Ankara BAM 21. HD 2021/1763 E. 2023/1641 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
bam
2021/1763
2023/1641
15 Kasım 2023
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/1763 Esas 2023/1641 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1763
KARAR NO : 2023/1641
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2021
NUMARASI : 2020/490 Esas 2021/427 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/10/2020
KARAR TARİHİ : 15/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/11/2023
Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'ın 25.11.2000 tarihinde babasının çalıştığı işyerinde oynamakta iken iş yerine yakın elektrik tellerine metal sopayı değdirmesi sonucu yaralandığını ve %100 malul olduğunu, kaza nedeniyle Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/118 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, anılan dosyada hüküm altına alınmayan bakiye zararların, ortopedik protezlerin ve psikolojik tedavi giderlerinin Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/498 Esas sayılı dosyası üzerinden kabulüne karar verildiğini, kesinleşmiş karar uyarınca 28.08.2019 tarihinde İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11400 sayılı takip dosyasına 602.638,19 TL ödeme yapıldığını, anılan bedelin diğer davalıların kusuruna denk gelen 141.617,00 TL'lik kısmının bu davalıların ödediğini, müvekkili şirket tarafından Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/498 Esas 2017/541 Karar sayılı ilamına karşı temyiz kanun yoluna başvurulması nedeni ile 28.02.2018 tarihinde 5.248,38 TL temyiz harç ve masrafı ile 10.05.2019 tarihinde 92,50 TL karar düzeltme harcı yatırıldığını, bu bedellerin davalıdan tahsilinin gerektiğini, ...A.Ş’nin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi neticesinde kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirmesi suretiyle kurulduğunu ayrı bir tüzel kişiliği ve sermayesi olan tamamen özel hukuk hükümlerine tabi bir ticaret şirketi olduğunu, özelleştirme sürecinde davalı ile müvekkili şirket arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, ... ile müvekkil şirket arasında 24.07.2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalandığını ve 28.05.2013 tarihinde Hisse Satış Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme hükümlerine göre müvekkil şirket tarafından ödenen bedelin sorumluluğunun davalı ...’ta olduğunu, Yargıtay’ın bu yönde emsal kararları bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ...’ın sorumluluğunda bulunan fakat davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan 466.362,07 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, derdestlik, zaman aşımı ve kesin hüküm itirazları ile birlikte, özelleştirme modeli gereği bilanço çalışmaları yapılarak şirket tarafından devre esas mizan düzenlendiği ve beyan edilen mizan kayıtları esas alınarak devre esas bilanço düzenlendiği, bu suretle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiği, bu nedenle 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyeleriyle ilgili gerçekleştirilen iş ve işlemlerle ilgili olarak, hisselerin el değitirmesinden önce bitmiş ve neticelenmiş her türlü işlemin sorumluluğunun şirkete ait olduğu, ...’tan herhangi bir talepte bulunulmasının ihale şartnamesi ve hisse satış sözleşmesi hükümlerine aykırı olacağını, dağıtım şirketlerinin özelleştirilmelerine ilişkin uygulamalarda Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanması ile hisseleri el değiştirerek özel sektöre devredilen şirketin tüzel kişiliği, hakları, borç ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmadığını, şirketin hisse devri öncesi ve sonrasına ilişkin sorumluluklarının aynen devam ettiğini, % 100 hissesini ...'dan devir almış olan davacı şirket tarafından Hisse Devri Sözleşmesi imzalanarak bu durumun da kabul edildiğini, özelleştirme işlemlerine ilişkin düzenlemeler gereği şirketin tüzel kişiliğinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisse devri yapılmakta olduğundan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi, İhale Şartnamesi ve Hisse Devri Sözleşmesi hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının esas bilanço tarihi olan 30.08.2013 tarihinden önce yapılan ödemeyi talep etmesinin haksız ve yersiz olduğunu, bahse konu ödemelerin devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, davacının yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediğini, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 18.6. maddesinde yer alan “Şirket, (...) bu sözleşmeye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti de dahil olmak üzere başkaca bir kamu kurum veya kuruluşundan talepte bulunulamayacağını, (...) ...’tan masraf, zarar veya herhangi bir isim altında hiçbir talepte bulunmayacağını gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız olarak beyan, kabul ve taahhüt eder.” hükmü gereğince davacı şirketin dava konusu ettiği alacaklara ilişkin talepte bulunmayacağını, müvekkil kurumun icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizlerden sorumlu olmadığını, Teftiş Kurulu Başkanlığının raporuna konu dosyaların yalnızca ... Genel Müdürlüğü adına yapılan incelemeler ve soruşturmalar sonucunda hazırlanan müfettiş raporlarında yer alan ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil tanımlaması taşıyan tazminat taleplerine ilişkin olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava dışı ...'ın 25.11.2000 tarihinde babasının çalıştığı işyerinde oynamakta iken iş yerine yakın elektrik tellerine metal sopayı değdirmesi sonucu yaralandığı ve maluliyeti ve kaza nedeniyle Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/118 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, bakiye zararların, ortopedik protezlerin ve psikolojik tedavi giderleri yönünden ise Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/498 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davalarda verilen kesinleşmiş karar uyarınca 28.08.2019 tarihinde İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11400 sayılı takip dosyasına 602.638,19 TL ödeme yapıldığı, davacı yanca Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/498 Esas 2017/541 Karar sayılı ilamına karşı temyiz kanun yoluna başvurulması nedeni ile 28.02.2018 tarihinde 5.248,38 TL temyiz harç ve masrafı ile 10.05.2019 tarihinde 92,50 TL karar düzeltme harcı ödediği dosya içeriğiyle sabit olup, tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne, 466.362,07 TL'nin 461.021,19 TL'sinin 28/08/2019 tarihinden, 5.248,38 TL'sinin 28/02/2018 tarihinden, 92,50 TL'sinin 10/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönem ile davacı tarafından yürütüldüğü dönemlerin belirlenmesinde şirket ana sözleşmelerinin esas alınması gerektiği, mahkemece ise İHDS tarihi esas alınarak karar verildiğini, dayanak davada davacı şirket ile birlikte başka bir şirketin de davalı olarak yer aldığını, icra takibinin her iki borçlu aleyhine yapıldığını, öncelikle davacının diğer şirkete rücu edip etmediğinin araştırılması gerektiğini, dayanak davadaki kusur oranlarının dikkate alınarak yalnızca davacının kusuru oranındaki tutara hükmedilmesi gerektiğini, İHDS hükümleri uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü bulunduğunu, davacının bu yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, dayanak davadaki faiz ve icra giderleri, vekalet ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücu alacağının tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/118 Esas esas 2012/183 karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacılarının ... ve ..., davalılarının ..., ..., ... olup, dava dışı ...'ın 25.11.2000 tarihinde babasının çalıştığı işyerinde oynamakta iken iş yerine yakın elektrik tellerine metal sopayı değdirmesi sonucu yaralandığı ve maluliyeti ve kaza nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasının davanın davalılar ... yönünden açılmamış sayılmasına, davalı ... yönünden yargı yolu bakımından davanın reddine, davalı davalı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekillerinin temyizi üzerine dosyanın Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 19/03/2013 tarih ve 2012/22420 Esas 2013/4595 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği,
Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/498 Esas 2017/541 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısının ..., davalılarının ..., ..., ... ve müşterekleri olup, dava dışı ...'ın 25.11.2000 tarihinde babasının çalıştığı işyerinde oynamakta iken iş yerine yakın elektrik tellerine metal sopayı değdirmesi sonucu yaralanmasından dolayı ortopedik protezlerin ve psikolojik tedavi giderlerinin tahsiline yönelik açılan tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği kararın Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 26/03/2019 tarih ve 2018/3696 Esas 2019/2580 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür.
İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11400 sayılı dosyasının ve davacının sunduğu ödeme belgelerinin incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlularının ... ile ... ve müşterekleri olup Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/498 Esas 2017/541 Karar sayılı ilamının icraya konulması sonucu icra dosyasına 602.638,19 TL ödeme yapıldığı ve ayrıca 28.02.2018 tarihinde 5.248,38 TL temyiz harç ve masrafı ile 10.05.2019 tarihinde 92,50 TL karar düzeltme harcı ödediği anlaşılmıştır.
Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı ...'ın 25.11.2000 tarihinde babasının çalıştığı işyerinde oynamakta iken iş yerine yakın elektrik tellerine metal sopayı değdirmesi sonucu yaralandığı ve maluliyeti ve kaza nedeniyle açılan davalar nedeniyle ödenen tazminat bedelinin kusur oranında rücuen tazmini talebi ile davacı ...A.Ş. aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dava dışı ...'ın mahkeme ilamını ...A.Ş. ve ... ve müşterekleri aleyhine icra takibine koyması sonucu ödediği dosya içeriğiyle sabittir.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedel, temyiz harcı, temyiz masrafı, temyiz karar harcı, onama harcı, bakiye karar harcı olmak üzere ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).
Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilemeyeceğine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesine dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1). b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Davalıdan alınması gerekli olan 31.857,19 TL harçtan peşin alınan 7.964,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.892,89 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/11/2023
Başkan- Üye Üye - Zabıt Katibi
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:12