Ankara BAM 21. HD 2021/1649 E. 2023/1642 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2021/1649
2023/1642
23 Kasım 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1649 Esas 2023/1642 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1649
KARAR NO : 2023/1642
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/06/2021
NUMARASI : 2021/146 Esas 2021/444 Karar
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 01/08/2018
KARAR TARİHİ : 23/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2023
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkili şirketin ortağı olduğu dönemde sigortasız olarak çalıştırılan dava dışı ...'ın şirket aleyhine açtığı Ankara 12. İş Mahkemesi'nin 2007/1001 esas sayılı dava nedeniyle müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı idari para cezasının rücusu için davalılar aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5020 esas sayılı icra takibi yaptıklarını, davalıların 09.05.2018 tarihli itirazları nedeniyle 11.05.2018 tarihli karar ile icra müdürlüğünce takibin durdurulduğunu, borçluların yapmış oldukları itirazlarında haksız olduklarını belirterek Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5020 esas sayılı takibe 25.599,16 TL asıl alacak yönünden yapılan itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalıların takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, davacı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, şirkete ait hisselerini 16.05.2008 tarihinde devrettiğini, şirket hisse devri yapılırken Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde prim ve idari para cezalarına ilişkin borçların sorgulandığını ve devir işlemlerinin buna göre yapıldığını, müvekkilinin hissesini devrettiği tarih itibariyle, şirketin SGK nezdinde bir borcu bulunmadığını, davacı şirketin, SGK tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasından ve bu idari para cezasına konu davadan dava sürecinde yapılan tebligatlar hasebiyle çok önceden haberdar olduğunu, 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden zamanaşımı definde bulunduklarını, rücu istemine konu borcun zamanaşımına uğradığını, buna rağmen davacı şirket tarafından ödenmiş olmasının ve rücuen talep edilmesinin hakkaniyetli olmadığını, şirketten tahsil edilebilen bir amme alacağından kaynaklı limited şirket eski ortağının sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini, müvekkili aleyhinde başlatılan haksız icra takibi nedeniyle, davacının alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile karşı taraf vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın Ankara 35. Noterliği'nin 7 Mayıs 2008 gün ve 12795 yevmiye nolu noter devir senedi ile şirketteki hissesinin tamamını bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte yeni ortak ...'a devir ve temlik ettiğini, kamu alacaklarının 5 yılda zamanaşımına uğradığını, dava konusu 14.184,00 TL idari para cezasının müvekkilinin hisse devir tarihinden çok sonra 11.05.2012 tarihinde tahakkuk ettirildiğini haricen öğrendiklerini, bu durumda davacının ödeme tarihi olan 06.04.2018 tarihinde bu borcun zamanaşımına uğradığını, zorunlu olmasına rağmen (Borçlar Kanunu Madde 73) taraflarına hiç bir bildirimde bulunulmadan zamanaşımına uğramış borcu ödeyen davacının müvekkiline rücu edemeyeceğini, müvekkilinin devir sözleşmesindeki devir şartları da dikkate alınarak davacı şirket tüzel kişiliğine ait ayrıca mürürü zamana uğramış bir kamu borcunun ödenmesi nedeniyle müvekkilimden rücuen talepte bulunamayacağından haksız ve dayanaksız açılan davanın reddini, müvekkili hakkında yapılan haksız icra takibi nedeniyle takip miktarının yüzde 20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; şirketteki hisselerini devrettikten 10 yılı geçtikten sonra hakkında icra takibi başlatıldığını, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduğunu, davacı şirket yetkililerinin söz konusu amme alacağından ve amme alacağını doğuran davadan haberlerinin olduğunu, zira amme alacağını 2012 yılında tahakkuk ettirildikten sonra da hisse devirleri yapıldığını, bu hisse devirleri sırasında yapılan SGK sorgulamaları sırasında davacı şirket amme alacağını öğrendiğini, buna ilişkin 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğunu, bu nedenle de zamanaşımı definde bulunduğunu, tarafından tahsili istenen amme alacağının da zamanaşımına uğradığını, buna rağmen; davacı şirket tarafından ödendiğini, tarafına hiçbir bildirim yapılmaksızın icra takibi başlatıldığını, davacı şirketteki paylarını devrederken herhangi bir amme alacağının bulunmadığını, davacı şirketten tahsil edilebilen amme alacağı limited şirket ortağından istenemeyeceğini, eğer şirketten tahsil edilememiş olsaydı, limited şirket ortağının sorumluluğunun doğabileceğini, bu nedenle haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine, tarafı hakkında başlatılan haksız icra takibi nedeniyle takip miktarının yüzde 20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece;Amme Alacakları'nın Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 4369 Sayılı Yasa ile değişik 35'inci maddesi, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan kamu alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağının hükme bağlandığı,bu nedenle davalı ortağın yargılama konusu borçtan sorumlu olmasının ön koşulunun, kamu borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmaması olduğu davacı şirketin kamu borcunu ödediği ve ödenen bedelin rücuen tahsilini istediği,somut olayda rücu şartları oluşmadığından davanın ve kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya esas icra takibinin konusu, davalıların müvekkili şirket ortağı ve sorumlu müdürü olduğu dönemde kanuna aykırı davranarak dava dışı ...'ı sigortasız olarak çalıştırması nedeni ile müvekkili şirketin uğradığı zararın rücusu olduğunu, ...'nın da davalı olarak taraf bulunduğu ankara 12. İş Mahkemesi 28.11.2007 tarih 2007/1001 e. 2009/774 k. sayılı ilamı ile; dava dışı ...'ın müvekkili şirkette 20.07.2006 - 31.05.2007 tarihleri arasında 10 ay 11 gün süre ile proje ve yapı denetçisi olarak çalıştığı tespit edildiğini, sosyal güvenlik kurumu tarafından re'sen yapılan işlem ile müvekkili şirket aleyhine 14.184,00 TL idari para cezası uygulandığını, idari para cezası müvekkilimizce derhal ödenmiş ve zararın artması engellendiğini, davalıların kanuna aykırı davranışları nedeni ile zarara uğrayan müvekkili davalılar aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü 2018/5020 e. sayılı icra takibi başlatıldığını, davalılar adına başlatılan icra takibine davalılar tarafından 09.05.2018 tarihinde itiraz edildiğini, 11.02.2018 tarihli tensip ile takip durdurulduğunu, davalılarca yapılan haksız ve kötü niyetli itirazına karşılık 01.08.2018 tarihinde taraflarınca itirazın iptali davası talepli dava açılmış ise de yerel mahkemece davanın reddi yönünde karar verildiğini, yerel mahkemenin, takibe konu alacağın kamu alacağı niteliğinde olduğu yönündeki tespitine katılmak mümkün olmadığını, yerel mahkemenin, takibe konu alacağı, müvekkili şirketin tamamen ödemesi nedeni ile davalılardan talep imkanının bulunmadığını yönündeki tespitine de katılmamız mümkün olmadığını, yargılama konusu takip amme alacağı niteliğindeki prim borcunun ilgili kuruma doğrudan ödenmesi değil, davalıların hukuka aykırı işlemleri nedeniyle meydana gelen zararın rücu edilmesi, istirdatı ile ilgili olduğunu, davalıların kanuna aykırı davranışı yani haksız fiilinden zarar gören müvekkili, kanunun kendisine tanıdığı hak doğrultusunda işbu zararının tazmini için davalıların müteselsil sorumluluğuna başvurduğunu, yerel mahkeme ise uyuşmazlık konusu yanlış değerlendirilerek, uyuşmazlık konususunun idari para cezasının eski ortaklara rücusu olduğu ve rücu şartlarının oluşmadığını, müvekkili zaten kamu borcunu ödemiş olduğu gerekçesi ile davanın reddi yönünde hüküm kurduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, kanuna aykırı davranışları ile müvekkilimizi zarara uğratan davalıların, müvekkilinin zararının tazmini için başlatılmış bulunan icra takibine yapmış oldukları haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalıların, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, şirket tarafından ödenen idari para cezasının eski ortak olan davalılardan tahsiline ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5020 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından 25/04/2018 tarihinde davalılar aleyhine 25.599,16 TL asıl alacak, 143,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.742,41 TL'nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların 09.05.2018 tarihinde borca itiraz ettikleri işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.
Ankara 12. İş Mahkemesi'nin 2007/1001 esas ve 2009/774 karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine davalı şirkette sigortasız çalıştığının tespitine yönelik dava açıldığı mahkemece davacının davalı şirkette 20.07.2006-31.05.2007 tarihleri arasında sigortasız çalıştırıldığının tespitine karar verildiği kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 22.03.2011 tarih ve 2010/2303 esas 2011/2576 karar sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dışı SGK 'ya 06.04.2018 tarihinde 14.184,00 TL idari para cezası 11.375,16 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 25.599,16 TL ödendiği görülmüştür.
Davacı yan idareye ödenen para cezasından davalı eski ortakların sorumlu olduklarını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalıların davacı şirketin eski ortağı olduğu, davacının dava konusu idari para cezasını ödediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen idari para cezasından davalı eski ortakların sorumlu olup olmadıkları hususlarından kaynaklanmaktadır.
6183 sayılı Yasa'nın 35. Maddesi ile, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları,ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları, Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, ortakların limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Ancak, sınırlı sorumluluk ilkesinin istisnaları da mevcuttur. Bu istisnalardan biri de kamu borçlarından dolayı sorumluluk halidir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından, sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır.
Somut uyuşmazlıkta davacı şirketin Ankara 12. İş Mahkemesi'nin 2007/1001 esas ve 2009/774 karar sayılı ilamı uyarınca SGK 'ya 06.04.2018 tarihinde 14.184,00 TL idari para cezası 11.375,16 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 25.599,16 TL ödendiği dolayısıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre asıl borçtan sorumlu şirketin SGK borcunu kendisine karşı sadece sermaye borcu olan limited şirket ortaklarına rücu edemeyeceği bu anlamda da şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından söz edilemeyeceği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Davacıdan alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3. Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.23.11.2023
Başkan- ... Üye - ... Üye - 42644 Zabıt Katibi -...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:12