Ankara BAM 21. HD 2022/1684 E. 2023/1797 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2022/1684
2023/1797
13 Aralık 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1684 Esas 2023/1797 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1684
KARAR NO : 2023/1797
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2022
NUMARASI : 2019/642 Esas -2022/194 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVACI :
VEKİLİ :
ASIL VE BİRLEŞEN ANKARA 9.ATM'NİN
2020/246E. SAYILI DOSYASINDA
DAVALI :
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak), Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)
DAVA TARİHİ : 29/11/2019
KARAR TARİHİ : 13/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/01/2024
Taraflar arasındaki İİK'nın 308/b maddesi uyarınca alacak istemiyle açılan asıl dava ile itirazın iptali istemiyle açılan birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava şartı yokluğu sebebiyle asıl davanın usulden reddine, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, Ankara 1.ATM'nin 2018/356E. Sayılı dosyasında 04/10/2018 tarihinde davalı şirket hakkında 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiğini, 31/10/2019 tarihinde de konkordato projesinin tasdik edildiğini, komiserler kuruluna 3.788.697,43-TL nakdi kredi borcu ile 4.500.000,00-TL gayrınakdi teminat mektubu riski için alacak kaydı talebinde bulunduklarını, ancak komiserler kurulu tarafından bahse konu alacağın 3.051.478,36-TL ve 4.500.000,00-TL gayrınakdi kısmının kabul edildiği ve fazlaya ilişkin talebin ise; mahkeme kararı olmadan kayda alınmayacağının kendilerine bildirildiğini beyanla müvekkili bankanın 04/10/2018 tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği halde kabul edilmeyen alacak miktarı olan 423.040,76-TL alacağın kabulüne, müvekkilinin rehinle temin edilmiş olan 1.932.622,00-TL'lik kısmına kesin mühlet tarihinden itibaren de faiz işlemeye devam edeceğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Ankara 9.ATM'nin birleşen 2020/246E. Sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde davacı banka vekili özetle; müvekkili banka ile davalı arasında Genel Nakdi ve Gayrınakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmelere karşı kullandığı kredileri ödemediğini ve Ankara 27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/10852E. Sayılı takip dosyası ile takip yaptıklarını ancak davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20 oranında icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının Ankara 1.ATM'nin 2018/356E. sayılı dava dosyasında tartışıldığını, bu nedenle işbu dava konusu taleplerin derdestlik arz ettiğini, davacının alacak konusu olarak ileri sürdüğü hususta konkordatonun tasdik edilmiş olması nedeni ile hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının talebinin değerlendirilmesinde İİK 294 v.d.m. gereğince tedbir kararlarının içerikleri ile bunların verildiği ve ilan tarihlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği faiz oranlarının yüksek olduğunu, gerek tedbir kararının uygulanmakta olması gerekse de temerrüt hususunun gerçekleşmediğinin sabit olması karşısında faiz talebi yönünden kanuna ve hukuka uyarlık bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu taleplerini Ankara 1.ATM'nin 2018/356E. Sayılı dosyasında da ileri sürmesi nedeni ile talebinde derdestlik bulunduğunu, ayrıca konkordato nedeniyle tedbir kararı verildiğini, bu nedenle temerrüt durumunun oluşmadığını ve herhangi bir borçtan da bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davada iddia, savunma, bilirkişi raporuna ve toplanan tüm delillere göre; taraflar arasındaki genel nakdi ve gayrınakdi kredi sözleşmeleri kapsamında İİK 308/b.m. kapsamında konkordato haricinde kalan ve kabul edilmeyen miktar nedeni ile alacağın istemiyle açılan asıl davada; dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulduğuna dair davacı tarafından anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, bu durumda eda davası niteliğindeki ve genel hükümlere tabi İİK'nın 308/b maddesi uyarınca açılan davada dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, aynı kredi sözleşmeleri kapsamında düzenlenen menkul rehninin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibine vâki itirazın iptali istemiyle açılan birleşen davada, birleşen dava konusu menkul rehinlerinin tesisine dayanak menkul rehin sözleşmeleri, birleşen dava konusu alacağın kaynaklandığı genel nakdi ve kredi sözleşmeleri kapsamında verilen herhangi bir rehni içermediğinden, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak sözkonusu menkul rehinlerinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmasının ve takibe vâki davalı itirazının iptalinin talep edilmesinin açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğu, birleşen davada davalının kötüniyet tazminatı isteminin ise; davacının dava konusu icra takibinde kötüniyeti sabit olmadığından yerinde görülmediği gerekçesiyle itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato kapsamında kabul edilmeyen alacaklarla ilgili İİK'nın 308/b maddesi kapsamında açılan davaların arabuluculuğa tabi olmadığını, birleşen davaya konu takip konusu yapılan araçların kaydındaki rehin hakkının devam ettiğini, davacının imzaladığı sözleşmeler ile araçları doğmuş ve doğacak tüm borçları için rehnettiğini açıkça kabul ettiğini, rehinlerin sadece taşıt kredilerine özgülenmesi gerektiğine dair yasal bir dayanak bulunmadığını, ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle asıl ve birleşen davada ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Asıl dava, İİK'nın 308/b maddesi gereği konkordato projesine dahil edilmeyen alacağın tahsili istemine, birleşen dava ise davalı şirkete kullandırılan kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. Maddesi gereği iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle asıl davanın usulden reddine, birleşen itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, İİK'nın 308/b bendi gereği, konkordato projesine dahil edilmeyen, alacağı çekişmeli hale getirilen alacaklının maddi hukuk hükümlerine göre belirlenmesi amacıyla konkordatonun tasdiki kararının ilanı tarihinden itibaren 1 ay içinde açılan için bir eda davası niteliğindedir.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 308 inci maddesi, “Davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.”; 309/2 nci maddesi, "Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."; 311. maddesi, “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. ...” hükümlerini içermektedir.
Somut olayda, asıl davada ilk derece mahkemesince hüküm verildikten ve dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderildikten sonra davalı davalı şirket vekili Av. ... UYAP üzerinden elektronik imzalı olarak verdiği 09.02.2023 tarihli dilekçesinde; davacı ile yapılan mutabakat çerçevesinde asıl davayı kabul ettiklerini ve davacıdan vekalet ücreti ve masraf talep etmediklerini beyan etmiştir. Davalı vekilinin vekaletnamesinde davayı kabule yetkili olduğu görülmüştür. Şu halde İİK'nın 308/b bendi gereği açılan asıl davanın, niteliği itibariyle kamu düzeni ile ilgili bulunmadığı ve davada taraf olmayan kişilerin haklarını etkilemeye yönelik bir istek de içermediği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, davadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartı dava şartı olsa da, yukarıda değinilen yasa hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde, zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartına nazaran kesin hükmün sonuçlarını doğuran davalının kabul beyanına üstünlük tanınması gerekmektedir. Bu durumda asıl davada davalı vekilinin davayı kabul beyanı çerçevesinde davanın kabulüne, 423.040,76-TL alacağın kabulüne, davacının rehinle temin edilmiş olan 1.932.622,00-TL'lik kısmına kesin mühlet tarihinden itibaren de faiz işlemeye devam edeceğinin tespitine karar verilmiştir. Asıl davada davacı vekili Av. ...'ün UYAP üzerinden göndermiş olduğu 11/01/2024 tarihli e-imzalı dilekçesinde davalı taraf ile varılan mutabakat kapsamında asıl davada da vekalet ücreti, yargılama gideri ve icra inkar tazminatı taleplerinin bulunmadığını bildirmiştir. Bu durumda davacı vekilinin talebi gözetilerek asıl davada davacı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmemiştir.
Yine, ilk derece mahkemesince davada hükmün verildiği 16.03.2022 tarihinden sonra birleşen itirazın iptali davasında davacı vekili Av. ... tarafından UYAP üzerinden verilen elektronik imzalı 14/02/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan davalı şirket vekilinin 19.01.2023 tarihli dilekçesi ile birleşen dava dosyasına konu Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10852 Esas sayılı icra takip dosyasında itirazından feragat ettiğini, davanın konusuz kaldığını, yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı taleplerinin bulunmadığını bildirmiş, davalı vekili de yine UYAP üzerinden verdiği 09/02/2023 tarihli dilekçesinde davacı ile yapılan mutabakat çerçevesinde birleşen davanın konusuz kaldığını, davacı ile yapılan mutabakat çerçevesinde asıl davayı kabul ettiklerini ve davacıdan vekalet ücreti ve masraf talep etmediklerini beyan etmiştir.
Birleşen İİK'nın 67. Maddesine göre, itirazın iptali davasının koşullarından biri, haciz yolu ile yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Somut olayda davacı banka vekili tarafından UYAP ortamımdan verilen elektronik imzalı 14/02/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan davalı şirket vekilinin 19.01.2023 tarihli dilekçesi ile dava konusu Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10852 Esas sayılı icra takip dosyasında itirazlarından feragat ettiklerini bildirmiştir. Şu halde artık dava konusu ilamsız icra takibine karşı yapılan geçerli bir itiraz kalmadığına göre, itirazın iptali davasının konusuz kaldığı gözetilerek konusuz kalan itirazın iptali davasında karar verilmesine yer olmadığına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Ayrıca davacı vekili tarafından sunulan 14.02.2023 ve 11/01/2024 tarihli dilekçe ile ile karşı taraftan icra inkar tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığına yönelik beyanları dikkate alınarak davacı yararına icra inkar tazminatına, yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. Maddesi gereği kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme sonunda kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davada verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılarak asıl davada davalı vekilinin kabul beyanı çerçevesinde davanın kabulüne, 423.040,76-TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kabulüne, davacının rehinle temin edilmiş olan 1.932.622,00-TL'lik kısmına 04.10.2018 tarihli kesin mühlet tarihinden itibaren de faiz işlemeye devam edeceğinin tespitine, birleşen davada davalı şirket vekilinin dava konusu ilamsız icra takibine vaki itirazdan feragat edildiğine ilişkin söz konusu dilekçesi gözetilerek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair asıl ve birleşen davada davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Asıl davada davalı vekilinin kabul beyanı çerçevesinde davada kabul edilen miktar üzerinden Harçlar Kanunu'nun 22. Maddesi gereği 2/3 nispi harç hesaplanmıştır.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. Maddesi gereği KABULÜNE,
2. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce asıl ve birleşen dava dosyasında verilen 16.03.2022 tarihli ve 2022/194 Karar sayılı Kararının HMK'nın 353/1. b. 2. Maddesi gereği KALDIRILMASINA,
B) i-ASIL DAVA YÖNÜNDEN :
1. Davalı şirket vekilinin kabul beyanı çerçevesinde davanın KABULÜNE, 423.040,76. TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının rehinle temin edilmiş olan 1.932.622,00. TL'lik kısmına kesin mühlet tarihi olan 04.10.2018 tarihinden itibaren %84 oranında temerrüt faizi işlemeye devam edeceğinin tespitine,
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. Maddesi gereği karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 19.265,27 TL (28.897,91 TL'nin 2/3' ü) nispi karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 7.227,48 TL'nin mahsubu ile 12.037,79 TL bakiye harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Davacı tarafından yatırılan 7.227,48 TL nispi harç, 44,40 TL başvurma harcı, 6,40 TL vekalet harcı, 94,25 tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 7.328,13 TL yargılama giderinin davacı vekilinin talebi bulunmadığından davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4. Yine davacı vekilinin talebi bulunmadığından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5. HMK 333.m. gereğince artan gide avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
ii-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
1. İtirazın iptali davası konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2. Davacı vekilinin talebi bulunmadığından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 21.872,36 TL ile icra takip dosyasında alınan 9.055,00 TL nispi karar ve ilam harcının toplamı 30.927,36 TL'den mahsubu ile fazla alınan 30.657,51 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4. Davacı vekilinin talebi bulunmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5. Davacı vekilinin talebi bulunmadığından davacı yararına yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına,
6. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. 13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7. HMK'nın 333. Maddesi gereği varsa kullanılmayan gider avansı, kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
2. İstinaf yargılama giderleri 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 87,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 307,70 TL istinaf giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığıma,
Dosya üzerinde yapılan incelemede, HMK'nın 362/1-a. maddesine göre kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay'ın ilgili Dairesinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/12/2023
Başkan- Üye - Üye Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38