedarlara ait olmasından dolayı B grubu hisse sahiplerinin bu projelerin yapımıyla ilgili olarak öncelikle devralana teklif götüreceği, teklif şartlarının devralanca uygun görülmesi ve her proje için ayrı ayrı protokol imzalanması halinde bu projelerin şirket tarafından gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır.

... A.Ş.'nin A grubu hissedarı olan davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş., B grubu hissedar olan davacılar ..., ..., ... A.Ş. arasında akdedilen 30/04/2005 tarihli ek protokolde, daha önce taraflar arasında imzalanan 29/11/2004 tarihli protokolün eki ve ayrılmaz parçası olduğu, ek protokolün anılan protokolün ... HES'e ilişkin hisse devir protokolünün 10.3. maddesine dayanarak akdedildiği, ... HES, ... HES ve ... HES projelerinin ... A.Ş. tarafından gerçekleştirileceği, projelerin gerçekleştirilmesi amacıyla uluslararası ve/veya yerel finansman ve sermayeye ihtiyaç duyulduğu, tarafların phrojelerin ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi ve dışarıdan sağlanacak finansman konulacak sermaye ve kredi kaynağının temin şartlarını düzenlemek üzere ek protokoldeki şartlarla anlaştıkları,

-Finansman yan başlıklı 1.1. Maddesinde projelerin gerçekleşmesi için EPDK'nın öngördüğü proje yapım bedelinin %15'i kadar öz sermayenin temini şeklinin EPDK tarafından istenen öz sermaye oranı her proje için yatırım tutarının %15'i olduğundan ..., ... ve ...'in birlikte yapılması durumunda öz sermaye tutarının 70.000.000,00 TL olacağı, A ve B grubu hissedarların ... A.Ş.'ye %50'şer oranında eşit ortak oldukları, B grubu hissedarların projelerin tamamını bu güne kadar tek başına geliştirip, lisans hakkını elde emiş ve edecek olmasına rağmen projelerin sahibi olan ... A.Ş.'nin %50 hissesinin sadece nominal bedelden devretmeyi kabul ettiği, bu devir işleminin karşılığı olarak da A grubu hissedarların projelerin gerçekleşmesi için tüm finansmanı ... HES güvencelerine ilave olarak kendi gruplarının vereceği güvenceler ile temin edecekler finansman veya ...'e koyacakları öz kaynaklar ile sağlayacakları, öz sermayenin tamamlanması ve yatırım finansmanının temininin A grubu hissedarların taahhüt ve yükümlüğünde olduğu, B grubu hissedarların projelerin öz sermayesine, ... projesi için katılım tutarı 2.000.000,00 Usd, ödeme zamanı 2005 yılı sonuna kadar, ... projesi için katılım tutarı 3.000.000,00 Usd, ödeme zamanı yatırım süresinin sonuna kadar, ... projesi için katılım tutarı 4.000.000,00 Usd, ödeme zamanı yatırım süresi sonuna kadar ve kullanılan kredi ile orantılı olarak her halükarda 2008 yılı sonuna kadar olduğu, projeler için öngörülen öz sermaye toplam tutarı olan 70.000.000,00 TL'nin yarısı olan 35.000.000,00 TL'nin geri kalan kısmının da yine B grubu hissedarlarca gerek yapım sırasında müteahhitlik hizmetlerinin ifası neticesinde edinilecek fonlarla, gerekse başka iştigal konularında yaratılacak fonlarla karşılanmaya çalışılacağı, yukarıda belirlenen toplam 9.000.000,00 Usd özsermayeye B grubu hissedarların zorunlu katılımı dışında öz seryamenin geri kalan kısmının B grubu hissedarlar belirtilen fonlardan karşılayamazlarsa bu durumda B grubu hissedarlara ait 9.000.000,00 Usd'nin üzerindeki meblağın 35.000.000,00 TL'ye A grubu hissedarlarca tamamlanacağı, bu durumda B grubu hissedarların sermaye taahhüdünün noksan kısmının A grubu hissedarlarca karşılanması, ...'deki %50 A grubu, %50 B grubu şeklinde düzenlenmiş olan eşit ortaklık oranının hiçbir şekilde değiştirmeyeceği, A grubu hissedarların B grubu hissedarlar adına ...'e yatırdığı noksan sermaye taahhüdü kadarki meblağı ...'e ait tesisler işletmeye geçtikten sonra A grubu hissedarlar kar dağıtımında B grubu hissedarların payına düşen kısımdan öncelikle tahsil edecekleri, belirtilen şartlar haricinde B grubu hissedarlardan başkaca bir güvence istenmeyeceği,

-Finansman karşılığında gösterilecek teminatlar ve ... hisselerinin kullanımı başlıklı 2. maddesinde projeler için temin edilecek olan finansmana karşılık olarak kredi kuruluşlarının talep edecekleri teminatların ... hisselerinin rehni, gelirlerinin temliği veya gelirlerinin kredi taksiti kadarki kısmının rehin edilmesi, ticari işletme rehni, tesislerin ipoteği, lisans rehni gibi öncelikle ... varlıklarının teminat gösterilmesi suretiyle temin edileceği, tarafların buna ilaveten projeler için söz konusu kredilerin temini maksadıyla kredi kuruluşlarına projelerin gelirlerinin borç taksitlerinin %30 fazlasına kadarki tutarının temliki de dahil bu projelerin de teminat olarak gösterileceğini kabul ettikleri, hisse rehni ve lisans rehni gibi EPDK izni gereken hususlarda tarafların izin alınması için ellerinden geleni yapmayı kabul ettikleri,

-Ek protokolün yürürlüğe girmesi ve önceliği başlıklı 3. maddesinde ek protokolün imza tarihinde yürürlüğe gireceği, ek protokol ile 29/11/2004 tarihli protokol arasında uyumsuzluk olması halinde ek protokol hükümlerinin geçerli olacağı,

-Mücbir sebep halleri başlıklı 4. Maddesinde ek protokolde tanımlanan yükümlülüklerin taraflardan kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmediği, ek protokolün yerine getirilmesine engel nitelikte olan savaş, kısmi veya genel seferberlik ilanı, terör, deprem ve etkisi bunlarla ölçülebilecek düzeyde olan diğer doğal afetler gibi bir mücbir sebeple yerine getirilememesi halinde tarafların birbirlerine en kısa süre içerisinde yazılı olarak bildirimde bulunacakları, söz konusu mücbir sebep hali ortadan kalkıncaya kadar tarafların ek protokol altındaki yükümlülüklerinin askıya alınacağı hükme bağlanmıştır.

Davacı hisse devredenler ile davalı hisse devralanlar arasında 18/01/2005 tarihli hisse devir çerçeve sözleşmesi akdedilmiştir.

Davacı ... ... A.Ş.'deki 8.000.000 adet A grubu payını 8.000.000.000,00 TL bedel karşılığında davalı ... A.Ş.'ye devrettiği, davacı ... ... A.Ş.'deki 400.000 adet A grubu payını 400.000.000,00 TL bedel karşılığında davalı ... A.Ş.'ye devrettiği, davacı ... ... A.Ş.'deki 87.600.000 adet A grubu payını 87.600.000.000,00 TL bedel karşılığında davalı ... A.Ş.'ye devrettiği, davacı ... ... A.Ş.'deki 2.000.000 adet A grubu payını 2.000.000.000,00 TL bedel karşılığında davalı ...'a devrettiği, davacı ... ... A.Ş.'deki 2.000.000 adet A grubu payını 2.000.000.000,00 TL bedel karşılığında davalı ...'e devrettiği hisse devir senetleriyle sabittir.

... Bankası A.Ş. 27/10/2010 tarihli müzekkere cevabında, ... A.Ş. tarafından ... HES projesi için 30/05/2010 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca bankadan 40.000.000,00 Usd kredi kullanıldığı, ..., ..., ... A.Ş.'nin sözleşmede kefil olduğu, ... HES'in üreteceği elektrik satışından doğacak alacakların teminat olarak alındığı, bu kredi dosyasıyla ilgili kredi başvurusu ve kredi niyet mektubunun kayıtlarda olmadığı bildirilmiştir.

... A.Ş.'nin davacı ... tarafından davalı ...'e gönderilen yönetim kurulu toplantı davet yazılarında ... HES ve ... HES projelerine ilişkin finans temini hususunun görüşüleceği belirtilmiş, 07/04/2010 tarihli yönetim kurulu toplantı davetinde yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'e 30/11/2004 ve 30/04/2005 tarihli protokollere göre A grubu hissedarların ... HES ve ... HES projeleri için finansman ve öz kaynak temini yükümlülüğü gereği ... A.Ş. tarafından teklif olunan banka kredi niyet mektubunun görüşülmesi için mektubun 16/04/2010 tarihine kadar süreli olduğu gözetilerek 09/04/2010 tarihinde, mazeret bildirilmesi halinde ise 12/04/2010 tarihinde saat 11:00'de toplanılması belirtilmiştir.

09/04/2010 tarihli noter tespit tutanağıyla, ... A.Ş. şirket merkezinde toplantı odasında ... ve ...'in toplantıda hazır olduğu, toplantıya davet edilen yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ile yönetim kurulu üyesi ...'in toplantıya katılmadığı, toplantı gündeminin yönetim kurulunca görüşülmediği tutanağa bağlanmıştır.

12/04/2010 ve 10/05/2010 tarihli noter tespit tutanağında da, 09/04/2010 tarihli tespit tutanağında belirtilen hususlar yer almaktadır.

Dava dışı ... A.Ş.'nin 16/12/2006 tarihli yönetim kurulu toplantısında ... ve ... proje hesaplarının ... projesinden ayrılarak ayrı hesaplarda takip edilmesi, B grubu hissedarlarında protokol kapsamındaki öz kaynak taahhüdüne mahsuben toplam 800.000,00 Usd'yi ... A.Ş.'ye ödemesi, kalan kısmın ek protokoldeki ödeme planına uygun olarak devam etmesine karar verilmiş olup, anılan karar toplantıya katılan davacılar ..., ..., davalılar ... ve ... tarafından imzalanmıştır.

Dava dışı ... A.Ş.'nin 04/04/2007 tarihli yönetim kurulu toplantısında ... ve ... barajlarının finansmanının temini için A grubu hissedarların çalışmalarını hızlandırmalarının görüşüldüğü belirtilmiş olup, anılan karar toplantıya katılan davacılar ... ve ... tarafından imzalanmış, davalılar ... ve ... ise toplantıya katılmamıştır.

Dava dışı ... A.Ş.'nin 05/06/2007 tarihli yönetim kurulu toplantısında finans temininde bir gelişme olmadığından karar oluşturulmadığı belirtilmiş olup, anılan karar toplantıya katılan davacılar ... ve ... tarafından imzalanmış, davalılar ... ve ... tarafından imzalanmadığı belirtilmiştir.

Dava dışı ... A.Ş.'nin 14/05/2008 tarihli yönetim kurulu toplantısında ... HES'in işletmeye alınması için acil finans noksanının temini için A grubu hissedarların çaba sarftemesi, ... HES'in banka kredisinin hızlandırılması, ... HES'in ulaşım yollarının ve güvenlikçilere yapılacak tesislerin taşeronlara yaptırılmasına karar verilmiş olup, anılan karar toplantıya katılan davacılar ... ve ... tarafından imzalanmış, davalı ... ve dava dışı ... tarafından imzalanmadığı belirtilmiştir.

Dava dışı ... A.Ş.'nin 10/09/2008 tarihli ve 23/10/2008 tarihli yönetim kurulu toplantılarında ... ve ... HES finansman temini hususunda A grubu hissedarların uyarılmasına karar verilmiş olup, anılan karar toplantıya katılan davacılar ... ve ... tarafından imzalanmış, davalı ... ve dava dışı ... tarafından imzalanmadığı belirtilmiştir.

Dava tarihinden sonra dava dışı ... A.Ş.'nin 06/06/2011 tarihli yönetim kurulu toplantısında ... HES ve ... HES projelerinin kredi sözleşmesinin imzalanmasıyla 30/11/2004 ve 30/04/2005 tarihli ortaklık protokollerine uygun olarak 70.000.000,00 Usd öz sermaye, yarısı A grubu, yarısı B grubu hissedarlar adına A grubu hissedarlar tarafından yatırılacağına karar verilmiş olup, anılan karar toplantıya katılan davacılar ..., ..., davalı ... tarafından imzalanmıştır.

Elazığ İl Jandarma Komutanlığı tarafından ... A.Ş.'ye gönderilen 25/07/2007 tarihli yazıda, inşaat faaliyetleri sırasında güvenliğin sağlanması maksadıyla yeter sayıda özel güvenlik personeli ve teşkilatının kurulması durumunda inşaat alanının Elazığ sınırlarındaki kısmında gerekli güvenlik tedbirlerinin mahalli güvenlik güçlerince sağlanacağı belirtilmiştir.

Dava dışı ... A.Ş ve ... A.Ş. arasında 25/02/2008 tarihli ... HES inşaat işleri sözleşmesi akdedilmiştir.

... ve ... baraj inşaatının güvenliğinin sağlanmasında gerekli ihtiyaçların karşılanmasına dair Elazığ Valiliği ile ... A.Ş. arasında imzalanan 30/06/2008 tarihli protokolde, ... A.Ş. tarafından silahlı özel güvenlik teşkilatı oluşturulacağı, bu teşkilatın güvenlik zaafiyeti oluşmaması için jandarma karakol denetiminde görev yapacağı, ... Jandarma karakol tesisi yapılıp tamamlanmadan, birlikler yerinde konuşlandırılmadan ... bölgesinde çalışmanın başlamayacağı belirtilmiştir.

Elazığ Valiliği tarafından ... A.Ş.'ye gönderilen 22/12/2008 tarihli yazıda, ... barajının bulunduğu bölgenin emniyetinin jandarma komutanlığı tarafından sağlandığı, emniyet yönünden sorun bulunmadığı, bölgede güvenliğin daha iyi şekilde sağlanması amacıyla inşasına başlanan jandarma karakol inşaatının tamamlanmasıyla emniyet tedbirinin daha etkin bir şekilde alınabileceği bildirilmiştir.

Dava dışı ... A.Ş.'nin 08/09/2008 tarihli yönetim kurulunda, ... HES'in işletmeye alındığı kısmi bölünme işlemlerinin yapılmasına karar verilmiştir.

... A.Ş. genel kurulunda alınan ... A.Ş. ile aralarındaki devir alma sureti ile kısmi bölünme şeklinde sözleşme akdedilmiştir.

EPDK'nın ... A.Ş.'ye gönderdiği 13/05/2009 tarihli yazılarda ... HES tesis tamamlama süresinin lisans yürürlük tarihinden itibaren toplam 78 ay olup, tesisin tamamlanma tarihinin 02/12/2011 olduğu, ... HES tesis tamamlama süresinin lisans yürürlük tarihinden itibaren toplam 72 ay olup, tesisin tamamlanma tarihinin 22/09/2011 olduğunun derç edilmesi bildirilmiştir.

...Bankası A.Ş. tarafından 30/04/2010 tarihli ... ve ... barajı HES projesi uzun vadeli kredi niyet mektubu hazırlanarak ... A.Ş'ye sunulmuştur.

Anılan kredi niyet mektubu üzerine davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından davalılara gönderilen 04/05/2010 tarihli ihtarnamede, ... Bankasının da banka kredi teklif mektubu sunduğu, davalılarca her iki bankayla müzakere edilerek ... A.Ş.'nin menfaatleri doğrultusunda işlem yapılması bildirilmiştir.

... tarafından hazırlanan kredi teklif mektubunda ... HES'in bölünmesi sonucu sadece ... ve ... HES lisanslarına sahip hale gelecek ... A.Ş. borçlu olarak gösterilmiştir.

Davalılar tarafından 12/06/2008, 17/03/2009 ve dava tarihinden sonraki tarih olan 01/04/2010 tarihli kredi teklif mektupları temin edilmiştir.

Davalı ... tarafından davacı ...'e gönderilen 18/02/2009 tarihli ihtarnamede, ... ve ... HES için finans temini konusunda bir yükümlülüklerinin bulunmadığı bildirilmiştir.

Davalı ... tarafından davacı ...'e gönderilen bila tarihli yazılarda, ... ve ... HES projeleri için temin edilen banka niyet mektupları B grubu paydaşlar tarafından onaylanmadığından uzun vadeli yatırım kredileri kullanılamadığı, BK'nun 154. maddesi uyarınca taraflarınca koşulun yerine getirilmiş sayılacağı, bu haktan feragat anlamına gelmemek üzere projelerin sıkıntıya uğramaması için küresel kriz nedeniyle bankadan kredi kullanma şartlarının değiştiği, tüm ortaklarla birlikte kredi temin etmeye çalışacakları, piyasa şartlarına uygun ve tarafların mutabık kalacağı bir faiz oranıyla borç verme ya da öz kaynak veya sermaye artırımıyla finans temin etme yoluna gideceklerini bildirmiştir.

Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.) tarafından davalılara gönderilen;

-05/11/2008 tarihli ihtarname ile protokol ve ek protokol uyarınca ... ve ... HES için finansman teminini sağlamadıkları, ... HES'in 02/10/2010, ... HES'in 22/05/2010 tarihinde lisans sürelerinin biteceği, kredilerin temin edilmemesi halinde bu projelerin kalan sürede gerçekleşme imkanı kalmayacağı, üretilmeyen enerji dışında lisans süresi olan 49 yıllık enerji kaybı olacağı, lisansın iptal edileceği, proje kredisinin ihtar tebliğinden itibaren 30 gün içinde temin edilmesi, aksi halde mütemerrit duruma düşecekleri bildirilmiş, anılan ihtarname 06/11/2008 tarihinde davalılara tebliğ edilmiş,

-21/11/2008 tarihli ihtarnameyle akdedilen protokol uyarınca B grubu hissedarların kredi bulma ve teminat gösterme yükümlülüklerinin olmadığını, şirkete ait mal varlıklarının kredi almaya yetmemesi halinde projenin gerçekleştirilmesi için geri kalan kredinin devralan tarafından verilecek güvencelerle birlikte temin edileceğini, B grubu hisse sahiplerinin bu finansmanın karşılanması için gereken teminatların tedariki hususunda hiçbir sorumluluklarının bulunmadığını, kredi kuruluşlarının talep etmeleri halinde ... hisselerinin rehnedilmesine herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, A grubu hissedarların ... A.Ş.'ye %50 ortak olmasının koşulunun projelerin finansmanı için kredi temin etme taahhütleri bulunduğunu, kredinin bulunamaması halinde lisansların iptal edileceğini, 3,5 yıl bekledikten sonra 2008 yılı ortalarında kredi temin çalışmasına başlandığını, oysa protokolün imzalanmasından hemen sonra krediler temin edilmiş olsaydı ... HES ile ... ve ... HES projelerinin de beraber işletmeye alınacağını, bu fırsatın kaçırıldığını, aradan 3,5 yıl geçtiğini, A grubu hissedarların işin gerçekleştirilmesi için ön koşul olan kredi temin yükümlülüğünü yerine getirmediklerini, 16/07/2008 tarihinde gönderilen banka niyet mektuplarının da bir kredi bulunduğu anlamına gelmediğini, yükümlülüklerinin devam ettiğini, 30 gün içerisinde edim yükümlülüğü altında olan kredilerin temin edilmesine yönelik şartların gerçekleştirilmesi gerektiği bildirilmiş,

-04/12/2008 tarihli ihtarname ile, A grubu hissedarların paydaşlık koşulunun projelerin kredilerinin temin edilmesi koşuluna bağlı olduğunu, bu şart yerine gelmezse paydaşlığın da var olmayacağını, sorunun projelerin kredi ihtiyacı ve lisans süresi içerisinde tamamlanması olduğunu, A grubu hissedarların kredi temin borcu yükümlülüğü bulunduğunu, ... ve ... HES için A ve B grubu hissedarların öz kaynaklarından yapılan harcamaların iki tarafın ortak çabasıyla olduğunu, bitmiş olan ... HES projesinin ...'den ayırma teklifinizin de kabul edildiğini, bölünmenin yapılabilmesi için genel kurul kararı gerektiğini, kredi konusunun halledilmesi durumunda bölünme işinin derhal tamamlanacağını, işin tamamlanması için kalan sürenin 1,5 yıl olduğunu, finans temin etme zorunluluğunun ... ve ... HES için uygulanamayacağı şeklindeki davalılar ifadesinin A grubu hissedarların ... ve ... HES için finans etme konusundaki yükümlülüğünü yerine getiremediği şeklinde anlaşılacağını, bu durumda A grubu hissedarların ortaklık şartının düştüğünü, 3,5 yıldır üretilemeyen enerji kaybı dışında lisans süresi olan 49 yıllık enerji kaybından dolayı mahrum kalınan kar ile her türlü zarar ve ziyan nedeniyle sorumluluklarının devam ettiğini, ... HES için fiili imkansızlık nedeniyle başlanamadığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, Elazığ Valiliğiyle yapılan protokol gereğince karakol inşaatı tamamlanıp valiliğe teslim edildiğinde güvenlik kuvvetlerinin karakola yerleşerek güvenliği sağlayacağı, alacağı önlemler sonucunda bu hususunda çözümleneceğini, %80 seviyesindeki karakol inşaatı da davalılar tarafından durdurulduğundan güvenlik kuvvetlerinin karakola yerleşmesinin de geciktirildiğini, aynen ifa taleplerini yinelediklerini, aynen ifanın yerine getirilmemesi halinde borcun aynen yerine getirilmesini ve her türlü zarar ve tazminat talep edeceklerini bildirmiş,

-18/12/2008 tarihli ihtarname ile, davalılara gönderilen ihtarname ile verilen 30 günlük sürenin 06/12/2008 tarihinde sona erdiğini, ileri sürülen mazeretlerin temerrüt durumunu ortadan kaldırmayacağını, daha önce cevabi ihtarnamelerde kredi bulma yükümlülüklerinin bulunmadığına ilişkin yapılan açıklamalardan farklı olarak kredinin kabul edilmemesi nedeniyle işlerde gecikme olabileceği şeklinde anlamalarının talep edildiğini, bu ifade kredi temin etmek için yeni bir süre talebi ise bunun usulüne uygun bir taleple taraflarına bildirilmesi gerektiğini bildirmiş,

-05/01/2009 tarihli ihtarnameyle, davalıların kredi finansmanını temin etmeleri talep edilmiş,

-10/02/2009 tarihli ihtarname ile, ... ve ... HES projelerinin finansman temininin zamanında yapılmaması, yatırımın bitirilememesinden dolayı ... barajında 3 yıl 5 ay, ... barajında 3 yıl 1 aylık dönem için enerji kaybı oluştuğunu, yaklaşık 320.000.000,00 Usd kayba uğranıldığını, zararlarının en geç verilen 3 aylık ek sürenin sonuna kadar ödenmesini, A grubu hissedarların güveni kökünden sarsarak kusurlu olmasına rağmen basiretli davranan davacıların davalılara son kez 3 aylık bir süre vererek A grubu hissedarların son kez verilen 3 aylık ek süre içinde, 10/05/2009 tarihine kadar yatırım finansmanı bulma yükümlülüklerini yerine getirmeleri, aksi halde ... HES için 02/10/2010, ... HES için 22/05/2010 tarihinde proje lisanslarının iptal edilmesinin söz konusu olacağı, bu durumda 49 yıllık enerji kaybından dolayı zarar doğacağını bildirmiş,

-Tüm davacılar tarafından davalılara gönderilen 10/03/2009 tarihli ihtarnameyle, A grubu hissedarların devraldıkları %50 hissenin nominal bedellerinin ödenmesinin yanı sıra ... A.Ş.'ye finansman ve kredi temini yükümlülüğü bulunduklarını, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, temerrüte düşüldüğünü, banka kredi heyet mektubu almanın şirkete finansman ve kredi bulunduğu anlamına gelmeyeceğini, hissedarlık koşulunun ... A.Ş. projelerine finans ve kredi temin etmekten geçtiğini, finansman ve kredi bulunmadan hiçbir işin yapılmasının mümkün olmadığını bildirmiştir.

-Asıl dava tarihinden sonra gönderilen 30/03/2009 tarihli ihtarname ile, taraflar arasındaki protokollerin geçerli olduğunu, finansman ve kredi temininin muhataplara düşen asli bir yükümlülük olup, bankaların kredi teklif mektubundaki bölünme şartının taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde olmadığını, davacılar tarafından kredi tekliflerinin engellenmesinin ya da reddedilmesinin söz konusu olamayacağını, finansman ve kredi temininde nihai ve kesin kredi teklifinin getirilmesinin zorunlu olduğunu, gönderilen ihtarlardan herhangi bir sonuç alınamadığını, finansman ve kredi temininin sağlanması ve meydana gelen zararın karşılanması için dava açıldığını bildirmiş,

-Asıl dava tarihinden sonra gönderilen 08/04/2009 tarihli ihtarname ile, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın mahkemeye intikal etmiş olması nedeniyle bundan sonraki ihtarlara cevap verilmeyeceği bildirilmiş,

-Asıl dava tarihinden sonra gönderilen 16/04/2009 tarihli ihtarname ile, kredi bulma taahhüdünün bulunmadığına ilişkin iddiaların hukuki bir dayanağının bulunmadığını, konunun yargıya intikal ettiğini bildirmiştir.

Davalılar tarafından davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.)'a gönderilen,

-14/11/2008 tarihli ihtarname ile güvenlik problemleri bulunduğu, kredi niyet mektuplarının B grubu hissedarlar tarafından kabul edilmediğinden şartın gerçekleşmiş sayılacağı bildirilmiş,

-02/12/2008 tarihli ihtarnamede tüm paydaşların eşit oldukları, protokol ve ek protokoldeki finans bulmaya ilişkin hükümlerin hukuken geçersiz olduğu, aksi kabulde dahi kredi niyet mektuplarının B grubu hissedarlar tarafından kabul edilmediğinden şartın gerçekleşmiş sayılacağı, gerekli finansmanın ...'in yetkili organlarınca bankalardan kredi temini ya da genel kurul kararıyla sermaye artırımına gidilmesi ya da paydaşların günün şartlarına uygun faiz oranlarıyla şirkete borç vermeleriyle temininin gerektiği, güvenlik problemi olduğu bildirilmiş,

-25/12/2008 tarihli ihtarname ile hisse devirlerinin kredi bulma koşuluna bağlı gerçekleştirildiğinin kabul edilmesi halinde dahi davalıların gayretiyle alınan kredi niyet mektuplarının B grubu paydaşlar tarafından onaylanmadığını, davalılar açısından koşulun yerine getirilmiş sayılacağını, B grubu paydaşların aynen ifa talebinin yerinde olmadığını, EPDK'ya yazılan yazılar, ilerleme raporları, valilikle yapılan protokollerin ... HES için inşaatın başlanılmamasında fiili imkansızlığı açıkça ortaya koyduğunu, karakol yapım işinin A grubu hissedarlar tarafından üstlenilmediğini, başka bir taşeron firmaya verildiğini bildirmiş,

-14/01/2009 tarihli ihtarnamede tüm paydaşların eşit oldukları, protokol ve ek protokoldeki finans bulmaya ilişkin hükümlerin hukuken geçersiz olduğu, aksi kabulde dahi kredi niyet mektuplarının B grubu hissedarlar tarafından kabul edilmediğinden şartın gerçekleşmiş sayılacağı, gerekli finansmanın ...'in yetkili organlarınca bankalardan kredi temini ya da genel kurul kararıyla sermaye artırımına gidilmesi ya da paydaşların günün şartlarına uygun faiz oranlarıyla şirkete borç vermeleriyle temininin gerektiği, yükümlülükleri olmamasına rağmen uzun vadeli yatırım kredisi bulunabilmesi için çaba gösterdikleri bildirilmiş,

-20/02/2009 tarihli ihtarnamede, tüm paydaşların eşit oldukları, protokol ve ek protokoldeki finans bulmaya ilişkin hükümlerin hukuken geçersiz olduğu, aksi kabulde dahi kredi niyet mektuplarının B grubu hissedarlar tarafından kabul edilmediğinden şartın gerçekleşmiş sayılacağı, gerekli finansmanın ...'in yetkili organlarınca bankalardan kredi temini ya da genel kurul kararıyla sermaye artırımına gidilmesi ya da paydaşların günün şartlarına uygun faiz oranlarıyla şirkete borç vermeleriyle temininin gerektiği bildirilmiş,

-18/03/2009 tarihli ihtarname ile, ... ve ... HES için alınan kredi niyet mektupları B grubu hissedarlar tarafından onaylanmadığından davalıların herhangi bir finans bulma yükümlülükleri bulunmadığı bildirilmiş,

-31/03/2009 ve 13/04/2009 tarihli ihtarnamelerde protokol ve ek protokolde kredi temin sözleşmesinin asli unsurlarının bulunmadığı, tarafların bu boşluğu anlaşarak doldurmadıkları sürece protokolün bu hükmünün nispi butlanla batıl olduğu, davalıların temerrüte düşmediği, iyi niyetle temin edilen kredi niyet mektuplarının davacılar tarafından kabul edilmediği, kredi niyet mektuplarındaki bölünme ön koşulunu kabul etmedikleri bildirilmiştir.

... A.Ş. tarafından EPDK'ya gönderilen 05/04/2007 tarihli yazı ile, ... HES için bölgedeki güvenlik sorunlarından da söz edilmek suretiyle inşaat öncesi hazırlık döneminin 29/08/2007 tarihine ötelenmesi talep edilmiş, 05/10/2006 tarihli yazı ile de, ... HES için bölgedeki güvenlik sorunlarından da söz edilmek suretiyle inşaat öncesi hazırlık döneminin 15/05/2007 tarihine ötelenmesi talep edilmiştir.

... A.Ş. tarafından ... HES'e ilişkin düzenlenen ilerleme raporlarından,

-Nisan 2007 dönemine ilişkin ilerleme raporunda, darboğazlar bölümünde projenin güvenli olmayan bir bölgede gerçekleştirildiği, arazide çalışan elamanların can güvenliğinin sağlanmasının birinci öncelik olduğu, şirket bünyesinde özel güvenlik teşkilatı kurulduğu, valilikten alınan izne göre ... şantiye binalarının içinde bulunduğu tel örgüyle sınırlanmış alanda koruma görevi yaptığı, ilgili valilikler ve jandarma komutanlıklarınca az sayıda elemanın büyük bir araziye dağılarak çalışmaları sırasında can güvenliğini sağlamak üzere yeterli önlemi almanın her zaman mümkün olmadığı, ilgili valilik ve jandarma komutanlıklarının arazide çalışmanın güvenlik yönünden uygun olmadığı, araziye çıkılmasının sakıncalı olacağı konusunda yazılı ve sözlü uyarılarda bulundukları, son olarak Tunceli Valiliğinin 29/08/2006 tarihinde ... ve ... barajları arazi çalışmalarında koruma amacıyla personel ve araç tahsisi yapılamayacağı, risksiz olarak arazide çalışmanın mümkün olabileceği bir tarih verilemeyeceğinin bildirildiği, mevcut özel güvenlik personelinin arazide harita alımı, kamulaştırma, yüzeysel jeoloji arazi çalışmaları ve temel sondaj yapımı faaliyetlerinde çalışan personelin can güvenliğinin sağlanmasında görevlendirilmesinin kanunen mümkün olmadığı, güvenlik nedeniyle ikinci aşama sondajlara başlanamadığı belirtilmiş,

-Eylül 2007, Haziran 2008 ve Eylül 2008 dönemine ilişkin ilerleme raporlarında, nisan 2007 dönemine ilişkin ilerleme raporundaki hususlar tekrarlandıktan sonra arazide çalışmanın çalışanların güvenliği yönünden sakıncalı olmayabileceği yetkili makamlarca bildirildikten sonra Ağustos 2007'de temel ve malzeme araştırmaları ek etütlerine başlanabildiği belirtilmiştir.

... A.Ş. tarafından ... HES'e ilişkin düzenlenen Mayıs 2008 dönemine ilişkin ilerleme raporunda, mevcut özel güvenlik personelinin arazide harita alımı, kamulaştırma, yüzeysel jeoloji arazi çalışmaları ve temel sondaj yapımı faaliyetlerinde çalışan personelin can güvenliğinin sağlanmasında görevlendirilmesinin kanunen mümkün olmadığı, diğer taraftan Tunceli İl Jandarma Komutanlığından alınan 11/06/2007 tarihli yazıda ... barajı ve HES inşaatının yapılacağı bölgenin terörist grupların varlığı nedeniyle emniyet açısından kritik olduğu, burada yapılacak çalışmalarda, terör örgütü mensuplarınca araç yakalama, tuzaklama ve mayınlama türü eylemlerde bulunabileceği değerlendirmesi yapılarak sorumluluk bölgelerinde emniyet, asayiş görevleri ve terörle mücadele kapsamında devam eden yoğun operasyonlar nedeniyle ... barajının güvenliğinin alınamayacağını, çalışmalara sonbaharda başlanmasının uygun olacağının bildirildiğini, ancak sonbaharda da bu bölgede operasyonlar yoğunlaşınca çalışmaların tekrar durdurulduğunu, arazide etüt çalışmalarına devam edebilmek için Tunceli ve Elazığ valiliklerinden ancak mart 2008 ayında izin alındığını ve etütlerin tamamlandığını, ... barajı inşaatı çalışmalarının güvenli bir ortamda yapılabilmesi için gerekli ihtiyaçların karşılanmasına dair protokol metninde karakol tesisleri ve fiziki emniyet tedbirlerinin eksiksiz tamamlanması ve birliklerin yerinde konuşlandırılmasıyla bölgenin güvenliğinin tam olarak sağlanabileceği, aksi takdirde ... barajı bölgesinde etüt çalışmaları hariç iş makineleriyle ve işçilerle çalışma yaptırılmasına kesinlikle müsaade edilmeyeceğine dair hüküm bulunduğu belirtilmiştir.

EPDK tarafından ... A.Ş'ye gönderilen 13/05/2009 tarihli yazılar ile, ... HES tesis tamamlanma süresinin lisans yürürlük tarihinden itibaren 78 ay ve tesis tamamlanma tarihinin 02/12/2011 olarak, ... HES tesis tamamlanma süresinin lisans yürürlük tarihinden itibaren 72 ay ve tesis tamamlanma tarihinin 22/09/2011 olarak derç edilmesinin uygun bulunduğu bildirilmiştir.

... A.Ş. yönetim kurulunun 25/09/2006 tarihli ... HES'e ilişkin yönetim kurulu kararında, ister banka ister öz kaynaklardan olsun, ...'e alınacak kredinin faizi her türlü masraf toplam libor + %3,2'yi geçmemek kaydıyla kredi teminini B grubu hissedarların muvafakat ettiği bildirilmiştir.

Dava tarihinden sonra dava dışı ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında dava dışı ... A.Ş.'nin müteselsil kefil olduğu 08/06/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmede ... HES için 205.000.000,00 Usd, ... HES için 210.000.000,00 Usd yatırım, 30.000.000,00 Usd işletme sermayesi nakit kredi taahhüt edildiği, kefalet limitinin 830.000.000,00 Usd olduğu, borçlu uhtesindeki ... HES'in bölünme haricinde kredi temsilcisinin muvafakati olmadan bölünme veya birleşme işlemine dahil olmayacağı hükme bağlanmıştır.

EPDK tarafından ... A.Ş.'ye gönderilen 17/09/2010 tarihli yazı ile, ... HES üretim tesisi tamamlanma tarihinin 02/12/2011 olduğu, süresi içinde tamamlanmazsa ilgili lisansın iptal edileceği belirtilerek gerekli hassasiyetin gösterilmesi istenmiştir.

EPDK'ya yazılan müzekkereye verilen 29/06/2016 tarihli cevapta, ... HES'in 14/11/2013, ... HES'in 18/02/2015 tarihinde işletmeye girdiği bildirilmiştir.

EPİAŞ'a yazılan müzekkereye verilen 31/08/2016 tarihli cevapta, ... A.Ş'nin üretim portföyünde yer alan ... ve ... HES'in HES santrallerinin mevcut durumda YEKDEM kapsamında faaliyet gösterdiği, her iki santralin üretimlerinin 7,3 cent/kwh birim fiyatı üzerinden işlem gördüğü, her iki santralin ürettiği elektriğin satışında ödemelerin Usd cinsinden belirlenen fiyatının satış günündeki kur ile çarpılması sonucunda TL cinsinden yapıldığı belirtilmiştir.

Davacı vekilince sunulan ve iki kişilik hukukçu tarafından hazırlanan 10/02/2010 tarihli hukuki mütalaada, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesindeki ilişkinin adi ortak niteliğinde bir iç ortaklık ilişkisi olduğu, davalıların hisse devir sözleşmeleriyle üstlendikleri kredi temin etme yükümlülüğünü açık ve net biçimde hisse devir protokollerinden kaynaklandığı, kredi temin etme yükümünün nitelik olarak yan yüküm niteliğinde olduğu, fonksiyon itibarıyla da ifaya yardımcı yan yüküm olduğu, ifaya yardımcı nitelikteki yan yükümlerin sözleşmenin tipini belirleyen asli edimin borç programına sözleşmenin amacına uygun olarak tam ve doğru bir şekilde ifasına hizmet ettiği, davalıların kredi temin etme yükümünü, üyesi oldukları ... A.Ş. yönetim kurulu toplantı çağrısı ve ihtarlara rağmen yerine getirmedikleri, davalıların bu suretle ... ve ... barajlarının gerçekleştirilmesine engel olduğu, davacıları zarara uğrattıkları, davalıların müteselsil olarak sorumlu bulundukları yönünde kanaat bildirilmiştir.

Davalılar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 3 kişilik hukukçu heyeti tarafından düzenlenen bila tarihli uzman görüşünde, kredi niyet mektubu alınan kredinin temin edilebilmesinin ancak söz konusu sözleşmelerin imzalanmasıyla mümkün olduğu, davalıların şirket adına bu yetkiyi kullanmalarının mümkün bulunmadığı, kredi niyet mektubunun sunulmasıyla edim yükümlülüğünün davacı tarafa geçtiği, davalılar yönünden hukuki imkansızlık bulunduğu, kredi mektubunu davacılar imzalarsa ancak bu durumda kredi prosedürünün işlemeye başlayacağı, davacıların ise kredi niyet mektubunu imzalamadıkları, kredi niyet mektuplarında kredi kullandırma taahhüdü sayılmayacağına dair hükümler konulmuş olsa da bu ifadelerin olası bir beklenmeyen hal karşısında bankaların kredi vermekten kaçınabilmesine imkan sağlayan prosedürlü bir ifade olduğu, kredi temini açısından davalıların üzerine düşen görevi yerine getirdikleri, ek protokolde bir vadenin bulunmadığı, çünkü protokol tarihinde ... ve ... HES projelerinin üretim lisanslarının alınmadığı, davacıların kredi niyet mektuplarını kabul etmeyerek alacaklı temerrütünü düştükleri, bu nedenle bu durumun borçlu temerrütünü engelleyeceği, ilgili projelerin ÇED raporunun 15/11/2006 tarihinde alınabildiği, uzun süre kamulaştırmaların yapılmadığı, tamamlanmadığı, orman izinleriyle sair izinlerin alınmadığı, güvenlik nedeniyle sondaj ve etütlerin yapılmadığı, kesin projelerin yapılmadığı belirtilerek dava dışı şirketin süre uzatım talebinde bulunduğu, açık ifa imkansızlığının varlığının kabul edilmesi gerektiği, bu sürede davalıların temerrütünden bahsedilemeyeceği, zarar talebinin 30/07/2005-08/06/2011 tarihlerine ilişkin olduğu, ... ve ... HES'in 2016 yılına kadar satışlarının ... aracılığıyla yaptığı, satış bedelinin TL cinsinden olması gerektiği, davacının asıl dava ile seçimlik hakkını TL olarak kullandığı, protokolün 7. maddesi gereğince davalıların herhangi bir yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde davacının sadece devrettiği hisselerin iadesini isteyebileceği, davacıların hisselerin iadesi dışında başka seçimlik hakkının bulunmadığı, kredinin temin edilmesinden ve borcun sona ermesinden çok sonraki bir tarihte akdin feshi sonuçlarını doğuracak bir şekilde hisselerin iadesinin talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığı, davanın 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu tespit edilmiştir.

Davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan mali müşavir tarafından hazırlanan 26/01/2021 tarihli uzman görüşünde, ek protokol tarihinden itibaren davalıların 3 aylık ifa sürelerinin sona erdiği 30/07/2005 tarihinden kredi sözleşme tarihi olan 08/06/2011 tarihine kadar olan 70 ay 10 gün için ... ve ... HES'in net gelirinin 513.521.084,00 TL (359.386.116,00 Usd) olduğu, 30/07/2005 tarihinden kredi niyet mektubunun düzenlendiği 17/03/2009 tarihine kadar 43 ay 19 gün için toplam net gelirin 279.099.545,00 TL (206.268.515,00 Usd) olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.

Yargılama aşamasında enerji uzmanı bilirkişiden alınan 15/09/2014 tarihli raporda, kredi niyet mektupları borcun ifası anlamına gelmiyorsa kredinin bulunması gereken 30/07/2005 tarihinden kredi sözleşmesinin imza tarihi olan 08/06/2011 tarihine kadar 70 ay 10 gün için gecikmeden doğan maliyet hesabının yapıldığı, toplam 572.020.266,00 TL (400.317.423,00 Usd) maliyet oluştuğu, kredi niyet mektupları borcun ifası anlamına gelirse kredi bulunması gereken 30/07/2005 tarihinden kredi niyet mektubunun düzenlendiği 17/03/2009 tarihine kadar olan süre için 43 ay 19 gün gecikmeden doğan maliyetin toplam 311.666.035,00 TL (230.307.629,00 Usd) olduğu tespit edilmiştir.

Alınan birinci bilirkişi heyeti kök raporunda, ... ve ... HES'in inşa edileceği bölgedeki güvenlik sorunlarının bu dava bakımından tartışılmasına gerek olmadığı, dava konusu ihtilafın kredi niyet mektubu temininin davalıların kredi temin yükümlülüklerini yerine getirmiş sayılmalarına yetip yetmeyeceği hususunda olduğu, davacıların davalılarca temin edilen kredi teklif veya niyet mektuplarının kredi temin etmek anlamına gelmediği iddiasının yerinde olmadığı, yüksek tutarlı bir bedele ilişkin olarak kredi teklif veya niyet mektuplarının alınmasının kredi açılması sürecinin çok önemli bir aşaması olduğu, bundan sonraki aşamanın sadece kredinin verilmesi için gereken bazı işlemlerin tamamlanması alacağı, bu yüzden davalıların kredi niyet veya teklif mektuplarının temin ile kredi temin etme yükümlülüğünü ifa için en azından başlangıçta üzerlerine düşeni yaptıklarını kabul etmeleri gerekeceği, inşaatı tamamlanan ... HES projesinin bölünmesinin bazı kredi niyet mektuplarında aranmasına rağmen bunun yerine getirilmediği, bu hususta 22/12/2006 ve 08/09/2008 tarihli yönetim kurulu toplantılarında oy birliğiyle karar alındığı halde, bu kararların gereğinin yapılmadığı davalıların kredi niyet mektuplarını temin etmek suretiyle kredi temin etme yükümlülüğünü yerine getirdiği, protokolün davalıların ... A.Ş. lehine kredi temin etme yükümlülüğüyle ilgili maddelerinin eksik üçüncü şahıs yararına sözleşme mahiyetinde olduğu sonucuna varıldığı, kredi niyet mektubundaki sürecin ... A.Ş. Yönetim kurulu kararıyla yürütülmesi gerektiği, çünkü krediyi kullanacak olanın taraflar değil ... A.Ş. olduğu, barajların inşa edilip vaktinde faaliyete geçmemesinin temin edilemeyen kredilerle ilgili olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

İtiraz üzerine bankacı bilirkişi heyete ilave edilmek suretiyle bankacı bilirkişiden alınan ek raporda, bilirkişi kurulunun diğer üyelerinden farklı olarak raporda tüm itirazların değerlendirilmesine gerek olmadığı düşüncesinde olduğundan ayrı rapor düzenlediğini, davalıların kredi niyet mektuplarını elde etmek suretiyle protokolle kendilerine düşen görevi yaptıkları, ancak tarafların bir araya gelerek krediyi kullanmadıkları, kusurun bu noktada her iki tarafa ait olduğu, ... A.Ş.'nin ... A.Ş'den bölünme yoluyla ayrılmasının ancak 14/07/2011 tarihinde gerçekleştirildiği, kredi temininde gecikme varsa bunda bizzat davacıların da kusurlarının bulunduğu, ilerleme raporlarında güvenlik sorunlarına işaret edildiğinden bahsedildiği, öz kaynaklarla yapılması elzem bulunan işler dışındaki hangi işlerde gecikme olduğunun, bu gecikmeye bağlı olarak zarar oluştuğunun davacılar tarafından tevsik edilmesi gerektiği, davalıların kredi temin etme borcunu yerine getirmedikleri iddiasına rağmen davacıların sözleşmenin 7. maddesindeki yaptırımı uygulamadıkları, davacıların zarar iddialarını tevsik edemedikleri, aksi kanaat halinde keyfiyetin EPDK uzmanları tarafından incelenmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Birinci bilirkişi heyetine ilave edilen bankacı dışındaki bilirkişi heyetinden alınan ek raporda, kök rapordaki niyet mektubuyla ilgili değerlendirmelerin bankacı bilirkişi uzmanlık alanında olması sebebiyle teknik bilirkişi görüşü olarak yer aldığı, mahkemece davacının zarara uğradığı, zarardan davalıların sorumlu olduğu kanaati oluşursa, bu zararın enerji piyasa alanında bir uzman tarafından hesaplanmasının uygun olacağı bildirilmiştir.

İkinci bilirkişi heyetinden alınan kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporlarda, ... A.Ş. yetkili organlarının alacağı karar veya finansman temin edilmemesinden doğacak zararın şirkete ödenmesini sorumluluk esasları dairesinde şirket ortakları tarafından istenebilmesinin mümkün ve gerekli olduğu, dava ifa ve gecikme tazminatı istemli bir dava ise ifanın yapılması gereken şirket tarafından istenebileceği, ancak sözleşmenin taraflarının talepte bulunmuş olduğu sözleşme taraflarının ifa olmaması halinde isteyebilecekleri tek şeyin senetlerin iadesi olduğu, bunun dışında kendileri adına müspet zarara dönük olarak talepte bulunmalarının mümkün bulunmadığı, davalının kredi bulma ve finansmanla ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiği, ifa yükümlülüğünün ihlali ve temerrütünün söz konusu olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

Üçüncü bilirkişi heyetinden alınan kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporda, davalıların protokol ve ek protokoldeki hükümleri süresinde yerine getirmedikleri, davalılar tarafından hazırlatılan kredi niyet mektuplarının kredi bulma yönünde bir girişim olduğu, edimin ifası için yeterli bulunmadığı, protokole göre niyet mektubu temini değil, B grubu hisse sahipleri adına verilecek olan teminatların tedarikinde ve projeler için gerekli finansmanın kredi ya da öz kaynakla sağlanması hususlarının A grubu hisse sahibi olan davalıların sorumluluğunda bulunduğu, davalıların protokolün 4.1 ve 4.3 maddesi uyarınca devraldıkları %50 hisse karşılığında hisselerin nominal bedelleri yanında finansman ve kredi sağlama, B grubu pay sahiplerinin payına düşecek olan öz sermayenin tamamlanması yükümlülüğü altına girdikleri protokol gereği gerekli teminatların devralan davalılar tarafından verileceği, projenin tamamlanması için gerek duyulan finansmanın piyasa koşullarında devralan davalılar tarafından bulunacağı veya sağlanacağı, devreden veya B grubu pay sahiplerinin finansman sağlanmasına dair sorumluluklarının bulunmadığı, kredinin bulunması gereken tarihin 30/04/2005 tarihli protokolden itibaren 3 ayın sonu olan 30/07/2005 tarihinden kredi sözleşmesinin imzalandığı 18/06/2011 tarihine kadar süre için (70 ay 10 gün) gecikmeden doğan maliyet hesabının yapıldığı, buna göre davacıların davalılardan 400.317.423,00 Usd (572.020.266,00 TL) talep edebileceği tespit edilmiştir.

Dördüncü bilirkişi heyetinden alınan kök raporda, ek protokolün birinci maddesi karşısında davalıların çeşitli bankalardan kredi niyet mektupları temin ettikleri, kredi niyet mektuplarının davalılar yetkilisine hitaben kaleme alındığı, davalıların bu mektupları davacılara bildirildiğini ispatlamak istedikleri dikkate alındığında davalıların ... ve ... HES projelerinin gerçekleştirilmesi için finansman ve kredi temin yükümlülüğü bulunduğu, davacıların tamamının hisse devir sözleşmesinden önce veya sonra hisse sahibi oldukları, davacıların taraf oldukları protokol ve ek protokol kapsamındaki taleplerini ileri sürdükleri davada taraf sıfatlarının bulunduğu, borca aykırılık nedeniyle talep edilebilecek bir tazminatın bulunması durumunda tazminatın davacı hissedarlara değil şirkete ödenmesinin talep edilebileceği, A grubu hissedarların taraflar arasındaki protokole uygun krediyi temin etmeleri akabinde şirketin kredi sözleşmesinin bankalarca talep edilen dokümanları, anlaşmaları imzalaması gerektiği, davalıların ... ve ... HES projelerine ilişkin kredi temini konusunun görüşüldüğü toplantılardan yalnızca konunun kredi temini olmayıp, ... HES'in şirketten ayrılması olan, ancak aslında kredi temin edilmesi için bankalarca ileri sürülen şartın yerine getirilmesi amaçlanan toplantıya katılıp, karara imza attıkları, bunun dışında davalıların kredi temin yükümlülüğünün doğrudan davalılar üzerinde olduğuna ilişkin kayıt içeren ve kredi teminine ilişkin işlemlere yönelik değerlendirme yapılmasını öngören toplantılara katılmadıkları, ... ve ... HES projeleri için taraflar arasında imzalanan ek protokolde finansman ve kredi temin yükümlülüğüne ilişkin ayrıca bir süre veya kesin bir vade belirlenmediği, kesin vade olmadığından borçlunun ancak alacaklının ihtarıyla temerrüte düştüğü, asıl davada davacıların temerrüt faiz başlangıcını kendileri tarafından davalılara gönderilen ihtarname tarihi olan 30/11/2008 olarak belirttikleri, 05/11/2008 tarihli ve 14/11/2008 tarihli ihtarlarla proje kredi temini için 30 gün süre verildiği, 10/02/2009 tarihli ihtarla ile 3 ay süre verildiği, ihtarın tebliğ şerhinin bulunmadığı, davalıların ihtarnameye 19/02/2009 tarihinde cevap verdiği, bu tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği, buna göre 19/05/2009 tarihinde davalılara verilen sürenin dolduğu, ilerleme raporlarında bölgede güvenlik sorunu olduğunun belirtildiği, mart 2008 itibarıyla etüt çalışmalarına başlanıldığı, güvenlik problemi nedeniyle etüt çalışmalarının yapılmaması belirli bir müddet kredi temin borcunun yerine getirilmesine engel olmuşsa da davalılar tarafından 12/06/2008 tarihinde güvenlik sorununu ileri sürmeksizin ilk kredi niyet mektubunu aldıkları, bu tarih itibarıyla artık güvenlik sorunundan kaynaklanan gecikmenin ileri sürülemeyeceği, davacıların davalılara 10/02/2009 tarihli ihtarla verdikleri 3 aylık süre dolmadan asıl davayı açtıkları, davacıların henüz süre dolmadan asıl davayla tazminat istedikleri, kredi temin borcunun ifa edilmesinden, davacıların ifayı çekincesiz olarak kabul etmelerinden sonra birleşen davayı açtıkları gözetildiğinde davalıların zarar talep haklarının olmadığı, mahkemece davalıların ifaya ilişkin borçlarını sürenin son günü olan 20/05/2009 tarihinde de yerine getirmediklerinin kabul edilmesi halinde temerrütün bu tarihte gerçekleşeceği, ... HES'in tamamlanma tarihinin 02/12/2013 olduğu, tesisin 12/12/2013 tarihinde işletmeye girdiği, ... HES'in tamamlanma tarihinin 22/12/2013 olduğu, tesisin 13/03/2015 tarihinde işletmeye girdiği, ... ve ... HES'in yapımı için finansman sağlama yükümlülüğünün davalılar tarafından 70 ay 10 gün sonra yerine getirilmesinden dolayı zarar oluştuğunun kabul edilmesi halinde bu zarara ilişkin hesabı söz konusu HES'leri gecikme süresi içerisinde faaliyet gösteriyormuş gibi kabul ederek emsal bir HES'in üretim miktarı ve satış tutarından hareketle yapmanın gerçekçi olmayacağı, HES inşaatlarının tamamlanarak işletmeye açılması sürecinde, finansman temininin yanı sıra HES'lerin Çevresel Etki Değerlendirmelerine ve taşınmaz kamulaştırmalarına ve yapımına ilişkin süreçlerde yaşanabilecek aksaklıklar ve bu konularla ilgili açılabilecek davalarda verilecek yargı kararları ile sair sebeplerin de etkili olduğu, hesaplamadaki üretim miktarı ve tutarı yönüyle enerji uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan rapordaki görüşe iştirak edilmekle birlikte, HES'lerin faaliyette olmadıkları döneme ilişkin elektrik üretim miktarı ve tutarı konusunda yapılacak hesaplamanın, kredi bulma sürecindeki gecikmeden kaynaklı zarar miktarı konusunda değerlendirme yapmaya imkan vermeyeceğinin düşünüldüğü, davacıların ihtarname ile davalılara tanımış oldukları 'süreyi beklemeksizin asıl davayı, kredi temin yükümlülüğünün gerçekleşmesinden sonra birleşen davayı açmış olmaları nedeniyle, temerrüde bağlı olarak kullanabilecekleri zararların tazmini haklarını kullanmaları için gerekli şartların mevcut olmadığı, mahkemece, söz konusu HES tesislerinin yapılmasında ve elektrik üretimine başlanmasında kredi temininden kaynaklı bir gecikme olduğu ve bu nedenle davacıların zararının doğduğu düşünülecek ise; bölgedeki güvenlik sorununun 22/12/2008 tarihinde Valilik tarafından belirtildiği üzere ortadan kalktığı hususu, işin gerçekleşmesine ilişkin aksaklıklardan söz edilen yönetim kurulu kararları ve HES'lerle ilgili açılmış davalar dikkate alındığında temerrüt bulunduğu kanaati oluşursa, yoksun kalınan kârdan kaynaklı bir zarardan söz edilebileceği, ancak ... ve ... HES'lerin kredi temininden kaynaklı eksik enerji üretimi tutarı hesabının, enerji üretimi gerçekleşmiş olsaydı bunun ... Elektrik Üretim AŞ'ye getirisinin tüm maliyet unsurlarından arındırıldıktan sonra belirlenecek kâr miktarına göre yapılabileceğinin değerlendirildiği, 70 ay 10 günlük süre için ... ve ... HES'lerin elektrik üretim miktarı toplamının 4.207.941 kwh olarak düşünülebileceği ve bu üretimin o döneme ilişkin satış tutarının ise 572.020.266 TL (400.317.423 USD) olabileceğinin değerlendirildiği, 30/04/2005 tarihli ek protokol hükümleri çerçevesinde davalıların finansman ve kredi temin yükümlülüğü bulunduğu, ... ve ... HES Projeleri için 08/06/2011 tarihinde kredi sözleşmesi yapılarak kredi temin edilmiş olduğundan davacının asıl davadaki projelerin gerçekleştirilmesi için gerekli kredinin tespiti talebinin konusuz kaldığı, davacıların işbu davada ileri sürdükleri 100.000,00 TL ve ıslah ile talep ettikleri 400.000,00 TL tazminatın davalılar tarafından kendilerine ödenmesini isteyemeyecekleri, bu hususta üçüncü kişi yararına sözleşme hükümlerinin geçerli olacağı, davacıların talepte haklı olabileceği gecikmeden doğan tazminat olsa dahi bu tazminatın dava dışı ... Elektrik Üretim AŞ'ye ödenmesini talep edebilecekleri, bu bakımdan davacıların asıl davaya ilişkin taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı, birleşen davada davacılar, 30/11/2004 tarihli protokolün 7. maddesi kapsamında hisse devri işleminin iptaline karar verilmesini talep ettikleri, davalıların asıl protokolde belirlenen kredi temin borcunu yerine getirdiğine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı, 08/06/2011 tarihli kredi sözleşmesinin kredi verenler ... ilgili şubeleri ile borçlu ... AŞ, kefil ... San. ve Tic. arasında imzalanması ile kredi temin borcunu yerine getirdikleri, davacılar tarafından da ifanın kabul edilmiş olduğu, bu nedenle davacıların hisse devri işleminin iptaline ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı, aksi kanaate varılması halinde ise, hisselerin nominal bedel üzerinden devrinin mümkün olmadığı, hisselerin gerçek değerlerinin belirlenmesi gerekeceği, davacıların, birleşen davadaki hisse devrine ilişkin taleplerinin kabul edilmemesi halinde bilirkişi ayrık raporunda hesaplanmış olan 340.000.000 USD kısmının temerrüt tarihi olan 30/07/2005 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, davacılar ile davalılar arasında üçüncü kişi yararına sözleşme imzalanmış olduğu düşünüldüğünden davacıların kendi adlarına herhangi bir zarar ödenmesini dava edemeyecekleri, davacıların ihtarname ile davalılara tanımış oldukları süreyi beklemeksizin asıl davayı, kredi temin yükümlülüğünün gerçekleşmesinden sonra birleşen davayı açmış olmaları nedeniyle temerrüde bağlı olarak kullanabilecekleri zararların tazmini haklarını kullanmaları için gerekli şartların mevcut olmadığı, mahkemece, davacıların zararının doğduğu düşünülecek ise, bölgedeki güvenlik sorununun 22/12/2008 tarihinde Valilik tarafından belirtildiği üzere ortadan kalktığı hususu, işin gerçekleşmesine ilişkin aksaklıklardan söz edilen yönetim kurulu kararları ve HES'lerle ilgili açılmış davalar dikkate alındığında temerrüt bulunduğu kanaati oluşursa, yoksun kalınan kârdan kaynaklı bir zarardan söz edilebileceği, ancak ... ve ... HES'lerin kredi temininden kaynaklı eksik enerji üretimi tutarı hesabının, enerji üretimi gerçekleşmiş olsaydı bunun ... Elektrik Üretim AŞ'ye getirisi tüm maliyet unsurlarından arındırıldıktan sonra belirlenecek kâr miktarına göre yapılabileceğinin değerlendirildiği, 70 ay 10 gün için ... ve ... HES'in ürettiği elektriğin satış tutarının 572.020.266 TL (400.317.423 USD) olabileceği, ancak maliyet unsurlarının satış tutarından indirilmesi gerekeceği, mahkemece, gecikme nedeniyle zarar meydana geldiğinin, zararın davalıların kredi temin yükümlülüklerini yerine getirmekte temerrüde düşmelerinden kaynaklandığının ve davacıların temerrüde düşülen dönem için zarar talep etmekte haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, 30/07/2005 - 08/06/2011 tarihlerini kapsayan dönemde (70 ay 10 gün)... ve ... HES'lerin toplam 4.207.941 mwh kadar elektrik enerjisi üretebileceği varsayımından hareketle değerlendirme yapılmasının mahkemenin takdirinde olacağı yönünde kanaat bildirilmiştir.

Dördüncü bilirkişi heyetinden alınan birinci ek raporda kök rapordaki görüşlerinde bazı hususlarda değişiklik olduğu, davacıların kredi temini için davalılara ihtar ile verdikleri süre dolmadan asıl dava ile tazminat taleplerinin ileri sürdükleri, kredi temin borcunun ifa edilmesinden, davacıların ifayı çekincesiz olarak kabul etmelerinden sonra birleşen davayı açtıkları gözetildiğinde davacıların zarar taleplerinin haklı olmadığı, EPDK lisansı esas alındığında tesisin tamamlanma süresinin 64 ay, 02/06/2005 tarihine 64 ay eklendiğinde tesisin tamamlanma süresinin 02/10/2010 olması gerektiği kredi sözleşmesinin ise 08/06/2011 tarihinde imzalandığı, 249 gün gecikme bulunduğu, bu dönemde ... ve ... HES'te toplam 268.955,73 mwh elektrik üretilebileceği 29.168.079,00 TL satış tutarı elde edilebileceği, 6.758.954,00 TL işletme gideri indirildiğinde 22.409.125,00 TL zarar talep edilebileceği, zararın ... A.Ş'ye verilebileceği kredi niyet mektuplarında ... HES 'in ... A.Ş'den bölünme suretiyle ayrılması gerektiği koşulunun belirtildiği, davacıların buna uzun süre karşı çıktığı, 07/07/2011 tarihinde imzalanan kararla bölünmenin gerçekleştiği, kredi sözleşmesi 08/06/2011 ise de kredi tahsisi ve kullanılmasının bölünmeden sonra gerçekleştiği davacıların bölünme için gerekli edimleri yerine getirmediği, davalıların kredi temininde geciktiği, her iki tarafın da kusurlu olduğu, bu nedenle bölünmeye kadar geçen sürenin ifa süresine eklenmesi halinde davalıların bir gecikmesinden söz edilemeyeceği tespit edilmiştir.

Dördüncü bilirkişi heyetinden alınan ikinci ek rapor da davacıların davalılara ihtarla son kez verdikleri süre dolmadan asıl davanın açıldığı kredi temin borcunun ifa edilmesinden, davacıların ifayı çekincesiz olarak kabul etmesinden sonra birleşen davayı açtıklarında davacıların tazminat talep koşullarının oluşmadığı, aksi kanaat halinde ek protokolde kredi temin yükümlülüğüne ilişkin belli bir süre veya kesin bir vade belirlenmediği, yükümlülüğün vaktinde yerine getirilmemesinin müeyyidesinin bulunmadığını, davalıların ek protokoldeki ifa yükümlülüklerine yerine getirdiği, davacıların ise hazırlık ve iş birliği yükümlülüklerine zamanında yerine getirmediklerinden kredi teminindeki gecikmede davacıların da kusurlu olduğu, HES projelerinin gerçekleştirilmesindeki gecikmenin kredi temininin gecikmesinden kaynaklanmadığı, güvenlik, kamulaştırma, etüt, orman izinleri, projelendirme, ÇED raporları gibi nedenlerle ... HES'in 15/08/2008, ... HES'in 15/12/2008 tarihine kadar inşaat yapımına başlanmadığı, EPDK tarafından verilen süre uzatımlarıyla ... HES 15/12/2013 tarihinde tamamlanması gerekeceği, ... HES'in işletmeye alındığı tarihin 14/11/2013 olduğu, ... HES için bir gecikme olmadığı, ... HES için de benzer durumun söz konusu olduğu, kredi temininin gecikmesinin ... HES ve ... HES Projelerinin gecikmesinde etkili olmadığı düşünülmekle beraber mahkemece anılan projeler için güvenlik, kamulaştırma, etüt, orman izinleri, projelendirme, ÇED raporları gibi nedenler yanında davalı A Grubu hissedarların keşide edilen ihtarlarla temerrüde düşmüş olduklarını gözeterek kredi teminin de gecikmede etkili olduğu kanaatine varılması halinde, ... HES için 15/08/2008’de çalışmalara başlanılması ve 64 aylık yapım süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı, ... HES için ise 15/12/2008 tarihinde güvenlik birimlerince güvenliğin sağlandığının belirlenmesi sebebiyle 15/12/2008 tarihinden itibaren 72 ay yapım süresinin işletilmesi ile ... HES yapım süresinin 15/12/2013 tarihinde, ... HES'in yapım süresinin ise 15/12/2014 tarihinde tamamlanmış olmasının gerekeceği, buna göre, ... HES projesinin 14/11/2013 tarihinde ve ... HES 08/02/2015 tarihinde işletmeye alındığından, ... HES için bir gecikmenin olmadığı, ... HES için ise (15.12.2014 - 18.02.2015 dönemi) 2 ay 4 günlük bir gecikmenin olduğu, bu gecikme sebebiyle uğranılan kar kaybı tutarının 3.145,082 TL olarak hesaplandığı yönünde kanaat bildirilmiştir.

Dava dışı ... A.Ş.'nin asıl ve birleşen dava tarihindeki ortakları davalılar ile davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.)'dir.

Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulunun 02/04/2021 tarihli kararıyla dördüncü bilirkişi heyetindeki bilirkişilerin raporlarında hukuki niteleme ve değerlendirme yaptıkları gerekçesi ile uyarılmasına karar verilmiştir.

Asıl davada davacı yan, taraflar arasında akdedilen 30/04/2005 tarihli ek protokol uyarınca davalı yanın ... HES ve ... HES projeleri için dava dışı ... A.Ş.'ye finansman ve kredi temin etme yükümlülüğü bulunduğunu, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia etmiş, asıl davada davalı yan ise temin edilen kredi niyet mektuplarının davacı yan tarafından kabul edilmediğini, kredi niyet mektubundaki ... HES projesinin ... A.Ş.'den bölünme koşulunun gerçekleştirilmediğini, alacaklının temerrüdü nedeniyle borçlunun temerrütünün oluşmadığını savunmuştur.

Birleşen davada davacı yan davalının ek protokol kapsamında ... HES ve ... HES projeleri için finansman ve kredi temin etme yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, bu nedenle anılan projelerin geç tamamlandığını, enerji üretimi kaybı oluştuğunu, bu nedenle zarara uğradığını iddia etmiş, birleşen davada davalı yan ise alacaklının temerrütünün söz konusu olduğu durumda borçlunun temerrütünün oluşamayacağını, ... HES ve ... HES projelerinin gecikmesinin barajların inşa edileceği bölgedeki güvenlik sorunundan kaynaklandığını, zarardan sorumlu olmadığını savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davada davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, diğer davacılar tarafından açılan dava dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, diğer davacılar tarafından açılan davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında, ... HES projesinin gerçekleştirilmesi için 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolünün davacılar ..., ..., ..., ..., ... San. ve Tic. A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.), ... A.Ş., dava dışı ... A.Ş. ile davalılar arasında, ... HES ve ... HES projelerinin gerçekleştirilmesi için ise davacılar ..., ..., ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.), dava dışı ... A.Ş. ile davalılar arasında 30/04/2005 tarihli ek protokolün imzalandığı, ... HES projesinin tamamlanarak süresinde işletmeye alındığı, ... HES projesinin asıl dava tarihinden sonra, birleşen dava tarihinden önce 14/11/2013 tarihinde, ... HES projesinin asıl dava tarihinden sonra birleşen dava tarihinden önce 18/02/2005 tarihinde işletmeye alındığı, 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolü uyarınca ... A.Ş.'deki %50'ye tekabül eden A grubu hissedar olan davacılar ..., ..., ... ve ...'nın hisselerine davalılar ... A.Ş.'ye devrettiği, anılan devirler ile davalıların dava dışı şirkette A grubu hissedar oldukları, B grubu hissedarların ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. olduğu, asıl dava tarihinden sonra davalılar tarafından temin edilen 01/04/2010 tarihli kredi niyet mektubunun davacılar tarafından kabul edildiği, 08/06/2011 tarihinde ... A.Ş ile ... Bankası arasında 415.000.000,00 Usd yatırım, 30.000.000,00 Usd işletme sermayesi limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme tarihinden sonra 14/07/2011 tarihinde ... HES'in ... A.Ş.'den bölündüğü hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ...'in aktif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı, asıl dava konusuz kaldığından davadaki haklılık durumu, taraflar arasındaki ek protokolün 3. kişi yararına sözleşme niteliğinde olup olmadığı, ek protokolün tarafı olan davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin asıl davada aktif husumet ehliyetleri bulunup bulunmadığı, asıl davanın davalıların ... HES ve ... HES projesine finansman ve kredi temin etme yükümlülükleri bulunduğunun tespiti ve bu yükümlülük kapsamında olan bedelin tahsili talebiyle açıldığından asıl davanın ... A.Ş. tarafından açılması gerekip gerekmediği, birleşen davada davalıların ... A.Ş. bünyesinde yapılacak olan ... HES ve ... HES projesi için 30/04/2005 tarihli ek protokol kapsamında finansman ve kredi temin etme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, yükümlülükleri var ise bu yükümlülüğün hangi tarihe kadar yerine getirilmesi gerektiği, davalıların ek protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini geç ifa edip etmedikleri, davalıların ek protokoldeki edimlerini geç ifa etmeleri nedeniyle davacıların protokolden dönerek hisse devir işleminin iptalini, davalı A grubu hissedarlara ait hisselerin nominal bedeli depo ettirilerek hisselerin kendilerine iadesini talep edip edemeyecekleri, davalılar edimlerini geç ifa etmişlerse geç ifa nedeniyle ... HES ve ... HES projelerinin tamamlanmasında gecikme olup olmadığı, gecikme var ise bu gecikmenin mücbir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, mücbir sebepten kaynaklanmayıp geç ifadan kaynaklanan bir gecikme var ise bu gecikme nedeniyle ... A.Ş.'nin enerji üretim kaybı bulunup bulunmadığı, müspet zarar oluşup oluşmadığı, müspet zarar var ise davacıların bu zararın tazminini kendilerine mi yoksa şirkete mi yapılmasını isteyebilecekleri hususlarından kaynaklanmaktadır.

Davacılar vekilinin asıl ve birleşen davada davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi kararına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere ... HES projesinin gerçekleştirilmesi için 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolünün davacılar ..., ..., ..., ..., ... San. ve Tic. A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.), ... A.Ş., dava dışı ... A.Ş. ile davalılar arasında, ... HES ve ... HES projelerinin gerçekleştirilmesi için ise davacılar ..., ..., ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.), dava dışı ... A.Ş. ile davalılar arasında 30/04/2005 tarihli ek protokol imzalanmıştır.

Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan asıl davada davalıların ... HES ve ... HES projeleri için finansman ve kredi temin etme yükümlülüğü bulunduğunun tespiti, davalıların yükümlülüğü altında bulunan finansman ve kredi miktarının davalılardan tahsili talep edilmiştir. Birleşen davada ise davalıların ... HES ve ... HES projeleri için finansman ve kredi temin etme yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, bu nedenle anılan projelerde gecikme olduğu, projelerin tamamlanarak HES'lerin işletmeye alınma süresinin uzadığı, gecikilen sürede enerji kaybı oluştuğu ileri sürülerek uğranılan müspet zararın tazmini istenilmiştir.

Açıklanan bu durum karşısında asıl ve birleşen davada ... HES ve ... HES projeleri için finansman ve kredi temin yükümlülüğünü düzenleyen 30/04/2005 tarihli ek protokole dayanılmıştır. Anılan ek protokolde ise davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... taraf sıfatına sahip değildir.

Bu durumda asıl ve birleşen davada davacıların dayandığı 30/04/2005 tarihli ek protokolde davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ...'in imzasının bulunmadığı, açılan asıl ve birleşen davada aktif husumet ehliyetlerinin olmadığı gözetilerek mahkemece anılan davacılar hakkında açılan asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalılar vekilinin davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin asıl ve birleşen davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere asıl ve birleşen davaya dayanak 30/04/2005 tarihli ek protokol ... A.Ş.'nin A grubu hissedarı olan davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş., B grubu hissedar olan davacılar ..., ..., ... A.Ş. arasında akdedilmiştir. Anılan protokol ile ... A.Ş.'nin yürüttüğü ... HES ve ... HES projeleri için davalıların finansman ve kredi temin etme yükümlüklerinin koşulları düzenlenmiştir.

Burada ek protokolün üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Üçüncü kişi yararına sözleşme mülga 818 sayılı BK'nun 111. (6098 sayılı TBK'nun 129.) maddesinde düzenlenmiştir.

Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Üçüncü kişi yararına sözleşmeler de eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olmak üzere ikiye ayrılır. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul yetkisine sahip olup, buna karşılık ondan borcun ifasını isteme hakkına sahip değildir. Bu tür sözleşmelerden yalnız vaat ettiren lehine alacak hakkı doğar. Borcun üçüncü kişiye ifasını talep hakkı da vaat ettirene aittir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep yetkisine sahiptir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan borç da üçüncü kişiye ifa edilir. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa bu yetkinin vaat ettirene de tanınması gerekir. Ancak bu halde vaat ettiren ile üçüncü kişi, vaat edene karşı müteselsil alacaklı sıfatına sahip olmazlar. Zira burada üçüncü kişi veya vaat ettiren, borcun içlerinden birine değil, sadece üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilirler. Dolayısıyla gerek eksik gerekse tam üçüncü kişi yararına sözleşme olsun, borcun ancak üçüncü kişiye ifası istenebilir.

Bununla birlikte tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettiren bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebilir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, s:1150). Ancak somut uyuşmazlıkta davacının istemi, davalının dava konusu ek protokolde kararlaştırılan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle esasen zarara uğrayan üçüncü kişi ... A.Ş. olup, ortağı olması dolayısıyla uğradığı zarardır. Bir sermaye şirketi olan dava dışı ... A.Ş.'nin ortağı bulunan davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin ortaklık ilişkisi dolayısıyla uğradığı bu türden bir zararın tazmin edilmesini kendi adına talep etmesi, şirketler hukukunun açıklanan ilkeleri ile de bağdaşmaz. Bu türden bir tazminat önce anılan dava dışı şirkete ödenmelidir. Bir başka anlatımla, somut uyuşmazlıkta davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin dava konusu ek protokolün tam üçüncü kişi yararına sözleşme olduğunu, bu sözleşme dolayısıyla ortağı bulunduğu şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, ortaklık payları oranında ve kendi adına, vaad eden davalılardan tazminat talebinde bulunabilmeleri de mümkün değildir. Öte yandan, dava konusunun şirket borcu olması ve davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin bu borcu ödediğini kanıtlaması halinde ancak davalılardan ödedikleri miktarı isteyebileceği de kabul edilmelidir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/04/2016 tarih 2015/8658 Esas 2016/3866 Karar sayılı ilamı).

Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere ek protokol üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğindedir. Ek protokolde edimin ifasının sadece üçüncü kişi tarafından talep edebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda ek protokolde yer alan yükümlülüğün ... A.Ş.'ye ifa edilmesini, bu nedenle uğranılan zararın şirkete tazmin edilmesini talep hakkı vaat ettiren davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'ye de ait olacağından anılan davacıların asıl ve birleşen davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunduğu kabul edilmiştir.

Davalılar vekili ile davacılar vekilinin asıl davada davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan asıl dava hakkında verilen karara yönelik diğer istinaf itirazları incelendiğinde, anılan davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan asıl davada dava tarihinden sonra davalıların dava dışı bankalardan temin ettiği 01/04/2010 tarihli kredi niyet mektubunun dava dışı ... A.Ş. Yönetim kurulunca kabul edilmesi üzerine dava dışı bankalar ile ... A.Ş. arasında 08/11/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanarak dava dışı ... A.Ş.'ye ... HES ve ... HES projeleri için kredi tesis edilmiştir.

Asıl davada talep, davalıların 30/04/2005 tarihli ek protokol kapsamında ... HES ve ... HES projeleri için ... A.Ş.'ye finansman ve kredi temin yükümlülüğü bulunduğunu tespiti ve davalıların yükümlülüğünde olan finansman ve kredi bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Asıl dava tarihinden sonra dava dışı ... A.Ş.'ye kredi temin edildiğinden asıl dava konusuz kalmıştır.

Bu durumda mahkemece, konusuz kalan asıl davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Burada tartışılması gereken husus, konusuz kalan davada dava tarihi itibarıyla haklılık durumunun tespiti ve harç ile yargılama giderlerinin hangi taraf üzerinde bırakılması gerektiğidir.

Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan asıl davada aşamalarda davalıların 30/04/2005 tarihli ek protokol kapsamında ... HES ve ... HES projeleri için ... A.Ş.'ye finansman ve kredi temin etme yükümlülüklerini süresinde yerine getirmediği iddia edilmiştir. Anılan davacılar ile davalılar arasında akdedilen ek protokolün başlangıç kısmında ... A.Ş. tarafından ... HES, ... HES ve ... HES projelerinin gerçekleştirileceği, projelerin gerçekleştirilmesi amacıyla finansman ve sermayeye ihtiyaç duyulacağı, tarafların projelerin ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi ve dışarıdan sağlanacak finansman konulacak sermaye ve kredi kaynağının temin şartlarını düzenlemek üzere protokoldeki şartlarla anlaştıkları açıkça belirtilmiştir. Anılan ek protokolün finansman yan başlıklı 1.1. maddesinde de A grubu hissedar olan davalıların projelerin gerçekleşmesi için tüm finansmanın ... A.Ş. güvencelerine ilave olarak kendi gruplarının vereceği güvenceler ile temin edecekleri finansman veya ...'e koyacakları öz kaynaklar ile sağlayacakları hükme bağlanmıştır. Anılan hükümler karşısında davalıların ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilecek olan HES projeleri için finansman ve kredi temin yükümlülüğü bulunduğu sabittir.

Davalıların ek protokol ile yükümlülüklerinde bulunan finansman ve kredi temin etme yükümlülüğünün bir vadesinin olup olmadığı, belirli bir vade yok ise davalıların anılan yükümlülükleri kapsamında temerrüte düşüp düşmedikleri, yükümlülüklerini süresinde yerine getirip getirmediklerinin burada tartışılması gerekmektedir.

Asıl davaya dayanak 30/04/2005 tarihli ek protokolde, ek protokolün taraflar arasında imzalanan 29/11/2004 tarihli protokolün eki ve ayrılmaz parçası olduğu, ek protokolün ... HES'e ilişkin imzalanan 29/11/2004 tarihli hisse devir protokolünün 10.3 maddesine dayanarak akdedildiği belirtilmiştir. Ek protokolde hisse devir protokol tarihi 29/11/2004 olarak yazılmış ise de, protokol tarihinin 30/11/2004 olduğu, ek protokolde maddi hata sonucu 29/11/2004 olarak belirtildiği anlaşılmıştır.

Taraflar arasında akdedilen 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolünün 7. maddesinde davalıların yükümlülüklerini hisse devir işlemlerinin tamamlanmasından itibaren en geç 3 ay içinde ifa etmeyi kabul ve taahhüt ettikleri hükme bağlanmıştır. Ek protokolde ise davalıların finansman ve kredi temin etme yükümlülüklerinin vadesine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi, ek protokolün 3. maddesinde ek protokolün imza tarihinde yürürlüğe gireceği, ek protokol ile protokol arasında uyumsuzluk olması halinde ek protokol hükümlerinin geçerli olacağı düzenlenmiştir. Bu durumda ek protokolde davalıların yükümlülükleri yönünden bir vadenin yer almadığı, protokoldeki 3 aylık sürenin ek protokolde yer alan 3. madde uyarınca ek protokol yönünden uygulanma imkanının bulunmadığı kabul edilmelidir.

Davalıların ek protokoldeki finansman ve kredi temin etme yükümlülükleri yönünden vade bulunmadığından ne zaman temerrüte düştüklerinin tespit edilmesi gerekir.

Taraflar arasında, davalıların ek protokoldeki yükümlülükleri yönünden karşılıklı gönderilen ihtarnameler bulunmaktadır. Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.) tarafından davalılara gönderilen 05/11/2008, 21/11/2008, 04/12/2008, 18/12/2008, 05/01/2009 tarihli ihtarnameyle davalıların ek protokoldeki kredi finansman yükümlülüklerini yerine getirmesi talep edilmiş, dava tarihinden önce davalılara gönderilen 10/02/2009 tarihli ihtarname ile de davalılara son kez 3 aylık bir süre vererek 3 aylık ek süre içinde, 10/05/2009 tarihine kadar yatırım finansmanı bulma yükümlülüklerini yerine getirmeleri, aksi halde ... HES için 02/10/2010, ... HES için 22/05/2010 tarihinde proje lisanslarının iptal edilmesinin söz konusu olacağı, bu durumda 49 yıllık enerji kaybından dolayı zarar doğacağı bildirilmiş, dava tarihinden önce tüm davacılar tarafından davalılara gönderilen 10/03/2009 tarihli ihtarnameyle de davalı A grubu hissedarların devraldıkları %50 hissenin nominal bedellerinin ödenmesinin yanı sıra ... A.Ş.'ye finansman ve kredi temini yükümlülüğü bulunduklarını, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, temerrüte düşüldüğünü, banka kredi heyet mektubu almanın şirkete finansman ve kredi bulunduğu anlamına gelmeyeceğini, hissedarlık koşulunun ... A.Ş. projelerine finans ve kredi temin etmekten geçtiğini, finansman ve kredi bulunmadan hiçbir işin yapılmasının mümkün olmadığını bildirmiştir.

Davalılar tarafından davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.)'a gönderilen, 14/11/2008, 02/12/2008, 25/12/2008, 14/01/2009 ve 20/02/2009 tarihli ihtarnamelerle kredi niyet mektupları sunulduğunu, davacıların kredi niyet mektubunu onaylamamaları nedeniyle kredi temin edilemediğini, temerrütlerinin söz konusu olmadığını bildirmiş, 18/03/2009 tarihli ihtarname ile de ... ve ... HES için alınan kredi niyet mektupları B grubu hissedarlar tarafından onaylanmadığından davalıların herhangi bir finans bulma yükümlülükleri bulunmadığı bildirilmiştir.

Belirtilen ihtarnamelerden anlaşılacağı üzere, asıl dava tarihinden önce davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.) tarafından davalılara gönderilen ihtarnameler ile ek protokoldeki finansman ve kredi temin etme yükümlülüğünün yerine getirilmesi talep edilmiş, dava tarihinden önce gönderilen 10/02/2009 tarihli ihtarname ile de davalıların ek protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmeleri için davalılara son kez 3 aylık ek süre verildiği bildirilmiştir. Anılan ihtarname davalılara tebliğ edildikten sonra verilen 3 aylık ek süre dolmadan asıl dava açılmış ise de, davalılar tarafından anılan davacılara asıl dava tarihinden önce gönderilen son ihtarname olan 18/03/2009 tarihli ihtarname ile kredi niyet mektuplarının davacılar tarafından onaylanmadığından davalıların herhangi bir finans bulma yükümlülüklerinin bulunmadığı bildirildiğinden, davalılar 18/03/2009 tarihinde ek protokoldeki yükümlülükleri yönünden temerrüte düşmüştür. Bir başka anlatımla, asıl dava yönünden erken açılan dava söz konusu değildir.

Öte yandan, davalılar aşamalarda dava tarihinden önce 12.06.2008, 12.09.2008 ve 17.03.2009 tarihli kredi niyet mektuplarının davacı yönetim kurulu üyelerine sunulduğunu, anılan davacıların kredi niyet mektuplarını onaylamadığını, kredi niyet mektupları onaylanmadıkça kredi sözleşmesinin imzalanma imkanı olmadığını, kredi niyet mektubundaki ... HES'in ... A.Ş.'den bölünmesine ilişkin şartın davacı yönetim kurulu üyeleri tarafından yerine getirilmediğini, bu nedenle alacaklının temerrüte düştüğü durumda borçlunun temerrütünden söz edilemeyeceğini, nitekim 01/04/2010 tarihli kredi niyet mektubunun davacı yönetim kurulu üyelerince de onaylanması üzerine ... A.Ş. ile kredi niyet mektubunu düzenleyen bankalar arasında 08/06/2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını savunmuştur.

Anılan savunma karşısında burada tartışılması gereken diğer bir husus, davaya dayanak 30/04/2005 tarihli ek protokolde davalıların yükümlülüğünün sadece kredi temin etme olup olmadığı, kredi temin etme dışında finansman yükümlülüğü bulunup bulunmadığıdır.

30/04/2005 tarihli ek protokolün 1.1. maddesinde davalıların projelerin gerçekleşmesi için tüm finansmanı sağlama yükümlülükleri bulunduğu, bu finansmanı ...'in güvencelerine ilave olarak kendi gruplarının vereceği güvenceler ile temin edecekleri finansman veya ...'e koyacakları öz kaynaklar ile sağlayacakları açıkça düzenlenmiştir.

Davalılar tarafından davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.)'ye gönderilen 20/02/2009 tarihli ihtarnamede, tüm paydaşların eşit oldukları, protokol ve ek protokoldeki finans bulmaya ilişkin hükümlerin hukuken geçersiz olduğu, aksi kabulde dahi kredi niyet mektuplarının B grubu hissedarlar tarafından kabul edilmediğinden şartın gerçekleşmiş sayılacağı, gerekli finansmanın ...'in yetkili organlarınca bankalardan kredi temini ya da genel kurul kararıyla sermaye artırımına gidilmesi ya da paydaşların günün şartlarına uygun faiz oranlarıyla şirkete borç vermeleriyle temininin gerektiği bildirilmiştir. Anılan ihtarname ile davalılar ek protokoldeki finans bulmaya ilişkin hükümlerin geçersiz olduğunu, geçerli olması halinde dahi şartın yerine getirilmiş sayılacağı, gerekli finansmanın kredi temini, sermaye artırımı ya da uygun faiz oranıyla ortakların şirkete borç vermeleriyle sağlanması gerektiğini belirtmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davalıların ek protokoldeki yükümlülüğü ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilecek ... ve ... HES projeleri için finansman ve kredi temin etmedir. Davalı yan kredi temin etmeye yönelik kredi niyet mektuplarının sunulması ile ek protokoldeki yükümlülüğün yerine getirildiğini ileri sürmüşse de, ek protokolde davalıların yükümlülüğü sadece kredi temin etme değil, finansmana da yöneliktir. Bu finansmanın ise davalılar tarafından davacıya gönderilen 20/02/2009 tarihli ihtarnamede belirtildiği gibi, uygun faiz ile şirkete borç vermek şeklinde de sağlanması mümkündür.

Kaldı ki, davalı yan kredi temin etmeye yönelik bir kısım kredi niyet mektuplarını ibraz etmiş ise de, davacı yana sunulan ilk kredi niyet mektuplarında ... HES projesinin ... A.Ş.'den bölünmesine ilişkin herhangi bir koşul bulunmadığı gibi, bölünmeye ilişkin ön koşulun yer aldığı son kredi niyet mektubuna rağmen bölünme koşulu gerçekleşmeden 08/06/2011 tarihinde genel kredi sözleşmesi de akdedildiği gibi, aşamalarda davalı yönetim kurulu başkan yardımcısı ve üyesi, davacı yönetim kurulu başkanının kredi ve finans görüşmelerine ilişkin yönetim kurulu toplantı davetlerine katılmamış, katıldığı bir kısım yönetim kurulu toplantısında da alınan yönetim kurulu kararlarını imzalamamıştır.

Hal böyle olunca, davalıların kredi temin etmeye yönelik kredi niyet mektuplarının davacı yönetim kurulu üyelerine sunmuş olmasının ek protokoldeki yükümlülüğünü yerine getirdiğini göstermeyeceği, davalıların ek protokol uyarınca ... ve ... HES projeleri için finansman bulma yükümlülükleri bulunduğu, asıl dava tarihi itibarıyla davalıların ... ve ... HES projeleri için finansman bulma yükümlülüklerini yerine getirdiklerinden söz edilemeyeceği, davalıların ek protokoldeki yükümlülükleri yönünden asıl dava tarihinden önce temerrüte düştükleri, davalıların ek protokoldeki kredi bulma yanında yer alan finansman yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden asıl dava tarihi itibarıyla davanın açılmasına sebebiyet verdikleri, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (yeni ünvan ... A.Ş.)'nin davalıların ek protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmekte temerrüte düşmelerinde herhangi bir kusurlarının bulunmadığı gözetilerek asıl davada yargılama giderleri ve harcın davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile anılan davacılarla davalıların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

Davalılar vekili ile davacılar vekilinin birleşen davada davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan birleşen dava hakkında verilen karara yönelik diğer istinaf itirazları incelendiğinde, anılan davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan birleşen davada talep, davalıların 30/04/2005 tarihli ek protokol kapsamında ... HES ve ... HES projeleri için ... A.Ş.'ye finansman ve kredi temin yükümlülüğünü süresi içerisinde ifa etmemesi nedeniyle ... HES ve ... HES projelerinin inşaat sürelerinin geciktiği, anılan HES'lerin geç işletmeye alındığı, bu nedenle enerji kaybı nedeniyle müspet zarar oluştuğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava anılan davacılar tarafından tam ıslah edilerek öncelikle taraflar arasında imzalanan 30/11/2004 tarihli hisse devir protokolünün 7. maddesi uyarınca davalı A grubu hissedarlar ile müvekkilleri arasında gerçekleştirilen hisse devir işleminin iptaline, davalı A grubu hissedarlara ait hisselerin nominal bedeli depo ettirilerek hisselerin müvekkillerine iadesine, bu talep doğrultusunda karar verilmemesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 340.000.000,00 Usd'nin temerrüt tarihi olan 30/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesine göre kamu bankaları tarafından Usd'ye verilen en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, tazminatın müvekkillerine ödenmemesine karar verilmesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla ... Elektrik Üretim A.Ş yararına talep edilen şimdilik 340.000.000,00 Usd'nin temerrüt tarihi olan 30/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesine göre kamu bankaları tarafından Usd'ye verilen en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl dava tarihinden sonra 08/06/2011 tarihinde davalıların temin ettiği kredi niyet mektubunun davacı yönetim kurulu üyeleri tarafından onaylanması üzerine genel kredi sözleşmesi imzalanarak dava dışı ... A.Ş.'ye ... ve ... HES projeleri için kredi temin edilmiştir. Davacı yan gönderdikleri ihtarnamelerle geç ifa nedeniyle uğranılan zarara ilişkin her türlü tazminat haklarını saklı tuttuklarından davalıların temerrüte düştükten sonra ifa ettikleri edimin davacılar tarafından kabul edilmesi nedeniyle tazminat talep edilemeyeceği ileri sürülemeyecektir.

Öte yandan davalıların ek sözleşmedeki edimlerini ifa etmeleri ile üçüncü kişi olan dava dışı ... A.Ş.'ye kredi temin edildikten sonra hisse devirlerinin iptali ile davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından protokol kapsamında davalılara devredilen A grubu hisselerin anılan davacılara iadesi talep edilemeyecektir.

Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından birleşen davada ıslah ile ileri sürülen ikinci terditli talep uğranılan zararın kendilerine ödenmesine yöneliktir.

Yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasında akdedilen ek protokol tam üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğindedir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettiren bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebilir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, s:1150).

Davalının dava konusu ek protokolde kararlaştırılan yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle esasen zarara uğrayan üçüncü kişi ... A.Ş. olup, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) anılan şirketin ortağı olması dolayısıyla zarara uğramıştır. Bir sermaye şirketi olan dava dışı ... A.Ş.'nin ortağı bulunan anılan davacıların, ortaklık ilişkisi dolayısıyla uğradığı bu türden bir zararın tazmin edilmesini kendi adına talep etmesi, şirketler hukukunun ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır. Tazminat önce anılan dava dışı şirkete ödenmelidir. Bir başka anlatımla, anılan davacıların dava konusu ek protokolün tam üçüncü kişi yararına sözleşme olduğunu, bu sözleşme dolayısıyla ortağı bulunduğu şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, ortaklık payları oranında ve kendi adlarına, vaad eden davalılardan tazminat talebinde bulunabilmeleri de mümkün değildir.

Bu durumda mahkemece, davalıların ek protokoldeki edimlerini temerrüte düştükten sonra ifa ettikleri, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin hisse devir sözleşmesinin iptalini talep edemeyecekleri, ek protokoldeki edimlerin geç ifa edilmesi nedeniyle müspet zarara uğrayanın dava dışı şirket olduğu, anılan davacıların uğranılan zararın kendilerine ödenmesini talep edemeyecekleri gözetilerek birleşen davada tam ıslaha konu anılan hususlardaki terditli taleplerin kabul edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin birleşen davada müspet zararın dava dışı ... A.Ş.'ye ödenmesine yönelik talebi hakkında kurulan hükme gelindiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davalılar ek protokolde yer alan edimlerini ifa etmekte temerrüte düşmüşlerdir. Bir başka anlatımla, davalılar ek protokoldeki edimlerini geç ifa etmişlerdir.

Davacı yan birleşen davada davalıların ek protokoldeki edimlerini geç ifa etmesi nedeniyle ... ve ... HES projelerinin geç tamamlandığını, barajların geç işletmeye alındığını, dava dışı ... A.Ş.'nin enerji üretim kaybı nedeniyle müspet zarara uğradığını ileri sürerek uğranılan zararın dava dışı ... A.Ş.'ye ödenmesini talep etmiştir.

Burada tartışılması gereken ilk nokta, davalıların ek protokoldeki edimlerini geç ifa etmeleri nedeniyle ... ve ... HES projelerinin geç işletmeye alınıp alınmadığı, geç işletmeye alınmış ise bunun sebebinin sadece davalıların edimlerini geç ifa etmeleri mi yoksa başka bir etken de bulunup bulunmadığıdır.

Davalılar tarafından davacılara gönderilen ihtarnamelerde ... ve ... HES projelerinin yapıldığı bölgede güvenlik sorunu olduğunu dile getirmiştir. Davacı yan bölgede güvenlik sorunu olmadığını ileri sürmüş ise de, ... A.Ş. tarafından EPDK'ya sunulan ilerleme raporlarında anılan projelerin yapıldığı bölgede güvenlik sorunu bulunduğu, bu nedenle bölgede sondaj çalışmalarına başlanamadığı belirtilmiştir.

Elazığ Valiliğinin ... A.Ş.'ye gönderdiği yazı, Elazığ İl Jandarma Komutanlığı tarafından ... A.Ş.'ye gönderilen yazı ile ... ve ... baraj inşaatının güvenliğinin sağlanmasına ilişkin gerekli ihtiyaçların karşılanmasına dair protokolden de ... ve ... HES projesinin bulunduğu alanda güvenlik sorununun olduğu anlaşılmıştır.

Davalıların kredi ve finansman yükümlülüğünün gecikmeksizin yerine getirilmesi halinde dahi ... ve ... HES projelerinin bulunduğu bölgede güvenlik sorununun ortadan kalktığı tarihe, bölgede güvenliğin sağlandığı tarihe kadar projelere ilişkin iş ve işlemlerin başlaması mümkün değildir.

Toplanan deliller, Elazığ Valiliği ve güvenlik birimlerinin yazısı karşısında bölgedeki güvenliğin 15/12/2008 tarihinde sağlandığı, EPDK yazı cevabı karşısında projelerin tamamlanarak ... HES 14/11/2013 tarihinde, ... HES 18/02/2015 tarihinde işletmeye girdiği sabittir.

Güvenlik sorununun ortadan kalktığı tarihin inşaat çalışmalarının başlaması için esas alınması gerekir. Bir başka anlatımla, salt güvenlik sorununun ortadan kalktığı tarihin projelerin gerçekleşmesi için olması gereken tarih olarak esas alınması mümkün olmayıp, anılan tarihin üzerine bu projelerin gerçekleştirilmesi için olması gereken inşaat yapım süresinin de ilave edilerek projelerde davalıların ek protokoldeki yükümlülüklerini geç ifa etmeleri nedeniyle bir gecikme bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir.

... HES projesi için inşaat yapım süresinin 64 ay olduğu, ... HES projesi için inşaat yapım süresinin ise 72 ay olduğu yargılama aşamasında alınan dördüncü bilirkişi heyeti ek raporlarında tespit edildiği gibi, inşaat yapım süreleri EPDK yazıları ile de bildirilmiştir.

... HES ve ... HES projesi için bölgedeki güvenlik 15/12/2008 tarihinde sağlanmıştır. ... HES projesi için anılan tarihten önce 15/08/2008 tarihinde çalışmalara başlanılmıştır. Çalışmalara başlanıldığı 15/08/2008 tarihinden itibaren 64 aylık inşaat yapım süresi ilave edildiğinde ... HES yapımının 15/12/2013 tarihinde tamamlanmış olması gerekir. ... HES projesinin ise, anılan tarihten önce 14/11/2013 tarihinde işletmeye alındığı EPDK yazısı ile sabittir. Bu durumda ... HES yönünden herhangi bir gecikme, gecikmeden kaynaklanan bir müspet zarar bulunmamaktadır.

... HES projesi yönünden ise güvenliğin sağlandığı 15/12/2008 tarihinden önce çalışmalara başlanmadığından en geç anılan tarihte inşaat çalışmalarına başlanması gerektiği kabul edilerek anılan tarihten itibaren 72 aylık inşaat yapım süresi hesaplandığından ... HES'in yapım süresinin 15/12/2014 tarihinde tamamlanmış olması gerekir. EPDK yazısından ise ... HES projesinin 18/02/2015 tarihinde işletmeye alındığı anlaşılmıştır. Bu durumda ... HES projesi yönünden inşaatın tamamlanması gerektiği 15/12/2014 ile işletmeye alındığı 18/02/2015 tarihleri arasında, davalıların ek protokoldeki edimlerini geç ifa etmeleri nedeniyle 2 ay 4 günlük bir gecikme bulunmaktadır. Davalılar ek protokoldeki edimlerini geç ifa ettiğinden belirtilen gecikme tarihinde dava dışı ... A.Ş.'nin elektrik üretim kaybı nedeniyle uğradığı müspet zarardan sorumlu olacaktır.

Yargılama aşamasında dördüncü bilirkişi heyeti ikinci ek raporunda ... HES projesinin gecikmesi sebebiyle dava dışı ... A.Ş'nin uğradığı müspet zarar 3.145.082,00 TL olarak hesaplanmıştır. Alınan rapor zarar hesabı yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.

EPİAŞ'a yazılan müzekkereye verilen 30/08/2016 tarihli cevapta, ... HES ve ... HES santrallerinin mevcut durumda YEKDEM kapsamında faaliyet gösterdiği, her iki santralin üretimlerinin 7,3 cent/kwh birim fiyatı üzerinden işlem gördüğü bildirilmiştir.

... HES projesi yönünden zararın hesaplandığı 15/12/2004-18/02/2015 tarihleri arasında ... HES henüz işletmeye alınmadığından YEKDEM kapsamında değildir. Anılan tarihlerde ... kapsamında elektrik santrallerinin üretimleri TL birim fiyatı üzerinden işlem görmektedir.

Hal böyle olunca, davalıların ek protokoldeki yükümlülüklerini geç ifa etmesi nedeniyle dava dışı ... A.Ş.'nin ... HES projesinin geç işletmeye alınmasından kaynaklanan müspet zararının TL cinsinden oluştuğundan zarar ancak TL cinsinden talep edilebilecektir.

Öte yandan, asıl davada talep davalıların ek protokol kapsamında finansman ve kredi temin etme yükümlülüklerinin bulunduğunun tespiti ile bu yükümlülük kapsamında finansman ve kredinin tahsili, birleşen davada talep, davalıların ek protokoldeki edimlerini geç ifa etmeleri nedeniyle uğranılan müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen davadaki talepler gözetildiğinde birleşen dava asıl davanın ek davası niteliğinde değildir. Bu durumda asıl davada TL cinsinden alacak talep edilmesi nedeniyle tercih hakkının TL cinsinden kullanıldığı, birleşen davada Usd cinsinden tazminat istenemeyeceği ileri sürülemeyecektir.

Davalılar vekili hükme esas alınan dördüncü bilirkişi heyeti ikinci ek raporunu hazırlayan bilirkişiler hakkında Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından uyarma cezası verildiğini, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağını ileri sürmüşse de, uyarı cezasının gerekçesinin raporda hukuki değerlendirme yapılmasına ilişkin olduğu, bilirkişilerin tarafsızlığına ilişkin bir husus bulunmadığı görüldüğünden anılan iddiaya itibar edilmemiştir.

Asıl davaya ilişkin yazılan gerekçelerden anlaşılacağı üzere davacıların, davalıların ek protokoldeki edimlerini geç ifa etmesine ilişkin müterafik bir kusurları bulunmamaktadır. Dördüncü bilirkişi heyeti ikinci ek raporu ile tespit edilen müspet zararın tümünün davalılardan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesi gerekir.

Hal böyle olunca, birleşen davada davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan davada davalıların ek protokoldeki yükümlülüklerini geç ifa ettikleri, HES'lerin yapılacağı bölgedeki güvenlik sorunları nedeniyle de inşaat çalışmalarına geç başlandığı, güvenlik sorununun giderildiği tarihten itibaren ... ve ... HES için gerekli olan inşaat yapım sürelerinin ilavesi ile bulunacak tarihten HES'lerin işletmeye alındığı tarih arasındaki gecikmeden davalıların sorumlu olduğu, davacıların davalıların edimlerini geç ifa etmelerinde müterafik kusurlarının bulunmadığı, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin gecikme nedeniyle ... A.Ş.'nin enerji üretim kaybı nedeniyle uğradığı müspet zararın dava dışı ... A.Ş.'ye ödenmesini talep edebilecekleri, alınan dördüncü bilirkişi ikinci ek raporundaki müspet zarar hesabının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, zararın TL cinsinden oluştuğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin de gecikmede müterafik kusuru bulunduğuna ilişkin gerekçe ve bir takım yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında birleşen dava yönünden isabet görülmemiştir.

Taraf vekillerinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, ilk derece mahkemesince birleşen davanın 818 sayılı BK'nun 126/5 maddesi uyarınca 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, bu sürenin muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, muacceliyetin genel kredi sözleşme tarihi olan 08/06/2011 tarihinden sonra 09/06/2011 tarihi itibarıyla gerçekleştiği, anılan tarih ile birleşen dava tarihi olan 21/07/2015 tarihi arasında 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek birleşen davalılar vekilinin zaman aşımı def'i yerinde görülmeyerek birleşen davada tazminata hükmedilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı yan davalının ek protokol kapsamında yükümlülüklerini geç yerine getirmesi nedeniyle ... A.Ş.'nin uğradığı müspet zarar kapsamında bulunan kar mahrumiyeti talebinde bulunmuştur. Buna göre şirket ortağı olan taraflar arasındaki uyuşmazlığa, birleşen dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 147. maddesi (mülga 818 sayılı BK'nun 126. maddesi)'ndeki 5 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gereklidir.

Yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda davalıların ek protokoldeki edimlerini geç yerine getirmeleri nedeniyle zararın oluşmaya başladığı tarih yukarıda açıklandığı üzere ... HES yönünden 15/12/2014 tarihinde başlayıp, anılan projenin işletmeye alındığı 18/02/2015 tarihine kadar devam etmiştir. Anılan tarih ile birleşen dava tarihi olan 21/07/2015 tarihleri arasında 5 yıllık zaman aşımı süresi ise dolmamıştır. Kaldı ki, kredi sözleşmesinin akdedildiği tarih olan 08/06/2011 tarihi dahi esas alındığında birleşen dava tarihi itibarıyla anılan sürenin dolmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece birleşen davada uygulanması gereken zaman aşımı süresinin TBK'nun 147. maddesi uyarınca 5 yıllık zaman aşımı süresi olduğu, anılan sürenin zararın doğduğu tarih ve dahi genel kredi sözleşme tarihi esas alındığında birleşen dava tarihi itibarıyla dolmadığı gözetilerek davalılar vekilinin zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesi gerekirken zaman aşımının başladığı tarih yönünden bir kısım yanılgılı gerekçe ile zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesinde bir kısım gerekçe yönünden isabet görülmemiştir.

Kaldı ki, davalı yan davacı yana gönderdiği ihtarnamelerde finans ve kredi temin yükümlülüğü bulunmadığını ileri sürerken diğer taraftan kredi niyet mektupları temin etmeye çalışması çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu gibi, aynı sürece ilişkin zaman aşımı def'ini ileri sürmesi de TMK'nun 2. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı görülmüştür.

Tüm bu nedenlerle asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) yönünden ayrı ayrı kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının asıl ve birleşen davalarda davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) hakkında HMK'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince asıl ve birleşen davalar yönünden kaldırılmasına, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik sair istinaf itirazları ile 09/09/2022 tarihli ek karara yönelik istinaf itirazlarının reddine, asıl davada davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d. maddesi delaleti ile 115/2. maddesi gereğince aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, konusuz kalan dava yönünden davanın açılmasına davalılar sebebiyet verdiğinden harç ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, birleşen davada davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d. maddesi delaleti ile 115/2. maddesi gereğince aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, 3.145.082,00 TL maddi tazminatın birleşen dava tarihi olan 21/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan tahsili ile dava dışı ... A.Ş.’ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve anılan davacıların terditli diğer taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

A)1-Asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2. Asıl ve birleşen davada davalılardan asıl dava yönünden alınması gerekli olan 269,85 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın asıl ve birleşen davada davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 

3. Asıl ve birleşen davada davalılardan birleşen dava dosyası yönünden alınması gerekli olan 107.420,27 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 26.856,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 80.564,27 TL harcın asıl ve birleşen davada davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 

4. Asıl ve birleşen davada davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 

B)1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) yönünden ayrı ayrı KISMEN KABULÜNE,

2. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih 2009/171 Esas 2022/543 Karar sayılı kararının asıl ve birleşen davalarda davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) hakkında HMK'nun 353/1. b.2. maddesi gereğince asıl ve birleşen davalar yönünden KALDIRILMASINA, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik sair istinaf itirazları ile 09/09/2022 tarihli ek karara yönelik istinaf itirazlarının reddine, 

3-ASIL DAVADA

a)Davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d. maddesi delaleti ile 115/2. maddesi gereğince aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,

b)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

c)Alınması gerekli olan 269,85 TL maktu karar ilam harcının peşin yatırılan 1.350,00 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 5.123,25 TL'den mahsubu ile fazla alınan 6.203,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

d)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine,

e)Davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin anılan davacılar üzerinde bırakılmasına,

f)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından yapılan 426,40 TL posta ve tebligat gideri ile asıl ve birleşen davada yapılan toplam 40.000,00 TL bilirkişi ücretinden takdiren 20.000,00 TL bilirkişi ücretinin asıl davada yapıldığı kabul edilerek toplam 20.426,40 TL yargılama giderinin aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine,

g)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine,

h)Aktif husumet yokluğu nedeniyle davaları usulden reddedilen davacılar yönünden davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden ve kararın davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... yönünden kaldırılmadığı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ...'den alınarak davalılara verilmesine,

ı)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

i)HMK'nun 333. maddesi gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

4-BİRLEŞEN DAVADA,

a)Davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından açılan davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-d. maddesi delaleti ile 115/2. maddesi gereğince aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,

b)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan davanın KISMEN KABULÜNE, 3.145.082,00 TL maddi tazminatın birleşen dava tarihi olan 21/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan tahsili ile dava dışı ... A.Ş.’ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve anılan davacıların terditli diğer taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,

c)Alınması gerekli olan 214.840,55 TL karar ilam harcının davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından peşin yatırılan 15.587.146,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.372.306,03 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davacılara iadesine,

d)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından peşin yatırılan 214.840,55 TL harcın aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine,

e)Davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin anılan davacılar üzerinde bırakılmasına,

f)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından yapılan 24,00 TL posta ve tebligat gideri ile asıl ve birleşen davada yapılan toplam 40.000,00 TL bilirkişi ücretinden takdiren 20.000,00 TL bilirkişi ücretinin asıl davada yapıldığı kabul edilerek toplam 20.024,00 TL yargılama giderinin aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine,

g)Davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 295.254,10 TL vekalet ücretinin aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davalılardan alınarak anılan davacılara verilmesine,

h)Davalılar, davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından açılan davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 295.254,10 TL vekalet ücretinin aleyhe istinaf itirazı bulunmadığı gözetilerek davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'den alınarak davalılara verilmesine,

ı)Aktif husumet yokluğu nedeniyle davaları usulden reddedilen davacılar yönünden davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden ve kararın davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... yönünden kaldırılmadığı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ...'den alınarak davalılara verilmesine,

j)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

k)HMK'nun 333. maddesi gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

C)1-Asıl ve birleşen davada davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından asıl dava yönünden yatırılan 161,40 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl ve birleşen davada anılan davacılara iadesine,

2. Asıl ve birleşen davada davacılar  ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından birleşen dava dosyası yönünden yatırılan 161,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde asıl ve birleşen davada anılan davacılara iadesine, 

3. Asıl ve birleşen davada davacılar  ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.) tarafından yatırılan 441,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalılardan müteselsilen alınarak asıl ve birleşen davada anılan davacılara verilmesine, 

4. Asıl ve birleşen davada davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin istinaf aşamasında asıl dava yönünden posta ve tebligat gideri olarak yaptığı toplam 863,30 TL'nin asıl davadaki haklılık durumu gözetilerek tamamının asıl ve birleşen davada davalılardan müteselsilen alınarak asıl ve birleşen davada anılan davacılara verilmesine, 

5. Asıl ve birleşen davada davacılar ..., ... ve ... A.Ş. (eski ünvan ... A.Ş.)'nin istinaf aşamasında birleşen dava yönünden posta ve tebligat gideri olarak yaptığı toplam 863,30 TL'nin birleşen davadaki haklılık durumu gözetilerek 2,97 TL'sinin asıl ve birleşen davada davacılardan müteselsilen alınarak asıl ve birleşen davada anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın asıl ve birleşen davada anılan davacılar üzerinde bırakılmasına,

6. Asıl ve birleşen davada davacılar ..., ... A.Ş. (eski ünvan ... San. ve Tic. A.Ş.), ... A.Ş. ve ... tarafından istinaf aşamasında asıl ve birleşen dava yönünden yapılan yargılama giderlerinin anılan davacılar üzerinde bırakılmasına, 

7. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,	

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/12/2023

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karardavacılarkabulünereddineyekdemusuldenverilmesineTazminattarihihükümolmadığınaesastanankaranumarasıkısmenepiaşcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim