Ankara BAM 21. HD 2021/1960 E. 2023/1725 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2021/1960
2023/1725
6 Aralık 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1960 Esas 2023/1725 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1960
KARAR NO : 2023/1725
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/09/2020
NUMARASI : 2017/244 Esas 2020/475 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Şirket Genel Kurul Kararının İptali ve Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi
DAVA TARİHİ : 29/03/2017
KARAR TARİHİ : 06/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/12/2023
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve şirkete özel denetçi atanması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı anonim şirketin 2016 yılına ait 21/01/2017 tarihli genel kurulunda gündemin 3. maddesinde görüşülen bilanço ve gelir tablosu hesaplarının doğru olmadığını, gündemin 4. maddesinde görüşülen kar hesabının yanlış ve kar dağıtmama kararının afaki iyi niyet kuralarına aykırı olduğunu, gündemin 5. maddesinde oylanan faaliyet raporunun ibrasına ilişkin kararın da rapor yönetim kurulu üyesi şirketle rekabet halinde faaliyetlerde bulunduğu açık olmakla gerçeği yansıtmadığından iptalinin gerektiğini, gündemin 6.maddesinde oylanan yönetim kurulu üyelerinin ibrasının da gündemin 3.maddesinde görüşülen bilanço ve gelir tablosu hesapları gerçeği yansıtmadığından iptalinin gerektiğini, ayrıca gündemde müvekkili ...'ın ibra edilmemesinin de afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, gündemin 7. maddesinde görülerek yapılan yönetim kurulu seçiminin de ibraları iptal edilmesi gereken eski üyeler seçildiğinden iptali gerektiğini, gündemin 9. maddesinde görüşülerek reddedilen özel denetçi tayini isteminin de davacılar azınlık paydaş olup talep ettiğinden iptali gerektiğini belirterek 21/01/2017 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5, 6, 7 ve 9.maddelerinde alınan kararların iptalini ve/veya batıl sayılmasını, genel kurulda reddedilen özel denetçi atanması kararının iptali ve özel denetçi atanmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davanın iyi niyetli olmadığını, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu ve esas olarak aile içi uyuşmazlıkların bu davaya dayandığını, davanın şirketler hukuku ile ilgili olmadığını, gündemin 3. Maddesi ile ilgili iptal gerekçesinde gösterilen kar miktarının hatalı olduğuna ilişkin iddia doğru olmakla birlikte bunun sehven yazım hatası olduğunu, gelir tablosunda doğru yazıldığını, finansal tablolarının hazırlanması zaman aldığından kayıtlarda bazı düzeltme ve değişikler olabileceğini, bazı hesaplara ilişkin olarak genel kurul öncesinde paydaşlara sunulan tablolar ile genel kurul sırasında pay sahiplerine sunulan tablolar arasında ortaya çıkan farkın zorunlu muhasebe düzeltmelerinden kaynaklandığını, ortaklara borçlar hesabında yer alan miktarların ortak tarafından kişisel hesabından şirkete gönderildiğini, ...'ın 2016 yılı ramazan ayında yaptığı 9.548.398,28 TL yardımı kendi cari hesabına borç kaydı yaptırtmak sureti ile karşıladığını, gündemin 4. Maddesinde kar dağıtımı yapılmaması kararının 2016 yılı faaliyet raporunda benimsenen şirketin geçmiş yıllar zararlarını karşılamak için olağanüstü yedek akçe ayrılması önlemine dayandığını, gündemin 5. Maddesinde faaliyet raporunun ibrasının da davalı şirket taahhüt işleri ile ve yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı kurduğu şirketler inşaat işiyle uğraştığından ve üyelerin rekabet oluşturacak davranışı bulunmadığından kanuna uygun olduğunu, gündemin 6 maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da kanuna uygun olduğunu ve davacılardan ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kararın iptalinde ise hukuki yarar bulunmadığını, gündemin 7. Maddesinde yapılan yönetim kurulu seçiminde kanuna uygun olduğunu, gündemin 9.maddesinde özel denetçi atanması isteminin reddinin de davacılar özel denetçi atanmasını talep ettiklerinden çelişkili olduğunu, mahkemeden özel denetçi atanmasını talep edebilmek için bu istemin genel kurulda reddedilmiş olmasının gerektiğini, davacıların özel denetime konu ettikleri iddiaların soyut olduğunu ve özel denetim şartlarının gerçekleşmediğini belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dosyaya sunulan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından dava konusu olağan genel kurul toplantısının yapılması konusunda yönetim kurulunca süresinde ve usulüne uygun karar alınarak ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği ve tüm ortaklara taahhütlü mektupla gönderildiği, tüm ortakların asaleten ve vekaleten toplantıya katıldıkları, dava konusu kararların oy çokluğu ile alındığı, davacıların muhalefet oyu vererek itirazî kayıtlarının tutanağa geçirdikleri ve 3 aylık yasal sürede genel kurul kararının iptali davasını açtıkları, genel kurulun çağrı, toplantı ve karar nisap oranları usulüne uygun olup iptal veya butlanı gerektirecek bir husus bulunmadığı, bilirkişi raporlarında ayrıntıları belirtildiği üzere alınan kararların kanun, esas sözleşme ve iyi niyet kurullarına aykırı bir husus tespit edilmediğinden iptali taleplerinin reddi gerektiği,
Özel denetçi atanması talebine gelince; özel denetim istemi hakkı TTK'nun 438 ve 439.maddesinde düzenlendiği, düzenlemeler ile birlikte somut olaya gelince davacıların daha önce bilgi alma hakkını kullanmış olup maddede aranan bu koşul yerine getirildiği, ayrıca davacı ortaklar ... %14,59, ... %1,04 oranında hisse sahibi olup kanunda aranan onda bir hisse sahibi olma koşulunu taşıdığı, davanın esası yönünden ise TTK'nun 439/2 maddede belirtildiği üzere özel denetçi isteminde bulunan pay sahiplerinin kurucuların, diğer şirket organlarının kanun veya esas sözleşmeye aykırı hareket ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koymaları gerektiği, her ne kadar son bilirkişi heyeti raporunda genel kurulda bağış kararı alınmadığından ramazan ayında yardım yapılarak ortaklar raci hesabına borç kaydedildiği belirtilmiş ise de bu husus özel denetçi atanmasını değil TTK'nun 553 ve devamı maddeleri uyarınca yöneticiler hakkında sorumluluk davası açma imkanı vereceği, dava konusu olayda davacıların davalı şirket yöneticilerinin hangi davranış yükümlülüğünü ihlal ettiklerini ve bu kurala aykırılığın nasıl bir zarara sebep olduğunu açıkça ortaya koymadıkları, bu nedenle özel denetçi atama koşulları oluşmadığından bu talebin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının özel denetçi atanmamasına yönelik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişi incelemesi sonucu genel kurulda yöneltilen soruların ticari defter ve kayıtlar üzerinden yüzeysel bir inceleme ile yapılamayacağı ve şirkete özel denetçi atanması gerektiği yönünde görüş beyan edilmiş olmasına rağmen mahkemece özel denetçi atanması müessesesinin hatalı değerlendirilmesi sonucu talebin reddine karar verildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, mahkemece savcılık soruşturması beklenilmeden onlarca bilgi ve belgeyi hep birlikte değerlendirmek yerine bilirkişi raporunun aksi yönünde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bu nedenle bilirkişi raporunda özel denetçi atanması ve azınlığın hakları korunması bakımından özel denetçi tarafından detaylı inceleme yapılması mütalaa edilmesine rağmen şirkete özel denetçi atanması yerine yöneticilere karşı sorumluluk davası açılması gerekçesiyle verilen eksik inceleme mahsulü kararın hatalı olup kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; özel denetçi talebi yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin olduğunu ve istinaf edilemeyeceğini, yargılama süresince alınan bilirkişi raporlarında şirketin mali tabloları üzerinden yapılan incelemelerde davacıların zarara uğratıldığına ilişkin verilerin yer almadığını, yıllardır zarar eden şirketin 2016 yılını kar ile kapattığını, davacıların herhangi bir zararı oluşmadığını, özel denetçi atanmasını gerektirir bir husus olmadığını tespit ettiklerini, davacıların yapmış olduğu şikayet hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasında 22/03/2021 tarihli kararıyla Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiğini, davacı yanın istinaf başvurusunun öncelikle usulden reddine karar verilmesi, aksi halde ise kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili 04/10/2022 tarihli ek istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının istinaf edilebilir nitelikte olduğunu, yalnızca özel denetçi atanması yönündeki olumlu mahkeme kararlarının kesin olduğunu, mahkemenin eksik inceleme sonucu hüküm tesis ettiğini, şirket ana sözleşmesinin dosyada bulunmadığını, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, ayrıca iptali talep edilen kararların içeriğine ilişkin mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davalı şirkete özel denetçi atanmasının zaruri olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davalı şirketin 2016 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6,7 ve 9 no'lu kararlarının batıl sayılmasına ve/veya iptaline karar verilmesini ve davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davalı şirketin genel kurul toplantısının kanun, esas sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla iptali ve özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Mali müşavir bilirkişiden alınan raporda özetle; davalı şirkete ait ticari defterlerin noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığını, mali tabloların bilançoların muhasebe sistemine uygun tutulduğunu, bilançolarda bulunan farklılıkların kur farkından kaynaklandığını, gelir tablosunda faaliyet gideri toplamı 7.356.557,75 TL olarak gösterilmiş olup buna karşılık düzeltilmiş gelir tablosunda şirketin genel yönetim giderleri toplamının 6.930.663,76 TL olarak yazılı olduğunu, yapılan incelemede şirketin faaliyet kârının 6.930.663,76 TL olduğunu, muhasebe tekniği gereği yanlış veya hatalı kayıtların düzeltilmesinin düzeltme mahsupları ile yapıldığını bu işlemdeki farklılığın yazım hatasından (sehven) kaynaklandığını,
Dava konusu olağan genel kurul toplantısı olup davalı şirketin 07/12/2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının 2017 yılı Ocak ayı içerisinde belirlenen 8.madde gündemle yapılmasının kararlaştırıldığını, toplantının hesap dönemi sonundan itibaren 3 ay içerisinde ve şirket merkezinde yapılacağı hususuna uyulduğunu, ticaret sicil gazetesinde gündemle birlikte 13/12/2016 tarihinde ilan edildiğini ve ayrıca ortaklara taahhütlü mektupla bildirildiğini, 21/01/2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına tüm ortakların asaleten ve vekaleten katılarak hazirun cetvelini imzaladıklarını, gündemin 3.maddesinde 2016 yılı faaliyet dönemi ayrıntılı bilanço ve ayrıntılı gelir tablolarının müzakere edildiğini, maddenin oy çokluğu ile kabul edildiği davacıların vekilinin muhalefet şerhi verdiğini, yine gündemin 4.maddesinde 2016 yılı dönem kârının görüşülerek oy çokluğuyla kabul edildiğini, davacılar vekilinin muhalefet şerhi verdiğini, gündemin 6.maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibrasının onaylandığını, ..., ... ve ...'ın ayrı ayrı oy çokluğuyla ibra edildiğini, davacılar vekilinin muhalefet şerhi verdiğini, davacı ...'ın görev süresi dikkate alınarak ibra edilmediğini, davacılar vekilinin muhalefet şerhi verdiğini, gündemin 7.maddesinde yönetim kurulu başkanlığına ... başkan yardımcılığına ... ve yönetim kurulu üyeliğine ...'ın seçildiğini, davacılar vekilinin muhalefet şerhi verdiğini, gündemin 8.maddesinde yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'ın görevinden istifade etmesi nedeniyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine geçici olarak ...'ın seçilmesinin oylamaya sunularak kabul edildiğini, gündemin 9.maddesinde davacı pay sahipleri vekili tarafından özel denetçi atanmasına ilişkin madde eklenmesi teklif edilmiş olup yapılan oylamada 35187 oya karşılık 189813 karşı oyla oy çokluğuyla reddedildiğini,
Davalı şirketin mali tablolarının genel kurul tarihinden 15 gün önce ortakların bilgisine sunulduğunu, yapılan incelemede ortakların zarara uğratıldığına ilişkin bir kayda rastlanmadığını, genel kurul öncesi gönderilen mali tablolar ile genel kurula sunulan mali tablolardaki hesap farklılıklarının 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının 31/12/2016 tarihinden çok kısa bir süre sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle muhasebe kayıtlarındaki düzeltmeden kaynaklandığını, Vergi Usul Kanunun 175.maddesi hükümleri doğrultusunda tabloların düzenlendiğini, uygulamada ortakların kendi şirketlerine borç para vermeleri ticari hayatta sık rastlanan bir durum olduğunu, borç için ortaklara faiz ödenmediğini, şirketin dışarıdan borçlanması halinde faiz ödemesi gerektiğini, dolayısıyla genel kurulda 3 numaralı kararın iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığını, şirketin keyfi olarak kâr payı dağıtmamasının yasaya aykırı olduğunu, TTK 523/2 maddesindeki "bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiği kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa" hükmü gereğince kârın dağıtılmayarak olağanüstü yedeklere aktarılmasının mümkün olduğunu, yıllık faaliyet raporlarında şirket kârının dağıtılmayıp 2016 yılı ve sonraki yıllarda da geçmiş yıl zararlarının öz kaynaklarda yarattığı azalmayı karşılayacak seviyelere ulaşıncaya kadar fevkalade ihtiyatlarda tutulmasının önerildiğini, şirketin zaman zaman ortaklardan borç para alması şirketin finans ihtiyatı içerisinde olduğunu gösterdiğini bu nedenle kârın dağıtılmayıp olağan üstü yedeklere aktarılması kararında bir usulsüzlük görülmediğini, yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağı teşkil eden davranışları hakkında ve şirketi zarara uğrattıklarına dair usulüne uygun herhangi bir belge sunulmadığını, 5.gündem maddesinin iptalini gerektirir bir hususu rastlanmadığını, 6.maddede yönetim kurulu üyelerinin usul ve yasaya aykırı bir işlemine rastlanmadığından kararın iptalini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, 7.maddede yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığını, seçimde %84,38 pay oranıyla yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, iptalini gerektirecek bir hususu bulunmadığını, 9.maddede özel denetçi atanması talep edildiği, TTK 438.maddede her pay sahibinin belirli olayların açıklığa kavuşturulması için genel kurulda özel denetçi atanmasını talep edebileceğini, talebin reddi halinde TTK 439. maddesi uyarınca 3 ay içinde mahkemeden özel denetçi atanmasını talep edebileceğini, ancak 439/2 maddesine göre davacının kurucuların veya şirket organlarının kanunun ve esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koyması gerektiğini, dava konusu şirketin mali tabloları üzerinde yapılan incelemede davacıların zarara uğratıldığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtmiştir.
İtiraz üzerine nitelikli hukukçu ve mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden 19/09/2019 havale tarihli raporda özetle; 21/01/2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 3, 4, 5, 6, 7 ve 9 nolu kararların iptali istemiyle derdest davanın açıldığını, genel kurul gündeminin 3.maddesinde finansal tabloların oylamaya sunulup müzakere edilip oy çokluğu ile kabul edildiğini, davacıların muhalefet oyu kullandıkları, ortaklara gönderilen bilanço kalemleri ile genel kurula sunulan bilanço kalemleri arasında 114.000,00 TL'lik fark bulunduğunun iddia edildiğini, bilanço kalemlerinin yapılan incelemesinde 114.282,48 TL (artış ve azalışlar arasındaki fark) farklılık olduğunun anlaşıldığını, şirketin bilançosu incelendiğinde bilanço tarihinden sonra ortaya çıkan genel kurul tarihine kadar farklılığın ortaya çıktığı ve sonradan düzeltilmiş olmasının mevzuata aykırı olmadığını, ikinci olarak bilanço büyüklüğünün (233.362.631,86 TL) ile ortaya çıkan fark tutarı olan 114.282,48 TL (artış ve azalışlar arasındaki fark) karşılaştırıldığında fark tutarının ve fark kalemlerinin ortakların karar almasına etkisi incelendiğinde farkların afaki iyi niyet kuralları içinde değerlendirilebileceğini, ortaya çıkan farkların şirkete, ortaklara yada üçüncü şahıslara bariz bir zarar verdiğine dair bir emare bulunmadığını, şirketin ortak yada ortaklara 20.622.415,40 TL borçlu olduğu ve borcun izah edilemediği iddiasına karşılık davalı tarafından şirketin önceki yıllarda zarar ettiği ve paraya ihtiyacı olduğu için ortaklara borçlandığı 2015 yılında borcun 25.000.000,00 TL'den fazla olduğu, önceki yönetim kurulunun ve finansal tablolarının genel kurulda kabul edildiği beyan edildiğini, 2016 yılı genel kurul kayıtları incelendiğinde bütün ortakların oy birliğiyle ibra kararı alınarak imzaladıklarını, hesaplar incelendiğinde 2015 yılı sonunda şirketin ortaklarının 24.554.971,21 TL borçlu olduğunu, 2016 yılı içinde ortaklara borcun azalarak 20.573.505.82 TL'ye gerilediği yani esasen ortaklara olan borçların 2016 yılı öncesinde oluşmuş olup 2016 yılı içinde azaldığını,
Gündemin 4.maddesinde kâr payı dağıtımı yapılmamasına oy çokluğuyla karar verildiği şirketin geçmiş yıl zararları sebebiyle 2016 yılı kâr dağıtımının yapılmaması kararının kanun, ana sözleşme ve iyi niyet kurullarına aykırı olmadığını, gündemin 5.maddesiyle ilgili yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir delil olmadığını sadece tahmin ettiklerini açıkladıklarını, bu hususun
kanıtlanmadığını, 6.maddede yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile usulüne uygun ibra edildiklerini, davacı ...'ın ibra edilmesinin reddedildiği herhangi bir gerekçe sunulmadığı gibi herhangi bir sorumluluk iddiasının da bulunmadığını, 7.maddede yönetim kurulu seçimine ilişkin usul ve yasaya aykırı bir işlem ve belge bulunmadığını, özel denetçi talebinin gündemin 9.maddesinde görüşülerek reddedildiğini, özel denetçi isteyen ortağın ancak kurucu yada ortakların şirketi zarara uğrattıklarına dair somut veri sunmaları gerektiğini, sunmadıklarını bu nedenle özel denetçi atanmasını gerektirir olgunun bulunmadığı belirtmiştir.
İtiraz üzerine nitelikli hesaplama uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 18/06/2020 tarihli raporda özetle; dava konusu 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3,4,5,6,7 sıra numaralarında alınan genel kurul kararlarının kanun, esas sözleşme ve iyi niyet kurullarına aykırı bir hususun bulunmadığını, 9.gündem maddesinde talep edilen özel denetçi atanmasına yönelik talebin reddi nedeniyle özel denetçi istemine yönelik olarak şirketin ortaklardan aldığı borcun ne zaman ve niçin alındığı, hangi şartlarda alındığı ve nereye kullanıldığının belli olmadığının iddia edildiğini, önceki raporlarda şirket zararı tespit edilmediği belirtilmekle birlikte ortaklara borç hesabının nasıl oluştuğuna dair tespit bulunmadığını, bu hususun özel bir incelemeyi gerektirdiğini, ayrıca davalı şirketin genel kurullarında bağış kararı alınmadığı ve davalı şirket cevap dilekçesinde "...'ın 2016 yılı ramazan ayında yaptığı 9.548.398,28 TL yardımı kendi cari hesabına borç kaydı yaptırmak suretiyle karşıladığı" denildiğinden ortaklara borçlar hesabındaki borcun incelenerek nasıl oluştuğunun özel denetçi tarafından denetlenmesi talebi koşullarının oluştuğunun düşünüldüğünü, takdirinin münhasıran mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
HMK'nın 342. maddesinde; istinaf dilekçesine ilişkin usuller düzenlenmiş olup, 342/(2)-e bendinde istinaf başvuru dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin gösterilmesi gerekeceği, aynı maddenin (3) fıkrasında ise; istinaf dilekçesinin, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355'inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılacağı, HMK'nın 355. maddesinde ise; incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olarak yapılacağı, ancak, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu re'sen gözeteceği, düzenlemelerine yer verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde dava konusu 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısının gündemin 9.maddesi dışındaki diğer gündem maddelerinde ki alınan kararların iptali gerekirken reddine yönelik hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6 ve 7 no'lu gündem maddelerinin iptalini istemiş, ancak istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru sebepleri ve gerekçesini göstermemiştir.
Ön inceleme başlıklı HMK'nın 352. Maddesi uyarınca başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle gerekli karar verilmesi gerekecektir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca dava dosyasında kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan incelemede de ilk derece mahkemesince 09/09/2020 tarihinde verdiği kararda davalı şirketin 21/01/2017 tarihli genel kurulun gündemin 3,4,5,6 ve 7 no'lu gündem maddelerine ilişkin verdiği kararında kamu düzenine aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı yanın istinaf başvuru dilekçesinde gerekçeli olarak belirttiği gündemin 9.maddesine yönelik istinaf başvurusuna gelince;
Somut olayda, davalı şirketin 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantılarında gündemin 9. maddesinin görüşülmesi sırasında şirketin özel denetime tabi tutulması talebinin reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 635.maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 438. maddesi uyarınca azlığın özel denetim talebi genel kurulca reddedilirse 3 ay içerisinde ilgililerce şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesine başvurmak suretiyle özel denetçi atanmasını istemesi mümkündür. Bu itibarla özel denetime ilişkin talebin reddine yönelik genel kurul kararına karşı azlığın iptal davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince özel denetime ilişkin taleplerinin reddine dair genel kurul kararın iptali için dava açmakta hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi yerine davanın esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, HMK'nın 345. maddesi gereğince iki haftalık süre içerisinde gerekçeli istinaf başvuru dilekçesinin sunulması gerekmektedir. Davacılar vekilince gerekçeli kararın tebliğinden sonra 17/11/2021 tarihinde süresi içerisinde istinaf başvuru dilekçesinin sunulduğu, istinaf başvuru dilekçesinde açıkça ilk derece mahkemesi kararının özel denetçi atanması talebinin reddedildiği gündemin 9.maddesine yönelik olarak istinaf başvuru gerekçelerinin belirtilmek suretiyle kararın bu yönüyle kaldırılmasının talep edildiği, davacılar vekilince bu kez 04/10/2022 tarihli ek dilekçe ile süresi içerisinde verilen istinaf başvuru dilekçesinde talep edilmeyen davalı şirketin 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 ve 9 no'lu gündem maddelerinin de batıl sayılmasına ve iptali talep edilmiş ise de, söz konusu ek dilekçenin istinaf başvuru dilekçesi olarak değerlendirilmesi mümkün olamayacağından davacılar vekilinin ek istinfa dilekçesinin usulden reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 no'lu gündem maddeleri yönünden esastan reddine, 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 no'lu gündem maddesi yönünden ise davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun dava konusu 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 no'lu gündem maddeleri yönünden HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek KABULÜNE,
2. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/09/2020 tarih ve 2017/244 Esas 2020/475 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1). b.2. maddesi gereğince kamu düzeni gözetilerek KALDIRILMASINA,
B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun dava konusu 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7 no'lu gündem maddeleri yönünden davanın ESASTAN REDDİNE,
Davalı şirkete özel denetçi atanmasına ilişkin davacı talebi 21/01/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 no'lu gündem maddesi ile reddedilmiş olmakla özel denetçi atanmasnıa ilişkin talebin reddine dair genel kurul kararının iptali için dava açmakta davacı tarafın hukuki yarar bulunmadığından özel denetçi atanmasına ilişkin talebin USULDEN REDDİNE,
2. Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 238,45 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3. Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan ve istinafa gelen tarafın sıfatı da gözetilerek AAÜT uyarınca belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödemesine,
5. Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacılara tarafa iadesine,
2. İstinafa başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın kaldırılma gerekçesi de gözetilerek üzerlerinde bırakılmasına,
3. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/12/2023
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:54