Ankara BAM 21. HD 2021/1781 E. 2023/1787 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2021/1781
2023/1787
13 Aralık 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1781 Esas 2023/1787 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1781
KARAR NO : 2023/1787
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2021
NUMARASI : 2020/413 Esas 2021/41 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/09/2020
KARAR TARİHİ : 13/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/12/2023
Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinden alacak için başlatılan icra takibinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile .... Ve Ltd. Şti. arasında genelnakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kefilin şirket ortağı olduğunun, anılan kredi sözleşmelerine dayanılarak kredi müşterisine müvekkili bankaca kredi kullandırıldığını, ancak çekilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle taksitli ticari krediden kaynaklanan alacak için kefil ... hakkında Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2020/5808 esas sayılı dosyası ile takip yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğunu, genelnakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin 15. maddesinde yer alan kefalet beyanlarında davalı kefilin kefaletinin asıl borçlunun müvekkili bankaya olan borçları sona erinceye kadar devam edeceğinin belirtildiği, davalının faize itirazının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunun, sözleşmenin tarafların iradesiyle imzalanmış olup temerrüt faizinin bu sözleşmelerdeki hükümler doğrultusunda kararlaştırılmış ve uygulandığının, davalının Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2020/5808 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ve asıl borçlu olan .... Ve Ltd. Şti. Ortağı olduğunun, borçlarını ödeyebilmek için konkordato başvurusunda bulunduğunun, Ankara 2. Ticaret Mahkemesinin 2018/849 esas sayılı dosyası üzerinden 19/11/2018 günü konkordato başvurusunun kabul edildiğinin, geçici mühlet kararı verildiğinin, 19/02/2019 tarihinde şirket ve müvekkili hakkında verilen geçici mühletin kesin mühlete çevrildiğinin, dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato tasdik talebinin 19/06/2020 tarihinde kabul edildiğinin, yasal süresi içerisinde davacının ihtarnamesine itiraz edilmesi neticesinde davacının hesap katında bildirdiği alacak ve faiz miktarının kesinleşmediğini, başlatılan icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunun, kefile asıl borçlunun konkordato ilan ettiği bildirilmediğinin, davacının müvekkiline karşı haklarını kaybettiğini, müvekkilinin gayrinakdi kredi sözleşmesinden sorumlu olmadığını, konkordato son kesin raporunda; davacı bankanın kredi kayıtları dayanak alındığının, ve davacının alacağının 67.684,41-TL olduğunun tespit edildiğinin, davacı bankanın kendi kayıtları esas alınarak hazırlandığının, davacının alacağının konkordato son kesin hesap raporunda; 67.684,41-TL olarak tespit edildiğini, konkordato mühleti içerisine alacaklara faiz işletilemeyeceğini açıklayarak davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; alacaklının konkordatoya onay vermemesi halinde onay vermeyen alacaklıya karşı alacağın tamamından sorumlu olur. Asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmişse (İİK. 287 mad.) borçlu hakkında (Rehinli alacaklar hariç) takip yapılamadığı mevcut takipler durur (İİK. 289 mad.) konkordato mehli verilmesi halinde kefil konkordato mehlinden yararlanamaz ve hakkında takip yapılabilir, konkordatonun tasdikinden sonra alacaklı konkordatoya kabul oyu vermemişse kefile karşı hakkının tamamı için başvurabilir. (İİK. 295 mad.) bu halde borcu ödeyen kefil borçluya ancak konkordato şartları çerçevesinde başvuracaktır. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581 ile 603. Maddeleri arasında düzenlenmiş olup, "kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme" şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre; kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Müteselsil kefalet ise; aynı kanunun 586. Maddesinde yer almıştır. Konkordato ilan edilmesi ve konkordato talebinin kabul edilmesinin kredi borçlusunun ve kredinin diğer kefilinin kredi sözleşmesinden doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı gözetildiğinde ve Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/849 esas, 2020/228 karar sayılı dosyasında; alacaklı ... A.Ş. Vekili tarafından alacak miktarının eksik hesaplandığı ve ayrıca itirazları dikkate alınmaksızın konkordato projesi tasdik talebinin yerel mahkemece kabul edildiğini, kararın kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmesini talep eden İstinaf Kanun Yolu başvurusunda bulunduğu da anlaşılmakla davacı bankanın dava dışı asıl borçlu hakkında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/849 esas, 2020/228 karar sayılı dosyasında verilen konkordatoya muvafakat etmemiş olduğu anlaşılmakla davalının takip tarihi itibariyle, itirazının iptali ile; Kredi Garanti Kurumlarına sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar kapsamında, ... A.Ş. Kefaleti ile 12284 nolu hesaptan kullandırılan taksitli kredisi için, 122.049,20 TL asıl alacak, 49.602,76 TL işlemiş (%38,40) temerrüt faizi ve 2.480,14 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 174.132,10 TL üzerinden takibin devamına ve takip konusu alacak likit olduğu nedenle icra inkar tazminatına da hükmedilmiş ve asıl alacak miktarına yıllık %38,40 oranında temerrüt faizi de uygulanması gerektiği dikkate alınarak yasal koşulları oluşmadığı nedenle davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin de reddine dair davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, taksit ödemeli krediden kaynaklanan asıl alacak tutarı 122.049,20 TL olarak hesaplandığını ve raporda yapılan hesaplamada 16.06.2019 tarihinde 4395-12889 no.lu vadesiz mevduat hesabında bulunan 2.033,64 TL tutarın mahsubunun yapıldığının belirtildiğini, söz konusu hesap özeti incelendiğinde ilgili tutarın mahsubunun yapılmadığında anılan kredi için yapılan tahsilat tutarları ve tarihleri dikkate alınarak asıl alacak tutarının takip taleplerinde belirtilen 123.763,78 TL [anapara+tahakkuk etmeyen faiz+ tahakkuk etmeyen faizin bsmv’si] olması gerektiğini, bu kapsamda faiz hesabının da 123.763,78 TL olan asıl alacak tutarı üzerinden yapılması gerektiğini, gerekçesiyle dosyada yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasının gerektiğini, ekrapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, raporda temerrüt tarihi de hatalı tespit edildiğini, borçlular ödemeleri gereken borcu vadesinde ve kararlaştırılan miktarda ödemeyerek kredi sözleşmesi çerçevesinde temerrüde düştüğünü, aksi halde vadesi belirli borcun süresinde ödenmemesinin temerrüt açısından müeyyidesiz kalması sanki belirlenen vadede ödeme yapmamanın, borçlunun sorumluluğu açısından hiçbir değişiklik yapmaması gerektiği sonucuna ulaşılacağını, bu durumun hem ticari teamüllere hem de ticaret hukukunun kadim kurallarına uymadığını, bu nedenlerle, yerel mahkeme kararın müvekkili banka aleyhine olan kısımlar yönünden kaldırılarak, mahkeme masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kanun maddesinden de açıkça anlaşıldığı üzere asıl borçlunun konkordato ilan ettiğini kefile bildirilmesi gerektiğini, somut olayda asıl borçlu dava dışı .... Ve Tic. Ltd. Şti olduğunu, kefil olan müvekkiline karşı asıl borçlunun konkordato ilan ettiği yönünde bir bildirim yapılmadığını, TBK 594/3 uyarınca davacı banka, müvekkiline yönelik haklarını kaybettiğini, yerel mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taleple bağlılık ilkesine riayet edilmediğini, taleple bağlılık ilkesi hmk'nın 26. maddesinde "hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebileceğini, hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlendiğini, kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere hakimler, tarafların dosyaya sunmuş oldukları taleplerini aşar şekilde hüküm kuramayeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu yerinde olduğunu, bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hallerin başlıklı hmk'nın 266. maddesi "mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." şeklinde olduğunu, bilirkişi raporunun alınmasının temel amacı hakkaniyetinin sağlanarak doğru tespitlerle uyuşmazlıkların çözümlenebilmesi adına özel ve teknik bilgi gereken hususlar için yardım alınması gerektiğini, davacı banka tarafından davaya 954,88TL ve 315,40TL olmak üzere toplam 1.270,28TL BSMV konu edildiğini, ancak hükme esas alınan 18/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı bankanın 2.480,14TL BSMV talep edebileceğinin bildirildiğini ve sonuç bölümünde bu hususa yer verilmediğini, böylece bilirkişi raporunda taleple bağlılık ilkesine riayet edilmediğini, başka bir ifade ile BSMV'nin hesaplanması yönünden bilirkişi raporu hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflarınca sunulmuş olan 04/01/2020 tarihli dilekçelerin de de bu hususun vurgulandığını ve ek rapor alınabilmesi adına dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi talep edildiğini, ancak söz konusu taleplerinin mahkemece dikkate alınmayarak hüküm kurulduğunu, ancak somut olayda 18/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda taleple bağlılık ilkesine riayet edilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili söz konusu borçtan sorumlu ise de müvekkilinin sorumlu olduğu meblağ net bir şekilde tespit edilemediğini, davacının talebi ile aşılan kısım arasındaki tutarın farkı azmış gibi görünse de faizin işletilmesi ile birlikte müvekkili hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak çok daha fazla bir meblağdan sorumlu olacağını, bu nedenle mahkemece dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilerek sorumlu olduğu tutar tespit edilmeden hüküm kurulması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bankanın müvekkiline verdiği evrakta belli olduğu üzere müvekkilinin davacı bankaya borcu bulunmadığını, 23/05/2019 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi davacı bankanın ankara ticari şubesine giderek davacının alacağını öğrenmek istediğini, Ankara Ticari Şubesi Müdürünün kaşe ve imzasının olduğu bir yazı müvekkiline verildiğini ve bankanın; bch kredi anapara riskinin0 TL, ticari kmh riskinin0 TL, teminat mektubu riskinin 0TL, cari hesap bakiyesinin 2.033,64TL, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, borcu söndüren belge niteliği taşıyan evrakların dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alınmasına, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin karşı yan uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5808 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde;alacaklı ... A.Ş.tarafından borçlular .... Ve Ltd. Şti. ve ... aleyhine 123.763,78-TL asıl alacak, 68.768,87-TL işlemiş temerrüt faizi, 3.438,44-TL BSMV, 315,40-TL masraf olmak üzere toplam 196.286,49-TL alacak üzerinden takip yapıldığı, davalının süresinde itirazı sonucu takibin durduğu, eldeki davanın İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Ankara 63. Noterliğinin 17/06/2019 tarih 18682 yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinin incelenmesinde;davacı bankanın dava dışı asıl borçlu ... San. Tic. Ltd. Şti. İle davalı kefil ...'e 16.06.2019 tarihi itibarıyla kat ederek muaccel hale gelen toplam 123.626,84 TL ile işbu ihtarnameye ilişkin masrafın 7 gün içinde ödenmesi ile bankanın sorumlu olduğu çek yasal yükümlülük tutarı toplamı olan 1.600,00 TL'nın 7 gün içinde depo edilmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu Şirkete ile davalı kefil ...'e 17.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile tanınan 7 günlük sürenin sonunda 27.06.2019 tarihinde davalının temerrüte düştüğü anlaşılmıştır.
Bankacı bilirkişiden alınan raporda özetle;davacı bankanın Ankara Ticari şubesince dava dışı .... Ve Ltd. Şti.'ne genelnakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmelerine istinaden Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar kapsamında, ... A.Ş. Kefaleti ile 4395-12284 nolu aylık taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi için düzenlenen dava dışı kredi lehtarı .... Ve Ltd. Şti. İle davalı kefil ... tarafından imzalanan "Taksitli Ticari Kredi Ödeme Planınına göre işbu kredinin aylık %1,41 (yıllk %16,92 faiz ve 17/05/2018-17/04/2021) tarihleri arasında her ayın 17'sinde beheri 3.184,52-TL'lik aylık taksitlerle, 36 ayda geri ödeneceğinin, toplam geri ödeme miktarının 194.589,72-TL olacağının kabul ve taahhüt edildiği, kredi ile bağlantılı vadesiz mevduat hesabının ekstresinin tetkikinde ilk 10 taksitin ödendiği, ödenen taksitlerin detay bilgilerinin tablo halinde gösterildiği, 16/06/2019 tarihinde kalan ana para tutarı 115.947,20-TL ile 11. 12. ve 13. taksit tutarları içerisindeki toplam 164.184,62-TL tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığı, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu hakkında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/849 esas sayılı dosyasından verilen konkordatoya muvafakat etmemiş olması kaydıyla, davalı kefilden takip tarihi 20/07/2020 itibariyle Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar kapsamında ... A.Ş. Kefaleti ile 12284 nolu hesaptan kullandırılan taksitli kredisi için 122.049,20-TL asıl alacak, 49.602,76-TL işlemiş, (%38,40) temerrüt faizi ve 2.480,14-TL %5 BSMV olmak üzere toplam 174.132,09-TL talep edebileceği, takip tarihinden itibaren 122.049,20-TL asıl alacak miktarına yıllık %38,40 temerrüt faizi ve faizin %5'i nisbetinde BSMV talep hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir.
Ankara 2. Asliye Ticaret mahkemesinin 19/06/2020 tarih 2018/849 Esas 2020/228 Karar sayılı kararı incelendiğinde, davacı şirketin tasdik talebinin kabulü ile, 0630000181400014 mersis numaralı ... Limited Şirketi'' nin konkordatosunun İİK 305 ve 306 maddesi gereğince tasdiki ile; 2.konkordatoya tabi borçların tasdik tarihini takip eden 7. Aydan başlamak üzere 42 ayda eşit taksitte ödenmesine, konkordato komiserler kurulunun görevine tasdik karar tarihi olan 19/06/2020 tarihi itibari ile son verilmesine, 3.İİK 306/2 maddesi uyarınca tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli olarak ...' ün tasdik karar tarihi itibari ile göreve başlamak üzere kayyım olarak görevlendirilmesine, 4.Kayyım tarafından borçlunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda 2 ayda bir Mahkememize rapor sunulmasına, 5.Kayyıma aylık 2.000,00 TL ücret takdirine, kayyımın göreve başlama tarihinden itibaren ödenecek ücretin konkordato talep eden şirket tarafından karşılanmasına, 6-Kesin mühletin sona ermesi ile kesin mühlet kararı ile doğan ve İİK 294,295,296 ve 297. Maddesinde düzenlenen sonuçların kalkmış olduğunun tespitine, 7-Mahkememizce verilen tüm tedbir kararlarının tasdik karar tarihi itibari ile kaldırılmasına, 8-İİK 308/B maddesi gereğince depo karar verilmesine ve bu nedenle dava açmaları için 1 aylık süre verilmesine yer olmadığına, 9-Feragat nedeniyle rehinli malların satışının ertelenmesi talebinin reddine, B-Davacı ...' in konkordato tasdik talebinin reddine, Davacı hakkında verilen kesin mühletin kaldırılmasına, Kesin mühletin kanuni sonuçlarının kalkmış olduğunun tespitine, Mahkemece konulan ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, Komiserler kurulunun görevinin son verilmesine, C-İİK 306 son maddesi uyarınca hüküm fıkrasının İİK 288. maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine karar verildiği,kararın istinaf edildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23.Hukuk Dairesinin 2020/1403 Esas 2020/1401 Karar sayılı ilamı ile,karar kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve "Davacı şirketin tasdik talebinin kabulü ile, 0630000181400014 mersis numaralı ... Limited Şirketi'nin konkordatosunun İİK 305 ve 306 maddesi gereğince tasdiki ile; Konkordatoya tabi borçların tasdik tarihini takip eden 7. aydan başlamak üzere 42 ayda eşit taksitte ödenmesine,"dair karar verildiği kararın Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2021/1792 Esas 2021/100 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı,davalının kredi sözleşmelerine kefil olduğu davacı bankanın kredi hesabını kat ettiği, alacağın tahsili talebiyle dava konusu icra takiplerini başlattığı, davalının icra takibinde borca itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan talep edebileceği herhangi bir alacak bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı temerrüt faiz oranı, asıl borçlu ... San. Tic. Ltd. Şti hakkında açılan konkordatonun tasdiki davasının işbu dava üzerindeki etkisi hususlarından kaynaklanmaktadır.
İK'nun 303/1. maddesi "Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder" hükmünü içermektedir.
Dairemizce davacı bankaya yazılan müzekkereye, davalı ... ve dava dışı .... Ve Tic. Ltd. Şti. hakkında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/849 E. Sayılı dosyasında görülen konkordato davası
kapsamında iltihak süresi içerisinde Konkordato Projesi hususunda her iki borçlu
açısından red oyu kullandıklarına dair beyan dilekçesi sunmuştur.
Somut olaya gelince; davacı bankanın Ankara Ticari Şubesi ile dava dışı .... Tic. Ltd. Şti. arasında, 14.02.2014 tarihli 1.000.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi'nin düzenlendiği,davalı Kefil ... 14.02.2014 tarihinde 1.000.000,00 TL limitle kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, kat ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine kefil hakkında Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5808 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğu, bilirkişiden alınan gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda da belirtildiği ve Dairemizin de kabulünde olduğu üzere, genel kredi sözleşmesinin 10.maddesinde temerrüt faizine ilişkin düzenleme yapıldığı, yapılan düzenlemeye göre müşteri, borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek olan kredi faiz oranının iki katı oranında temerrüt faizinin uygulanacağının kararlaştırıldığı,bankanın temerrüt tarihinde borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere
Uyguladığı en yüksek faiz oranının % 33 olduğu bu oranın iki katının %66 olduğu ancak bankanın %38,40 temerrüt faizi talep ettiği görüldüğünden taleple bağlılık ilkesi gereğince bu oranın esas alınarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı banka tarafından kredi hesabının kât edilmesiyle birlikte davalı tarafa bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de; alacaklı borçluya atıfet süresi tanıması halinde muaceliyet atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiş olur (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ve 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/12/2021 tarih ve 2020/5450 Esas 2021/7133 Karar sayılı ilamları)
Somut olayda ise, davacı bankaca davalı asıl borçlu şirketin kullanmış olduğu kredi gereğince hesabın kapatılmaması üzerine hesabının 16/06/2019 tarihinde kât edildiği, davalı kefile gönderilen ihtarnamenin 19/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, 7 günlük ödeme süresi verildiği ve 27/06/2019 tarihinde bu sürenin dolduğu ihtarnamede verilen 7 günlük atifet süresinin bitimi ile davalı 24/02/2019 tarihinde temerrüte düşmüştür.
Her ne kadar davalı vekili,davacı bankanın 954,88-TL ve 315,40-TL olmak üzere toplam 1.270,28-TL BSMV talep ettiğini ancak mahkemece 2.480,14-TL BSMV'ye hükmedilerek taleple bağlılık kuralının ihlal edildiğini belirtmiş ise de,davacı banka tarafından icra takibinde 3.438,44 TL BSMV talep edildiği ilk derece mahkemesince 2.480,14-TL BSMV'ye hükmedildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenine itibar edilmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece davacı bankanın konkordatoya muvafakat etmediği,davalı kefilin 27/06/2019 tarihinde temerrüte düştüğü hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu kabul çerçevesinde hesaplama yapıldığı davalı kefilin davacı bankaya 122.049,20 TL asıl alacak, 49.602,76 TL işlemiş (%38,40) temerrüt faizi ve 2.480,14 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 174.132,10 TL borçlu olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1. Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Davacıdan alınması gerekli olan 269,85TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Davalıdan alınması gerekli olan 11.894,96 TL harçtan peşin alınan 13.408,33 TL'den mahsubu ile fazla alınan 1.543,37 TL harcın davalı tarafa iadesine,
4. Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5. Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.13/12/2023
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38